36) BARIŞ TRENİ, BARIŞ ŞENLİKLERİ
Terör Örgütü PKK 1997 yılı içerisinde yurtiçinde ve yurtdışında sözde
barış etkinlikleri organize etmeye çalışmıştır.
Bu faaliyetlerden en önemlisi, sözde Barış Terini organizasyonu olmuştur.
Önce İtalya-Türkiye arasında olması gereken barış treni projesi sonradan
“Brüksel-Diyarbakır”
hattı olarak değiştirilmiştir. Organizasyonun daha etkili olabilmesi için
Diyarbakır’a yarış gününün 1 Eylül 1997 (Dünya Barış Günü) olması kararlaştırılmıştır.
Ancak barış treni organizasyonundan istediği neticeyi alamayan örgüt,
bu defa Avrupa’nın çeşitli merkezilerinde yürüyüşler, toplantılar tertipleyerek
amacına ulaşmak istemiştir.
Bu amaçla, 06.09.1997 tarihinde Köln’de “V. Kürdistan Zafer Paneli”,
16.09.1997 tarihinde Köln’de “Barış Yürüyüşü”, 19.09.1997 tarihinde
Selanik’te “Kürt Halkı için Barış ve Dayanışma Festivali” adı altında
çeşitli gösteriler tertiplemiştir.
37) 1997 YILI SINIR ÖTESİ VE SİLAHLI FAALİYETLER
1997 yılında yurtiçinde silahlı ve kitlesel faaliyetlerde başarılı olamayan
PKK, tekrar K.lrak’a önem vererek bu bölgeyi sıçrama tahtası olarak kullanma
çabaları içine girmiştir.
1997 yılına “Fetih Yılı, Zafer Yılı, Final Yılı” sloganlarıyla
girilmiş ve kış döneminde K.Irak’tan ve Suriye’den ve yurtiçinden kadro
ve eğitim takviyesi yapılmış olmasına rağmen terör örgütü PKK Doğu ve Güneydoğu
Anadolu bölgemizde sürdürdüğü silahlı faaliyetlerinde başarılı olamamış
ve gerileme içinde olmuştur.
1997 yılında PKK, yurtiçi silahlı faaliyetlerini 4 saha ve 12 eyalet
tanzim ederek sürdürmüştür. Yıl sonu itibariyle yurtdışında 2400-2600,
yurtiçinde ise 2100-2300 örgüt mensubunun olduğu tespit edilmiştir. Bu
çabalarına rağmen terör örgütü yıl içinde girdiği çatışmalarda önemli ölçüde
kadro ve eleman kaybına uğramıştır.
38) KUZEY VE BATIYA AÇILIM FAALİYETLERİ
PKK terör örgütünün kurulması ile birlikte batıdaki yerleşim birimlerine
yönelik ve Kürt orijinli vatandaşlarımızı esas alan faaliyetleri başlamıştır.
Ancak, batının kırsal kesimindeki faaliyetlerinin 1996 yılı itibariyle
stratejik ve taktik değişikliklere bağlı olarak başladığı görülmüştür
Kırsal alanda PKK faaliyetlerinin dayandığı uç noktalar durumundaki
Kars, Erzincan, Erzurum, Tunceli, Kahramanmaraş. Gaziantep gibi alanlar
batılı bölgelerine açılımda dayanak noktası durumunda olmuşlardır.
Terör örgütü Karadeniz Bölgemizde cılız da olsa, “Pontusçuluk, Lazcılık,
Gürcücülük” faaliyetleri geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Aleviliğin
yaygınlık arz ettiği İç Anadolu Bölgesini mezhep çatışmalarının alanı haline
getirmek istemiştir. Ayrıca, Akdeniz Bölgemizde rnetropollerde bulunan
Kürt ve Arap nüfus üzerinde bölücü çalışmalar yapmıştır.
Karadeniz Bölgesinde 1997 yılı başı itibariyle bir takım eylemlerin
başlatılması, özellikle Tokat -Amasya Bölgesinde PKK-DHKP/C örgütlerinin
müşterek üslenme faaliyetleri, örgütün Karadeniz’e açılım planlarının 1996
yılında keşif, 1997 yılında ise üslenme ve eylem aşamasına geldiğini göstermiştir.
