Anayasa Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Anayasa Komisyonu
Esas No. : 1/780
Karar No. : 3
7.12.2000
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca, 5.12.2000 tarihinde Esas Komisyon olarak Adalet, Tali
Komisyon olarak Anayasa Komisyonuna havale edilen “23 Nisan 1999 Tarihine
Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine
Dair Kanun Tasarısı (1/780)” DSP, MHP, ANAP ve FPGruplarının Genel Kurulda
kabul edilen 6.12.2000 tarihli toplantısında Adalet Bakanı Sayın Hikmet
Sami Türk, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları yetkililerinin katılımıyla görüşülmüştür.
Tasarı ile; müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanlarla, diğer şahsî
hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçları işleyenler ve cezaları şahsî
hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin hükümlülük süresinden on yıl
indirim yapılması, kişinin birden fazla suçunun söz konusu olması durumunda
tüm suçlarının cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirimin on yılı
geçmemesi, şartla salıvermenin esasları öngörülmekte; 28.8.1999 tarihli
ve 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların
Ertelenmesine Dair Kanunun 1 inci maddesinin Anayasa Mahkemesince bir bölümü
iptal edilen birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Bu düzenleme ile
düşünceye açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı yoluyla işlenmiş suçların
madde kapsamına alınmasının amaçlandığı belirtilmektedir.
Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk, Tasarıyı sunuş konuşmasında şu
hususları vurgulamıştır :
– 1999 yılında çıkarılan Bazı Suç ve Cezaların Affına İlişkin Kanun,
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine
geri gönderilmiştir. Bu Kanun tekrar görüşülürken ortaya çıkan görüş ayrılığı
ise bu ana kadar giderilememiştir. Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara
ilişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 inci maddesinin
bir bölümü Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bunların sonucunda ceza
indirimi, şartıyla salıverme ve ertelemeyi içeren Tasarıdaki model ortaya
çıkmıştır. Özellikle 4454 Sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen
bölümü yeniden düzenlenmiştir. Model kısaca şartla salıvermeye dayanmaktadır.
Şartlı salıvermede sonradan suç işlenmesi durumunda kararın geri alınması
söz konusudur. Kanunla yapılmasında da durum aynıdır. Bundan önce çıkarılan
Bazı Suç ve Cezaların Affına İlişkin Kanundaki tarih yani 23 Nisan 1999
bu Tasarıda da esas alınmıştır.
– Tasarıya göre, verilen ölüm cezaları yerine getirilemeyecektir. Müebbet
ağır hapis cezasına hükümlü olanlarla şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya
mahkûm edilenlerin toplam hükümlülük süresinden o yıl indirim söz konusudur.
Bu 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Kanununun geçici maddelerinden ayrılan
noktadır. On yıllık indirimden sonra çekilecek cezası kalmayanlar şartla
salıverilecek, kalanlar cezasını çektikten sonra salıverilecektir. Tasarıda
devam eden davalarda uygulanacak esasları ve henüz takibata geçilmemiş
veya dava açılmamış durumlarda yargılamanın yapılacağı ve sonuca göre işlemin
gerçekleşeceği belirtilmiştir. On yılı geçmeyen suçlarda yargılamanın yapılması
uygun görülmemiş, bu bakımdan erteleme modeli getirilmiştir. Mahkemelerin
gereksiz yere bu davalarla uğraşmaması davalı ve davacıların bu davaları
izlemekten kurtarılması amaçlanmıştır.
– Tasarıda çeşitli suçlarda istisnalar söz konusudur. İstisnalar kamu
düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle öngörülmüştür.
