20) 4447 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi de, tıpkı
17 nci maddesi gibi, Anayasa'ya aykırıdır.
4447 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle,
2925 sayılı Kanun'a "GEÇİCİ MADDE 2.-" eklenmiştir.
Söz konusu madde, aynen şöyledir:
MADDE 22.- 2925 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici
madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
A) 13 yıl ve daha fazla sigortalı bulunanlar en az 15 yıllık
sigortalılık süresini doldurmuş ve en az 3600 gün prim ödemiş bulunmaları
şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
B) a) Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla 13 yıldan
az olanlar kadın ise 41, erkek ise 45 yaşını doldurmuş olmaları,
b) Sigortalılık süresi 11 (dahil) yıldan fazla 12 yıldan az
olanlar kadın ise 43, erkek ise 46 yaşını doldurmuş olmaları,
c) Sigortalılık süresi 10 (dahil) yıldan fazla 11 yıldan az
olanlar kadın ise 45, erkek ise 48 yaşını doldurmuş olmaları,
d) Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla 10 yıldan az
olanlar kadın ise 47, erkek ise 50 yaşını doldurmuş olmaları,
e) Sigortalılık süresi 8 (dahil) yıldan fazla 9 yıldan az
olanlar kadın ise 48, erkek ise 51 yaşını doldurmuş olmaları,
f) Sigortalılık süresi 7 (dahil) yıldan fazla 8 yıldan az
olanlar kadın ise 49, erkek ise 52 yaşını doldurmuş olmaları,
g) Sigortalılık süresi 6 (dahil) yıldan fazla 7 yıldan az
olanlar kadın ise 50, erkek ise 53 yaşını doldurmuş olmaları,
h) Sigortalılık süresi 5 (dahil) yıldan fazla 6 yıldan az
olanlar kadın ise 51, erkek ise 54 yaşını doldurmuş olmaları,
i) Sigortalılık süresi 5 yıldan az olanlar kadın ise 52, erkek
ise 56 yaşını doldurmuş olmaları,
Ve en az 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödeme
şartlarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
Yukarıda, 17 nci madde için belirtilen gerekçeler
22 nci madde için de geçerlidir.
21) 4447 sayılı Kanun'un, "fıkra"
ile "paragraf" ve
"bent"i birbirine katıp karıştıran 23 üncü
maddesi, kanun yapma tekniğinden tamamen uzak olduğu gibi "Sosyal Hukuk
Devleti" anlayışına da aykırıdır.
Madde aynen şöyledir:
MADDE 23.- 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 39 uncu maddesinin (b) fıkrasının
birinci paragrafı, (c, ç ve d) fıkraları ile (k) fıkrasından sonra gelen
birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve son iki paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.
25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise
58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine,
c) İştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince haklarında yaş
haddi hükümleri uygulanacak olanlar kurumlarınca re'sen veya (61) yaşını
doldurduklarında istekleri üzerine,
ç) 87 nci maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında
gösterilenlerden 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın
ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine,
d) 88 inci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilmemiş
olanların (61) yaşını doldurmalarında istekleri üzerine ve (b) fıkrasındaki
durumda iseler re'sen,
Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında
yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f)
fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b)
fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk
edilenler hariç)(d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan
emekli aylığı bağlanmaz.
(b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince
fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden; eklenilen bu
sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.
Görüldüğü gibi 23 üncü madde, kazanılmış haklara
dokunarak Sosyal Hukuk Devleti
ilkesini ihlal etmekte, Anayasa'nın
2 nci ve 60 ıncı maddelerine aykırı düşmektedir. Bu aykırılık, söz konusu
maddenin son fıkrasında daha da somutlaşmaktadır. Anılan fıkraya göre:
(b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32
nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden;
eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere ancak yarısı
indirilebilecektir. Üstelik, indirilen bu süre hiçbir şekilde üç yıldan
fazla olamayacaktır.
Başka bir deyişle yirmi yıl toprak altında
maden çıkartma işlerinde çalışan bir işçinin, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci
maddesine göre iktisap ettiği on yıllık fiili hizmet zammının ancak ve
ancak üç yılı yaş haddinden indirilecektir. Böyle bir uygulamanın ise Sosyal
Hukuk Devleti ilkesine aykırı olacağı gayet açıktır.