Öte yandan 1996 yılında Akdeniz Bölgesinde eylemlerini hızlandıran örgüt
mensupları üslendikleri Nurhak Dağlarından ve Toroslar üzerinden daha batıya
açılmanın planlarını yapmışlardır. Örgütün Toros-Akdeniz Bölgesi olarak
isimlendirdiği bu bölge Hatay gibi ilimizden başlayarak Muğla il hududuna
kadar uzanmaktadır. PKK bu bölgeyi sözde ikinci bir Botan yapmayı düşünmüştür.
Örgütün batıya açılım için üslenmeye çalıştığı Nurhak Dağlarıyla Toros
Dağlarının kesiştiği nokta, Adana, İçel. İskenderun, Hatay, Gaziantep ve
Adıyaman illerimizde bulunan ve büyük bir potansiyel teşkil eden Kürt orijinli
vatandaşlarımızı kontrol altında bulundurmaya elverişli stratejik bir noktadır.
39) PKK’NIN 1998 YILI HEDEF VE FAALİYETLERİ
PKK terör örgütü 1998 yılı itibariyle çeşitli eylem ve örgütlenme hedeflerini
belirlemiştir. Bu hedeflerin en önemlisi Kürdistan Ulusal Kongresinin toplanması
olmuştur. Ayrıca. K.Irak’ta etkili bir güç haline gelinmesi. yurtiçinde
etkili eylemler gerçekleştirilirken legal alandaki imkanların en üst seviyeye
çıkarılması hedeflenmiştir.
PKK terör örgütü. 1997 ve 1998 bahar aylarıyla birlikte üç ayrı koldan
Karadeniz’e açılım yapmak istemiştir. Tunceli-Erzincan üzerinden Giresun
ve Gümüşhane, Sivas üzerinden Tokat ve Ordu bölgelerine küçük gruplarla
açılını sağlanabilmiştir. 1998 yılı içerisinde Bingöl üzerinden hareket
eden 6’şar kişilik iki grup Erzurum-Bayburt kırsalı üzerinden Trabzon-Çaykara
ve Rize-İkizdere ilçelerine ulaşmışlarsa da bu gruplar imha olmuştur. Bu
dönemde Toroslara açılmaya büyük önem vermiş ve bazı bölgelerde örgüt militanları
üslenebilmiştir.
Örgütün silahlı faaliyetlerini bu alanlara kaydırmak amacıyla Hatay,
Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya, Sivas, Tokat ve Ordu ile Karadeniz’in
Artvin, Tokat ve Kastamonu hattını da açılımı koordine etme planları güncelliğini
sürdürmektedir.
Örgütün Karadeniz’e açılım planında TKP-ML/TİKKO ve TDP örgütleriyle
kurmuş olduğu ittifak, Sivas - Ordu -Tokat Bölgelerinde gerçekleştirilen
eylemlerle işler hale getirilmek istenmiştir. Abdullah ÖCALAN’ın gündemde
tutmaya çalıştığı “Türkiyelileşme” kavramına anılan alanlardaki
faaliyetlerle hayatiyet kazandırılmaya çalışılmıştır.
Türkiyelileşme kavramı örgüt tarafından;
-Mevcut silahlı güçlerin ülkemizin her yerinde faaliyete geçirilmesi,
-Diğer sol grupların PKK’ya, sol ideolojik temel üzerinde kanalize edilmesi,
-Silahlı faaliyet için yeterli potansiyeli bulunmayan sol grupların
PKK’nın kontrolünde bu faaliyetlere hazırlanmaları,
Şeklinde kullanılmaktadır.
Bölge halkına yönelik propaganda faaliyetlerinde ise Kürtçü bir örgüt
olarak değil, bütün Türkiye halklarının kurtuluşuna yönelik gerilla faaliyeti
olduğu söylemleri kullanılmıştır.
Örgütün teorik anlamda en üst karar organı olan ve periyodik olarak
dört yılda bir toplanan kongrelerden PKK VI. Kongresi hazırlıkları K.Irak’ta
yapılan toplantılarda sürdürülmüştür.
15-25 Mart 1998 tarihleri arasında ise Abdullah ÖCALAN sorumluluğunda
PKK V. Konferansı Suriye’de gerçekleştirilmiştir.
01.06.1998 tarihinde ise Avrupa alanında PKK, TKP-ML, TKP/KIVILCIM,
TKP-ML/KONFERANS, MLKP, DEV-SOL, DHP ve TDP örgütleri arasında
“Devrimci Birleşik Güçler Platformu” adı altında bir protokol imzalanmış
olup halen geçerliliğini muhafaza etmektedir.
Örgüt, 1998-1999 kış dönemini lojistik ve barınma için altyapı oluşturulması,
operasyonlarda yıpranan kadroların dinlendirilmesi ve eğitimi bahar ve
güz ayları için öngörülen faaliyetlerin planlanması, örgüt içi sorgulama
ve yargılama. kitleyle kopan bağların yeniden kurulması için yeni kanallar
açılması gibi hazırlık faaliyetleriyle geçirmiştir.
1998-1999 kış dönemine girilirken, geçmiş döneme göre faaliyetlerinde
belirgin bir gerileme görülmüştür. Örgütün eleman sayısı yurtiçinde 2250-2500,
yurtdışında ise 3000-3500 olarak tespit edilmiştir. Eylem gücü zaafa uğrayan
örgütü muhafaza edebilmek için 1999 yılı “İktidarlaşma ve Devletleşme”
Yılı
olacak gibi söylemlere yer verilmiştir.
40) VI. KONGRESİ VE ALINAN KARARLAR
PKK terör örgütü VI. Kongresini 1999 Ocak-Şubat döneminde K.Irak-İran
sınırında Kandil Dağları bölgesinde toplamıştır. Kongre sonrasında aşağıdaki
bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiri 05.03.1999 tarihli Özgür Politika isimli
dergide yayınlanmıştır.
Bu bildiride aynen:
Zafer Kongresi Uluslararası Komploya Yanıttır.
Emperyalizmin, siyonizmin ve Türk sömürgeciliğinin el ele vererek parti
önderimize yönelttikleri alçakça komplonun adım adım geliştirilip, uluslararası
korsanlık eylemine dönüştürüldüğü, partimizin ve halkımızın ise böyle vahşi
bir saldırganlığa karşı ise her şeyini ortaya koyarak direndiği bir ortamda
300’ü aşkın delegenin bütün mücadele sorunlarını gündemleştirdiği, kapsamlı
bir biçimde tartıştığı ve ayrıntılı çözümler üretip karar altına aldığı,
tarihi bir çalışma olarak başarıyla tamamlanmıştır.
VI. Kongrenin gerçekleştiği ortam partimiz ve halkımız için, parti önderliğimize
yönelik komplo çerçevesinde, düşman saldırılarının vahşi boyutlara ulaştığı.
oldukça zorlu ve acılı ama aynı zamanda büyük bilinç, öfke ve intikam ruhuyla
dolu bir süreç olmuştur. ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve Türk faşizminin
tüm uluslararası gerici güçleriyle, Kürt ihanetini de kullanarak gerçekleştirdiği
9 Ekim 1998 komplosu, hiçbir uluslararası hukuk kuralına, ahlak kuralına
ve insanlık ölçülerine bağlı kalmaksızın sürdürülmüş, parti önderliğimizin
yüksek öngörülü ve kararlı mücadelesine rağmen 15 Şubat 1999 günü korsanlık
eylemiyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır.
Parti önderimizin oldukça ölçülü olan mücadele çizgisi ve Kürt sorununa
siyasi çözüm bulma arayış ve çabasının böyle alçakça bir yöntemle karşılaşması,
tarihin oldukça derinlikli bir olayı olarak karşı karşıya olduğumuz düşman
gerçeğini, Kürt halkının haklarının karşısındaki dünya gerçeğini. ABD entrikacılığı
ile Avrupa iki yüzlülüğünü açıkça ortaya koymuştur.
ÖCALAN Yeniden Genel Başkan
VI. Kongremiz Başkan Abdullah ÖCALAN yoldaşı oybirliği ile yeniden alkışlar
arasında Genel Başkanlığa seçmiştir. Ayrıca yeterli sayı ve nitelikte bir
merkez yönetimi seçerek çalışmalarını tamamlamıştır. Yeni merkez komitemiz,
tüm parti, cephe ve ordu güçlerimizi, tüm parçalardaki yurtsever halkımızı
ve bütün dostlarımızı daha fazla birlik ve bütünlük içinde olmaya Başkan
APO’nun çizgisinde daha aktif ve kararlı mücadele etmeye çağırır.
