|
Öğrenci
Affı...
Öğrenci
Affına ilişkin yasa teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda 21 Haziran 2000 tarihinde
kabul edildi. Yasa, 28 Haziran 2000 tarihli Resmi Gazete'de (sayı: 24093/mükerrer)
yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yasayla
12 Eylül 1980’den 1999-2000 Öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa
olsun, okulla ilişiği kesilen öğrencilere, iki sınav ve bütünleme hakkı
verildi.
Yasa,
lisans üstü öğrenim gören öğrencilere de yeni sınav hakkı tanıyor, değişiklikle
doktor, yardımcı doçent ve doçentlerin kamu personeli dil sınavı yerine,
uzmanlık alanına göre yabancı dil sınavını geçme şartı aranacak. Yasada
türbanlı öğrencilerin okullara dönüşüne ilişkin olarak da, “Öğrenciler
yürürlükteki kanun ve kanunlara ilişkin mevzuata uymak zorundadır” hükmü
getirildi. Ayrıca not barajları, doktora yeterlilik dil sınavında 50, doçentlik
dil sınavında ise 65 olarak belirlendi.
Aftan
yararlanmak için, Yasanın yayımı tarihinden itibaren 2 ay içinde
ilgili yükseköğretim kurumuna başvurulması gerekiyor.
Milli
Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada,
affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini
belirterek, "Kaliteyi oya feda edersek nasıl AB’ye entegrasyondan söz edebiliriz?",
"Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine, dilerim ki zarar getirmez"
dedi.
Öğrenci
affı, Türkiye'nin gündemine 1983'de girdi. Bu tarihten sonra 1984, 1986,
1988, 1991, 1993, 1995 ve 1997 yıllarında tekrar öğrenci affına ilişkin
yasal düzenlemeler yapıldı.
1991
yılına kadar çeşitli nedenlerle ilişkisi kesilen 185 bin öğrenciden 64
bin 500'ü geri dönmüş, bunların da 40 bin 207'si yeniden üniversiteden
ayrılmış. (ANAP İstanbul Milletvekili Ahat Andican'ın konuşmasından)
TBMM'de
kabul edilen 4584 sayılı, Öğrenci Affına ilişkin yasa şöyle:
YÜKSEK ÖĞRETİM KANUNUNUN
BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ İLE BU KANUNA GEÇİCİ MADDELER EKLENMESİNE
DAİR KANUN
Madde 1. - 4.11.1981
tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 24 üncü maddesinin (b)
bendinin üç nolu alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
3.- Üniversitelerarası Kurulca
merkezi sisteme hazırlanacak (sosyal, fen, sağlık gibi) kendi alanlarındaki
bir yabancı dil imtihanını başarmış olmak.
MADDE 2. - 4.11.1981
tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki geçici maddeler
eklenmiştir :
GEÇİCİ MADDE 46. –
Yükseköğretim kurumlarında; hazırlık ve ara sınıflar dahil bütün sınıflarda
ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim yapan öğrencilerden, 12 Eylül 1980
tarihinden 1999-2000 öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun
ilişkileri kesilmiş veya kesilme durumuna gelmiş öğrencilere ilişkilerinin
kesilmesine sebep olan bütün dersler için devam, iki sınav ve bütünleme
hakkı verilir (Öğrenciler, daha önce başarısız oldukları kaldırılan derslerin
yerine kurumlarınca konulacak muadil başka derslerden sınava girerler.)
Öğrencilerin bu sınavlarda başarılı olmaları halinde öğrenciliğe intibakları
yapılır. Öğrenciler, öğrencilik haklarının devamı için yürürlükteki kanun
ve kanunlara uygun ilgili mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkradaki haklar
saklı kalmak kaydıyla, uygulamalı eğitim-öğretim yapan okullardan ayrılan
öğrencilere, devam edemedikleri dersler ve uygulamalar için ilgili yükseköğretim
kurumunca devam imkânı sağlanır. Bu öğrenciler için yönetmeliklerindeki
devam şartını tamamladıktan sonra Kanunun öngördüğü sınav süresi başlar.
Sınıf geçme sistemi uygulayan
yükseköğretim kurumlarında en çok üç dersten başarısız olup bir üst sınıfa
geçemeyen öğrencilere; üst sınıfa devam etme ve alt sınıfa başarısız oldukları
dersler için iki sınav ve bir bütünleme hakkı verilir. Not ortalaması sebebiyle
sınıf geçemeyen veya mezun olamayan öğrencilere, istedikleri üç dersten
not yükseltmek için bir sınav hakkı tanınır.
