41) ABDULLAH ÖCALAN’IN KAÇIŞ SERÜVENİ
Türkiye’nin Suriye’ye karşı uyguladığı kriz yönetimi baskısı üzerine
terör örgütünün başı olan Abdullah ÖCALAN, 9 Ekim 1998 günü Abdullah SARIKURT
adına düzenlenmiş sahte pasaportla ve havayoluyla Atina’ya geçmiştir. Yanında
PKK Yunanistan sorumlusu Rozerin (K) Ayfer KAYA olduğu halde Yunanistan
yetkilileriyle görüşen Abdullah ÖCALAN, aynı gün Moskova yakınlarında
bir yere gelmiştir. Burada Jerinovski’nin partisinden milletvekili olan
Mitrapano’nun tahsis ettiği evde 33 gün süreyle barınmıştır.
Rus Hükümeti’nin sıkıştırması üzerine yine aynı pasaport ile 12 aralık
1998 günü Roma’ya gelmiştir. Roma’ya gelişinde İtalyan milletvekili Mantovani
ile ERNK Roma Temsilcisi Ahmet YAMAN hazır bulunmuşlardır.
16 Ocak 1999 günü İtalyan Hükümeti’nin de isteği ile yanında Ahmet YAMAN
olduğu halde Rusya’ya gelmiştir. Rus Hükümeti’nin baskısı sonucu, 29 Ocak
1999 günü Rusya’dan Atina’ya geçmiştir.
Yunanistan yetkilileriyle görüştükten sonra 31 Ocak 1999-1 Şubat 1999
tarihleri günü ve gecesi evvela uçakla Belarus-Minsk havaalanına gelmiş,
aynı gün Atina’ya geri dönmüştür. Yine aynı gün Korfu Adası’na götürülüp
getirilmiştir.
2 Şubat 1999 günü Atina’dan Kenya’nm başkenti Nairobi’ye getirilmiş
ve Yunanistan Büyükelçiliği’ne yerleştirilmiştir. 15 Şubat 1999 günü Nairobi’de
Türk güvenlik kuvvetlerinin operasyonu sonucu yakalanmış ve Türkiye’ye
getirilerek İmralı Adası’nda gözetim altına alınmıştır.
42) HADEP-PKK İLİŞKİSİ
1994 yılında güvenlik kuvvetlerinin gerçekleştirdiği operasyonlarda
halk tabanını gittikçe kaybeden PKK terör örgütü, operasyonları durdurmak
amacıyla legal kuruluşları hareket geçirerek. özellikle dış çevrelerde
“operasyonların
halka karşı gerçekleştirildiği” propagandasını yapmak istemiştir. Legal
kuruluşların en etkilisi olanların başında siyasi partilerin geldiği şüphesizdir.
Bu nedenle DEP’in kapatılmasından hemen sonra HADEP (Halkın Demokrasi Partisi)
adı altında bir siyasi parti kurulmuştur.
Abdullah ÖCALAN’ın talimatları doğrultusunda HADEP’in ERNK (Kürdistan
Ulusal Kurtuluş Cephesi)’nin faaliyetlerini üstlenmesi kararlaştırılmıştır.
Bu tarihten sonra şehir faaliyetleri ERNK’nin yerine HADEP bünyesinde oluşturulan
“Halkla
İlgilenme Komiteleri, Tutuklu Aileleri ile İlgilenme Komiteleri, Gençlik
Komisyonları, Kadın Komisyonları’ kanalıyla yürütülmüştür. Böylece
HADEP kurulduğu tarihten itibaren PKK’nın illegal olarak sürdürdüğü cephe
faaliyetlerini sürdürmüş ve tamamen ERNK’nin rolünü üstlenmiştir.
HADEP bünyesinde oluşturulan komisyonlar toplumun çeşitli kesiminden
vatandaşları PKK yanlısı düşüncelere kanalize ettiği gibi HADEP il, ilçe
ve belde teşkilatlarında sürdürülen faaliyetlerle PKK’nın kırsal kesimine
çok sayıda eleman gönderilmiş ve örgüte lojistik destek sağlanmıştır.
PKK terör örgütü, “Kürt kültürel kimliğinin tanınması” amacına
yönelik olarak başlattığı süreçte HADEP’e PKK’yı aklama ve PKK’ya yasal
zemin hazırlama görevini yüklemiştir.
HADEP mensupları; demokratik kitle kuruluşları, marksist-leninist solun
yanı sıra sözde demokratik ve aydın çevreler nezdinde sürdürdükleri girişimlerde
Kürt kültürel kimliğinin tanınması şartıyla sözde barışın sağlanabileceğini
beyan etmişler ve kendilerine yüklenen misyon gereği bu beyanlarında ısrarlı
ve kararlı olmuşlardır. HADEP bu tarzda ve üslupla 1995 Aralık Genel Seçimlerine
girmiştir. PKK’nın yüklediği göreve uygun olarak önce medya ve sözde demokratik
çevrelerin en geniş desteğini sağlamak amacıyla kendilerine bir “Türkiye
Partisi” imajı uydurmaya çalışmıştır.
Bu maksatla da, geniş bir ittifak anlayışına girişmiştir. Yaptığı çalışmalar
sonucu marksist-leninist ağırlıklı SİP (Sosyalist İktidar Partisi), BSP
(Birleşik Sol Parti) bölücü P8K yanlısı DDP (Demokratik Değişim Partisi)
gibi legal partilerle “Emek, Barış Özgürlük Bloku” adı altında bir
ittifak gerçekleştirmişlerdir. Bölücü ve yasadışı KAWA, YEKBUN, RIZGARI
gibi örgütlerin de desteğini almıştır. HADEP bu ittifakı oluştururken kamuoyunda
isim yapmış bölücü, marksist-leninist kişilerle sözde demokratik aydın
ve ilericileri de bir araya getirmek istemiş, başarı da elde etmiştir.
Diğer taraftan kamuoyunun desteğini sağlamak amacıyla propaganda faaliyetlerinde
“barış
ve kardeşliğin tesis edileceği ve sözde ateşkesin sağlanacağı”
temalarına
büyük ağırlık vermiştir. Nitekim, HADEP seçim bildirgesinde ve propaganda
çalışmalarında “Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle, eşitlik ve özgürlük
temelinde demokratik çözümünü ve birlikteliğini savunur” şeklinde ifadelerle
amaçlarının bir an evvel barışın sağlanması olduğunu sık sık vurgulamıştır.
Böylece bir ay süren seçim çalışmaları sonucunda “HADEP’in güçlenmesi
ve sözde Kürt sorununda ön plana çıkması halinde PKK terörünün fonksiyonel
olmaktan çıkarılıp, geriletilebileceği” gibi bir imaj oluşmuş ve bu
imaj bir kısım medya ve sözde aydın tarafından kamuoyuna empoze edilmeye
çalışılmıştır.
Böyle bir imajın oluşması, PKK’nın HADEP’e yüklediği misyon ile çakışmış
ve PKK’nın dönem taktiğine hizmet etmiştir. Nitekim, PKK terör örgütü
“Devlet Kürt sorununun çözümünde bizimle pazarlık yapmıyorsa, legal zeminden
ayrılmayan ve yasalara saygılı olan HADEP ile yapsın” tarzındaki düşünceleri
zihinlerde uyandıracak beyanlarda bulunmuştur.
Diğer taraftan Abdullah ÖCALAN seçimlerde HADEP’i zor durumda bırakmamak
için 20 Aralık 1995 tarihinde sözde ikinci bir ateşkes ilan etmiştir.
23.06.1996 tarihinde yapılan II. HADEP Olağan Genel Kurulu’nda Türk
bayrağını indirerek yerine PKK terör örgütünün başı olan Abdullah ÖCALAN’ın
posteri ve PKK’yı simgeleyen bez parçasının asılması olayı yaşanmıştır.
Bu olay üzerine HADEP üst düzey yetkilileri gözaltına alınarak tutuklanmışlar,
Ankara 1 No’lu DGM’nde yapılan yargılanmaları sonucu çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.
Ancak bu karar Yargıtay’ca bozulmuştur.
HADEP yöneticileri ve PKK terör örgütünün üst düzey elemanları HADEP’in
kapatılması ihtimaline binaen DEHAP’ı kurmuşlardır. HADEP’in kapatılmasına
kesin gözüyle bakarak üst düzey PKK yöneticileri bütün kadroların DEHAP’a
geçmesi ve faaliyetlerinin DEHAP içinde yürütülmesi yönünde talimatlar
verilmiştir. Ancak Yargıtay’ın, HADEP yöneticilerinin mahkumiyetlerine
dair kararı bozması üzerine örgüt tekrar faaliyetlerinin HADEP bünyesinde
yürütülmesine karar vermiştir. Bunun üzerine il kongreleri yapılmıştır.
İl kongrelerine, il yönetimlerine PKK’nın güdümünde olan şahısların getirilmesine
özen gösterilmiştir.
1997 yılı sonları ve 1998 yılı başlarında HADEP teşkilatlarında yapılan
uygulamalarda hakkında Diyarbakır DGM’since verilmiş toplatma kararları
bulunan ve PKK propagandasını içeren takvimlerle örgütsel doküman ve yayınlar
ele geçmiştir.
