Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
GENEL GEREKÇE
ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARI (23.2.2001)
GEREKÇELİ KARAR (23.11.2001)
İPTAL EDİLEN MADDELER
KOMİSYON RAPORLARI
KOMİSYON GÖRÜŞMELERİ

İŞSİZLİK SİGORTASI YASASI'NA İPTAL DAVALARI...
Fazilet Partisi'nin Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusu metni... (2)
4 Kasım 1999
 
 
20) 4447 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi de, tıpkı 17 nci maddesi gibi, Anayasa'ya aykırıdır.
      4447 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle, 2925 sayılı Kanun'a "GEÇİCİ MADDE 2.-" eklenmiştir.
      Söz konusu madde, aynen şöyledir:
 MADDE 22.- 2925 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
 GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
 A) 13 yıl ve daha fazla sigortalı bulunanlar en az 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş ve en az 3600 gün prim ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
 B) a) Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla 13 yıldan az olanlar kadın ise 41, erkek ise 45 yaşını doldurmuş olmaları,
 b) Sigortalılık süresi 11 (dahil) yıldan fazla 12 yıldan az olanlar kadın ise 43, erkek ise 46 yaşını doldurmuş olmaları,
 c) Sigortalılık süresi 10 (dahil) yıldan fazla 11 yıldan az olanlar kadın ise 45, erkek ise 48 yaşını doldurmuş olmaları,
 d) Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla 10 yıldan az olanlar kadın ise 47, erkek ise 50 yaşını doldurmuş olmaları,
 e) Sigortalılık süresi 8 (dahil) yıldan fazla 9 yıldan az olanlar kadın ise 48, erkek ise 51 yaşını doldurmuş olmaları,
 f) Sigortalılık süresi 7 (dahil) yıldan fazla 8 yıldan az olanlar kadın ise 49, erkek ise 52 yaşını doldurmuş olmaları,
 g) Sigortalılık süresi 6 (dahil) yıldan fazla 7 yıldan az olanlar kadın ise 50, erkek ise 53 yaşını doldurmuş olmaları,
 h) Sigortalılık süresi 5 (dahil) yıldan fazla 6 yıldan az olanlar kadın ise 51, erkek ise 54 yaşını doldurmuş olmaları,
 i) Sigortalılık süresi 5 yıldan az olanlar kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını doldurmuş olmaları,
 Ve en az 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödeme şartlarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
      Yukarıda, 17 nci madde için belirtilen gerekçeler 22 nci madde için de geçerlidir.

    21) 4447 sayılı Kanun'un, "fıkra" ile "paragraf" ve "bent"i birbirine katıp karıştıran 23 üncü maddesi, kanun yapma tekniğinden tamamen uzak olduğu gibi "Sosyal Hukuk Devleti" anlayışına da aykırıdır.
 Madde aynen şöyledir:

 MADDE 23.- 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 39 uncu maddesinin (b) fıkrasının birinci paragrafı, (c, ç ve d) fıkraları ile (k) fıkrasından sonra gelen birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiş ve son iki paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.
 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine,
 c) İştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince haklarında yaş haddi hükümleri uygulanacak olanlar kurumlarınca re'sen veya (61) yaşını doldurduklarında istekleri üzerine,
 ç) 87 nci maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında gösterilenlerden 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine,
 d) 88 inci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilmemiş olanların (61) yaşını doldurmalarında istekleri üzerine ve (b) fıkrasındaki durumda iseler re'sen,
 Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç)(d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.
 (b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.
     Görüldüğü gibi 23 üncü madde, kazanılmış haklara dokunarak Sosyal Hukuk Devleti ilkesini ihlal etmekte, Anayasa'nın 2 nci ve 60 ıncı maddelerine aykırı düşmektedir. Bu aykırılık, söz konusu maddenin son fıkrasında daha da somutlaşmaktadır. Anılan fıkraya göre:
     (b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere ancak yarısı indirilebilecektir. Üstelik, indirilen bu süre hiçbir şekilde üç yıldan fazla olamayacaktır.
     Başka bir deyişle yirmi yıl toprak altında maden çıkartma işlerinde çalışan bir işçinin, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesine göre iktisap ettiği on yıllık fiili hizmet zammının ancak ve ancak üç yılı yaş haddinden indirilecektir. Böyle bir uygulamanın ise Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırı olacağı gayet açıktır.