22) 4447 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi emekli,
adi malûllük, vazife malûllüğü ile dul ve yetim aylıklarının hesaplanma
usullerini değiştirmiş, kanuni kesin ölçülerin yerine piyasa şartlarına
(TÜFE'ye) dayanan yönetsel keyfi ölçüler koymuştur.
Yeni düzenleme, hak sahiplerinin aleyhine
olup Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
23) 4447 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi de
Anayasa'nın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
Söz konusu madde aynen şöyledir:
MADDE 25.- 5434 sayılı Kanunun
Geçici 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki
fıkra eklenmiş, aynı maddenin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Kullanılması resmi sağlık kurulu raporu
ile gerekli görülen protez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin %10'u
hak sahipleri tarafından ödenir. Ancak ödenecek miktar bu Kanunun ek 19
uncu maddesindeki aylıklardan fazla olamaz (bu Kanunun 64 üncü maddesinin
ve 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması
Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.)
Özel kanunları gereğince sağlık yardımından
faydalananlar ile Sandıktan emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü
aylığı alanların diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevlerde çalışan
veya bu kuruluşlardan aylık alan eşleri ve Sandıktan dul aylığı alanlardan
diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevde çalışan veya bu kuruluşlardan
yaşlılık veya malûllük aylığı alanlar bu madde hükmünden yararlanamazlar.
İsteğe bağlı sağlık sigortasından yararlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
Görüldüğü gibi 25 inci madde, 5434 sayılı Kanun'un
139 uncu maddesine 4 üncü fıkra alarak eklediği hüküm ile "kullanılması,
hem de resmi sağlık kurulu raporu ile gerekli görülen protez, ortez ve
tıbbi araç ve gereç bedellerinin %10'unun hak sahipleri tarafından ödenmesi
mecburiyetini" getiriyor.
Bu durumda, eğer hak sahiplerinin ödeme güçleri
yoksa, söz konusu sağlık hizmetlerinden istifade etmeleri imkansız hale
gelecektir.
Böyle bir uygulamanın ise Anayasa'nın 2.,
5., 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırı olacağı gayet açıktır.
25 inci madde ile, 5434 sayılı Kanunun 139
uncu maddesinin 8 inci fıkrasında yapılan değişiklik ise bir hakkın
gaspı mahiyetindedir.
Bir kimsenin, prim ödeyip şartlarını yerine
getirerek üyesi olduğu bir kurumun sağlık hizmetlerinden -kanunla- mahrum
edilmesini hukuk tasvip edemez.
Gerçekten mensubu bulunduğu kuruma karşı tüm
sorumluluklarını yerine getiren bir kimsenin, sırf başka bir kurumu da
üye olması sebebiyle bir takım haklardan yoksun bırakılması hakkaniyet
ve eşitlik prensiplerine, nimet-külfet dengesine ve Anayasa'nın
ruhuna ters düşer.
24) 4447 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi Anayasa'nın
2 nci maddesine, Sosyal Hukuk Devleti ilkesine, evrensel hukukun kazanılmış
haklara saygı kuralına aykırıdır.
26 ncı madde ile 5434 sayılı Kanun'a biri
geçici 205, diğeri ise geçici 206 ncı madde olmak üzere, iki geçici madde
eklenmiştir. Bunların her ikisi de Anayasa'ya aykırıdır.
A) Geçici madde 205 aynen şöyledir:
GEÇİCİ MADDE 205.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet
yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
a) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını,
b) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 3 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 41, erkek ise 45 yaşını,
c) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 4 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 43, erkek ise 46 yaşını,
d) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 5 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 45, erkek ise 48 yaşını,
e) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 6 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 47, erkek ise 50 yaşını,
f) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 7 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 48, erkek ise 51 yaşını,
g) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 8 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 49, erkek ise 52 yaşını,
h) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 9 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 50, erkek ise 53 yaşını,
i) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 51, erkek ise 54 yaşını,
j) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 yıldan az kalan
iştirakçilerden kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını,
Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin
25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli
aylığı bağlanır.
32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların
bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok
olmamak üzere yarısı indirilir.
5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (e) ve (f) fıkraları
kapsamına girenlere 25 fiili hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları
halinde emekli aylığı bağlanır.
4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle getirilen
"GEÇİCİ MADDE 81" için belirtilen gerekçeler, aynı Kanun'un 26 ncı
maddesiyle getirilen "GEÇİCİ MADDE 205" için de aynen geçerlidir.