1998 Şubat ayında Genel başkan Murat BOZLAK ile bazı merkez yöneticileri
tutuklanmışlardır. Açılan dava Ankara 2 Nolu DGM’de devam etmektedir. 1
Kasım 1998 yılında yapılan 3. Genel Kurul Toplantısında Genel Başkanlığa
yeniden Murat BOZLAIK seçilmiştir.
Soruşturma geçiren çok sayıda HADEP ve PKK mensubu ifadelerinde HADEP
il ve ilçe teşkilatlarında özellikle Kürt orijinli vatandaşlarımızı PKK’ya
kazandırma, PKK’nın kırsal kesimine silahlı mücadele yürütecek eleman gönderme
ve lojistik destek sağlama çalışmalarının yapıldığını ortaya kovmuşlardır.
HADEP il ve ilçe teşkilat binalarında muhtelif tarihlerde yapılan uygulamalarda
ele geçen muhtelif örgütsel doküman bu ifadeleri doğrulamakta ve HADEP-PKK
ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır.
9 Ekim 1998 tarihinden sonra terör örgütünün başının Surive’den çıkarılması
ile başlayan süreçte HADEP, Abdullah ÖCALAN’ı desteklemek amacıyla büyük
bir kampanya başlatmıştır. Bu meyanda HADEP Genel Başkanı Murat BOZLAK
15.11.1998 tarihli basın açıklamasında:
‘Resmi ideolojinin tek dil, tek kimlik, tek kültür biçiminde şekillenen
anlayışının dar kalıpları çerçevesinde kalınarak, bugüne değin Kürt sorununun
barışçıl, demokratik çözümü konusunda beklenen adımların atılamaması nedeniyle
insanlarımız büyük acılar, üzüntüler yaşadılar. İnsan hakları ihlalleri
durmak bilmedi, demokratikleşme sağlanamadı, ciddi boyutta ekonomik çöküntü
yaşandı, çeteleşme hızla yayıldı.
Bu tablo, bir avuç rantçının dışındaki bütün insanlarımızı etkilemiş,
içte ve dışta karşı karşıya kalınan bütün olumsuzlukların kaynağı olmuştur.
Başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerinin, Kürt sorununun demokratik
barışçıl çözümü konusunda dostane istemleri yanlış değerlendirilmiş ve
hep geri çevrilmiştir.
PKK Genel Başkanı Abdullah ÖCALAN’ın İtalya’ya gidişi ile birlikte
yeni ve önemli bir gelişme meydana gelmiştir.
Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü konusundaki istemini
devamlı dile getiren İtalya’nın barışa hizmet etmeyecek, yeni acı ve üzüntülere
sebebiyet verecek bir karara imza atması beklenmemelidir”
denilmektedir.
HADEP Kadıköy ilçe örgütünün 17.11.1998 tarihli basın açıklamasında;
“Cumhuriyetin 75 inci yılı Kürt halkı açısından sadece zulüm demektir,
vahşet demektir. Resmi ideolojiye bağlı olarak geliştirilen inkar politikaları
ve soykırıma varan şiddet uygulamaları sonucunda insanlık 75 yıl boyunca
büyük bir tedirginlik yaşamış ve halen daha yaşamaktadır... ABD, İsrail,
Türkiye ittifakı bölge halkını savaşa sürüklemeye çalışmıştır. Kürt halkına
ve önderliğine karşı uluslararası komplo bu bağlamda gelişmiştir. Son olarak,
PKK Genel Başkanı Abdullah ÖCALAN’ın İtalya’ya gitmesi Kürt sorununun siyasi
çözümü açısından yeni bir sürecin başlangıcı olmuştur. Kürt sorununda 75
yıllık devlet politikası bu gün iflas etmiştir. Şiddet politikalarının
çözüm olmadığı artık kabul edilmeli, sorunun çözümü demokratik siyasi çözümde
aranmalıdır. İtalya’nın verdiği karar burada önem taşımaktadır. HADEP olarak
beklediğimiz, İtalyan Hükümeti’nin vereceği kararın barışa ve çözüme katkı
sunmasıdır” denilmiştir.
Ayrıca HADEP’in:
-Ankara İl ve Çankaya İlçe Teşkilatının ''kamuoyuna” başlıklı,
-İstanbul İl örgütünün 18.11.1998 ve 23.11.1998 tarihli,
-Van İl teşkilatlarının “kamuoyuna” başlıklı,
-Parti Meclis üyesi Abdullah AKIN ile Merkez Kadın Komisyonu imzalı,
-Genel Merkezinin 06.12. 1998 tarihli ve “kamuoyuna” başlıklı,
Basına yapılan açıklamaları ile dosya içinde yer alan diğer basın açıklamalarının
tamamı aynı mahiyettedir. Ayrıca HADEP Genel Başkanı Murat BOZLAK’ın basın
açıklaması da örgütün başı Abdullah ÖCALAN’a destek verilmek amacıyla kaleme
alınmışlardır.
Nihayet terör örgütünün başı Abdullah ÖCALAN, 22.02.1999 tarihli Savcılık
ifadesinde bu konuda şunları söylemektedir:
“...HEP ile SHP’nin ittifak yaparak seçimlere girmelerini fikren destekledim.
Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet halk Partisi’nin mirasının almıştır. SHP
en köklü partilerden biridir. Kürt sorununu bu parti çözebilir diye düşündüm.
Esasen SHP’nin de Kürt sorunu ile ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple
SHP ile HEP’in ittifak yapmalarını istedim. İttifak ortamının hazırlanması
için çaba sarfettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının
bir kısmını tanımamakla birlikte adayların seçiminde etkili oldum. Seçilenlerin
adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir AYDAR, Ahmet TURK, Hatip
DİCLE, Leyla ZANA, Sedat YURTTAŞ, Sırrı SAKIK ile görüştüm. Yüz yüze görüştüklerim
arasında Zübeyir AYDAR, Ahmet TÜRK, Leyla ZANA, Sedat YURTTAŞ vardır. Diğer
milletvekilleriyle telefonla görüştüm. Görüşmeler, Suriye ve Lübnan’daki
evimde olmuştur.
Birinci Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de
meclise kendi kıyafetleri ile gelmişlerdi ve kendi dilleriyle konuşuyorlardı.
Esasen bunların çoğu Türkçe’yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine
meclise kendi kıyafetlerinizle geleceksiniz, mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz,
yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim.
...23.06. 1996 tarihinde yapıları HADEP Kurultayında Türk Bayrağının
indirilmesi olayı tamamen HADEP’in bir gafıdır. Olaydan birkaç gün sonra
MED-TV’de yaptığım konuşmada bu olayın yanlış olduğunu ortaya koydum.
HADEP bünyesinde yurtiçinde oluşturulan Gençlik ve Kadın Komisyonlarında
yapılan eğitim çalışmalarıyla Romanya ve Moldovya gibi ülkelerde yapılan
eğitim çalışmaları tamamen benim perspektifime ve görüşlerime uygun olarak
yapılan çalışmalardır. Ben kendilerine “buraya PKK ideolojisini taşıyamazsınız,
siyasal ve yasal gerçeklere uygun bir eğitim yaparak bilinçlenmeyi sağlayacaksınız”
diyordum.
Romanya ve Moldovya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmalarında yetişen
müdahaleci grupların HADEP faaliyetlerinde ve icraatında söz sahibi olduğu
doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya’daki eğitim çalışmalarını
Mehmet Hoca (K) Cevat SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve
talimatlarımı alırdı.
HADEP il ve ilçe teşkilatlarında, gerek yurtdışındaki kamplara, gerekse
kırsal alana eleman gönderme faaliyetlerinin yapıldığı doğrudur. Ancak
ben kendilerine, bu işin yasal parti olmaları nedeniyle, kendilerine zarar
vereceğini, faaliyetlerinin yanlış olduğunu belirtiyordum. HADEP’in kuruluşu
sırasında Avrupa teşkilatımız vasıtasıyla para yardımı yaptık. Zannederim
bu yardım 200 bin Mark civarında idi.
Halen cezaevinde tutuklu olarak bulunan Sabri OK’un HADEP’lilere talimat
verdiği doğrudur. Üst düzey kararları da vermektedir. Ancak benim demek
istediğim şudur. Ben esasen bir siyasi kanal arayışı içindeyim. Fakat HADEP’linin
yasal gerçekler karşısında kendini PKK militanı gibi görmesi ve göstermesi
doğru değildir.
18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak Milletvekili Genel Seçimleri dolayısıyla
benden CHP veya DTP ile ittifak yapılıp yapılmayacağı konusunda Avrupa’daki
görevlimiz Şahin (K) Ferhat Abdi ŞAHİN vasıtasıyla görüş soruldu. Ben de,
her iki parti için yapılacak ittifak için olumlu görüş belirttim.
Şeklindeki sözleri konuya açıklık getirmektedir.
