| |BELGELER ANA SAYFA |BELGENET ANA SAYFA

  
CMUK, YENİDEN DÜZENLENİYOR
(24.9.1999)

  • 1412 SAYILI CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (CMUK) GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE YENİDEN DÜZENLENİYOR. 
  • YASA TASARISINI HAZIRLAYAN KOMİSYON ÇALIŞMALARINI TAMAMLADI. 
  • ADALET BAKANI TÜRK: 
  • ``1920`LERDE YAPILAN HUKUK DEVRİMİ, BİR KEZ DAHA AYNI DOĞRULTUDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK``, ``İSTİNAF MAHKEMELERİ KURULARAK, YARGITAY`IN İŞ YÜKÜ   HAFİFLETİLECEK`` 
  • KOMİSYON BAŞKANI ORD. PROF. DÖNMEZER: 
  • ``TASARI, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNİN İÇTİHATLARI İNCELENEREK HAZIRLANDI`` 
  • TASARI, 8 KİTAP VE 358 MADDEDEN OLUŞUYOR. 

  •  

     

    Tasarıyla getirilen bazı değişiklikler şöyle: 
    * Dava açılması ertelenebilecek. Sanık erteleme süresi içinde suç işlemezse, dava açılmayacak. 
    * Dava tek veya birbirini izleyen oturumlarda sonuçlandırılacak. 
    * Telefon dinleme sıkı denetime bağlanacak. 
    * Toplu suçlar için gözaltı süresi 7 günden 4 güne indirilecek. 
    * Avukatlar, ifade alma ve sorgu süresince şüpheli ve sanığın yanında bulunabilecek. 
    * Adliye binası içine ve duruşma salonlarına teyp ve kamera alınmayacak. 


1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun (CMUK) günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi amacıyla çalışma yürüten ve başkanlığını Ordinaryüs Profesör Sulhi Dönmezer`in üstlendiği komisyon, çalışmalarını tamamladı. Komisyon tarafından hazırlanan tasarı, Hakimevi`nde düzenlenen törenle Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk`e teslim edildi.

    Türk, törende yaptığı konuşmada, usul kanunlarının adaletin tecellisi için çok önemli olduğunu belirtti. Haklının haksızdan ayırt edilmesinin, usul kanunlarının belirlediği ilkeler çerçevesinde 
gerçekleştirildiğini anlatan Türk, gerçek ortaya çıkarılırken, temel hak ve özgürlüklerin zedelenmemesi gerektiğini söyledi.
    Suçlu ortaya çıkarılırken, kişilerin asılsız isnatlarla karşı karşıya bırakılmaması gereğine işaret eden Türk, ``Bu nedenle, ceza usulu kanunları iyi hazırlanmalıdır`` dedi.

    -HUKUK DEVRİMİ YENİDEN-

    Türkiye`de, 19. yüzyıl sonlarından başlayan ve Cumhuriyet`in ilanından sonra da Batı`nın esas alındığı, laik kanunlara dayalı bir hukuk devrimi gerçekleştirildiğini ifade eden Türk, temel kanunlarda da bu yönde değişikliklere gidildiğini anlattı. Bu kanunların, o tarihlerde dönemin oldukça ilerisinde olduklarını kaydeden Adalet Bakanı, ancak o günden bugüne geçen süre içinde gerek dünyada gerekse Türkiye`de önemli değişiklikler yaşandığını belirtti. Düşüncelerde meydana gelen değişikliklere hukukun da ayak uydurması gerektiğini ifade eden Türk, ``Bu nedenle, 1920`lerde yapılan hukuk devrimi, bir kez daha aynı doğrultuda gerçekleştirilecektir`` diye konuştu.
    Bakanlığında 10 temel kanunla ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Türk, şunları kaydetti:
    ``Bu çalışmaları yürütmek üzere oluşturulan komisyonlarda bilim adamları, hukukçular ve uygulamadan gelen hakim ve savcılarımız görev yapıyor. Komisyonlarda görev alanların bilgi birikimi ve deneyimlerinden yararlanılarak, dünyadaki uygulamalar ve değişen görüşlerden de yola çıkılarak hukuk sisteminde yeni bir yapılandırmaya gidilecek.``
    Herkesin yasayla kurulan mahkemeler önünde, adil bir şekilde ve en hızlı sürede yargılanma hakkı bulunduğunu belirten Türk, bunların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nda da öngörüldüğünü söyledi. Türk, ``CMUK tasarısı hazırlanırken de bu amaçlar güdüldü`` dedi. 
    Yargıda yeni bir yapılanmaya gidilirken, Yargıtay`ın asli görevi olan içtihat üretmesini sağlayacak ve iş yükünü hafifletecek istinaf mahkemelerinin kurulmasının gözardı edilemeyeceğini bildiren Türk, ``Bu düzenlemenin yapılması artık kaçınılmaz hale gelmiştir`` diye konuştu.
    ``Davaların üç kademede çözümlenmesinin, yargının işlemesini yavaşlatacağı`` eleştirilerini anımsatan Türk, ``Sadece içtihat konusu olacak davalar Yargıtay`a gidecek, olayın maddi yönü ise 
istinaf mahkemelerinde çözümlenecek`` dedi.
    