Ayrıca, yukarıda, 23 üncü madde ile 5434 sayılı
Kanun'un 39 uncu maddesine eklenen;
"(b) ve (c) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince
fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden: eklenilen bu
sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir."
fıkra için belirtilen gerekçeler, "GEÇİCİ MADDE 205"in 2 nci
fıkrası, yani;
32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine
zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin
üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.
hükmü için de aynen geçerlidir. Yani 4447 sayılı Kanun'un yürürlüğe
girmesinden önce, 5434 sayılı Kanun'un kapsamına girip de bu (5434 sayılı)
Kanun'un 32 nci maddesine göre fiili hizmet sürelerine zam yapılanların
bu (geçici 205 inci) maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin,
eskiden olduğu gibi tamamının indirilmesi gerekir. Hukuk Devleti ve Devlete
güven ilkesi, indirimin böyle yapılmasını gerektirir.
Öte yandan Geçici madde 205'in son fıkrası
da "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.
B) 26 ncı madde ile getirilen "GEÇİCİ MADDE
206"da Anayasa'nın 2 nci maddesine, Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
Madde aynen şöyledir:
"GEÇİCİ MADDE 206.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte
fiili hizmet süreleri 8 yıl ve daha fazla olan iştirakçiler, 61 yaşını
doldurmaları nedeniyle istekleri üzerine veya kurumlarınca yaş haddinden
re'sen emekliye ayrıldıklarında, fiili hizmet süreleri 10 yılı doldurmuş
olmak şartıyla emekli aylığına hak kazanırlar."
Bu (4447 sayılı) Kanun'un yürürlüğe girdiği (8.9.1999)
tarihte fiili hizmet süreleri 8 yıldan az olanlar (mesela hizmet süreleri
7 yıl, 11 ay 29 gün olanlar, GEÇİCİ MADDE 206'nın hükmünden istifade edemiyeceklerdir.
Bunlar, 26 ncı madde ile getirilen Geçici
205 inci maddenin (j) bendine veya 5434 sayılı Kanun'un değişik 39 uncu
maddesinin (c) bendine tabi olacaklardır.
Ancak birçok memurun, her iki durumda da,
yani anılan (c) ve (j) bentlerine göre emekli olabilmeleri imkansız hale
gelmiştir.
Şöyle ki:
Bugün Ülkemizde, bir sosyal güvenlik kurumundan
emekli olduktan sonra, Devletin kanunlarına uygun olarak, başka bir sosyal
güvenlik kurumu nezdinde çalışmaya başlayan binlerce vatandaşımız vardır.
Ek-1'de sunulan belge bu durumu açıkça somutlaştırmaktadır.(Ek-1).
Ek-1'deki yazının muhatabı, Emekli Sandığı'na
bağlı olarak çalışmaya başladığı anda 53 yaşındadır. Belgede de belirtildiği
gibi o vatandaşımız, o gün mer'i olan Kanunlara göre 10 yıl çalışıp 5434
sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin (c) bendine göre emekli olabilecekti.
4447 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun'un
39 uncu maddesinin (c) bendindeki 10 yıllık süre 15 yıla çıkarılmıştır.
Söz konusu vatandaşımızın 15 yılını tamamlayabilmesi için 68 yaşına kadar
çalışması gerekmektedir. Bu ise hukuken mümkün değildir. Çünkü kanunlarımıza
göre bir memurun 65 yaşından sonra görevine devam etmesi mümkün değildir.
Kısaca 4447 sayılı Kanundan önce mevcut olan
bir hak, Kanun'dan sonra ortadan kalkmıştır.
Öte yandan 65 yaşına kadar çalışsalar dahi
emeklilikleri imkansız hale gelen iştirakçilerin, keseneklerinin iadesi
de mümkün değildir. Çünkü 5434 sayılı Kanun'un 88'inci maddesine göre,
"hizmet süreleri 10 yıl ve daha fazla bulunanların ayrılışlarında
kesenekleri geri verilmez."
25) 4447 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi Anayasa'nın
2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
Anılan madde şöyledir:
MADDE 27.- 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf
ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
30 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Malûllük Aylığının Hesaplanması
MADDE 30.- Malûllük aylığı, sigortalının sigortalılık süresi
içinde prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme
süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan
gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının %65'idir.
Başka Birinin sürekli bakımına muhtaç malûl sigortalıya %75 oranında malûllük
aylığı bağlanır.
