Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
TASARI METNİ
NE ÖNGÖRÜYOR
GENEL KURUL TUTANAKLARI
1999'DA VETO EDİLEN YASA
VETO GEREKÇESİ

ŞARTLI SALIVERME YASASI
Anayasa ve Adalet Komisyonları raporları...
7 Aralık 2000

23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair yasa tasarısı 5 Aralık'ta TBMM'ye sunuldu. Tasarı, 6 Aralık'ta Anayasa Komisyonu'nda, 7 Aralık'ta da Adalet Komisyonu'nda görüşülerek, Hükümetten geldiği şekliyle benimsendi.
 
 

Anayasa Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Anayasa Komisyonu
Esas No. : 1/780
Karar No. : 3
7.12.2000
 
 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Başkanlığınızca, 5.12.2000 tarihinde Esas Komisyon olarak Adalet, Tali Komisyon olarak Anayasa Komisyonuna havale edilen “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı (1/780)” DSP, MHP, ANAP ve FPGruplarının Genel Kurulda kabul edilen 6.12.2000 tarihli toplantısında Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları yetkililerinin katılımıyla görüşülmüştür. 

Tasarı ile; müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanlarla, diğer şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçları işleyenler ve cezaları şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin hükümlülük süresinden on yıl indirim yapılması, kişinin birden fazla suçunun söz konusu olması durumunda tüm suçlarının cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirimin on yılı geçmemesi, şartla salıvermenin esasları öngörülmekte; 28.8.1999 tarihli ve 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 inci maddesinin Anayasa Mahkemesince bir bölümü iptal edilen birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Bu düzenleme ile düşünceye açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı yoluyla işlenmiş suçların madde kapsamına alınmasının amaçlandığı belirtilmektedir. 

Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk, Tasarıyı sunuş konuşmasında şu hususları vurgulamıştır : 

– 1999 yılında çıkarılan Bazı Suç ve Cezaların Affına İlişkin Kanun, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilmiştir. Bu Kanun tekrar görüşülürken ortaya çıkan görüş ayrılığı ise bu ana kadar giderilememiştir. Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara ilişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 inci maddesinin bir bölümü Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bunların sonucunda ceza indirimi, şartıyla salıverme ve ertelemeyi içeren Tasarıdaki model ortaya çıkmıştır. Özellikle 4454 Sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen bölümü yeniden düzenlenmiştir. Model kısaca şartla salıvermeye dayanmaktadır. Şartlı salıvermede sonradan suç işlenmesi durumunda kararın geri alınması söz konusudur. Kanunla yapılmasında da durum aynıdır. Bundan önce çıkarılan Bazı Suç ve Cezaların Affına İlişkin Kanundaki tarih yani 23 Nisan 1999 bu Tasarıda da esas alınmıştır. 

– Tasarıya göre, verilen ölüm cezaları yerine getirilemeyecektir. Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanlarla şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin toplam hükümlülük süresinden o yıl indirim söz konusudur. Bu 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Kanununun geçici maddelerinden ayrılan noktadır. On yıllık indirimden sonra çekilecek cezası kalmayanlar şartla salıverilecek, kalanlar cezasını çektikten sonra salıverilecektir. Tasarıda devam eden davalarda uygulanacak esasları ve henüz takibata geçilmemiş veya dava açılmamış durumlarda yargılamanın yapılacağı ve sonuca göre işlemin gerçekleşeceği belirtilmiştir. On yılı geçmeyen suçlarda yargılamanın yapılması uygun görülmemiş, bu bakımdan erteleme modeli getirilmiştir. Mahkemelerin gereksiz yere bu davalarla uğraşmaması davalı ve davacıların bu davaları izlemekten kurtarılması amaçlanmıştır. 

– Tasarıda çeşitli suçlarda istisnalar söz konusudur. İstisnalar kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle öngörülmüştür. 