    22) 4447 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi emekli, adi malûllük, vazife malûllüğü ile dul ve yetim aylıklarının hesaplanma usullerini değiştirmiş, kanuni kesin ölçülerin yerine piyasa şartlarına (TÜFE'ye) dayanan yönetsel keyfi ölçüler koymuştur.
     Yeni düzenleme, hak sahiplerinin aleyhine olup Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.

    23) 4447 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi de Anayasa'nın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
     Söz konusu madde aynen şöyledir:

     MADDE 25.- 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, aynı maddenin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
     Kullanılması resmi sağlık kurulu raporu ile gerekli görülen protez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin %10'u hak sahipleri tarafından ödenir. Ancak ödenecek miktar bu Kanunun ek 19 uncu maddesindeki aylıklardan fazla olamaz (bu Kanunun 64 üncü maddesinin ve 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.)
     Özel kanunları gereğince sağlık yardımından faydalananlar ile Sandıktan emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı alanların diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevlerde çalışan veya bu kuruluşlardan aylık alan eşleri ve Sandıktan dul aylığı alanlardan diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevde çalışan veya bu kuruluşlardan yaşlılık veya malûllük aylığı alanlar bu madde hükmünden yararlanamazlar. İsteğe bağlı sağlık sigortasından yararlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
     Görüldüğü gibi 25 inci madde, 5434 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine 4 üncü fıkra alarak eklediği hüküm ile "kullanılması, hem de resmi sağlık kurulu raporu ile gerekli görülen protez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin %10'unun hak sahipleri tarafından ödenmesi mecburiyetini" getiriyor.
     Bu durumda, eğer hak sahiplerinin ödeme güçleri yoksa, söz konusu sağlık hizmetlerinden istifade etmeleri imkansız hale gelecektir.
     Böyle bir uygulamanın ise Anayasa'nın 2., 5., 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırı olacağı gayet açıktır.
     25 inci madde ile, 5434 sayılı Kanunun 139 uncu maddesinin 8 inci fıkrasında yapılan değişiklik ise bir hakkın gaspı mahiyetindedir.
     Bir kimsenin, prim ödeyip şartlarını yerine getirerek üyesi olduğu bir kurumun sağlık hizmetlerinden -kanunla- mahrum edilmesini hukuk tasvip edemez.
     Gerçekten mensubu bulunduğu kuruma karşı tüm sorumluluklarını yerine getiren bir kimsenin, sırf başka bir kurumu da üye olması sebebiyle bir takım haklardan yoksun bırakılması hakkaniyet ve eşitlik prensiplerine, nimet-külfet dengesine ve Anayasa'nın ruhuna ters düşer.

    24) 4447 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi Anayasa'nın 2 nci maddesine, Sosyal Hukuk Devleti ilkesine, evrensel hukukun kazanılmış haklara saygı kuralına aykırıdır.
     26 ncı madde ile 5434 sayılı Kanun'a biri geçici 205, diğeri ise geçici 206 ncı madde olmak üzere, iki geçici madde eklenmiştir. Bunların her ikisi de Anayasa'ya aykırıdır.

     A) Geçici madde 205 aynen şöyledir:

 GEÇİCİ MADDE 205.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
 Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
 a) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını,
 b) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 3 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 41, erkek ise 45 yaşını,
 c) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 4 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 43, erkek ise 46 yaşını,
 d) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 5 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 45, erkek ise 48 yaşını,
 e) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 6 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 47, erkek ise 50 yaşını,
 f) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 7 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 48, erkek ise 51 yaşını,
 g) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 8 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 49, erkek ise 52 yaşını,
 h) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 9 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 50, erkek ise 53 yaşını,
 i) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 51, erkek ise 54 yaşını,
 j) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını,
 Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.

 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.
 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (e) ve (f) fıkraları kapsamına girenlere 25 fiili hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanır.

     4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle getirilen "GEÇİCİ MADDE 81" için belirtilen gerekçeler, aynı Kanun'un 26 ncı maddesiyle getirilen "GEÇİCİ MADDE 205" için de aynen geçerlidir.
     Ayrıca, yukarıda, 23 üncü madde ile 5434 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesine eklenen;
 "(b) ve (c) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden: eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir."
 fıkra için belirtilen gerekçeler, "GEÇİCİ MADDE 205"in 2 nci fıkrası, yani;
     32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.
hükmü için de aynen geçerlidir. Yani 4447 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce, 5434 sayılı Kanun'un kapsamına girip de bu (5434 sayılı) Kanun'un 32 nci maddesine göre fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu (geçici 205 inci) maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin, eskiden olduğu gibi tamamının indirilmesi gerekir. Hukuk Devleti ve Devlete güven ilkesi, indirimin böyle yapılmasını gerektirir.
     Öte yandan Geçici madde 205'in son fıkrası da "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.

     B) 26 ncı madde ile getirilen "GEÇİCİ MADDE 206"da Anayasa'nın 2 nci maddesine, Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
     Madde aynen şöyledir:

 "GEÇİCİ MADDE 206.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiili hizmet süreleri 8 yıl ve daha fazla olan iştirakçiler, 61 yaşını doldurmaları nedeniyle istekleri üzerine veya kurumlarınca yaş haddinden re'sen emekliye ayrıldıklarında, fiili hizmet süreleri 10 yılı doldurmuş olmak şartıyla emekli aylığına hak kazanırlar."
     Bu (4447 sayılı) Kanun'un yürürlüğe girdiği (8.9.1999) tarihte fiili hizmet süreleri 8 yıldan az olanlar (mesela hizmet süreleri 7 yıl, 11 ay 29 gün olanlar, GEÇİCİ MADDE 206'nın hükmünden istifade edemiyeceklerdir.
     Bunlar, 26 ncı madde ile getirilen Geçici 205 inci maddenin (j) bendine veya 5434 sayılı Kanun'un değişik 39 uncu maddesinin (c) bendine tabi olacaklardır.
     Ancak birçok memurun, her iki durumda da, yani anılan (c) ve (j) bentlerine göre emekli olabilmeleri imkansız hale gelmiştir.

     Şöyle ki:
     Bugün Ülkemizde, bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olduktan sonra, Devletin kanunlarına uygun olarak, başka bir sosyal güvenlik kurumu nezdinde çalışmaya başlayan binlerce vatandaşımız vardır.
     Ek-1'de sunulan belge bu durumu açıkça somutlaştırmaktadır.(Ek-1).
     Ek-1'deki yazının muhatabı, Emekli Sandığı'na bağlı olarak çalışmaya başladığı anda 53 yaşındadır. Belgede de belirtildiği gibi o vatandaşımız, o gün mer'i olan Kanunlara göre 10 yıl çalışıp 5434 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin (c) bendine göre emekli olabilecekti.
     4447 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin (c) bendindeki 10 yıllık süre 15 yıla çıkarılmıştır. Söz konusu vatandaşımızın 15 yılını tamamlayabilmesi için 68 yaşına kadar çalışması gerekmektedir. Bu ise hukuken mümkün değildir. Çünkü kanunlarımıza göre bir memurun 65 yaşından sonra görevine devam etmesi mümkün değildir.
     Kısaca 4447 sayılı Kanundan önce mevcut olan bir hak, Kanun'dan sonra ortadan kalkmıştır.
     Öte yandan 65 yaşına kadar çalışsalar dahi emeklilikleri imkansız hale gelen iştirakçilerin, keseneklerinin iadesi de mümkün değildir. Çünkü 5434 sayılı Kanun'un 88'inci maddesine göre,
 "hizmet süreleri 10 yıl ve daha fazla bulunanların ayrılışlarında kesenekleri geri verilmez."

