| Sezer'in,
yemin ettikten sonra TBMM'de yaptığı teşekkür konuşması şöyle:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Sayın Başkanı,
Sayın Üyeleri;
Sizleri en içten duygularla, en üstün başarı dileklerimle
ve yürekten saygılarımla selamlıyorum.
Türk ulusal bağımsızlık hareketinin içinde oluşan ve ulusal
bağımsızlık savaşını yöneterek başarıya ulaştıran, bu nedenle, dünya parlamentoları
arasında çok özel ve özgün bir yeri olan Yüce Meclis'te Cumhurbaşkanı olarak
konuşmaktan büyük bir heyecan ve onur duymaktayım.
Ulusal egemenliğin somutlaştığı ve temsil edildiği Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nin ve onun saygıdeğer üyelerinin güven ve desteğinin
korunması, saygınlığının yüceltilmesi konusunda Cumhurbaşkanlığınca en
üst düzeyde duyarlılık gösterilecektir.
Kuşku yok ki, egemenliğin asıl kaynağı kayıtsız ve koşulsuz
sahibi Türk Ulusu'dur ve ebediyen öyle olacaktır, öyle kalacaktır. Bunu
sağlayan laiklik ilkesi de, dokunulmaz bir kural olarak ödünsüz bir kararlılıkla
korunacaktır. Çünkü, bireylerin din ve vicdan özgürlüklerinin en iyi korunduğu
yönetim biçimi laik, demokratik Cumhuriyettir. Demokrasinin temelini oluşturan
laiklik ilkesi olmadan, özgürlükten ve demokrasiden söz edilemez; din kurallarıyla
devlet ve toplumsal yaşam düzenlenemez.
Ulus egemenliğinden kaynaklanan her görevin temel amacı
ve özü, ulusun mutluluğunu ve gönencini yükseltmektir; devlet, bunun için
vardır, bu amaca yönelik olarak örgütlenmiştir. Devletin tüm kurum ve organları,
bu bilinçle görev yapmalıdır, bu görevin sorumluluğunu taşımalıdır.
Cumhurbaşkanlığı bu doğrultudaki çabalara özenle ve etkinlikle
katkı yapacaktır; çünkü Türk Ulusu, daha elverişli koşullarda, daha temiz,
daha özgür bir dünyada, daha mutlu yaşamayı haketmiştir.
İnsanlarımızın hak ve hukukunu korumak, onların duygularını,
inançlarını ve emeğini sömürtmemek; öncelikli görevimizdir. Bu alandaki
başarımız, ulusseverliğimizin, yurtseverliğimizin de ölçüsü ve göstergesi
olacaktır. Bu aydınlık yolun başlangıcı, hukuk devleti ilkesinin, demokrasinin,
insan hak ve özgürlüklerinin, evrensel boyut da içererek gerçekleşmesinden
geçmektedir. Bunu, dostlarımız gerekli gördüğü için değil, ondan önce,
ulusumuzun özlemlerine ve çağdaşlaşma programımıza önem verdiğimiz için,
büyük ulus olduğumuz için, Yüce Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini
aşma buyruğunu yerine getirmemiz için yaşama geçirmeliyiz. Bunu, mutlaka
ve duraksamadan başarmak zorundayız.
Siyasal yaşamımızın dokusuna çağdaş demokrasiyi, devlet
yapımızın dokusuna da hukuk devleti ilkesini yerleştirme görevimizi daha
fazla geciktirmemeliyiz. Polis devletini çağrıştıran yapı ve uygulamaları
terk etmeden, çağdaş toplumun gereksinmelerini karşılayamayız. Cumhurbaşkanlığı,
bu dönüşüm ve gelişmenin sağlanmasına önem verecektir. Demokrasi ve hukuk
devleti ilkesine uygun eylem ve işlemler, ulusal verimliliği ve ulusal
mutluluğu da artıracaktır.
Yüce Meclis'in Sayın Üyeleri;
Hukuk devletinin, sağlam ve sağlıklı demokrasilerin, toplumun
ulaştığı ekonomik kalkınma düzeyiyle ilişkisini de gözardı edemeyiz. Bu
nedenle, ulusal anlamda güçlü bir ekonomik yapı, demokrasinin de, hukuk
devletinin de güvencesidir. Bu güvencenin oluşması, tüm olanaklarla desteklenmelidir.
Bu doğrultudaki düzenlemeler, toplumsal yarar gözetilerek, gelir dağılımında
ve fırsat eşitliğinde adalet sağlanarak, yoksul ve dargelirli kesimler
esirgenip korunarak, işsizlik sorununu giderici yöntemler yeğlenerek, sosyal
devlet gereklerine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Çağdaşlaşmanın da, ekonomik kalkınmanın da temel dayanağı
eğitimdir. Eğitim düzeyi ve kalitesi yükseltilmeli, 11 yıllık zorunlu temel
eğitim hedefimiz olmalıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Sayın Başkanı, Sayın
Üyeleri;
Toplumsal yaşamı değerli, anlamlı ve saygın kılan ögelerin
başında, eylem ve işlemlerin kurallara uygun olması gelmektedir. Kurallar,
ödünsüz ve ayrıcalıksız uygulanıyorsa ve bu kurallara uyuluyorsa, özgürlük,
eşitlik, girişimcilik, yeteneklerin geliştirilmesi gibi kavramlar ve böylece
toplumsal mutluluk güvence altına alınmış demektir. Aslında, devletin temel
amacı ve görevleri, Türk ulusunun bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin
bölünmezliğini, Cumhuriyet ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun
refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve özgürlüklerini,
sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan
siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi
varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmaktır.
Devlet, toplumda hukuku egemen kılmalıdır; barışın, özgürlüğün,
mutluluğun, geleceğe kaygısız bakmanın koşulu da budur. Toplum, sürekli
temiz ve aydınlık bir ortamda yaşamalıdır, bunu sağlamak devletin görevidir.
Kimse hukukun üstünde değildir; hukukun üstünlüğü ilkesi
herkesi bağlamalı, Anayasanın, yasaların ve hukukun gereği her zaman ve
herkese karşı yerine getirilmelidir. En büyük sosyal felaketin, hukuka
ve adalete olan güvenin yitirilmesi olduğu unutulmamalıdır.
Hukuka aykırı eylem ve işlemlere, yolsuzluklara kesinlikle
izin verilmemelidir. Yolsuzluklarla, hukuka aykırı yollarla çıkar sağlama
alışkanlık ve girişimleriyle kararlı bir mücadele konusunda Cumhurbaşkanlığının
tüm olanakları toplumun hizmetinde ve sizin yanınızda olacaktır.
Sayın Milletvekilleri;
Ulusal gündemimizin bir diğer öncelikli konusu, toplumsal
barış özlemidir. Kalıcı nitelikte toplumsal barışın sağlanması ve sürdürülmesi
de, bir devlet görevi olarak algılanmalı ve yerine getirilmelidir. Türkiye
Cumhuriyeti'nin ve Türk Ulusu'nun birliğini temsil etmekte olan Cumhurbaşkanlığı,
ulusun ve ülkenin bütünlüğü bağlamında hiçbir tartışmaya izin vermeyecek,
ülke ve ulus bütünlüğünü korumayı ve pekiştirmeyi en temel görev sayacaktır.
Cumhuriyetin temel niteliklerine yönelik saldırılar ve
terör, etkisini kaybetmekle beraber devam etmektedir. Varlığımızın güvencesi
ordumuz ve güvenlik güçlerimiz, bu konuda üzerlerine düşen görevi büyük
bir özveriyle sürdürmektedirler. Bugün olduğu gibi gelecekte de Silahlı
Kuvvetlerimizin güçlenmesini sağlamak görevimiz olacaktır.
Sayın Üyeler;
Ulusal dışpolitika uygulamalarında, Cumhuriyetimizin kurucusu
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk zamanında benimsenen temel ilkeler günümüzde
de geçerliliğini korumaktadır.
Uluslararası toplumun saygın ve aktif bir üyesi olarak
Türkiye, farklı konumuna, olanaklarına, tarihinden gelen ilişkilerine,
bölgesel duyarlılığına, coğrafyasına bağlı üstünlük özelliklerine uygun,
ulusal bağımsızlık savaşımızın doğrultusuyla uyumlu, Atatürk'ün, akılcı,
ulusalcı ve bağımsızlıktan ödün vermeyen, ülke yararını en üst düzeyde
tutan onurlu, kişilikli çizgisini sürdürecektir. Kendi içine kapalı kalması
olanaksız olan ülkemizin, Avrupa Birliği'nin benimsediği uygarlık değerleriyle
bütünleşmesi zorunludur.
Hukuk devleti ve demokrasi konusundaki başarılarımız,
çağdaş uluslararası toplumdaki saygınlığımızı da artıracaktır.
Teknoloji ve iletişim alanındaki hızlı ivme ve uluslararası
ilişkilerdeki yeni gelişmeler, yeni yapılaşmalar, yeni kümeleşme ve birliktelikler,
önümüzdeki dönemde dış politikamızda yeni olanaklar ve açılımlar sağlayabilir.
Bu konuda büyük dikkat ve hazırlık içinde olmalıyız.
Yüce Meclisin Sayın Üyeleri;
Cumhurbaşkanlığının karar ve işlemlerinin değişmez yol
göstericisi, esin kaynağı, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları
ile O'nun aydınlanma ve çağdaşlaşma programının esasları olacaktır. Bu
doğrultu, kesinlikle korunacaktır.
Bu düşüncelerle hepinize bir kez daha teşekkür eder, saygılar
sunarım. |