4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU İLE İLGİLİ KOMİSYON
RAPORLARI:
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler İşler
Komisyonu
22.7.1999
Esas No. :1/495
Karar No. :16
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanarak, Bakanlar
Kurulu’nca 12.07.1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
sunulan ve 13.07.1999 tarihinde Tali Komisyon olarak Komisyonumuza Esas
Komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen ” Sosyal Sigortalar
Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, T.C Emekli Sandığı Kanunu,
Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu,
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanunlara Ek ve
Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması ile 190 Sayılı
Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” Komisyonumuzun 15.07.1999,
16.07.1999 ve 19.07.1999 Tarihlerinde yaptığı 5, 6 ve 7 incı birleşimlerinde,
Hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın Başkanlığında,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye ile Adalet Bakanlıkları, Hazine Müşteşarlığı,
Sosyal Sigortalar Kurumu, TC. Emekli Sandığı , İş ve İşçi Bulma Kurumu,
Bağ Kur Genel Müdürlükleri, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, TÜRK
İŞ, HAK İŞ, DİSK, TÜRKİYE İŞÇİ EMEKLİLERİ CEMİYETİ, TÜM EMEKLİLER DERNEĞİ,
KAMU SEN, MEMUR SEN, KESK, TİSK ve TESK Temsilcilerinin de katılımlarıyla
incelenip, görüşülmüştür.
Tasarı ile;
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal
Sigortalar Kanunu, 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kanunu, 1479 sayılı Esnaf
ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu,
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kanunu, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunda değişiklikler yapılması ile Bu Kanunlara
Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi ve çalışma hayatımızda ilk defa bir İşsizlik
Sigortası Sistemi Kurulması öngörülmektedir.
Tasarı ile getirilen yenilikler genel hatlarıyla şunlardır:
A) 506 sayılı Kanunda
İşyeri bildirgesinin Kuruma verilmesinde bir aylık süre kaldırılmakta;
işyeri açılmasının ve çalıştırılacak işçilerin işe başlatılmadan önce Kuruma
bildirilmesi,
Aktif sigortalılara hastalık sigortası kapsamında verilen protez, araç
ve gereç bedellerinin, belli bir sınırı aşmamak koşuluyla, % 20 sinin ilgililerce
karşılanması,
Emeklilere yine hastalık sigortası kapsamında sağlanan ilaç, protez,
araç ve gereç bedellerinin belli bir sınırı aşmamak kaydıyla, % 10 unun
ilgililerce karşılanması,
İlk defa sigortalı olanlara sağlık yardımından yararlanabilmek için
altmış günü hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki altı ay içinde olmak
üzere toplam 120 gün prim ödeme şartı getirilmesi,
Malüllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının hesaplanmasında katsayı ve gösterge
sisteminin terkedilerek, tüketici fiyatları indeksindeki artış oranını
esas alan yeni bir sisteme getirilmesi;
Sigortalının yaşlılık aylığından yararlanması için; kadın ise 58, erkek
ise 60 yaşını doldurmuş ve 8 300 işgünü prim ödemiş olması,
Kısmi yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için kadın ise 61 , erkek ise 63
yaşını doldurmuş olması ve en az 3 600 işgünü malüllük, yaşlılık ve ölüm
sigortaları primi ödemiş olması,
Teftiş, kontrol ve denetim yetkisinin genişletilmesi, sosyal yardım
zammının (4.690 000 TL ) olarak yeniden belirlenmesi;.
Sosyal güvenlik destek priminin % 20 den %30 a çıkarılması;
Alınacak sigorta primleri ile verilecek ödeneklerin hesabında esas tutulan
alt ve üst sınırların önemli ölçüde yükseltilmesi ve enflasyona endekslenmesi
öngörülmektedir.
B) 5434 Sayılı Kanunda;
Emeklilik için, kadın erkek arasındaki 20 - 25 yıl ayrımının kaldırılarak
herkes için 25 hizmet yılı getirilmekte, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını
doldurmuş olma şartı öngörülmekte, asgari 10 yıl olan fiili hizmet süresi
15 yıla çıkarılmakta, evli bulunmayan kız çocuklarına her ne ad altında
olursa olsun başka kurumlardan aylık almama şartı getirilerek, bunlara
tek kurumdan aylık bağlanması öngörülmekte,
Emekli Sandığınca bağlanacak aylıklar için SSK emeklilerinde olduğu
gibi tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranını esas alan yeni bir
sistem getirilmekte;
Protez, ortez gibi gereç bedellerinin %10 unun ilgililer tarafından
karşılanması kabul edilmektedir.
C) 1479 sayılı Bağ Kur Kanunu ile 2926 Sayılı Kanunda;
Malüllük aylığı hesaplanmasında %70, %80 olan mevcut oranlar %60,%70
olarak değiştirilmekte;
Yaşlılık aylığından yararlanmak için, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını
doldurmuş olma ve 25 tam yıl sigorta primi ödemek şartı getirilmekte,
Kısmi yaşlılık aylığında ise kadın ise 61, erkek ise 63 yaşını doldurmuş
olma ve 15 yıl prim ödeme şartı getirilmekte,
Basamak yükseltilmesinde bekleme süresi ilk beş basamakta bir yıl iken
ilk oniki basamakta bir yıl olmakta,
Onüçüncü basamaktan sonra bekleme süresi iki yıl olmakta,
Süresinde ödenmeyen primlerin tahsilatında 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsili Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması öngörülmekte; protez, araç
ve gereç bedelleri ile tedavi ücretlerine katılım da 506 ve 5434 sayılı
kanunlara paralel biçimde yeniden belirlenmekte;
Sosyal güvenlik destek primi getirilmekte, bu konuda SSK’ya uygunluk
sağlanmakta,
Tarım sigortalılarının ödeyecekleri prim oranları %15 den %20 ye çıkarılmakta,
1479 ve 506 sayılı kanunlara uygunluk sağlanmakta,
Diğer sosyal güvenlik kurumlarında olduğu gibi bu kanuna tabi sigortalılara
da askerlikte geçen süreleri borçlanma imkanı verilmekte;
Hizmetlerin birleştirilmesinde ilgililere fiili hizmet süresi fazla
olan kurumca aylık bağlanması öngörülmekte hizmet sürelerinin eşit olması
halinde ise sonraki kurumun tabi olduğu mevzuat hükümleri uygulanmaktadır.
D) Bu Kanun Tasarısıyla kanunun yayımı tarihinden önce emeklilik hakkını
kazananların değişiklikten önceki hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına
ilişkin hakları korunmakta; diğer sigortalı ve iştirakçilerin bu kanunlara
yaşlılık aylığı şartlarında yapılan değişiklikten hemen etkilenmelerini
önlemek amacıyla kademeli geçiş süreci öngörülmekte;
Yeni bir İşsizlik sigortası sistemi getirilmekte;
İşsizlik sigortasının finansmanına sigortalı, işveren ve Devletin birlikte
katılması öngörülmekte,
İşsizlik sigortası primlerinin toplanması, Devlet payının alınması ve
toplanan primlerin Fona aktarılmasından SSK nın görevli, yetkili ve sorumlu
olacağı öngörülmekte,
Sigortalı işsizin işsizlik ödeneğini hakedebilmesi için bu kanun kapsamında
olması şartı aranmakta, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç
yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi
ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli
çalışmış olmaları şartı getirilmekte,
Hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler
nedeniyle askıya alınmamış olması ve herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan
aylık almamış olması gerekmekte,
İşsizlik ödeneği almakta iken işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddeden
işsizlik ödeneği aldığı sürede gelir getirici bir işte çalışan veya herhangi
bir sosyal güvenlik kurumundan gelir veya aylık aldığı tespit edilenlerin
ödeneğinin kesilmesi öngörülmektedir.
Tasarının Komisyonumuzda görüşülmesi sırasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı tarafından tasarı hakkında çeşitli bilgiler verilmiş, tasarının
biran önce yasalaşması gereği belirtilmiştir.
Konu ile ilgili olarak sayın Bakan tarafından yapılan açıklama ile:
Çağdaş Devlette vatandaşların en önemli haklarından birisinin sosyal
güvenlik hakkı olduğu,
Tüm dünyada sosyal güvenliğin esasını primli sistemlerin oluşturduğu
Bugün çeşitli nedenlerle sosyal güvenlik sistemlerinde bütün dünyada
bazı sıkıntıların yaşandığı ve hemen her ülkede reform ihtiyacının gündemi
işgal ettiği ve bu sorunun ülkelere göre farklılıklar göstermekle birlikte,
bütün ülkelerde yaşandığı ve ülkemizde özellikle sosyal güvenlik kuruluşlarının
içinde bulundukları finansman darboğazının artık gözardı edilemez boyuta
ulaştığı belirtilmiştir.
Sayın Bakan tarafından ayrıca;
1999 yılında her üç sosyal güvenlik kurumundaki finansman açığının yaklaşık
2.4 katrilyon lira olacağının tahmin edildiği bunun da acil bazı tedbirlerin
alınmasını zorunlu kıldığı; ancak hazırlanan Kanun Tasarısının sosyal güvenlik
kurumlarının
içinde bulunduğu sorunlardan sadece acilen müdahale edilmesi gereken konuları
kapsadığı belirtilmiştir.
Yapılan düzenleme ile özellikle sigortalılar ve emekliler arasındaki
eşitsizliklerin büyük ölçüde giderilmesi , kurumların sorunlarına çözüm
getirilmesi amaçlanmıştır. Daha sonraki aşamada ise sosyal güvenlik kurumlarının
tek çatı altında toplanması , sağlık sigortası ile yaşlılık sigortası sistemlerinin
birbirinden ayrılması ve sosyal güvenlik kurumları ile sosyal hizmet ve
sosyal yardım kuruluşlarının ayrı ayrı örgütlenmelerinin sağlanmasının
planlandığı belirtilmiştir.
Tasarı ile ayrıca iş hayatımızda ilk defa işsizlik sigortasının da getirildiği
belirtilmiştir.
İşsizlik sigortasının ülke düzeyinde ve kapsamına giren işyerlerinde
aynı anda ve yayımını izleyen 6 ayın sonunda yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.
Kanunlaşması durumunda işsizlik sigortasının, sağladığı gelir güvencesi
ile, bir yandan çalışma hakkının devamını, diğer yandan da sosyal güvenliğin
işsizlere ve aile fertlerine yaygınlaştırılmasını sağlayacağı belirtilmiştir.
Komisyonumuz Tasarı ile ilgili olarak ilgili sivil toplum örgütlerini
de sırasıyla ve ayrıntılı olarak dinlemiştir.
Sözkonusu örgüt temsilcileri tarafından dile getirilen görüşler de şöyle
sıralanabilir.
Sosyal güvenlik kurumlarının içınde bulunduğu sorunlara acilen müdahale
edilmesi,
Sosyal güvenlik kuruluşlarının borç yükünden kurtulabilmesi ve aktüeryal
dengelerin korunabilmesi için emeklilik yaşının Türkiyenin demografik yapısına
uygun olarak belirlenmesi,
Emekli sandığı, SSK ve Bağ Kur’un tahsil edemediği primlerin tahsil
edilebilmesi için para cezası dışında hapis cezasının da getirilmesi,
Kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınması ile yalnızca prim gelirlerinde
artışın olmayacağı, vergi gelirlerinin de artacağı,
Sosyal güvenlik kurumlarının yönetiminin özerk ve demokratik olması,
Toplanan primlerin ilgili sigorta kolunda kullanılması ,
Prim affının uygulanmaması,
Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak sosyal güvenliğin bir devlet
politikası haline getirilmesi gerekmektedir.
Sivil toplum örgütleri tarafından özellikle emeklilik yaşı uygulamasında
kademeli geçişin ağır olduğu ve emekli aylıklarının her ay DİE nin TÜFE
sine göre artırılmasının bazı hak kayıplarına neden olacağı belirtilmiştir.
Bütün karşıt düşüncelere karşılık olarak, muhalefet üyeleri dışında
genellikle tasarıyı desteklediklerini belirten Komisyon üyelerimiz tarafından;
Tasarının sosyal güvenlik reformunun ilk aşaması ve bir başlangıç olduğu,
İkinci aşamanın da bir an önce güncelleşmesinin vazgeçilmez olduğu ısrarla
belirtilmiştir.
İşsizlik sigortasını yasallaştırdığı ve bunun çok önemli bir aşama olduğu
vurgulanmıştır.
Yapılan bu görüşmeleri takiben Kanun Tasarısı’nın gerekçesi Komisyonumuzca
benimsenerek maddelerinin görüşülmesine geçilmesi kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısında;
Verilen önergelerin kabul edilmesi ile;
506 Sayılı Kanunun 32 nci Maddesinde değişiklik öngören çerçeve 3 üncü
madde yeniden düzenlenmiştir. Bu anlamda Protez araç ve gereç bedellerinin
% 20 sinin sigortalı tarafından ödeneceği, ancak ilgiliden alınacak katkı
miktarının 1475 sayılı İş Kanununun 33 üncü maddesinde belirtilen sanayi
kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen asgari ücretin
2,5 katından fazla olamayacağı kabul edilmiş ve madde bu yeni haliyle tekrar
düzenlenmiştir. Aynı şekilde çerçeve madde ile eklenen fıkradaki “teşhis
edildiği” ibaresi “anlaşıldığı” olarak düzeltilmiştir.
Çerçeve 7 nci madde prime esas yıllık kazançların ne şekilde belirleneceği
hususuna açıklık getirilmesi gerekçesiyle “İlk defa bu kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonra sigortalı olanlar için bağlanacak yaşlılık aylığının
hesaplanmasına esas alınacak yıllık kazançlar, sigortalılığın başladığı
tarih ile aylık talep tarihi arasındaki her takvim yılı için ilk olarak
bir önceki yılın aralık ayı ile ondan önceki yılın aralık ayına göre DİE
tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları
indeksindeki artış oranı kadar; ikinci olarak bir önceki yılın GSYİH sabit
fiyatlarla artış oranı kadar artırılarak belirlenir”. Şeklinde değiştirilmiş
ve bir diğer önerge ile aynı maddeye “60 ıncı Maddenin B, C ve D bendlerine
göre aylığa hak kazanan sigortalıların aylıkları, 8300 gün prim ödemiş
olan sigortalılar gibi hesaplanır” şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir.