Görüldüğü gibi yüzlerce örgüt ve HADEP mensubunun ifadeleri, HADEP il
ve ilçe teşkilatlarında yapılan aramalarda ele geçen doküman, HADEP üst
düzey yetkililerinin beyanları, Abdullah ÖCALAN’ın Suriye’den çıkarılmasından
sonra destek amacıyla HADEP tarafından organize edilen eylemler, Abdullah
ÖCALAN’ın ifadesi birbirlerini doğrulmakta olup, HADEP’in, PKK terör örgütünün
legal görünüşlü uzantısı, ERNK yerine yurtiçinde faaliyet gösteren ve ERNK’nın
fonksiyonlarını ifa eden bir kuruluş olduğunu ve PKK terör örgütünün asker
alma daireleri gibi çalıştığını ispatlamaktadır.
43) MED/TV- PKK İLİŞKİSİ
Terör örgütü PKK’nın III. Konferansı’nda (5-15 Mart 1994) almış olduğu
kararlar doğrultusunda, Kürt orijinli bir İngiliz vatandaşı tarafından
İngiltere’de kurulmuş, 30.03.1995 tarihinde yayına başlamıştır.
Terör örgütünün başı Abdullah ÖCALAN, 1995 tarihinde örgüt mensuplarına
verdiği talimatta;
MED -TV yayınlarında Türkiye aleyhinde propaganda malzemesi yapabilmek
amacıyla, kırsal kesimde bulunan örgüt mensuplarının ellerindeki dokümanları
derlemelerini, ayrıca bilgi, belge ve doküman temin ederek örgütün Avrupa
alanına aktarmalarını istemiştir.
MED-TV’ye yayın lisansı Mart 1995 tarihinde İngiltere Bağımsız Televizyon
Komisyonu ITC (Independent Television Commision) tarafından verilmiştir.
MED-TV yanları ilk kez İngiltere’den Starbird adlı bir yayın kuruluşunun
yer istasyonundan merkezi Paris’te bulunan Eutelsat uydusu aracılığı ile
yapılmaya başlanmıştır.
Starbird adlı kuruluşun, MED-TV yayını konusunda Fransız Telecom Şirketi
ile bir yıllık sözleşme yaptığı, bu iş için daha önce Fransız Telecom’a
tahsis edilen Eutelsat uydusunun 37 nci transponderin PKK güdümünde faaliyet
gösteren Belçika LBO Şirketi tarafından kiralandığı ve (l-F2 10 derece
doğu) kanalını kullandığı öğrenilmiştir.
LBO isimli Belçika Şirketi MED-TV yayınları konusunda. Fransız Telecom
İdaresi ile yaptığı bir yıllık transponder kiralamasına ilişkin sözleşmeyi
31 Mart 1996 tarihinde feshetmesi üzerine, MED-TV yayın saatleri süresince,
Fransız Eutelsat uydusunda bulunan söz konusu transponderi. Portekiz Televizyon
İdaresi kiralamış ve PKK’nın paravan kuruluşu durumundaki LBO şirketi Portekiz
Televizyon İdaresi ile anlaşmış ve MED-TV yayınları aynı frekans üzerinden
yayın yapma imkanına kavuşmuştur.
MED-TV’nin birçok programları Brüksel’de Little Bil One (LBO) adlı şirketin
Denderleuw Kasabasındaki stüdyolarından izinsiz olarak yapılmaya başlanmıştır.
Yapılan bu programlar Belçika’lı VTY isimli bir şirket aracılığıyla şifreli
olarak Alman Koperikus uydusundan Belçika’dan Londra’ya aktarılmıştır.
Ağustos 1996 tarihinden itibaren Intelsat, Eutelsat ve Eutelsat-II,
Hotbird-4 uydusundan Polonya ve Slovakya gibi şirketlerin transponderleri
ile bahse konu yayınlar sürdürülmektedir.
Kurulduğu tarihten itibaren MED-TV’nin düzenlediği panel, haberler,
söyleşi, Kürsiya Gel (Halk Kürsüsü) gibi programlarda PKK terör örgütünün
propagandası yapılmış, başta Abdullah ÖCALAN olmak üzere birçok üst düzey
örgüt mensubu ile telefonla canlı bağlantı kurulmuştur.
MED-TV’nin Finansmanı
MED-TV’nin ticari olarak temsiline dönük olarak 27.04.1995 tarihinde
Brüksel’de Roj adlı bir şirket kurulmuştur.
Kürt Vakfı: 10.01.1997 tarihinde MED-TV’ye gelir sağlamak amacıyla
örgüt mensupları tarafından Kürt Vakfı adıyla İngiltere’de bir banka hesabı
açtırılmış ve bu vakfa bağış yapılması için örgüt yayın organlarında propaganda
içerikli yazılar yazılmıştır.