Sayın Bakan sorular üzerine yaptığı açıklamada; istisnalar belirlenirken
Anayasanın 14 ve 169 uncu maddesinin kapsamının göz önünde tutulduğuna;
dikkat çekmiştir. Terörle Mücadele Kanununun özellikle 8 inci maddesinin
Tasarının 2 nci maddesi ve 4454 Sayılı Kanunda erteleme kapsamında olması
nedeniyle istisnalar içinde olmadığını; Komisyonun takdiri ile bu bölüme
alınabileceğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesinin af, şartlı salıverme
ve erteleme ile ilgili kararlarında; Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlal
edilmesi için infaz yönünden eşit ve aynı durumda olanların şartlı salıverme
bakımından farklı uygulamaya tâbi tutulmasının gerektiğini bunun dışında
eşitlik ilkesinin mutlak olmadığını belirtmiştir. Eşitlik ancak eşit durumda
olanlar için söz konusudur. Anayasa Mahkemesinin afla şartlı salıverme
modelini karşılaştırdığı hallerde şartlı salıvermede Anayasaya aykırılığı
görmediğinin altı çizilmiştir. Bu modelde; şartlı salıverilenler ve ertelemeden
yararlananlar arasında suç işleme oranının affa göre daha az olduğu tespit
edilmiştir. Af Kanunlarında affın telaffuz edildiği tarih önemlidir. Sonraki
bir tarihin esas alınması suçu teşvik edecektir.
Bu Tasarı hazırlanırken kişiler değil suçlar esas alınmıştır. Ceza indirimi
içtima durumunda infaza esas en üst sınırdan yapılacaktır.
Tasarının geneli üzerinde yapılan görüşmelerde şu görüşler dile getirilmiştir:
– Anayasanın 87 nci maddesinde genel ve özel af çıkarma yetkisi Türkiye
Büyük Millet Meclisine verilen bir yetkidir. Bunun içinde şartla salıverme
de vardır. Bu Tasarı bu yetkiye dayanılarak hazırlanmıştır. Toplum pek
çok sebeple gerilmiş; suça teşvik edilme oranı hızla artmıştır. Bu nedenle
böylesi bir atıfet yerinde ve zamanında olacaktır.
– Komisyonumuz Tali Komisyon olduğu için konuyu özellikle Anayasa aykırılık
yönünden incelemelidir.
– Başlık muhtevayı karşılamamaktadır. Bu çerçevede yeniden gözden geçirilmelidir.
– Tasarının kapsadığı dönem amaca uygun değildir. 23 Nisan 1999’dan
bu yana uzun bir zaman geçmiştir. Bu nedenle 29 Ekim 2000 tarihi esas alınabilir.
– Tasarı bütünüyle Anayasanın 2 ve 10 uncu maddelerine aykırılık taşımaktadır.
Eşitlik ilkesi tasarıda göz ardı edilmiştir.
– Böyle bir Kanuna toplumsal olarak ihtiyaç duyulmamakta, siyasal gerekçelerle
getirilmektedir. Doğru olan genel af çıkarmaktır. Erteleme ya da şartla
salıverme çözüm değildir.
– Tasarıda farklı süreler esas alınmıştır. 1 inci maddede 10 yıl, 2
nci maddede ise 12 yıl esastır. Bu konuda yeknesak bir düzenleme getirilmelidir.
Cezası infaz edilenlerle edilmeyenler arasında da eşitlik gözetilmelidir.
– Bu Kanun şartla salıverme olarak gelmiştir. Bu müesseseleri yargı
organları uygulayacaktır. Kanunla ancak infaz hükümleri düzenlenebilir,
ya da genel veya özel af çıkarılabilir. Af, sosyal şartların belli olgunluğa
geldiğinde yasama organının kullanabileceği istisnai bir yetkidir. Devletimizin
yapısı hukuk devletidir. Hukuk devleti müeyyidelere ve bunların uygulanacağına
duyulan inanca dayanır. Sıkça kullanılan af yetkisi bu inancı zedeler.
– Yargı organlarının kendi içinde uyguladıkları müesseselere yasama
organı müdahale etmemelidir. Şartlar gerçekleşmediği takdirde kullanılacak
böyle bir yetki ve yapılacak düzenleme Anayasanın temel prensiplerine aykırılık
teşkil edecektir. Eşitlerin eşitliği ilkesine de aykırılık söz konusudur.
Örneğin 333 üncü madde kapsam içindeyken daha hafifi olan 240 ıncı madde
kapsam dışı kalmıştır. İstisna hükümleriyle kapsam düzenlenirken pek çok
halde eşitlik ilkesi dikkate alınmamıştır. İstisnaları belirlemede kriter
söz konusu değildir. Düzenleme bu yönüyle keyfîdir. Geliş şekli itibariyle
bir infaz yasasıdır. Hâkimin yerine geçerek yasama organının infaz yapması
doğru olmayan bir durumdur.
– İstisnalardan bir kısmı yerinde değildir.Bu nedenle kapsama alınmalıdır.
162, 298, 301, 303 üncü maddeler gibi.
Tümü üzerindeki görüşmelerden sonra Tasarının Tali Komisyon olarak görüşülmesi
nedeniyle sadece Anayasaya aykırılık yönünden incelenmesini içeren önerge
Komisyonumuzca oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
Bu çerçevede maddelere geçilmemesi, Tasarının tümünün Anayasaya uygun
olup olmadığının tespit edilerek Adalet Komisyonuna bu yönde görüş bildirilmesi
ve Tasarının başlığının “Davaların Açılmasının, KesinHükme Bağlanmasının
ve Cezaların İnfazının Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı” olarak değiştirilmesinin
Adalet Komisyonuna önerilmesi oy çokluğu ile kabul edilmiş ve yapılan oylama
sonucunda Tasarının Anayasaya aykırı olmadığına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Raporumuz havalesi gereği Esas Komisyon olan Adalet Komisyonuna gönderilmek
üzere YüksekBaşkanlığa saygı ile sunulur.
|
Başkan
|
Başkanvekili
|
Kâtip
|
|
Turhan Tayan
|
N. Kemal Atahan
|
E. Cenap Gülpınar
|
|
Bursa
|
Hatay
|
Şanlıurfa
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Ahmet İyimaya
|
Cemil Çiçek
|
H. Tayfun İçli
|
|
Amasya
|
Ankara
|
Ankara
|
|
(Muhalifim. Şerhimi
vereceğim)
|
(1 inci Maddeye Muhalifim)
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Salih Çelen
|
Şaban Kardeş
|
İsmail Alptekin
|
|
Antalya
|
Bayburt
|
Bolu
|
|
(Tümüne muhalifim.)
|
|
(1. maddeye muhalifim)
|
|
Muhalefet şerhi vereceğim)
|
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Ayvaz Gökdemir
|
Edip Özgenç
|
Cahit Tekelioğlu
|
|
Erzurum
|
İçel
|
İçel
|
|
(Muhalifim)
|
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Cavit Kavak
|
Osman Kılıç
|
Necdet Saruhan
|
|
İstanbul
|
İstanbul
|
İstanbul
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Mustafa Verkaya
|
Nevzat Yalçıntaş
|
Işın Çelebi
|
|
İstanbul
|
İstanbul
|
İzmir
|
| |
(Bazı maddelere karşı
oyum var)
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Rahmi Sezgin
|
Mustafa Kamalak
|
İsmail Çevik
|
|
İzmir
|
Kahramanmaraş
|
Nevşehir
|
| |
(1. maddeye muhalifim)
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Mehmet Kundakçı
|
Şeref Malkoç
|
Ali Naci Tuncer
|
|
Osmaniye
|
Trabzon
|
Trabzon
|
| |
(1. maddeye muhalifim)
|
(Muhalifim)
|
KARŞI OY GÖRÜŞÜ
Tasarıya karşı olan görüşlerimiz, Anayasa Komisyonu tutanaklarına intikal
etmiştir. Sözü geçen tutanak bölümleri, yollama yoluyla “karşı görüşümüzün”
bir parçasıdır. Aşağıdaki düşünceler, tasarıya karşı anlatımların kısa
ifadesidir :
1. Meclisin en temel yetkisi olan af tasarrufunun toplumsal şartları
gerçekleşmemiştir. Savaş, kalkışma gibi olağanüstü durumların, rejim değişikliği,
çağa damga vuran önemli olay, köklü ve yaygın değişimin yaşanmadığı dönemlerde
af, bu yetkinin tipik kötüye kullanılmasını oluşturur. Cezaların infaz
edileceği yönündeki önleyici temel değeri çökertir. 2000 affı, 1974 af
zihniyetinin tipik tekrarıdır.
2. Gün, büyük sayılar yasasının somutun özelliğini kapsamayan yasama
kusurlarını giderecek, suç ve cezaları toplumsal değer ölçülerine ve evrimin
mukayeseli aklına göre yeniden tarif edecek; insan hakları, özgürlükler,
siyasette-felsefede tarafsız ve fakat öz işlevine çekilmiş güçlü devlet
vatanını gerçekleştirecek hukuk ve ceza reformunun yapılması gerektiği
gündür. Parlamento, bir asırda ancak bir kez kullanabileceği af yetkisinin
mahmurluğuna değil, çağdaş yapılanma standartları hedefine koşması gereken
millî organımızdır.
3. Düşünce ve basın suçu, “somut ve yaygın/mevcut tehlike” evrensel
ölçütü içinde yeniden tanımlanmalı, bu ölçütün kapsam alanında bulunmayan
suç halleri, pozitif hukukumuzdan ayıklanmalıdır. Tabiî olarak suçlu olmayanların,
yasalarla suçlu kılınmaları; bir hukuk/demokrasi ayıbıdır. Düşünceyi ve
ifadesini insandan ceza kerpeteniyle sökmeye çalışanlar; zihniyetler, düzenler
-yerleri ne olursa olsun- insanın yanı olamazlar.
4. Af yetkisi mutlaka kullanılacak ise, -makul istisnalar ayıracında-
devlete karşı suçlar için kullanılmalıdır. Affı kullanan devletin kendine
karşı ika edilen eylemlerde cimri; insana karşı suçlarda cömert davranması,
bir devlet uygarlığının tezahürü olamaz.
5. Anayasaya aykırılık yönünden, aşağıdaki argumanlar da gözardı edilemez
:
a) Af, yürürlükteki (pozitif) ceza hukukuna göre belirlenen veya belirlenecek
olan mahkûmiyet sonuçlarına yasama organının; kaldırma, indirme veya dönüştürme
içerikli müdahalesidir. Bir tasfiye kuralı olan af, cezayı belirleyecek
genel kurullara ilişemez. Aksi takdirde affın zaman bakımından kapsamı
dışında kalan dönem ile af dönemi arasındaki suçlular ve ölçme kuralları
yönünden farklılık yaratılmış olur. Bu ise, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine
aykırıdır. (Any. Mad. 2, 10, An. Mah. 13.3.1979 t, 67/14-E/K. AMKD. S :
17. Shf. 100-124 özellikle Shf. 112, Dr. Öden, A. Merih. Türk Anayasa Hukukunda
Eşitlik İlkesi (Yayımlanmamış doktora tezi) Shf. 257 ve civ. Ayrıca sözü
geçen eserdeki dipnot 132’de yapılan atıflar) Komisyonun benimsediği metin;
tecil, şartla salıverme gibi temel ceza hukuku (yasası) kurallarını bu
yasaya özgü olarak genel yapılarından farklı biçimde ele almıştır. Hiçbir
yasanın hukuku ve eşitliği çiğneyerek imtiyaz yaratma gücü olamaz. Böyle
bir düzenleme, af tarihinden sonrası için de etkili olacak sürekli bir
normun konması (mevcudun ilgası) yoluyla ancak sağlanabilir.
Tasarının adı ne olursa olsun, yasama organının yargı kararlarına müdahalesi,
bir “AF” tır. Ad veya terim değişikliğiyle af nitelemesi yok edilemez.
“Şartla salıverme” adı bu şekilde anlaşılmalıdır. Affın kötü imajından
ve toplumsal tepkiden kaçınmanın yolu, kılıf değiştirmek değil, doğru özde
buluşmaktır. Halkın sesine kulak vermektir. (Any. Md. 2)
b) Bürokratik devletten anayasamızın 2 nci maddesinde yazılı demokratik
devlete geçişin araçlarından biri de, memur suçu kavramıyla izahı imkânsız
bir sosyolojik gerçeğin kabulü ve yasalaştırmada bu kabulün gözardı edilmemesidir.
Devletin bürokrasi aygıtı, görüntüleri her insaflı insanı ürkütücü bir
suçlar yumağı ile bağlantı ve iştirak içindedir. Nerede ise bu bağ, organik
bütünlüğe doğru gitmektedir. Devletin işlevini felce uğratan ve gözler
önüne seren bu bozulmadan, yargı işletilmeden kurtulunamaz. Bürokrasi,
bağırsaklarının taşıdığı kiri görüntülüyecek yegâne mercek, bağımsız yargıdır.
Böyle bir af, zaman itibarıyla da demokratik hukuk devleti (Any. Mad. 2)
ilkesini ihlaldir. Yasama, sosyolojik ve güncel gerçeğin anayasaya yüklediği
bu anlama gözünü kapayamaz.
c) Affı red hakkının tanınmaması, bir kusurdur. Bu anlayış, temiz siyaset,
saydam yönetim, insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerleri içinde savunulamaz.
“Affın mecburiliği” klasik görüşü, aşılmaz ve yeni değerlere göre terkedilemez
bir prensip değildir. Yasama, asli bir yetki olarak (Any. Mad. 7) ancak
anayasa ile bağlıdır. (Any. Mad. 11/1,2)
d) Tasarı, gerek kapsam-dışı ve gerekse indirim kategorileri bakımından
herhangi bir hukuki kriteri benimsemiş değildir. Bu keyfi düzenleme, genellik
ve eşitlik prensiplerini çiğneyerek imtiyaz yaratma girişimidir. (Any.87,
2, 10) Tasarının yasalaşmasını izleyen günlerde, sözü geçen istisnaların
Anayasa Mahkemesince iptali ve bu kapsamdaki tutuklular ile hükümlülerin
salıverilmelerinin sorumluluğu, girişime omuz verenlerin olacaktır. Çünkü
bu konuda Yüksek Mahkeme içtihadı açıktır ve yasamayı bağlayıcıdır. (Any.
Mad. 153, An, Mah.24.6.1976 t, 7/35-E 31.3.1992 t, 18/20-EK; 19.9.2000
t, 39/23-E/K. TCK.230 hükmünün af kapsamına alınması, siyasi yolsuzluğu
korumaktır.)
e) Düşünce özgürlüğüyle ilgili suç ve cezaların (düşünceyi suç ve ceza
ile bütünleştiren bu ta-lihsiz kavramı kullanma ayıbını hiçbir zaman özümsemeyerek)
af imkansızlığı karşısında (Any.87, 14) bu yöndeki suçların ceza yasalarından
ayıklanması ve özürlü anayasanın değiştirilmesi gereği açıktır ve bu gerek
savsaklanamaz.
“Ana rejimler, özgürlükler sorununu, ara rejimlerin bunları tahrip hızının
en az yarısı kadar bir sür’atle çözmek zorundadır.” Aksi takdirde, ana
dönemlerin de, siyasetlerin de “İçi doldurulamaz.” Biçimsellik ve seremoni,
rejimin yegâne karakterine dönüşür. Anayasal demokrasi, hiçbir zaman bu
değildir.
Mevcut anayasal açıklık karşısında, toplumsal talep tabanından da yoksun
bir girişimi -ne pahasına olursa olsun- sürdürme ısrarını izah edecek bir
gerekçeyi bulmakta zorluk çektiğimizi; doğru yolun, tasarıyı geri çekme
yoluyla karartmakta olduğunu düşünüyoruz.
Saygılarımızla.
|
Ahmet İyimaya
|
Ali Naci Tuncer
|
|
Amasya
|
Trabzon
|
Adalet Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No. : 1/780
Karar No. : 3
7.12.2000
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye,
Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı, Adalet Bakanı Sayın
Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün ve Adalet Bakanlığı temsilcilerinin de katılmalarıyla
Komisyonumuzun 7.12.2000 tarihli 5 inci birleşiminde yapılan 3 oturumda
ayrıntılı olarak incelenip görüşülmüş, geneli üzerinde yapılan görüşmelerin
tamamlanmasının ardından, tali komisyon olan Anayasa Komisyonunun, Tasarının
Anayasaya aykırı olmadığına oyçokluğu ile karar verdiği raporunda, Tasarı
başlığının "Davaların Açılmasının, Kesin Hükme Bağlanmasının ve Cezaların
İnfazının Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı" olarak değiştirilmesine ilişkin
önerisi oylanmış, Tasarının geçici hükümler içermesi dikkate alınarak ve
bu nedenle de tarih belirtmesi uygun görülerek öneri reddedilmiştir.
Gerekçesi uygun görülerek maddelerine geçilmesi kabul edilen Tasarı,
Bakanlar Kurulundan gelen şekli ile aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.
|
Başkan
|
Başkanvekili
|
Sözcü
|
|
Emin Karaa
|
İ. Sühan Özkan
|
Salih Erbeyin
|
|
Kütahya
|
İstanbul
|
Denizli
|
|
Kâtip
|
Üye
|
Üye
|
|
Yekta Açıkgöz
|
Müjdat Kayayerli
|
Ramazan Toprak
|
|
Samsun
|
Afyon
|
Aksaray
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Mehmet Gözlükaya
|
Fahrettin Kukaracı
|
Ali Günay
|
|
Denizli
|
Erzurum
|
Hatay
|
|
(Muhalif olarak imzalıyorum,
|
(1 inci Maddeye muhalifim)
|
|
|
muhalefet şerhim eklidir)
|
|
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Erol Al
|
İsmail Aydınlı
|
Mustafa Düz
|
|
İstanbul
|
İstanbul
|
İstanbul
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Mehmet Gül
|
A. Nazlı Ilıcak
|
Mehmet Pak
|
|
İstanbul
|
İstanbul
|
İstanbul
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Mehmet Ali Şahin
|
Işılay Saygın
|
Edip Özbaş
|
|
İstanbul
|
İzmir
|
Kahramanmaraş
|
|
(Muhalif olarak imzalıyorum)
|
(İmzada bulunamadı)
|
(İmzada bulunamadı)
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Sevgi Esen
|
Cemal Özbilen
|
Erdoğan Sezgin
|
|
Kayseri
|
Kırklareli
|
Samsun
|
|
(Muhalifim,
|
|
(Muhalifim,
|
|
muhalefet şerhim eklidir)
|
|
muhalefet şerhim eklidir)
|
|
Üye
|
Üye
|
Üye
|
|
Yaşar Topçu
|
Mehmet Fevzi Şıhanlıoğlu
|
Orhan Bıçakçıoğlu
|
|
Sinop
|
Şanlıurfa
|
Trabzon
|
|
(Toplantıya katılmadı)
|
(Toplantıya katılmadı)
|
|
|
|
Üye
|
|
|
|
Fethullah Erbaş
|
|
|
|
|
|
MUHALEFET ŞERHİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu Başkanlığına
ANKARA
Görüşülmekte olan (1/780) sıra sayılı tasarıya muhalif olduğumuzu beyan
etmiş bulunmaktayız.
Anayasa Komisyonunda yapılan görüşmeler sonucunda tasarıya muhalif olan
Anayasa Komisyonu üyesi (Ahmet İyimaya ve arkadaşlarının) muhalefet şerhlerine
aynen katıldığımızı beyan ederiz.
|
Mehmet Gözlükaya
|
Sevgi Esen
|
Erdoğan Sezgin
|
|
Denizli
|
Kayseri
|
Samsun
|
|