Çerçeve 8 inci maddenin birinci fıkrası “506 sayılı kanunun 63 üncü
maddesinin (A) fıkrasının üçüncü bendindeki ‘’maddesinin (A) fıkrasının
(a) bendine’’ ibaresinin sadece “maddesine”, şeklinde (B) fıkrasının birinci
bendindeki “% 24” oranı “% 30 ” olarak değiştirilmiş ve bu fıkraya birinci
bentten sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiştir.” biçiminde değiştirilmiştir.
Çerçeve 9 uncu maddenin birinci fıkrasında yer alan “(C)” ibaresi ölüm
aylığı bağlanacak sigortalılar arasında eşitsizliğe neden olacağı gerekçesiyle
metinden çıkarılmıştır.
Çerçeve 10 uncu madde “Bu kanun gereğince alınacak pirim ve verilecek
ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı 4.000.000.TL
, üst sınır ise bu kanunun yürürlük tarihinden 31.12.2001 tarihine kadar
alt sınırın üç katı, 1.1.2002-31.12.2004 tarihleri arasında dört katı,
1.1.2005 tarihinden itibaren beş katıdır.Günlük kazanç alt sınırı her takvim
yılı için ilk olarak, Nisan ayında bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan
önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan
en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış
oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayrisafi yurt içi hasıla sabit
fiyatlarla artış oranı kadar artırılarak belirlenir.” şeklinde değiştirilmiş,
diğer önerge ile aynı maddeye yeni bir fıkra olmak üzere “Bu şekilde belirlenecek
günlük kazanç alt sınırın da 1 000 liranın kesirleri bin liraya tamamlanır”
fıkrası eklenmiştir.
Çerçeve 11 inci madde nin birinci fıkrası “506 sayılı kanunun 79 uncu
maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki iki fıkra eklenmiş,
140 ıncı maddenin (e) bendindeki “ikinci” ibaresi;”dördüncü” olarak değiştirilmiştir”
şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Çerçeve 12 nci madde ile 506 sayılı kanunun 85 inci maddesini düzenleyen
hüküm” “isteğe bağlı sigortaya devam etmek isteyenler ödeyecekleri isteğe
bağlı sigorta primlerini, bu kanunun 78 inci maddesine göre belirlenen
prime esas kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasındaki kazançlar üzerinden
kendileri belirlerler” olarak değiştirilmiştir.
Çerçeve 14 üncü madde ile 506 sayılı Kanunun 130 uncu maddesi başlığı
ile birlikte değişmektedir. Sözkonusu maddenin üçüncü fıkrasındaki “Genel
ve katma bütçeli” ibaresi “Genel bütçeye dahil ve katma bütçeli” şeklinde
değiştirilmiştir.
Çerçeve15 inci madde “Sigortalılar ile Kurumdan sürekli iş göremezlik
geliri, malüllük ve yaşlılık aylığı almakta olanların geçindirmekle yükümlü
bulundukları eşleri ve kurumdan hak sahibi olarak gelir ve aylık almakta
olan eşler de yukarıdaki şartlarla protez , araç ve gereç yardımlarından
yararlanırlar.” şeklinde ve ayrıca çerçeve maddenin değişiklik öngörülen
fıkrasındakı “ücretin üç katı” ibaresi tasarının üçüncü maddesinde yapılan
değişikliğe paralellik sağlaması amacıyla”asgari ücretin iki buçuk katı”
olarak değiştirilmiştir.
Çerçeve 16 ncı madde ile eklenen “Ek Madde 39” “Bu kanuna göre bağlanan
gelir ve aylıklar ile geçici 76 ncı maddeye göre yapılan telafi edici ödemeler
her ay bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan
en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı
kadar artırılarak belirlenir” şeklinde değiştirilmiştir.
Çerçeve 17 nci madde de 506 sayılı Kanunda yapılan değişikliğe paralel
olarak 2925 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde gerekli teknik düzeltmeler
gerçekleştirilerek yeniden düzenlenmiştir.
Çerçeve 18 inci madde ile 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanununun 39
uncu maddesinde yapılması öngörülen düzenleme ”Emekli aylığı bağlanabilmesi
için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili
hizmet
müddetlerinin, 15 yılı (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı
doldurmuş olması şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (926 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetlerı Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle
emekliye sevk edilenler hariç) (d,e ve f) fıkraları kapsamına girenler
61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz” şeklinde değiştirilmiştir.
Çerçeve 25 inci madde “Yaşlılık aylığı, sigortalının sigortalılık süresi
içinde aylar itibarıyla prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki
prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte
bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının %
60’ıdır.
Bu Kanuna göre bağlanan yaşlılık, malullük ve ölüm aylıkları, her ay
bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsünce açıklanan en son temel
yılı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi değişim oranına göre artırılarak
belirlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Çerçeve 27 nci madde ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 50 ncı maddesi
“ Bu kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların
hesabında, yirmi dört basamaklı gelir tablosu uygulanır. Tabloda yer alan
gelir basamakları her yıl nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın aralık
ayı ile ondan önceki yılın aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü
tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları
indeksindeki artış oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayri safi
yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla artış oranı kadar artırılarak belirlenir.”
şeklinde değiştirilmiştir.
Çerçeve 32 nci madde ile değiştirilen 1479 sayılı kanunun Ek 13 üncü
maddesinin son fıkrasının son cümlesi, “Ancak , katkı payı tutarı sigortalılarda,
bulundukları gelir basamağı tutarının iki buçuk katını, aylık alanlarda
ise sosyal yardım zammı dahil aylık tutarını geçemez” şeklinde değiştirilmiştir.
Çerçeve 37 nci madde ile değiştirilen 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesınin
1 inci fıkrası “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce aylık bağlanması
için müracaat etmiş olanlardan aylığa hak kazanmış bulunanların aylıklarını
bağlayacak Kurumun belirlenmesinde önceki hükümler uygulanır” şeklinde
değiştirilmiştir.
Emeklilik yaşını düzenleyen 38 inci madde üzerinde verilen önergelerin
dördünün kabul edilmesi ile
Geçici 81 inci maddenin “20 yıldan az”, (B) fıkrasının (a) bendinde
yeralan “25 yıldan az” ibareleri ile, (j) bendinde yeralan “14 (dahil)
yıldan fazla” ibaresinin madde metninden çıkarılması ,
Geçici 82 nci maddenin (a) fıkrası “Sigortalının, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonraki pirim ödeme gün sayıları için 61 inci maddeye
göre hesaplanan aylığı ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki
prim ödeme gün sayıları için bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki
hükümlere göre hesaplanıp, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç
tarihi arasında geçen takvim yılları için her yılın ilk olarak, Nisan ayında
bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet
İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan temel yıllı kentsel yerler tüketici
fiyatları indeksindeki artış oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın
gayrisafi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla artış oranı kadar artırılarak
belirlenen aylığın toplamı kadardır. “ şeklinde değiştirilmiş ve aynı şekilde
Geçici 82 nci maddeye ( c) ve (d) fıkralarının eklenmesi kabul edilmiştir.
Geçici 11 inci madde’nin İkinci fıkrası “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı Kanunun yürürlük
tarihinden önceki sigortalılık sürelerine ilişkin olarak, Kanunun yürürlük
tarihinden önceki hükümlere göre, sigortalının Kanunun yürürlük tarihinde
en az bir tam yıl prim ödediği gelir basamağı üzerinden, sigortalılık başlangıç
tarihinden aylık başlangıç tarihine kadar geçen toplam sigortalılık süreleri
ile orantılı olarak hesaplanacak kazanılmış hak aylığının, Kanunun yürürlük
tarihinden aylık başlangıç tarihine kadar her ay ilk olarak bir önceki
aya göre Devlet İstatistik Enstitüsünce açıklanan en son temel yıllı kentsel
yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı kadar; ikinci olarak bir
önceki yılın gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla artış oranı kadar
artırılarak belirlenen tutarı ile Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen
sigortalılık sürelerine ilişkin olarak, bu Kanunun 36 ncı maddesine göre
hesaplanacak aylığın toplamıdır.” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye
“Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlara bağlanacak malüllük
ve ölüm aylıkları, sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra
sigortalılık süresinin bulunması halinde, bu süreler esas alınarak hesaplanır”
şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir.
Tasarının 40 ıncı maddesi ile başlayan VI ncı bölümü “İşsizlik Sigortası”
olarak düzenlenmiştir. Görüşmelerin devamında bu bölümle ilgili olarak
verilen önergelerin de kabul edilmesi ile;
40 ıncı madde nin 3 üncü fıkrası”506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun
3 üncü maddesinde sigortalı sayılmayanlar ile sosyal güvenlik kuruluşlarından
yaşlılık aylığı alıp da sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ya da ödemeksizin
çalışanlar bu Kanun kapsamına dahil değildir.”şeklinde,
43 üncü maddenin 1 ve 2 nci fıkraları,”İşsizlik sigortasının gerektirdiği
ödemeleri, hizmet ve yönetim giderlerini karşılamak üzere, bu Kanunun 40
ıncı maddesi kapsamına giren tüm sigortalılar, işverenler ve Devlet, işsizlik
sigortası primi öder. İşsizlik sigortası primi, sigortalının 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 78 inci maddelerinde belirtilen prime
esas aylık brüt kazançlarından her ne ad altında olursa olsun ay itibarıyla
ödenmesi mutad olan ödemelerden olup olmadığı hususundaki tereddütleri
gidermeye Bakanlık yetkilidir.
İşverenle, işsizlik sigortasına ilişkin %3 oranındakı yükümlülükleri
nedeniyle sigortalıların ücretlerinden herhangi bir indirim veya kesinti
yapamazlar.” şeklinde;
Yürürlükten kaldırılan maddeler başlıklı 51 inci maddenin (a) fıkrası
“506 sayılı Kanunun 97 nci, Ek 20 nci, Ek 22 nci, Ek 23 üncü, Ek 34 üncü
ve Ek 35 inci maddeleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
Yürürlüğe ilişkin 52 nci madde
“Bu Kanunun,
a) 8 inci, 28 inci, 29 uncu, 33 üncü, 35 inci , 16 ıncı maddesi ile
506 sayılı Kanuna eklenen Ek 38 inci maddesi, Kanunun yayımını takip eden
ay başında,
b) 3 üncü, 4 üncü, 5 inci, 7 nci, 9 uncu, 10 uncu, 11 inci, 12 nci,
13 üncü, 15 inci, 16 ncı maddesi ile 506 sayılı Kanuna ekelenen Ek 39 uncu
maddesi, 17 nci, 21 inci 23 üncü, 25 inci, 27 nci, 32 nci , 38 inci maddesi
ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 82 nci, 2925 sayılı Kanuna eklenen
geçici 2 nci ve 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesi Kanunun
yayımını takip eden yılbaşında,
c) 40 ıncı, 41 inci, 42 nci, 43 üncü, 44 üncü, 45 inci, 46 ncı, 48 inci,
49 uncu ve 50 nci maddeleri ile 51 inci maddesinin (b) bendi ve geçici
1 inci maddesi yayımını izleyen 6 ayın sonunda ,
d) Diğer hükümleri Kanunun yayımı tarihinde,
yürülüğe girer.” şeklinde değiştirilmiştir.
Aynı şekilde Tasarının 51 inci maddesi ile Çalışanların Tasarrufa Teşvik
Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun iki Maddesi
kaldırıldığından bu değişikliğe paralel olarak Kanunun adının da değiştirilmesi
gerektiği gerekçesiyle Tasarı başlığını yeniden düzenleyen önerge kabul
edilerek Tasarı başlığı yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının;
1,2,4,5,6,13,19,20,21,22,23,24,26,28,29,30,31,33,34,35,36, ncı maddeleri
ile 39 uncu madde ifade düzgünlüğü sağlanması amacıyla redaksiyon edilmiş
haliyle, İşsizlik Sigortasını içeren, 41,42,44,45,46,47,48,49,50 , Geçici
Madde 1 inci maddeleri ile Tasarının yürütmeye ilişkin 53 üncü maddeleri
aynen aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmak üzere saygıyla arzolunur.
| Başkan |
Başkanvekili |
Sözcü |
| Ertuğrul Kumcuoğlu |
Hasan Basri Üstünbaş |
Ali Emre Kocaoğlu |
| Aydın |
Kayseri |
İstanbul |
| Kâtip |
Üye |
Üye |
| Sebahat Vardar |
Yakup Budak |
Burhan İsen |
| Bilecik |
Adana |
Batman |
| |
|
(İmzada bulunamadı) |
| Üye |
Üye |
Üye |
| Mahfuz Güler |
Mustafa Karslıoğlu |
Ersoy Özcan |
| Bingöl |
Bolu |
Bolu |
| |
(Muhalefet şerhi ektedir.) |
|
| Üye |
Üye |
Üye |
| Sıtkı Turan |
Melek Denli Karaca |
Ali Ahmet Ertürk |
| Çanakkale |
Çorum |
Edirne |
| Üye |
Üye |
Üye |
| Hakkı Oğuz Aykut |
Ali Güner |
Erol Karan |
| Hatay |
Iğdır |
Karabük |
| Üye |
Üye |
Üye |
| Doğan Baran |
Prof. Dr. Mehmed Said Değer |
Ahmet Zamantılı |
| Niğde |
Şırnak |
Tekirdağ |
| |
(Muhalefet şerhim ektedir.) |
(Muhalefet şerhim ektedir.) |
| Üye |
Üye |
Üye |
| Reşat Doğru |
Mustafa Niyazi Yanmaz |
Mesut Türker |
| Tokat |
Şanlıurfa |
Yozgat |
MUHALEFET ŞERHİ
Büyük Komisyon Başkanlığına
Tasarıdaki Emeklilik Yasasının kadınlarda 58, erkeklerde 60 ve 8 300
prim gününün Türkiye şartlarına uygun olmadığından Tasarının yasalaşmasına
muhalifim.
