Anayasa
Mahkemesi Gerekçeli Kararı...
Anayasa
Mahkemesi'nin, 3 Nisan 1997 tarihinde kabul edilen 4234 sayılı ''TBMM üyelerinin
ödenek, yolluk ve emekliliklerine'' ilişkin 26.10.1990 tarih ve 3671 sayılı
yasada değişiklik yapan ve kamuoyunda ''kıyak emeklilik'' olarak bilinen
yasanın bazı hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı, 4 Mart 2000
tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandı. İptal kararı 27 Mayıs 1999 tarihinde
verilmişti.
Gerekçeli
kararda, iptal edilen hükümlerin, Anayasa'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk
devleti olduğunu öngören 2., eşitlik ilkesini öngören 10. ve Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığını öngören 153. maddelerine aykırı olduğu belirtildi.
Yüksek Mahkeme, iptal kararının 3 ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı.
(4 Haziran 2000)
Anayasa
Mahkemesi, yasanın iptal edilen hükümlerinin Anayasa'nın eşitlik ve hukuk
devleti ilkelerine aykırı olduğunu belirtti. Mahkemenin iptal gerekçeleri
özetle şöyle:
-
Birkaç
kez iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılması Anayasa Mahkemesi kararlarının
bağlayıcılığını öngören, Anayasa'nın 153. maddesine aykırıdır.
-
Kimi
kişi ve topluluklara imtiyaz hakkı tanınmasının eşitliğe ve bu ilkeyi gerçekleştirmekle
yükümlü hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturacağı açıktır.
Ankara
1. İdare Mahkemesi, itiraz yoluyla getirdiği, 3 Nisan 1997 tarihinde çıkarılan
"4234 sayılı TBMM Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanunun
Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesi
Hakkında Kanun"un bazı maddelerinin iptalini isteyerek, konuyu Anayasa
Mahkemesi'ne götürmüştü. Başvuru kararında, yasama organı üyelerinin iştirakçisi
oldukları bir sosyal güvenlik kuruluşundan diğer iştirakçilerle eşit koşullarda
yararlandırılmaları gerekirken, diğer iştirakçilerin hiçbiri için söz konusu
olmayan kimi ayrıcalıklarla donatılmalarının savunulması mümkün olmayan
eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açtığı, bu durumun da Anayasa'nın 2. maddesindeki
hukuk devleti ve 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ile Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığını öngören 153. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştü.
Yüksek
Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucu, 4234 sayılı yasanın 1. maddesiyle
değiştirilen 3671 sayılı yasanın 4049 sayılı yasa ile değişik geçici 2
maddesinin birinci ve yedinci fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına
ve itirazın reddine karar verildi. Ancak, 2. fıkranın Anayasa'nın 153.
maddesine, 3, 4 ve 5. fıkraların Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı
olduğu belirtilerek, iptali kararlaştırıldı. İtiraz konusu 6 fıkranın da
eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali gerektiği
kararına varıldı.
Gerekçeli
kararda, yasanın 3. maddesiyle 2671 sayılı yasaya eklenen geçici 6. maddesi
için de "Birkaç kez iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılması Anayasa
Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını öngören Anayasa'nın 153. maddesine
aykırıdır" denildi. Yasanın 3. maddesiyle 2671 sayılı yasaya eklenen geçici
7. maddenin incelenmesi sonucu ise "Kimi kişi ve topluluklara imtiyaz hakkı
tanınmasının eşitliğe ve bu ilkeyi gerçekleştirmekle yükümlü hukuk devleti
ilkesine aykırılık oluşturacağı açıktır. Bu durumda kural, Anayasa'nın
2. ve 10. maddelerine aykırıdır" kararına varıldı.
Kararda,
4234 sayılı yasanın Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen kurallar nedeniyle
doğan hukuksal boşluk, kamu düzenini ve kamu yararını olumsuz yönde etkileyeceğinden
gerekli düzenlemelerin yapılması için yasama organına süre tanımak amacıyla
iptal kararının, Resmi Gazete'de yayımından başlayarak 3 ay sonra yürürlüğe
girmesinin gerekli görüldüğü belirtildi.
Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, milletvekillerinin maaş, ödenek ve emekliliklerini düzenleyen
ve 12 Şubat 2000 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasayı onaylarken, 4234
sayılı yasanın iptaline ilişkin gerekçeli karar doğrultusunda Anayasa Mahkemesi'ne
başvurup başvurmama konusunu değerlendireceğini bildirmişti.
Son
yasa için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru süresi, 12 Nisan 2000 tarihinde
dolacak.
Anayasa
Mahkemesi'nin Gerekçeli Kararı şöyle:
(4
Mart 2000 tarih ve 23983 sayılı Resmi Gazete)
Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 1998/58
Karar Sayısı : 1999/19
Karar Günü : 27/5/1999
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
3.4.1997 günlü, 4234 sayılı, “26.10.1990 tarihli ve 3671 sayılı, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair
Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesi
Hakkında Kanun”un 1., 2. ve 3. maddelerinin Anayasa’nın 2., 10. ve 153.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
26.10.1990 günlü ve 3671 sayılı Kanun’un bazı maddelerini değiştiren ve
bu Kanun’a geçici maddeler eklenmesine dair 3.4.1997 günlü ve 4234 sayılı
Yasa hükümlerinin uygulanmaması yolundaki istemin reddine ilişkin Emekli
Sandığı işleminin iptali için açılan davada, Mahkeme, davacının Anayasa’ya
aykırılık savını ciddi bularak Yasa’nın 1., 2. ve 3. maddelerinin iptali
için başvurmuştur.
Il- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“15.4.1997 tarih ve 22965 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 3.4.1997 günlü ve 4234 sayılı, 26.10.1990 tarih ve 3671 sayılı Kanunun
Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesi
Hakkında Kanun ile; Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile dışarıdan
atanan bakanların ödenek, yolluk ve diğer sosyal hakları ile emekli aylakları
ve tazminat haklarının yükseltilmiş bulunduğu, söz konusu yasa ile TBMM
üyeleri ile dışarıdan atanan, bakanlar için öngörülen emeklilik ve tazminat
hükümlerinin T.C. Anayasa’sına aykırı olduğu, bu durum dikkate alınarak
4234 sayılı yasanın uygulanmasının durdurulması yolunda davacılar Prof.
Dr. Erdoğan Soral ve Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin 20.5.1997 günlü T.C. Emekli
Sandığı Genci Müdürlüğüne vaki başvurularının reddi yolunda tesis edilen
18.6.1997 tarihli işlemin iptali istemiyle davacılar vekili Av. Arda Şaylan
tarafından açılan bu davada, 4234 sayılı Yasanın 1., 2. ve 3. maddelerinin
Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürüldüğünden, bu iddia Anayasa’nın 152.
maddesi ile 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 28. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
15.4.1997 tarih ve 22965 sayılı Resmi Gazete’de yayınılanarak yürürlüğe
giren 3.4.1997 günlü ve 4234 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırılığı ileri
sürülerek iptali istenilen madde hükümleri:
Madde 1- 26.10.1990 tarihli ve 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanunun 24.l 1.1994 tarihli
ve 4049 sayılı Kamınla değişik 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 2- Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlar,
seçildikleri veya atandıkları, emekli olanlar ise istekte bulundukları
tarihi izleyen ayın basından itibaren T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler.
Emekli olanların iştirakçi oldukları sürece sosyal güvenlik kurumlarından
aldıkları aylıkları kesilir.
T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilenlerin emeklilik keseneğine esas aylıklarına
T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin derece ve kademelerine göre yararlanmakta
olduğu en yüksek ek gösterge rakamı uygulanmak suretiyle işlem yapılır.
Bu şekilde ilgilendirilenlerden; 24.5.1983 tarihli ve 2829 sayılı Kanun
hükümleri dikkate alınarak gerek 5434 sayılı Kanunun, gerekse 506 ve 1479
sayılı Kanunların genel hükümleri çerçevesinde, aylıklarının bağlaması
gereken kurumun hizmet süresi diğer şartları taşıyanların T.C. Emekli Sandığı
veya Sosyal Sigortalar Kurumu veya Bağ-Kur veya 506 sayılı Kanunun geçici
20 nci maddesine tabi sandıklardan emekli olmaları halinde, T.C, Emekli
Sandığında devam eden iştirakçiliklerine son verilerek, emekli aylıkları
ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna bağlanır.
T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarınca bağlanacak
emekli aylıkları ile aynı hizmet süresine ve aynı öğrenim durumuna sahip
emsali Yasama Organı Üyelerine makam tazminatı ek gösterge ve diğer unsurlar
dahil edilerek T.C. Emekli Sandığınca bağlanması gereken emekli aylığı
tutarı arasındaki fark tazminat olarak, bu Kanunun 5 inci maddesiyle oluşturulan
fondan karşılanır. Yasama Organı Üyeliği sona erenler hakkında da yukarıdaki
fıkralar uygulanır.
İş bu hükümler, bu Kanundan yararlananlardan ölenlerin dul ve yetimleri
hakkında da uygulanarak aylık bağlanır.
Makam tazminatı da T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin yararlanmakta olduğu
en yüksek tutarın dörtte üçü üzerinden ödenir. Makam tazminatı ödenmesine
ve kesilmesine dair özel hükümler ile bu Kanunun 5 inci maddesine göre
ödenecek tazminata ilişkin hükümler saklıdır.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
Yasa Organı Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların bu görevlerde geçen
her hizmet yılı için aynı Kanunun 32 nci maddesi çerçevesinde üç aylık
fiili hizmet zammı uygulanır.
Madde 2- 26.10.1990. tarihli ve 3671 sayılı Kanunun 24.11.1994 tarih ve
4049 sayılı Kanunla değişik 5 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan gösterge rakamı (24000)e
yükseltilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlar için
emekli olup olmadıklarına bakılmaksızın, görevleri devam ettiği sürece,
aylık ödeneklerinin brüt tutarından her ay için verilecek %8 oranında dayanışma
primlerinden oluşacak bir fon kurulmuştur. Halen Milletvekili olmayıp da
emekli aylıkları T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarınca
bağlananlardan fondan yapılan ödemenin %8’i oranında, aylıkları T.C. Emekli
Sandığınca bağlananlardan da %4’ü oranında fon idaresince fona kesinti
yapılır. 2 nci madde uyarınca kendilerine fark tazminat ödenenlerin sosyal
güvenlik kuruluşlarına prim ödemek suretiyle geçen sürelerinin son yedi
yılının T.C. Emekli Sandığına prim ödenerek geçirilen kısmının üçbuçuk
yıldan az olması halinde; bu süreyi üçbuçuk yıla tamlayıncaya kadar geçen
süre için ilgililerden, en yüksek devlet memurunun T.C. Emekli Sandığı
keseneğine esas tutarı üzerinden, ayrıca fona %15 oranında tamlayıcı prim
kesilir.
Madde 3- 3671 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci cümlesi, “Ancak
bu hüküm 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 92 nci maddesi kapsamına
girenler hakkında uygulanmaz.” şeklinde getirilmiş ve bu Kanuna aşağıdaki
geçici maddeler eklenmiştir.
Geçici Madde 6 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Yasama Organı
Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlarla bunların dul ve yetimlerine çeşitli
kanunlarda yer alan hükümlere göre bağlanmış bulunan aylık ve sair tazminatlarla,
bunların diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına ilişkin olarak yapılmış
bulunan her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu gibi bu kanunların
uygulanmasından doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan aylık ve tazminatlar
kazanılmış hak olarak saklı olup, ilgilileri hakkında uygulanmasına
ve bağlanmış bulunan emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair haklarının
ödenmesine devam edilir.
Birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis
ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten önde ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli olup, dul
ve yetim aylıkları bu Kanundaki oranlar dahilinde bağlanır ve sair özlük,
sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunur.