Birinci fıkraya göre bağlanan malûllük aylığı, ayrıca, gelir
tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında
geçen her ay bir önceki aya göre, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından
açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki
değişim oranları kadar artırılır."
Görüldüğü gibi 4447 sayılı Kanun'un 27 nci maddesiyle
1479 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi değiştirilmiş: 1479 sayılı Kanun'un
30 uncu maddesi değiştirilmiş: 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların
malûllük aylıklarının taban ve tavanları yeniden belirlenmiş, eskiden %70
olan taban %65'e indirilmiş, yine eskiden % 80 olan tavan %75'e düşürülmüştür.
Böylece halen çalışmakta olan sigortalılar
hak kaybına uğrayacaklardır.
Ayrıca, malûllük aylıkları da, sigortalıların
aleyhine olmak üzere, kanuni kesin ölçüler bir yana bırakılarak TÜFE esasına
dayanan yönetsel keyfi ölçülere göre hesaplanacaktır.
26) 4447 sayılı Kanun'un 28'inci
maddesi, sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanabilme şartlarını ağırlaştırdığı
için, Anayasa'nın 2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
Söz konusu madde şöyledir:
MADDE 28.- 1479 sayılı Kanunun 35 inci maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Yaşlılık Aylığından Yararlanma Koşulları
MADDE 35.- Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının;
a) Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim
ve her türlü borçlarını ödemiş olması,
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl
sigorta primi ödemiş olması,
Şarttır.
Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam
yıl pim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.
27) 4447 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi
de Anayasa'nın 2., 5 inci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
Bilindiği gibi anılan (29 uncu) madde; 1479
sayılı Kanun'un 36 ncı maddesini
değiştirmiş, yaşlılık alığının
hesaplanmasını sigortalının aleyhine olarak yeni kriterlere bağlamıştır.
Söz konusu madde şöyledir:
MADDE 29.- 1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"Yaşlılık Aylığının Hesaplanması
Madde 36.- Yaşlılık aylığı, sigortalının, sigortalılık
süresi içinde aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki
prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte
bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamanın aylık
bağlama oranı ile çarpılması suretiyle hesaplanır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık
süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5, takip eden onbeş tam
yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için
%1,5 oranlarının toplamıdır.
Birinci ve ikinci fıkralara göre hesaplanan yaşlılık
aylığı, ayrıca, gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık
başlangıç tarihi arasında geçen her ay için, Devlet İstatistik enstitüsü
tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları
indeksindeki değişim oranları kadar artırılır.
Bu Kanuna göre bağlanan yaşlılık, malûllük ve
ölüm aylıkları, her ay bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü
tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları
indeksindeki değişim oranları kadar artırılır."
4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle getirilen
"GEÇİCİ MADDE 82" için ve 19 uncu madde ile 2925 sayılı Kanun'un
21 inci maddesinde yapılan değişiklik için beyan edilen iptal gerekçeleri,
29 uncu madde ile değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi için
de aynen geçerlidir.
O maddeler için de geçerli olmak üzere ilaveten
belirtmek gerekir ki söz konusu maddeler, aynı zamanda Anayasa'nın 10 uncu
maddesine, kanun karşısında eşitlik kuralına da aykırıdır.
Şöyle ki:
Gün ay ve yılların ekonomik ve hukuki değerleri
eşit olduğu halde yaşlılık aylığının hesaplanmasında bu zaman birimlerine
keyfi bir biçimde farklı değerler izafe edilmiştir.
Nitekim Kanun'a göre:
"Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık
süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5, takip eden onbeş tam
yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için
%1,5 oranlarının toplamıdır."
Sigortalının artan oranda ödediği ilave sürelerin
yaşlılık aylığının hesabında düşük oranlarda etkili olması eşitlik ve adalet
ilkesine ters düşmektedir.
28) 4447 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesiyle,
1479 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde yapılan değişiklikler de,
sigortalının ölümü halinde, hak sahiplerine ödenecek aylığın hesaplanmasını
aleyhe etkilediği için Anayasa'nın 2 nci, 5 inci ve 60 ıncı maddelerine
aykırıdır.
