Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin onama kararının gerekçesi
şöyle:
(15 Ocak 2002)
T.C.
YARGITAY
Sekizinci Ceza Dairesi
|
YARGITAY İLAMI
ESAS NO: 2001/ 16176
KARARNO: 2001/125
TEBLİĞNAME NO: TK/2001-84555
Cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak, hakkında tevkif ve yakalama
müzekkeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber vermemekten sanıklar
İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa
Altunok, Abdulgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Mehmet Korkut
Eken, Yaşar Öz, Ali Fevzi Bir, Sami Hoştan, Haluk Kırcı’nın yapılan yargılanmaları
sonunda; Sanıklar İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz,
Enver Ulu, Mustafa Altunok, Abdulgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğhı, Ayhan
Akça, Mehmet Korkut Eken, Ali Fevzi Bir, Sami Hoştan haklarında tevkif
ve yakalama müzekkeresi tanzim edilmiş şahısları saklamak suçlarından TCK.nun
296. maddesi gereğince hükümlülüklerine, Sanıklar İbrahim Şahin, Mehmet
Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa
Altınok, Abdulgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ali Fevzi
Bir, Yaşar Öz, Haluk Kırcı ve Sami Hoştan’ın silahlı teşekkül oluşturmaktan
hükümlülüklerine, silahlı teşekkülün yöneticiliklerini yapmaktan sanıklar
İbrahim Şahin ve Mehmet Korkut Eken’in hükümlülüklerine, sanıklar İbrahim
Şahin, Mehmet Korkut Eken’in TCK.nun 31. maddesi gereğince müebbeten kamu
hizmetlerinden yasaklanmalarına, aynı yasanın 33. maddesi gereğince cezalarının
infazı süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına, sanıklar
Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altınok, Abdulgani
Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ali Fevzi Bir, Yaşar Öz, Haluk
Kırcı ve Sami Hoştan’ın TCK.nun 31. maddesi gereğince takdiren 3’er yıl
müddetle geçici olarak kamu hizmetlerinden yasaklanmalarına, sanıklar İbrahim
Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver
Ulu, Mustafa Altınok, Abdulgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça,
Ali Fevzi Bir, Yaşar Öz, Haluk Kırcı ve Sami Hoştan’ın yurtdışına çıkışlarının
yasaklanmasına dair (İSTANBUL) 6 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinden
verilen 12.2.2001 gün ve 180 esas, 36 karar sayılı hükmün süresi içinde
Yargıtay’ca incelenmesi tüm sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan
dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 26.6.2001 günü daireye gelip
sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmü eksik soruşturma nedeniyle esası incelenmeksizin
bozulması sonucu Yargıtay C .Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel
Kurulunca incelenip Daire bozma kararının kaldırılarak esasının incelenmesi
için dosya 28.12.2001 tarihinde dairemize intikal etmekle esası incelenerek
yeniden yapılan incelemede;
Susurluk kazasından sonra Mehmet Özbay sahte kimlikli şahsın, yurt dışında
uyuşturucudan mahkum olmuş ve yurt içinde de katliam sanığı olarak aranan
Abdullah Çatlı olduğunun anlaşılması, araçı kullananın Emniyet görevlisi,
araç sahibinin de Milletvekili olması karşısında, söz konusu kazanın, ilk
değerlendirmede dahi olayın derinliğine, devlet içini de kapsayacak şekilde
çok yönlü araştırılmasını gerekli kılmakla, bu bağlamda yapılan soruşturmalarda,
ulaşılan bilgi ve belgelerin olayın arkasındaki ilişkilerin çözülmesinin
güç, karmaşık ve duyarlı makamları ve görevlileri de kapsayacak ölçüde
olduğunu ortaya çıkardığı, haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar
dışındaki kimi görevliler ile bunlara yardım edenlerin yargı önüne çıkarılmaları
görevi devletin yetkili organlarında olmakla birlikte emniyet teşkilatında
görevli olup haklarında kamu davası açılan sanıkların terörle mücadele
adı altında yola çıkıp bir süre sonra yasaların kendilerine verdiği yetkileri
tam bir sorumsuzluk içinde ve kendi çıkarlarını gözeterek her türlü yasa
dışılığı meşru sayıp amaçlarına ulaşmak için her yöntemi uygun yöntem olarak
benimseyerek yanlarına kamu görevlisi olmayan kumarhane işleticisi, uyuşturucu
kaçakçısı, ile katliam sanığı ve hükümlüsünü de alarak tam bir dayanışma
ve işbirliği içinde hareket edip çeteleşme sürecine girmeleriyle eylemlerinin
suç tarihi itibariyle TCK.nun 313. maddesindeki suçu oluşturmasının ötesinde
Anayasanın 6. maddesindeki “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan
almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmüne karşın bir örgütlenme ve
yetki kullanımı yoluna gittiklerinin görüldüğü, bunun ise hukuk devleti
kuralları içinde savunulur yerinin olamayacağı, terörle mücadele adı altında
da olsa açıklandığı gibi hukuk dışı bir örgütlenme ile devletin meşru güçleri
gibi güç kullanarak yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları
ile sözde yasalar oluşturmanın, devleti, hukuk devleti olmaktan çıkaracağı,
bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona
ereceği belli olmayan her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem
oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde hukuk kuralları yerine korku
ve kaygının geçerli olacağı, bunun da bir Anayasa ve Yasa ihlalinin ötesinde
tanı bir hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünü ile
ortadan kalkması sonucunu doğuracağı göz önüne alındığında mahkemenin sanıkların
eylemlerini TCK.nun 313. maddesine uyar nitelikte görüp karar yerinde gösterdiği
gerektirici nedenlerde de bu nedenle bir isabetsizlik bulunmamış ve sanıklar
İbrahim Şahin ile Mehmet Korkut Eken haklarında TCK.nun 33 maddesi uygulanırken
ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmaları yerine “cezalarının
infazı süresince” kısıtlılık altında bulundurulmalarına karar verilmesi
aykırılığı da karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin
tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik
olunan dosya münderecatına göre sanıklar ve vekillerinin yerinde görülmeyen
temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmalarının
reddiyle tüm sanıklar hakkındaki hükmün istem gibi (ONANMASINA),
15.1.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|