Geçici Madde 7- Emekli aylığı bağlanmasına esas hizmet süreleri toplamı
kadın ise 20 yıldan, erkek ise 25 yıldan eksik olan ve halen bu Kanun uyarınca
kendilerine sandıkça aylık bağlanmış bulunanlardan istekte bulunanlar,
eksik kalan süreleri için en yüksek iştirakçinin .T.C. Emekli Sandığı keseneğine
esas aylık tutarı üzerinden toplam kesenek ya kurum karşılıklarını bu Kanunun
yayımı tarihini takip eden dört ay içinde defaten ödemeleri halinde borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları yükseltilir.
Bu suretle ihya edilen süreleri için ikramiye ve aylık farkları ödenmez
ve bu süreler için fiili hizmet zammı verilmez.
Ayrıca borcun tahakkukunun yapıldığı tarihi takip eden aybaşı ile borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden aybaşına kadar geçen sürede emekli
aylığı ödenmez.
İlgili Anayasa Hükümleri
Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk Devletidir.
Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Madde 153- Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayınlanır
ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel
kişileri bağlar.
Bakılmakta olan davanın usulüne uygun olarak açılmış, görüm ve çözümünün
mahkememizin görev ve yetkisinde olduğu ve iptali istenilen Yasa kurallarının
bu davada uygulanacak kural olduğu tesbit edildikten sonra, Anayasa’ya
aykırılık iddiasının ciddiyeti yönünden yukarıda belirtilen mevzuatın birlikte
incelenmesine geçilmiştir.
7.5.1986 günlü, 3284 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Ek 4. maddesinin
Anayasa Mahkemesi’nin 2.12.1986 gün ve E.1986/22. K1986/28 sayılı kararıyla,
21.4.1988 günlü 3430 sayılı Kanunun Ek 60, Ek 63 ve Ek 64. maddelerinin
Anayasa Mahkemesi’nin 24.5.1988 gün ve E.1988/l 1, K.l988/l 1 sayılı kararıyla,
26.10.1990 günlü 3671 sayılı Kanun’un 2, 5, geçici 2, geçici 3,. geçici
.4 ve geçici 5. maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nin 2.2.1993 gün ve E.1992/38,
K.1993/5 sayılı kararıyla, 3.12.1992 günlü, 3855 sayılı Kanun’un kimi maddeleri
Anayasa Mahkemesi’nin 28.12.1994 gün ve E 1994/59., K.1994/83 sayılı kararıyla,
24.11.1994 gün ve 4049 sayılı Kanun’un bazı maddeleri de Anayasa Mahkemesi’nin
17.10.1996. gün ve E.1996/4; K.1996/39 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin bütün iptal kararlarında, yasama organı üyelerinin
iştirakçi oldukları bir sosyal güvenlik kuruluşundan diğer iştirakçilerle
eşit koşullarda yararlandırılmaları gerekirken, diğer iştirakçilerin hiçbiri
için söz konusu olmayan kimi ayrıcalıklarla donatılmalarının savunulması
mümkün olmayan bir eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açtığı ve bu durumun
Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve 10. maddesindeki eşitlik ilkelerine
aykırı olduğu belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararlarına ve bu kararlarda belirtilen
gerekçelere aykırı olarak 4234 sayılı Kanun ile milletvekilleri ile dışarıdan
atanan bakanların emeklilik hakları düzenlenmiş ve böylece milletvekillerine
ve dışarıdan atanan bakanlara emekli sandığının diğer iştirakçilerinden
ayrıcalıklı haklar sağlanmış olduğundan, davacıların Anayasa’ya aykırılık
iddiası ciddi görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, 15.4.1997 tarih ve 22965 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
3.4.1997 günlü ve 4234 sayılı Kanun’un 1, 2 ve 3. maddelerinin Anayasa’nın
2, 10 ve 153. maddelerine aykırı olduğu iddiası Mahkememizce ciddi görülerek,
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanunun 28. maddesinin ikinci bendinde belirtilen belgelerin Anayasa Mahkemesi
Başkanlığı’na gönderilmesine 30.11.1998 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali istenen Yasa Kuralları
4234 sayılı Yasa’nın iptali istenen 1 ., 2. ve 3. Maddeleri şöyledir:
Madde 1- 26.10.1990 tarihli ve 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanunun 24.l 1.1994 tarihli
ve 4049 sayılı Kamınla değişik 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 2- Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlar,
seçildikleri veya atandıkları, emekli olanlar ise istekte bulundukları
tarihi izleyen ayın basından itibaren T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler.
Emek1i olanların iştirakçi oldukları sürece sosyal güvenlik kurumlarından
aldıkları aylıkları kesilir.
T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilenlerin emek1ilik keseneğine esas aylıklarına
T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin derece ve kademelerine göre yararlanmakta
olduğu en yüksek ek gösterge rakamı uygulanmak suretiyle işlem yapılır.
Bu şekilde ilgilendirilenlerden; 24.5.1983 tarihli ve 2829 sayılı Kanun
hükümleri dikkate alınarak gerek 5434 sayılı Kanunun, gerekse 506 ve 1479
sayılı Kanunların genel hükümleri çerçevesinde, aylıklarının bağlaması
gereken kurumun hizmet süresi diğer şartları taşıyanların T.C. Emekli Sandığı
veya Sosyal Sigortalar Kurumu veya Bağ-Kur veya 506 sayılı Kanunun geçici
20 nci maddesine tabi sandıklardan emekli olmaları halinde, T.C, Emekli
Sandığında devam eden iştirakçiliklerine son verilerek, emekli aylıkları
ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna bağlanır.
T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarınca bağlanacak
emekli aylıkları ile aynı hizmet süresine ve aynı öğrenim durumuna sahip
emsali Yasama Organı Üyelerine makam tazminatı ek gösterge ve diğer unsurlar
dahil edilerek T.C. Emekli Sandığınca bağlanması gereken emekli aylığı
tutarı arasındaki fark tazminat olarak, bu Kanunun 5 inci maddesiyle oluşturulan
fondan karşılanır. Yasama Organı Üyeliği sona erenler hakkında da yukarıdaki
fıkralar uygulanır.