29) 4447 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi Anayasa'nın
"Sosyal Devlet İlkesi" ile 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
Anılan 35 inci madde şöyledir:
MADDE 35.- 1479 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Sağlık Sigortasından Faydalanma Şartları
Ek Madde 12.- Bu Kanuna göre ilk defa veya yeniden sigortalı
olanlar ile sağlık sigortası kapsamından çıktıktan sonra yeniden sağlık
sigortası kapsamına girmek isteyenlerin sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri
için, en az sekiz ay sağlık sigortası primi ödemiş olmaları ve sağlık karnesi
talep ettikleri tarihte, prim ve gecikme zammı borçlarının bulunmaması
şarttır.
Görüldüğü gibi 1479 sayılı Kanun kapsamındaki
bir sigortalının sağlık yardımlarından faydalanabilmesi için;
- En az sekiz ay sağlık sigortası primi ödemiş olması ve
- Sağlık karnesi talep ettiği tarihte prim ve gecikme zammı
borcunun bulunmaması şarttır.
Bu şartları genel olarak Anayasa'mızın ruhu
ile, özel olarak ise Anayasa'nın 56 ncı maddesiyle bağdaştırmak mümkün
değildir.
30)
Kanun'un 36 ncı maddesi, Anayasa'nın 2.,
5., 56 ncı ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır.
4447 Sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değiştirilen,
1479 sayılı Kanun'un Ek 13 üncü maddesine göre:
"Ayakta yapılan tedavilerde poliklinik
muayene ücretinin ve verilen ilaç bedellerinin %20'si sigortalı ve hak
sahipleri, %10'u aylık alanlar ve hak sahipleri tarafından karşılanır.
İş kazası ve meslek hastalığı sonucu verilecek olanlar hariç, protez, araç
ve gereç bedellerinin %20'si sigortalı ve hak sahipleri, %10'u ise aylık
alanlar ve hak sahipleri tarafından karşılanır. Ancak, katkı payı tutarı
sigortalılarda birinci gelir basamağının birbuçuk katını, aylık alanlarda
ise birinci gelir basamağının %65'ini geçemez.
Ağız protezleri hariç, sigortalının bu
Kanuna tabi sigortalılığının başladığı tarihten önce, sigortalı ve hak
sahiplerinde mevcut olduğu tespit edilen hastalık ve arızalardan dolayı
bedeli Kurumca karşılanacak olan ortez ve protezler ek 18 inci maddeye
göre hazırlanacak yönetmelikte belirlenir."
Dava konusu (4447 sayılı) Kanun'un, 3. ve 4. maddeleri
için belirtilen iptal gerekçeleri işbu 36 ncı madde için de geçerlidir.
Ayrıca 4447 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle,
1479 sayılı Kanun'un Ek 13 üncü maddesine eklenen son fıkradaki "Bu Kanuna"
ifadesinin Kanun tekniğinden ne kadar uzak olduğunun, ancak 4447 sayılı
Kanun'un ne kadar özensiz hazırlandığını göstermesi bakımından anlamlı
bulunduğunun belirtilmesi gerekir.
31) 4447 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi,
Anayasa'nın "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.
Söz konusu madde aynen şöyledir:
MADDE 38.- 1479 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde
eklenmiştir.
"Sosyal Güvenlik Destek Primi
EK MADDE 20.- Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı
bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına
devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım
zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar
çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının
sona erdiği ay dahil %10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.
Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından sosyal
güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya
başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren
üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde
Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi,
gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar
53 üncü maddeye göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
Birikmiş sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi
halinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarının %25'ini geçemez.
Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler,
bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen primler
39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle
ilgili olarak 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri
uygulanmaz."
Tekrardan kaçınmak için kaydedelim ki 4447 sayılı
Kanun'un 8 inci maddesi için belirtilen iptal gerekçeleri 38 inci madde
için de aynen geçerlidir.
32) 4447 sayılı Kanun'un 39'uncu maddesiyle,
1479 sayılı Kanun'a eklenen "GEÇİCİ MADDE 10.-" da, halen çalışmakta
olan sigortalıların müktesep haklarını ihlal ettiği için Anayasa'nın 2
nci maddesinde ifadesini bulan "Sosyal Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.
