|
4) PKK II. KONGRESİ VE
ALINAN KARARLAR
PKK’nın II. Kongresi İsrail’in
Lübnan’ı işgal etmesi olayının etkisiyle planlanandan birkaç ay öne alınarak
20-25.08.1982 tarihinde Suriye’nin Ürdün sınırına yakın ve FHKC (Filistin
Halk Kurtuluş Cephesi)’nin uhdesinde bulunan bir kampta yapılmıştır.
Abdullah ÖCALAN’ın başkanlığında
yapılan kongrede:
Yurtdışına bağlı olarak yürütülen
siyasi ve askeri faaliyetlerin gelinen aşama itibariyle asgari ölçüde tamamlandığı
belirtilmiş ve bu nedenle daha fazla beklemeden K.Irak’tan yurtiçine dönüşün
bir an önce başlatılması ve tamamlayıcı hazırlıkların K.Irak’ta ve yurtiçinde
sürdürülmesi karar olarak benimsenmiştir.
Yurtiçi faaliyetlerinin,
sınırdan iç kısımlara doğru keşif ve istihbarat kolları şeklinde ve azami
bir yıllık hazırlık süresini kapsayacak şekilde başlatılması ve böylece
1983 sonbaharında sözde gerilla faaliyetlerinin başlatılması karar altına
alınmıştır.
Avrupa faaliyetlerinin merkez
komite düzeyinde yeniden takviye edilmesi Libya’da bir temsilciliğin açılması
alınan diğer kararlar olmuştur.
20-25.08.1982 tarihinde gerçekleştirdikleri
II. Kongre’nin Suriye, Lübnan ve Avrupa ülkelerinde sürdürülen hazırlık
faaliyetlerini sonuçlandırarak K. Irak’a dayalı olarak yurt içinde silahlı
ve örgütsel faaliyetleri yeniden başlatmayı hedeflediği söylenebilir.
5) KUZEY
IRAK’TA OLUŞTURULAN KAMPLAR
Yurtiçine dönüş ve eylemlerin
başlatılması açısından Suriye sınırının aktif olarak kullanılması, Suriye
sınırının aktif olarak kullanılması, Suriye’nin geri cephe olarak değerlendirilmesi,
siyasi ve coğrafi açıdan sakıncalı görülerek K.Irak üzerinden yurtiçine
giriş yapılması kararlaştırılmıştırli Mehmet Celal rolsüz olması, Doğu
ve Güneydoğu Anadolu bölgesiyle coğrafi yönden bütünlük ve uygunluk arzetmesi,
sınır geçişleri açısından elverişli olması bu şekilde karar alınmasına
neden olmuştur.
Nitekim II. Kongrenin hemen
akabinde Lübnan’dan Suriye’ye geçirilen PKK mensupları hızla K.Irak’a aktarılmışlar
ve oluşturulan kamplarda yeni bir eğitim düzenine alınmışlardır.
K.Irak’ta sınır boylarında
bir yandan eğitim faaliyetleri sürdürülürken, diğer yandan da başlatılacak
olan sözde gerilla savaşının altyapısının hazırlanması amacıyla yurtiçi
hazırlıklarına yönelinmiştir.
K.Irak’tan yurtiçine yerleşme
faaliyetleri ilk etapta sınır boylarında Hakkari ve Şırnak kırsalında başlamış,
burada üslenmeden sonra giderek Van, Siirt, Bitlis, Muş, Bingöl, Diyarbakır.
Batman, Tunceli gibi bölgelere yayılmaya çalışmışlardır.
Aynı dönemde İran sınırı
içinde üslenen PKK grupları, Iran içerisinden de Kars. Ağrı bölgesine gruplar
göndermişlerdir. Yine bu dönemde Kamışlı üzerinden Mardin bölgesine, Halep
üzerinden Şanlıurfa civarına keşif istihbarat grupları gönderilmiştir.
Yurtiçine girişlerin devam
ettiği sırada Avrupa sorumlusu Çetin GÜNGÖR dönemin örgütlenme ve faaliyet
tarzı konusunda Abdullah ÖCALAN’a muhalefet etmiş ve düşüncelerini açıkça
dile getirmiş, akabinde de kaçarak izini kaybettirmiştir. Aynı düşünceleri
dile getiren Merkez Komite üyelerinden Resul ALTINOK, Abdullah ÖCALAN tarafından
bozgunculuk yaptığı gerekçesiyle tutuklattırılmıştır.
Mart-Nisan 1984 Kuzey
Irak Toprakları
Yurtiçinde: keşif, istihbarat
ve üslenme faaliyetlerinin uzun sürmesi üzerine Abdullah ÖCALAN sorumlu
elemanlara tehdit talimatları göndererek bir an önce harekete geçmelerini
istemiştir. Bu talimatlar doğrultusunda K.Irak Zap Vadisinde Mart-Nisan
1984 tarihinde bir dizi değerlendirme toplantısı yapılmıştır.
Duran KALKAN, Selahattin
ÇELİK, Mahsun KORKMAZ, Sabri OK, Halil ATAÇ, Ali ÖMÜRCAN, Abdullah EKİNCİ,
Halil KAYA gibi dönem üst düzey örgüt mensuplarının hazır bulunduğu toplantılarda,
Abdullah ÖCALAN’ın keşif ve istihbarat faaliyetlerinin uzatılması durumunda
örgüt içinde çözülmelerin meydana gelebileceği ve kendilerine ümit bağlayan
dostların zor duruma düşebileceği yolundaki kaygılarına, dikkat çekilerek,
silahlı mücadelenin bir an önce başlatılması kararlaştırılmıştır.
Abdullah ÖCALAN’ın talimatları
ile yine K.Irak’ta gerçekleştirilen toplantılarda çeşitli faaliyet alanları
ve sorumluluk bölgeleri belirlenmiş, bu bölgelere gönderilecek olan üst
düzey elemanlar ve savaşçı kadrolar tespit edilmiş, silahlı mücadelenin
başladığının, tıpkı PKK’nın ilanında olduğu gibi, sansasyonel bir eylemle
duyurulması ilke olarak benimsenmiştir.
Başlangıçta fikir olarak
var olan parti, cephe, ordu örgütlenmesinin ordu ayağının ön biçimi niteliğindeki
HRK’nin kurulması ve eylemlerin bu aparat adına yapılması alınan diğer
önemli bir karar olmuştur.
Öte yandan, Hakkari-Çukurca
Bölgesi. Eruh-Şırnak-Pervari Bölgesi, Van- Çatak Bölgesi, Şirvan-Bitlis
Bölgesi, Sason-Muş-Kulp Bölgesi, Ergani-Dicle Bölgesi, Lice-Genç-Bingöl
Bölgesi, Karakoçan- Karlıova-Kiğı-Varto Bölgesi, Tunceli Bölgesi ismiyle
faaliyet bölgeleri oluşturulmuştur. Ayrıca İran üzerinden Kars-Ağrı Bölgesi,
Suriye üzerinden Mardin Bölgesi, Gaziantep~Kahramanmaraş-Adıyaman Bölgesi
olmak üzere toplam 12 adet bölge oluşturulmuştur.
6) HRK
VE SİLAHLI PROPAGANDA EYLEMLERİ
I. Konferans ve II. Kongre
gibi toplantılarda silahlı mücadelenin başlatılması kararı alındıktan sonra
bu faaliyetlerin örgütlenme tarzı, yöntemi ve hedefi de belirlenmiştir.
Yöntem olarak silahlı propaganda
türü sansasyonel eylemleri benimseyen örgüt, eylem hedefleri olarak siyasi
parti başkanlarını, milletvekillerini, belediye başkanlarını, mülki idare
amirlerini, polis şeflerini, üst rütbeli subayları, aşiret ve kabile ileri
gelenlerini, toprak ağalarını, ihbarcı olarak ilan ettikleri vatandaşları,
jandarma ve polis karakollarını, kamu binalarını, elektrik ve telefon şebekelerini,
köprüleri. yolları, fabrika, işyeri ve mağazaları seçmiş, bu kişi ve kuruluşlara
yönelinmesini kararlaştırmıştır.
Silahlı propaganda eylemlerini
sürdürecek olan örgüt mensuplarının Silahlı Propaganda Birlikleri (Takımları),
Silahlı Propaganda Grupları (Mangaları) olarak teşkil edilmeleri öngörülmüştür.
Buna göre, merkezi düzeyde
oluşturulan 5 kişilik HRK Konseyi’ne bağlı olarak Eruh-Şırnak- Pervari
Bölgesinde Mahsun KORKMAZ liderliğinde 14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği
(Takımı), Hakkari-Çukurca-Şemdinli Bölgesinde Abdullah EKİNCİ liderliğinde
21 Mart Silahlı Propaganda Birliği, Van--Çatak Bölgesinde Ali OMURCAN liderliğinde
18 Mayıs Silahlı Propaganda Birliği oluşturulmuştur. Sayı yetersizliği
nedeniyle silahlı propaganda birlikleri oluşturulamayan yerlerde silahlı
propaganda grupları (mangaları) oluşturulmuştur.
Yapılan hazırlıklar ve alınan
kararların akabinde 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli Baskınları
gerçekleştirilerek PKK faaliyetlerinde II. Dönem olarak adlandırılabilecek
silahlı eylemler yeniden ve daha organizeli olarak başlatılmıştır.
Örgüt sansasyonel nitelikli
silahlı eylemleri başlatmakla bölge halkına örgütün varlığını ve gücünü
ispatlamayı, elemanlarına silahlı propagandanın etkili ve sonuç alıcı bir
yöntem olduğunu göstermeyi hedeflemiştir.
Öte yandan yurtiçinde silahlı
eylemlerin başlatılmasıyla birlikte o tarihe kadar örgüte muhalefet ettikleri
gerekçesiyle gözaltında bulundurulan ve aralarında Resul ALTINOK, Saime
AŞKIN, Suphi KARAKUŞ, gibi Merkez Komite üyelerinin de bulunduğu örgüt
mensupları diğerlerine gözdağı vermek için hain ilan edilerek K.Irak’ta
Suriye’de ve yurtiçinde işkence edilerek kurşuna dizilmişlerdir.
Yine örgütten kaçarak Avrupa’da
izini kaybettirmeye çalışan Çetin GÜNGÖR, Enver ATA gibi üst düzey örgüt
mensupları bu dönemde bulunarak öldürülmüşlerdir. Baki KARER, Metin GÖRGÖZE
ve İbrahim AYDIN gibi Merkez Komite üyeleri örgütten kaçtıktan sonra uzun
yıllar gizlenerek canlarını kurtarmışlardır.
7) PKK
III. KONGRESİ
III. Kongre 25-30 Ekim 1986
tarihinde Lübnan’da bulunan Helvi Kampında yapılmıştır. Abdullah ÖCALAN’ın
“savaşmıyorlar” gerekçesiyle üst düzeyde büyük tasfiyeler yaptığı bu kongre,
“kötü gidişi engelleme” kongresi olarak nitelendirilmiştir. 1985 yılında
başlayıp, 1986 yılında devam eden durgunluğun müsebbibi olarak gösterilen
üst düzey elemanlar çeşitli yöntemlerle tasfiye edilmişlerdir.
Tasfiye edilenlerin yerine
ileride büyük katliamlar gerçekleştiren ve yaşadıkları ve örgüt saflarında
kaldıkları sürece Abdullah ÖCALAN tarafından devamlı taltif edilen Halil
KAYA, Şah İsmail AL, Şemdin SAKIK, Nizamettin TAŞ, Halil ATAÇ, Haydar ALTUN,
Şahin BALIÇ, Cemil IŞIK, Şehmus YİĞİT, Müslüm DURGUN. Cihangir HAZIR getirilmişlerdir.
III. Kongre’de. silahlı grupların
bölgede tutunabildiği, önemli ölçüde kitle desteğinin sağlandığı, bazı
uluslararası çevrelerin açık desteğinin sağlandığı, örgütün kendisini Dünya
kamuoyuna tanıttığı değerlendirmeleri yapılarak örgüt mensupları motive
edilmiştir.
-PKK III. Kongresinde HRK’nin
lağvedilerek yerine ARGK (Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu}’nın kurulması,
imkanların elverdiği bölgelerde silahlı propaganda yerine sözde gerilla
faaliyetlerine yönelinmesi.
-ARGK’nın ihtiyaç duyduğu
personelin sözde Askerlik Yasası gereğince temini, Askerlik Yasasının çıkartılarak
ilanı ve akabinde uygulamaya konulması,
-Örgütün ilerlemesinin önünde
önemli bir engel olarak görülen GKK (Geçici Köy Korucuları)’nın kendilerinin
ve yakınlarının katledilmesi, evlerinin kundaklanması, mallarının yağmalanması
yöntemleriyle sindirilmeleri,
-Helvi Kampının adının Mahsun
Korkmaz Akademisi olarak değiştirilmesi ve bu kampın bir kadro okulu haline
getirilmesi,
-Yurtiçinde şehir ve kitle
faaliyetlerine daha fazla önem verilmesi, legal girişimlerin başlatılması
ve bu amaçla gerekli mekanizmaların işletilmesi,
-Başlıca faaliyet bölgelerinin
Botan, Mardin, Güneybatı Garzan, Orta (Amed), Kuzey (Dersim), Kars-Ağrı
(Serhat) Eyaletleri olarak tanzimi,
-HPP (Örgütiçi İstihbarat),
TEVSAL (Örgütdışı İstihbarat) birimlerinin oluşturulması,
-Cezaevlerinin daha aktif
hale getirilmesi çalışmalarının derhal başlatılması ve buna bağlı olarak
cezaevleriyle ilişkilerin merkezileştirilmesi ve örgütlü biçime kavuşturulması,
-Firar olaylarının organize
edilmesi, tahliye olanlarla ilişki kurulması,
Kararlaştırılmıştır.
PKK’nın III. Kongresinden
sonra başta Yunanistan olmak üzere bazı ülkelerin PKK’ya karşı ilgileri
artmaya başlamış ve örgütün bu çevrelerle ilişkisi ön plana çıkmıştır.
Suriye ve İran ise yarı gizli olarak sürdürdükleri desteklerini artırmışlardır.
Kongre kararları doğrultusunda
örgütün yurtiçi faaliyetleri tırmandırılmıştır. Nitekim 1987 yılı içerisinde
GKK’ların tasfiyesine yönelik Mardin, Şırnak, Siirt yöreleri başta olmak
üzere 15 ayrı toplu katliam gerçekleştirilmiştir.
Silahlı gruplar özellikle
Şırnak ve Hakkari Bölgesinde daha kalabalık gezerek pusu, mayınlama ve
benzeri eylemlerle güvenlik kuvvetlerine daha fazla zayiat verdirmeye çalışmışlardır.
Sözde Askerlik Yasası adı
altında alınan karar gereğince köy ve mezralar basılarak çok sayıda genç
zorla dağa kaldırılarak örgüte kazandırılmaya çalışılmıştır.
1988 yılına gelindiğinde
8 yıldan beri devam eden Iran-Irak Savaşının sonuna gelinmiş, bu arada
16 Mart 1988 tarihinde Irak, Kürtlerin yaşadığı Halepçe Kasabasına zehirli
bombalar atarak binlerce insanın öldüğü bir katliam gerçekleştirmiştir.
Bu katliamın dehşetiyle Irak Kürtlerinin bir kısmı İran sınırına yığılırken
bir kısmı da ülkemize sığınmıştır. Kürt sığınmacılarının yanlarında getirdikleri
silahların önemli bir bölümüne PKK, hudut boylarında el koymuş, ayrıca
sahipsiz kalan topraklarda üslenme imkanı elde etmiştir.
1988 yılı içinde meydana
gelen önemli bir olay da PKK Avrupa Sözcüsü Hüseyin YILDIRIM ile PKK liderinin
eşi Kesire ÖCALAN (YILDIRIM)’ın örgüt içinde meydana getirdikleri hizipleşme
olmuştur.
Hizip liderince yayınlanan
bildiride “örgüt lideri Abdullah ÖCALAN’ın etrafına topladığı bir grup
ile örgüt içinde terör estirdiği, kimseye söz hakkı tanımadığı, köy katliamlarının
emirlerini kendisinin vermesine rağmen bunu inkar ettiği, Suriye gibi askeri
bir diktatörlüğün hesabına çalıştığı, örgütün hedeflerinden giderek uzaklaşarak
Kürt Halkına ihanet ettiği” ifade edilmiştir. Abdullah ÖCALAN, Hüseyin
YILDIRIM ve arkadaşlarını “komplocu-ajan” olarak ilan ederek haklarında
ölüm fermanı çıkarmıştır. Hüseyin YILDIRIM’ın grubu PKK’dan kurtulabilmek
için devamlı saklanmak zorunda kalmıştır.
Yine bu dönemde Avrupa’da
cinayet ve tehdit olaylarının artması üzerine Alman Güvenlik Kuvvetleri
üst düzey PKK mensuplarına karşı 1987 yılı sonundan başlayarak bir dizi
operasyon gerçekleştirmiştir. Bu operasyon sonunda PKK’nın Avrupa biriminde
faaliyet gösteren ABBAS (K) Duran KALKAN, SELİM HOCA (K) Selahattin ÇELİK,
FUAT(K) Ali Haydar KAYTAN, GÖZLÜKLÜ CAFER(K) Ali ÇETİNER, ZEHRA (K) Maral
KİDİR, Oktay (K) Hasan Hayri GÜLER gibi örgüt mensupları tutuklanmıştır.
8) LEGAL
FAALİYETLER
Terör örgütü PKK’nın legalleşme
yolundaki ilk organize faaliyetleri 1988 yılından itibaren derneklere sızma
ve basın-yayın alanındaki çalışmalarıyla başlamıştır. Örgüt tarafından
yapılan bir değerlendirmede “kitle faaliyeti olmayan bir silahlı faaliyetin
yaşama şansı olamayacağından bahisle hızla kitle desteğinin sağlanması
amacıyla taktik çalışmaların başlatılması kararlaştırılmış ve legal zemindeki
faaliyetler bu kararın sonucu olarak tırmandırılmıştır.
Cezaevlerinde bulunan örgüt
mensupları çeşitli açlık grevleri ve ölüm oruçları gibi eylemlere yönlendirilerek
örgüt lehine bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır. Kürtçü sözde aydın
çevrelerle ilişkiler yoğunlaştırılmış ve bu çevreler PKK faaliyetlerine
dahil edilmiştir. Dernek, sendika gibi legal kitle kuruluşlarına örgüt
sempatizanları sızdırılarak, bu gibi kuruluşlar örgütün yuvası haline getirilmeye
çalışılmıştır.
Fransız İhtilali’nin 200
üncü yıldönümü nedeniyle Fransız Hükümeti’nin gerçekleştirdiği resmi kutlamalardan
başka 1989 yılı içerisinde aralıklı olarak sivil örgütlerce organize edilen
bir dizi etkinlikler yapılmıştır. Bu etkinliklerden birisi de Hak ve Özgürlükler
Vakfı ile Paris Kürt Enstitüsü’nün birlikte gerçekleştirdikleri “Paris
Kürt Konferansı” isimli etkinlik olmuştur. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı
François MITTERRAND ile eşi Daniella MITTERRAND’ın başkanlık yaptıkları
bu toplantıya birçok tanınmış Kürtçü ve bölücünün yanı sıra dönemin SHP
Milletvekilleri Ahmet TÜRK, Mahmut ALINAK, İsmail Hakkı ÖNAL, Adnan EKMEN,
Mehmet Ali EKMEN, Kenan SÖNMEZ. Salih SÜMER davetli olarak katılmışlardır.
Fransız Hükümeti’nin sözde
Kürt sorununa destek vermek amacıyla büyük ilgi duyduğu bu toplantı, PKK
lideri Abdullah ÖCALAN tarafından kendileri dışındaki Kürtçü örgütlerin
ön plana çıkarılmak istendiği düşüncesiyle boykot edilmiştir.
Paris’te gerçekleştirilen
ve ülkemizde yürütülen bölücü faaliyetlere meşru zemin hazırlamayı amaçlayan
bu toplantının daha gelişmişleri, ilerleyen zamanda Avrupa’nın Bonn, Stockholm
gibi merkezlerinde yapılmıştır. Hatta bu toplantılarda daha da ileriye
gidilerek genel bölücü harekete taktik, strateji ve yöntem belirlenmeye
çalışılmıştır. Günümüzde ise bu tür faaliyetlerin temeline PKK oturtulmuştur.
9) KIRSAL
KİTLELERİ PROVOKE ETME GAYRETLERİ
PKK terör örgütü gerçekleştirdiği
köy katliamları ile savunmasız halkı etkisi altına almış ve buradaki gençleri
saflarına katarken, diğer bireyleri milis, lojistik ve kurye faaliyetlerinde
kullanmıştır.
Evvelce kırsal kesimin bazı
alanlarında bulunan köy ve köy üst komiteleri bir araya getirilerek KOMA-GEL
(Halk Komitesi) adı altında yeni bir örgütlenme oluşturulmuştur. 1989 yılı
itibariyle oluşturulmuş bulunan bu KOMA-GEL’ler vasıtasıyla kırsal kesimde
bulunan bölge halkı ile güvenlik güçleri karşı karşıya getirilmeye çalışılmıştır.