İş bu hükümler, bu Kanundan yararlananlardan ölenlerin dul ve yetimleri
hakkında da uygulanarak aylık bağlanır.
Makam tazminatı da T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin yararlanmakta olduğu
en yüksek tutarın dörtte üçü üzerinden ödenir. Makam tazminatı ödenmesine
ve kesilmesine dair özel hükümler ile bu Kanunun 5 inci maddesine göre
ödenecek tazminata ilişkin hükümler saklıdır.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
Yasa Organı Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların bu görevlerde geçen
her hizmet yılı için aynı Kanunun 32 nci maddesi çerçevesinde üç aylık
fiili hizmet zammı uygulanır.
Madde 2- 26.10.1990. tarihli ve 3671 sayılı Kanunun 24.11.1994 tarih ve
4049 sayılı Kanunla değişik 5 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan gösterge rakamı (24000)e
yükseltilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlar için
emekli olup olmadıklarına bakılmaksızın, görevleri devam ettiği sürece,
aylık ödeneklerinin brüt tutarından her ay için verilecek %8 oranında dayanışma
primlerinden oluşacak bir fon kurulmuştur. Halen Milletvekili olmayıp da
emekli aylıkları T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarınca
bağlananlardan fondan yapılan ödemenin %8’i oranında, aylıkları T.C. Emekli
Sandığınca bağlananlardan da %4’ü oranında fon idaresince fona kesinti
yapılır. 2 nci madde uyarınca kendilerine fark tazminat ödenenlerin sosyal
güvenlik kuruluşlarına prim ödemek suretiyle geçen sürelerinin son yedi
yılının T.C. Emekli Sandığına prim ödenerek geçirilen kısmının üçbuçuk
yıldan az olması halinde; bu süreyi üçbuçuk yıla tamlayıncaya kadar geçen
süre için ilgililerden, en yüksek devlet memurunun T.C. Emekli Sandığı
keseneğine esas tutarı üzerinden, ayrıca fona %15 oranında tamlayıcı prim
kesilir.
Madde 3- 3671 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci cümlesi, “Ancak
bu hüküm 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 92 nci maddesi kapsamına
girenler hakkında uygulanmaz.” şeklinde getirilmiş ve bu Kanuna aşağıdaki
geçici maddeler eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 6 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Yasama Organı
Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlarla bunların dul ve yetimlerine çeşitli
kanunlarda yer alan hükümlere göre bağlanmış bulunan aylık ve sair tazminatlarla,
bunların diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına ilişkin olarak yapılmış
bulunan her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu gibi bu kanunların
uygulanmasından doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan aylık ve tazminatlar
kazanılmış hak olarak saklı olup, ilgilileri hakkında uygulanmasına
ve bağlanmış bulunan emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair haklarının
ödenmesine devam edilir.
Birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis
ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten önde ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli olup, dul
ve yetim aylıkları bu Kanundaki oranlar dahilinde bağlanır ve sair özlük,
sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunur.
GEÇİCİ MADDE 7.- Emekli aylığı bağlanmasına esas hizmet süreleri toplamı
kadın ise 20 yıldan, erkek ise 25 yıldan eksik olan ve halen bu Kanun uyarınca
kendilerine sandıkça aylık bağlanmış bulunanlardan istekte bulunanlar,
eksik kalan süreleri için en yüksek iştirakçinin .T.C. Emekli Sandığı keseneğine
esas aylık tutarı üzerinden toplam kesenek ya kurum karşılıklarını bu Kanunun
yayımı tarihini takip eden dört ay içinde defaten ödemeleri halinde borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları yükseltilir.
Bu suretle ihya edilen süreleri için ikramiye ve aylık farkları ödenmez
ve bu süreler için fiili hizmet zammı verilmez.
Ayrıca borcun tahakkukunun yapıldığı tarihi takip eden aybaşı ile borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden aybaşına kadar geçen sürede emekli
aylığı ödenmez.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- “MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik
ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
2- "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- “MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları
gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmündeki kararnamenin tamamını
veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya
yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü
ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi
Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak
kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri
bağlar.”
C- İlgili Anayasa Kuralı
İlgili görülen Anayasa kuralı şöyledir:
“MADDE 60.- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Ahmet Necdet SEZER,
Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADAL.I,
Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü
SÖNMEZ’in katılımlarıyla 22.12.1998 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Güven DİNÇER,
Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN ve Lütfi F. TUNCEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA;
uygulanacak kural ve sınırlama sorununun esas inceleme evresinde ele alınmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, Anayasa’ya aykırılığı
iler sürülen yasa kuralları, aykırılık savına dayanak yapılan ve ilgili
görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunu
görüşüldü:
A- Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları
davalarda uygulayacakları yasa ya da kanun hükmünde kararname kurallarını
Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
sayının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve Mahkeme’nin
görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o
davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada
olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
Mahkeme’de bakılmakta olan davanın konusu, TBMM üyeleri ile dışarıdan atanan
bakanlar ile bunların dul ve yetimlerine T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nce
yapılan ödemelerin durdurulması isteminin reddine ilişkin işlemdir.
4234 sayılı Yasa’nın itiraz konusu 3. maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı
Yasa’nın geçici 3. maddesinin ikinci tümcesinin Emekli Sandığı’nca yapılacak
herhangi bir ödemeye ilişkin olmaması nedeniyle davada uygulanma olanağı
bulunmamaktadır.
Yasa’nın 2. maddesiyle de 3671 sayılı Yasa’nın değişik 5.. maddesinin birinci
ve ikinci fıkraları değiştirilmiştir.
Bu kuralların, TBMM üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların görevleri devam
ettiği sürece aylık ve ödeneklerinden belli oranda kesilen primlerle
oluşturulan fon ve bu fondan yapılacak ödemeleri kapsaması nedeniyle T.C.