Dayanışma Vakfı: Örgütün yasadışı yollardan elde ettiği ve aklamakta
güçlük çektiği paralar için MED-TV'ye yardım adı altında karapara aklama
operasyonu başlattığı, bunun için İsveç merkez olmak üzere İsveç Posta
nezdindeki hesaba MED-TV’ye dayanışma adı altında karapara aktarılmıştır.
Temmuz 1998 tarihinde MED-TV’nin yayın politikası ve yönetim biçimi
örgüt üst yönetimi tarafından beğenilmemiş, bu alanda faaliyet gösteren
örgüt mensupları örgütün elebaşısı Abdullah ÖCALAN tarafından sorguya tabi
tutularak, MED-TV yönetiminin yeniden oluşturulması yoluna gidilmiştir.
Buna göre yeni yönetimde yer alan örgüt mensuplarının çoğunluğu Avrupa
alanından örgüte katılan kimselerden oluşmuştur. Keza, TV Stüdyosunda yer
alan bayan görevlileri tamamen PKK’nın sözde kadın ordulaşması olarak kurduğu
YAJK (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) mensuplarından seçmiştir.
Terör örgütü PKK’nın başı Abdullah ÖCALAN Roma’da yakalanmasından sonra
bu ülkede siyasi statü kazanabilmesi için propaganda faaliyetleri yoğunlaştırılmıştır.
Bu amaçla PKK örgütünün görsel yayın organı olan MED--TV’de. İtalya’da
örgüt mensuplarının yaptıkları gösterileri naklen vermiş. yurtiçinde gerçekleştirilen
cezaevi eylemleriyle HADEP yöneticilerinin beyanlarını ve kitlesel gösterileri
abartılı olarak aktarmıştır. PKK örgütünün kırsal kesiminde bulunan örgüt
mensuplarıyla canlı telefon bağlantıları kurarak örgüte yardım eden kişilerin
demoralize olmalarını önlemek istemiştir. Abdullah ÖCALAN'ın İtalya’ya
gelmesinden itibaren MED-TV, Avrupa kamuoyunu etkilemek amacıyla propagandaya
başlamış, özellikle sözde Kürt olduklarından dolayı Türkiye’de kötü muameleye
maruz bırakılan kişilerle röportajlar yapmıştır.
Abdullah ÖCALAN’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinden sonra
MED-TV yayınlarını aralıksız 24 saate çıkarmıştır. PKK mensup ve yandaşlarını
eylemlere yönelten kışkırtıcı yayınlara ağırlık vermiştir. Her akşam düzenlenen
panel programlarında Abdullah ÖCALAN’a destek amacıyla kamuoyu oluşturulmaya
çalışılmıştır. Ayrıca üst düzey örgüt mensuplarının da, MED-TV aracılığıyla
örgüt mensuplarını kitlesel şiddet eylemlerine yöneltme çalışmaları devam
etmiştir.
Abdullah ÖCALAN’ın yakalanmasından sonra 17.02.1999 tarihinde Almanya’da
PKK yandaşlarınca gerçekleştirilen gösteriler MED-TV’de canlı olarak yayınlanmış
ve bu yayın sırasında MED-TV programcıları, göstericileri, Abdullah ÖCALAN’ı
ve PKK örgütünü destekleyen konuşmalar ve yorumlara yer verilmiştir.
MED-TV’de yayınlanan 02.03.1996 tarihli Halk Meclisi Programında PKK
merkez komitesi üyesi Osman ÖCALAN ile canlı telefon bağlantısı kurulmuştur.
Osman ÖCALAN bu telefon bağlantısında şunları söylemiştir:
''...Şu anda kurtuluş savaşımızı, bir Halk ayaklanması, ikincisi
yetkinleşen, pekleşen, sağlamlaşan gerilla ve bunun yanı sıra da özellikle
Kürdistan gençliğinin, Kürdistan’in belli başlı kesimlerinde ve Türkiye’nin
metropollerinde gerçekleştirdiği intikam eylemleriyle fedailik savaş süreci
başlamıştır. Yani fedailik olayı yeni bir olaydır. Bu temelde hem halkımız
hem de gerilla güçlerimiz fedailik eylemini devreye sokacaklardır. Klasik
gerilla savaşı fedailik ve halk ayaklanması üçlüsü temelinde Kürdistan
devriminin yeni aşamaya girdiğini, Türk Devleti’nin büyük bir bozgunla
karşı karşıya olduğunu söyleyebilirim.
Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de halkımızın her türlü eylem biçimini
yapmaya hakkı vardır. Türk Devleti kuralsız bir savaş yürütüyor. Doğal
olarak buna meşru müdafaa hakkıyla cevap vermemiz gerekiyor. Bu açıdan
halkımıza. Özellikle gençliğimize, özellikle belirteceğimiz şudur: Yani
Kürdistan’da ve Türkiye’de her türlü direniş hakkını kullanabilir, her
türlü savaş biçimini kullanabilir. Bu hakkı kimse elinden almaz, meşrudur.
Çünkü düşmanımız kuralsız bir savaş yürütmektedir Özellikle gençlerimiz
“APO
İntikam Şahinleri” örgütünde olduğu gibi birçok intikam örgütünü kurabilir
ve mücadelesini yükseltebilir. Onlar bunun bilinci içerisindedirler. Beklentimiz
yeri göğü sarsan eylemleri daha da boyutlandırmaktır.”
MED-TV hakkındaki bu bilgi ve dosya içinde bulunan MED-TV programlarında
yapılan konuşmaların çözümleri ve yukarıya alınan Osman ÖCALAN’ın konuşmaları
bu TV’nin tamamen PKK terör örgütünün kuruluş olduğunu, örgütün talimatları
doğrultusunda yayın yaptığını ve halen de bu yayınını örgütün amaçları
doğrultusunda daha da yükseltip şiddetlendirerek devam ettiğini göstermektedir.
44) SİLAHLI ÇETE PKK’NIN UYUŞTURUCU TİCARETİYLE
İLİŞKİSİ
İnsan hayatına değer vermeyen silahlı çete PKK uyuşturucu ticareti de
yapmaktadır. Sanık Abdullah ÖCALAN, örgütünün doğrudan uyuşturucu ticareti
yaptığını inkar etmiş;
''...Bizim örgütümüzün uyuşturucu madde ticaretiyle iştigali yoktur.
Başlangıçta da ifade ettim; bizim Zağros bölgesi dediğimiz, Van ve Hakkari
bölgesinin normal ticareti uyuşturucu ticaretidir. Oradaki bölge sorumlularımız
buradaki uyuşturucu ticaretinden pay almışlardır. Bunun dışında örgütümüz
uyuşturucu ticaretiyle iştigal etmez” beyanında bulunmuştur. (Kls:
1/Dizi:43-78/Cumhuriyet Savcılığı Sorgu Zaptı Sayfa 21-22)
Abdullah ÖCALAN’ın beyanından da silahlı çete PKK’nın uyuşturucu ticareti
yapan çete ve kişilerle sıkı ilişki içinde olduğu anlaşılır. Uyuşturucu
ticaretinden kazandığı paralardan PKk’ya pay veren uyuşturucu tacirlerinin
uyuşturucunun naklinde ve pazarlanmasında PKK elemanlarından yardım
gördüğü muhakkaktır.
“1984-1993 yılları arasında yıkıcı ve bölücü örgütlerle ilişki içerisinde
bulundukları tespit edilen 503 Türk uyruklu şahıs uyuşturucu madde kaçakçılığı
olaylarına karıştıkları gerekçesiyle yakalanmışlar ve haklarında tahkikat
yapılmıştır.
Haklarında tahkikat yapılan 503 şahıstan 188’i serbest bırakılırken
geriye kalan 315 şahıs Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde tutuklanmıştır.
Farklı ülkelerin polis raporlarına göre toplamın %94,6’sı olan 298 şahıs
ya terör örgütü PKK mensubu ya da örgütle yakın ilişki içinde bulunan kişilerdir.