Söz konusu "GEÇİCİ MADDE 10" şöyledir:
"GEÇİCİ MADDE 10.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi
takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık
bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların
tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklıdır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan,
bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle, kadın
ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına;
a) 2 tam yıldan fazla, 3 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
41, erkeklere 45 yaşını,
b) 3 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
43, erkeklere 46 yaşını,
c) 4 tam yıldan fazla, 5 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
45, erkeklere 48 yaşını,
d) 5 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
47, erkeklere 50 yaşını,
e) 6 tam yıldan fazla, 7 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
48, erkeklere 51 yaşını,
f) 7 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
49, erkeklere 52 yaşını,
g) 8 tam yıldan fazla, 9 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
50, erkeklere 53 yaşını,
h) 9 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az kalan, kadınlara
51, erkeklere 54 yaşını,
i) 10 yıldan fazla kalan, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
doldurmaları, kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödemeleri
şartıyla ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.
Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan,
15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma
koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren,
a) 2 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az süre içinde
yerine getiren, kadınlara 51, erkeklere 56 yaşını.
b) 4 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az süre içinde
yerine getiren, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını,
c) 6 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az süre içinde
yerine getiren, kadınlara 53, erkeklere 57 yaşını,
d) 8 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az süre içinde
yerine getiren, kadınlara 54, erkeklere 57 yaşını,
e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara
56, erkeklere 58 yaşını,
Doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı
bağlanır."
4447 sayılı Kanun'un 17., 22. ve 26. maddeleri
için belirtilen iptal gerekçeleri 39. madde ile getirilen GEÇİCİ MADDE
10 için de geçerlidir. O münasebetle söz konusu gerekçeler burada tekrar
edilmemiştir.
33) 39 uncu madde ile getirilen "GEÇİCİ MADDE
11" de Anayasa'nın 2 nci ve 60 ıncı maddelerine aykırıdır. Çünkü Devlet
hem bizzat kendisinin koyduğu kuraldan caymış, böylece Hukuk Devleti ilkesini
ihlal etmiş, hem de kazanılmış sosyal haklara zarar vermek suretiyle Anayasa'nın
ruhuna ve 60 ıncı maddesine aykırı davranmıştır.
Geçici 11 inci madde incelendiği zaman bu
aykırılıklar hemen fark edilecektir.
Geçici 11 inci madde aynen şöyledir:
"GEÇİCİ MADDE 11.- Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce bağlanan malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıkları, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen son aylık tutarlar esas
alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 36 ncı maddenin son fıkrası
hükmüne göre artırılarak ödenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce
sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki
toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden
önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan
gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki
hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe
kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı
olarak hesaplanan tutarı ile
b) Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi
ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir
basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak,
aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden
hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam
sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanunun 36 ncı maddesinin
ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan
aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin
toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı,
Toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık,
bu Kanunun 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre artırılır.
İkinci fıkraya göre bağlanacak aylık, sigortalının
aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu
Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu
Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının,
bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim
yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından
açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki
değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz.
Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı
olanlara bağlanacak malûllük ve ölüm aylıkları, sigortalının bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra sigortalılık süresinin bulunması halinde,
bu süreler esas alınarak hesaplanır."
34) 4447 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesiyle
getirilen GEÇİCİ MADDE 12'nin ikinci fıkrası da Anayasa'nın Sosyal
Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır. Çünkü anılan fıkra, gelir basamaklarının
hesaplanmasında, 4447 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce sigortalanmış
bulunan üyelerin aleyhine alarak yeni esasların dikkate alınmasını öngörmektedir.
Geçici 12 nci madde şöyledir:
GEÇİCİ MADDE 12.- Bu Kanunun yürürlük tarihinden
sonra primlerin ve aylıkların hesaplanmasına esas gelir tablosunun 50 nci
maddeye göre belirlenmesine kadar, Kanunun yayımı tarihinden önceki hükümlere
göre belirlenecek olan yirmidört basamaklı gösterge tablosunun uygulanmasına
devam edilir.
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 50 nci maddeye
göre belirlenmesi gereken gelir basamaklarının hesaplanmasında yukarıdaki
fıkra gereğince uygulanan gelir basamakları esas alınır."
35) 4447 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi
de Anayasa'nın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır.
Anılan (40 ıncı) madde ile 2926 sayılı Kanun'un
17 nci maddesi değiştirilmiş; yaşlılık aylığından yararlanma şartları ağırlaştırılmıştır.
Söz konusu (17 nci) madde şöyledir:
Yaşlılık Aylığından Yararlanma Şartları:
Madde 17.- Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının;
a) Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her
türlü borçlarını ödemiş olması,
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta
primi ödemiş olması,
Şarttır.