Emekli Sandığı’yla ilgisi bulunmadığından davada uygulanma olanakları yoktur.
Açıklanan nedenlerle, Anayasa Mahkemesi 27.5.1999 tarihli toplantısında;
3.4.1997 günlü, 4234 sayılı “26.10.1990 Tarih ve 3671 Sayılı Kanunun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında
Kanun’un:
A- 3. maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesinin
ikinci tümcesi, davada uygulanacak kural olmadığından bu tümceye ilişkin
itirazın başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 2. maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın 4049 sayılı Yasa
ile değişik 5. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasındaki (24.000)’e
yükseltilen gösterge rakamı, davada uygulanacak kurallar olmadığından bunlara
ilişkin itirazın başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Güven
DİNÇER, Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNER’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 1. maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun’un 4049 sayılı
Yasa ile değişik 2. maddesinin,
1- Üçüncü ve altıncı fıkralarının, davada uygulanacak kurallar olduğuna,
Haşim KILIÇ ile Mustafa BUMİN’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dördüncü fıkrasının davada uygulanacak kural olduğuna, Haşim
KILIÇ’ın karşıoyu, Mustafa BUMİN’in “Fıkranın son tümcesi dışındaki tümcelerinin
davada uyguIanacak kurallar olmadıkları” yolundaki karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA.
D- Kalan bölümünün davada uygulanacak kurallar olduğuna, OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
B- Sınırlama Sorunu
Sınırlama yapılmasına gerek görülmediğinden esasın incelenmesine
geçilmiştir.
C- Yasama Organı Üyelerinin Emeklilik Statüleri İle İlgili Anayasa Mahkemesi
Kararları
TBMM üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların ödenek, yolluk ve diğer
sosyal hakları ile emeklilik aylıkları ve tazminatlarını düzenleyen ve
kimi kuralları iptal edilen yasalarla bunlara ilişkin kararlar şöyledir:
1- 25.02.1966
günlü, 751 sayılı Yasa’ya ilişkin 29.11.1966 günlü, E:1966/11, K:1966/44,
2- 08.07.1971
günlü, 1425 sayılı Yasa’ya ilişkin 24.02.1972 günlü, E:1972/4, K:1972/11.
3- 25.12.1979
günlü, 2254 sayılı Yasa’ya ilişkin 01.07. 1980 günlü, E: 1980/28, K: 1980/45,
4- 07.05.
1986 günlü, 3284 sayılı Yasa’ya ilişkin 02.12. 1986 günlü, E: 1986/22.
K: 1986/28,
5- 21.04.1988
günlü, 3430 sayılı Yasa’ya ilişkin 24.05.1988 günlü, E:1988/11, K:1988/11,
6- 26.10.1990
günIü, 3671 sayılı Yasa’ya ilişkin 02.02.1993 günlü, E:1992/38, K:1993/5,
7- 03.12.1992
günlü, 3855 sayılı Yasa’ya ilişkin 28.12.1994 günlü, E:1994/59, K:1994/83,
8- 24.11.1994
günlü, 4049 sayılı Yasa’ya ilişkin 17.10.1994 günlü, E: 1996/4, K: 1996/39,
9- 04.04.1995
günlü, 4104 sayılı Yasa’ya ilişkin 13.05.1998 günlü, E:1996/51, K:1998/17.
D- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, yasama organı üyelerinin iştirakçisi oldukları bir sosyal
güvenlik kuruluşundan diğer iştirakçilerle eşit koşullarda yararlandırılmaları
gerekirken, diğer iştirakçilerin hiçbiri için sözkonusu olmayan kimi ayrıcalıklarla
donatılmalarının savunulması mümkün olmayan bir eşitsizlik ve adaletsizliğe
yol açtığı ve bu durumun Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve 10.
maddesindeki eşitlik ilkesi ile 153. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1- 4234 Sayılı Yasa’nın 1. Maddesiyle Değiştirilen 3671 Sayılı Yasa’nın
4049 Sayılı Yasa ile Değişik 2. Maddesinin İncelenmesi
a) Birinci Fıkranın İncelenmesi
İtiraz konusu fıkranın ilk tümcesinde, TBMM üyeleriyle dışarıdan atanan
bakanların seçildikleri veya atandıkları, emekli olanların ise istekte
bulundukları tarihi izleyen ayın başından itibaren T.C. Emekli Sandığı’yla
ilgilendirilecekleri öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti
olduğu belirtilmekte, 60. maddesinde de, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına
sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı
kurar” denilmektedir.
Anayasanın bu kuralları karşısında yasama organı üyeleriyle dışarıdan atanan
bakanların T.C. Emekli Sandığı Yasası’yla ilgilendirilerek sosyal güvenliklerinin
sağlanmasının Anayasa ile çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
Fıkranın ikinci tümcesinde ise, bu kişilerden emekli olanların, iştirakçi
oldukları sürece sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıkların kesileceği
öngörülmüştür.
Emekli aylığı almakta iken TBMM üyeliğine seçilen veya dışarıdan bakan
olarak atananlann yeniden T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmaları durumunda,
üyesi bulundukları önceki sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıkların
kesilmesini öngören kural, T.C. Emekli Sandığı Yasası’nda da yer alan ve
tüm iştirakçiler için geçerli bir kural olup, Anayasa’nın 10. maddesindeki
eşitlik ve 2. maddesindeki hukuk devleti ilkelerine aykırı değildir.
Fıkraya ilişkin iptal isteminin reddi gerekir.
b) İkinci Fıkranın İncelenmesi
4234 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın değişik
2. maddesinin ikinci fıkrasında, “T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilenlerin
emeklilik keseneğine esas aylıklarına T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin
derece ve kademelerine göre yararlanmakta olduğu en yüksek ek gösterge
rakamı uygulanmak suretiyle işlem yapılır” denilmektedir.