Nitekim, Siirt. Mardin, Şırnak illerimizin kırsal kesiminde bulunan bölge
halkı, çeşitli nedenlerle zaman zaman güvenlik kuvvetleri ile karşı karşıya
getirilerek yasadışı gösterilere zorlanmıştır.
1989 yılında örgüt açısından
meydana gelen bir başka gelişme de, yerel seçimlerde PKK destekçilerinin
seçilmesi için çaba sarfedilmesidir. Ancak bu dönemde alınan güvenlik tedbirleri
nedeniyle örgüt kırsal kesimde fazla etkili olamamış ve dönem sonunda kış
bahanesiyle Suriye ve K.Irak’a çekilmek zorunda kalmıştır.
10) CİZRE~NUSAYBIN-SİLOPİ
OLAYLARI
Örgüt elemanları eylemleri
tırmandırmak amacıyla yurtiçine giriş yaptıkları sırada Mart 1980 tarihinde
çatışmada ölen bir grup örgüt mensubunun definleri sırasında önce Nusaybin’de
daha sonra Cizre ve Silopi’de gösteriler başlatmıştır.
Cenaze töreni sırasında önceden
yapılan altyapı hazırlıklarına da bağlı olarak kitleler yasadışı gösteriye
sürüklenmiştir. Meydana gelen kitlesel şiddet olayları anlık bir tepki
olmayıp. bu olaylar örgüt tarafından yıllarca önceden hazırlanan bir zemin
üzerinde ve bir takım sözde aydın-demokrat kişilerin devamlı istismarı
ve kışkırtması sonucu meydana gelmiştir.
11) PKK
II. KONFERANSI VE ALINAN KARARLAR
Mayıs 1990 tarihinde Lübnan’da
gerçekleştirilen II. Konferans, PKK terör örgütü açısından büyük önem arzetmektedir.
Konferansı önemli kılan esas
husus bu konferansın yurtiçinde yapılması planlanan ve PKK lideri Abdullah
ÖCALAN’ın da katılmayı düşündüğü PKK IV. Kongresi’nin bir nevi provası
olması ve hazırlıklarını içermesidir. Diğer taraftan PKK yanlısı kitlesel
gösterilerin yapıldığı günlerin hemen akabinde gerçekleştirilmesi bu konferansın
kitlesel boyutlu gösterilerin tırmandırılması gibi kararlara esas teşkil
etmesi, konferansın diğer önemli nitelikleridir.
Konferansta Nusaybin. Cizre,
Silopi olaylarının meydana getirdiği kargaşadan azami faydalar sağlayabilmek
için Abdullah ÖCALAN tarafından “Fırat-Dicle” Havzası olarak tabir olunan
bölgenin bir ayaklanma bölgesi haline getirilmesi için broşürler ve talimatlar
hazırlanmıştır,
Öte yandan bu konferansta
IV. Kongrede alınan kararlar arasında yer alan:
-Faaliyetlerin en üst seviyede
siyasi büro ve askeri komite şeklinde pratik olarak birbirinden ayrılması,
siyasi büronun cephe faaliyetlerinden sorumlu kılınması,
-Halk ayaklanmaları sürecine
gelindiği, kitlelerin buna göre örgütlendirilmesi, cephe örgütlenmesinin
bu ihtiyaca göre şekillendirilmesi,
-Basın-yayın faaliyetlerinin
geliştirilmesi ile her eyaletin bir yayın organı çıkartması.
-Legal kurum ve kuruluşlar
oluşturarak halk katmanlarının bunların etrafında bir araya getirilmesi,
-ERNK alt birimlerinin oluşturulmasıyla
bunların kitle içinde örgütlendirilmesi,
-Dini ve mezhepsel örgütlenmelere
ağırlık verilmesi, bu amaçlara uygun teşkilatların oluşturulması,
-Kültürel faaliyetler ve
Kürtçe’nin geliştirilmesi konusunda çalışmalar başlatılması,
-Ulusal Kongre ve Ulusal
Meclisin toplanması için hazırlık çalışmalarının sürdürülmesi.
-Silahlı faaliyetlerin giderek
kırda şehre doğru yayılması, silahlı birliklerin sayısının artırılması,
Yönünde kararlar alınmıştır.
Bu kararların alınmasının
ardından bölge şehirlerinde kitle gösterileri. kepenk ve kontak kapatma
eylemleri gündeme gelmiştir.
Önceki
Sayfa |
Sonraki
Sayfa
  |