Türk Egemenleri Uyarıyoruz
Türk egemenlere gelince, Başkan APO’yu da tarih boyunca katlettikleri
Kürt liderlerine benzetirlerse fena halde yanılırlar. Askeri, sivil tüm
T.C. yöneticilerini son kez uyarıyoruz. Önderliğimize yönelik mevcut uygulamalar
derhal durdurulmalı ve halkımızın temsilcisi olarak muhatap alınmalıdır.
Mevcut uygulamalar devam ederse bunu yapanlar da bizden benzer uygulamaları
göreceklerdir. Bu dünyada ya yanyana yaşam olacak ya da bize yaşam hakkı
vermek istemeyenlere, biz de yaşam hakkı vermeyeceğiz.
Başından beri parti önderliğimize karşı bu alçakça komployu başlatıp
planlayıp yürüten ABD ve İsrail, halkımızın düşmanlığını kazanmıştır. Yaptıklarının
karşılığını gelişen devrimci hamlemizde bulacaklardır. Yine bu insanlık
dışı komploya ortak ve alet olan tüm güçler yaptıklarını telafi etmedikleri
müddetçe hak ettikleri zarara uğrayacaklardır.
Gerilla Vazgeçilmez Yaşam Güvencemizdir
Partileşmeyle birlikte özellikle gerilla üzerinde yoğunlaşan VI. Kongremiz
savaşı ve ordulaşmayı geliştirmeyen, askerleşmeyi zayıflatan, gerillayı
marjinalleştiren, kendini nihai zafere kilitlemeyen koşullara uygun yaratıcı
bir taktik anlayışa ulaşmayan, gerilla tarzıyla çelişen, her türlü yaşam,
savaş ve komuta tarzını eleştirerek mahkum etmiştir. “Gerilla vazgeçilmez
yaşam güvencemizdir ve her şeyimiz gerilla ordumuzundur” şiarlarından
hareketle ARGK’nin devamlı büyütülmesini askeri eğitim ve gerillanın nitelik
bakımından geliştirilmesini, savaş tarzında kesin bir düzeltmeyi yaşayarak,
yaratıcı bir taktik uygulama içinde olunmasını ve bu temelde önümüzdeki
kongrede gerçek bir gerilla savaşının yürütülmesini gerekli ve mümkün görmüştür.
Özellikle partimize yönelen komploya karşı gerillanın gerçek bir APO’cu
fedai ruhuyla savaşarak başarıdan başarıya koşmasını, her türlü düşman
varlığını hedefleyerek, APO’cu vuruş tarzıyla yönelmesini. savaşı güneye
ve Türkiye’ye yayarak düşmanı tir tir titreten bir savaşla sömürgeci sistemi
felç edip askeri zafer yolunu açmasını zorunlu görerek ARGK’nin tüm komutan
ve savaşçılarını, ertelenemez tarihi görevimizi başarmaya çağırmıştır.
Parti VI ncı Kongresi, ilişki ve ittifak siyasetimiz doğrultusunda bir
diplomatik faaliyet yürütmeyi, bu çalışmalarındaki hata ve yetersizlikleri
de mutlaka aşmayı, başta Ortadoğu’nun ilerici güçleri olmak üzere dünyadaki
tüm sosyalist ve demokratik çevrelerle ilişki ve ittifak içinde olmayı
gerekli görmüştür. Özellikle Ortadoğu halkları, yeni dünya düzeni çerçevesinde,
kapsamlı bir emperyalist ve Siyonist saldırıyla karşı karşıyadır. Başkan
APO’ya yönelik komplo Ortadoğu gerçeğine yönelik bir komplodur. Başkan
APO’ya yönelen saldırı Ortadoğu halklarına yöneltilmiş saldırıdır. Bugün
bu gerçek daha net ortaya çıkmış bir durumdadır. Bu nedenle bu azgın ve
tehlikeli saldırganlığa karşı Ortadoğu halklarının ve tüm ilerici yurtsever
gençlerin birlik ve direniş içinde olmaları zorunludur. Böyle bir mücadeleyi
daha da geliştirme kararlılığında olan partimiz Ortadoğu'nun tüm halk güçlerini
ve tüm kardeş Müslümanları birlik ve ortak bir mücadele içinde olmaya çağırmaktadır.
Tüm Parti Militanları ve ARGK Savaşçıları
VI. Kongremizin kapsamlı değerlendirme ve kararları temelinde, zaferi
hedefleyen yeni bir sürece girmiş bulunuyoruz. Başkan APO, en son Kongreye
sunmuş olduğu raporunda bu yeni dönemin kapsamlı görevlerini ve görevleri
nasıl bir tarz ve tempoyla başaracağımızı ortaya koymuş, görevlerimizin
zaferi içerdiğini ve bunların APO’cu fedai ruhuyla başarılacağını açıkça
göstermiş ve hepimizi bu temelde görev başına çağırmıştır. Başkan APO,
baştan beri yürüttüğü çalışmalarıyla kendisini kapsamlı bir devrimci çizgi
haline getirmiştir. Önderlik çizgisini çoktan beri netleştirmiş, hepimizi
bu çizgi temelinde yaşamaya ve savaşmaya, bu çizginin koruyucusu ve uygulayıcısı
olmaya çağırmıştır. Şimdi bu çizginin gerekleri. Başkan APO’nun yolumuzu
aydınlatan tüm değerlendirme ve talimatları, hepimiz için her zaman ve
her koşul altında yerine getirilmesi gereken bir emir ve talimat durumundadır.
Bu temelde tüm kadro ve savaşçıların sağlam birer devrimci çizgi haline
gelmeleri, APO’cu çizginin sağlam birer savunucusu ve uygulayıcısı olmaları,
bütün görevlerin üzerine APO’cu fedai ruhuyla yürümeleri, parti birliğini
ve bütünlüğünü her zaman ve her yerde geliştirmeleri, partili olmanın zorunlu
gereğidir. İç ve dış düşmanlarımız bizi bu yoldan saptırmak için parti
birliğini ve örgütlülüğünü bozmak için Başkan APO’nun devrimci önder kişiliğini
zedelemek için her türlü oyuna başvuracak, her türlü çabayı harcayacaktır.
Partimizin tüm kadro ve savaşçıları, düşman gerçeğinin derin bilincinde
olarak her türlü düşman oyununa karşı uyanık davranmalı, özellikle parti
önderliğimiz adına düşman tarafından yapılabilecek yazılı ve sözlü açıklamaların
önderliğimizi ve bizi bağlamayacağını ve bunların düşmana ait olacağını
kesin bilmelidir. Bu temelde düşman oyunlarını boşa çıkararak parti birliğimizi
ve mücadelemizi geliştirmelidir. Bütün bunlar temelde tüm parti militanlarını
ARGK’nin tüm komutan ve savaşçılarını her türlü düşman oyununa karşı uyanık
olmaya, sağlam çizgi devrimcileri olarak önderlik çizgisinin başarılı savunucusu
ve uygulayıcısı haline gelmeye, parti birlik ve bütünlüğümüzü her şeyin
üstünde tutarak tamamen fedaileşmeye, dönemin devrimci görevlileri üzerine
kahraman şehitlerimizin komutası altında APO’cu fedai ruhuyla yürümeye,
ulusal kurtuluş için gelişen haklı mücadelemize başarıyla öncülük ederek,
zaferi mutlaka yakalamaya, her zaman ve her yerde Başkan APO’ya layık fedailer
olmaya çalışacağız.
Güney Kürdistan
VI. Kongremiz ulusal bütünlük çerçevesinde Kürdistan’ın bütün parçalarındaki
özgün durumları değerlendirmiş, bu noktada özellikle Güney Kürdistan üzerinde
durmuştur.
Bu alanı hem K.Irak’taki gelişmeler ve hem de yürüttüğümüz devrimci
çalışma ve savaş açısından yaklaşan kongremiz, alandaki istikrarsız ortam
ve değişim ihtimaline dikkat çekerek, örgütlenmeyi ve devrimin geliştirilmesini
gerekli görmüştür.
Bu temelde parti çizgimizi alanın koşullarında hayata geçirmek üzere,
alandaki tüm faaliyetleri “PKK başarır” adı altında yürütmeye karar
vermiştir. İki yıldır bu alanda yürüttüğümüz savaşın sonuçlarını da değerlendiren
kongremiz, bir yandan bu mücadelede belli düzeltme ve değişiklikler yapmayı
gerekli görürken, diğer yandan buradaki işbirlikçi ve hain güçleri parti
önderliğimize yönelen alçakça komplodaki önemli rollerine dikkat çekmiştir.