   -``AİHM`NİN İÇTİHATLARI İNCELENDİ``-

    CMUK tasarısını hazırlayan komisyonun başkanı Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer de Adalet Bakanlığı`na sunulan tasarının, takdim yazısını okudu.
    Takdim yazısında, çalışmalarını 5 Mayıs 1997 ile 16 Temmuz 1999 tarihleri arasında sürdüren komisyonun 52 toplantı yaptığı belirtildi. 
    Çalışmalar sırasında, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi, Alman ve Fransız usul kanunları, halen görev yapan hakim ve savcılarla bilim adamlarının görüşlerinin dikkate alındığı kaydedilen yazıda, ayrıca yürürlükteki 1412 sayılı CMUK maddelerinin tek tek gözden geçirildiği anlatıldı.
    Hazırlanan tasarıya, günün koşullarına uygun hükümler konulduğu ifade edilen yazıda, bu hükümlerin, bir sistematik içinde sıralandığı da bildirildi. 
    Dönmezer, CMUK tasarısı hazırlanırken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin içtihatlarının gözönüne alındığını 
belirterek, tasarıyla 74 yeni kurum oluşturulduğunu bildirdi.
    Türkiye`nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ne taraf olduğunu anımsatan Dönmezer, AİHM`nin kişilere dürüst yargılanma, susma, suçsuzluk karinesi gibi haklar tanıdığını söyledi.
    AİHM`nin bu kararlarının Türk hukuk sisteminin de bir parçası olduğunu anlatan Dönmezer, ``CMUK`a buna uygun hükümler koymak ya da en azından aykırı hükümler koymamak gerekir`` dedi. 
    CMUK`un temel hedefinin gerçeğe ulaşmak olduğunu kaydeden Dönmezer, bu yapılırken, dürüst yargılama esaslarına uymanın gerekli olduğunu bildirdi. Yürürlükteki CMUK`ta bu konuda eksiklikler bulunduğunu anlatan Dönmezer, şunları kaydetti:
    ``Ceza muhakemeleri hukukundaki egemen strateji, temel hak ve özgürlüklere saygı göstererek düzen sağlamaktır. Gerçek, dürüst yargılama hukukuna uyularak ortaya çıkarılır. Kişinin belirli 
usullere göre itham edilmesi, tutuklanması, savunma hakkı için zorunlu olan vasıta ve zamanın sağlanması, sanık olmadan yargılama ve duruşma yapılmaması, suçsuzluk karinesi, susma hakkı, davanın makul sürede bitirilmesi gibi esaslar bugünkü hukuk sistemimizde yok. Ancak, bunlar yeni hazırlanan CUMK tasarısında yer alıyor.``
    Hazırlanan tasarıya göre, yargılama aşamalarının da yeniden düzenlendiğini bildiren Dönmezer, yeni sistemle, davaların hakimin önüne pişmiş ve kotarılmış olarak getirileceğini söyledi. Böylelikle 
davaların kısa sürede bitirileceğini kaydeden Dönmezer, haksız tutuklama ve gözaltına almaların da önlenebileceğini sözlerine ekledi. 

