|
1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun (CMUK) günün şartlarına göre
yeniden düzenlenmesi amacıyla çalışma yürüten ve başkanlığını Ordinaryüs
Profesör Sulhi Dönmezer`in üstlendiği komisyon, çalışmalarını tamamladı.
Komisyon tarafından hazırlanan tasarı, Hakimevi`nde düzenlenen törenle
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk`e teslim edildi.
Türk,
törende yaptığı konuşmada, usul kanunlarının adaletin tecellisi için çok
önemli olduğunu belirtti. Haklının haksızdan ayırt edilmesinin, usul kanunlarının
belirlediği ilkeler çerçevesinde
gerçekleştirildiğini anlatan
Türk, gerçek ortaya çıkarılırken, temel hak ve özgürlüklerin zedelenmemesi
gerektiğini söyledi.
Suçlu
ortaya çıkarılırken, kişilerin asılsız isnatlarla karşı karşıya bırakılmaması
gereğine işaret eden Türk, ``Bu nedenle, ceza usulu kanunları iyi hazırlanmalıdır``
dedi.
-HUKUK DEVRİMİ YENİDEN-
Türkiye`de, 19. yüzyıl sonlarından başlayan ve Cumhuriyet`in ilanından
sonra da Batı`nın esas alındığı, laik kanunlara dayalı bir hukuk devrimi
gerçekleştirildiğini ifade eden Türk, temel kanunlarda da bu yönde değişikliklere
gidildiğini anlattı. Bu kanunların, o tarihlerde dönemin oldukça ilerisinde
olduklarını kaydeden Adalet Bakanı, ancak o günden bugüne geçen süre içinde
gerek dünyada gerekse Türkiye`de önemli değişiklikler yaşandığını belirtti.
Düşüncelerde meydana gelen değişikliklere hukukun da ayak uydurması gerektiğini
ifade eden Türk, ``Bu nedenle, 1920`lerde yapılan hukuk devrimi, bir kez
daha aynı doğrultuda gerçekleştirilecektir`` diye konuştu.
Bakanlığında
10 temel kanunla ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Türk, şunları
kaydetti:
``Bu
çalışmaları yürütmek üzere oluşturulan komisyonlarda bilim adamları, hukukçular
ve uygulamadan gelen hakim ve savcılarımız görev yapıyor. Komisyonlarda
görev alanların bilgi birikimi ve deneyimlerinden yararlanılarak, dünyadaki
uygulamalar ve değişen görüşlerden de yola çıkılarak hukuk sisteminde yeni
bir yapılandırmaya gidilecek.``
Herkesin
yasayla kurulan mahkemeler önünde, adil bir şekilde ve en hızlı sürede
yargılanma hakkı bulunduğunu belirten Türk, bunların Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nda da öngörüldüğünü söyledi.
Türk, ``CMUK tasarısı hazırlanırken de bu amaçlar güdüldü`` dedi.
Yargıda
yeni bir yapılanmaya gidilirken, Yargıtay`ın asli görevi olan içtihat üretmesini
sağlayacak ve iş yükünü hafifletecek istinaf mahkemelerinin kurulmasının
gözardı edilemeyeceğini bildiren Türk, ``Bu düzenlemenin yapılması artık
kaçınılmaz hale gelmiştir`` diye konuştu.
``Davaların
üç kademede çözümlenmesinin, yargının işlemesini yavaşlatacağı`` eleştirilerini
anımsatan Türk, ``Sadece içtihat konusu olacak davalar Yargıtay`a gidecek,
olayın maddi yönü ise
istinaf mahkemelerinde çözümlenecek``
dedi.
-``AİHM`NİN
İÇTİHATLARI İNCELENDİ``-
CMUK tasarısını hazırlayan komisyonun başkanı Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer
de Adalet Bakanlığı`na sunulan tasarının, takdim yazısını okudu.
Takdim
yazısında, çalışmalarını 5 Mayıs 1997 ile 16 Temmuz 1999 tarihleri arasında
sürdüren komisyonun 52 toplantı yaptığı belirtildi.