    25) 4447 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi Anayasa'nın 2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
     Anılan madde şöyledir:

 MADDE 27.- 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 30 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
 "Malûllük Aylığının Hesaplanması
 MADDE 30.- Malûllük aylığı, sigortalının sigortalılık süresi içinde prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının %65'idir. Başka Birinin sürekli bakımına muhtaç malûl sigortalıya %75 oranında malûllük aylığı bağlanır.
 Birinci fıkraya göre bağlanan malûllük aylığı, ayrıca, gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay bir önceki aya göre, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar artırılır."
     Görüldüğü gibi 4447 sayılı Kanun'un 27 nci maddesiyle 1479 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi değiştirilmiş: 1479 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi değiştirilmiş: 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların malûllük aylıklarının taban ve tavanları yeniden belirlenmiş, eskiden %70 olan taban %65'e indirilmiş, yine eskiden % 80 olan tavan %75'e düşürülmüştür.
     Böylece halen çalışmakta olan sigortalılar hak kaybına uğrayacaklardır.
     Ayrıca, malûllük aylıkları da, sigortalıların aleyhine olmak üzere, kanuni kesin ölçüler bir yana bırakılarak TÜFE esasına dayanan yönetsel keyfi ölçülere göre hesaplanacaktır.

      26) 4447 sayılı Kanun'un 28'inci maddesi, sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanabilme şartlarını ağırlaştırdığı için, Anayasa'nın 2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
       Söz konusu madde şöyledir:

MADDE 28.- 1479 sayılı Kanunun 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Yaşlılık Aylığından Yararlanma Koşulları
MADDE 35.- Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının;
 a) Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması,
 b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması,
 Şarttır.
 Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl pim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.


    27) 4447 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi de Anayasa'nın 2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
     Bilindiği gibi anılan (29 uncu) madde; 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesini değiştirmiş, yaşlılık alığının hesaplanmasını sigortalının aleyhine olarak yeni kriterlere bağlamıştır.
     Söz konusu madde şöyledir:

 MADDE 29.- 1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
   "Yaşlılık Aylığının Hesaplanması
    Madde 36.- Yaşlılık aylığı, sigortalının, sigortalılık süresi içinde aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamanın aylık bağlama oranı ile çarpılması suretiyle hesaplanır.
    Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5, takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.
    Birinci ve ikinci fıkralara göre hesaplanan yaşlılık aylığı, ayrıca, gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay için, Devlet İstatistik enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar artırılır.
    Bu Kanuna göre bağlanan yaşlılık, malûllük ve ölüm aylıkları, her ay bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar artırılır."
     4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle getirilen "GEÇİCİ MADDE 82" için ve 19 uncu madde ile 2925 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde yapılan değişiklik için beyan edilen iptal gerekçeleri, 29 uncu madde ile değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi için de aynen geçerlidir.
     O maddeler için de geçerli olmak üzere ilaveten belirtmek gerekir ki söz konusu maddeler, aynı zamanda Anayasa'nın 10 uncu maddesine, kanun karşısında eşitlik kuralına da aykırıdır.

     Şöyle ki:
     Gün ay ve yılların ekonomik ve hukuki değerleri eşit olduğu halde yaşlılık aylığının hesaplanmasında bu zaman birimlerine keyfi bir biçimde farklı değerler izafe edilmiştir.
     Nitekim Kanun'a göre:
    "Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5, takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır."
     Sigortalının artan oranda ödediği ilave sürelerin yaşlılık aylığının hesabında düşük oranlarda etkili olması eşitlik ve adalet ilkesine ters düşmektedir.

    28) 4447 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesiyle, 1479 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde yapılan değişiklikler de, sigortalının ölümü halinde, hak sahiplerine ödenecek aylığın hesaplanmasını aleyhe etkilediği için Anayasa'nın 2 nci, 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.

    29) 4447 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi Anayasa'nın "Sosyal Devlet İlkesi" ile 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
     Anılan 35 inci madde şöyledir:

 MADDE 35.- 1479 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
 Sağlık Sigortasından Faydalanma Şartları
 Ek Madde 12.- Bu Kanuna göre ilk defa veya yeniden sigortalı olanlar ile sağlık sigortası kapsamından çıktıktan sonra yeniden sağlık sigortası kapsamına girmek isteyenlerin sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için, en az sekiz ay sağlık sigortası primi ödemiş olmaları ve sağlık karnesi talep ettikleri tarihte, prim ve gecikme zammı borçlarının bulunmaması şarttır.
     Görüldüğü gibi 1479 sayılı Kanun kapsamındaki bir sigortalının sağlık yardımlarından faydalanabilmesi için;
 - En az sekiz ay sağlık sigortası primi ödemiş olması ve
 - Sağlık karnesi talep ettiği tarihte prim ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır.
     Bu şartları genel olarak Anayasa'mızın ruhu ile, özel olarak ise Anayasa'nın 56 ncı maddesiyle bağdaştırmak mümkün değildir.

    30) Kanun'un 36 ncı maddesi, Anayasa'nın 2., 5., 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
     4447 Sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değiştirilen, 1479 sayılı Kanun'un Ek 13 üncü maddesine göre:

     "Ayakta yapılan tedavilerde poliklinik muayene ücretinin ve verilen ilaç bedellerinin %20'si sigortalı ve hak sahipleri, %10'u aylık alanlar ve hak sahipleri tarafından karşılanır. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu verilecek olanlar hariç, protez, araç ve gereç bedellerinin %20'si sigortalı ve hak sahipleri, %10'u ise aylık alanlar ve hak sahipleri tarafından karşılanır. Ancak, katkı payı tutarı sigortalılarda birinci gelir basamağının birbuçuk katını, aylık alanlarda ise birinci gelir basamağının %65'ini geçemez.
     Ağız protezleri hariç, sigortalının bu Kanuna tabi sigortalılığının başladığı tarihten önce, sigortalı ve hak sahiplerinde mevcut olduğu tespit edilen hastalık ve arızalardan dolayı bedeli Kurumca karşılanacak olan ortez ve protezler ek 18 inci maddeye göre hazırlanacak yönetmelikte belirlenir."
     Dava konusu (4447 sayılı) Kanun'un, 3. ve 4. maddeleri için belirtilen iptal gerekçeleri işbu 36 ncı madde için de geçerlidir.
     Ayrıca 4447 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle, 1479 sayılı Kanun'un Ek 13 üncü maddesine eklenen son fıkradaki "Bu Kanuna" ifadesinin Kanun tekniğinden ne kadar uzak olduğunun, ancak 4447 sayılı Kanun'un ne kadar özensiz hazırlandığını göstermesi bakımından anlamlı bulunduğunun belirtilmesi gerekir.

    31) 4447 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi, Anayasa'nın "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.
     Söz konusu madde aynen şöyledir:

 MADDE 38.- 1479 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
    "Sosyal Güvenlik Destek Primi
    EK MADDE 20.- Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil %10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.
    Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi, gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar 53 üncü maddeye göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Birikmiş sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi halinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarının %25'ini geçemez.
    Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen primler 39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle ilgili olarak 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz."
     Tekrardan kaçınmak için kaydedelim ki 4447 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi için belirtilen iptal gerekçeleri 38 inci madde için de aynen geçerlidir.

    32) 4447 sayılı Kanun'un 39'uncu maddesiyle, 1479 sayılı Kanun'a eklenen "GEÇİCİ MADDE 10.-" da, halen çalışmakta olan sigortalıların müktesep haklarını ihlal ettiği için Anayasa'nın 2 nci maddesinde ifadesini bulan "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.
     Söz konusu "GEÇİCİ MADDE 10" şöyledir:

 "GEÇİCİ MADDE 10.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklıdır.
 Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle, kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına;
 a) 2 tam yıldan fazla, 3 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 41, erkeklere 45 yaşını,
 b) 3 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 43, erkeklere 46 yaşını,
 c) 4 tam yıldan fazla, 5 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 45, erkeklere 48 yaşını,
 d) 5 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 47, erkeklere 50 yaşını,
 e) 6 tam yıldan fazla, 7 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 48, erkeklere 51 yaşını,
 f) 7 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 49, erkeklere 52 yaşını,
 g) 8 tam yıldan fazla, 9 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 50, erkeklere 53 yaşını,
 h) 9 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara 51, erkeklere 54 yaşını,
 i) 10 yıldan fazla kalan, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
 doldurmaları, kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödemeleri şartıyla ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.
 Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren,
 a) 2 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 51, erkeklere 56 yaşını.
 b) 4 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
 c) 6 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 53, erkeklere 57 yaşını,
 d) 8 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 54, erkeklere 57 yaşını,
 e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara 56, erkeklere 58 yaşını,
 Doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır."
     4447 sayılı Kanun'un 17., 22. ve 26. maddeleri için belirtilen iptal gerekçeleri 39. madde ile getirilen GEÇİCİ MADDE 10 için de geçerlidir. O münasebetle söz konusu gerekçeler burada tekrar edilmemiştir.

    33) 39 uncu madde ile getirilen "GEÇİCİ MADDE 11" de Anayasa'nın 2 nci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır. Çünkü Devlet hem bizzat kendisinin koyduğu kuraldan caymış, böylece Hukuk Devleti ilkesini ihlal etmiş, hem de kazanılmış sosyal haklara zarar vermek suretiyle Anayasa'nın ruhuna ve 60 ıncı maddesine aykırı davranmıştır.
     Geçici 11 inci madde incelendiği zaman bu aykırılıklar hemen fark edilecektir.
     Geçici 11 inci madde aynen şöyledir:

     "GEÇİCİ MADDE 11.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bağlanan malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıkları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen son aylık tutarlar esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 36 ncı maddenin son fıkrası hükmüne göre artırılarak ödenir.
     Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
     a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile
     b) Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı,
     Toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, bu Kanunun 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre artırılır.
     İkinci fıkraya göre bağlanacak aylık, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz.
     Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlara bağlanacak malûllük ve ölüm aylıkları, sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra sigortalılık süresinin bulunması halinde, bu süreler esas alınarak hesaplanır."
     34) 4447 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesiyle getirilen GEÇİCİ MADDE 12'nin ikinci fıkrası da Anayasa'nın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır. Çünkü anılan fıkra, gelir basamaklarının hesaplanmasında, 4447 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce sigortalanmış bulunan üyelerin aleyhine alarak yeni esasların dikkate alınmasını öngörmektedir.
     Geçici 12 nci madde şöyledir:
 GEÇİCİ MADDE 12.- Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra primlerin ve aylıkların hesaplanmasına esas gelir tablosunun 50 nci maddeye göre belirlenmesine kadar, Kanunun yayımı tarihinden önceki hükümlere göre belirlenecek olan yirmidört basamaklı gösterge tablosunun uygulanmasına devam edilir.
 "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 50 nci maddeye göre belirlenmesi gereken gelir basamaklarının hesaplanmasında yukarıdaki fıkra gereğince uygulanan gelir basamakları esas alınır."
     35) 4447 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi de Anayasa'nın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
     Anılan (40 ıncı) madde ile 2926 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi değiştirilmiş; yaşlılık aylığından yararlanma şartları ağırlaştırılmıştır.
     Söz konusu (17 nci) madde şöyledir:
Yaşlılık Aylığından Yararlanma Şartları:
Madde 17.- Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının;
a) Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması,
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması,
Şarttır.
Kadın ise 60, erek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl prim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.
     36) 4447 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi de Anayasa'ypa aykırıdır. Çünkü Sosyal Hukuk Devleti ilkesini ihlal etmiştir. Zira 41 inci madde, 2926 sayılı Kanun'un 31 inci maddesini değiştirmiş, daha önce %15 olan prim oranını -sigortalılar aleyhine olmak üzere- %20'ye çıkarmıştır:
    "Bu Kanuna göre ödenecek malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, sigortalının seçtiği veya intibak ettirildiği gelir basamağının %20'sidir."