Arz ederim . 20.7.1999
Prof. Dr. M. Sait Değer
Şırnak
MUHALEFET ŞERHİMDİR
Sosyal Güvenlik Sisteminin girdiği finansman darboğazını emeklilik yaşı
ile aşacağını ve doğrudan ilgisi olduğu görüşüne katılmıyorum. Tasarı Sosyal
Devlet ilkesine aykırıdır. İşçilerin kayıt altına alınması ve primlerin
eksiksiz tahsil edilmesi halinde aktüeryal dengenin düzeleceği kanaatindeyim.
Kaldı ki hükümetçe ileri sürülen 58/60 yaş sınırı ülkemizin demografik
yapısına terstir. Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde 58 yaşında kadın,
60 yaşında erkeğin çalışması varit değildir.
Emeklilik yaşının bu şekilde kabul edilmesi kaçak işçiliği ve özel sigortacılığı
özendirecektir.
Ayrıca geçiş süreci çok sert tutulmuş ve müktesep haklar yok sayılmıştır.
Emekliliğine 1 yıldan az kalan bir bayan ancak 40 yaşında, erkek ise 45
yaşında emekli olabilecektir. Yani; yeni tasarı ile emekliliğine bir gün
bile kalan işçi büyük bir hak kaybına maruz kalmaktadır. Örneğin emekliliğine
3 yıldan az kalan bir bayan tam 8 yıl, 5 yıldan az kalan bir bayan sigortalı
12 yıl daha çalışmak zorunda bırakılmıştır. Ayrıca; Devletin Sosyal Güvenlik
Finansman açığına hiçbir katkısı öngörülmemiş, bu yükü de tasarı işçi ve
işverene yüklemektedir.
Bu tasarı IMF’nin dayattığı ve Türkiye’nin gerçekleri ile bağdaşmayan
acı bir reçetedir. Tasarının yasalaşmasına muhalifim.
Dr. Mahfuz Güler
Bingöl
MUHALEFET ŞERHİ
Görüşülen Tasarı reform değil, emeklilik yaşı ve buna ilişkin sorunların
iyileştirilmesine yönelik bir düzenlemedir. Toplumsal uzlaşmayı sağlamadan
reform yapılmaz.
Tasarının reform niteliğini taşıyabilmesi için;
– Başta SSK olmak üzere tüm sosyal güvenlik kuruluşlarının özerk bir
yapıya kavuşturulmasını,
– Devletin üçüncü tarafı olarak sisteme doğrudan prim payı ödeyerek
katkıda bulunmasını,
– SSK’nın sigortacılık hizmetleri ile hastane hizmetlerinin birbirinden
ayrılmasını,
– Sosyal yardım ve sosyal hizmetlerle, sistemin yönetim ve organizasyonunu
yeniden yapılandıran düzenlemeleri içermesi gerekmektedir.
– Türkiye’de emeklilik yaşı fiiliyatta kadınlarda 38, erkeklerde 43
değil ortalama 52’dir. 38 yaşında emekli olan kadınların, 43 yaşında emekli
olan erkeklerin oranı % 6’dır. Emekli aylığı alırken ölen emeklilerin yaş
ortalaması erkeklerde 65, kadınlarda 67’dir. Türkiye’de 60 ve 60 yaşın
üzerinde olanların toplam nüfusa oranı % 7’dir. Hal böyle iken emeklilik
yaşının kadınlarda 58, erkeklerde 60 olması “mezarda emeklilik” anlamına
gelir.
– 23 yıllık fiili hizmet anlamına gelen 8 300 prim ödeme gün sayısı
da çalışanların hayatta iken emekli olma umutlarını ortadan kaldıracaktır.
Emekliliğe hak kazanmakla ilgili geçiş süresi serttir. Tasarı Yasalaştığında
emekli olmasına bir gün kalanla bir yıl kalan erkek ve kadın ancak iki
yıl sonra emekli olabilmektedir.
– Tasarıda bir taraftan kayıt dışı istihdamı önleyici tedbirler getirilirken,
diğer taraftan da kayıt dışına kaçışı hızlandıran düzenlemelere yer verilmiştir.
– Mevcut sigortalıların yeni sisteme intibakı hak kaybına yol açmaktadır.
– Fonların nemalandırılması ile ilgili bir düzenleme de yoktur.
– İşsizlik sigortasının iş güvencesi olmadan getirilmesi işten çıkarmaları
kolaylaştıracaktır.
Bütün bu nedenlere Tasarının Komisyonda kabul edildiği şekilde Yasalaşmasına
muhalifim.
Doğan Baran
Niğde
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Plan ve Bütçe Komisyonu
2.8.1999
Esas No. :1/495
Karar No. :45
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanarak, Bakanlar
Kurulunca 12.07.1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
sunulan ve Başkanlıkça 13.07.1999 tarihinde tali komisyon olarak Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna, esas komisyon olarak Komisyonumuza
havale edilen “Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar
Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar
ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi
Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun
Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler
Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı” Komisyonumuzun 27.7.1999 tarihinde yaptığı 24
üncü birleşiminde, Hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Yaşar OKUYAN, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye ile Adalet Bakanlıkları,
Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlıkları, Sosyal Sigortalar
Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, İş ve İşçi Bulma Kurumu, Bağ-Kur
Genel Müdürlükleri, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ,
DİSK, KESK, TÜM İŞÇİ EMEKLİLERİ DERNEĞİ, KAMU-SEN, MEMUR-SEN, TİSK ve TESK
temsilcilerinin de katılımlarıyla incelenip, görüşülmüştür.
Bilindiği gibi; Sosyal güvenlik kavramı, toplumsal dayanışmanın gereği
olarak doğmuş ve tarihsel süreç içinde gelişerek önce ulusların sonra da
uluslararası kuruluşların temel konularından biri haline gelmiştir. Çağımızda
sosyal güvenlik kalkınmanın dinamiği, üretim ve verimliliğin en önemli
unsuru olarak kabul edilmektedir. Toplumlar için sosyal güvenlik, beşeri
sermayenin sağlıklı bir şekilde gelişmesi, gelirin yeniden ve daha adil
dağıtımı ve toplumsal barış ve adaletin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesinde
önemli bir araçtır.
Dünyada karşılıksız sosyal yardımlar ve primli sisteme dayalı sigortalılık
şeklinde uygulanan sosyal güvenlik sistemlerinde, çeşitli nedenlerle sıkıntılar
görülmekte ve reform ihtiyacı gelişmiş ülkelerin olduğu kadar gelişmekte
olan ülkelerin de başlıca sorunu haline gelmektedir. Ülkemizde de sosyal
güvenlik kuruluşları başta finansman darboğazı olmak üzere, erken emeklilik,
kurumların prime dayanmayan karşılıksız ödemeleri ve çeşitli dönemlerde
çıkarılmış olan borçlanma yasalarıyla kişilere prim yatırmadıkları yılları
çok ucuza satın almalarının sağlanması nedeniyle ortaya çıkan aktüeryal
dengesizlik gibi nedenlerle zor duruma düşmüşlerdir.
Ülkemizin üç büyük sosyal güvenlik kuruluşu olan Sosyal Sigortalar Kurumu,
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un aktif sigortalılar ile
pasif sigortalılar arasındaki dengelerinin bozulması, başka bir deyişle
prim miktarı ile emekli aylığı ilişkisinin sağlanamaması, bu kuruluşların
mali yapılarının bozulmasına neden olmakta, kuruluşların hızla artan finansman
açıkları bütçeden yapılan transferlerle kapatılmaya çalışılmaktadır. Sözkonusu
sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçeden finanse edilen açığı 1995 yılında
108.2 trilyon, 1996 yılında 335.3 trilyon, 1997 yılında 760 trilyon, 1998
yılında, yılsonu harcama tahminine göre 1 katrilyon 426 trilyon liradır.
1999 yılında ise bütçeden finanse edilecek toplam açığın 2 katrilyon 55
trilyon lira olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Sosyal güvenlik
kuruluşlarının yıllara göre bütçeden aldıkları payın GSMH’ya oranı 1992’de
0.36 iken, 1995’de 1.38, 1997’de 2.59 olarak gerçekleşmiş, 1998’de ise
yılsonu harcama tahminine göre 2.69 seviyesindedir.
Ülkemizde aktif sigortalılar ile pasif sigortalılar arasındaki denge
olumsuz yönde bozulmuştur. 1997 yılında aktif sigortalı sayısı 5.3 oranında
artarken, pasif sigortalı sayısı yüzde 7.4 oranında artmıştır. 1996 yılında
ortalama 2.33 aktif sigortalıya 1 pasif sigortalı düşerken 1997 yılında
bu sayı 2.28’e gerilemiştir. 1997 yılında pasif sigortalı başına düşen
aktif sigortalı sayısı Emekli Sandığında 1.79, Bağ-Kur’da 2.72 ve SSK’da
2.33 olarak gerçekleşmiştir.
Pasif sigortalı sayısındaki hızlı artışa karşılık aktif sigortalı sayısının
yeterince artmaması, bağımlı sayısının fazla olması, emeklilik yaş sınırının
kaldırılmış olması ve yaşlılık riskiyle karşılaşılmadan sigortalılara emekli
aylığının bağlanması, prim karşılığı olmayan ödemelerin yapılması, prime
esas kazancın tavanının düşük tutulması ve prim tahsilatının yetersiz olmasından
dolayı aktüeryal dengeler bozulmuştur. Bu nedenle kurumların bozulan finansmanlarının
sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için ivedilikle gerekli önlemlerin alınması
kamu menfaati açısından önem arz etmektedir.
1997 yılında, sosyal sigorta programları toplam nüfusun yüzde 85.3’ünü
kapsamaktadır. Bu kapsamda Emekli Sandığı 7 milyon 947 bin, Sosyal Sigortalar
Kurumu 32 milyon 752 bin, Bağ-Kur 12 milyon 680 bin ve diğer özel sandıklar
toplamı 315 bin kişi olmak üzere toplam 53 milyon 694 bin kişi yer almaktadır.
Sosyal güvenlik kurumları arasında, sigorta programları, üyelerin aylığa
hak kazanma şartları, emekli aylıklarının alt ve üst sınırları, prim oranları,
sağlanan haklar ve yükümlülükler açısından mevcut farklılıkların Yedinci
Beş Yıllık Kalkınma Planında yeralan öngörüler doğrultusunda bir standarta
kavuşturulması uygulamada hizmetin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesini
sağlayacaktır.
Diğer yandan; günümüzde önemli bir sorun olan istihdam yetersizliği
bir çok ülkenin temel sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Bir ülkede
üretimde bulunmayanların sayısındaki artış, sadece çalışanların üzerindeki
yükü artırmakla kalmamakta, aynı zamanda toplumsal dengeleri alt üst ederek
ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.
Ülkemizde hızlı nüfus artışı, köyden kente göç ile sanayi ve hizmetler
sektörünün yeterince gelişmemesi nedeniyle temelde yapısal bir işsizlik
vardır. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre ülkemiz işgücü potansiyeli
1998 yılı Nisan ayında, bir önceki yılın ortalamasına göre yaklaşık yüzde
1.3 artarak 22.2 milyona, istihdam ise yüzde 1.2 oranında artarak 20.7
milyona yükselmiştir. Aynı tarihte, İşsizlik oranı yüzde 6.4, eksik istihdam
ise yüzde 6.1 olarak gerçekleşmiştir. Böylece eksik istihdam ile birlikte
toplam işsizlik yani atıl işgücü oranı yüzde 12.5 civarında gerçekleşmiştir.
1999 yılında ise işgücünün 22.778 bin, istihdamın 21.231 bin, açık ve eksik
istihdam nedeniyle atıl işgücünün toplam yüzde 13. 8 oranında olması beklenmektedir.
İşsizliğin tam anlamı ile ortadan kaldırılması, çok yönlü ekonomik ve
mali önlemlerle, yatırım-istihdam ilişkisine dönük etkili kararların alınmasına
bağlıdır. Bu çerçevede, istihdamın artırılmasına dönük uzun vadeli politikaların
yanında, işsiz kalma neticesinde geçici gelir kayıplarını ya da azalışlarını
karşılayacak, yeni iş buluncaya kadar ya da yeniden istihdam imkanı verecek
olan eğitimini tamamlanıncaya kadar gelir kayıplarını karşılayarak, gelir
devamlılığı sağlayacak önlemlerin de uygulamaya konulması zorunludur.
Anayasamızda ifadesi bulunan sosyal devlet olgusunun bir gereği olarak
hem güvenceli, hem de esnek bir işgücü piyasası düzenlenmesi kapsamında
yeniden eğitim programlarını da içerecek şekilde işsizlik sigortası sisteminin
kurulması toplum barışımızın korunmasına katkı sağlayacaktır. OECD Ülkeleri
arasında işsizlik sigortası uygulamayan tek ülke Türkiye’dir. Ülkemizin
Avrupa Birliğine entegrasyon süreci de dikkate alınarak, tüm Avrupa Birliği
ülkelerinde bulunan işsizlik sigortası sisteminin işçi, işveren ve devlet
tarafından karşılanacak primlerle oluşturulması gerekmektedir.
Yukarıdaki genel açıklamalar çerçevesinde, sosyal güvenlik kurumlarının
içinde bulunduğu finansman sıkıntısını gidermek, idari etkinliği artırmak,
norm ve standart birliği için temel esasları belirlemek, gelirleri artırıcı
ve giderleri azaltıcı düzenlemeler yapmak, fonların etkili bir şekilde
işletilmesini temin etmek amacıyla sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılması
ve çalışmakta iken işsiz kalanların gelir kayıplarını kısmen karşılayacak
işsizlik sigortası sisteminin oluşturulmasına dönük düzenlemelere ihtiyaç
duyulmaktadır.
Tasarı ile;
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal
Sigortalar Kanunu, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu,
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanunu, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak
Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunda değişiklikler yapılması
ile bu Kanunlara ek ve geçici maddeler eklenmesi ve çalışma hayatımızda
ilk defa İşsizlik Sigortası sistemi kurulması öngörülmektedir.
Bu Tasarı kapsamında ;
506 sayılı Kanunda;
- İşverenin, işyeri bildirgesini, işçi çalışmaya başladıktan en geç
bir ay içinde Kuruma bildirme süresi, işyeri bildirgesini ve çalıştıracağı
işçileri işe başlatmadan önce Kuruma bildirmesi,
- İşverenin, çalıştırılan sigortalıları, Kuruma engeç bir ay içinde
bildirme süresi, bu kişileri ise başlatmadan önce Kuruma bildirmesi,
- Sigortalılara, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortası kapsamı
dışında kalan hastalıklarda verilen protez, araç ve gereç bedellerinin
yüzde 20’sinin hak sahiplerince karşılanması, bu katkı payının asgari ücretin
üç katından fazla olamayacağı esasının getirilmesi,
- İlk defa sigortalı olanlara sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi
için, altmış günü hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki altı ay içinde
olmak üzere toplam yüz yirmi gün hastalık sigortası primi ödeme şartının
getirilmesi,
- Sürekli iş göremezlik geliri, malûllük ve yaşlılık aylığı alanlara
sağlanan protez, araç ve gereç bedellerinin yüzde 10’unun kendilerince
ödenmesi, bu katkı payının kurumca ödenen maaştan fazla olmayacağı esasının
getirilmesi,
- Sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanmasında yaş şartı aranmadan
emekli olma imkanı kaldırılarak, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş
ve 8300 iş günü prim ödemiş olması veya kadın ise 61, erkek ise 63 yaşını
doldurmuş olması ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları
primi ödemiş olma esaslarının getirilmesi,
-Yaşlılık aylıklarının hesaplanmasında katsayı ve gösterge sistemi yerine
sigortalının, DİE tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler
tüketici fiyatlarındaki değişim oranı ile bir önceki yılın gayrisafi yurt
içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızına göre, sigortalılığın başlangıç
tarihinden itibaren belirlenecek güncelleştirilmiş yıllık kazançlarının
toplamına göre bulunacak ortalama yıllık kazancın yüzde 35’inin 1/12 oranında
yaşlılık aylığı bağlanması ve bu oranın her 360 günlük ek prim ödenmesi
halinde yüzde 2 artırılması,
- Prim ve verilecek ödeneklerin hesabında esas alınan günlük kazancın
alt ve üst limitlerinin yeniden belirlenmesi, bu limitlerin DİE tarafından
açıklanan TÜFE ile kişi başına düşen gayrisafi millî hâsıla artış oranlarına
göre güncelleştirilerek artırılmasına imkan verilmesi,
- Sigorta müfettişlerinin yanında, genel ve katma bütçeli kuruluşların
denetim elamanlarının da, işyerlerinde sigortasız olarak çalışan işçileri
tespit ederek Kuruma bildirmelerine olanak tanınması,
-İsteğe bağlı sigortalılıkta malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları
prim oranı yüzde 20’den yüzde 30’a, sosyal güvenlik destek primi oranı
ise yüzde 24’den yüzde 30’a çıkarılması, kurumdan emekli aylığı alan serbest
avukat ve noterlerin çalışmaya devam edenlerinin de sosyal güvenlik destek
primi uygulaması kapsamına alınması,
- Emekli aylıklarının her ay enflasyon oranında arttırılmasına imkan
verilmesi, sosyal yardım zammının (4.690.000) TL olarak dondurulması,
- Sigortalılık süresine ilave edilecek ek fiili hizmet sürelerinin toplamının
5 yıldan çok olmamak üzere, bu Tasarı ile getirilen yaş hadlerinden indirgenmesi,
5434 Sayılı Kanunda;
- Emekli aylığının bağlanmasında, kadın erkek arasındaki 20-25 yıl ayrımı
kaldırılarak, 25 yıl hizmet yılı ve kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş
olmaları şartının getirilmesi, bu düzenleme çerçevesinde bazı maddelerde
yer alan fiili hizmet süreleri ile yaş sınırlarının yeniden belirlenmesi,
-Yaş haddinden emekli aylığı bağlanacaklarda aranan 10 yıl hizmet süresinin
15 yıl olarak artırılması,
- Evli bulunmayan kız çocuklarına başka bir sosyal güvenlik kuruluşunda
her ne ad altında olursa olsun aylık almama şartının getirilmesi sağlanarak
tek kurumdan yetim aylığı bağlanması,
- Halen emekli, adi malûllük, vazife malûllüğü ile dul ve yetim maaşı
alanların aylıklarının Tasarının kanunlaşmasından itibaren, kanunlaşmasından
sonra bağlanacak olan maaşların ise ilk memur maaş artışı tarihinden itibaren
DİE’nin açıkladığı TÜFE değişim oranına göre belirlenmesinin sağlanması,
- Protez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin yüzde10’unun ilgililer
tarafından karşılanması ve bu katkı paylarının almakta oldukları bir aylık
maaş tutarından fazla olamayacağı hükmünün getirilmesi,
- Diğer sosyal güvenlik kurumlarından emekli aylığı alanların hiçbir
şekilde Sandığın sağlık yardımından yararlanamaması,
1479 sayılı Kanunda;
- Malûllük ve yaşlılık aylığının; sigortalının sigortalılık süresince
prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri
de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir
tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının yüzde 60’ı, malûllük
aylığında bu oranın hak sahibi bir başkasının bakımına muhtaç olduğu zaman
ise yüzde 70’i olması, gelir basamaklarındaki bekleme sürelerinin yeniden
belirlenmesi,
- Yaşlılık aylığından yararlanmak için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını
doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması, kısmi yaşlılık aylığında
ise kadın ise 61, erkek ise 63 yaşını doldurma ve 15 tam yıl sigorta primi
ödeme şartlarının getirilmesi,
- Süresinde ödenmeyen primlerin tahsilatında 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsili Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması.
- İlk defa sigortalı veya yeniden sigortalı olanların sağlık hizmetlerinden
yararlanabilmesi için en az sekiz ay prim ödemiş olma şartının getirilmesi,
sağlık sigortası prim oranının yüzde 12’den yüzde 15’e çıkarılması,
- Protez, araç ve gereç bedelleri ile tedavi giderlerine 506 sayılı
Kanunda yapılan düzenlemelere paralel olarak, sigortalılar, aylık alanlar
ve bunların hak sahiplerince belli oranlarda katkı payı verilmesine imkan
sağlaması,
- Yaşlılık aylığı bağlananlardan, çalışmalarına devam edenlere veya
daha sonra çalışmaya başlayanlara yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek
priminin getirilmesi, bu primin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmemesi,
toptan ödeme olarak iade edilmemesi ve hizmet sürelerinin birleştirilmesinde
dikkate alınmaması,
- Diğer sosyal güvenlik kurumlarında olduğu gibi bu Kanuna tabi sigortalılara
da askerlikte geçen sürelerini borçlanma imkanı verilmesi,
Hizmetlerin birleştirilmesinde uygulanan son 7 yıl içinde en fazla fiili
çalışma süresinin geçtiği kurumca aylık bağlanması uygulaması yerine, fiili
hizmet süresi içinde en fazla hizmet süresinin geçtiği kurumca aylık bağlanması,
hizmet sürelerinin eşit olması halinde sonuncusunun tabi olduğu mevzuat
hükümlerinin uygulanması esaslarının getirilmesi,
Tasarının kanunlaşma prosedürünün tamamlanmasından önce emeklilik hakkını
kazananların değişiklikten önceki hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına
ilişkin haklarının korunması,
şeklinde değişiklik ve düzenlemelerin yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca tasarı ile;
- 506 ve 1479 sayılı Kanunlarda yapılan değişikliklere paralel olarak,
2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda
Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili maddelerinde
de gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
- Sigortalı ve iştirakçilerin sözkonusu Kanunlarda yapılan değişiklik
ve düzenlemelerden hemen etkilenmelerini önlemek amacıyla, kademeli geçiş
sürecine ilişkin esaslar da belirlenmiştir.
Ülkemizde ilk defa getirilecek olan zorunlu İşsizlik Sigortası Sistemi
ile ilgili düzenlemelerde;
- Kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalanların, yeni iş buluncaya
kadar gelir kaybının kısmen de olsa karşılanmasına,
- İşsizlik sigortası fonunun, çalışanlardan yüzde 2, işverenden yüzde
3 ve Devletten yüzde 2 oranlarında sağlanacak katkı payları ile oluşturulması,
Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine
Dair Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri kaldırılarak, işçi ve işverenlerin ödemekte
oldukları primlerin bu fona kesilmesinin sağlanmasına,
- Sigortalı işsizin işsizlik ödeneğini hak edebilmesi için, bu Kanun
kapsamına dahil olması, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç
yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp, işsizlik sigortası primi
ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli
çalışmış olmaları şartının getirilmesine,
- Çalışanlardan alınacak katkı payının prim ödedikleri süreyle paralel
olarak 300 gün olarak belirlenmesine,
- Hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan
ödevler nedeniyle askıya alınmamış ve herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan
aylık almamış olması esaslarının getirilmesine,
- İşsizlik ödeneği almakta iken, bulunan işi haklı bir nedene dayanmaksızın
reddeden, işsizlik ödeneği aldığı sürede gelir getirici bir işte çalışan
veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan gelir veya aylık aldığı tespit
edilenlerin ödeneğinin kesilmesine imkan verilmesine,
yönelik hükümlere yer verilmiştir.
Komisyonumuzda Tasarının tümü üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Sosyal güvenlik kurumlarının, bu kurumlardan yararlananların istek
ve iradeleri dışında mal varlığında ve gelirlerinde meydana gelen azalma
nedeniyle finansman sorunu ile karşı karşıya kaldığı,
- Uluslararası düzeyde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile ILO sözleşmelerinde
sosyal güvenliğin temel bir insan hakkı olduğu, devletin de bu hakkın gereklerini
yerine getirmekle görevli olduğunun vurgulandığı,
- Tasarıda, sosyal güvenlik sisteminde bir reform gerçekleştirmeye dönük
düzenlemelerin yer almadığı, daha çok ücret ve finans ile ilgili değişiklikleri
ihtiva ettiği, halbuki Avrupa Birliği gibi ülkelerde uygulanan çalışma
hayatına ilişkin standartların çalışma hayatımıza uyarlanmasının yararlı
olacağı,
- Bütçeden, sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerin 1999 yılında
toplam transfer içindeki payının yüzde 8.2 olacağı, ancak transfer kalemlerinin
içinde en büyük payı yüzde 37.8 ile faiz ödemelerinin aldığının gözden
kaçırılmaması gereken bir durum olduğu, bu nedenle sosyal güvenlik kurumlarına
aktarılan transfer ödeneğinin bir kara delik olarak nitelendirilmesinin
ülkemiz gerçeklerini görmemek manasına geleceği,
- Sosyal güvenlik sisteminin aksayan temel noktasının gelir-gider dengesinin
bozulması olduğu, bu konunun yeni ortaya çıkmadığı, 1970’li yıllardan beri
ülkemiz gündeminde yer aldığı, ancak bu Tasarı dahil, kalıcı çözüm önerilerinin
Hükümetlerce Meclisin gündemine getirilmediği,
- İşsizlik Sigortası Sisteminin sağlıklı temellere dayandırılması gerektiği,
aksi takdirde uygulamada suistimallerin olmasının önlenemeyeceği, bu sistemin
iş güvencesi ile birlikte uygulanmasının çalışma hayatının düzenli bir
şekilde işlemesine yardımcı olacağı,
- OECD ülkelerinde sosyal güvenlik sistemine devletin katkısının yüzde
19 ila yüzde 76 arasında değiştiği, Türkiye’de ise sosyal güvenlik kuruluşlarına
devletin direkt olarak hiç bir katkısının olmadığı, bunun sosyal devlet
ilkesi ile bağdaşamayacağı,
- Çalışma hayatımızda emeklilik yaşı kadar, belki ondan da önemli olan
konunun, 5 milyon civarında olduğu tahmin edilen kayıt dışı işçi olduğu,
bu çalışanların sisteme dahil edilmesi durumunda sosyal güvenlik sistemindeki
finansman darboğazının giderilebileceği,
- Sosyal güvenlik kurumlarının, sosyal yardım adı altında primle karşılanamayan
ödemeler yaptığı, esasında sosyal transferler adı altında yapılması gereken
bu yardımların, kurumların finansman yapısını bozan temel nedenlerden biri
olduğu,
- Ülkemizin çalışma koşulları dikkate alındığında, iş güvencesi olmaksızın
emeklilik için 8300 iş günü prim ödeme ve 58-60 yaş zorunluluğunun getirilmesinin,
geniş toplum kesimlerinin emekli olamaması gibi bir durumun ortaya çıkmasına
sebep olmasının yanı sıra, bu insanların belli bir yaştan sonra işsiz kalmak
gibi bir sorunla karşı karşıya kalmalarına yol açabileceği,
- Yaşlılık aylığının hesaplanma sisteminde DİE’nin açıkladığı en son
temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyat indeksinin esas alınmasının eşel-mobil
sisteminin doğmasına yol açacağı, bu durumun ekonominin ücret-fiyat spiraline
girmesine neden olacağı, karar alıcı birimlerin ekonomiyi yönlendirmede
yetersiz kalması gibi bir sonucun ortaya çıkabileceği,
- Ülkemizdeki nüfus piramidinin yapısı dikkate alınmadan, emeklilik
yaşı konusunda Avrupa Ülkeleri ile paralellik kurulmasının ülkemiz gerçekleri
ile bağdaşmayacağı gibi, istihdam sorununun daha da büyümesine neden olacağı,
- Halen çalışmakta olup, henüz emeklilik hakkını kazanmamış kişilere
daha esnek geçiş sürecinin sağlanmasının hakkaniyete uygun olacağı,
- OECD ülkelerinde 60 yaş ve daha üzerinde nüfusun toplam nüfus içinde
oranının yüzde 20 olduğu, halbuki bu oranın Türkiye’de yüzde 7 seviyesinde
bulunduğu, bu durumda OECD ülkelerinde her beş kişiden biri emekli olma
imkanına sahipken, ülkemizde ancak her 14 kişiden birinin emekli olma imkanına
sahip olacağı,
- Ölüm aylığı konusunda SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur arasındaki farklılıkların
giderilerek 5 yıl şartının getirilmesi gerektiği,
- Sigortalılar ile emeklilerde protez, araç ve gereç bedellerine katılma
paylarının daha gerçekçi kriterlere bağlanarak, düşük gelirli bu vatandaşlarımızın
mağduriyetinin giderilmesinin uygun olacağı,
- Sosyal güvenlik reformunun toplumun geniş bir kesimini etkileyeceği,
bu nedenle konunun daha ayrıntılı incelenerek olgunlaştırılması için bir
alt komisyon kurulmasının yararlı olacağı,
- İşsizlik sigortası sisteminin mevcut işsizler için bir çare olmadığı,
sadece çalışanlar arasında dar bir kesime hizmet edeceği, getirilen yeni
yükler nedeniyle kayıtlı işyerlerinin de sistem dışına çıkmasına neden
olacağı, bunun da kayıtdışı ekonominin büyümesine yol açacağı,
- Yarınına güvenen bir toplumun daha çalışkan, daha girişken ve barış
içinde olacağına inanıldığı, sosyal güvenliğin yalnızca geçmişte hizmet
etmiş olanların unutulmaması şeklinde değil, bugünkü topluma dinamizm kazandıran
bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu çerçevede tasarının toplumsal
konsensüs sağlanarak kanunlaştırılmasının daha doğru bir yaklaşım olacağı,
şeklindeki eleştirileri müteakip,
- Bu Kanun Tasarısının, Ülkemizin önemli bir sorunu olan bütçe açıklarının
giderilmesine dönük olarak hazırlandığı, uzun yıllardır izlenen popülüst
politikalar neticesinde sosyal güvenlik sisteminin bir çıkmaza sürüklendiği,
getirilen düzenleme ile aktüeryal dengesi bozulan sistemin 2020 yılında
gelir ve giderlerinin birbirini karşılama noktasına gelmesinin hedeflendiği,
- Hükümetimizin, ülke sorunlarına gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri
ön planda tutarak yaklaştığı, Tasarının da bu görüş doğrultusunda hazırlandığının
anlaşıldığı,
- Ülkemizde 1970’lerden beri konuşulan temel konulardan birinin de sosyal
güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılması olduğu, ancak sözkonusu reform
Tasarısına kadar radikal çözüm önerilerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
gündemine getirilemediği,
- Sözkonusu Tasarının dört aşamalı bir reform paketinin ilk ayağı olarak
değerlendirilmesi gerektiği, bu Tasarının etkisinin diğer üç aşamanın tamamlanmasından
sonra daha net görülebileceği,
- Tasarının sosyal devlet anlayışı çerçevesinde hazırlandığı, bu çerçevede
çalışanların hakları korunarak, yaşlılık aylığına hak kazanma yaşının ülke
gerçeklerinin yanında, sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu şartlar
da dikkate alınarak belirlendiği,
- Getirilen düzenlemenin, sosyal güvenlik sisteminin sorunlarını tek
başına çözemeyeceği, bunun ilave sosyal ve ekonomik tedbirlerle desteklenmesi
gerektiği, devletin sosyal güvenlik sistemine katkı yapmasının sosyal devlet
olmanın bir gereği olduğu, bu görüşten hareketle sistemin bir parçası olan
işsizlik sigortasında devletin de katkı payı bulunduğu,
- Sosyal Sigortalar Kurumu başta olmak üzere, diğer sosyal güvenlik
kuruluşlarının özerkleştirilmesi gerektiği, aksi takdirde bu Tasarı ile
getirilen köklü değişikliklerin yararlı olamayacağı,
- Ülkemizde sağlık sistemindeki çarpıklıklar nedeniyle büyük oranlarda
ilaç israfının yaşandığı, sağlık harcamalarının sosyal güvenlik kuruluşlarının
zor duruma düşmesinde büyük bir rol oynadığı, radikal değişiklikler getiren
Tasarının bu sorunu çözecek ek düzenlemelerle desteklenmesi halinde sosyal
güvenlik sisteminin finansman darboğazının kısa vadede çözümlenmesine katkı
sağlayacağı,
- Sosyal güvenlik kuruluşlarının aktüeryal dengelerindeki bozukluğun
temel nedenlerinden biri olan emekli olanlara emekli maaşı kesilmeden çalışma
olanağı verilmesi ile prim alınmadan ödenen sosyal yardımların bugünkü
finansman sorununun en büyük nedenleri olduğu, Tasarının bu anlamda yapıcı
çözümler getirmesinin sosyal güvenlik sisteminin finansman darboğazının
aşılmasına katkı sağlayacağı,
- Dünyada sosyal güvenliğin devlet için bir ödev, vatandaşlar için de
bir hak haline geldiği, Tasarının bu prensip doğrultusunda hazırlanmasının
memnuniyet verici bulunduğu,
- İşsizlik sigortasının yerinde bir düzenleme olduğu, ancak ihbar tazminatı
ile kıdem tazminatının da bu kapsamda yeniden ele alınmasının yararlı olacağı,
ifade edilmiştir. Ayrıca, toplantıya katılan sivil toplum kuruluşlarının
temsilcileri de;
- Sosyal güvenlik sisteminin temel sorununun kayıt dışı istihdam olduğu,
Tasarının sistem dışına kaçışı hızlandıracağı, sosyal devlet ilkesinin
temelini teşkil eden devlet katkısının Tasarıda yer almadığı,
- Ülkemizde ortalama yaşam beklentisinin 65 yaş olduğu, emeklilik yaşının
58-60 olarak belirlenmesinin ülkemizin sosyal ve ekonomik şartlarının dikkate
alınmaması anlamına geldiği,
- İşsizlik sigortası sisteminin, iş güvenliği ile birlikte ele alınmadan
kurulmasının genç işsiz sayısını artıracağı,
- Emekli maaşlarının hesaplanmasında toplam çalışma süresinin esas alınmasının,
başlangıç aylıklarının düşük ve yetersiz olması sonucunu doğuracağı,
- Tasarının toplumsal konsensüs sağlanmadan hazırlandığı,
- Türkiye gibi enflasyon sorununu çözememiş ülkelerde oluşturulacak
işsizlik sigortası fonunun, uzun vadede yüksek enflasyon ortamında etkin
olarak kullanılamayacağı,
yönündeki görüşlerini beyan etmelerinden sonra Hükümet adına yapılan
tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Tasarının, dört aşamalı olarak hazırlanan sosyal güvenlik reformunun
bir parçası olduğu, uluslararası standartlar dikkate alınarak hazırlanan
sözkonusu reform paketi ile sosyal güvenlik sisteminin Avrupa Birliği normlarına
uyumlu hale getirilmesinin amaçlandığı,
- Sosyal güvenlik kuruluşlarının içinde bulundukları olumsuzluklardan,
sadece emeklilik yaşını yükseltmek suretiyle kurtarılmasının mümkün olmadığı,
bu nedenle çok yönlü önlemleri içeren bir sosyal güvenlik reform paketinin
hazırlandığı,
- Getirilen düzenlenmenin uzun yılların çalışmaları neticesinde ortaya
çıkan veriler çerçevesinde hazırlandığı, Hükümetimizin yılların birikmiş
sorunlarını milli menfaatlerimiz çerçevesinde değerlendirerek çözmeye çalıştığı,
sözkonusu Tasarının sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu yapısal
sorunları popülizmden uzak bir şekilde çözecek tedbirleri içerdiği,
- Son yıllarda sosyal güvenliğin sadece ülkemizde değil, tüm dünyada
sorgulanan bir alan haline geldiği, bunun başlıca nedeninin, ekonomi politikalarındaki
değişmeler doğrultusunda ulusal ekonomilerin yeni bir yapılanma içine girmesi
olduğu,
- Yaşlılık aylığına hak kazananların büyük bir kısmının elli yaşın altında
olduğu ülkemizde aktif/pasif sigortalı dengesinin ciddi biçimde bozulduğu,
bunun da sistemin aktüeryal dengesinin bozulmasına yol açtığı, Tasarının
temel hedeflerinden birinin de aktif/pasif dengesini rasyonel bir seviyeye
çekmek olduğu,
- Ülkemizde sigortalıların sosyal güvenlik hakları arasında önemli farklar
olduğu gibi, sosyal güvenlik kuruluşları arasında da bir eşgüdümün mevcut
olmadığı, devletin sosyal güvenlik alanındaki anayasal ödevini etkili bir
biçimde yerine getirebilmesi için, tüm sosyal güvenlik kuruluşlarının bir
eşgüdüm içinde hizmetlerini yerine getirmesini sağlayacak tedbirlerin,
sosyal güvenlik reform paketinin temelini teşkil ettiği,
- Tasarı hazırlanırken demokratik bir sürecin izlendiği, ilgili tarafların
katılımının sağlanarak bir konsensüse ulaşılmaya çalışıldığı, ancak farklı
menfaat gruplarının ortak bir paydada biraraya getirilmesinin mümkün olmadığı,
Hükümetimizin toplumun her kesimine eşit mesafede bulunduğu, Tasarının
bu anlayış doğrultusunda hazırlandığı,
- Sosyal güvenlik sisteminin; genç emeklilik, düşük prim ödeme gün sayısı,
prim gelirlerini azaltan prime esas ücret tavanının düşüklüğü gibi nedenlerden
dolayı aktüeryal dengenin bozulması sonucu bir darboğaza girdiği,
- Sistemin finansman açıklarının katlanarak arttığı, bütçeden bu nedenle
yapılan transferlerin 1989 yılında GSMH’nın yüzde 0.65’i iken, 1998 yılında
bu oranın yüzde 2.82’ye çıktığı, önlem alınmadığı takdirde, bu oranın 2005
yılında yüzde 4.6, 2050 yılında ise yüzde 16.8 seviyesine ulaşacağının
tahmin edildiği,
- Dünya geneli ile birlikte ülkemizde de yaşlı nüfusun oranının hızla
arttığı, halen yüzde 7 olan 60 yaş üstü nüfusun 2030 yılında yüzde 16’ya,
2050’de ise yüzde 30’a yükselmesinin beklendiği,
- Tasarının temel hedefinin çalışan ve emekli nüfus arasında bir denge
kurularak ücretler ve emekli aylıkları arasındaki farkın açılmasının engellenmesi
olduğu,
- Sosyal güvenlik reformunun ikinci ayağını; emeklilik fonu alt yapısının
oluşturulması, kayıt sistemi ile tahsilat artırıcı tedbirlerin getirilmesi,
Sosyal Sigortalar Kurumunda sağlık hizmetleri ile sigortacılığın ayrılması,
genel sağlık sigortası ile nüfusun tamamına sağlık hizmeti götürülmesi
ve sosyal güvenlik kuruluşlarının hizmetleri ile sosyal yardımların iki
ayrı çatı altında toplanması gibi konuların teşkil edeceği,
- Tasarı ile getirilen sistemde halen emeklilik hakkını kazanmış olanlar
ile mevcut sigortalıların tümü için yürürlükteki mevzuata göre hak edilen
emekli aylıklarının aynen korunduğu, Tasarının kanunlaşmasından sonra emekli
olacakların ise yaşlılık aylığına hak kazanmalarına ilişkin sürelerde bu
sigortalıların lehine yumuşak geçişe ilişkin düzenlemelerin yapıldığı,
ifade edilmiştir.
Tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra Tasarı ve gerekçesi
Komisyonumuzca da benimsenerek maddelerinin görüşülmesine geçilmesine karar
verilmiş, ancak geneli üzerindeki görüşmeler esnasında, toplumu ilgilendiren
kapsamlı düzenlemeleri içeren sözkonusu Tasarının, daha ayrıntılı bir şekilde
incelenebilmesini teminen bir alt komisyon kurulmasına yönelik görüşler
doğrultusunda alt komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Alt Komisyon; 28.7.1999 tarihinde ilgili tarafların katılımıyla tali
komisyon olan Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu metnini de
dikkate alarak yapmış olduğu çalışmalarının sonucunu bir rapor ve metin
halinde Komisyonumuza sunmuştur.
Bu defa Komisyonumuz; 30.7.1999 tarihinde Hükümeti temsilen Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar OKUYAN, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye
ve Adalet Bakanlıkları, Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlıkları,
Sosyal Sigortalar Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, İş ve İşçi
Bulma Kurumu ve Bağ-Kur Genel Müdürlükleri ile Devlet İstatistik Enstitüsü
Başkanlığı temsilcilerinin de katılımlarıyla yapmış olduğu 25 inci birleşimde,
Alt Komisyon Metnini esas almak suretiyle maddeler üzerindeki görüşmelere
geçilmesine karar vermiştir.