7.5.1986 günlü, 3284 sayılı Yasa’nın Ek 1. Maddesi ile “Yasama organı üyeliği
yapanlarla dışarıdan bakanlığa atananlar, T.C. Emekli Sandığı’na yazılı
müracaat tarihini takibeden aybaşından itibaren yaşlarına bakılmaksızın
T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler. Bu gibilerin Sandık’la ilgilendirildikleri
tarihte başka sosyal güvenlik kurumları ile ilgileri bulunuyorsa, bu ilgileri
sona erer. Bunların emeklilik keseneklerine ve kurum karşılıklarına birinci
derecenin son kademesi ve iştirakçilere uygulanmakta olan en yüksek ek
gösterge esas tutulur” kuralı getirilmiştir.
Maddeden yararlananların emekli keseneklerine esas olan aylık derecelerinin,
öğrenim durumları ve hizmet süreleri ne olursa olsun, emekliliğe tabi hiçbir
hizmetleri bulunmasa dahi, birinci derecenin son kademesine ve iştirakçilere
uygulanan en yüksek ek göstergeye yükseltilmesine ilişkin kural, sözü geçenlere
öteki iştirakçilerin hiçbirine tanınmayan bir imtiyaz getirdiği gerekçesiyle
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı görülerek 2.12.1986 günlü kararla
iptal edilmiştir.
Daha sonra çıkarılan 3671 sayılı Yaşa’nın 2., 3855 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle
değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın 2. Maddesinin birinci fıkrasının ilk
tümcesi, son olarak, 4049 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle değiştirilen 3671
sayılı Yasa’nın değişik 2. Maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinde
yer alan benzer hükümler ise, 2.2.1993, 28.12.1994 ve 17.10.1996 tarihli
kararlarla Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasına aykırı bulunarak iptal
edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının
yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri
bağlayacağı öngörülmüştür. Bu kural gereğince, yasama organı yapacağı düzenlemelerle
daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararlarını gözönünde
bulundurmak, bu kararları etkisiz kılacak biçimde yasa çıkarmamak, Anayasa’ya
aykırı bulunarak iptal edilen kuralları tekrar yasalaştırmamak yükümlülüğündedir.
Başta yasama organı olmak üzere yasama ve yürütme, kararların yalnız sonuçları
ile değil, bir bütünlük içinde gerekçeleri ile de bağlıdır. Gerekçeleriyle
birlikte kararlar, yasama işlemlerini değerlendirme ölçütlerini içerirler
ve yasama etkinliklerini yönlendirme işlevi de görürler. Bu nedenle, yasama
organı düzenlemelerde bulunurken, iptal edilen yasaya ilişkin kararların
sonuçları ile birlikte gerekçelerini de göz önünde bulundurmak zorundadır.
İptal edilen yasalarla, sözcükleri ayrı da olsa aynı doğrultu, içerik
ya da nitelikte yeni yasa çıkarılması, Anayasa’nın 153. maddesine aykırılık
oluşturur.
Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak biçimde devletin bütün
organları üzerinde hukukun ve Anayasa’nın mutlak egemenliği vardır Yasakoyucu
her zaman hukukun ve Anayasa’nın üstün kuralları ile bağlıdır. Anayasal
denetim de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu nedenle de Anayasa
Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine yer verilmiştir. Anayasa’ya
aykırı bulunarak iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılmasına Anayasa’nın
153. Maddesinin son fıkrasındaki bağlayıcılık ilkesi engeldir. Yasama organının
iptal edilen kuralın aynını veya benzerini yasalaştırması durumunda Anayasa
Mahkemesi kararlarının etkinliği ortadan kaldırılarak yasaların yargısal
denetimi anlamını yitirir.
Bir yasa kuralının, Anayasa’nın 153. maddesine aykırılığından söz edilebilmesi
için, iptal edilen önceki kural ile “aynı” ya da “benzer nitelikte”
olması gerekir. Bunların saptanabilmesi ise öncelikle, aralarında “özdeşlik”,
başka bir deyişle, amaç, anlam ve kapsam yönlerinden “benzerlik” olup olmadığının
incelenmesine bağlıdır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve Anayasa’nın üstünlüğü ilkesi
karşısında, iptal edilen bir kurala yeni bir yasa ile geçerlilik sağlanamaz.
Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararının etkisini ortadan kaldırmaya yönelik
bir düzenleme olduğu duraksamaya yer verilmeyecek kadar açık olan
itiraz konusu fıkra, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen daha önceki kurallarla
aynı içerikte olduğundan Anayasa’nın 153. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ bu görüşlere katılmamıştır. Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN,
Mustafa YAKUPOĞLU ve Fulya KANTARCIOĞLU ise, fıkranın “yok hükmünde” olduğu
yolundaki görüşle bu gerekçeye katılmamışlardır.
c) Üçüncü ve Dördüncü Fıkraların İncelenmesi
Maddenin üçüncü fıkrasında, “Bu şekilde ilgilendirilenlerden; 24.5.1983
tarih ve 2829 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak gerek 5434 sayılı
Kanun; gerekse 506 ve 1479 sayılı Kanunların genel hükümleri çerçevesinde,
aylıklarını bağlaması gereken kurumun hizmet süresi ve diğer şartları
taşıyanların T.C. Emekli Sandığı veya Sosyal Sigortalar Kurumu veya Bağ-Kur
veya 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine tabi sandıklardan emekli
olmaları halinde, TC. Emekli Sandığında devam eden iştirakçiliklerine son
verilerek, emekli aylıkları ilgili sosyal güvenlik kuruluşunca bağlanır”;
dördüncü fıkrasında ise, “T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik
kuruluşlarınca bağlanacak emekli aylıkları ile aynı hizmet süresine ve
aynı öğrenim durumuna sahip emsali, Yasama Organı Uyelerine makam tazminatı,
ek gösterge ve diğer unsurlar dahil edilerek, T.C. Emekli Sandığı’nca bağlanması
gereken emekli aylığı tutarı arasındaki fark tazminat olarak bu Kanunun
5. maddesiyle oluşturulan fondan karşılanır. Yasama Organı Üyeliği sona
erenler hakkında da yukarıdaki fıkralar uygulanır” denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, 3671 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin ikinci fıkrasındaki
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile, dışarıdan atanan bakanların hangi
sosyal güvenlik kurumundan emekli olurlarsa olsunlar, emekli aylığının
T.C. Emekli Sandığınca bağlanacağını öngören, ayrıca bu görevleri sona
erenlerin de aynı hükümlerden yararlanacağını belirten kuralı 2.2.1993
günlü kararla iptal etmiştir:
İtiraz konusu üçüncü fıkrada ilgililerin, emekli olmaları halinde T.C.
