|
|
 |
YEREL YÖNETİMLER YASA TASARISI... |
| Yerel Yönetimlere ilişkin çeşitli yasalarda değişiklik
öngören yasa tasarısı, 20 Nisan 2001'de TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ancak tasarı,
11 Mayıs'ta Hükümet tarafından geri çekildi.
31 Temmuz 2001'de tekrar TBMM'ye sunulan yasa tasarısı, ekim ayında TBMM'nin ilgili
komisyonlarında görüşülmeye başlandı.
Tasarı, 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri ile TBMM'nin 21. Dönemi'nin sona ermesiyle kadük oldu.
3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra kurulan 59. Hükümet (AKP Hükümeti), "Kamu Yönetimi Temel Kanunu" tasarısı hazırladı.
|
| 70 maddeden
oluşan Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı, merkezi yönetim ile yerel
yönetimler arasında görev bölüşüm ve hizmet ilişkilerini yeniden düzenliyor.
Tasarının genel gerekçesinde,
düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile yerel yönetim hizmetlerinin verimliliğinde
gerçek bir artış ve iyileşmenin sağlanacağı kaydedildi. Tasarının, ülkenin
yönetim yapılanmasının geleceğin şartlarına uygun hale gelmesini sağlayacak
diğer reformlara da zemin oluşturacağı bildirildi.
Tasarının
“Hizmet ilişkilerinin esasları”nı belirleyen maddesine göre, bakanlıklar,
yerel yönetimlerin kendi sorumluluk alanlarına giren hizmetlerinin ulusal
ve bölgesel düzeyde koordinasyonunu sağlayacak. İl ve ilçelerde koordinasyon,
vali ve kaymakamlar aracılığıyla sağlanacak. Bakanlıklar, yerel yönetimlere
rehberlik edecek, teknik destek sağlayacak ve personelinin eğitimine yardımcı
olacak.
Merkezi
yönetim ile yerel yönetimler arasında ulusal düzeyde hizmet ilişkisi, koordinasyon,
işbirliği, yardımlaşma ve mevzuat düzenlemeleri konularında bilgi alışverişinde
bulunmak, ortak sorunları değerlendirmek ve bunların çözümü konusunda yönlendirici
kararlar almakla görevli Mahalli İdareler Ortak Kurulu oluşturulacak.
Tasarı
ile yerleşim birimlerinin oluşumunu belirleyen Belediyeler Yasası’nın ilgili
maddelerinde de değişiklik yapılıyor. Buna göre, belediye kurabilmek için
merkeze olan 500 metrelik mesafe 5 bine, 2 bin nüfus şartı da 5 bine çıkartılıyor.
Cadde,
sokak, meydan, park ve tesislerin isimlendirilmesi veya isimlerinin değiştirilmesi
ile beldeyi tanıtıcı amblem ve flamaların belirlenmesine ilişkin meclis
kararlarının mahallin mülki amirinin onayı ile yürürlüğe girmesi şartı
getiriliyor. Böylece rastgele isim değiştirilmesi ve amblem kullanılmasının
önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Yerel seçim tarihinden önceki 1 yıllık süre içinde memur ve daimi işçi kadrolarına
açıktan atama yapılamayacak, afet halleri dışında geçici işçi ve sözleşmeli
personel sayısı artırılamayacak. İstihdam edilecek personele ödenecek maaş
ve ücretlerinin yıllık tutarı, bütçe gelirlerinin yüzde 30’unu geçemeyecek.
Yasa
Tasarısı ile yerel yönetimlerin gelirleri artırılıyor. İllerde gerçekleştirilen
genel bütçe vergi tahsilatının yüzde 5’i o ildeki belediyelere, nüfuslarına
göre dağıtılacak. İstanbul için getirilen özel bir düzenlemeyle, kentteki
vergi gelirlerinin binde 7’si İl Özel İdaresi’ne bırakılıyor.
Yerel yönetimlerin genel bütçe gelirlerinden aldığı paylar da yükseltiliyor.
|
|
GENEL GEREKÇE
İdari sistemin aşırı merkeziyetçiliği, mahalli idarelerin kaynak yetersizliği
içinde olmaları, görev ve yetki konularındaki tereddüt, yetersizlik ve
hukuki boşluklar, mahalli idareler üzerindeki aşırı vesayet uygulamaları,
nitelikli personel, teşkilatlanma ve açıklık ve demokratik katılım konusundaki
yetersizlikler, rasyonel olmayan hizmet alanları, imar uygulamalarındaki
yetersizlik ve ahenkli kentleşmenin sağlanamaması, mahalli idare gelirlerinin
hizmetleri yerine getirme bakımından yetersiz kalması ülkemizde hemen herkesin
üzerinde mutabık olduğu hususlardır. Gerek ulusal kalkınma planlarında,
gerekse hükümet programlarında “mahalli idare reformu” hep en önemli hedeflerden
biri olarak yer almıştır. Fakat bu konuda 1984 yılından itibaren artırılan
belediye ve il özel idare gelirleri ve 1987 yılında İl Özel İdaresi Kanununda
yapılan değişiklikler dışında önemli bir adım atılmamıştır. Btı adımlar
da sorunun bütünüyle çözümü için yeterli olmamıştır.
Mahalli idare hizmetlerinin etkin, verimli, ekonomik, mahalli imkan,
ihtiyaç ve tercihlere uygun biçimde yürütülememesinde merkezi idare ile
mahalli idareler arasında görev, yetki ve kaynak paylaşımı konusunda diğer
çağdaş ülkelerde uygulamaya konulan reformların ülkemizde hayata geçirilememesinin
büyük rolü olmuştur. Yürürlüğe girdikleri dönemin şartlarında oldukça modern
ve yeterli olan kanunlarımız, ekonomik, teknolojik ve sosyal alanlardaki
değişimler karşısında yetersiz kalmaya başlamıştır.
Bu Tasarı ile, mahalli idare birimlerinin uygulamada karşılaştıkları
meselelere çözüm getirilmekte, mahalli idareler işleyişi basitleştirilmekte,
mahalli idarelerin kendi aralarında ve merkezi idare ile işbirliği ve yardımlaşma
imkanları geliştirilmekte, halkın hizmetlere kolay ulaşımı ve sorunların
mahallinde çözümü sağlanmakta, yönetimde açıklık ve katılım ile mahalli
idarelerin demokratik kültüre katkısı artırılmakta, mahalli idarelerin
hızlı karar alma ve uygulama kabiliyetlerini olumstız yönde etkileyen vesayet
uygulamaları kaldırılmakta, mahalli idareler mali kaynaklar, hukuki yapı
ve personel bakımlarından mevcut ve artan sorunları ile başa çıkabilecek
bir kapasiteye ulaştırılmaktadır.
Tasarının kanunlaşmasıyla mahalli idare hizmetlerinin verimliliğinde
gerçek bir artış ve iyileşme sağlanmış olacaktır. Bu iyileşme kendisini,
sadece mahalli hizmetlerin nicelik olarak artışı, daha hızlı ve daha
ekonomik yerine getirilmeleri olarak değil, aynı zamanda demokrasi kültürünün
gelişmesi, halkın karar alma ve icra süreçlerine katkı ve katılımının artması
biçiminde gösterecektir. Bu başlangıç, aynı zamanda ülkemizin idari yapılanmasının
geleceğin şartlarına uygun hale gelmesini sağlayacak müteakip reformların
zeminini oluşturacaktır.
|
(25
NİSAN 2001 - 20 EKİM 2001)
  |