Alt Komisyon Metninin;
- Çerçeve 1 inci maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
birinci fıkrası; işverenin vermekle yükümlü olduğu işyeri bildirgesinin
Kuruma ulaştırılmasının kolaylaştırılması amacıyla “Kuruma vermekle yükümlüdür.”
ibaresi “...... Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle
yükümlüdür.” şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
- Çerçeve 2 nci maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
birinci fıkrasına; ilk defa faaliyete geçen işyerleri ile inşaat işyerlerinde
istihdam edilecek işçilerin, işe başlatılmadan önce Kuruma bildirilmesindeki
fiili imkansızlıklar nedeniyle bildirim sürelerinde esneklik sağlayacak
ifadelerin eklenmesi ve fıkrada çerçeve 1 inci maddede yapılan değişikliklere
paralel düzenlemelerin yapılması suretiyle,
- Çerçeve 5 inci maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 55 inci maddesi;
malûllük aylığının artırılmasının 506 sayılı Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine
göre yapılabilmesine imkan sağlanması suretiyle,
- Çerçeve 6 ncı maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin
birinci fıkrasının (A) bendi; Tasarının kanunlaşmasından sonra ilk defa
işe başlayacak olanların yaşlılık aylığından yararlanabilmeleri için öngörülen
8300 gün prim ödeme sayısının 7000 güne indirilmesi, ayrıca yaşlılık aylığından
yararlanmak için 61-63 yaş ve en az 3600 prim gün süresini doldurmuş olmak
şartının 58-60 yaş ve 25 yıldan beri sigortalı bulunma ve en az 4500 gün
prim ödeme şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
- Çerçeve 7 nci maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin;
üçüncü fıkrasının, yaşlılık aylığının hesaplanmasında aylık talep tarihinde
önceki takvim yılının gayrisafi yurt içi Hasıla gelişme hızının açıklanmasından
sonra dikkate alınmasını temin etmek amacıyla metinden çıkarılması, beşinci
fıkrasının, maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışan sigortalılardan
prim ödeme gün sayısı fazla olanların aylık bağlama oranlarının artırılmasına
imkan sağlanması için yeniden düzenlenmesi suretiyle,
- Çerçeve 9 uncu maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin
birinci fıkrasının (A) bendinin ( c ) alt bendi; ölüm aylığının artırılmasının
506 sayılı Kanunun 61 nci maddesi hükümlerine göre yapılabilmesine imkan
sağlanması suretiyle,
- Çerçeve 10 uncu maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 78 inci
maddesinin birinci fıkrası; prime esas günlük kazanç alt sınırının üç katı
olarak belirlenen üst sınırın gerektiğinde beş katına kadar yükseltilmesi
hususunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi amacıyla yeniden düzenlenmesi
suretiyle,
- 506 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek
üzere fıkralar eklenmesini düzenleyen çerçeve 11 inci maddesinin ikinci
fıkrasında yer alan “... az çalıştığını ...” ibaresinden sonra gelmek üzere
“... gösterge ...” ibaresi eklenerek redaksiyona tabi tutulması suretiyle,
- Çerçeve 14 üncü maddesi ile düzenlenen 506 sayılı Kanunun 130 uncu
maddesinin; üçüncü fıkrasına, genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli
idarelerin denetim elemanlarınca yapılan bildirimler üzerine Kurumun gerekli
yasal işlemi yapacağına ve ilgililerin itiraz haklarının saklı olduğuna
dair bir hüküm eklenmesi ve son fıkrasının metinden çıkarılması suretiyle,
- 506 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin son fıkrası ile Ek 24 üncü
maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendinin yürürlükten kaldırılması ve Ek
32 inci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere fıkralar eklenmesini
düzenleyen çerçeve 15 inci maddesinin; ikinci fıkrasının, Kurumdan sürekli
iş göremezlik geliri, malûllük ve yaşlılık aylığı almakta olanların eşleri
ile Kurumdan hak sahibi olarak gelir veya aylık almakta olan eşlere yapılan
protez, araç ve gereç bedellerine katılım payının yüzde 10 indirilmesi
amacıyla yeniden düzenlenmesi suretiyle,
- 506 sayılı Kanuna ek maddeler ekleyen çerçeve 16 ncı maddesine bağlı
Ek 38 inci maddenin; isteğe bağlı sigorta veya topluluk sigortasına tabi
olanların malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının değiştirilmemesi
amacıyla metinden çıkarılması ve takip eden ek madde numaralarının buna
göre yeniden düzenlenmesi,
- Çerçeve 17 nci maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 81 inci
maddesinin; 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A)
bendinde yapılan değişiklikler doğrultusunda halen sigortalı olanlardan,
Tasarının kanunlaşarak yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre
emeklilik hakkını kazanamamış olanlar için doldurulması gerekli yaş ve
prim ödeme gün sayısı daha düşük tutularak, geçiş sürecinde uygulanacak
emeklilik şartlarına bir ölçüde esneklik getirilmesi amacıyla yeniden düzenlenmesi,
aynı Kanuna eklenen Geçici 82 nci maddede ise çerçeve 7 nci maddede yapılan
değişiklik doğrultusunda (a) bendinin üçüncü alt bendinin metinden çıkarılması
ve (c) bendinin, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük aylığına
hak kazananlar ile ölen sigortalıların hak sahiplerinin aylıklarının, bu
maddenin diğer fıkralarında belirtilen esaslar çerçevesinde 506 sayılı
Kanunun 55 ve 67 nci maddeleri hükümlerine göre hesaplanması doğrultusunda
redaksiyona tabi tutulması ve müstakil bir fıkra olarak düzenlenmesi suretiyle,
- Çerçeve 22 nci maddesi ile 2925 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2 nci
maddesinin; çerçeve 17 nci madde ile 506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 81
inci maddede yapılan geçiş sürecine ilişkin değişiklik doğrultusunda yeniden
düzenlenmesi suretiyle,
- Çerçeve 27 nci madde ile 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 205 inci
maddesinin; halen iştirakçi olanlardan, Tasarının kanunlaşarak yürürlüğe
girdiği tarihten önceki hükümlere göre emeklilik hakkını kazanmamış olanlar
için yaş hadleri düşürülerek geçiş sürecinde uygulanacak emeklilik şartlarına
esneklik getirilmesi, fiili hizmet süresi zammından yararlandırılan personelin
yaş hadlerinde herhangi bir değişiklik yapılamayacağından zor ve riskli
görevlerde bulunan sözkonusu personelin, üç yıldan fazla olmamak üzere,
bu sürelerinin emeklilik yaşından düşülmesini sağlamak amacıyla yeniden
düzenlenmesi suretiyle,
- Çerçeve 29 uncu madde ile düzenlenen 1479 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin;
ikinci fıkrasının, kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasında 61-63 yaşını doldurmuş
olması şartının, kadın ve erkek sigortalılar için birer yaş düşürülerek
yeniden düzenlenmesi suretiyle,
- Çerçeve 30 uncu maddeden sonra gelmek üzere; üç tam yıl prim ödemekle
beraber, yirmi beş yıldan az prim ödemeden ölen sigortalıların hak sahiplerine
bağlanacak aylıkların hesaplanmasında, diğer sosyal güvenlik kanunlarıyla
paralellik sağlamak amacıyla, 1479 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (d) bentlerinin değiştirilmesi ve (e) bendinin yürürlükten
kaldırılmasını kapsayan düzenlemenin metne yeni çerçeve 31 inci madde olarak
eklenmesi ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle,
- Çerçeve 39 uncu maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 10 uncu
maddesinin; halen sigortalı olanlardan, Tasarının kanunlaşmasından sonra
emekliliğe hak kazanacaklara bağlanacak yaşlılık aylığına ilişkin geçiş
sürecinin sigortalılar lehine yeniden düzenlenmesi ve yeni çerçeve madde
ilavesi nedeniyle çerçeve madde numarasının 40 olarak değiştirilmesi suretiyle,
- Çerçeve 40 ıncı maddesi ile düzenlenen 2926 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin ikinci fıkrasının; kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasında 61 ve
63 yaşını doldurmuş olma şartının, kadın ve erkek sigortalılar için birer
yaş düşürülerek 60 ve 62 olarak düzenlenmesi ve çerçeve madde numarasının
41 olarak değiştirilmesi suretiyle,
- Çerçeve 44 üncü maddesi ile 2926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 7 nci
maddesinin; halen sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanmalarına
ilişkin geçiş sürecinin, bu sigortalıların lehine yeniden düzenlenmesi
ve çerçeve madde numarasının 45 olarak değiştirilmesi suretiyle,
- Yeni madde ilavesiyle 46 olan çerçeve 45 inci maddeden sonra gelmek
üzere, yaşlılık aylığı almak için prim ödeme gün sayısının yanı sıra yaş
sınırı da getirildiğinden, prim ödeme gün sayısını dolduranlara, istekleri
halinde yaş haddini doldurmalarını beklemeden kıdem tazminatlarını alabilmelerine
imkan sağlanabilmesi amacıyla 1475 sayılı İş Kanununun Kıdem Tazminatı
başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına bir bent ilavesini içeren
düzenlemenin, İş Kanunu ile İlgili Değişiklikler başlıklı yeni VII. Bölüm
altında çerçeve 47 nci madde olarak metne eklenmesi, bundan sonra gelen
madde numaraları ile bölüm numaralarının teselsül ettirilmesi suretiyle,
- Fonun kuruluşu, yönetimi, denetimi, gelirleri ile mal ve alacaklarının
tabi olacağı hükümler başlıklı 53 üncü maddesi; Fon Yönetim Kurulu Üyelerinin
görev süreleri, atanmaları ve görevden alınmalarının yeniden düzenlenmesi,
çalışma usul ve esaslarını belirleyen müşterek yönetmeliğin Bakanlar Kurulunca
çıkarılması, Fon’un Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nca denetlenmesi,
Fon’un gelir ve giderlerinin üçer aylık dönemler halinde 1.6.1989 tarihli
ve 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış yeminli mali müşavirlere denetlettirilerek
denetim raporlarının sonuçlarının ilan edilmesi, Fon’un bütçe kapsamı dışında
olması, gelirlerinden hiç bir şekilde kesinti yapılamaması ve Genel Bütçeye
gelir kaydedilememesi doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ve madde numarasının
55 olarak değiştirilmesi suretiyle,
- 56 ncı maddesinin (A) fıkrasının bir numaralı bendinde yer alan “8300”
ibaresinin, maden işyerlerinin yeraltı münavebeli işlerinde en az 4000
gün çalışmış olanların “8100” gün prim ödemiş sigortalılar gibi yaşlılık
aylığına hak kazanmalarının temin edilmesi amacıyla “8100” olarak, aynı
fıkranın üç numaralı bendinde yer alan “kadın ise 61, erkek ise 63” ibaresinin,
506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde öngörülen yaşları doldurupta, yaşlılık
aylığına hak kazanamayanların toptan ödeme almalarının temin edilmesi amacıyla
“kadın ise 58, erkek ise 60” olarak değiştirilmesi, (D) fıkrasının (2)
ve (3) numaralı bentlerinin 1479 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde yapılan
değişiklikler doğrultusunda emeklilik yaş şartları ile atıfların yeniden
düzenlenmesi, (E) fıkrasının (2) numaralı bendinin, 2926 sayılı Kanunun
17 nci maddesindeki değişikliklere paralellik sağlamak amacıyla emeklilik
yaş şartlarının yeniden belirlenmesi doğrultusunda düzenlenmesi, Değiştirilen
İbareler Başlıklı bölümünün numarasının IX, madde numarasının ise 58 olarak
değiştirilmesi suretiyle,
- 57 nci maddesi, İş ve İşçi Bulma Kurumuna ihdas edilecek ekli (1)
sayılı listede yer alan kadroların yeniden gözden geçirilerek teknik özellik
taşıyan kadrolara öncelik verilmesini sağlamak amacıyla diğer kadrolarda
azaltmaya gidilmesi ve madde numarasının 59 olarak değiştirilmesi suretiyle,
- 58 inci maddesi, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne ihdas
edilecek ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolardan, genel idare ve yardımcı
hizmetler sınıfları için talep edilen kadroların öncelikle kamuda atıl
durumda bulunan personelden karşılanması kaydıyla ve madde numarasının
60 olarak düzeltilmesi suretiyle,
- 59 uncu maddesinin; 58 inci maddedeki görüş ve temenniler doğrultusunda,
bu Kanunla Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne tahsis edilen genel
idare ve yardımcı hizmetler sınıfı kadrolarında istihdam edilecek personelin
yüzde ellisinin, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun
görüşü ile kamu kurum ve kuruluşlarının aynı hizmet sınıflarında ihtiyaç
fazlası olduğu anlaşılan kadrolarda çalışan personelden nakil yoluyla karşılanmasını
sağlayacak ve bu kadrolara açıktan ilk defa atanacakların hizmet sürelerinin
işe başlamalarını takiben en az ilk iki yılında kalkınmada öncelikli yörelerde
görev ifa etmelerini zorunlu kılacak şekilde yeniden düzenlenmesi ve madde
numarasının 61 olarak düzeltilmesi suretiyle,
- 60 ncı maddesinin; protez, ortez, araç ve gereçlerin, hangilerinin
katılım payından muaf tutulacağının 1.1.2000 tarihinden önce belirlenmesini
teminen yeniden düzenlenmesi ve madde numarasının 62 olarak değiştirilmesi
suretiyle,
- Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının, atama işlemlerinin belirtilen
süre içerisinde tamamlanamayacağı gözönünde bulundurularak, madde metninden
çıkarılması suretiyle,
- Geçici 2 nci maddeden sonra gelmek üzere, Sosyal Sigortalar Kurumunda
sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin 1999 yılı sonuna kadar yazılı
müracaatları halinde memuriyete geçirilmelerine olanak tanıyan bir düzenlemenin
yeni Geçici 3 üncü madde olarak metne eklenmesi suretiyle,
- Yürürlüğe ilişkin 63 üncü maddesinin; metne yeni madde ilaveleri nedeniyle
redaksiyona tabi tutulması ve madde numarasının 65 olması suretiyle,
- Çerçeve 3, 4, 8, 12, 13, 18, 19, 20, 23, 24, 25, 26, 28 ve 30 uncu
maddeleri ile geçici 1 inci maddesi aynen,
- Çerçeve 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 41, 42, 43 ve 45 inci maddeleri,
32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 42, 43, 44 ve 46 ncı maddeler olarak aynen,
- Çerçeve 21 inci maddesi ile 46, 47, 48, 49, 50 ve 54 üncü maddelerde
bulunan madde atıfları, yeni madde ilaveleri nedeniyle değiştirildiğinden
redaksiyona tabi tutulması ve madde numaralarının çerçeve 21, 48, 49, 50,
51, 52 ve 56 olarak,
- 51, 52, 55, 61 ve 62 nci maddeleri ile yürütmeye ilişkin 64 üncü maddesi,
53, 54, 57, 63, 64 ve 66 ncı maddeler olarak aynen,
kabul edilmiştir.
Tasarının başlığı, içeriğinde yapılan değişikliklere paralel olarak
yeniden düzenlenmiştir.
Raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı
ile arz olunur.
| Başkan |
Başkanvekili |
| Metin Şahin |
Mehmet Hanifi Tiryaki |
| Antalya |
Gaziantep |
| Sözcü |
Kâtip |
| Nihat Gökbulut |
Cafer Tufan Yazıcıoğlu |
| Kırıkkale |
Bartın |
| Üye |
Üye |
| Sait Açba |
Abdülkadir Akcan |
| Afyon |
Afyon |
| (Muh. şerhim eklidir.) |
|
| Üye |
Üye |
| Gaffar Yakın |
Ali Uzunırmak |
| Afyon |
Aydın |
| Üye |
Üye |
| Zeki Ergezen |
M. Altan Karapaşaoğlu |
| Bitlis |
Bursa |
| (Muh. şerhim eklidir.) |
(Muh. şerhim eklidir.) |
| Üye |
Üye |
| Oğuz Tezmen |
Süleyman Coşkuner |
| Bursa |
Burdur |
| |
(Muhalefet şerhim eklidir.) |
| Üye |
Üye |
| Hakkı Duran |
Mücahit Himoğlu |
| Çankırı |
Erzurum |
| Üye |
Üye |
| Aslan Polat |
Ramazan Gül |
| Erzurum |
Isparta |
| (Muhalefet şerhimiz ektedir.) |
(İmzada bulunamadı.) |
| Üye |
Üye |
| Ali Er |
Aydın Ayaydın |
| İçel |
İstanbul |
| Üye |
Üye |
| Ali Coşkun |
Yılmaz Karakoyunlu |
| İstanbul |
İstanbul |
| (Muh. Şerhim eklidir.) |
|
| Üye |
Üye |
| Nesrin Nas |
Masum Türker |
| İstanbul |
İstanbul |
| Üye |
Üye |
| Hasan Metin |
İlhami Yılmaz |
| İzmir |
Karabük |
| Üye |
Üye |
| Zeki Ünal |
Necdet Tekin |
| Karaman |
Kırklareli |
| |
(Muh. şerhim eklidir.) |
| Üye |
Üye |
| Ali Gebeş |
Mehmet Ali Yavuz |
| Konya |
Konya |
| |
(Muhalefet şerhim eklidir.) |
| Üye |
Üye |
| Ahmet Derin |
Süleyman Çelebi |
| Kütahya |
Mardin |
| (Muhalefet şerhim eklidir.) |
|
| Üye |
Üye |
| Veysi Şahin |
Cevat Ayhan |
| Mardin |
Sakarya |
| (Muhalefet şerhim eklidir.) |
(Muhalefet şerhi eklidir.) |
| Üye |
Üye |
| Ş. Ramis Savaş |
Tarık Cengiz |
| Sakarya |
Samsun |
| Üye |
Üye |
| Kemal Kabataş |
Lütfi Ceylan |
| Samsun |
Tokat |
| (Muhalefet şerhim eklidir.) |
|
| Üye |
Üye |
| Hasan Özgöbek |
Bekir Gündoğan |
| Uşak |
Tunceli |
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Görüşülmekte olan tasarıya aşağıdaki gerekçelerle muhalifiz, arz ederiz.
Oğuz Tezmen
Bursa |
M. Ali Yavuz
Konya |
Kemal Kabataş
Samsun |
Veysi Şahin
Mardin |
Gerekçe;
1. Söz konusu yasa tasarısı ile genel kadro ve usulü hakkında kanun
hükmünde kararname henüz yasalaşmadan ve İçtüzüğün 90 ve Anayasanın 91
inci maddesine aykırı olarak söz konusu kanun hükmünde kararnamede değişiklik
yapılmaktadır. Bu düzenlemenin görüşülmesi İçtüzüğe göre mümkün değildir.
2. Ülkemiz çalışma şartları dikkate alındığında iş güvencesi olmaksızın
emeklilik için 7 000 işgünü prim ödeme ve 58-60 yaş zorunluluğu getirmektedir.
Ülkemizde ortalama ömür süresi 65 yaştır. Emekli olduktan sonra emeklilik
süreside 12-15 yıl olarak hesaplanmaktadır. Avrupa örnek alınarak emeklilik
yaşı hesaplanmaktadır. Avrupa koşulları ülkemizde bulunmadığından ortalama
ömüründa 65 yaş olması nedeniyle kadında 50, erkekde 55 yaş olması ülkemiz
şartlarına en uygun emeklilik yaşıdır.
Getirilen 58-60 yaş ve 7 000 iş günü prim ödeme esası bir dayatmanın
ürünüdür. DYP Milletvekilleri olarak (Komisyon üyeleri) 50-55 yaş ve 5
000 iş gününü içeren önerge verdik. Ancak önergemiz iktadarın oylarıyla
reddedildi.
Getirilen sistemde 18 yaşında işe başlayan bir işçi prim ödeme süresini
38 yaşında dolduracak, emekli olabilmesi için 60 yaşına kadar 22 sene bekleyecektir.
Bu da mezarda emeklilik demektir.
Bu nedenle emeklilik yaşı ve prim ödeme süresi ülkemiz şartlarına, hukuka
ve insan hak ve hürriyetlerine uygun değildir.
3. Bu tasarı, işçi ve işveren kesimlerinin karşı çıktığı, uzlaşmadan
uzak bir dayatma ürünüdür. Toplumun bütün kesimleri bu tasarıya karşıdır.
Sosyal ve çalışma barışını bozan bir tasarıdır.
4. Yaşlılık aylığı ödeme sistemi her ay ayrı hesaplama yapılmasına yol
açmakta, bürokratik gecikmeler aylık ödemelerin aksamasına yol açacak nitelik
taşımakda, ayrıca getirilen eşel-mobil sistemi ekonomimizi ücret-fiyat
spiraline sokma tehlikesi arzetmektedir.
5. Devlet memurlarının emeklilik sisteminin farklı karakter arzetmesi
nedeniyle 25 inci maddenin tasarıdan çıkarılması gerekir.
6. SSK-Bağkur gibi sosyal güvenlik kuruluşlarının yeniden yapılanmasınında
bu tasarıda yer alması gerekmektedir.
7. Ülkemizdeki nüfus primadinin yapısı dikkate alınmadan Avrupa ülkeleri
ile paralellikler kurulması yanlış olmuştur. Bu düzenlemeler ülkemizde
genç nüfusun işsiz kalmasına yol açacaktır. Ayrıca Afrika ülkelerinden
verilen örneklerde gerçekci değildir.
Zira o ülkelerde çalışanların büyük bölümü sosyal güvenlik kapsamı dışındadır.
8. Halen çalışmakta olup, henüz emekliliği kazanmamış kişilere daha
esnek geçiş dönemi sağlanmalıdır.
9. İşsizlik sigortasının iş güvencesi olmadan getirilmesi işten çıkarmaları
kolaylaştıracaktır.
10. Mevcut sigortalıların yeni sisteme intibakı hak kaybına yol açmaktadır.
11. Tasarıda bir taraftan kayıt dışı istihdamı önleyici tedbirler getirilirken,
diğer taraftanda kayıt dışına kaçışı hızlandıran düzenlemelere yer verilmiştir.
12. İşverenlerin yüksek primlerden şikayet ettiği bir dönemde SSK primi
işçi ve işveren hisselerini hızla artıracak bir uygulama aynı zamanda kaçak
işçiliği teşvik edecektir.
MUHALEFET ŞERHİ
Sosyal Güvenlik Kuruluşları kanunlarında değişiklik yapan kanun tasarısına
aşağıda ifade edilen sebeplerle karşı olduğumuzu beyan ederiz.
1. Tasarı ile emeklilik aylığı bağlanabilme şartı.
a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olma ve en az 7 000 gün
veya
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olma, 25 yıldan beri
sigortalı bulunma ve en az 4 500 gün sigorta primi ödeme şartına bağlanmaktadır.
Halen bu şart şartlar yeni kanunda;
a) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması ve en az 5 000
gün yahut,
b) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması 15 yıldan beri
sigortalı bulunması ve en az 3 600 gün yahut,
c) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmamış olmakla beraber, kadın
ise 20, erkek ise 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 5 000 gün,
Sigorta primi ödemesi şeklinde uygulanmaktadır.
Getirilen kanun tasarısına göre halen 38 yaşında emekli olabilen kadınlar
58 yaşından önce, 43 yaşında emekli olabilen erkekler 60 yaşından önce
emekli olamıyacaklardır.
Ayrıca halen 5 000 gün prim ödeyerek % 60 üzerinden emekli olunabilirken
yeni getirilen değişiklikle 7 000 gün prim ödeyerek % 54 üzerinden emekli
olma, 5 000 gün prim ödenerek ise % 42,8 üzerinden emekli olma şartı getirilmektedir.
Genel düzenleme dışında halen aktif sigortalılara emeklilik için çalışma
süresi ve yaşını dikkate alan bir geçiş düzenlemesi getirilmiştir. Kanun
tasarısı ayrıca işsizlik sigortasını yeni bir müessese olarak getirmekte,
fon kurulmaktadır. Fona işverenden % 3, işçiden % 2 ve Devletten % 2 prim
ödenecektir. İşsize sigortalılık süresi ise bağlı olmak üzere en çok 300
gün süre için net ücretinin yarısı kadar işsizlik ücreti ödenmektedir.
Bu ücret net asgari ücretten fazla olamıyacaktır.
Tasarı ile getirilen başlıca diğer değişiklikler ise, sağlık yardımlarında
sigortalıdan katkı payı alınması, işyeri ve işçinin önceden bildirilmesi,
emekli maaşlarının her yıl TÜFE ve gayrisafi yurt içi Hasıla nisbetinde
artırılması ve sigorta primine esas tavan ücretlerinin yükseltilmesidir.
Ayrıca yeni personel kadroları ihdasıdır.
2. Hükümet tarafından tasarının gerekçesi olarak sosyal güvenlik kuruluşlarının
finansman açığının giderek arttığı 1999 yılı için açığın 2,4 katrilyon
TL. olacağı, önümüzdeki yıllarda açığın taşınmaz hale geleceği ifade edilmektedir.
Başbakan Ecevit bu reform yapılmazsa devletin çökeceğini ifade etmişdir.
3. 1999 Bütçesinde faiz giderleri 10,3 katrilyondur. İç borç stoku ve
borçlanma faizleri dikkate alındığında yıl sonu gerçekleşmenin bunun üzerinde
olması beklenmektedir. Sosyal güvenlikten 54 milyon nüfus faydalanmaktadır.
Bu hizmetlerin ne kadar yetersiz olduğu da ortadadır. Faiz giderlerinin
muhatabının takriben 37 000 aile olduğu, bunun % 40’nı da 3 000 ailenin
aldığı ifade edilmektedir. Görülüyorki bütçe açığının sebebi faiz ödemeleridir.
Bütçeden sosyal güvenlik kuruluşlarına desteğin devam etmesi gerekir. Sosyal
Devlet olmanın gereği budur.
4. Kayıt dışı çalışanın 4,5 milyon kişi olduğu ifade edilmektedir. Bunların
kayıt altına alınması prim gelirlerini artıracak ve açıkları azaltacaktır.
5. SSK’nun prim alacaklarının toplanamaması ve muhtelif zamanlarda getirilen
prim afları ile kurum gelirlerinin azaldığı, kurum fonlarının yıllardır
verimsiz kullanıldığı ve çarçur edildiği herkesin bildiği bir gerçektir.
Bunun doğurduğu neticenin emeklilik yaşını ve prim gün sayısını artırarak
çalışanlara ve emeklilere yüklenmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
Tasarıya karşı yaygın tepkinin sebebi budur.
6. Çalışma hayatının temel unsuru olan işçi ve işveren toplulukları
tasarıya karşıdır. Bir uzlaşma sağlanamamışdır. Tepkilerin giderek artacağı
görünmektedir. Üretim, yatırım ve ihracatın gerilediği, iktisadî krizin
yaşandığı ve devletin borç batağına saplandığı bir dönemde çalışma barışını
bozacak olan bir kanunda israr Türkiye’nin meselelerini daha da zor şartlara
götürecekdir.
7. Türkiye şartlarında, işsizliğin ve genç nüfusun çok olması, sebebiyle
50 yaşın üzerinde iş bulma ve çalışma imkânı görünmemektedir. Buna çalışma
ve hayat şartları neticesi olan erken yıpranmada ilave edilirse 60 yaş
emeklilik için “mezarda emeklilik” denmesi kolay anlaşılır ve haklı bulunur.
8. Emeklilik yaşı için Avrupa ülkelerinin örnek gösterilmesi Türkiye
şartlarına uymamaktadır. Avrupa’da emekli maaşı geçimi sağlamakta, Türkiye’de
ise ikinci bir iş yapma geçim için şart olmaktadır.
9. Sosyal Güvenlik ile ilgili bir reform tasarısının öncelikle SSK,
Emekli Sandığı ve Bağkur arasındaki farklılıkları gidererek bunları bir
çatı altında toplaması, aktueryal dengenin buna göre kurulması gerekirken
bu yapılmamışdır.
10. SSK emeklilerinde değişik tarihlerde emekli olanlar arasında büyük
maaş farkı bulunmaktadır. Yıllardır devam ede gelen bu dengesizliğin giderilmesi
gerekirken, tasarıda bu yapılmamışdır.
11. Emekli yaşı artırılarak ileri yaşlarda çalışma mecburiyeti getirilirken
bunun neticesi olarak bir taraftan genç neslin iş bulması zorlaşırken diğer
taraftan kayıt dışı çalışma teşvik edilmiş olacakdır.
12. Hükümeti teşkil eden DSP, MHP ve ANAP toplumun desteğini almayan,
karşı çıkılan sosyal güvenlik tasarısını seçim öncesi seçmene beyan etmemişlerdir.
ANAP ve DSP için Sosyal Güvenlik kuruluşlarının içinde bulunduğu durum,
18 Nisan seçimleri öncesi de, iktidar olmaları sebebi ile, bilinmiyen bir
husus değildir.
13. Emeklilik yaşı için toplumsal bir mutabakat Refahyol Hükümetinin
getirdiği kanun tasarısındaki kadınlar için 50, erkekler için 55 yaşlarında
olmuşdur. Bunun esas alınması gerekirdi.
14. İşsizlik sigortası için getirilen düzenlemeden cari giderler dışında
fonda biriken kaynağın kullanma ve nemalandırma sahasının tarif edilmediği
ve fon yönetiminin yetersiz olduğu, bu konuda gerekli tetkik ve araştırmanın,
yapılmadığı, meselenin alelacele ortaya getirildiği görülmektedir. Katrilyon
mertebesinde olan fon kaynağının verimli kullanılması ve çarçur edilmemesi
için bu çalışmanın yapılması, fon yönetiminin buna göre kurulması gerekir.
15. İşsizlik sigortası getirilirken kıdem tazminatı ile ilgili şikayetlerin
giderileceği bir düzenlemenin yapılması gerekirdi. Tasarıda bu getirilmemişdir.
16. Tasarıdaki emeklilik yaşı, prim süresi ve diğer değişikliklerin
muhtelif alternatiflere göre gelecek yıllar için sosyal güvenlik kurumlarının
gelir ve giderlerine tesirini, mali yükünü, proforma bilançolar ve nakit
alımı halinde ortaya koyan çalışmaların yapılmadığı, tasarının aceleye
getirildiği müşahade edilmişdir. Taraflar arasında hesaba dayanan bir mutabakatın
sağlanamaması da bu çalışmanın açıklıkla ortaya koyulamamasından da kaynaklandığı
görülmektedir.
17. Sosyal güvenlik kuruluşlarının bugün içine düştüğü sıkıntının başlıca
sebebi geçmişde yönetimin güçsüzlüğü, kaynakların keyfi kullanılması ve
istikrarsız ve hesapsız kararlardır. Bir reform tasarısında öncelikle ele
alınması gereken bu kurumların yönetimlerinin güçlendirilmesi, mali ve
idari özerklik sağlanmasıdır. Tasarıda bu getirilmemişdir.
Netice olarak, hükümetin de ifade ettiği gibi, tasarının kanunlaşması
sosyal güvenlik kurumlarının aktueryal dengesinide hemen, yakın zamanda
görülür bir iyileşme sağlamayacağına göre, aceleye gerek yoktur. Tasarı
geri çekilmeli, taraflar arasında mutabakat sağlıyacak müzakerelere sabırla
devam edilmeli ve olgunlaştırılıp TBMM’ne getirilmelidir.
Yukardaki sebeplerle tasarıya karşı olduğumuzu beyan ederiz.
Ali Coşkun
İstanbul |
Zeki Ünal
Karaman |
Zeki Ergezen
Bitlis |
Aslan Polat
Erzurum |
Sait Açba
Afyon |
Altan Karapaşaoğlu
Bursa |
Ahmet Derin
Kütahya |
Cevat Ayhan
Sakarya |
Alt Komisyon Raporu
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanarak, Bakanlar
Kurulunca 12.7.1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
sunulan ve Başkanlıkça 13.7.1999 tarihinde tali komisyon olarak Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna, esas komisyon olarak Komisyonumuza
havale edilen “Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar
Kanunu, T.C.Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak
Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi
ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması
ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” Komisyonumuzun
26.7.1999 tarihinde yaptığı 24 üncü birleşiminde, Hükümeti temsilen Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye
ve Adalet Bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı
Müsteşarlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, T.C. Emekli Sandığı, İş ve İşçi
Bulma Kurumu, Bağ-Kur Genel Müdürlükleri, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı,
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, TÜM İŞÇİ EMEKLİLERİ DERNEĞİ, KAMU SEN, MEMUR SEN,
KESK, TİSK ve TESK temsilcilerinin de katılımlarıyla incelenip, görüşülmesine
başlanmıştır.
Tasarının geneli üzerindeki görüşmeler esnasında, toplumu ilgilendiren
kapsamlı düzenlemeleri içeren söz konusu tasarının, toplumsal uzlaşma çerçevesinde
değerlendirilip, kanunlaştırılması gerektiği, bu nedenle bir alt komisyon
kurularak konunun daha ayrıntılı bir şekilde incelenip olgunlaştırılmasının
yararlı olacağı şeklinde ortaya çıkan görüşler doğrultusunda, geneli üzerindeki
görüşmelerin tamamlanmasını takiben bir alt komisyon kurulmasına karar
verilmiştir.
Alt Komisyon; 28.7.1999 tarihinde ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin
de katılımlarıyla Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun metnini
de dikkate alarak yapmış olduğu toplantıda, kapsamlı ve titiz inceleme
ve değerlendirmeler sonucunda çalışmalarını tamamlamıştır.
Bu çalışmalar sonucunda Alt Komisyonumuzda;
– Tasarının Kanunlaşmasından sonra mevcut emeklilerin haklarının korunması
çerçevesinde yaşlılık aylıklarının hesaplanmasında ilgili Kanunlardaki
hükümler arasında paralellik sağlanması ve bu aylığın hesaplanmasına esas
alınacak ortalama yıllık kazancın ne şekilde belirleneceği konularına açıklık
getirilmesinin yararlı olacağı,
– Sigortalıların ve emeklilerin tedavi giderlerine katılım paylarının,
ülke gerçekleri de dikkate alınarak ilgilileri mağdur etmeyecek bir seviyeye
indirgenmesi, bu katkı paylarının üst limitinin objektif kriterlere bağlanması,
terörle mücadele sırasında malul kalan sigortalılar ile şehitlerin hak
sahiplerinden tedavileri sırasında katılım payı alınmaması konularında
hakkaniyete uygunluk açısından gerekli düzenlemelerin yapılmasının doğru
bir yaklaşım olacağı,
– Sürekli iş görmezlik geliri, malullük ve yaşlılık aylığı alanların
çocuklarının tedavisinde alınacak katkı payının kaldırılmasının uygun olacağı,
– Geçiş sürecine ilişkin düzenlemelerin, ulaşılmak istenen hedefleri
ve maksadı daha iyi ifade edecek hale getirilmesi gerektiği,
– Tasarı ile getirilecek sistem ile birlikte iki farklı uygulamaya dayanan
bir sosyal güvenlik sisteminin oluşacağı, bu nedenle sosyal güvenlik kuruluşlarından
yararlananların müktesep haklarının korunmasına dönük önlemlerin daha anlaşılır
hale getirilmesinin zorunlu olduğu,
– Kayıt dışılığın ortadan kaldırılması amacıyla Tasarıda gerekli düzenlemelerin
yapılması gerektiği,
– İşsizlik sigortasıyla ilgili düzenlemelerde, sistemin sağlıklı ve
etkin bir şekilde işlemesine dönük değişikliklerin yapılması gerektiği,
– İşsizlik sigortası Fon Yönetim Kurulunda, Devlete ve sosyal taraflara
eşit temsil hakkı verilmesinin Fonun etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayacağı,
– İhdas edilecek kadroların objektif kriterlere göre kullanılmasını
temin edecek düzenlemelerin yapılmasının yararlı olacağı,
Şeklindeki görüşler doğrultusunda bir metin oluşturulmuş ve bu metin
üzerinde kanun tekniğine uygunluk açısından gerekli düzenlemeler yapılarak
Komisyonumuzun takdirlerine sunulması kararlaştırılmıştır.
Ayrıca, Alt Komisyonumuzda;
– Çalışanların yaşlılık aylığından yararlanma yaş ve süreleri ile prim
ödeme gün sayıları,
– Halen çalışmakta olanlardan, emeklilik hakkını kazanmamış olanların
tasarıda belirlenen sürelere uyumları,
– 506 ve 1479 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışanların ve bunların
emeklilerinin yurt dışı tedavileri,
– Ölüm halinde maaş bağlanmasına esas teşkil edecek asgari fiili hizmet
süreleri,
ile ilgili hükümlerin Plan ve Bütçe Komisyonunca değerlendirilmesinin
daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Raporumuz, Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa
saygı ile arz olunur.
Başkan
Metin Şahin
Antalya |
Üye
Sait Açba
Afyon |
Üye
Lütfü Ceyhan
Tokat |
Üye
Nesrin Nas
İstanbul |
Üye
Oğuz Tezmen
Bursa
(Muhalefet şerhim eklidir |
Üye
Gaffar Yakın
Afyon |
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Görüşülmekte olan tasarıya aşağıdaki gerekçelerle muhalifim. Arz ederim.
Oğuz Tezmen
Bursa
Gerekçe :
1. Söz konusu yasa tasarısı ile Genel Kadro ve Usulu Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname henüz yasalaşmadan İçtüzüğün 90 ve 91 inci maddesine
aykırı olarak söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmaktadır.
Bu düzenlemenin görüşülmesi İçtüzüğe göre mümkün değildir.
2. Ülkemiz çalışma koşulları dikkate alındığında iş güvencesi olmaksızın
emeklilik için 8 300 iş günü prim ödeme ve 58-60 yaş zorunluluğu getirilmesi,
geniş kesimlerin bu hadleri dolduramayacak olması nedeniyle fiilen emekli
olamamaları ile sonuçlanabilir.
Zira ülkemizde birçok sektörde işçilerin işe alındıktan sonra bir iki
yıl içinde (işverence kıdem tazminatı ve kıdem ücreti yükünden kurtulmak
için) çıkışları verilmektedir. Ayrıca 40-45 yaşından yaşlı işçiler işe
alınmamaktadır.
Bu durum emeklilik gibi temel hakkın fiilen ortadan kaldırılması anlamına
gelmektedir. Emekli yaşının 50-55, en az prim ödemeli gün sayısının da
5 000 olması gerekir.
3. İşçi ve işveren kesimlerinin karşı çıktığı bu tasarı ile getirilen
değişikliklerin toplumsal uzlaşma aranmaksızın dayatma ile kabul ettirilmeye
çalışılması sosyal ve çalışma barışını tehlikeye atmaktadır.
4. Yaşlılık aylığı ödeme sistemi her ay ayrı hesaplama yapılmasına yol
açmakta, bürokratik gecikmeler aylık ödemelerin aksamasına yol açacak nitelik
taşımakta, ayrıca getirilen eşel-mobil sistemi ekonomimizi ücret-fiyat
spiraline sokma tehlikesi arz etmektedir.
5. Devlet memurlarının emeklilik sisteminin farklı karakter arz etmesi
nedeniyle 25 inci maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekir.
6. SSK-Bağkur gibi sosyal güvenlik kuruluşlarının yeniden yapılanmasının
da bu tasarıda yer alması gerekmektedir.
7. Ülkemizdeki nüfus piramidinin yapısı dikkate alınmadan Avrupa ülkeleri
ile paralellikler kurulması yanlış olmuştur. Bu düzenlemeler ülkemizde
genç nüfusun işsiz kalmasına yol açacaktır. Ayrıca, bazı Afrika ülkelerinden
verilen örnekler de gerçekçi değildir. Zira o ülkelerde çalışanların büyük
kısmı sosyal güvenlik kapsamı dışındadır.
8. Halen çalışmakta olup, henüz emekliliği kazanamamış kişilere daha
esnek geçiş dönemi sağlanmalıdır.
ALT KOMİSYON RAPORU İÇİN MUHALEFET ŞERHİ
– Tasarının 3 üncü maddesinde yer alan “Protez, araç ve gereç bedellerinin
% 20’sini sigortalı öder” hükmünün kaldırılması daha yerinde olacaktır.
Alt komisyonda bu konuda tam mutabakat oluşmuştur. Kaldırılması da talep
edilmiştir, ayrıca kaldırılmayacağının ortaya çıkması halinde ağır görülen
şartlar yumuşatılmıştır.
– Malûllük ve yaşlılık aylıklarının hesaplanması şartlarının yumuşatılması
gerekmektedir.
– Ölüm aylığı konusunda SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur arasındaki farklılıkların
giderilmesi ve 5 yıl şartı konması,
– Madde 10’da yer alan prim ve ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük
kazancı rakam olarak belirtmek yerine “asgari ücretin 1/30” olarak tespiti
(Alt sınır), üst sınır için, ekonominin içinde bulunduğu şartlara uyum
sağlamak açısından kanunla sınırlandırmak yerine Bakanlar Kuruluna yetki
vermek daha yerinde olacaktır.
– Tasarının 7 nci maddesinde yer alan “Yaşlılık Aylığın Hesaplanması”
ile ilgili maddede tüfe uygulamaları ciddi aksaklıklar ve dengesizliklere
neden olabilecektir. Tüfe uygulamalarının terkedilmesi gerekmektedir.
– İşsizlik sigortası yerinde bir düzenlemedir. Ancak bu düzenleme yapılırken
“İhbar Tazminatı” ve “Kıdem Tazminatı” uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesi
gerekmektedir.
Sait Açba
Afyon
|