Çalışmalar
sırasında, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi, Alman ve Fransız usul kanunları,
halen görev yapan hakim ve savcılarla bilim adamlarının görüşlerinin dikkate
alındığı kaydedilen yazıda, ayrıca yürürlükteki 1412 sayılı CMUK maddelerinin
tek tek gözden geçirildiği anlatıldı.
Hazırlanan
tasarıya, günün koşullarına uygun hükümler konulduğu ifade edilen yazıda,
bu hükümlerin, bir sistematik içinde sıralandığı da bildirildi.
Dönmezer,
CMUK tasarısı hazırlanırken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak
üzere, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin içtihatlarının
gözönüne alındığını
belirterek, tasarıyla 74
yeni kurum oluşturulduğunu bildirdi.
Türkiye`nin
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ne taraf olduğunu anımsatan Dönmezer, AİHM`nin
kişilere dürüst yargılanma, susma, suçsuzluk karinesi gibi haklar tanıdığını
söyledi.
AİHM`nin
bu kararlarının Türk hukuk sisteminin de bir parçası olduğunu anlatan Dönmezer,
``CMUK`a buna uygun hükümler koymak ya da en azından aykırı hükümler koymamak
gerekir`` dedi.
CMUK`un
temel hedefinin gerçeğe ulaşmak olduğunu kaydeden Dönmezer, bu yapılırken,
dürüst yargılama esaslarına uymanın gerekli olduğunu bildirdi. Yürürlükteki
CMUK`ta bu konuda eksiklikler bulunduğunu anlatan Dönmezer, şunları kaydetti:
``Ceza
muhakemeleri hukukundaki egemen strateji, temel hak ve özgürlüklere saygı
göstererek düzen sağlamaktır. Gerçek, dürüst yargılama hukukuna uyularak
ortaya çıkarılır. Kişinin belirli
usullere göre itham edilmesi,
tutuklanması, savunma hakkı için zorunlu olan vasıta ve zamanın sağlanması,
sanık olmadan yargılama ve duruşma yapılmaması, suçsuzluk karinesi, susma
hakkı, davanın makul sürede bitirilmesi gibi esaslar bugünkü hukuk sistemimizde
yok. Ancak, bunlar yeni hazırlanan CUMK tasarısında yer alıyor.``
Hazırlanan
tasarıya göre, yargılama aşamalarının da yeniden düzenlendiğini bildiren
Dönmezer, yeni sistemle, davaların hakimin önüne pişmiş ve kotarılmış olarak
getirileceğini söyledi. Böylelikle
davaların kısa sürede bitirileceğini
kaydeden Dönmezer, haksız tutuklama ve gözaltına almaların da önlenebileceğini
sözlerine ekledi.
Ordinaryüs Profesör Dr. Sulhi Dönmezer`in başkanlığını yaptığı komisyon
tarafından hazırlanan CMUK tasarısı, sanık ve şüpheliler açısından birtakım
yeni haklar yer alıyor. 438 madde ve 8 kitaptan oluşan tasarı, 426 madde
ve 6 ek maddeden oluşan yürürlükteki 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu`ndan (CMUK) daha zengin ve ayrıntılı hükümler içeriyor. Haksız tutuklama
ve yakalamaya tazminat, yasak hakların geri verilmesi gibi hükümler
tasarıda geliştirilmiş olarak
öngörülüyor.
Yürürlükteki
yasada ``itiraz`` ve ``acele itiraz`` ayrımı bulunmaktayken, hazırlanan
tasarıda bu ayrım ortadan kaldırılarak, belli bir süre içinde başvurulması
gerekli tek bir itiraz yolu benimsendi. İtiraz olunabilecek kararlar da
tasarıda sıralandı.
Tasarı,
her suçtan zarar görenin devlet ve dava açmanın bir kamu görevi olduğu
görüşünden hareketle, bireyin ceza davasını içeren şahsi dava usulünü de
kaldırıyor.
Tasarının öngördüğü yeni
uygulamalar, özetle şöyle:
ADLİ KONTROL: Şüpheli,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, tutuklanmak yerine sulh ceza hakimi
tarafından adli kontrol altına alınabilecek. Adli kontrol altına alınan
şüpheliye, bir veya birden fazla kısıtlama getirilebilecek.
Bunlar, hakimin belirleyeceği
alanın sınırları dışına çıkmamak, saptanan yerleşim yeri veya konuttan
ancak hakimin belirleyeceği neden ve koşullarla ayrılabilmek, hakim tarafından
belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek, belirlenen
sınırlar dışına her çıkışta cumhuriyet savcısı veya hakime haber vermek,
hakim tarafından belirlenen servis veya mercilere belirtilen süreler içinde
düzenli olarak başvurmak, hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına
veya gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam hususlarındaki
kontrol tedbirlerine uymak, cumhuriyet savcılığı kalemine veya kolluğa
kimliğini tespit etmek, her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanmamak
ve gerektiğinde kaleme araç kullanma ehliyetini vermek, cumhuriyet savcısında
belirtilen ve sulh ceza hakimince onaylanan emre göre bazı kişileri kabul
veya onları ziyaret etmekten, onlarla her ne surette olursa olsun ilişki
kurmaktan kaçınmak, özellikle uyuşturucu maddeden arınmak amacıyla hastanede
yatmak dahil, tıbbi özen, tedavi veya muayene tadbirlerine tabi olmak ve
bunları kabul etmek, şüphelinin parasal durumu gözönünde bulundurularak
miktarı bir defada veya birden fazla takside bölünerek hakimce belirlenecek
kefalet miktarını yatırmak, suç, mesleki ve sosyal nitekteki uğraşlar nedeniyle
veya bunların vesilesiyle işlendiğinde veya yeni bir suç işlenmesinden
kuşku duyulduğunda, bu uğraşları yapmamak, karşılığı bloke edilmişler dışında
çek keşide etmemek ve gerektiğinde kullanılması yasaklanan çek karnelerini
kaleme vermek, silah buldurmamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silahları kaleme teslim etmek, cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim
tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı, suç mağdurunu,
ayni veya şahsi güvenceye veya kefalete bağlamak, aile yükümlülüklerini
yerine getirdiğine ve adli kararlar üzerine ödemeye mahkum edildiği nafakayı
düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
TUTUKLULUK SÜRESİNİN
KISITLANMASI: Cezasının yukarı sınırı 5 yıl veya daha az olan cürümlerde,
şüpheli veya sanık en fazla 6 ay süreyle tutukluluk altında tutulabilecek.
Ancak bu sürenin sonunda tutukluluk bir defaya muhsus olmak üzere 4 ayı
geçmemek koşuluyla ve gerekçesi gösterilerek uzatılabilecek.
Şüpheli veya
sanık 5 yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum edilebilecekse, en çok
bir yıl süreyle tutukluluk altında tutulabilecek. Ancak, bu süre sona erdiğinde,
gerekçeli bir kararla 6 ayı
geçmemek kaydıyla tutuklama süresi uzatılabilecek.
Ağır cezalı
cürümlerde, şüpheli veya sanık 2 yıl süreyle tutukluk altında tutulabilecek.
Bu maddeyle
öngörülen uzatma kararları, cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık avukatlarının
görüşleri alındıktan sonra verebilecek.
Tutukluluk
süresi dolduğu halde davası sonuçlanmayan sanık, tutuksuz olarak yargılanacak.
Cumhuriyet
savcısı, hakim veya mahkeme, soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında
istisnai olarak tutuklu şüpheli veya sanığa geçici çıkış izni verebilecek.
Bu halde, tutuklu şüpheli veya sanık gözetime tabi tutulacak.
Tutuklanan
şüpheli veya sanığın yakınlarına veya ilgili olan kişilere durumun bildirilmesine
izin verilecek.
KAMU
DAVASI AÇILMASININ ERTELENMESİ: Yürürlükteki yasaya göre, kuvvetli
delil ve şüphe bulunduğunda kamu davasının açılması zorunluyken, yeni getirilen
sistemle bu koşullar gerçekleşmiş olsa bile kamu davasının açılması ertelenebilecek.
Tasarı, yasanın
öngördüğü şartlar dahilinde, Cumhuriyet savcısı tarafından deliller toplandıktan
sonra kabahatlerde bir yıl, cürümlerde ise üç yıl şüpheli hakkındaki davanın
ertelenebileceğini düzenliyor.