Kadın ise 60, erek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl prim
ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.
36) 4447 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi
de Anayasa'ypa aykırıdır. Çünkü Sosyal Hukuk Devleti ilkesini ihlal etmiştir.
Zira 41 inci madde, 2926 sayılı Kanun'un 31 inci maddesini değiştirmiş,
daha önce %15 olan prim oranını -sigortalılar aleyhine olmak üzere- %20'ye
çıkarmıştır:
"Bu Kanuna göre ödenecek malûllük, yaşlılık ve
ölüm sigortası primi, sigortalının seçtiği veya intibak ettirildiği gelir
basamağının %20'sidir."
37) 4447 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi,
aynı Kanun'un 17., 22., 26 ncı ve 39 uncu maddelerinin iptali için belirtilen
sebeplerden dolayı Anayasa'ya aykırıdır.
38) 4447 sayılı Kanun'un 56 maddesi;
A) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda;
B) 2925 sayılı Kanun'da;
C) 5434 sayılı Kanun'da;
D) 1479 sayılı Kanun'da;
E) 2926 sayılı Kanun'da;
yer alan birtakım ifade ve rakamları değiştirerek, halen çalışmakta
olan üyelerin durumlarını ağırlaştırıp hak kaybına sebep olduğu için Sosyal
Hukuk Devleti ilkesine; Anayasa'nın 2 nci maddesine açıkça aykırıdır.
II. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI SEBEPLERİ: 4447
sayılı Kanun'un "İŞSİZLİK SİGORTASI" bölümü dışında kalan kısmı, bütünüyle
Anayasa'ya açıkça aykırıdır: Bunların mutlaka iptal edilmeleri gerekir.
Ancak söz konusu Kanun'un öyle maddeleri var
ki, açıkça Anayasa'yı ihlal etmekle kalmıyor, fakat aynı zamanda sigortalıların
sağlığını yani hayat hakkını tehdit etmektedir. 4447 sayılı Kanun'un,
3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı maddeleri bu mahiyette: sigortalının hayat
hakkını tehdit eden maddelerdir.
Tekraren de olsa, vurgulamak için belirtelim
ki:
1) 4447 sayılı Kanun'un 3., 4., 15., 25'inci
ve 36'ncı maddeleri, yukarıda
"İptal Sebepleri" bölümünde belirtildiği
gibi Anayasaya açıkça aykırıdır.
2) Söz konusu (3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı)
maddeler hakkında yürürlüğün durdurulması kararı verilmesi halinde mevzuatımızda
herhangi bir boşluk meydana gelmeyecektir.
Çünkü:
a) Burada zikredilen beş maddenin beşi de
sigortalıların sağlık hizmet, araç ve gereçlerinden yararlanmalarını
düzenleyen maddelerdir.
b) Anayasamızda sağlık hakkı ile ilgili
yeterince somut maddeler vardır. 4447 sayılı Kanun'dan önce olduğu gibi
yine Anayasa'nın sağlıkla ilgili maddelerinin -doğrudan doğruya- uygulanmasına
devam edilecektir.
c) Nitekim, bu zamana kadar hiç ihtiyaç duyulmamış
olmalı ki haklarında yürürlüğü durdurulması talep edilen maddelerin önemli
bir kısmı yeni ihdas edilmiştir.
III. SONUÇ: 08.09.1999 günlü Resmi Gazete'de
yayınlanarak yürürlüğe giren 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun'un,
baştan beri açıkladığımız sebeplerden dolayı açıkça hukuka aykırı olan;
1) Parantez içindeki uzun adı ile,
2) 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 12., 13., 15., 16.,
17., 18., 19., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 35., 36.,
38., 39., 40., 41., 44'üncü ve 56'ncı maddeleri;
hakkında iptal; ayrıca ve acilen;
3) 3., 4., 15., 25'inci ve 36'ncı maddeleri
hakkında yürürlüğün durdurulması
kararı verilmesini saygılarımla
arz ederim.26.10.1999
Mehmet Recai KUTAN
Anamuhalefet Partisi (Fazilet Partisi)
TBMM Grup Başkanı
EKLERİ :
1. T.C. Emekli Sandığı tarafından bir (mağdur)
vatandaşa verilen 31.07.1998 tarihli belge.
2. Fazilet Partisi Grup (Yetki) kararı. |