Emekli Sandığı’ndaki iştirakçiliklerine son verilerek emekli aylıklarının
tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarınca bağlanacağı öngörülmüştür.
Ancak, dördüncü fıkra ile T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik
kuruluşlarınca bağlanacak emekli aylıkları ile aynı hizmet süresi ve aynı
öğrenim durumuna sahip emsali yasama organı üyelerine makam tazminatı,
ek gösterge ve diğer unsurlar eklenerek T.C. Emekli Sandığı’nca bağlanması
gereken emekli aylığı tutarı arasındaki farkın 3671 sayılı Yasa’nın 5.
maddesiyle oluşturulan fondan karşılanacağı, yasama organı üyeliği sona
erenler hakkında da aynı kuralların uygulanacağı esası getirilmiştir.
3671 sayılı Yasa’nın Fon’u düzenleyen 5. maddesinde, Fon’un nakit durumu
gerekli ödemeleri karşılayamadığı takdirde, bunun TBMM bütçesine bu husus
için konulacak ödenekten sağlanacağı belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri
hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,
her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da
uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde
olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasakoyucu, yalnız yasaların
Anayasa’ya değil, Anayasa’nın da evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasını
sağlamakla yükümlüdür.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine Anayasa’nın 10.
maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamaz devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur.
Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde
eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Kimilerinin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen nedenlerle değişik kurallara
bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları
gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumları farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’ da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurma hukuk devletinin en
önemli işlevİerinden biri olduğundan hukuksal eşitlik sağlanmadan hukuk
devleti ilkesinin gerçekleşemeyeceği açıktır.
Bu durumda, TBMM üyelerine T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik
kuruluşlarınca bağlanacak emekli aylıklarında, aynı hizmet süresi ve aynı
öğrenim durumuna sahip emsali yasama organı üyelerine makam tazminatı,
ek gösterge ve diğer unsurlar eklenerek T.C. Emekli Sandığı’nca bağlanması
gereken emekli aylığı tutarının esas alınması, bu kişilerin de ikinci fıkra
uyarınca Sandık iştirakçilerinin derece ve kademelerine göre yararlanmakta
oldukları en yüksek ek göstergeye bağlı tutularak bu fıkradaki imtiyazlı
durumdan yararlanmaları sonucunu doğuracağından üçüncü ve dördüncü fıkralar,
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Haşim KILIÇ ve Lütfi F. TUNCEL her iki fıkranın, Mustafa BUMİN ise üçüncü
fıkranın iptaline katılmamıştır.
d) Beşinci Fıkranın İncelenmesi
Fıkrada, “işbu hükümler; bu Kanundan yararlananlardan ölenlerin dul ve
yetimleri hakkında da uygulanarak aylık bağlanır’ denilmektedir.
Yukarıdaki ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralara ilişkin Anayasa’ya aykırılık
gerekçeleri bu fırka için de geçerli olduğundan, Anayasa’nın 2. ve 10.
maddelerine aykırı görülen kuraIın iptali gerekir.
Haşim KILIÇ ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşlere katılmamıştır.
e) Altıncı Fıkranın İncelenmesi
Fıkrada, “Makam tazminatı da T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerinin yararlanmakta
olduğu en yüksek tutarın dörtte üçü üzerinden ödenir. Makam tazminatı ödenmesine
ve kesilmesine dair özel hükümler ile bu Kanunun 5. maddesine göre ödenecek
tazminata ilişkin hükümler saklıdır” denilmektedir.
Kamu personeline ödenecek makam tazminatı, ilgili yasalarda, görev, unvan
ve rütbe gibi kimi özellikler gözetilerek belirlenmiştir.
İtiraz konusu altıncı fıkra ile Yasama Organı üyeleriyle dışarıdan atanan
bakanlara bu özellikler aranmadan imtiyaz oluşturacak şekilde makam tazminatı
ödenmesinin öngörülmesi, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.
Fıkranın iptali gerekir.
Haşim KILIÇ ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşlere katılmamıştır.
f) Yedinci Fıkranın İncelenmesi
Fıkrada, “5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren Yasama Organı Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların bu görevlerde
geçen her hizmet yılı için aynı Kanunun 32 nci maddesi çerçevesinde üç
aylık fiili hizmet zammı uygulanır” denilmektedir.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasası’nın 32. maddesinde fiili hizmet
zammından yararlanacaklar sayılmıştır. Fiili hizmet zammı, ağır, yıpratıcı
ve tehlikeli hizmetlerde çalışanların bu çalışma koşulları nedeniyle yıpranmalarına
karşılık her hizmet yılına fiilen çalışmadan katılan “itibari” bir süredir.
Yasama organı üyeleriyle dışarıdan atanan bakanlara Anayasal sınırlar içinde
kalmak koşuluyla fiili hizmet zammı verilmesi yasakoyucunun takdir alanı
içinde olduğundan, kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı görülmemiştir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Güven DİNÇER bu görüşlere katılmamıştır.
2- 4234 Sayılı Yasa’nın 3. Maddesiyle 3671 Sayılı Yasa’ya EkIenen
Geçici Madde 6’nın İncelenmesi
Geçici 6. maddede, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Yasama Organı
Üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlarla bunların dul ve yetimlerine çeşitli
kanunlarda yer alan hükümlere göre bağlanmış bulunan aylık ve sair tazminatlarla,
bunların diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına ilişkin olarak yapılmış
bulunan her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu gibi bu kanunların
uygulanmasından doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan aylık ve tazminatlar
kazanılmış hak olarak saklı olup, ilgilileri hakkında uygulanmasına
ve bağlanmış bulunan emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair haklarının
ödenmesine devam edilir.
Birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis
ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten önde ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli olup, dul
ve yetim aylıkları bu Kanundaki oranlar dahilinde bağlanır ve sair özlük,
sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunur.” denilmektedir.
Bu kuralla, amaç, anlam ve kapsam yönünden aynı olan 5434 sayılı T.C. Emekli
Sandığı Yasası’na 4104 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile eklenen geçici
madde 201, Anayasa’nın 153. Maddesine aykırı görülerek, 13.5.1998 günlü,
E:1996/51, K:1998/17 sayılı kararla iptal edilmiştir.
Bir kaç kez iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılması Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığını öngören Anayasa’nın 153. maddesine aykırıdır.
Kuralın iptali gerekir.
Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Mustafa YAKUPOĞLU ve Fulya KANTARCIOĞLU
geçici 6. maddenin “yok hükmünde” olduğu düşüncesiyle bu gerekçeye katılmamışİardır.
3- 4234 Sayılı Yasa’nın 3. Maddesiyle 3671 sayılı Yasa’ya Eklenen
Geçici Madde 7’nin incelenmesi
Maddede, “Emekli aylığı bağlanmasına esas hizmet süreleri toplamı kadın
ise 20 yıldan, erkek ise 25 yıldan eksik olan ve halen bu Kanun uyarınca
kendilerine sandıkça aylık bağlanmış bulunanlardan istekte bulunanlar,
eksik kalan süreleri için en yüksek iştirakçinin .T.C. Emekli Sandığı keseneğine
esas aylık tutarı üzerinden toplam kesenek ya kurum karşılıklarını bu Kanunun
yayımı tarihini takip eden dört ay içinde defaten ödemeleri halinde borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları yükseltilir.
Bu suretle ihya edilen süreleri için ikramiye ve aylık farkları ödenmez
ve bu süreler için fiili hizmet zammı verilmez.
Ayrıca borcun tahakkukunun yapıldığı tarihi takip eden aybaşı ile borcun
tamamının ödendiği tarihi takip eden aybaşına kadar geçen sürede emekli
aylığı ödenmez.” Denilmektedir.
Bu kuralla, emekli aylığı bağlanmasına esas olan hizmet sürelerini tamamlamamalarına
karşın, bu Yasa uyarınca kendilerine Sandık’ça aylık bağlanmış bulunanlara
eksik kalan bu süreleri için en yüksek iştirakçinin T.C. Emekli Sandığı
keseneğine esas aylık tutarı üzerinden borçlanma olanağı getirilerek, Sandığın
diğer iştirakçilerine tanınmayan ayrıcalıklı bir durum yaratılmıştır.
Kimi kişi ve topluluklara imtiyaz tanınmasının eşitliğe ve bu ilkeyi gerçekleştirmekle
yükümlü hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturacağı açıktır.
Bu durumda kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.
E- İptal Sonucunda Yasa’nın Diğer Hükümlerinin Uygulama Olanağını Yitirip
Yitirmediği Sorunu
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Yasa’nın 29. maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak başvuru, kanunun, kanun
hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri
aleyhine yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun,
kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının
uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde
belirtilmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün
bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir’’
denilmektedir.
İptal edilen kurallar nedeniyle, Yasa’nın 2. Maddesiyle birinci ve ikinci
fıkraların, değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın 4049 sayılı Yasa ile değişik
5. Maddesinin uygulanma olanağı kalmadığından, 2949 sayılı Yasa’nın 29.
Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU ile Rüştü
SÖNMEZ bu görüşe katılmamıştır.
F- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
Anayasa’nın 153. Maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, kanun hükmünde kararname
veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal
kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.
Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği
tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” Denilmekte, Anayasa Mahkemesi’nin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’nın 53. Maddesinin dördüncü
fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında ise,
Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde meydana gelebilecek hukuki boşluğu
kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görürse,
yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmiştir.
4234 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen kurallar
nedeniyle doğan hukuksal boşluk, kamu düzenini veya kamu yararını olumsuz
yönde etkileyeceğinden, gerekli düzenlemelerin yapılması için yasama organına
süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmi Gazete’de yayımından başlayarak
3 ay sonra yürürlüğe girmesi gerekli görülmüştür.
Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Ali HÜNER ile Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe
katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
3.4.1997 günlü, 4234 sayılı “26.10.1990 Tarih ve 3671 Sayılı Kanunun
Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Geçici Maddeler Eklenmesi
Hakkında Kanun”un:
A- 1. Maddesiyle değiştirilen 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun”un 4049 sayılı
Yasa ile değişik 2. Maddesinin,
1- Birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim
KILIÇ’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- Üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim
KILIÇ, Mustafa BUMİN ile Lütfi F. TUNCEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- Dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALLERİNE, Haşim KILIÇ ile Lütfi F. TUNCEL’in karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- Yedinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
Güven DİNÇER’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 3. maddesiyle 3671 sayılı Yasa’ya eklenen “Geçici Madde 6” ve
“Geçici Madde 7”nin, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- İptal edilen kurallar nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan Yasa’nın
2. maddesiyle birinci ve ikinci fıkraları değiştirilen 3671 sayılı Yasa’nın
4049 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesinin, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’nın 29. maddesinin ikinci
fıkrası gereğince İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN, Lütfi F. TUNCEL,
Fulya KANTARCIOĞLU ile Rüştü SÖNMEZ’ln karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- İptal edilen kurallar nedeniyle meydana gelen hukuksal boşluk
kamu yaranını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. nıaddesinin
üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci
fıkraları gereğince İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN
BAŞLAYARAK ÜÇ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN,
Ali HÜNER ile Fulya KANTARCIOĞLU’nun “Süre verilmesine gerek olmadığı”
yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 27.5.1999 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
(5.3.2000)
  |