Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
KHK TASLAĞI
BAŞBAKANLIK 1. AÇIKLAMA (29.7.2000)
CUMHURBAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI (8.8.2000)
SEZER'İN İADE GEREKÇESİ
BAKANLAR KURULU SONRASI AÇIKLAMA (10.8.2000)
CUMHURBAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI (10.8.2000)

Sezer'in 605 sayılı KHK'yi iadesi...

Memurların meslekten ihracına ilişkin yeni düzenlemeler getiren 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) taslağının Cumhurbaşkanlığı'nda incelemesi sürerken, 31 Temmuz 2000 tarihinde Başbakanlık'tan ikinci bir açıklama yapıldı.

Bu açıklama şöyle:

BAŞBAKANLIK BASIN MERKEZİNDEN BİLDİRİLMİŞTİR.

Bazı basın organlarında, yıkıcı ve bölücü faaliyetler ile Cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı faaliyetleri belirlenen memurlar ve diğer kamu görevlilerinin memuriyetten ya da meslekten çıkarılmalarını öngören düzenlemelerin Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yapılamayacağı şeklinde görüşler ifade edilmesi nedeniyle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

Anayasanın 91 nci maddesinin ilk fıkrasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve Olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde  yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez" denilmektedir.

Anayasanın “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı ikinci kısmının "Genel Hükümler" başlıklı birinci bölümünde 12-16 ncı maddeler, "Kişinin Hakları ve Ödevleri" başlıklı ikinci bölümünde 17-40 ncı maddeler ve "Siyasi Haklar ve ödevler" başlıklı dördüncü bölümünde de 66-74 ncü maddeler yer almaktadır.

Oysa KHK ile düzenlenen konular Anayasamızın “Cumhuriyetin Temel Organları" başlıklı Üçüncü Kısmının "Yürütme" başlıklı ikinci bölümünde "Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümleri"ni düzenleyen 128 ,129, maddeleri ile 139 ve 140 ncı maddelerinde yer almaktadır.

Dolayısıyla, kamu görevlilerinin disiplin hükümleri Anayasamızın 91 nci maddesine göre kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyecek konular arasında yer almamaktadır ve kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenebilir.

Diğer taraftan, bugüne kadar çeşitli Yetki Kanunlarına dayanılarak çıkarılan KHK’lerle ilgili uygulamalar da bu yönde olmuştur. Örneğin, 1984, 1989, 1991 ve 1993 yıllarında çıkarılmış bulunan 4 ayrı KHK’de memurlar ve diğer kamu görevlilerinin memuriyetten veya meslekten çıkarılmalarına ilişkin düzenlemeler de yer almıştır.

1. Bu konudaki ilk düzenleme 1984 yılında çıkarılan 243 sayılı KHK’nin 26 ncı maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Disiplin Amiri ve Disiplin Cezaları" başlıklı 125 nci maddesinin "Devlet Memurluğundan Çıkarma" başlıklı (E) bendinde yer ajan ve Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren 11 fiilden birisini oluşturan (d) fıkrasında yapılan değişikliktir. Bu değişiklikle "10 gün kesintisiz veya” ibaresi kaldırılarak, özürsüz olarak göreve gelmeyen memurların memuriyetten çıkarılmaları kolaylaştırılmıştır. Hazırlanmış olan KHK tasarısının 2 nci maddesi ile aynı Kanunun ayni maddesinin, aynı bendinin bir başka fıkrasında düzenleme yapılarak "Yıkıcı veya bölücü veya Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik veya bu yasaklara aykırı faaliyetlerde bulunmak" fiili Devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiillere eklenmektedir. Dolayısıyla hazırlanan KHT tasarısının 2 nci maddesi ile 1984 yılında çıkarılmış bulunan 243 sayılı KHK'nin 26 ncı maddesi aynı kanunun aynı maddesinin, aynı bendinin iki ayrı fıkrasında düzenleme yapmaktadır.

2. Bu konudaki ikinci düzenleme, 1989 yılında çıkarılan 360 sayılı KHK’nin 4 ncü maddesi ile, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun "Disiplin Cezaları, Görevden Uzaklaştırma" başlıklı Altıncı Kısmının "Disiplin Cezaları" başlıklı Birinci Bölümünde yer alan "Disiplin Cezaları" başlıklı 62 nci maddesinin Meslekten Çıkarma Cezasına ilişkin son fıkrasında değişiklik yapılmış olmasıdır.

Hazırlanan KHK tasarısının 3 ncü maddesi ile, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun "Disiplin Cezaları Görevden Uzaklaştırma" başlıklı Altıncı Kısmının "Disiplin Cezaları" başlıklı Birinci Bölümünde yer alan bir başka maddesi olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69 maddesinin son fıkrasında düzenleme yapılmaktadır. Yapılan değişiklikle, meslekten çıkarma cezası verilmesi gerektiren haller arasına yıkıcı veya bölücü faaliyetlerle Cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı faaliyetlerde bulunulması hali de eklenmiştir.

3.Yapılan üçüncü düzenleme, 1991 yılında çıkarılan 446 sayılı KHK'nin 2 nci maddesiyle 3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun "Özlük İşlemleri" başlıklı Üçüncü Bölümünde yer alan "İlişik Kesme" başlıklı 16 ncı maddesinin (c) fıkrasının "Askeri Ceza Kanununun üçüncü bap beşinci faslında yer alan askeri itaat ve inkiyadı bozan suçlardan herhangi birinden 6 aydan fazla şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar" şeklinde değiştirilmesi suretiyle, bu durumda olanların Jandarma Genel Komutanının onayı ile ilişiğinin kesilmesini öngören düzenlemedir.

4.Yapılan dördüncü düzenleme ise, 1993 yılında çıkarılan 499 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 14 ncü maddesinde subaylığa engel hali görülenlerin silahlı kuvvetlerinden ilişkilerinin kesilmesine ilişkin koşullarda değişiklik yapılmasıdır.

Görülüyor ki, 1984, 1989, 1991 ve 1993 yıllarında çıkarılmış bulunan 4 ayrı KHK ile personel kanunlarının memuriyetten veya meslekten çıkarma, ya da ilişik kesme gibi kamu görevlerini sona erdiren disiplin hükümlerinde çeşitli düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 1987 yılında hakim ve savcıların özlük haklarında KHK ile düzenleme yapılamayacağını öngören bir iptal başvurusunu;

"Mahkemelerin bağımsızlığı ile hakimlik ve savcılık teminatı açısından getirilen esaslarla hakim ve savcılara tanınan hakların neler olduğu Anayasanın 138,139 ve 140 ncı maddelerinde duraksamaya yer bırakmayacak bir açıklıkla belirtilmiştir. Bunların Anayasanın ikinci kısmının birinci, ikinci ve dördüncü bölümlerinde yer alan ve kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği Anayasanın 91 nci maddesinde açıklanan haklarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır." gerekçesi ile reddetmiş olduğunu belirtmekte yarar vardır.

Sonuç olarak T.C. Anayasası ve 4588 sayılı Yetki Kanunu uyarınca Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararı ve geçmiş dönem KHK uygulamaları da dikkate alınarak hazırlanan KHK tasarısının anayasaya aykırılığından söz edilmemesi gerekir.

Basın kuruluşlarına saygı ile duyurulur. 


(8 AĞUSTOS 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş