A-GENEL BİLGİLER
d) Ekonomik Hedeflere Saldırılar
1) 21.03.19 90 günü bir grup silahlı PKK elemanının önceden planladıkları
şekilde Şark Kromları Ferro Krom Müessese Müdürlüğü elemanlarını taşıyan
müesseseye ait araçların önüne pusu kurdukları, Palu İlçesi Kayaönü Köyü
hudutları içindeki Küçükseri Tepesinde durdurdukları, müessese müdürü ile
diğer personeli araçlardan indirdikten sonra şahısların arasından seçtikleri
müessese müdürü Metin ÇAKIR, Bülent FİDAN, Orhan YELER, Fethi Mehmet BAKAR,
Selim ŞAHİN, Aydın İNCEOĞLU, Hüseyin YEĞENOĞLU, Mehmet Zeki ÖZÇELİK’i silahlarıyla
tarayarak öldürdükleri, müessese müdürlüğüne ait araçları yaktıkları, olay
yerine PKK ve ERNK imzalı bildiri bıraktıkları ve olay yerinden uzaklaştıkları,
(Kls: 11/Dizi: 1)
2) 11.09.1992 günü saat 19.40 sıralarında ellerinde uzun namlulu
silah, roketatar ve lav silahları bulunan PKK grubunun Kozluk İlçesi Yanıkkaya
köyü yakınlarında bulunan Shell/Mobil Şirketi’ne ait Mobil 32 Nolu sondaj
kuyusu ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ait 103 Toplama Kampına
baskın düzenlediği, 103 Toplama Kampında tanker kamyonu, jeneratör ve karavanı
yaktıkları, Mobil 32 Nolu sondaj kuyusunda işçi ve mühendisleri ayırdıktan
sonra her birinin üzerine tek tek ateş ederek, mühendisler Ahmet Hakan
YILMAZ, Hakan BAYLA ve Mustafa YELKENCİ’yi öldürdükleri, Ahmet ŞENYİĞİT,
Hasan ZENGİN, Mustafa OĞUL ve Ahmet ŞAHBİLMEZ’i yaraladıkları, (Kls:9/Dizi:9)
3) 23.10.1993 günü, 5 silahlı PKK elemanının Muhittin GÜÇ isimli
şahsa ait 12 AE 308 plaka nolu kamyonu gasp ettikleri, gasp ettikleri kamyonun
kasasında gizlenerek Kiğı Günlük Köyü yol ayrımındaki kil ocağına kadar
geldikleri, kil ocağında araçtan inerek işçileri bir araya topladıkları
ve üzerlerine yaylım ateşi açarak Özer ÇAKMAK, Sezgin BİNGÖL, Eşref YILDIZ,
Mustafa Necati AKSAÇ, Ömer NAMA, Abdurrahman BAĞCI, Yusuf KILIÇ, Mustafa
NAMA, Abdussemet AVCI ve Muhittin ÜSTÜNKAYA’yı öldürdükleri, Rıdvan ADA
ve Yahya GÖÇER’i yaraladıkları. (Kls: 9/Dizi: 18)
4) 21.09.1996 günü saat 22.30 sıralarında Alacakaya İlçesi Etibank
Şark Kromları Kef İşletmesine el bombası ve uzun namlulu silahlarla saldırı
düzenleyen kalabalık bir PKK grubunun özel güvenlik görevlileri Eyüp ÇELİK,
Suat ÇETİN, Davut EŞ, Mansur SÖNMEZ ile Yılmaz GÜN’ü öldürdükleri, Müteahhit
Etibank Şark Kromları İşletmesine ait iş makinaları, yazıhane ve yatakhaneleri
tahrip ettikleri, (Kls: 1 1/Dizi:5)
e) İntihar Saldırıları
1) 30.06.1996 günü saat 17.40’ta elbiselerinin içine bomba yerleştiren
Zeynep KINACI isimli PKK elemanının Tunceli İli Cumhuriyet Meydanında bayrak
merasimine katılan Merasim Kıtasının içine hızla daldığı ve evvelce vücuduna
yerleştirdiği bombayı infilak ettirdiği, olayda PKK elemanı Zeynep KINACI’nın
kendisi ile birlikte Astsubay Önder YAĞMUR, Er Celal ATIL, Er Yusuf YILDIRIM,
Er İbrahim SEVER, Er Ahmet YAYMAN’ın öldürüldüğü, (Kls: 11/Dizi:12)
2) 17.11.1998 günü saat 09.00 sıralarında Yüksekova İlçesi İlçe
Jandarma Komutanlığı önünde Van iline gitmek için hazırlanan askeri konvoy
arasına giren Fatmi ÖZEN isimli PKK elemanının çantasına yerleştirdiği
parça tesirli bombayı infilak ettirdiği, bombanın infilak etmesi sonucu
Astsubay İrfan TÜRKER’in şehit olduğu, Jandarma Astsubay Uğur AKYOL, Astsubay
Çavuş Adem CEYLAN, Mustafa DUGARLI ile Yüksekova ilçesinden İbrahim DİCLE
ve Hüseyin KANAT’ın yaralandıkları, (Kls:10/Dizi: 19)
f) Öğretmen Katliamları
1) 14.04.1990 günü Elazığ Arıcak İlçesi Bükardı Köyüne gündüz
saatlerinde silahlı baskın düzenleyen bir grup PKK elemanının köyün ilkokuluna
gittikleri, öğretmenleri bir odada topladıktan sonra öğretmenlerin eşlerini
de getirdikleri, öğretmenlerin eş ve çocuklarını müdür odasına aldıktan
sonra sınıflardan birine öğretmenleri ikişer ikişer oturttukları, bir müddet
konuşma yaptıktan sonra silahlarıyla üzerlerine ateş ederek öğretmen Sebahattin
KURTULUŞ, eşi Hikmet KURTULUŞ, öğretmen İzzet YÜKSEL, öğretmen Ahmet BEKAR
ve öğretmen Bayram YEŞİL’i şehit ettikleri, (Kls: 1 1/Dizi:2)
2) 23-24.06.1993 günü gece saatlerinde Tunceli İli Meşeyolu Köyüne
gelen silahlı bir grup PKK elemanının köy ilkokulu lojmanlarında kalan
okul Müdürü Hamza ÇETİN ile Okul Öğretmeni Erkan AYDIN’ı kaleşnikof silahla
ateş etmek suretiyle öldürdükleri, okul lojmanlarından birini ve okulu
tamamen yaktıkları, bir lojmanı da tamamen tahrip ettikleri, (Kls: 11/Dizi:7)
3) 07.10.1993 günü saat 17.50’de Tunceli İli Pertek İlçesi Pirincik
Köyüne gelen 5 silahlı PKK elemanının köy okuluna 15 mt. mesafede olan
bekar öğretmenlerin kaldığı lojmana girdikleri, konuşmak için geldiklerini
söyleyerek öğretmenleri bir odaya topladıktan sonra evli öğretmenleri,
okul müdür yardımcısı ve okul müdürünü de girdikleri lojmana çağırdıkları,
okul müdürü o sırada bir başka köyde hasta ziyaretine gitmesi sebebiyle
bulunamadığı, diğer evli öğretmenler ve okul müdür yardımcısının bekar
öğretmenlerin kaldıkları lojmana geldikleri, PKK elemanlarından biri öğretmenlere
5 dakika kadar süren bir konuşma yaptıktan sonra okul müdür yardımcısı
Ali Galip TUTAR'ı ekmek almak bahanesiyle 2 PKK elemanının nezaretinde
evine gönderdikleri, Ali Galip TUTAR'ı gönderdikten 5 dakika sonra kalan
3 PKK elemanının kaleşnikof ve G-3 silahlarıyla odada kalan öğretmenleri
yaylım ateşine tuttukları, öğretmenler Fevzi KATAR, Taşkın ŞENGEN, Ünal
ATLI, Orhan BAKIŞ’ı öldürdükleri, Cemal ÜNLÜ’yü ağır yaraladıkları. (Kls:
11 /Dizi:9)
4) 11.09.1994 günü saat 22.15 sıralarında kalabalık bir PKK grubunun
Tunceli İli Mazgirt ilçesi Darıkent Beldesine baskın düzenlediği, beldede
bulunan Jandarma Karakolu’nu yoğun ateş altında etkisiz hale getirdikten
sonra beldenin PTT ve belediye binalarına, sağlık ocağına girdikleri, PTT
binasında bütün eşya ve evrakı yaktıkları, belediye binasının bütün kapı
ve pencerelerini kırdıkları, sağlık ocağı içinde yangın çıkardıkları, ocakta
bulunan sağlık malzemelerini aldıkları, Darıkent Beldesi İlköğretim Müdürlüğünde
görevli öğretmenler Ali İhsan ÇETİNKAYA, Metin KAYNAR, Buminhan TEMİZKAN.
