Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Öcalan Olayı 
DAVA ANA SAYFA
İDDİANAME ANA SAYFA
SONRAKİ SAYFA
ÖNCEKİ SAYFA
İDDİANAME

  D- ÖRGÜTÜN GENEL FAALİYETLERİ

PKK’nın üzerinde hareket ettiği sahaları yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Yurtdışını, sınır ötesi ve Avrupa, yurtiçini ise kırsal alanlar ve merkezler olarak ayırmak uygun olacaktır.

    a) Yurtdışı Faaliyet Alanları

PKK terör örgütünün faaliyetlerinin artmasında iç amillerin yanında, Türkiye’ye yönelik dış hesapların da büyük rolü olmuştur. Bölücü terör örgütünün faaliyetleri başta komşu ülkeler olmak üzere dünyanın birçok ülkelerinden himaye görmüş, örgüte lojistik. eğitim. barınak, silah hatta eleman düzeyinde destek vermiştir.

Yunanistan, Suriye, Iran gibi ülkeler PKK terör örgütüne istihbarat örgütleri veya gayri resmi kanallarla her türlü desteği verirlerken, batılı ülkeler de ayrıl yollarla bölücü terör örgütüne kolaylıklar sağlamışlardır.

Körfez krizinden sonra bazı ülkeler bölücü örgütle daha sık temasa geçerken, kendi ülkelerinde büro ve temsilciliklerde kurmalarına müsaade etmişlerdir. Hatta Avrupa Konseyi gibi ciddi uluslararası kuruluşlar sözde sorunun çözümü için tavsiyelerde bulunmuşlardır. Bölücü örgüt, yurtdışından sağladığı bu destek ve bağlantı sayesinde propaganda ve kadrolaşmasını artırmıştır.

    Sınırötesi (Komşu Ülkeler) Alanlar

PKK, uluslararası ilişkileri geliştirme, kamuoyu oluşturma, örgütlenme ve propaganda faaliyetlerinde Avrupa sahasına ağırlık verirken, sevk idare, üslenme, kamplar, eğitim ve silahlanma faaliyetlerini açısından Ortadoğu ülkelerini ön plana çıkarmıştır.

Suriye: PKK ile Suriye yönetimi arasındaki ilişki rasgele ve yüzeysel bir ilişki değildir. Bu ilişki son derece planlı, kalıcı somut hedeflere yönelik bir ilişkidir. PKK’nın yurtdışına çıkışta Suriye ve Suriye’nin kontrolü altında bulunun Lübnan topraklarını tercih etmesi önemle değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Dönem itibariyle Suriye’nin sosyalist blok adına yüklenmiş olduğu en önemli görev özellikle işgal altında bulundurduğu ve kendisi açısından hiçbir hukuki sorumluluk doğurmayacak olan Lübnan topraklarını kullanmak suretiyle soğuk savaşın en etkili vasıtalarından olan uluslararası terör ve kaçakçılığa ev sahipliği yapmasıdır.

Sosyalist ülkeler, bu hizmetine karşılık Suriye’ye gerekli askeri ve mali desteği sağlamışlardır. İktidarda bulunan Hafız Esad ve ekibi varlıklarını devam ettirebilmek için gerekli olan dayanaklarının önemli bir kısmını böylece sosyalist ülkelerden temin etmişlerdir.

Lübnan topraklarında sosyalist blok adına uluslararası terörizm ve kaçakçılık hareketlerine zemin hazırlayan Suriye yönetimi, terör ve kaçakçılık şebekelerini komşularına karşı kullanmıştır. Bundan ülkemiz de fazlasıyla nasibini almıştır. Suriye’nin ülkemizle olan çelişkilerinin odağında yer alan Hatay meselesinden başka 20 yıldır Ortadoğu’daki pratik hesaplaşmanın temel konularından biri olan su kaynaklarının denetimi meselesi de, PKK-Suriye ilişkilerinde bir unsur olmuştur. Nitekim, Suriye ile yakın zamana kadar yapılan görüşmelerde PKK ile olan ilişkilerini su sorununa endekslemeye çalışmıştır.

Suriye, sosyalist ülkelerin politikalarına uygun olarak ve kendi çıkarlarını da gözönünde bulundurarak uluslararası terör ve kaçakçılık şebekelerine kendi egemenlik sahası içinde rahatça hareket etme imkanı sağlamıştır.

PKK terör örgütü mensuplarına da sınırdan geçmelerinden koruma altına alınarak kamplara ulaştırılmasına kadar her türlü kolaylık sağlamıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Suriye bu desteğini daha da arttırmış ve adeta PKK örgütüne tek başına sahiplenmek istemiştir. Suriye Hükümeti, PKK örgütüne verdiği bu desteğinden dolayı ülkemizin yaptığı çeşitli uyarılan anlamamazlıktan gelmiştir.