    Ordinaryüs Profesör Dr. Sulhi Dönmezer`in başkanlığını yaptığı komisyon tarafından hazırlanan CMUK tasarısı, sanık ve şüpheliler açısından birtakım yeni haklar yer alıyor. 438 madde ve 8 kitaptan oluşan tasarı, 426 madde ve 6 ek maddeden oluşan yürürlükteki 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`ndan (CMUK) daha zengin ve ayrıntılı hükümler içeriyor. Haksız tutuklama ve yakalamaya tazminat, yasak hakların geri verilmesi gibi hükümler  tasarıda geliştirilmiş olarak öngörülüyor.
    Yürürlükteki yasada ``itiraz`` ve ``acele itiraz`` ayrımı bulunmaktayken, hazırlanan tasarıda bu ayrım ortadan kaldırılarak, belli bir süre içinde başvurulması gerekli tek bir itiraz yolu benimsendi. İtiraz olunabilecek kararlar da tasarıda sıralandı.
    Tasarı, her suçtan zarar görenin devlet ve dava açmanın bir kamu görevi olduğu görüşünden hareketle, bireyin ceza davasını içeren şahsi dava usulünü de kaldırıyor.
    
Tasarının öngördüğü yeni uygulamalar, özetle şöyle:
    
ADLİ KONTROL: Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, tutuklanmak yerine sulh ceza hakimi tarafından adli kontrol altına alınabilecek. Adli kontrol altına alınan şüpheliye, bir veya birden fazla kısıtlama getirilebilecek. 
Bunlar, hakimin belirleyeceği alanın sınırları dışına çıkmamak, saptanan yerleşim yeri veya konuttan ancak hakimin belirleyeceği neden ve koşullarla ayrılabilmek, hakim tarafından belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek, belirlenen sınırlar dışına her çıkışta cumhuriyet savcısı veya hakime haber vermek, hakim tarafından belirlenen servis veya mercilere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına veya gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam hususlarındaki kontrol tedbirlerine uymak, cumhuriyet savcılığı kalemine veya kolluğa kimliğini tespit etmek, her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanmamak ve gerektiğinde kaleme araç kullanma ehliyetini vermek, cumhuriyet savcısında belirtilen ve sulh ceza hakimince onaylanan emre göre bazı kişileri kabul veya onları ziyaret etmekten, onlarla her ne surette olursa olsun ilişki kurmaktan kaçınmak, özellikle uyuşturucu maddeden arınmak amacıyla hastanede yatmak dahil, tıbbi özen, tedavi veya muayene tadbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek, şüphelinin parasal durumu gözönünde bulundurularak miktarı bir defada veya birden fazla takside bölünerek hakimce belirlenecek kefalet miktarını yatırmak, suç, mesleki ve sosyal nitekteki uğraşlar nedeniyle veya bunların vesilesiyle işlendiğinde veya yeni bir suç işlenmesinden kuşku duyulduğunda, bu uğraşları yapmamak, karşılığı bloke edilmişler dışında çek keşide etmemek ve gerektiğinde kullanılması yasaklanan çek karnelerini kaleme vermek, silah buldurmamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları kaleme teslim etmek, cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı, suç mağdurunu, ayni veya şahsi güvenceye veya kefalete bağlamak, aile yükümlülüklerini yerine getirdiğine ve adli kararlar üzerine ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
    
TUTUKLULUK SÜRESİNİN KISITLANMASI: Cezasının yukarı sınırı 5 yıl veya daha az olan cürümlerde, şüpheli veya sanık en fazla 6 ay süreyle tutukluluk altında tutulabilecek. Ancak bu sürenin sonunda tutukluluk bir defaya muhsus olmak üzere 4 ayı geçmemek koşuluyla ve gerekçesi gösterilerek uzatılabilecek. 
   Şüpheli veya sanık 5 yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum edilebilecekse, en çok bir yıl süreyle tutukluluk altında tutulabilecek. Ancak, bu süre sona erdiğinde, gerekçeli bir kararla 6  ayı geçmemek kaydıyla tutuklama süresi uzatılabilecek. 
   Ağır cezalı cürümlerde, şüpheli veya sanık 2 yıl süreyle tutukluk altında tutulabilecek. 
   Bu maddeyle öngörülen uzatma kararları, cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık avukatlarının görüşleri alındıktan sonra verebilecek.
   Tutukluluk süresi dolduğu halde davası sonuçlanmayan sanık, tutuksuz olarak yargılanacak. 
   Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme, soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında istisnai olarak tutuklu şüpheli veya sanığa geçici çıkış izni verebilecek. Bu halde, tutuklu şüpheli veya sanık gözetime tabi tutulacak. 
   Tutuklanan şüpheli veya sanığın yakınlarına veya ilgili olan kişilere durumun bildirilmesine izin verilecek.