2547 sayılı Kanunda öngörülen
azamî öğrenim sürelerini doldurdukları için, kurumları ile ilişkileri kesilen
öğrencilere; alamadıkları dersler için, bir defaya mahsus olmak üzere devam
etme ve sınav hakkı tanınır. Bu öğrencilere normal öğrenim sürelerine ilave
olarak iki yıl ek süre verilir. Öğrenimlerine devam eden öğrencilerden
dönem veya yıl kaybetme durumunda olanlar da bu haktan yararlanırlar. Bu
öğrencilere istemeleri halinde derslere devam hakkı tanınır. Bunlardan
ara sınav şartı istenmez. Diğer öğrencilerle birlikte final ve bütünleme
sınavlarına girerler.
Sınavlara girecek öğrencilerin
hakları, hukuk dışı herhangi bir sebeple engellenemez. Belirtilen müracaat
süreleri içerisinde askerlik süresi gelmiş olanlar, bu Kanun hükümlerine
göre verilmiş hakları kullandıkları takdirde tecilli sayılırlar. Halen
askerlik görevini yapmakta olanların terhislerinden sonraki iki ay içerisinde
müracaat hakları saklıdır. Gözlem altında veya tutuklu bulunanlar, bu hallerinin
sona ermesini takip eden iki ay içerisinde müracaat ettikleri takdirde,
bu Kanun hükümleri çerçevesinde haklarını kullanabilirler.
Üniversitelerin çeşitli bölümlerinde
ve konservatuvarlarda dışarıdan bitirme sınavlarına girerek öğrenimlerine
devam eden ancak bu sınavların kaldırılması ile okullarını bitirememiş
veya başarısız duruma düşmüş öğrenciler de bu Kanunda diğer öğrencilere
tanınan sınav haklarından yararlanırlar.
1997-1998 eğitim-öğretim
yılından başlamak üzere Gülhane Askerî Tıp Akademisinde okurken bu Kanunun
yayımı tarihine kadar her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilmiş olanların
(yargıya intikal etmiş ve disiplin suçu nedeniyle ilişiği kesilenler hariç)
bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde başvurmaları halinde,
Yüksek Öğretim Kurulunca, okuyacakları Tıp Fakülteleri belirlenir. Belirlenen
Tıp Fakültelerince intibakları yapılan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun
geçici 40 ıncı maddesinin ilgili hükümlerinden diğer öğrenciler gibi yararlanırlar.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak
isteyenlerin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde ilgili
yükseköğretim kurumuna başvurmaları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 47. –
1988-1989 öğretim yılından 2000 yılı sonuna kadar, lisansüstü öğrenimi
görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere
başarısız olduğu dersler için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri
için bir yıl, doktora öğrencileri içinde iki yıl tez hazırlama süresi verilir.
Ayrıca 1996-1997 öğretim yılı başlangıç tarihine kadar yabancı dil sınavına
giremeyenler ve ilgili kanunun yürürlük tarihine kadar yabancı dil şartını
yerine getiremeyerek kaydı silinen öğrenciler, yeniden kayıt yaptırabilirler.
Doktora yeterlilik sınavına girebilmek için, yabancı dil sınavında başarısız
olanlara üç sınav hakkı tanınır.
Yardımcı doçentlik kadrosunda
görev yapan öğretim elemanlarının çalışma sürelerindeki sınırlama kaldırılmıştır.
1996 yılından itibaren yüksek
lisans ve doktora yabancı dil sınavında 100 puan üzerinden 50 (elli) ve
daha yukarı, doçentlik yabancı dil sınavında ise 65 (altmışbeş) ve daha
yukarı puan veya Üniversitelerarası Kurul tarafından kabul edilen ve Yükseköğretim
Kurulu tarafından uluslararası alanda geçerli sayılan diğer yabancı dil
sınavlarından bunlara denk puan alanlar başarılı sayılırlar.
Lisansüstü öğrencilik sıfatını
yeniden kazananlar, bu hakkı kazandıkları tarihten itibaren araştırma görevlisi
olanlar, araştırma görevliliği kadrosuna yeniden atanırlar. Çalıştıkları
üniversitenin bulunduğu şehir dışındaki başka bir üniversitede lisansüstü
eğitim-öğretim programına kayıtlı iken, kayıt-kabul işlemlerinden sonra
yürürlüğe, girmiş Yükseköğretim Kurulu karar ve talimatlarına göre kaydı
silinenler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde
müracaat etmeleri halinde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler.
Bu Kanundan yararlanmak üzere müracaat eden öğrencilerden askerlik erteleme
süreleri sona erenlerin askerlikleri, bir defaya mahsus olmak üzere bir
yıl daha ertelenir.
1988-1989 öğretim yılından
2000 yılı sonuna kadar; sanatta yeterlilik, Tıp Fakülteleri veya tıpta
uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, kendi isteği ile ayrılanlara veya
eğitimini kesintiye uğratanlara, istemeleri halinde, başarısız oldukları
derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve ayrıca eksik rotasyonlarını
tamamlamaları şartı ile iki sınav hakkı tanınır.
Yurt dışına yüksek lisans
ve doktora yapmak üzere gönderilen, yurt dışında yüksek lisans ve doktora
için kalmaları gereken süre içerisinde her ne sebeple olursa olsun çalışmanın
hangi aşamasında olursa olsun Türkiye’ye dönmüş veya çağrılmış olanlar
veya yurt dışında kalması gereken süre dolduğu için geri gelmek zorunda
kalan ve Türkiye’de görevleri ile ilişkileri kesilen öğrencilere iki, doktora
eğitimi için dört yarı yıl Yükseköğretim Kurulunun Türkiye’de belirleyeceği
üniversitelerde öğrenimlerine devam hakkı tanınır.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak
isteyenlerin bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren kurumlarına iki ay
içerisinde müracaatları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 48. –
1989-1990 eğitim-öğretim yılı başından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe
kadar, yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı, önlisans ve lisans eğitim-öğretim
programları ile yüksekokulların herhangi bir sınıfında kayıtlı öğrencilerin,
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ve bu Kanuna atıf yapan Yüksek Öğretim
Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin
cezaları, bütün sonuçları ile kaldırılmıştır. Bunların sicil dosyalarındaki
cezaî kayıtlar, ilgililerin müracaatı aranmaksızın dosyalarından çıkarılır.
MADDE 3. – Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4. – Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
MİLLİ
EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU'NUN KONUŞMASI:
Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu,
öğrenci affına ilişkin yasa önerisi üzerindeki eleştirileri cevaplandırırken,
affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini
vurgulayarak, “Kaliteyi oya feda edersek nasıl AB’ye entegrasyondan
söz edebiliriz?” dedi.
Bostancıoğlu'nun konuşması
şöyle:
Sayın Başkan, kıymetli üyeler;
bilindiği gibi, ülkemizde, ekonomik nedenlerle, yükseköğrenim görmeye yoğun
bir talep vardır, ortaöğretim sistemindeki yapılanma da bu talebi körüklemektedir.
Bugünkü hayat koşulları içerisinde, üniversiteye girmek hem zor hem de
pahalıdır.
Ülkelerin en önemli kaynaklarının
başında, kaliteli eğitim görmüş insanları gelmektedir. Tüm üretim, yatırım
ve eylemin temelinde insan vardır. Kalkınmanın temeli de kaliteli eğitim
almış işgücüdür.
Bilginin ve teknolojinin
üretilmesinde, paylaşılmasında ve sürekliliğinde, akademik hareketliliğin
önemi büyüktür. Yükseköğretimdeki uluslararası hareketlilikle de, ülkelerin,
birbirinin eğitimlerini, diploma ve diğer belgelerinin denkliklerini tanımaları
arasında çok yakın bir ilişki vardır. Diğer bir deyişle, ülkelerin, kaliteyi
koruyarak, yükseköğrenim belgelerinin denkliklerini tanımaları, uluslararası
akademik hareketliliğin hem gerçeği hem de gereği olabilmektedir.
Ülkeler arasında başlayan
ve büyük bir hızla artacağına inanılan öğrenci değişimi programlarının
eşdeğerliliği, eğitimin niteliği gibi konular, uluslararası akreditasyonu
da gündeme getirmiştir. Bunların dışında, yükseköğretimde akreditasyonu
zorlayan bir etken de, uluslararası ticarî, teknolojik entegrasyondur.
Büyük bir olasıkla, 2000'li
yılların mühendis, avukat veya ekonomistleri, doktorları, çokuluslu şirketlerde,
hastanelerde, yabancı meslektaşlarıyla bir arada veya yalnızca ulusal değil,
uluslararası normlarla görev yapacaklardır. Bütün bu gerçeklerin yapılacak
yasal düzenlemelerde göz önünde tutulması gerekir. Bütün bu gerçeklerin,
bilhassa, bugün, bu görüştüğümüz kanun teklifi üzerinde, bir defa daha
göz önünde tutulması gerekir.
Yükseköğrenimde 1983 yılından
2000 yılına kadar 9 defa değişiklik yapıldığını, hatta son yapılan bir
değişiklikle de, devamlılık arz eden affın söz konusu olduğunu milletvekili
arkadaşlarım anlattılar.
Yüksek düzeyde akademik başarıyı
gerektiren lisansüstü eğitim, dünyanın hemen birçok ülkesinde paralı olmasına
karşın, ülkemizde ücretsiz ve bu kademe için verilen süreler diğer ülkelerden
daha uzundur. Bunun için, lisansüstü eğitimin aksatılmadan, düzenli, planlı
bir şekilde yürütülmesi esastır. Üniversitelerimizde görev alacak adayların
dünya standartlarında yetiştirilmesi gerekir.
Bilimsel bir yaklaşımla ele
alındığında, ek sınav hakkı verilmesiyle ilgili uygulamalar, yükseköğretimde
liyakat ve ehliyet ilkesiyle çelişmekte, eğitimin niteliğini düşürmekte,
üniversite özerkliğini zedelemekte, yeni öğrenci kontenjanlarının kısıtlanmasına
neden olmakta, üniversite ortamında olumsuz hava yaratmakta ve bütün bunların
sonucu olarak ekonomik kayba neden olmaktadır.
Tekliflerle, öğretim üyelerine
de bazı muafiyetler getirilmesinin istendiği görülmektedir. Akademik kariyer
yapmak bir istek olup, bunun gereklerini yerine getirmek de talep sahiplerinin
görevidir. Akademik personelin her yönüyle, diğer ülkelerin üniversitelerinde
görev yapan meslektaşlarıyla iletişim içerisinde olmaları, dünya ölçeğinde,
alanlarında meydana gelen gelişmeleri ve yayınları izlemeleri kaçınılmazdır.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde akademik kariyer yapacaklar için belirlenen
kriterler, onların dünya ölçeğinde olmalarını hedeflemektedir. Kaliteyi
belirleyecek bu kriterlerden vazgeçilmesi, ülkemiz adına kayıp olacaktır
sayın milletvekilleri. Bu nedenle, özellikle kamu personeli dil sınavında
belirtilen kriterlerin altına inilmesi mümkün görülmemekle birlikte; dil
sınavının, yine merkezi sistemle, sağlık bilimleri, sosyal bilimler ve
fen bilimleri arasında kategorik bir düzeye tabi tutulacağı düşünülebilir.
Sayın milletvekilleri, bu
hafta başlarken, hükümetimizi, devletimizi temsilen, Avrupa Birliğinin
Bükreş'te düzenlemiş olduğu Dördüncü Avrupa Birliği Eğitim Bakanları Toplantısına
katıldım; pazartesi, salı günü bu toplantı çalışmalarını tamamladı. Avrupa
Birliği Eğitim Bakanları Toplantısının konusu, sosyal uyum ve kaliteydi.
Biz, üniversite öğrencilerimizin yetiştirilmesinde, Avrupa Birliği ve dünyayla
sosyal uyum sağlayamazsak; biz, kaliteyi oya feda edersek, entegrasyondan
nasıl söz edeceğiz?! Avrupa Birliği ve dünya standartlarını nasıl gözardı
ediyoruz? İstikrar Paktı çerçevesinde, Güneydoğu Avrupa Eğitim Bakanları
Toplantısında, ülkemiz, bundan sonra yapılacak Güneydoğu Avrupa Eğitim
Bakanları Toplantısına evsahipliği yapmak dileğindedir; o toplantının konusu
"kalite" olacaktır.
Şimdi, Türkiye Cumhuriyetinin
Millî Eğitim Bakanı olarak, biz, üniversitede yetiştireceğimiz öğrencilerimizin,
dünyadaki öğrencilerin kalite seviyesinin altına çekilmesini ve öğretim
üyelerinin, dünyadaki öğretim üyelerinin kalitesinin altında olmasını nasıl
kabul edebiliriz?
Bütün bunlara rağmen, anladığım
ve gördüğüm kadarıyla, bu kanunun çıkması konusunda birkısım arkadaşlarım
mutabıklardır; ancak, Millî Eğitim Bakanı olarak, bu görüşlerimi sizlere
arz etmeyi görev bildim.
Bostancıoğlu, yasa
ile ilgili görüşmelerin tamamlanmasından sonra yaptığı konuşmada da, "Kabul
edilen Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun bütünlüğünü bozacak unsurlar
ihtiva etmiştir. Kabul edilen Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine,
dilerim ki zarar getirmez. Bir tek, belki bir tek olumlu tarafı vardır:
Bu kanundan yararlanıp, üniversitelere yeniden kaydedilen ve kazanacağımız
gençlerin sayısı çok az da olsa, tek faydalı yanı belki o olacaktır" dedi.
(29
HAZİRAN 2000)
  |