PKK terör örgütü mensupları Başkent Şam’da, Haseki ve Halep illerinin Suriye’ye yakın kesimlerinde birçok ev ve çiftlikler kiralayarak Suriye İstihbarat örgütlerinin desteği ve denetimi altında eğitim ve barınma faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Gerek Başkent Şam’da ve gerekse Türkiye sınır boylarında Kürt orijinli Suriye vatandaşlarının ikamet ettiği kasabalarda “Özel Faaliyet Cephesi” ihdas edilerek propaganda ve örgütlenme çalışmaları yaptırılmıştır.

Yine Suriye Hükümeti’nin özel izniyle, sınır boyunca araziyi tanımak, sınır köylerinde oturan kişileri örgüte kanalize ederek bunlardan kılavuz, kurye ve eleman olarak yararlanmak. Suriye Kürtlerini örgüte angaje etmek ve bu kişilerin maddi ve pratik desteğinden istifade etmek gibi faaliyetler sürdürmüşlerdir.

Örgütün Suriye’de varlığını koruması, eğitim kampları, genel koordinasyon faaliyetleri, silah-mühimmat temini çalışmaları önemini korumaktadır. Suriye Kürtleri arasında PKK örgütlenmesi devam etmektedir. Türkiye-Suriye arasındaki sınır geçişleri Hatay-Amanos bölgesinin faaliyet sahası içine alınmasıyla önem kazanmıştır.

Lübnan: PKK örgütünün Lübnan topraklarına yerleşmesi, Suriye ile eş zamanlıdır. 1982 yılına kadar Filistinli örgütlere ait kamplarda kalan PKK, 1982 yılından sonra müstakil kamplarda faaliyet sürdürmeye başlamıştır. Yıllarca PKK militanlarının eğitildiği ve Mahsun Korkmaz Akademisi olarak isimlendirilen Helvi Kampı Lübnan topraklarında bulunmaktadır.

PKK terör örgütü, Lübnan’dan sadece eğitim değil, ekonomik amaçlı da istifade etmektedir. Bir kısım örgüt mensubu veya sempatizanı örgütçe kurulan işyerlerinde çalışmaktadır. Bekaa’nın önemli bir uyuşturucu merkezi olduğu bilinmektedir. Yine Lübnan’da yerleşik bulunan Türk ve Suriye asıllı Kürtler ile Lübnan asıllı Kürtler arasında eleman temini çalışmaları devam etmektedir.

Kuzey Irak: K. Irak, örgüt faaliyetleri açısından yurtdışı veya cephe gerisi olarak değerlendirilmiştir. Başlangıçta yurtiçine girişte sıçrama tahtası rolü oynayan K. Irak, giderek örgütün hakimiyet ve iktidarlaşma sahası olarak rol oynamaya başlamıştır.

PKK terör örgütü mensupları ilk defa 1982 yılında K.Irak’a yerleşmişlerdir. K.Irak’a ve Iran sınırına yerleştirilmek üzere gruplar halinde Suriye üzerinden gönderilen PKK mensupları. IKDP (BKDP) kamplarının yanı başında veya IKDP’nin gösterdiği mıntıkalarda üslenmişlerdir.

Irak, Iran ve K.Irak’a yerleştirilen PKK militanlarının iaşeleri ilk etapta IKDP tarafından karşılanmıştır. Bölgeye yerleşen PKK mensuplarının evvela aldıkları talimat gereği araziyi tanıma ve keşif çalışmaları, daha sonra Türkiye sınırından sızarak Hakkari ve Şırnak’ın sınıra yakın köylerinde ilişki kurma çalışması yaptıkları tespit edilmiştir.

PKK mensupları, K.Irak’a yerleşirlerken daha ziyade sınıra yakın. Türkiye’ye geçişlere elverişli. Türkiye’den gelen kaçakçılarla kolay irtibat kurabilecekleri, zamanla IKDP’nin kontrolünü boşa çıkarabilecekleri yerleri tercih etmişlerdir. Bu nedenle zamanla IKDP ile aralarında sürtüşmeler meydana gelmeye başlamıştır. PKK, K.Irak’a yerleştikçe bağımsız harekete başlamış. IKDP’nin gösterdiği yerlerin dışında da kamplar oluşturmuşlardır. Nitekim kısa zamanda Türkiye-Irak sınırı boyunca hareket serbestisi, beslenme ve barınma imkanları elde etmişlerdir.

K.Irak’a yerleşen PKK, 1988-1991 yılları arasında meydana gelen göçler nedeniyle önemli avantajlar elde etmiştir. 1991 yılından sonra 36'ncı paralelin kuzeyinin güvenli bölge ilan edilmesinden sonra BKDP ve KYB gibi yerel otoriteleri aşmak için yoğun bir çaba içine girmiştir. PKK, 8-27 Ocak 1995 tarihinde gerçekleştirdiği V. Kongresinden sonra K. Irak’ın kendileri için temel ve vazgeçilmez bir faaliyet alanı olduğunu ilan etmişlerdir.

Örgüt, K.Irak’ta denetim bölgeleri oluşturmayı. bu bölgelere dayanarak direkt veya paravan örgütler vasıtasıyla yöre halkını kendi saflarına çekmeyi. yine paravan örgütler vasıtasıyla Federe Parlamento’da temsil edilmeyi, yandaş örgütler veya ittifak kurabileceği örgütlerle ulusal kongreyi oluşturmayı hedefleyerek bu yönde çaba sarf etmiştir.

V. kongreden sonra bölgede üslenme faaliyetlerini yoğunlaştıran örgüt, BKDP ve KYB’den sonra bölgede üçüncü güç, giderek bölgenin tek hakimi durumuna gelmek için yoğun çaba harcamıştır. Öte yandan KYB’nin PKK’ya destek vererek bölgedeki rakibi BKDP’nin etki alanını daraltmaya çalıştığı görülmüştür.

PKK, bir taraftan bölgenin etkili güçleri olan BKDP ve KYB’ni etkisizleştirmeye çalışırken, bir yandan da kolayca boyun eğdirebileceği küçük örgütlerle ittifaklar kurmuş tur.

Yine PKK’nın, BKDP ve KYB haricinde K.Irak’ta bulunan küçük örgütler ve gruplarla “Ulusal Demokratik Birlik” adı altında bir birlik oluşturması. bu bölgede kalıcı olmak istediğinin diğer bir göstergesidir.

İran: PKK, K.Irak’ta IKDP vasıtasıyla 1982 yılında yerleşmiştir. Ancak, zamanla IKDP’den bağımsız olarak İran Devrim Muhafızları ile irtibat kurarak IKDP’yi bertaraf etmeye çalışmıştır.

İran-PKK ilişkileri 1987 yılından itibaren hızla gelişmiş, 1993 yılında bir durgunluk dönemi geçirmiş, 1995 yılından itibaren yeniden gelişmiştir. Halen İran’da PKK’nın pek çok kamp ve barınak yeri ile Urumiye’de hastanesi bulunmaktadır. Örgüt Iran topraklarını aynı zamanda Ermenistan ve Azerbaycan gibi ülkelere geçiş için kullanmaktadır.

Libya: Libya-PKK ilişkileri 1982 yılından itibaren gelişmiştir.

PKK’nın Libya’da sürdürdüğü ilişki, işçiler arasında para. eleman kitle desteğini sağlamanın yanı sıra Libya’nın siyasi desteğini sağlama amacına yöneliktir.

   Avrupa ve Diğer Ülkeler

PKK, Avrupa sahasını “küçümsenemez bir mevzi” olarak değerlendirmiş ve alandaki faaliyetlere en az kırsal kesimdeki faaliyetler kadar önem vermiştir.

Bir taraftan SKP üyelerince diplomatik faaliyetler sürdürülürken, diğer yandan PKK’nın Kürt orijinli vatandaşlarımızın çoğunluğu tarafından desteklendiği imajını vermek için komiteleri organize etmesi sonucu çeşitli Avrupa ülkelerinde yürüyüşler, açlık grevleri, bildiri dağıtma, işgal, protesto eylemleri. toplantılar tertiplenmiştir. Ayrıca Avrupa’da yine eleman temini, maddi destek sağlama ve basın-yayın yoluyla propaganda faaliyetleri sürdürülmüştür.

MED-TV de Avrupa merkezli bir kuruluştur.

Batı Avrupa: PKK terör örgütünün Batı Avrupa’daki faaliyetlerini 1977 yılından başlatmak mümkündür. 1980 yılında her ne kadar bazı Merkez Komite üyeleri Batı Avrupa için görevlendirilmişlerse de, esas profesyonel düzeyde faaliyetler 1981 yılından itibaren yükseltilmiştir.

Terör örgütünün lideri Abdullah ÖCALAN, “Batı Avrupa alanında geniş imkanların olduğunu, özellikle bu alandaki örgüt kitlesinin davaya hizmet edebilecek sayıda ve nitelikte olduğunu, yine bu alanda demokratik kuruluşların çok olması nedeniyle kamuoyu oluşturma ve ilişkileri geliştirme yönünden de bu alanın önemli olduğunu” ifade etmiştir.

Son dönemde PKK, Batı Avrupa’yı sözde diplomatik faaliyetlerinin merkezi haline getirmek istemiş, bu amaçla eski DEP milletvekilleriyle bölücü kimlikli kişilerden SKP’yi oluşturmuştur.

Örgüt, Batı Avrupa’da çeşitli adlar altında oluşturduğu sözde sosyal ve kültürel amaçlı kuruluşlar vasıtasıyla mali destek ve kadro temini faaliyetleri yürütmüştür.

Terör örgütü, Batı Avrupa’da yerleşmiş bulunan Kürt orijinli vatandaşlarımızdan 40 bin- 50 bin kadarı ile irtibat kurmuştur. Bunlardan 4 bin veya 5 bin kadarı profesyonel kadro veya aktif sempatizan durumundadır.

Başta SKP olmak üzere, Yurtsever Aydınlar Birliği, Kürdistan Aleviler Birliği, Kürdistan İslami Hareketi gibi ERNK’nın yan kuruluşları Batı Avrupa’da üslenmişlerdir.

    Balkanlar

Terör örgüt PKK. başta Yunanistan olmak üzere Balkan ülkelerini yurtiçindeki metropol ve cephe faaliyetlerinin bir geri cephesi konumuna getirmiştir. Ancak, Yunanistan ve Balkanlardaki PKK faaliyetleri amaç ve nitelik bakımından farklılık arzetmektedir. Bu itibarla Balkanlar ve Yunanistan’ı ayrı ayrı değerlendirmektedir.

PKK, Romanya ve Bulgaristan’da. benzer amaçlarla faaliyet göstermektedir. Örgüt bu ülkelerdeki hükümet dışı güçlerin desteğinin yanı sıra yönetim zaafiyetinden istifade ederek bu iki ülkede oluşturduğu komiteler vasıtasıyla metropol bölgelerde kullanılacak silah ve mühimmatı temin ve aktarma çalışması yapmaktadır. Ayrıca. bu ülkelerde kurduğu irtibatlar vasıtasıyla elemanlarını yurtiçinden yurtdışına, yurtdışından yurtiçine geçişlerini temin etmektedir.

PKK, SKP üyelerini bu ülkelerdeki çeşitli çevreler nezdinde girişimlerde bulunmak ve altyapı oluşturmakla görevlendirmiştir. Yine örgüt. bu ülkelerde yerleşmiş bulunan elemanları vasıtasıyla eğitim ve lojistik destek faaliyetleri yürütmektedir. Örgüt Bulgar, Romen ve Sırp asıllı kişi ve kuruluşların gerek bölgesel gerekse uluslararası desteğini almaya çalışmıştır.

Yunanistan ve GKRK: Terör örgütü PKK 1981 yılından beri Yunanistan’ı kamp, eğitim, geçiş ve koordinasyon faaliyetleri yönünden kullanmaktadır. Resmi ve gayrı resmi Yunan çevrelerinden önemli ölçüde destek ve teşvik görmektedir.

PKK-Yunan işbirliği giderek alenileşmiştir. İktidardaki PASOK milletvekillerinin PKK’yı her yönüyle destekledikleri bütün kaynaklara yansımıştır. Bu destek aynı zamanda teşvike dönüşmüş ve Türkiye’de metropollerde yapılacak bütün eylemler Yunanistan’da organize edilmiştir.

Yunanistan’daki kamplarda bomba eğitimi gören PKK militanları, turistik bölgeler ve metropollerde eylem yapmak üzere Türkiye’ye sokulmuşlardır.

Yurtiçinden Avrupa alanına, Avrupa alanından yurtiçine eleman ve malzeme aktarımının büyük çoğunluğu legal ve illegal yollar kullanılmak suretiyle Yunanistan üzerinden yapılmıştır.

Kıbrıs Rum Kesimi’nden de PKK’ya büyük destek gelmiştir. Bu sahada PKK'nın  irtibat ve eğitim birimleri bulunmaktadır.

     Kafkasya

PKK, gerek Kafkasya ülkelerinde gerekse Rusya Parlamentosu’nda bu ülkelerin Türkiye ile olan çelişkilerini yakından izleyerek yararlanmayı hedeflediği gibi diğer cumhuriyetlerde bulunan Kürt orijinli kişilerin örgütlenmesine de çalışmıştır.

PKK’nın Rusya Parlamentosu ve BDT’deki faaliyetleri Ermenistan üzerinden Sovyetler Birliği döneminde başlamıştır. Örgüt Rusya’daki faaliyetlerini giderek yan resmi düzeye çıkarmaya çalışmaktadır.

PKK terör örgütü, Ermenistan’dan sağladığı barınma, kamp kurma, silah ve mühimmat desteğini giderek görünürde Karabağ’a dayandırmıştır. 


Önceki Sayfa  | Sonraki Sayfa
sayfa başı