Sayın Bakan sorular üzerine yaptığı açıklamada; istisnalar belirlenirken Anayasanın 14 ve 169 uncu maddesinin kapsamının göz önünde tutulduğuna; dikkat çekmiştir. Terörle Mücadele Kanununun özellikle 8 inci maddesinin Tasarının 2 nci maddesi ve 4454 Sayılı Kanunda erteleme kapsamında olması nedeniyle istisnalar içinde olmadığını; Komisyonun takdiri ile bu bölüme alınabileceğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesinin af, şartlı salıverme ve erteleme ile ilgili kararlarında; Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlal edilmesi için infaz yönünden eşit ve aynı durumda olanların şartlı salıverme bakımından farklı uygulamaya tâbi tutulmasının gerektiğini bunun dışında eşitlik ilkesinin mutlak olmadığını belirtmiştir. Eşitlik ancak eşit durumda olanlar için söz konusudur. Anayasa Mahkemesinin afla şartlı salıverme modelini karşılaştırdığı hallerde şartlı salıvermede Anayasaya aykırılığı görmediğinin altı çizilmiştir. Bu modelde; şartlı salıverilenler ve ertelemeden yararlananlar arasında suç işleme oranının affa göre daha az olduğu tespit edilmiştir. Af Kanunlarında affın telaffuz edildiği tarih önemlidir. Sonraki bir tarihin esas alınması suçu teşvik edecektir. 

Bu Tasarı hazırlanırken kişiler değil suçlar esas alınmıştır. Ceza indirimi içtima durumunda infaza esas en üst sınırdan yapılacaktır. 

Tasarının geneli üzerinde yapılan görüşmelerde şu görüşler dile getirilmiştir: 

– Anayasanın 87 nci maddesinde genel ve özel af çıkarma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen bir yetkidir. Bunun içinde şartla salıverme de vardır. Bu Tasarı bu yetkiye dayanılarak hazırlanmıştır. Toplum pek çok sebeple gerilmiş; suça teşvik edilme oranı hızla artmıştır. Bu nedenle böylesi bir atıfet yerinde ve zamanında olacaktır. 

– Komisyonumuz Tali Komisyon olduğu için konuyu özellikle Anayasa aykırılık yönünden incelemelidir. 

– Başlık muhtevayı karşılamamaktadır. Bu çerçevede yeniden gözden geçirilmelidir. 

– Tasarının kapsadığı dönem amaca uygun değildir. 23 Nisan 1999’dan bu yana uzun bir zaman geçmiştir. Bu nedenle 29 Ekim 2000 tarihi esas alınabilir. 

– Tasarı bütünüyle Anayasanın 2 ve 10 uncu maddelerine aykırılık taşımaktadır. Eşitlik ilkesi tasarıda göz ardı edilmiştir. 

– Böyle bir Kanuna toplumsal olarak ihtiyaç duyulmamakta, siyasal gerekçelerle getirilmektedir. Doğru olan genel af çıkarmaktır. Erteleme ya da şartla salıverme çözüm değildir. 

– Tasarıda farklı süreler esas alınmıştır. 1 inci maddede 10 yıl, 2 nci maddede ise 12 yıl esastır. Bu konuda yeknesak bir düzenleme getirilmelidir. Cezası infaz edilenlerle edilmeyenler arasında da eşitlik gözetilmelidir. 

– Bu Kanun şartla salıverme olarak gelmiştir. Bu müesseseleri yargı organları uygulayacaktır. Kanunla ancak infaz hükümleri düzenlenebilir, ya da genel veya özel af çıkarılabilir. Af, sosyal şartların belli olgunluğa geldiğinde yasama organının kullanabileceği istisnai bir yetkidir. Devletimizin yapısı hukuk devletidir. Hukuk devleti müeyyidelere ve bunların uygulanacağına duyulan inanca dayanır. Sıkça kullanılan af yetkisi bu inancı zedeler. 

