Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
KONUŞMA METNİ
KONUŞMA METNİ (İngilizce)
3. YASAMA YILI KONUŞMASI (1.10.2000)

SEZER'İN TBMM'NİN YASAMA YILINI AÇIŞ KONUŞMASI
Konuşmadan başlıklar... 
1 Ekim 2001
TBMM'nin 21. Dönem 4. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Meclis Genel Kurulu'na hitaben yaptığı konuşmayla açıldı.
Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmasından başlıklar...
(1 Ekim 2001)

Amerika Birleşik Devletleri'nde meydana gelen ve çok sayıda masum insanın ölümüne yol açan insanlık dışı terörist saldırıları en güçlü biçimde kınamaktayız. Bu zor günlerinde dostumuz ve müttefikimiz Amerikan halkının yanında yer aldığımızı bir kez daha vurgulamak isterim. Terörden çok çekmiş bir ülke olarak Türkiye, Amerikan halkının acısını yürekten paylaşmaktadır. 

Türkiye bir dönüm noktasına gelmiştir. Son bir yılda yaşadığımız sorunlar, vardığımız bu dönüm noktasında zaman yitirmeden kimi köklü kararlar almak zorunda olduğumuzu göstermiştir. 

Anayasamızın değiştirilmesine yönelik olarak Yüce Meclisimizce sürdürülen çalışmanın, tüm siyasal partilerimizin yapıcı katkılarıyla ilerlemekte olması memnunluk vericidir. 

Türkiye’nin demokratik gelişimi ve hukuk düzeni, dinamik bir evrim sürecine girmiştir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve Atatürk’ün geleceğe bakışını doğrulayan bir aşama olarak değerlendirilmektedir.

Saydam bir Devlet yönetimine kavuşabilmek için yasama dokunulmazlığı ile Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında soruşturmayı düzenleyen kuralların yeniden ele alınması yararlı olacaktır. 

Yasama sorumsuzluğu dışındaki etkinlikleri nedeniyle haklarında suçlama bulunan milletvekillerinin yargılanabilmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek olmamalıdır. 

Anayasamızın yanısıra, temel yasalarda da günün koşullarına uygun değişikliklerin yapılması gereklidir. Siyasi Partiler ve Seçim yasaları bunların başında gelmektedir. 

TBMM üye sayısının, 1982 Anayasası’nın ilk biçiminde olduğu gibi 400’e indirilerek çalışmalarına etkinlik kazandırılabileceğini düşünüyorum. 

Türkiye artık insan hakları alanında köklü adımlar atmak, bu konudaki olumsuz uygulamalara son vererek insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak zorundadır.

Basın-yayın tekelinin oluşmasına karşı gerçek sınırlamalar koymak, bu kesimin çoğulcu özelliğini koruyucu önlemler almak devlete düşen bir ödevdir. Bağımsız ve yansız yayıncılığın sürdürülebilmesi için alınacak önlemler de bu ödev kapsamına girmektedir. 

Temel ereğimiz, ülkenin kalkınma ve gelişmesine koşut olarak, Türk insanının, çağdaş dünyanın evrensel değerlerinin yaşama yön verdiği bir toplumsal düzende, geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak atılımları yapmak olmalıdır. 

Türkiye son bir yıldır güç bir dönemden geçmektedir. Ekonomik etkinliklerimizde ve gayrisafi milli hasılamızda görülen daralma kaygı vericidir. Bu daralma eğiliminin, Hükümetimizin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin desteğinde almakta olduğu önlemlerle tersine döndürüleceğine inanmaktayız. 

Türk ekonomisinin geleneksel temel direkleri olan tarım ile kamu kesiminin ekonomideki rolünü ve etkinliğini yeni bir gözle değerlendirmemizin de gerekli olduğuna inanıyorum. 

Son yıllarda açıkça tartışılmaya başlanan ve yönetimin saydamlaşmasını engelleyen ihale sistemimizin de bir an önce Avrupa Birliği ölçütlerine uygun bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.

Yolsuzluklarla savaşım ve yönetimde saydamlığın sağlanması konusunda toplumumuzun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden beklentisi yüksektir. 

Sosyal devlet, bireyi ekonomik yaşama yenik düşürmeyen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlettir. 

Siyasal, ekonomik ve yönetsel alanlarda kapsamlı bir dönüşümü öngören Ulusal Programın zamanında ve kararlılıkla uygulanması, Türkiye’nin Avrupa’yla bütünleşmesini ve uluslararası konumunu güçlendirmesini sağlayacaktır.

Avrupa Birliği üyeliği, Cumhuriyetimizin kurucu felsefesine ve dayandığı değerler sistemine uygundur. 

Türkiye Cumhuriyeti, benimsediği değerlerle kesin seçimini çağdaş uygarlık doğrultusunda yapmıştır. Şimdi, bu seçimin doğal gereklerini bir an önce yaşama geçirmeliyiz. 

Türkiye’nin çevresinde "dostluk ve işbirliği kuşağı" oluşturmaya yönelik olarak komşularımızla ilişkilerimizde atmakta olduğumuz somut adımlar sevindiricidir. 

Türk-Yunan ilişkilerinde, geçen yıl kazanılan ivmenin korunmasını diliyoruz.

Türkiye, Kıbrıs'ta, adanın gerçeklerini ve iki eşit devletin varlığını gözönünde bulunduracak kalıcı bir çözüm yönünde atılan adımları ve bu bağlamda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyiniyet görevini desteklemektedir. 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek yanlı olarak Avrupa Birliği’ne tam üye olması Kıbrıs sorununun çözümünü zora sokacak ve Doğu Akdeniz’de dengeleri bozacaktır.

Terörizmin sonuçlarını kendi deneyimleriyle en iyi bilen ülkelerden biri olarak Türkiye, terörizme karşı uluslararası işbirliğinin ve dayanışmanın zorunlu olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. 

Yetkin bireyler yetiştirebilmenin yolu, düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğünden geçmektedir.

8 yıllık zorunlu eğitimde bugün ulaşılan nokta sevindiricidir. Artık ereğimiz 11 yıllık zorunlu eğitim olmalıdır.

Kamuoyunun görüş ve düşüncelerini dikkate almayan rejimlerin varlığını sürdürmesi olanaksızdır.

TBMM yasama görevinin yanı sıra yürütmeyi denetleme görevini de titizlikle yerine getirmelidir.

KONUŞMA METNİ

(1 EKİM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.