(Paris Enstitüsü tarafından hazırlanan Terörizm ve Politik Şiddet’
başlıklı rapor) (Kls:39)
06.05.1998 günü silahlı çete PKK’dan kaçarak 2'nci Jandarma Sınır Tabur
Komutanlığına teslim Fettah DURSUN 25.05.1998 günü zabıtaya verdiği, Van
devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan yargılamasının 27.08.1998 günlü oturumunda
da doğruluğunu teyit ettiği ifadesinde; PKK örgütü elemanı Mehmet Ali METE’nin
örgütün uyuşturucusunu satmakla görevli olduğunu, 1994 ve 1995 yılı içerisinde
Mehmet Ali METE’nin değişik tarihlerde Yüksekova İlçesi Yediveren Köyü
Pağeng bölgesine çağırdığı, Ferzinde ATASOY, Emirhan YAZGAN, Tahir BASKIN
isimli uyuşturucu kaçakçılığı ile iştigal eden şahıslara satması için örgüte
ait eroini verdiğini, bu şahısların örgütün eroinini satıp, parasını ödedikleri
beyanında bulunmuştur. (Kls:39)
Abdullah OCALAN da;
“...Ben başından beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım. 1990’lı
yıllarda İran’da Makü bölge sorumlusuyla yaptığım konuşmada, ‘Bu uyuşturucu
ticaretini bırakın, PKK’nın siyasi yönünü bitirir’ dedim” sözleriyle
PKK elemanlarının uyuşturucu ticareti yaptığını dolaylı olarak da olsa
ikrar etmiştir. (Kls: 1/Abdullah ÖCALAN’ın sorgu zaptı, sayfa 22)
PKK (Partiya Karkeren Kürdistan-Kürdistan İşçi Partisi) hakkındaki
bilgiler aşağıda dizi numaraları verilen dökümanlarda bulunmaktadır:
a) PKK Kuruluş Bildirgesi, (Kls:3/Dizi: 10)
b) PKK Programı, (Kls:3/Dizi:9)
c) PKK Program ve Tüzüğü, (Kls:3/Dizi:8)
ç) PKK V. Kongre Kararları, (Kls:3/Dizi:6)
d) Şubat 1996 Tarihli ve Haziran 1997 Tarihli Serxwebun Dergileri,
(Kls:3/Dizi: 5)
e) Abdullah ÖCALAN’ın 1 99C’ yılında örgüt mensuplarına verdiği talimatları
içerir konuşmalar, (Kls :3/Dizi: 15)
f) Abdullah ÖCALAN’ın ifadeleriyle PKK tarihi, (Kls:3/Dizi: 11)
g) Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 3 cilt halinde “PKK”
isimli kitap, (Kls:5/Dizi: 11-12-13-14)
h) Abdullah ÖCALAN tarafından yazılmış olan “Ayaklanma Taktiği
Üzerine Tezler ve Görevlerimiz” isimli kitap, (Kls:5/Dizi:7—8)
ı)”Kendi ifadeleriyle Abdullah ÖCALAN” isimli broşür, (Kls:5/Dizi:5-6)
i) PKK 1998 Yurtiçi Silahlı Faaliyetler isimli broşür, (Kls:5/Dizil-2)
j) Serxwebun Dergisi (1982 Ocak Birinci Ulusal Konferans Kararları),
(Kls:4/Dizi: 183)
k) PKK 1. Ulusal Konferans Kararları, (1(ls:4/Dizi: 180)
1) PKK IV. Kongre Kararları. (Kls:4/Dizi; 179)
m) VI. Ulusal Kongre Sürecine Dair Talimat Ve Perspektifler, (Kls:4/Dizi:
178)
n) PKK II. Ulusal Konferans Kararlan (Serxwebun Temmuz 1990), (Kls:4/Dizi:
177)
o) PKK III. Konferans Kararları (örgütsel doküman), (Kls:4/Dizi:78-
169)
ö) PKK IV. Ulusal Konferansından Değerlendirmeler ve Kararlar (Serxwebun
Haziran 1996. Sayı 174), (Kls:4/Dizi:77)
p) V. Ulusal Konferans Kararlan (1998 Nisan, Mayıs, Haziran aylarına
ait 196, 197, 198 sayılı Serxwebun Dergileri), (Kls:4/Dizi:34-73)
r) IV. Ulusal Kongre Kararları (Şubat. Mart, Nisan, Mayıs ayların ait
110. 11 1, 112, 1 13 sayılı Serxwebun Dergileri), (Kls:4/Dizi:26-33)
s) VI. Kongre Kararlarına ait örgüt açıklamaları, (Kls:4/Dizi: 11-25)
ş) 07.03.1999 tarihli telsiz görüşmeleri, (Kls:4/Dizi: 1-10)
t) 05.03.1999 tarihli Özgür Politika Gazetesi (PKK Vİ. Zafer Kongresini
Yaptı başlığıyla kongre bildirisi yayınlanmıştır), (Kls:4/Dizi: 11-14)
u) Kürdistan Devriminin Yolu-Manifesto. (Kls:4/Dizi: 184)
ü) Abdullah ÖCAlAN’ın Roma’da yakalanması sonrası HADEP tarafından
verilen destek (Kls:7)
v) HADEP-PKK ilişkisini gösterir ifade suretleri (Kls:7/Dizi: 1-44)
y) HADEP-PKK ilişki dosyası (Kls:7)
z) HADEP-PKK ilişkisini gösterir belge ve dökümanlar (Kls: 7/Dizi:
1- 12)
aa) HADEP-PKK ilişkisini gösterir ifadeler (KJs:6/Dizi: 1-110)
bb) MED-TV Dosyası (Kls:8)