Mustafa KARINCA, Rüstem ŞEN ve Vedat İNAN’ı evlerinden çıkardıktan sonra
kaleşnikof silahla tarayarak öldürdükleri, sağlık memurları Mesut DEMİRTAŞ,
Kazım KILIÇ ve Hüseyin VURAL’ı kaçırdıkları, ilköğretim okulunun bir kısmını
yaktıkları (Kls: 11/Dizi: 10)
g) Turizme Yönelik Saldırılar
1) PKK elemanları Sakine DONMEZ ile Atilla KAYA’nın, örgütün
Ege Bölgesinde turistlere yönelik bombalı eylem yapma kararı alması üzerine
önceden hazırlanan ve yanlarına verilen 5 adet zaman ayarlı savunma tipi
el bombasıyla turist görünümünde Fethiye’ye geldikleri, Fethiye’de Çoban
Pansiyonu’na yerleştikten sonra 21.06.1994 günü Yat Limanı yanındaki Çay
Bahçesinde önceden meyve suyu kutusu içine yerleştirdikleri zaman ayarlı
el bombasını naylon torbayla oturdukları masanın demirine astıkları ve
olay yerinden uzaklaştıkları, bombanın patlaması sonucunda çay bahçesinde
bulunan içlerinde 7’si Alman ve İngiliz vatandaşı turist olan 13 kişinin
yaralandığı, (Kls: 15/Dizi:2)
2) Fethiye İlçesindeki eylemi gerçekleştiren Sakine DÖNMEZ ve
Atilla KAYA’nın ertesi günü Marmaris ilçesine gittikleri, 22.06.1994 günü
saat 14.30’da Atilla KAYA’nın Belediye Halk Plajı’ndaki, Sakine DONMEZ’in
Abdi İPEKÇİ Parkı’ndaki çöp bidonlarına zaman ayarlı el bombalarını yerleştirdikleri,
çöp bidonlarına konan bombaların infilak etmesi sonucu parklarda bulunan
11 kişinin çeşitli yerlerinden yaralandık1arı, yaralananlardan 4’ünün İngiliz
vatandaşı turist olduğu, Joanna GRIFFITHS isimli yaralı İngiliz turistinin
sonradan aldığı yaralar sebebiyle öldüğü, (Kls:15/Dizi:2)
3) 17.09.1995 günü saat 09.55’te PKK elemanları Mehmet Nuri ÖZEN,
Hasan AŞKIN ve Fesih YAVAŞ’ın izmir Gaziemir’deki TANSAŞ Mağarasının çok
yakınında bulunan çöp bidonuna yerleştirdikleri saatli bombanın patlaması
sonucu Muzaffer YILDIZ, Veli EREFE, Sefer AĞLAR, Selami SAYILIER, Nadir
SAKALLIOĞLU’nu öldürdükleri, 28 kişinin yaralandığı, çevrede bulunan ağaçların
hasar gördüğü, Mehmet Nuri ÖZEN ve Hasan AŞKIN’ın Yunanistan’da Atina’ya
5-6 saatlik mesafesi olan Yunan Devletinin himayesindeki PKK Kampında askeri
eğitim gördükleri, eğitimlerini bilhassa bomba yapma üzerinde yoğunlaştığı,
eğitimlerinin bittiği 1995 yılı ağustos ayı ortalarında kamp sorumlusu
Yılmaz-Zuhal (K) tarafından İzmir’deki turistik tesislere eylem düzenlemek
üzere Hasan AŞKIN’la birlikte Türkiye’ye gönderildikleri, Türkiye’ye gönderildikten
sonra arkalarından gelen Doğan (K)la birlikte eylem düzenlemeye elverişli
yerleri araştırdıkları, Gaziemir’deki TANSAŞ Mağazasına turistlerin ve
askerlerin de geldiğini tespit ettikten sonra burada eylem yapmayı kararlaştırdıkları,
TANSAŞ Mağazası yanındaki bombayı Doğan (K)’la birlikte hazırladıkları,
hazırladıkları bombayı Hasan AŞKIN’ın çöp bidonuna yerleştirdiği, bombayı
yerleştirmek için olay yerine Feshi YAVAŞ’la birlikte geldikleri. (Kls:
13/Dizi:3)
h) Askeri Birliklere Saldırı
1) 3/118 Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı 9. Bölüğe bağlı ve
Andaç Köyü Serin Mahallesinde konuşlandırılan Serin Jandarma Takımına 25.10.1985
günü gece saatlerinde silahlı baskın düzenleyen 50-60 kişi kadar oldukları
tahmin edilen silahlı PKK grubunun Jandarma erlerinden Ahmet BURSA, İsmail
DEMİRBAŞ, Halis ARINIĞ, Ali TÜRKER, Nihat ÇELEBİ, Beytullah ALIÇ, Ömer
KARA, Celal ÇAMBEL, Ramazan ÇELİK’i şehit ettikleri, Nihat EMİROĞLU ve
Muammer KAFKAS’ı yaraladıkları, şehit ve yaralıların silah ve mühimmatlarını
da gasp ettikten sonra gece karanlığından da yararlanarak olay yerinden
uzaklaştıkları, (Kls: 10/Dizi:2)
2) 04.08.1991 günü saat 04.30 sıralarında Hakkari İli Şemdinli
İlçesi hudutları içinde bulunan 1/118 Sınır Tabur Komutanlığına bağlı Samanlı
Karakolu’na baskın düzenleyen 150-200 kişilik bir PKK grubunun, karakolda
görevli Jandarma Onbaşı Bekir ÖZAYDIN, Er Sedai ÖZER, Er Hasan TARIM, Er
Yüksel KARACA, Er Mustafa HİÇYILMAZ, Er Mustafa GEDİK, Er Durak AÇIKGÖZ,
Er Sait Ahmet APAK, