Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
HÜKÜMET METNİ
ANAYASA KOMİSYONU'NUN KABUL ETTİĞİ METİN
ANAYASA KOMİSYONU'NUN RAPORU

RTÜK YASASI'NDA DEĞİŞİKLİK YAPAN YASA...
Ne öngörüyor?
Mayıs-Haziran 2001 - Mayıs 2002
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu İle Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda 7 Haziran 2001 tarihinde kabul edildi.

4676 sayılı Yasa, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 18 Haziran 2001'de veto edildi.

TBMM Genel Kurulu, 15 Mayıs 2002'de yasayı Cumhurbaşkanı'nın iade ettiği metni aynen kabul etti.

4756 sayılı Yasa, 21 Mayıs'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Cumhurbaşkanı Sezer, aynı gün, Anayasa Mahkemesi'nde yürürlüğün durdurulması ve iptal davası açtı. Sezer, başvurusunda "yasanın basında tekelleşmeye neden olacağını" bildirdi.  
 

Yayınlar Türkçe olacak.
9 kişilik üst kurul üyelerinden 5'i Meclis tarafından belirlenecek. Geri kalan 2’si YÖK’ün göstereceği 4 aday arasından, biri Milli Güvenlik Kurulu’nun göstereceği 2 aday arasından, biri de iki Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Konseyi’nin ortaklaşa göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek. Kurul üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. 
Özel radyo ve televizyon kuruluşları hisseleri nama yazılacak. Yıllık ortalama izleme oranı yüzde 20’yi geçen bir televizyon veya radyo kuruluşunda gerçek veya tüzel kişi veya sermaye grubunun payı yüzde 50’yi geçemeyecek.
Özel radyo ve televizyon sahiplerinin kamu ihalelerine girme ve menkul kıymetler borsalarında işlemde bulunma yasağı kaldırıldı.
Basın yoluyla işlenen suçlardan kuruluşun üst düzey yöneticisiyle birlikte şirketin yönetim kurulu başkanı da sorumlu olacak.
Sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı. İnternet ortamındaki yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili yayınlar, basın yayın yoluyla işlenen suçlarla aynı kapsamda değerlendirilecek.
Frekans planlamasını yapma yetkisi, Telekomünikasyon Kurulu’na devredildi. İhale yapma yetkisi RTÜK’te kaldı.
 

YAYIN ESASLARI

Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasa’nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak, kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılacak.

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamayacak. Yayınlar, toplumu şiddete, ayrımcılığa, düşmanlığa tahrik edici nitelikte olamayacak. Toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı yayın yapılmayacak. Yayınlarla özel hayatın gizliliği ihlal edilemeyecek.

Türk milli eğitiminin genel amaç, temel ilkeleri ve milli kültürün geliştirilmesi doğrultusunda yayın yapılacak. Ayrıca, yayınlarla kişilerin manevi şahsiyetine saldırıda bulunulamayacak. Yayıncılık, haksız bir amaç ve çıkara alet edilmeyecek.

Suçlu olduğu yargı kararıyla kesinleşmeden kimse suçlu ilan edilemeyecek. Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı kalınacak. Siyasi partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanacak. Yayınlarda eser sahiplerinin hakları ihlal edilemeyecek.

Telefonla yarışma yapılamayacak, bunların sonucunda dinleyici ve seyircilere ikramiye verilemeyecek, ikramiye verilmesine aracılık edilemeyecek. Haberde, konu ile ilgisi olmayan görüntüler verilmeyecek, benzer görüntülerin arşiv niteliği belirtilecek.

RTÜK üyelerinin görev süreleri, bu yasaya göre yeni üyelerin atanmalarından itibaren sona erecek. Hükümetin verdiği değişiklik önergesiyle, TRT Genel Müdürü Üst Kurul tarafından belirlenecek adaylar arasından atanacak.

RTÜK ÜYELERİNİN SEÇİMİ

Üst Kurul üyelerinden 5’i, siyasi parti gruplarınca TBMM Başkanlık Divanı oluşumuna göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda TBMM Genel Kurulu’nca seçilecek. Üyelerden 2’si, YÖK Genel Kurulu’nun, elektrik-elektronik, iletişim, kültür ve basın-yayın dallarından göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek. Bir üye, en çok sarı basın kartı sahibi üyesi bulunan iki gazeteciler cemiyeti ile Basın Konseyi’nin ortaklaşa göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulu’nca seçilecek. Üyelerden biri de MGK Genel Sekreterliği’nin göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek. Üst Kurul üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. Üyenin 65 yaşını doldurması halinde görevi sona erecek. Üst Kurul, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun denetimine tabi olacak.

FREKANS TAHSİSİ

Özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretleri Hazine’ye gelir kaydedilecek. Türkiye’de ulusal, bölgesel ve yerel çapta TV kanal ve radyo frekans planları ile radyo ve televizyon yayınlarına esas olan frekans bantları ile ilgili çalışmalar yapma yetkisi Telekomünikasyon Kurumu’na ait olacak. 

RADYO VE TV KURAMAYACAKLAR

Siyasi partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, vakıflar, mahalli idareler ile bunlar tarafından kurulan veya bunların ortak oldukları şirketler, iş ortakları, birlikler ile üretim, yatırım, ihracat, ithalat, pazarlama ve finans kurum ve kuruluşlarına radyo ve televizyon yayın izni verilmeyecek. Bu kuruluşlar, radyo ve televizyon yayın izni almış kuruluşlara ortak olamayacak. Radyo ve televizyon kurma izni anonim şirketlere verilecek.

HİSSELER NAMA YAZILACAK

Özel radyo ve televizyon kuruluşlarının hisseleri nama yazılacak. Yıllık ortalama izlenme veya dinlenme oranı yüzde 20’i geçen bir televizyon veya radyo kuruluşunda gerçek veya tüzel bir kişinin veya sermaye grubunun payı yüzde 50’yi geçemeyecek. Bu oranı geçtiği takdirde hisseleri halka arz ederek yüzde 50’nin altına indirecek. Hisselerin halka arzında Üst Kurul’un da onayı alınacak. 

‘ÖZÜR DİLEME CEZASI’

Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlal eden, yayın ilkelerine ve bu yasada belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarını uyaracak ve aynı yayın kuşağında açıkça özür dilenmesini isteyecek. Üst Kurul’un bu talebine uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde, ihlale konu olan programın yayını bir ila 12 kez durdurulacak. Bu süre içinde programın yapımcısı ve varsa sunucusu hiçbir ad altında başka program yapamayacak.

Yayını durdurulan programın yerine, aynı yayın kuşağında ve reklamsız olarak, Üst Kurulca hazırlattırılacak eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlaki gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı ve çevre eğitimi konularında programlar yayınlanacak.

PARA CEZALARI

Aykırılığın tekrarı durumunda ise ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara ihlalin ağırlığına göre 125 milyar liradan az olmamak üzere 250 milyar liraya kadar, yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara ise kapsadığı yayın alanı itibariyle 5 ila 100 milyar lira arasında idari para cezası uygulanacak. Bu ceza, radyo yayınları için bu miktarların yarısı kadar olacak.

Sayısal ortamda yayın yapan kuruluşlarla kablolu yayın kuruluşlara uygulanacak cezalarda abone sayısı esas alınarak idari para cezası uygulanacak. İhlalin, ihlal tarihinden itibaren bir yıl içinde tekrarı halinde cezalar yüzde 50 oranında artırılacak.

Üst Kurul’dan izin almadan radyo ve tv yayını yapan ya da iznin geçici ya da sürekli iptal edilmesine rağmen yayın yapan kişi ve kuruluşların sahip ve yöneticilerine, fiilleri bir başka suç oluştursa bile, fiilin ağırlığına göre 6 aydan iki yıla kadar hapis cezası ile 1 milyar liradan 100 milyar liraya kadar para cezası verilecek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere yöneltecek şekilde yayın yaptıkları belirlenerek yayınları durdurulan veya yayın izinleri iptal edilen kişiler, bu kuruluşların sahipleri ve yöneticileriyle bu tür yayınlarda görev alanlar cezalandırılacak, ayrıca tüm yayın cihazları müsadere edilecek.

Yayın bantlarını bir yıl süre ile saklamayan ve bu süre içinde Üst Kurul veya Cumhuriyet savcılığınca istenmesine karşın sesli ve görüntülü olarak teslim etmeyen yayın kuruluşlarının sahip ve yöneticileri, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis cezası ve bir milyar liradan 10 milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacak. Ayrıca bu kuruluşun yayını bir aydan üç aya kadar durdurulacak.

YAYINLARIN DENETİMİ

Ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki yayınlar, yayın ilkeleri ve bu yasada belirtilen esaslara uygunluğu yönünden Üst Kurul tarafından izlenip, değerlendirilecek.

Üst Kurulun uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınması İçişleri Bakanlığı’nın görevlendireceği birimlere devredebilecek. Yayın izni isteminde bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve mali yeterlilik şartları ile diğer ön koşullar, Üst Kurul tarafından yönetmeliklerle belirlenecek.

3984 Sayılı Yasa’ya göre RTÜK tarafından yaptırılan ulusal radyo ve televizyon frekans planları, bir hafta içinde Telekomünikasyon Kurumu’na devredilecek. Telekomünikasyon Kurumu, gerekirse planları değiştirebilecek ve dört ay içinde Haberleşme Yüksek Kurulu’na sunacak. Yayın izni isteminde bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve mali yeterlilik şartları ile diğer ön şartlar Üst Kurul tarafından yönetmeliklerle belirlenecek. Yayın iznini alan kuruluşlar bu izni, şebeke ve istasyonlarını devredilebilecekler.

KURULUŞLARA VERİLECEK CEZALAR

Düzeltme ve cevap hakkını yayınlamayan veya geciktiren kuruluşun yayınlarından sorumlu en üst yöneticisi ile kuruluşun sahibi şirketin yönetim kurulu başkanına 30 milyardan 90 milyar liraya kadar ağır para cezası verilecek. Ayrıca kuruluşa, RTÜK tarafından eylemin ağırlığına göre 3 aya kadar gelir getirici yayın yapma yasağı verilebilecek. Bunun ikinci kez tekrarı halinde yayın izni iptal edilebilecek ve en yüksek para cezasına hükmolunacak. Bu cezalar ertelenemeyecek. Gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca genel hükümlere göre ilgili yayın kuruluşuna karşı tazminat davası açma hakkı saklı kalacak.Yayın kuruluşu ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkanı da müştereken ve müteselsilen sorumlu olacak.

Zarar doğurucu fiilin işlenmesinden sonra yayın kuruluşunun devredilmesi, başka bir kuruluşla birleşmesi veya sahibi olan şirketin herhangi bir surette değişmesi halinde yayın kuruluşunu devralan, birleşen veya her ne suretle olursa olsun yayın kuruluşunun sahibi veya hissedarı şirket ve şirketin yönetim kurulu başkanı da bu fiil nedeniyle hükmedilen tazminattan yayın kuruluşu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacak. Tazminat talebinin haklı bulunması halinde tazminat miktarı, 10 milyar liradan az olmamak üzere fiilin ağırlık derecesine göre belirlenecek. 10 milyar liralık alt sınır, her yıl Maliye Bakanlığı’nca ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılacak.

İHALE YASAĞI KALKTI

Yasayla özel radyo ve televizyon sahiplerinin kamu ihalelerine girme ve menkul kıymetler borsalarında işlemde bulunma yasağı da kaldırıldı.

ŞİRKET SAHİBİ DE SORUMLU OLACAK

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa’da değişiklik yapan yasa ile Basın Kanunu’nun bazı maddeleri de değiştirildi. Buna göre, süreli yayınlarla işlenen suçlarda, suçu meydana getiren yazıyı ve haberi yazan, resmi veya karikatürü yapan kişi ve sorumlu müdürün yanı sıra yayının sahibi ile şirket yönetim kurulu başkanı ya da en üst yöneticisi de sorumlu olacak. Ancak sorumlu müdürler için verilen hapis cezası, sürelerine bakılmaksızın para cezasına çevrilecek ve bu cezalar ertelenemeyecek. 

CEVAP VE DÜZELTME HAKKI

Cevap ve düzeltme hakkı ile ilgili yeni hükümler içeren düzenlemeye göre, bir kişi, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi veya kendisi ilgili yalan haber verilmesi, hakaret edilmesi, sövülmesi ya da gerçeğe aykırı haber yayınlanması durumunda iki ay içinde imzasını taşıyan cevap veya düzeltme yazısını, yayının sorumlu müdürüne gönderebilecek.

Sorumlu müdür, bu yazıyı aldığı tarihten itibaren üç gün içinde yayının sahibine durumu bildirecek. Yayınlanmasına karar verildiği takdirde yayının çıkacağı ilk nüshada metni hiçbir değişikliğe uğratmadan yayınlamaya zorunlu olacak.

Yayınlanan cevap ve düzeltmede, yasadaki hükümlere aykırı davrananlara verilen 3-5 milyon lira tutarındaki para cezası 3-5 milyar liraya çıkartıldı. Cevap ve düzeltmenin yayınlanmasına ilişkin hakim kararına karşın yayından kaçınılması durumunda 10-20 milyar liraya kadar para cezası, yayınlanan cevap ve düzeltmenin şartlara uygun olmaması durumunda ise 5-10 milyar lira para cezası verilecek. Hakim kararıyla yeniden yayınlanan cevap veya düzeltmede de yasalara uymayanlar 50-150 milyar lira para cezasına çarptırılacak. Kararın alındığı tarihten itibaren yayından kaçınılan her sayı için günlük süreli yayınlarda 500 milyon lira, diğer yayınlarda 3 milyar lira para cezası verilecek. Suçun aynı yıl içinde tekrar edilmesi durumunda para cezası iki kat arttırılarak uygulanacak.

YAYININ KİMLİĞİ

Yeni düzenlemeyle yayının yayın yeri, yılı, yayıncının ismi ve işyerini yayında göstermeyenlere para cezaları verilmesi de öngörüldü. Buna göre, bu zorunluluğa uymayanlar 10 milyar liradan 50 milyar liraya kadar para cezası ile cezalandırılacak. Bunları gerçeğe aykırı şekilde gösterenler ile sorumluların belirlenmesini veya mahkeme kararlarının uygulanmasını güçleştirecek şekilde değiştirenler, 30 milyar liradan 90 milyar liraya kadar para cezasına mahkum edilecek. Bu para cezaları ertelenemeyecek. Basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin tebligat, ilgilinin yeni adresini bildirmeden eksik veya yanlış bildirerek ayrılması durumunda süreli yayının idare yeri, son sahibi veya sorumlu müdürüne yapılacak. Şahısların ve kurumların ödeyecekleri tazminatlar vergi hesabında gider olarak gösterilemeyecek.

PARA CEZALARI ARTIRILDI

Yeni düzenlemeyle Basın Yasası’nda yer alan para cezaları yeniden düzenlendi. Basın yoluyla işlenen suçlarda uygulanacak en düşük para cezası 10 milyar lira, en yüksek para cezası da 100 milyar lira olarak belirlendi. “Caydırıcılığı sağlamak” amacıyla yapılan bu düzenlemeyle mevcut yasadaki para cezaları en az bin kat oranında arttırıldı. Yasayla öngörülen para cezaları ve tazminatlar, bölgesel yayın yapan kuruluşlarda yarısına kadar, yerel yayın yapan kuruluşlarda üçte birine kadar indirilebilecek.

İNTERNET SUÇLARI

Düzenlemeyle, sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlanıyor. Buna göre, Basın Kanunu’ndaki “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlar” konusundaki hükümleri bilişim teknolojileri ve Internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten yoluyla yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerlerine de uygulanacak.

Bu konudaki önergenin kabul edilmesiyle maddenin kapsamı daraltılarak, elektronik ortamdaki iletilere de Basın Yasası’ndaki cezaların uygulanması engellendi. 

ELEŞTİRİLER

Yasanın TBMM Genel Kurulu'nda görüşme sürecinde, çeşitli kesimlerden tepkiler geldi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Nuri Kayış, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları hakkında değişiklik öngören yasa tasarısını eleştirdi. Kayış, tasarının yasalaşması halinde Türk medyasındaki tekelleşme olgusunun ivme kazanacağını ve medyanın zaman içinde kontrol edilemez bir güç haline dönüşeceğini söyledi. 

Nuri Kayış, yaptığı açıklamada, tasarıda, herhangi bir tüzel ya da gerçek kişiye, bir yayın kuruluşunun tamamına sahip olma imkanı verildiği gibi, birden fazla radyo veya televizyonun sahibi olmanın yolunun da açıldığını belirtti. Kayış, tasarı ile radyo ve televizyon sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engellerin de ortadan kaldırıldığını kaydetti. Böylece, yayın kuruluşlarının bu güçlerini kullanarak devlet ihalelerinde haksız bir rekabete yol açabileceklerini ifade eden Kayış, tasarıyla radyo ve televizyon sahiplerinin borsada işlem yapmalarının da serbest bırakıldığına dikkati çekti. Kayış, tekelleşmenin önlenememesi halinde, Türkiye'deki medya patronlarının, yakında ülkenin kaderi üzerinde çok daha etkin hale gelmeleri ve tümüyle kontrolden çıkmalarının sürpriz olmayacağını belirtti. 

Kayış, tasarıda frekans planlamasının Telekomünikasyon Kurumu, ihalelerin ise RTÜK tarafından yapılmasının öngörüldüğünü belirterek, ihale aşamasına gelinmişken neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunun anlaşılmaz olduğunu söyledi. 

Sonuç olarak bu yeni değişikliğin kanal ve frekans ihalelerini yapılamaz hale getireceğini ve bu yüzden devletin yüzlerce trilyon lira gelir kaybına uğrayacağını belirten Kayış, planlama yetkisinin Telekomünikasyon Kurumu'na verilmesinin 7 yıldır yapılamayan frekans ihalelerinin bir 7 yıl daha yapılamayışı sonucunu doğuracağını savundu. Kayış, tasarıyla televizyon kuruluşlarına getirilen para cezalarını da çok ağır olduğunu belirterek, "Anadolu'da yüzlerce televizyonun çok zor koşullar altında yayın faaliyetlerini sürdürdükleri göz önüne alındığında birçok yayın kuruluşunun alacağı ilk para cezasını takiben yayın hayatından ayrılmak zorunda olacağından endişe edilmektedir. Bu da Türk yayıncılığında tekelleşmenin artması gibi ciddi bir sakınca yaratacaktır" diye konuştu.

Türkiye'de internetin öncülerinden Doç. Dr. Mustafa Akgül, yeni RTÜK yasa taslağında internetin "sadece" yeni bir medya olarak tanımladığını, bu bakışın yasalaşması halinde çok daha geniş kapsama alanı olan bu sistemin önemli darbe yiyeceğini söyledi. 

Yeni RTÜK yasası üzerinde Meclis'te çalışmaların yoğunlaştığı son günlerde, internetin Türkiye'deki öncülerinden Bilkent Öğretim Üyesi ve internetle ilgili resmi ya da sivil neredeyse tüm örgütlenmelerin yönetiminde yer alan Doç. Dr. Mustafa Akgül de yeni yasaya karşı bir kampanya başlattı.

