Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Öcalan Olayı 
DAVA ANA SAYFA
İDDİANAME ANA SAYFA
SONRAKİ SAYFA
ÖNCEKİ SAYFA
İDDİANAME

12) IV. KONGRE VE ALINAN KARARLAR

IV. Kongre, Körfez Krizinin en kritik döneminde 26-31 Aralık 1990 tarihinde K.Irak'ın Haftanin bölgesinde yapılmıştır. Bu kongrede örgüt lideri Abdullah ÖCALAN hazır bulunmamıştır.

IV. kongrede kitlesel faaliyetler ile siyasal faaliyetlerin dayanışmasının sağlanarak, parça parça kurtarılmış alanlar oluşturulması yönünde kararlar alınmıştır.

Abdullah ÖCALAN bu kongreye katılmamış olmakla birlikte kongre kararlarına esas teşkil edecek talimat ve değerlendirmeleri kongreye katılacak olanlara ulaştırmıştır.

Örgütün Merkez Komite üyesi Mehmet Cahit ŞENER’in Divan Başkanlığında yapılan kongrede II. Konferansta alınan kararların benzerleri alınmıştır.

IV. Kongrede Sosyalist Blok’un dağılması neticesinde, dünya dengelerinde meydana gelen değişimlere bağlı olarak “Dünya İnsanlığının Durumu” başlığı altında klasik Marksizmden kaçış sayılabilecek bazı değerlendirmeler yapılmıştır.

IV.Kongre’de alınan en önemli karar sözde gerillanın yaygınlaştırılması, kararı olmuştur.
 

13) PKK VEJİN (DİRENİŞ)

Kongrenin bitiminde PKK-MK üyelerinden Ahmet (K) Mehmet Cahit ŞENER PKK-Irak, PKK-Suriye ilişkilerini ve Abdullah ÖCALAN’ın konumunu eleştirmesi nedeniyle hain ilan edilerek gözaltına alınmıştır. Ancak Mehmet Cahit ŞENER diğer MK üyelerinden Faik (K) Abdurrahman KAYIKÇI (HHP sorumlusu), Sabri BARAN (K) Cihangir HAZIR’ın (ARGK sorumlusu) yardımlarıyla kaçmayı başarmıştır.

Mehmet Cahit ŞENER’in örgütten kaçıştan bir müddet sonra örgüt içinde Abdullah ÖCALAN’ın diktatörlüğüne karşı PKK-Vejin kanadını oluşturması, Abdullah ÖCALAN’ın paniğe kapılmasına neden olmuş ve görevlendirilen örgüt elemanları Muhaberat ile işbirliği yaparak M.Cahit ŞENER’i Avrupa’ya kaçma hazırlığı içinde iken Suriye’nin Kamışlı şehrinde kıstırarak öldürmüşlerdir.
 

14) KÖRFEZ KRİZİNİN ÖRGÜTE SAĞLADIĞI FAYDALAR

Türkiye-İran ve Irak topraklarında aşiret ayaklanmaları. bölgesel isyanlar, silahlı çete faaliyetleri, legal ve illegal propaganda faaliyetleri şeklinde cereyan eden Kürtçü faaliyetler, uzun süre bölgesel, mevzii olmaktan ileri gidememiş ve bu durum Kürtçü organizasyonlarda handikap yaratmıştır.

Ancak, Körfez krizinin bitiminde K.Irak’ta meydana gelen değişmeler nedeniyle Kürtçülük sorunu, batılı devletlerin ve medyanın da çabalarıyla bir anda dünya gündemine girmiştir. Sözde Kürt sorunu böylece uluslararası bir boyut kazanmaya başlamıştır.

PKK böylece K.Irak’ın kuzey şeridinde İran’dan Suriye hududuna kadar olan bölgede oluşturduğu kamplarda elemanlarını mevzilendirerek serbestçe hareket etme imkanı aranmıştır.

PKK’nın diğer bir avantajı, elde ettiği silahlar olmuştur. 1988 yılından itibaren Irak istihbaratı ile ilişki sağlayan PKK, bu irtibatını Körfez Krizi esnasında devam ettirmiştir. Savaşın bitiminde kuzeyden çekilen Irak ordusu silahlarını PKK’ya terketmiştir. Ayrıca savaş sırasında ülkemize sığınan K.Irak’lılardan çok miktarda silah ve mühimmat gaspedilmiştir. Öte yandan 36'ncı paralelin kuzeyindeki toprakların Irak yönetimine kapatılarak, Kürtlerin sözde koruma altına alınması iradesini “bölgede bir Kürt devleti kurulmak istendiği” şeklinde değerlendiren PKK, diğer Kürt örgütlerinin önüne geçerek bölgede varlığını güçlendirmeye başlamıştır. Bu amaçla Haziran 1991 tarihinde PAK (Partiya Azadiya Kürdistan-Kürdistan Özgürlük Partisi) isimli paravan örgütü kurmuştur.
 

15) GENİŞ ÇAPLI SİLAHLI SALDIRILAR VE KİTLESEL GÖSTERİLER

PKK terör örgütü silah, mühimmat ve eleman yönünden gerekli yığınağı yaptığına inandıktan sonra yurtiçinde ve sınır ötesinde etkinlik sağlamak amacıyla geniş çaplı eylemler planlamıştır. 1991 yaz sonlarından itibaren başta Samanlı Karakolu olmak üzere pek çok sınır karakolumuza baskınlar düzenlenmiştir. Bu baskınlarda çok sayıda güvenlik görevlisi şehit olmakla birlikte örgüte ağır kayıplar verdirilmiştir.

Aynı zamanda yurtiçinde de silahlı eylemler ve kitlesel gösteriler yoğunlaştırılmıştır. Bir taraftan yerleşim birimlerine baskınlar yapılırken, bir taraftan da kepenk ve kontak kapatma eylemleriyle yürüyüşler düzenlenerek güvenlik kuvvetleri ile halk karşı karşıya getirilmeye çalışılmıştır.

Yine bu dönemde legal kuruluşlar içinde etkinlik sağlamaya yönelinmiştir. Nitekim, bu dönemde kurulmuş bulunan HEP (Halkın EMEK Partisi)’nin tüm yerel kuruluşları ele geçirilerek ve yönetimi denetim altına alınarak çeşitli siyasi çalışmalar bu parti vasıtasıyla yürütülmeye başlanmıştır. SHP listesinden aday gösterilecek olan HEP’liler PKK lideri Abdullah ÖCAI.AN’ın onayından geçmiştir. Böylece PKK ile ilişkili kişiler seçilerek Meclise girmiştir.
 

16) 1992 YILI PLANLARI

Terör örgütü PKK, 1991 yılında gerek yurtiçindeki ve gerekse K.Irak’taki faaliyetlerinde mesafe kaydetmesi üzerine 1992 yılında daha ileri adımlar atmaya ve böylece sözde kazançlarını kalıcı hale getirmeyi hedeflemiştir.

PKK lideri Abdullah ÖCALAN’ın belirlediği hedeflerin;

-Geniş ayaklanma başlatma,

-Kurtarılmış bölgeler yaratma,

-Ulusal Meclisi kurarak bir Savaş Hükümeti oluşturma,

Olduğu anlaşılmış, Abdullah ÖCALAN bu hedeflere yönelmekle bölücü terör faaliyetlerinde sıçrama yapmak istemiştir.

PKK lideri sanık Abdullah ÖCALAN, “Ayaklanma Taktiği Üzerine Tezler ve Görevlerimiz” isimli 1992 Ocak tarihli broşüründe “uluslararası ve bölgesel gerçekler artık Kürdistan devriminin tarihi ayaklanma önderliğini bize veriyor, bu önderliği bizim yürütmemiz gerektiği artık tartışma götürmez biçimde kendini ortaya koyuyor... Halkımız gerçekten ayaklanmak istiyor. Planlı ve örgütlü bir biçimde. başına büyük badireler getirmeyecek bir önderlikle ayaklanmak istiyor. Son iki yıllık deneyimler ve özellikle de son bir yıllık çarpıcı deneyimler tartışma götürmez bir gerçeklikle halkımızın büyük çoğunluğunu ayaklanmaya evet dediğini, onay verdiğini gösteriyor.’ Demek suretiyle bu yöndeki görüşlerini ifade etmiştir.

Abdullah ÖCALAN yine aynı broşüründe “mevcut uluslararası ortam emperyalizm tarafından kendi açısından kullanılmak istense de devrim lehine daha çok kullanılabilir. İlk defa bu düzeyde bir sömürgeci devletin (Türkiye kastediliyor) milli sınırlarının parçalanması vardır. Iran. Irak ve Suriye emperyalizmin Kürdistan etrafında örmek istediği tecrit çemberinin dışındadırlar. Ve bu çok önemli bir dış çerçevedir. Bu gün Iran üzerinden tecrit çemberinin kurulamaması, Irak üzerinde kurulamaması, bu çok önemlidir. Suriye üzerinden kurulamaması lehimize bir durumdur.

Ne anlama geliyor bütün bunlar? Çerçevenin çok olgun ve uygun bir durum arzettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Kürdistan tarihinde ilk defa böyle bir durum yakalıyor” şeklinde beyanlarıyla görüşlerini ifade etmiştir.

Örgüt yukarıda belirlenen hedeflere ulaşmak için Ocak 1992 tarihinden itibaren aktif çalışmalara başlamış. ancak ilk çıkışı 21 Mart 1992 tarihinde yapmayı kararlaştırmıştır. Örgüt halka yaptığı çağrıda “her ailenin bir silah edinmesi, silah alacak parası olmayanların silahlarının örgüt tarafından temin edileceğini, yine her ailenin evinin altına sığınak yapmasını ve sığınaklara uzun süre yetecek yiyecek stoklanmasını istemiştir.

1992 yılı hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için “ayaklanma komiteleri” oluşturulması da kararlaştırılmıştır. Örgüt mensupları. yöre halkına yönelik propaganda faaliyetleri sırasında “ayaklanma komiteleri”nde görev almaları veya bu komitelerin emirlerine uymaları yolunda uyarı niteliğinde tehdit edilmişlerdir.

Yine 1992 yılı başlarında Türk Solu olarak nitelendirilen yasadışı Marksist-Leninist örgütlerin tabanının PKK faaliyetlerine kanalize edilmesi için çalışmalar başlatılmıştır.

Bu düşünce gereği l992 Ocak-şubat ayında PKK içinde faaliyet gösteren Türk orijinli örgüt mensuplarının yönetiminde TDHP (Türkiye Devrimci Halk Partisi) kurulmuştur. Bu paravan kuruluş DHP (Devrimci Halk Partisi) adını almıştır. Abdullah ÖCALAN 1992 yılı hedefleri arasında DHP’ye önemli hedefler yüklemişse de bunda muvaffak olamamıştır.
 

17) 1992 YILI NEVRUZ OLAYLARI

PKK terör örgütü zora dayalı da olsa 1992 Nevruz Bayramı’nı vesile ederek bölge halkını genel bir ayaklanmaya yönlendirmeye çalışmıştır.

21 Mart Nevruz Bayramı nedeniyle yapacağı eylemlere karşı güvenlik kuvvetlerinin tedbirler geliştireceğini düşünen örgüt, güvenlik kuvvetlerini etkisiz hale getirebilmek için dış basının bölgeye gelmesi konusunda yoğun çaba harcamıştır. Ancak güvenlik kuvvetlerinin çabasıyla eylemler gelişmeden önlenmişse de Cizre, Şırnak. Nusaybin. Yüksekova gibi merkezlerde ölümle biten etkili kitle eylemleri gerçekleştirilmiştir.

PKK terör örgütünün büyük hazırlıklar yaparak 21 Mart 1992 tarihinde başlatmayı planladığı genel ayaklanmanın güvenlik kuvvetlerinin çabası ve bölge halkının sağduyulu yaklaşımlarıyla başarısızlıkla sonuçlanması PKK açısından sonun başlangıcı olmuştur.

Bu durumu değerlendiren PKK, elemanlarına cesaret ve moral verebilmek amacıyla 15 Ağustos olaylarının yıldönümünde Şırnak merkezini ele geçirmeyi ve böylece güçlü olduğu imajını yaratmayı planlamıştır. 15 Ağustos tarihinde güvenlik güçlerinin yoğun tedbirler alacağını düşünerek eylemi 18 Ağustos 1992 akşamı gerçekleştirmiştir. Çevre köylerden işbirlikçiler toplanarak Şırnak il merkezini birkaç koldan ateş altına almış, özellikle Tugay. Jandarma Alay Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü binalarını hedef almışsa da başarılı olamamıştır. Böylece PKK’nın ümit bağladığı 1992 yılı hedefleri de bertaraf edilmiştir.
 

18)  KUM (KURDİSTAN ULUSAL MECLİSİ)

PKK terör örgütü, mevcut potansiyeli kurumlaştırarak. iç ve dış kamuoyunu etkilemek amacıyla 1992 yılında Kürdistan Ulusal Meclisini kurmayı planlamıştır. Kum çalışmaları 1992 yılı sonlarında başlamışsa da 1992 yılında örgüte vurulan darbeler nedeniyle planlanan hedef gerçekleştirilememiş ancak. 1992 yılı sonlarında KUM üyeleri Avrupa’daki işbirlikçileri arasında yapılan bir sözde oylamayla seçilebilmiştir.
 
 

19) EKİM 1992 KUZEY IRAK HAREKATI

1992 yılının başından itibaren PKK’nın yurtiçindeki elemanlarına önemli ölçüde darbeler vurulmuşsa da K.Irak’taki üslerinden devamlı takviye alan örgüt, bu darbeleri telafi etme yoluna gitmiştir. Bunun üzerine Ekim 1992 tarihinde örgütün K.Irak’ta bulunan kamplarına önemli bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu harekat ile örgüte büyük kayıplar verdirilmiş ve böylece PKK’nın kurtarılmış bölgeler oluşturma teşebbüsü neticesiz bırakılmıştır.

Her ne kadar Abdullah ÖCALAN, harekatın başlangıcında “sınır üzerinde bir direniş hattı oluşturun” talimatı vermişse de kayıpların çoğalması üzerine talimatı geri almıştır.

1992 yılı sonlarına gelindiğinde PKK silahlı ve örgütsel bazda bir çıkmaza girmiştir. Bu durum örgüt içinde ciddi sorunların meydana gelmesine neden olmuş. 1992 yılı sonuna kadar yükselme trendi gösteren PKK faaliyetleri bu tarihten sonra sorunların çözülememesi nedeniyle evvela duraklama, bilahare gerileme sürecine girmiştir. PKK yönetimi 1992’yi 1993’e bağlayan kış aylarında yaptığı toplantılarda tıkanıklığın önüne geçmek için 1993 yılı başında yeni bir radikal çıkış kararı almıştır.

Yurt içinde silahlı faaliyetlerin yeniden tırmandırılması, kitlesel gösterilerin alabildiğine yaygınlaştırılması, K. Irak’ta kaybedilen alanların yeniden ele geçirilmesi Abdullah ÖCALAN tarafından belirlenen yeni hedefler olmuştur. 


Önceki Sayfa  | Sonraki Sayfa
sayfa başı