KAMU DAVASI AÇILMASININ ERTELENMESİ: Yürürlükteki yasaya göre, kuvvetli delil ve şüphe bulunduğunda kamu davasının açılması zorunluyken, yeni getirilen sistemle bu koşullar gerçekleşmiş olsa bile kamu davasının açılması ertelenebilecek.
   Tasarı, yasanın öngördüğü şartlar dahilinde, Cumhuriyet savcısı tarafından deliller toplandıktan sonra kabahatlerde bir yıl, cürümlerde ise üç yıl şüpheli hakkındaki davanın ertelenebileceğini  düzenliyor. Şüpheli, erteleme süresi içinde suç işlemediği takdirde, savcı tarafından ``kovuşturmaya yer olmadığına`` karar verecek.

İDDİANAMENİN İADESİ: Mahkeme tarafından yapılan incelemede, yeterli delil, iz, eser ve emareler bulunmadan cumhuriyet savcısı tarafından dava açıldığı, bunun sonucunda da mahkemenin soruşturma yapmak zorunda kalacağı belirlenirse, iddianame reddedilecek. Sanıklık sıfatı, iddianamenin kabulüyle başlayacak. Dava, görüşülmeye başlandıktan sonra, tek veya birbirini izleyen oturumlarda sonuçlandırılacak.
    
HÜKMÜN GERİ BIRAKILMASI: Sanık aleyhinde ilk defa kamu davası açılmış, yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmuş, kişilik özellikleri nedeniyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemiş, suçtan doğan zararlar giderilmiş ve suçla bozulan huzur ve sükun yeniden sağlanmışsa, sanığa yüklenen hapis cezasının üç yıldan az, para cazasının ise ``hafif`` olması durumunda, mahkeme bu kişi hakkındaki hükmü açıklamayı erteleyebilecek. Mahkeme, denetimli 
olarak serbest bırakılan sanığın erteleme süresi içinde tekrar suç işlemesi halinde, geri bıraktığı hükmü açıklayacak. 

TELEFONLARIN DİNLENİLMESİ: Buna göre, telefon dinlenilmesine, konuşmaların kaydedilmesine, konuşmaların ve diğer bilgilerin kayda alınmasına, kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine hakimin karar verebilmesi için, Cumhuriyet Savcısının istemde bulunması, işlenen cürmün cezasının 2 yıl veya daha fazla şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı gerektirmesi, başka bir suretle delil, iz, eser ve emare elde edilmesinin mümkün olmaması gerekecek. Hakim tarafından 
verilecek kararda, içerikleri dinlenilecek veya kayda alınacak, çözülerek metin haline getirilecek karşılıklı konuşmalar, haberleşme veya saptamaları belirlemeye olanak verecek telefon numarası, 
araçların ve hattın sahibi gibi unsurlar, suçun içeriği ve 3 aydan fazla olmamak üzere müdahale süresi gösterilecek.

SANIĞIN VÜCUDUNUN MUAYENESİ: Başka suretle delil elde etme olasılığı bulunmayan hallerde, ilgilinin sağlığını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, mutlaka şüpheli veya sanığın avukatını  dinledikten sonra, hakim kararıyla şüphelinin veya sanığın vücut boşlukları incelenebilecek, bedenlerinden kan, cinsel salgı, saç, vücut kılları, tırnak, tükürük, deri döküntüsü, gaita örnekleri  alınabilecek.

YAKALAMA VE GÖZALTI SÜRELERİ: Yakalanan kişi, bırakılmazsa, yakalama yerine en yakın sulh ceza hakimine gönderilmesi için gereken süre hariç, 24 saat içinde hakim önüne çıkarılıp sorguya çekilebilecek. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet Savcısı, gözaltı süresinin 48 saate kadar uzatılmasına yazılı olarak emir verebilecek. Soruşturmanın bu süre içinde sonuçlandırılamaması durumunda, Cumhuriyet Savcısı`nın istemi ve hakim kararıyla süre, 2  gün daha uzatılabilecek.
    Böylece, yürürlükteki kanun, toplu suçlar için hakim kararıyla 7 güne kadar gözaltında bulundurabilme süresi öngörürken, tasarı, bu süreyi 4 güne indiriyor.

UYUŞTURUCU MADDE, FUHUŞ VE İNSAN TİCARETİ SUÇLARI: Uyuşturucu madde, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma ile toplu veya örgütlü olarak işlenen suçlardan dolayı haklarında kamu davası açılan sanıklar, mahkemece yapılan tebligata rağmen gelmez ve bu nedenle haklarındaki  ihzar kararı yerine getirilmezse, bu kişilerin gazeteyle yapılacak ilandan sonra kaçak olduğuna karar verilecek.
    Kaçak olduğuna karar verilen sanığın dava açmak veya açılmış davaları sürdürmek hakkının kaldırılmasına, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, seçme ve seçilme hakkının kaldırılmasına, taşınır veya taşınmaz mallarına ya da banka hesaplarına el konulmasına mahkemece karar verilebilecek.

CUMHURİYET SAVCISINA SORU HAKKI: Cumhuriyet Savcısı`na katılana, sanık ve avukatlara, tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru yöneltme hakkı tanınacak. Ayrıca, savcıya bu kişilere sorulan soruya karşı gelme hakkı da verilecek.

TANIKLARA TELEFONLA DAVET: Tanıklar, telefon, telgraf ve teleks gibi araçlarla mahkemeye davet edilebilecek. Duruşma sırasında gerekli görüldüğü anda tanıkların hazır bulundurulması  sağlanabilecek.

TANIKLIKTAN ÇEKİNME HAKKI: Kolluk mensuplarına, avukatların yanında stajyer ve yardımcılarına, hekimler ve ebeler yanında eczacılar ve bunların yardımcılarına, mali işlerde görevlendirilmiş müşavirlere, soruşturmaları sırasında kendisinin veya yakınlarının hayatı ve sağlıklarını korumak amacıyla kimliklerini açıklamayı reddetmiş tanıkların ve suçu ihbar etmiş olup, aynı nedenle kimliklerinin açıklanmasını istemeyenlerin veya suçlar ve suçlular hakkında kolluğa sürekli bilgi verenlerin kimlikleri hakkında tanıklıktan çekinme hakkı tanınacak.
    Tanıklar dinlenirken gerek kendi, gerekse bir başka şahıs yönünden sakınca görülmesi halinde adresini gizleyebilecek, davetiyenin kendisine ulaşabileceği başka bir adres gösterebilecek. Ayrıca, tanığın kimliğini gizleyebilmesi, kimliğe ilişkin bilgilerin dosyaya konulmaksızın saklanması esası da getirilecek.

BİLİRKİŞİ: Hangi hallerde bilirkişi atanabileceği, oy ve görüşünün alınabileceği de yeniden belirlendi. Bilirkişiler, kural olarak İl Adalet Komisyonları tarafından her yıl düzenlenecek listeden seçilecek.

GIYABİ TUTUKLAMA: Tutukluluk kararının verilmesi, şüpheli ile tutuklunun hakim huzurunda bulunmaları koşuluyla gerçekleşebilecek. Bu nedenle, kaçan şüpheli veya sanığın getirilmesi bakımından yakalama müzekkeresi, yeterli kabul edilecek. Ancak sadece yurtdışına kaçmış olanlar için tutuklama müzekkeresi koşulu, geçerliliğini koruyacak.

AVUKATLARA SORGU SÜRECİNDE BULUNMA HAKKI: Avukatlar, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında şüpheli veya sanıkla görüşebilecek. İfade alma ve sorgu süresince bunların yanında bulunabilecek. Ayrıca, duruşma günü belirlenirken sanık avukatının da görüşü alınacak.

DURUŞMA SALONLARINA KAMERA YASAĞI: Adliye binası içine ve duruşma salonlarına, duruşma başladıktan sonra ses ve görüntü kaydedici cihaz alınmayacak. Bu kuralı ihlal edenler, ağır para cezasına çarptırılabilecek.

SAĞIR VE DİLSİZLERE TERCÜMAN: Türkçe bilmeyen veya sağır ve dilsiz olan şüpheli ve sanık için görevlendirilecek tercümanların giderleri, Hazine tarafından karşılanacak.
   
(ANADOLU AJANSI - 24.9.1999)


[ Belgeler Ana Sayfa]   [BELGEnet Ana Sayfa]