Milletvekillerine açık mektup niteliğinde ve e-mail yoluyla çok sayıda okuyucuya ulaşan kampanya metninde vurucu ifadelere yer veren Akgül, taslağın bu haliyle geçmesinin Türkiye'de İnternetin gelişmesine ciddi darbe vuracağı uyarısında bulunuyor. Taslağın İnternet hizmetlerinin yurt dışına kaçacağını ve insanların açık kimlikleri ile haberleşmekten kaçınmasına yol açacağını öne süren Akgül, şikayet konusu olan yalan haber, hareket ve SPAM gibi konuların azalacağının da garantisi olamayacağını belirtiyor. 

İnternet Sadece Medya Değildir!

Doç. Dr. Mustafa Akgül'ün hazırladığı açık mektubun bir bölümü şöyle:

RTÜK değişikliği İnterneti bir "medya" olarak algılamaktan ve rahatsızlık yaratan bazı uygulamalara duyulan tepkiden kaynaklanmaktadır. İnterneti sadece medya olarak algılamak, bana körlerin fili tanımlamasını hatırlatmaktadır. Medya internetin tek bir boyutudur. İnternet her yurttaşın kendi gazete, radyo ve hatta televizyonu yayınlayabildiği bir medya ortamı dışında, bir öğrenme ortamı, bir ticaret ortamı, bir eğlence ortamı, bir toplumsal denetim ve yönetime katılma ortamı, çalışma, iş yapma, tanıtım ortamı, kısaca yaşamın her boyutuna gittikçe artan bir şekilde giren bir teknoloji, kültür, ortam ve insan ve nesne topluluğudur."

Yeni Düzenleme Cezai Boyuttadır

İnternet Üst Kurul Üyesi Akgül'ün metni şöyle devam ediyor:

İnternet devrimsel bir gelişmeyi temsil etmektedir. Sanayi devriminin ne kadar sancılı olduğunu bir hatırlayın. İnternet, fikri haklar, bireysel haklar, vergi, gümrük, kimlik tespiti, işlem kaydı gibi pek çok konuda cözümü pek kolay olmayan sorunlar ortaya çıkarmış, tabir caizse, Pandoranin Kutusunu açmıştır. Tüm dünya bu sorunlarin üzerine, dikkatli, yavaş ve katılımcı bir şekilde gidiyor. Kimse, aceleyle alınmış karar nedeniyle, internetdeki gelişmeyi durdurma riskini almak istemiyor.

Türkiye'de interneti geliştirmek için ulusal bir bakış açısı, ulusal politikalar, mekanizmlar, örgütlenme, eylem planı ve projeler yok maalesef. Hukumet ve parlamentodan bu konuda girisim beklerken, internete cezai boyutta bir düzenleme gelmesi büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü yarattı hepimizde.

Tasarı bu haliyle geçerse, matbaada olduğu gibi "pire için yorgan yakan" konumuna düşebiliriz. Düzenlemenin çok hızlı bir şekilde, üniversiteler, internet kurulu ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmadan yapılması da çok üzücü. " 

Mustafa Akgül'ün metni şu çağrı ile sona eriyor:

"Türkiye internetin gelişmesi için yapılması yıllardır beklenen yasal düzenlemeler var: Tüketici hakları, sayısal imza, noterlik, vs gibi. Tüm bunları bir plan dahilinde katılımcı bir şekilde elbirliği ile hazırlayalım. Gelin interneti Türkiye'nin dünya ile bütünleşmesi, gelişmesi, rekabet gücü kazanması, demokrasisini gelişmesi için stratejilerin temeli yapalım. Gelin Türkiye internetini beraberce büyütelim. İnternet yaşamdır!"

(Eleştiri bölümünde yer alan haberler TRT.NET'ten alınmıştır.)

 



(27 MAYIS 2001 - 7 HAZİRAN 2001 - 21 MAYIS 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş