|
Sezer'in
605 sayılı KHK'yi iadesi...
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer, memurların meslekten ihracına ilişkin yeni düzenlemeler
getiren 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağını, 8 Ağustos
2000 tarihinde hükümete iade etti. Cumhurbaşkanı Sezer'in iade gerekçesi
şöyle:
TÜRKİYE
CUMHURBAŞKANLIĞI
ANKARA
B.01.0.KKB.01 08 AĞUSTOS 2000
KAN.KAR: 39-19/D-1-2000-651
BAŞBAKANLIĞA
İLGİ : 12.07.2000 günlü, 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Taslağı.
Anayasa'nın, Cumhuriyet'in niteliklerini ve rejimini belirleyen 2. maddesinde,
Türkiye Cumhuriyeti'nin, başlangıç bölümünde belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir "hukuk devleti" olduğu vurgulanmıştır.Bu
vurgulamaya göre, Cumhuriyet'in temel niteliği ve rejimin temeli hukuk
devleti ilkesidir.
Hukuk devleti, aynı zamanda, özgürlükcü, çoğulcu, çağdaş demokrasilerin
belirleyici niteliği ve Cumhuriyet'in diğer niteliklerinin güvencesidir.
Bu özellik, hukuk devleti ilkesine özel önem kazandırmaktır.
Hukuk devleti hukukun üstünlüğü temeline dayanır. Hiçbir organ ya da
kişi hukukun üstünde olamaz. Hukukun üstünlüğü Devletin tüm organlarının
hukuka bağlılığını anlatır. Devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak
egemenliği vardır.
Hukukun üstünlüğü Anayasa'da iki biçimde yansımasını bulmuştur. Birincisi,
Anayasal kuralların üstünlüğü ve bağlayıcılığı (m.11); ikincisi, Anayasa
Mahkemesi (m.153) ve mahkeme (m.138) kararlarının bağlayıcılığıdır.
Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa kurallarının yasama, yürütme ve
yargı organları ile yönetimi ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel
hukuk kuralları olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, Anayasa'nın 2. maddesiyle gönderme yapılan ve 176. maddesiyle
Anayasa metnine dahil edilen başlangıç bölümünde, egemenliği ulus adına
kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, Anayasa'da gösterilen
hukuk düzeni dışına çıkamayacağı açıkca vurgulanmıştır.
Bu düzenlemeler, Anayasa'nın üstün kurallarına öncelikle Devletin tüm
organlarının uymasını zorunlu kılmaktadır.
Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 103. maddesindeki andiçme metninde belirtildiği
gibi, herşeyden önce Devletin varlığını, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğünü,
laik Cumhuriyet ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Ancak, yine aynı metinde
yer aldığı gibi, Cumhurbaşkanı, aynı zamanda Anayasa'ya ve hukukun üstünlüğüne
bağlı kalacağı konusunda da andiçmiştir. Ayrıca, Anayasa'nın 104. maddesinde,
Cumhurbaşkanı'nın belirtilen görevleri yaparken ve yetkileri kullanırken
Anayasa'nın ilgili maddelerine uyması gerektiği açıkca vurgulanmıştır.
Bu kurallar, Cumhurbaşkanı'nın, Devletin varlığını, yurdun ve ulusun
bölünmez bütünlüğünü ve Cumhuriyet'in laik niteliğini koruyup gözetirken,
anayasal kurallara uygun davranmak zorunda olduğunu göstermektedir.
Anayasa'nın 91. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Bakanlar
Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği belirtilmiştir.
Buna göre, çıkarılan bir yetki yasasına dayanılarak kanun hükmünde karanamelerle
düzenleme yapılabileceği kuşkusuzdur.
Ancak, yine aynı maddede, sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak
üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan
temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan
siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği
belirtilerek bir yasak alan yaratılmıştır. Böylece, yalnızca Anayasa'nın
ikinci kısmının üçüncü bölümünde yer verilen sosyal ve ekonomik haklar
ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenebilecektir.
29.06.2000 günlü, 4588 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat,
Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret
Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Mali Yönetiminde Disiplin Sağlanması
İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Yasası'na dayanılarak hazırlanan
Kanun Hükmünde Kararname taslağında; 657 sayılı Devlet Memurları Yasası,
1700 sayılı Dahiliye Memurları Yasası, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar
Yasası ile 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi
ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin kimi hükümleri değiştirilerek
disiplin suçu sayılan kimi eylemler için memuriyetten ya da meslekten çıkarma
cezası öngörülmektedir.
Kanun Hükmünde Kararname taslağının Yetki Yasası kapsamında olup olmadığı
tartışmasına girmeksizin belirtmek gerekir ki, disiplin suç ve cezaları,
Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlıklı" 38. maddesi kapsamındadır.
Bu madde, Anayasa'nın ikinci kısmının " Kişinin hakları ve ödevleri" başlıklı
ikinci bölümünde yer alması nedeniyle 91. maddedeki yasak alan kapsamına
girdiğinden disiplin suç ve cezalarının kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi
olanaksızdır.
Anayasa'nın 91. maddesine göre, kanun hükmünde kararname ile düzenlenemeyecek
konular ancak yasa ile düzenlenebilir. Anayasa'nın 38. maddesi kapsamındaki
disiplin suç ve cezaları da yasa ile düzenlenmesi gereken konulardandır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, Sağlık Hizmetleri Temel Yasası'na ilişkin
19.04.1988 günlü, E.1987/16, K.1988/8 sayılı kararında, 07.05.1987 günlü,
3359 sayılı Yasa'nın, "Katılmakla yükümlü olduğu hizmetiçi eğitim programlarına
uymayan sağlık personeline, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca geçici
veya daimi meslekten uzaklaştırma cezası verilmesini" öngören 3. maddesinin
(h) bendini, Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38.
maddesi kapsamında görerek incelemiş ve maddeye aykırılığı nedeniyle iptal
etmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel
Rejimini düzenleyen Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili 04.04.1991 günlü,
E.1990/12, K.1991/7 sayılı kararında ise, Kanun Hükmünde Kararnamenin disiplin
suç ve cezalarına ilişkin maddeleri incelenirken,
"Burada öncelikle çözümlenmesi gereken konu disiplin suç ve cezalarının
Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suç ve cezalar kapsamında olup olmadığıdır.
Genel olarak disiplin cezaları kamu görevi ile ilgili bir ceza türü olarak
benimsenmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında
bir ayrım yapılmamış, ayrıca ceza yerine geçen güvenlik önlemleri de madde
kapsamına alınmıştır. Buna göre, disiplin cezaları Anayasa'nın 38. maddesi
kapsamındadır.
Anayasa'nın, "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesi,
İkinci Kısmı'nın İkinci Bölümü'nde yer almaktadır. Bu bölümde yer alan
haklar ve ödevler Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek
konular kapsamına girmektedir.
Bu yüzden, KHK'nin disiplin cezaları ile ilgili hususları düzenleyen
44.,45.,46.,47.,48.,49. ve 50. maddeleri, Anayasa'nın 91. maddesine aykırıdır."
denilerek, disiplin suç ve cezalarının Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında
görüldüğü yargısı açıkca ve yeniden vurgulanmış; bu nedenle de, 399 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen maddeleri
iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararından sonra, 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin disiplin cezalarına ilişkin hükümleri 05.02.1992 günlü , 3771
sayılı yasayla yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama,
yürütme ve yargı organlarını, yönetimi, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı
belirtilmiştir. Buna göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının, Devletin tüm
organlarını, bu bağlamda Devletin başı olan Cumhurbaşkanı'nı da bağlayacağı
kuşkusuzdur.
Yapılan açıklamalar karşısında, disiplin suç ve cezası öngören kuralların
kanun hükmünde kararname ile değil, yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Yasa ile düzenleme yapılıncaya değin yürürlükteki kimi kuralların özellikle
memurlar yönünden uygulanması olanaklıdır. Gerçekten, 657 sayılı Devlet
Memurları Yasası'nın disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 125. maddesinin
birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi ile dördüncü fıkrası ve aynı
yasanın 6. maddesi kuralları birlikte düşünüldüğünde böyle bir olanağın
bulunduğu görülecektir.
Nitekim, maddenin anılan (a) alt bendinde "ideolojik veya siyasi amaçlarla
kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak" devlet memurluğundan
çıkarmayı gerektiren bir eylem olarak öngörülmüştür. Ayrıca, aynı maddenin
dördüncü fıkrasında, "Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren
fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara
da aynı neviden disiplin cezası" verileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 657 sayılı yasanın 6. maddesinde, Devlet memurlarının "yemin
belgesi"ni imzalayarak göreve başlayacakları vurgulanmakta, yemin belgesinde
yer alacak yemin metnine maddede yer verilmektedir. Bu metin incelendiğinde,
Kanun Hükmünde Kararname ile getirilmek istenen tüm hususların yemin metninde
yer aldığı görülmektedir.
Bu yemine aykırı davranışın 657 sayılı yasanın 125. maddesinin yukarıda
açıklanan kuralları karşısında "memurluktan çıkarma" ile cezalandırılması
olanaklıdır.
Ayrıca, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimini Düzenleyen
Kanun Hükmünde Kararnamenin, Anayasa Mahkemesi'nin iptalinden sonra 3771
sayılı yasayla yeniden düzenlenen disiplin cezalarına ilişkin 44. maddesinde,
verilmesi gereken disiplin cezaları hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede
hüküm bulunmayan durumlarda teşebbüs ya da ortaklık memurlarının bağlı
olduğu hükümlerin uygulanacağı belirtilerek 657 sayılı yasaya gönderme
yapılmıştır.
Bu nedenlerle, Kanun Hükmünde Kararname Taslağı ekte geri gönderilmiştir.
Bilgilerinizi rica ederim.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI
EK : 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Taslağı.
(8
AĞUSTOS 2000)
  |