– Yargı organlarının kendi içinde uyguladıkları müesseselere yasama organı müdahale etmemelidir. Şartlar gerçekleşmediği takdirde kullanılacak böyle bir yetki ve yapılacak düzenleme Anayasanın temel prensiplerine aykırılık teşkil edecektir. Eşitlerin eşitliği ilkesine de aykırılık söz konusudur. Örneğin 333 üncü madde kapsam içindeyken daha hafifi olan 240 ıncı madde kapsam dışı kalmıştır. İstisna hükümleriyle kapsam düzenlenirken pek çok halde eşitlik ilkesi dikkate alınmamıştır. İstisnaları belirlemede kriter söz konusu değildir. Düzenleme bu yönüyle keyfîdir. Geliş şekli itibariyle bir infaz yasasıdır. Hâkimin yerine geçerek yasama organının infaz yapması doğru olmayan bir durumdur. 

– İstisnalardan bir kısmı yerinde değildir.Bu nedenle kapsama alınmalıdır. 162, 298, 301, 303 üncü maddeler gibi. 

Tümü üzerindeki görüşmelerden sonra Tasarının Tali Komisyon olarak görüşülmesi nedeniyle sadece Anayasaya aykırılık yönünden incelenmesini içeren önerge Komisyonumuzca oy çokluğu ile kabul edilmiştir. 

Bu çerçevede maddelere geçilmemesi, Tasarının tümünün Anayasaya uygun olup olmadığının tespit edilerek Adalet Komisyonuna bu yönde görüş bildirilmesi ve Tasarının başlığının “Davaların Açılmasının, KesinHükme Bağlanmasının ve Cezaların İnfazının Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı” olarak değiştirilmesinin Adalet Komisyonuna önerilmesi oy çokluğu ile kabul edilmiş ve yapılan oylama sonucunda Tasarının Anayasaya aykırı olmadığına oy çokluğu ile karar verilmiştir. 

Raporumuz havalesi gereği Esas Komisyon olan Adalet Komisyonuna gönderilmek üzere YüksekBaşkanlığa saygı ile sunulur. 
 

Başkan
Başkanvekili
Kâtip
Turhan Tayan
N. Kemal Atahan
E. Cenap Gülpınar
Bursa
Hatay
Şanlıurfa
Üye
Üye
Üye
Ahmet İyimaya
Cemil Çiçek
H. Tayfun İçli
Amasya
Ankara
Ankara
(Muhalifim. Şerhimi vereceğim)
(1 inci Maddeye Muhalifim)
 
Üye
Üye
Üye
Salih Çelen
Şaban Kardeş
İsmail Alptekin
Antalya
Bayburt
Bolu
(Tümüne muhalifim.)
 
(1. maddeye muhalifim)
Muhalefet şerhi vereceğim)
   
Üye
Üye
Üye
Ayvaz Gökdemir
Edip Özgenç
Cahit Tekelioğlu
Erzurum
İçel
İçel
(Muhalifim)
   
Üye
Üye
Üye
Cavit Kavak
Osman Kılıç
Necdet Saruhan
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Üye
Üye
Üye
Mustafa Verkaya
Nevzat Yalçıntaş
Işın Çelebi
İstanbul
İstanbul
İzmir
 
(Bazı maddelere karşı oyum var)
 
Üye
Üye
Üye
Rahmi Sezgin
Mustafa Kamalak
İsmail Çevik
İzmir
Kahramanmaraş
Nevşehir
 
(1. maddeye muhalifim)
 
Üye
Üye
Üye
Mehmet Kundakçı
Şeref Malkoç
Ali Naci Tuncer
Osmaniye
Trabzon
Trabzon
 
(1. maddeye muhalifim)
(Muhalifim)

KARŞI OY GÖRÜŞÜ

Tasarıya karşı olan görüşlerimiz, Anayasa Komisyonu tutanaklarına intikal etmiştir. Sözü geçen tutanak bölümleri, yollama yoluyla “karşı görüşümüzün” bir parçasıdır. Aşağıdaki düşünceler, tasarıya karşı anlatımların kısa ifadesidir : 

1. Meclisin en temel yetkisi olan af tasarrufunun toplumsal şartları gerçekleşmemiştir. Savaş, kalkışma gibi olağanüstü durumların, rejim değişikliği, çağa damga vuran önemli olay, köklü ve yaygın değişimin yaşanmadığı dönemlerde af, bu yetkinin tipik kötüye kullanılmasını oluşturur. Cezaların infaz edileceği yönündeki önleyici temel değeri çökertir. 2000 affı, 1974 af zihniyetinin tipik tekrarıdır. 

2. Gün, büyük sayılar yasasının somutun özelliğini kapsamayan yasama kusurlarını giderecek, suç ve cezaları toplumsal değer ölçülerine ve evrimin mukayeseli aklına göre yeniden tarif edecek; insan hakları, özgürlükler, siyasette-felsefede tarafsız ve fakat öz işlevine çekilmiş güçlü devlet vatanını gerçekleştirecek hukuk ve ceza reformunun yapılması gerektiği gündür. Parlamento, bir asırda ancak bir kez kullanabileceği af yetkisinin mahmurluğuna değil, çağdaş yapılanma standartları hedefine koşması gereken millî organımızdır. 

3. Düşünce ve basın suçu, “somut ve yaygın/mevcut tehlike” evrensel ölçütü içinde yeniden tanımlanmalı, bu ölçütün kapsam alanında bulunmayan suç halleri, pozitif hukukumuzdan ayıklanmalıdır. Tabiî olarak suçlu olmayanların, yasalarla suçlu kılınmaları; bir hukuk/demokrasi ayıbıdır. Düşünceyi ve ifadesini insandan ceza kerpeteniyle sökmeye çalışanlar; zihniyetler, düzenler -yerleri ne olursa olsun- insanın yanı olamazlar. 

4. Af yetkisi mutlaka kullanılacak ise, -makul istisnalar ayıracında- devlete karşı suçlar için kullanılmalıdır. Affı kullanan devletin kendine karşı ika edilen eylemlerde cimri; insana karşı suçlarda cömert davranması, bir devlet uygarlığının tezahürü olamaz. 

5. Anayasaya aykırılık yönünden, aşağıdaki argumanlar da gözardı edilemez : 

a) Af, yürürlükteki (pozitif) ceza hukukuna göre belirlenen veya belirlenecek olan mahkûmiyet sonuçlarına yasama organının; kaldırma, indirme veya dönüştürme içerikli müdahalesidir. Bir tasfiye kuralı olan af, cezayı belirleyecek genel kurullara ilişemez. Aksi takdirde affın zaman bakımından kapsamı dışında kalan dönem ile af dönemi arasındaki suçlular ve ölçme kuralları yönünden farklılık yaratılmış olur. Bu ise, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. (Any. Mad. 2, 10, An. Mah. 13.3.1979 t, 67/14-E/K. AMKD. S : 17. Shf. 100-124 özellikle Shf. 112, Dr. Öden, A. Merih. Türk Anayasa Hukukunda Eşitlik İlkesi (Yayımlanmamış doktora tezi) Shf. 257 ve civ. Ayrıca sözü geçen eserdeki dipnot 132’de yapılan atıflar) Komisyonun benimsediği metin; tecil, şartla salıverme gibi temel ceza hukuku (yasası) kurallarını bu yasaya özgü olarak genel yapılarından farklı biçimde ele almıştır. Hiçbir yasanın hukuku ve eşitliği çiğneyerek imtiyaz yaratma gücü olamaz. Böyle bir düzenleme, af tarihinden sonrası için de etkili olacak sürekli bir normun konması (mevcudun ilgası) yoluyla ancak sağlanabilir. 

Tasarının adı ne olursa olsun, yasama organının yargı kararlarına müdahalesi, bir “AF” tır. Ad veya terim değişikliğiyle af nitelemesi yok edilemez. “Şartla salıverme” adı bu şekilde anlaşılmalıdır. Affın kötü imajından ve toplumsal tepkiden kaçınmanın yolu, kılıf değiştirmek değil, doğru özde buluşmaktır. Halkın sesine kulak vermektir. (Any. Md. 2) 

b) Bürokratik devletten anayasamızın 2 nci maddesinde yazılı demokratik devlete geçişin araçlarından biri de, memur suçu kavramıyla izahı imkânsız bir sosyolojik gerçeğin kabulü ve yasalaştırmada bu kabulün gözardı edilmemesidir. Devletin bürokrasi aygıtı, görüntüleri her insaflı insanı ürkütücü bir suçlar yumağı ile bağlantı ve iştirak içindedir. Nerede ise bu bağ, organik bütünlüğe doğru gitmektedir. Devletin işlevini felce uğratan ve gözler önüne seren bu bozulmadan, yargı işletilmeden kurtulunamaz. Bürokrasi, bağırsaklarının taşıdığı kiri görüntülüyecek yegâne mercek, bağımsız yargıdır. Böyle bir af, zaman itibarıyla da demokratik hukuk devleti (Any. Mad. 2) ilkesini ihlaldir. Yasama, sosyolojik ve güncel gerçeğin anayasaya yüklediği bu anlama gözünü kapayamaz. 

c) Affı red hakkının tanınmaması, bir kusurdur. Bu anlayış, temiz siyaset, saydam yönetim, insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerleri içinde savunulamaz. “Affın mecburiliği” klasik görüşü, aşılmaz ve yeni değerlere göre terkedilemez bir prensip değildir. Yasama, asli bir yetki olarak (Any. Mad. 7) ancak anayasa ile bağlıdır. (Any. Mad. 11/1,2) 

d) Tasarı, gerek kapsam-dışı ve gerekse indirim kategorileri bakımından herhangi bir hukuki kriteri benimsemiş değildir. Bu keyfi düzenleme, genellik ve eşitlik prensiplerini çiğneyerek imtiyaz yaratma girişimidir. (Any.87, 2, 10) Tasarının yasalaşmasını izleyen günlerde, sözü geçen istisnaların Anayasa Mahkemesince iptali ve bu kapsamdaki tutuklular ile hükümlülerin salıverilmelerinin sorumluluğu, girişime omuz verenlerin olacaktır. Çünkü bu konuda Yüksek Mahkeme içtihadı açıktır ve yasamayı bağlayıcıdır. (Any. Mad. 153, An, Mah.24.6.1976 t, 7/35-E 31.3.1992 t, 18/20-EK; 19.9.2000 t, 39/23-E/K. TCK.230 hükmünün af kapsamına alınması, siyasi yolsuzluğu korumaktır.) 

e) Düşünce özgürlüğüyle ilgili suç ve cezaların (düşünceyi suç ve ceza ile bütünleştiren bu ta-lihsiz kavramı kullanma ayıbını hiçbir zaman özümsemeyerek) af imkansızlığı karşısında (Any.87, 14) bu yöndeki suçların ceza yasalarından ayıklanması ve özürlü anayasanın değiştirilmesi gereği açıktır ve bu gerek savsaklanamaz. 

“Ana rejimler, özgürlükler sorununu, ara rejimlerin bunları tahrip hızının en az yarısı kadar bir sür’atle çözmek zorundadır.” Aksi takdirde, ana dönemlerin de, siyasetlerin de “İçi doldurulamaz.” Biçimsellik ve seremoni, rejimin yegâne karakterine dönüşür. Anayasal demokrasi, hiçbir zaman bu değildir. 