Şüpheli, erteleme süresi içinde suç işlemediği takdirde, savcı tarafından
``kovuşturmaya yer olmadığına`` karar verecek.
İDDİANAMENİN
İADESİ: Mahkeme tarafından yapılan incelemede, yeterli delil, iz, eser
ve emareler bulunmadan cumhuriyet savcısı tarafından dava açıldığı, bunun
sonucunda da mahkemenin soruşturma yapmak zorunda kalacağı belirlenirse,
iddianame reddedilecek. Sanıklık sıfatı, iddianamenin kabulüyle başlayacak.
Dava, görüşülmeye başlandıktan sonra, tek veya birbirini izleyen oturumlarda
sonuçlandırılacak.
HÜKMÜN GERİ BIRAKILMASI:
Sanık aleyhinde ilk defa kamu davası açılmış, yeniden suç işlemeyeceği
kanaati oluşmuş, kişilik özellikleri nedeniyle bir cezaya hükmedilmesine
gerek görülmemiş, suçtan doğan zararlar giderilmiş ve suçla bozulan huzur
ve sükun yeniden sağlanmışsa, sanığa yüklenen hapis cezasının üç yıldan
az, para cazasının ise ``hafif`` olması durumunda, mahkeme bu kişi hakkındaki
hükmü açıklamayı erteleyebilecek. Mahkeme, denetimli
olarak serbest bırakılan
sanığın erteleme süresi içinde tekrar suç işlemesi halinde, geri bıraktığı
hükmü açıklayacak.
TELEFONLARIN
DİNLENİLMESİ: Buna göre, telefon dinlenilmesine, konuşmaların kaydedilmesine,
konuşmaların ve diğer bilgilerin kayda alınmasına, kayıtların çözülerek
metin haline getirilmesine hakimin karar verebilmesi için, Cumhuriyet Savcısının
istemde bulunması, işlenen cürmün cezasının 2 yıl veya daha fazla şahsi
hürriyeti bağlayıcı bir cezayı gerektirmesi, başka bir suretle delil, iz,
eser ve emare elde edilmesinin mümkün olmaması gerekecek. Hakim tarafından
verilecek kararda, içerikleri
dinlenilecek veya kayda alınacak, çözülerek metin haline getirilecek karşılıklı
konuşmalar, haberleşme veya saptamaları belirlemeye olanak verecek telefon
numarası,
araçların ve hattın sahibi
gibi unsurlar, suçun içeriği ve 3 aydan fazla olmamak üzere müdahale süresi
gösterilecek.
SANIĞIN
VÜCUDUNUN MUAYENESİ: Başka suretle delil elde etme olasılığı bulunmayan
hallerde, ilgilinin sağlığını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, mutlaka şüpheli
veya sanığın avukatını dinledikten
sonra, hakim kararıyla şüphelinin veya sanığın vücut boşlukları incelenebilecek,
bedenlerinden kan, cinsel salgı, saç, vücut kılları, tırnak, tükürük, deri
döküntüsü, gaita örnekleri alınabilecek.
YAKALAMA
VE GÖZALTI SÜRELERİ: Yakalanan kişi, bırakılmazsa, yakalama yerine
en yakın sulh ceza hakimine gönderilmesi için gereken süre hariç, 24 saat
içinde hakim önüne çıkarılıp sorguya çekilebilecek. Toplu olarak işlenen
suçlarda Cumhuriyet Savcısı, gözaltı süresinin 48 saate kadar uzatılmasına
yazılı olarak emir verebilecek. Soruşturmanın bu süre içinde sonuçlandırılamaması
durumunda, Cumhuriyet Savcısı`nın istemi ve hakim kararıyla süre, 2
gün daha uzatılabilecek.
Böylece,
yürürlükteki kanun, toplu suçlar için hakim kararıyla 7 güne kadar gözaltında
bulundurabilme süresi öngörürken, tasarı, bu süreyi 4 güne indiriyor.