İşbirlikçiliğe ve ihanete karşı doğru tutumunu aktif bir şekilde sürdürürken,
ulusal çerçeveye giren güçleri de, ulusal birlik içinde toplamak için çalışmanın
önemini de vurgulamıştır.
YAJK
VI. Ulusal Kongremizin üzerinde yoğun olarak çalıştığı bir konu da ulusal
kadın hareketi olmuştur. Özellikle parti önderliğimizin yoğun çabaları
temelinde önemli bir gelişme düzeyine ulaşan ve mücadelede etkin rol oynayan
bu hareketi bir aşama daha ilerletmenin, örgütlülüğünü geliştirmenin sorunları
tartışılmış ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Parti ideolojimizin bu alan
özgünlüğünde partileştirilmesinin ve kadın kesiminin büyük devrimci potansiyelinin
örgüt ve eyleme dökülmesinin önümüzdeki dönem görevlerinin başarılmasında
büyük bir yer tutacağı sonucuna varılmıştır.
Anadolu Halk Kurtuluş Ordusu (AHKO) Kuruldu
VI. Kongremiz Türkiye devrimi ve demokrasisinin geliştirilmesi üzerinde
de her zamankinden fazla durmuştur. Ulusal kurtuluş hareketimizin ulaştığı
bu aşamada Türkiye devrim ve demokrasisi mücadelesini daha fazla geliştirmek,
sömürgeciliği kendi içinde zorlamak artık kesin bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu temelde Türkiye’deki somut durumu değerlendiren kongremiz, bir yandan
sömürgeciliğe ve faşizme karşı mücadele eden tüm güçleri her bakımdan destekler
ve ulusal güç birliğini antifaşist mücadele cephesini oluşturmaya çalışırken,
diğer yandan Türkiye halklarının örgütlülüğü ve eylemliliği için her türlü
çalışmayı bizzat yapmayı basta Karadeniz ve Akdeniz olmak üzere gerillayı
Türkiye’nin içlerine kadar yaymayı bu doğrultuda gelişen Anadolu Halk Kurtuluş
Ordusunu sürekli güçlendirmeyi gerekli görmüştür. Özellikle son komplo
temelinde T.C. kesin bir katliam ve soykırıma yönelirken böyle bir çalışma
büyük önem taşımaktadır. Bu temelde partimiz Türkiye’nin tüm devrimci ve
demokratik güçlerini, tüm emekçi Türkiye halklarını, parti önderliğimize
ve halkımıza yönelik komplolara karşı olmaya ve görevlerine sahip çıkmaya
çağırmaktadır. Türkiye’deki halkı unutmamalı ki, Kürdistan’da ve dünyada
Türkiye ve Türk halkı gerçeğine en yakın, en dost kişilik Başkan APO'dur.
Başkan APO, Kürdistan için çalıştığı kadar, Türkiye emekçi halkı için de
çalışmıştır. Ama, ne yazık ki, bu gün bu halkın en azından sessiz bakışları
altında katledilmek istenmektedir. Türkiye emekçileri böyle tarihsel bir
kara lekenin alınlarına sürülmesine müsaade etmemeli, kendileri için tarihteki
peygamberlere benzer bir rol üstlenmiş olan ve kurtuluşu müjdelemeye çalışan
bu kişiliğe kulak kabartmayı bilmelidir.
Başkan APO yaşam anlayışıyla evrenselleşmiştir.
Başkan APO’nun günümüz sosyalizmini ve insanlığın gerçek temsilcisi
olduğu gerçeğini vurgulayan kongremiz, bu çerçevede parti önderliğimizin
yaptığı çalışmaların sosyalist ve devrimci harekete önemli bir teorik ve
pratik katkı yaptığını emperyalist ve kapitalist sisteme karşı yeni bir
sosyalist yaşam ve mücadele sistemi oluşturarak tüm dünyayı etkiler duruma
ulaştığını ve böylece Başkan APO’nun devrimci sosyalist düşünce ve yaşam
anlayışını evrenselleştirdiğini tespit etmiştir. Bu nedenle Başkan APO’ya
yapılan saldırının uluslararası boyut taşıması ve hemen hemen tüm dünyayı
içine almış olması bir tesadüf değildir. Başkan APO’ya yapılan komplo ve
saldırı gerçekten dünya emekçilerine ve halkına yöneltilmiş bir saldırıdır.
