Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
KHK TASLAĞI
BAŞBAKANLIK 2. AÇIKLAMA (31.7.2000)
CUMHURBAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI (8.8.2000)
SEZER'İN İADE GEREKÇESİ
BAKANLAR KURULU SONRASI AÇIKLAMA (10.8.2000)
CUMHURBAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI (10.8.2000)

Sezer'in 605 sayılı KHK'yi iadesi...

Memurların meslekten ihracına ilişkin yeni düzenlemeler getiren 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağının Cumhurbaşkanlığı'nda incelemesi sürerken, 29 Temmuz 2000 tarihinde Başbakanlık'tan bir açıklama yapıldı.

Bu açıklama şöyle:

BAŞBAKANLIK BASIN MERKEZİNDEN BİLDİRİLMİŞTİR.

29 Temmuz 2000 tarihli bazı gazetelerde Başbakanlık Takip Kurulunun İrticai faaliyette bulunan memurların tasfiye listelerini hazırladığı, Kanun Hükmünde Kararname yayınlandığında tasfiyelerin başlayacağı şeklinde haberler yer almaktadır.

28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kararı ile başlayan süreç içinde oluşturulan Başbakanlık Takip Kurulunun görevi irticai faaliyetlerle mücadelede yasaların ilgili kurumlarca tam olarak uygulanmasını izlemek, takip etmektir.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yasalara aykırı hareketlerinin belirlenmesi durumunda haklarında hem ceza kanunları çerçevesinde yargı organlarınca "ceza kovuşturması" hem de personel kanunlarında yer alan disiplin cezaları çerçevesinde kurumlarınca "disiplin kovuşturması" yapılmaktadır.

Memurların Cumhuriyetin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliklerine aykırı veya kanunların suç saydığı, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne ve Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birini değiştirmeye, veya ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu tür faaliyetlerde bulunulması bir disiplin cezası ile cezalandırılmamış olduğundan açılan disiplin kovuşturmalarında ancak uyarma ve kınama gibi cezalar verilebilmektedir. Verilen hafif disiplin cezalarının ilgililerin memuriyetleri ile bu nitelikteki faaliyetlerinin devam etmesine yol açması, irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerin önlenmesinde zaafiyet yaratmaktadır.

Örneğin Cumhuriyeti yıkıp dini esaslara göre bir devlet kurmayı hedefleyen ve işlediği cinayetlerden 60'dan fazlası itiraflarla belirlenen Hizbullah terör örgütüne yönelik operasyon çerçevesinde, 535 kamu görevlisi gözaltına alınmış olup 27 Temmuz 2000 itibarıyla 376’i tutuklanmıştır. Bunlardan 118'i öğretmen, 69’u imamdır. Kalan 201 kamu görevlisi arasında hakim, belediye başkan yardımcısı, doktor ve mühendisler de bulunmaktadır. Devam eden ceza kovuşturmaları yanında, kurumlarınca açılan disiplin kovuşturmalarında haklarında uyarma, kınama ve aylıktan kesme gibi disiplin cezaları verilebilen bu kişilerden cinayet işleyenler de halen devletin memurudur, devletten maaş almaktadırlar.

Cinayet işleyen, terör örgütüne devlet dairelerinin yerleşim planlarından adres ve telefon listelerine kadar çeşitli bilgileri ilettiğini itiraf eden veya PKK terör örgütüne devletin mali kaynaklarını usulsüz bir şekilde aktaran bir memurun faaliyetlerine ancak uyarma ve kınama gibi disiplin cezaları verilebilmesi ve dolayısıyla bu kişilerin memuriyetlerinin devamı, irtica ve bölücü faaliyetlerde zaafiyet yaratmaktadır.

Bu zaafıyeti gidermek üzere 1998 ve 1999 yıllarında hazırlanarak TBMM'ne sevkedilmiş bulunan 4 ayrı kanun tasarısı tek bir Kanun Hükmünde Kararname haline getirilmiştir. KHK ile zaten personel kanunlarında mevcut olan meslekten veya memuriyetler ihraç cezasının verileceği haller arasına "yıkıcı veya bölücü faaliyette bulunmak, Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik veya bunlara aykırı faaliyetlerde bulunmak" hali de eklenmektedir.

Bu cezaların hangi hallerde hangi idari usullere göre ve hangi yetkili kurullar tarafından verileceği ve ne şekilde yargı denetimine tabi tutulacağı başta Anayasa olmak üzere ilgili kanunlarda açık hiç şekilde belirlenmiş. KHK ile yeni herhangi hiç bir prosedür getirilmemiştir.

KHK yasalaştığında bu tür faaliyetleri belirlenmiş olan memurlar hakkında Başbakanlık Takip Kurulunca herhangi bir işlem yapılması da sözkonusu değildir. Belirtilen faaliyette bulunan kamu görevlileri hakkındaki disiplin kovuşturmaları kanunda belirtilen prosedür çerçevesinde kurumlarınca yapılacaktır. Yapılacak bu tür işlemler Anayasanın 129 ncu maddesi gereği tamamen yargı denetimine tabidir.

Basın kuruluşlarına saygıyla duyurulur.
 


(8 AĞUSTOS 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş