Cumhurbaşkanı
Sezer'in konuşmasından başlıklar...
(1 Ekim 2003)
Ülkemizin çağdaş dünyayla bütünleşme yolunda gerçekleştirdiği yapısal
dönüşümlerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlanması, demokratikleşme
ve Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde bizlere güç vermektedir.
Bu konuda ilerlemeyi ödün vermeksizin sürdürmeli ve gerekli
uygulamaları hızla yaşama geçirmeye özen göstermeliyiz.
AB ile uyum sürecini kısa sürede tamamlayabilmek, benzeri dönüşüm uygulamalarının kararlı biçimde sürdürülmesine bağlıdır
Meclisimizin ve hükümetimizin bu süreçteki etkinliği övgüye değerdir.
Siyasal, yönetsel ve yargısal reformların önümüzdeki dönemde sürdürüleceğine inanıyoruz.
Toplumumuzun gelişmiş ülkelerin gönenç düzeyine ulaşması için gerekli
adımlar atılırken, hoşgörü, yardımlaşma, birlik ve dayanışma gibi
toplumsal ve kültürel niteliklerimizin korunmasına da önem verilmelidir.
Etnik ya da dinsel kaynaklı ayrışmaya ya da bölgesel farklılıklar
üzerinde birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya yönelik hareketlere ödün
verilmemelidir.
Medyanın belli kişi ya da grupların elinde toplanmamasına önem verilmelidir.
Tekelleşen medya, bir yandan ekonomik alanda haksızlık yaratabilecek bir güce ulaşırken, öte yandan haber
alma özgürlüğünü kısıtlayabilecek, medya gücünün çıkar amaçlı kullanılmasına hizmet edebilecektir.
Basın çalışanlarının statüleri yasal güvenceye bağlanmalıdır.
Kamu görevlilerinin siyasallaştırılmamasında kamu yararı vardır.
Ekonomideki olumlu gelişmelerin süreklilik kazanması için, ekonomik programın uygulanma kararlılığı sürdürülmelidir.
İşsizlik sorununa çözüm getirecek önlemlerin bir an önce yaşama geçirilmesi toplumsal barışın da güvencesi olacaktır.
Yolsuzlukları önleme konusunda yetersiz kalınması, yurttaşların
umutsuzluğa kapılmasına, devletin temel kurumlarının güven kaybına uğramasına, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve işleyişine olan inancın
sarsılmasına yol açmaktadır.
Yolsuzlukla savaşımda başarılı olabilmenin önemli koşullarından biri
de, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıdır.
Ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyine erişebilmesi ve tam anlamıyla
bağımsız olabilmesi için, ekonomiye büyük önem verilmesi zorunludur.
Bölgemizde barış ve istikrarı tehdit eden, başta etnik ve dinsel
kökenli çatışmalar olmak üzere, güvenlik konusunda yaşanan belirsizlikler, dış politika alanında çok dikkatli olmamız gerektiğini göstermektedir.
Türkiye ve ABD arasındaki ortaklık, ikili ilişkiler için olduğu kadar bölge için de vazgeçilmez öneme sahiptir.
Bu işbirliğini, önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin çevresindeki geniş
bölgenin istikrar ve gönencine katkıda bulunacak biçimde derinleştirerek sürdürmek istiyoruz.
Yunanistan ile aramızdaki sorunların ortak rızaya dayanacak hiçbir
barışçı çözüm yöntemi dışlanmadan, diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyoruz.
KKTC'nin varlığı göz ardı edilerek Ada'da kalıcı bir çözüme
ulaşılmasının olanaksızlığını gelişmeler göstermiştir.
Irak'a olası asker gönderilmesi konusunda karar alınırken, ulusal
çıkarlarımızın öncelikle gözönünde bulundurulması ve ülkemizin
bölgesindeki konumu ile tarihsel bağlarını da dikkate alacak kapsamlı bir değerlendirme
yapılması gerekliliği açıktır.
TSK'nın yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisi, TBMM'ye verilmiş 'münhasır'
bir yetkidir. Bu nedenle, uluslararası hukuka uygunluk koşulunun gerçekleşip
gerçekleşmediğinin doğrudan TBMM'ce saptanması ve gerekli iznin
verilip verilmeyeceğine ilişkin kararın yine TBMM'ce oluşturulması
anayasa kuralı gereğidir.
Gelecekte Irak'ın nasıl biçimleneceği, ülkenin istikrara kavuşması,
müttefiklerine oranla Türkiye'yi çok daha yakından ilgilendirmektedir.
Yasalaşma süreci, üniversitelerin konumuna yaraşır biçimde,
siyasal alandan önce akademik alanda başlatılmalı ve konunun toplum
yönünden taşıdığı önem gözetilerek, yeterince tartışıldıktan sonra
siyasal alana aktarılmalıdır.
Bugün, gelişmiş ülkelerde zorunlu eğitim 11 ila 13 yıldır. Türkiye'de
de 12 yıla çıkarılması doğrultusunda gerekli çalışmalar bir an önce
tamamlanmalıdır.
Türkiye'yi, Cumhuriyet'in 100. Kuruluş Yıldönümünde; çağdaş,
demokratik, laik, bilgi çağını yakalamış, mutlu ve gönençli bir ülke
olarak gelecek kuşaklara bırakmak, tarihsel sorumluluğumuzdur.
Sezer, Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. Yıldönümü olan 2023 yılına
kadar tamamlanması gereken temel erekleri şöyle sıraladı:
- "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği gerçekleştirilmelidir"
- "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücü artırılmalıdır"
- "Bilgi toplumu düzeyine mutlaka ulaşılmalıdır"
- "Medyanın çoğulculuğunu koruyucu önlemler alınmalıdır"
- "Kamu yönetimi ve yerel yönetimler, çağdaş ve etkin bir yapıya kavuşturulmalıdır"
- "Kadının toplum içindeki konumu yükseltilmelidir"
- "Bölücü ve gerici tehdidin siyasallaşarak gelişmesi önlenmelidir"
- "Siyasal partiler ve seçim yasalarını çağdaş demokratik yapıya
kavuşturacak, yurttaşları etkin katılımcılar konumuna getirecek
değişiklikler ivedilikle gerçekleştirilmelidir"
|