Bugün bu gerçeği tüm insanlık daha iyi anlamaya ve bu çerçevede yiğit evladına
ve önderine sahip çıkmaya başlamıştır. Sosyalist kişiliğin önder temsilcisi
olan Başkan APO, onun gereklerini her koşul altında ve yaşamın her alanında
sonuna kadar militanca
yerine getirecektir. Başkan APO’nun ruhu ve düşüncesiyle donatılmış
olan partimiz de bu doğrultuda yürümeye, dünya sosyalist ve devrimci hareketinin
sağlam bir parçası olmaya devam edecektir. Bu temelde partimiz dünyanın
tüm sosyalist, devrimci ve demokratik güçlerini ana dil, insanca yaşam
ve insan haklarından yana olan tüm çevrelerini emperyalizme, faşizme ve
geriliciliğe karşı ortak mücadele etmeye, bu temelde yürütülen mücadeleyi
daha fazla birleştirmeye ve bu mücadelenin önder militanı olan Başkan APO’ya
sahip çıkmaya çağırır.
Yeniden Yapılanma
Kongre sürecine girerken, parti önderliğimizin geliştirdiği partimizin
yenilenmesi ve yeniden yapılanması yaklaşımı çerçevesinde parti sorunlarımızı
gündemleştirip tartışan VI. Kongremiz, sömürgeciliğin ve feodal komprador
sınıfın partimiz içindeki yansıması olan işbirlikçi çete çizgisiyle, bu
çizgiye zemin teşkil eden her türlü orta sınıf eğilimini ve ruh halini
kapsamlı bir biçimde değerlendirip mahkum etmiştir. Partileşmeyi, merkezileşmeyi
ve örgüt olmayı zayıf bırakan her türlü bireyi tutucu. tepkici. tasfiyeci
unsuru açığa çıkarıp eleştirerek, önderlik çizgisinde doğru örgüt ve yönetim
olmanın yolunu göstermiştir. Partiyle bütünleşememenin katılım tarzından
kaynaklandığını. kendini eğitmemeye, değiştirip dönüştürmemeye dayandığını
ortaya koyan VI. Kongremiz, her türlü parti dışılığı aşmak için tüm kadroları
önderlik çizgisine doğru bir tarzda yeniden katılmaya ve önderlik çizgisinde
sarsılmaz bir birlik oluşturmaya çağırmıştır.
Komplo, Partimiz ve Halkımızı Fedai Bir Güç Haline Getirmiştir
Parti önderliğimizi imha ederek, komployu sonuca götürmek isteyen uluslararası
düşman cephesinin kendisince büyük bir zafer kazandığını iddia etmesinin
aksine, vahşi komplo, partimizi ve halkımızı bütünüyle fedai güç haline
getirmiştir. Ulusal önder Başkan APO’nun şahsında partimizin ve halkımızın
varlığını ve geleceğini yok etmeyi amaçlayan bu insanlık dışı saldırganlığı
bütün yönleriyle değerlendirirken VI. Kongremiz hiçbir kural tanımayan
ve tam bir uluslararası terörizm örneği olan bu alçakça komploya karşı
partisel. kitlesel. tarihi ve örgütsel her alanda büyük bir zafer hamlesi
yürütmek kararlılığına ulaşmıştır. Devrimimizin bütün gücü seferber edilerek
her türlü mücadele yöntemiyle yürütülen bu devrimci hamlemiz, gerilla halk
eylemliliğini en üst düzeyde birleştirerek düşmanlarımızı kahreden, dostlarımıza
ise devamlı umut ve sevinç veren bir sonucu ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle
halkımızın celladı ve soykırımcı T.C.’nin sahte zafer çığlıkları ve yalana
dayalı propagandaları boşunadır. Türkiye’yi satma karşılığında ABD ve İsrail’in
yaptıklarına dayanan bu sahte zafer umutları partimizin ve halkımızın öfke
seli karşısında yok olup gidecektir.
VI. kongre çalışmalarımız bir zafer çalışmasıdır. Kongre kararlarımız
zafer yaratacak kadar sağlam ve kapsamlıdır. Partimiz kendi yönetimi etrafında
tam bir birlik ve bütünlük içindedir. Çalışmalarını tam bir seferberlik
ruhuyla, APO’nun fedai ruhuyla yürütmektedir. Düşman, Başkan APO’ya yönelttiği
komployla umutlarımızı kırmak ve bizi ezmek istiyor. Biz de APO’cu ruhuyla
gerçekleştirdiğimiz VI. Kongremizin yeşerttiği zafer umutlarıyla dolmuş
olarak düşmanı ezmeye yürüyoruz. Düşmanın Başkan APO’ya yönelttiği vahşi
saldırıya karşı devrimci hamlemiz her alanda büyüyor. Dört parça tüm halkımız
ayakta ve dostlarımızın çabaları bizimle, düşman oyunlarını bozarak Başkan
APO’yu ve Kürdistan’ın özgür kılana kadar bu devrimci hamlemiz sürecek.
Herkes kendini buna göre ayarlasın ve yürüsün. Gün mücadele günü, onur
günü, şeref günü, direnme günü, geleceğini yaratma günü. Herkes her gününü
buna göre anlamlı kılsın. Ruhuyla, beyniyle, elleriyle gücü neye yetiyorsa
onunla düşmana vursun. Bizi bu dünyada yaşatmak istemeyen düşmana biz de
bu dünyayı zindan edelim. Onun her parçasına her yerde vuralım. Partimizin
önderliğinde gerillamızın vuruşları altında halkımızın her ferdi böyle
yaparsa dünyayı düşmana zehir edip zaferi kazanacağımız kesindir. Bu temelde,
Kuzey Kürdistan’daki Türkiye metropollerindeki tüm halkımızı T C. sistemini
çökertmek üzere bir halk ayaklanması düzeyinde her türlü yöntemle mücadele
etmeye, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki ve yurtdışındaki halkımızı kitlesel
eylemliliği sürekli geliştirerek Başkan APO’ya ve Kuzey Kürdistan’daki
mücadelemize destek vermeye, yiğit Kürt gençliğini ise her alanda bu mücadelenin
kahramanca militanlığını yapmaya ve gerilla ordumuz ARGK saflarına katılmaya
çağırıyoruz.
Kürdistan Halkımızın Serhildan Dalgasını Selamlıyoruz.
Parti önderliğimize yönelen uluslararası komplo karşısında yıkılmaz
bir kale gibi büyük direnişe kalkan halkımızın yeni Serhildan dalgalarını
selamlayan kongremiz ne pahasına olursa olsun, bu Serhildanları kesintisiz
sürdürerek gerillayla birleştirip düşmanı yenecek bir düzeye yükseltmeyi
tarihi önemde görmüştür.
Bununla birlikte ulusal kurtuluş mücadelemizin geldiği düzeyin bir gereği
olarak parti önderliğimiz tarafından başlatılıp yürütülmüş olan devletleşme
yolundaki ulusal kurtuluş mücadelemizi aksatmadan geliştirmenin, ulusal
meclis ve ulusal kongre çalışmalarını ilerleterek ulusal birliği en üst
düzeyde yaratmanın öneminin altını çizmiştir.
Bu temelde ruhunu düşmana satmış olan bir avuç hain dışındaki tüm ulusal
yurtsever güçleri, Kürdistan’ın tüm parti, örgüt ve çevrelerini düşman
komplosu çerçevesindeki soykırımcı amacını ve yaşadığımız dönemin yakıcılığını
görerek her türlü ayrılığı ve küçük hesabı bir yana bırakıp, gerçek yurtseverlere
yakışır bir tutumla ulusal birlik ve devletleşme çabalarına aktif olarak
katılmaya çağırmıştır. Tüm bu güçleri “PKK dağıldı, bitti, bölündü”
gibi
düşman propagandaları karşısında aldanmamaları, bu konuda yanlış hesap
yapmamaları. yani PKK mirasına konmak, PKK’ya karşı düşmanla uzlaşmak gibi
umutsuz bir yola sapmamaları karşısında kesin olarak uyarmıştır...
Denilmektedir.
Bu bildiri metninde yer verilenler PKK’nın ve örgüt ileri gelenlerinin
örgüt içindeki konumlarını sergilemektedir.