|
Koalisyon
partileri genel başkanlarının açıklaması...
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer'in, 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağını
ikinci kez Hükümete iade etmesinden sonra, "Liderler Zirvesi" düzenleyen
koalisyonu oluşturan üç partinin lideri, "KHK’nın Meclise götürülerek yasalaştırılması"
kararına vardılar.
Liderler
Zirvesi'nden sonra yapılan yazılı açıklamada, "Sezer’in KHK’yı ikinci kez
iade ederek, istemeyerek de olsa rejim düşmanlarını yüreklendirdiği" iddia
edildi.
DSP
Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, MHP Genel Başkanı ve Başbakan
Yardımcısı Devlet Bahçeli ile ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı
Mesut Yılmaz'ın ortak yazılı açıklaması şöyle: (22.8.2000)
KOALİSYONU OLUŞTURAN ÜÇ PARTİNİN
GENEL BAŞKANLARININ AÇIKLAMASI
Koalisyon ortağı üç partinin
Genel Başkanları bugün, sayın Cumhurbaşkanınca Kanun Hükmünde Kararnameye
ilişkin olarak açıklanan geri yollama yazısını birlikte değerlendirmişlerdir.
Üç Genel Başkan sayın Cumhurbaşkanının
geri yollama yazısını inandırıcı bulmamışlardır ve bu yazıdaki gerekçelerin
Anayasaya aykırı olduğunda birleşmişlerdir.
Geri yollama yazısı bazı
açık çelişkiler de içermektedir.
Örneğin, sayın Cumhurbaşkanı
"Anayasaya ve yetki yasasına aykırılıkları tartışmalı ve duraksamalı olan
kanun hükmünde kararnameleri imzalayarak Anayasa Mahkemesinde iptal davası
açılabilir" demektedir.
Söz konusu KHK’nin “tartışmalı”
ve “duraksamalı” olduğu da bellidir. Nitekim haftalardır kamuoyunda konu
tartışılmakta; ve gerek Anayasa hukukçularının gerek yazar ve yorumcuların
görüşleri birbirinden ayrılmaktadır. Çoğu görüşlerin “duraksamalı” olduğu
da bellidir.
Bu durumda, sayın Cumhurbaşkanının,
kendi mantığına göre, KHK’yi, uygun bulmasa bile, imzalayıp Anayasa Mahkemesine
göndermesi beklenirdi. Fakat, sayın Cumhurbaşkanı, kendi mantığıyla ters
düşmek pahasına, KHK’yi imzalamayı ve Anayasa Mahkemesine başvurmayı reddetmiştir
ve kendini Anayasa Mahkemesi yerine koymuştur. Buna hakkı yoktur.
Kaldı ki, sayın Cumhurbaşkanının
tutumunun Anayasamızın mantığına aykırı olduğu açıktır. Eğer Anayasamız
Cumhurbaşkanına hükümet tarafından ikinci defa gönderilen bir KHK’yi
imzalamama yetkisi vermiş olsaydı, kendisine Anayasa Mahkemesine başvuru
hakkı tanımazdı.
Yine sayın Cumhurbaşkanı,
“iki ayrı mahkemenin aynı konuda biribirinden farklı sonuçlara ulaşan kararları
arasında çelişkiden söz edilebilir, aynı mahkemenin zaman içinde aynı konuda
alınmış iki farklı kararı varsa çelişki değil, içtihat değişikliği söz
konusu” dur diyor.
Bu mantığa göre, değişik
kararları bulunan Anayasa Mahkemesine başvurarak yeni bir “içtihat değişikliği”
ortaya çıkıp çıkmadığını denemek gerekirdi.
Öte, yandan aynı konuda Anayasa
Mahkemesiyle Danıştay arasında çok farklı görüşler bulunmaktadır.
Üstelik bugün verdiği demeçte,
Danıştay Başkanı sayın Erol Çırakman KHK’nin Anayasaya aykırı olmadığını
kesin bir dille ve ayrıntılı olarak ileri sürmektedir.
Yine sayın Danıştay Başkanı
"tartışılan memurların görevden uzaklaştırılması"nın "adli" değil "idari"
bir ceza olduğunu, idari cezaların da KHK’lerle düzenlenebileceğini bunda
Anayasaya aykırılık bulunmadığını vurgulamaktadır.
Aynı görüş başka bazı hukuk
uzmanlarınca da belirtilmektedir.
Böylesine "tartışmalı" ve
"duraksamalı" bir ortamda sayın Cumhurbaşkanının KHK’ni imzalayarak Anayasa
Mahkemesine götürmesi gerekirdi.
Sayın Cumhurbaşkanının bu
yola gitmemekte direnmiş olması çok üzücüdür.
Bölücü terörün ve laiklik
karşıtı eylemlerin devlet içine sızmasını önlemek sızmış olanları da yargı
yolu açık olarak ayıklamak amacıyla hazırlanan KHK’yi engellemekle, sayın
Cumhurbaşkanı, kasdı elbette öyle olmasa bile, rejim düşmanlarını yüreklendirmiştir.
Bakanlar Kurulu, Kanunun
TBMM gündeminde öncelikle ele alınması için gerekli gayreti sürdürecektir.
(22
AĞUSTOS 2000)
  |