    37) 4447 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi, aynı Kanun'un 17., 22., 26 ncı ve 39 uncu maddelerinin iptali için belirtilen sebeplerden dolayı Anayasa'ya aykırıdır.

    38) 4447 sayılı Kanun'un 56 maddesi;

     A) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda;
     B) 2925 sayılı Kanun'da;
     C) 5434 sayılı Kanun'da;
     D) 1479 sayılı Kanun'da;
     E) 2926 sayılı Kanun'da;
 yer alan birtakım ifade ve rakamları değiştirerek, halen çalışmakta olan üyelerin durumlarını ağırlaştırıp hak kaybına sebep olduğu için Sosyal Hukuk Devleti ilkesine; Anayasa'nın 2 nci maddesine açıkça aykırıdır.

    II. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI SEBEPLERİ: 4447 sayılı Kanun'un "İŞSİZLİK SİGORTASI" bölümü dışında kalan kısmı, bütünüyle Anayasa'ya açıkça aykırıdır: Bunların mutlaka iptal edilmeleri gerekir.
     Ancak söz konusu Kanun'un öyle maddeleri var ki, açıkça Anayasa'yı ihlal etmekle kalmıyor, fakat aynı zamanda sigortalıların sağlığını yani hayat hakkını tehdit etmektedir. 4447 sayılı Kanun'un,  3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı maddeleri bu mahiyette: sigortalının hayat hakkını tehdit eden maddelerdir.

     Tekraren de olsa, vurgulamak için belirtelim ki:

    1) 4447 sayılı Kanun'un 3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı maddeleri, yukarıda "İptal Sebepleri" bölümünde belirtildiği gibi Anayasaya açıkça aykırıdır.
    2) Söz konusu (3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı) maddeler hakkında yürürlüğün durdurulması kararı verilmesi halinde mevzuatımızda herhangi bir boşluk meydana gelmeyecektir.

     Çünkü:
    a) Burada zikredilen beş maddenin beşi de sigortalıların sağlık hizmet, araç ve gereçlerinden yararlanmalarını düzenleyen maddelerdir.
    b) Anayasamızda sağlık hakkı ile ilgili yeterince somut maddeler vardır. 4447 sayılı Kanun'dan önce olduğu gibi yine Anayasa'nın sağlıkla ilgili maddelerinin -doğrudan doğruya- uygulanmasına devam edilecektir.
    c) Nitekim, bu zamana kadar hiç ihtiyaç duyulmamış olmalı ki haklarında yürürlüğü durdurulması talep edilen maddelerin önemli bir kısmı yeni ihdas edilmiştir.

    III. SONUÇ: 08.09.1999 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun'un, baştan beri açıkladığımız sebeplerden dolayı açıkça hukuka aykırı olan;

 1) Parantez içindeki uzun adı ile,

 2) 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 12., 13., 15., 16., 17., 18., 19., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 35., 36., 38., 39., 40., 41., 44'üncü ve 56'ncı maddeleri;
 hakkında iptal; ayrıca ve acilen;

 3) 3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı maddeleri hakkında yürürlüğün durdurulması kararı verilmesini saygılarımla arz ederim.26.10.1999
 

Mehmet Recai KUTAN
Anamuhalefet Partisi (Fazilet Partisi)
TBMM Grup Başkanı
EKLERİ  :
1. T.C. Emekli Sandığı tarafından bir (mağdur)
vatandaşa verilen 31.07.1998 tarihli belge.
2. Fazilet Partisi Grup (Yetki) kararı.
Önceki sayfa  

(11 KASIM 1999)  (1 ARALIK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.