UYUŞTURUCU
MADDE, FUHUŞ VE İNSAN TİCARETİ SUÇLARI: Uyuşturucu madde, fuhuş, ihaleye
fesat karıştırma ile toplu veya örgütlü olarak işlenen suçlardan dolayı
haklarında kamu davası açılan sanıklar, mahkemece yapılan tebligata rağmen
gelmez ve bu nedenle haklarındaki ihzar
kararı yerine getirilmezse, bu kişilerin gazeteyle yapılacak ilandan sonra
kaçak olduğuna karar verilecek.
Kaçak
olduğuna karar verilen sanığın dava açmak veya açılmış davaları sürdürmek
hakkının kaldırılmasına, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, seçme ve seçilme
hakkının kaldırılmasına, taşınır veya taşınmaz mallarına ya da banka hesaplarına
el konulmasına mahkemece karar verilebilecek.
CUMHURİYET
SAVCISINA SORU HAKKI: Cumhuriyet Savcısı`na katılana, sanık ve avukatlara,
tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru yöneltme hakkı tanınacak. Ayrıca,
savcıya bu kişilere sorulan soruya karşı gelme hakkı da verilecek.
TANIKLARA
TELEFONLA DAVET: Tanıklar, telefon, telgraf ve teleks gibi araçlarla
mahkemeye davet edilebilecek. Duruşma sırasında gerekli görüldüğü anda
tanıkların hazır bulundurulması sağlanabilecek.
TANIKLIKTAN
ÇEKİNME HAKKI: Kolluk mensuplarına, avukatların yanında stajyer ve
yardımcılarına, hekimler ve ebeler yanında eczacılar ve bunların yardımcılarına,
mali işlerde görevlendirilmiş müşavirlere, soruşturmaları sırasında kendisinin
veya yakınlarının hayatı ve sağlıklarını korumak amacıyla kimliklerini
açıklamayı reddetmiş tanıkların ve suçu ihbar etmiş olup, aynı nedenle
kimliklerinin açıklanmasını istemeyenlerin veya suçlar ve suçlular hakkında
kolluğa sürekli bilgi verenlerin kimlikleri hakkında tanıklıktan çekinme
hakkı tanınacak.
Tanıklar
dinlenirken gerek kendi, gerekse bir başka şahıs yönünden sakınca görülmesi
halinde adresini gizleyebilecek, davetiyenin kendisine ulaşabileceği başka
bir adres gösterebilecek. Ayrıca, tanığın kimliğini gizleyebilmesi, kimliğe
ilişkin bilgilerin dosyaya konulmaksızın saklanması esası da getirilecek.
BİLİRKİŞİ:
Hangi hallerde bilirkişi atanabileceği, oy ve görüşünün alınabileceği de
yeniden belirlendi. Bilirkişiler, kural olarak İl Adalet Komisyonları tarafından
her yıl düzenlenecek listeden seçilecek.
GIYABİ
TUTUKLAMA: Tutukluluk kararının verilmesi, şüpheli ile tutuklunun hakim
huzurunda bulunmaları koşuluyla gerçekleşebilecek. Bu nedenle, kaçan şüpheli
veya sanığın getirilmesi bakımından yakalama müzekkeresi, yeterli kabul
edilecek. Ancak sadece yurtdışına kaçmış olanlar için tutuklama müzekkeresi
koşulu, geçerliliğini koruyacak.
AVUKATLARA
SORGU SÜRECİNDE BULUNMA HAKKI: Avukatlar, soruşturma ve kovuşturmanın
her aşamasında şüpheli veya sanıkla görüşebilecek. İfade alma ve sorgu
süresince bunların yanında bulunabilecek. Ayrıca, duruşma günü belirlenirken
sanık avukatının da görüşü alınacak.
DURUŞMA
SALONLARINA KAMERA YASAĞI:
Adliye binası içine ve duruşma salonlarına, duruşma başladıktan sonra ses
ve görüntü kaydedici cihaz alınmayacak. Bu kuralı ihlal edenler, ağır para
cezasına çarptırılabilecek.
SAĞIR
VE DİLSİZLERE TERCÜMAN: Türkçe bilmeyen veya sağır ve dilsiz olan şüpheli
ve sanık için görevlendirilecek tercümanların giderleri, Hazine tarafından
karşılanacak.
(ANADOLU AJANSI - 24.9.1999) |