Mevcut anayasal açıklık karşısında, toplumsal talep tabanından da yoksun bir girişimi -ne pahasına olursa olsun- sürdürme ısrarını izah edecek bir gerekçeyi bulmakta zorluk çektiğimizi; doğru yolun, tasarıyı geri çekme yoluyla karartmakta olduğunu düşünüyoruz. 

Saygılarımızla.
 
Ahmet İyimaya
Ali Naci Tuncer
Amasya
Trabzon

 

Adalet Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No. : 1/780
Karar No. : 3
7.12.2000

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı, Adalet Bakanı Sayın Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün ve Adalet Bakanlığı temsilcilerinin de katılmalarıyla Komisyonumuzun 7.12.2000 tarihli 5 inci birleşiminde yapılan 3 oturumda ayrıntılı olarak incelenip görüşülmüş, geneli üzerinde yapılan görüşmelerin tamamlanmasının ardından, tali komisyon olan Anayasa Komisyonunun, Tasarının Anayasaya aykırı olmadığına oyçokluğu ile karar verdiği raporunda, Tasarı başlığının "Davaların Açılmasının, Kesin Hükme Bağlanmasının ve Cezaların İnfazının Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı" olarak değiştirilmesine ilişkin önerisi oylanmış, Tasarının geçici hükümler içermesi dikkate alınarak ve bu nedenle de tarih belirtmesi uygun görülerek öneri reddedilmiştir. 

Gerekçesi uygun görülerek maddelerine geçilmesi kabul edilen Tasarı, Bakanlar Kurulundan gelen şekli ile aynen kabul edilmiştir. 

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.
 
Başkan
Başkanvekili
Sözcü
Emin Karaa
İ. Sühan Özkan
Salih Erbeyin
Kütahya
İstanbul
Denizli
Kâtip
Üye
Üye
Yekta Açıkgöz
Müjdat Kayayerli
Ramazan Toprak
Samsun
Afyon
Aksaray
Üye
Üye
Üye
Mehmet Gözlükaya
Fahrettin Kukaracı
Ali Günay
Denizli
Erzurum
Hatay
(Muhalif olarak imzalıyorum,
(1 inci Maddeye muhalifim)
muhalefet şerhim eklidir)
Üye
Üye
Üye
Erol Al
İsmail Aydınlı
Mustafa Düz
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Üye
Üye
Üye
Mehmet Gül
A. Nazlı Ilıcak
Mehmet Pak
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Üye
Üye
Üye
Mehmet Ali Şahin
Işılay Saygın
Edip Özbaş
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
(Muhalif olarak imzalıyorum)
(İmzada bulunamadı)
(İmzada bulunamadı)
Üye
Üye
Üye
Sevgi Esen
Cemal Özbilen
Erdoğan Sezgin
Kayseri
Kırklareli
Samsun
(Muhalifim,
(Muhalifim,
muhalefet şerhim eklidir)
muhalefet şerhim eklidir)
Üye
Üye
Üye
Yaşar Topçu
Mehmet Fevzi Şıhanlıoğlu
Orhan Bıçakçıoğlu
Sinop
Şanlıurfa
Trabzon
(Toplantıya katılmadı)
(Toplantıya katılmadı)
Üye
Fethullah Erbaş

 

MUHALEFET ŞERHİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi 
Adalet Komisyonu Başkanlığına

ANKARA 

Görüşülmekte olan (1/780) sıra sayılı tasarıya muhalif olduğumuzu beyan etmiş bulunmaktayız. 

Anayasa Komisyonunda yapılan görüşmeler sonucunda tasarıya muhalif olan Anayasa Komisyonu üyesi (Ahmet İyimaya ve arkadaşlarının) muhalefet şerhlerine aynen katıldığımızı beyan ederiz. 
 
Mehmet Gözlükaya
Sevgi Esen
Erdoğan Sezgin
Denizli
Kayseri
Samsun



KAYNAK: TBMM İNTERNET SİTESİ
(9 ARALIK 2000)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş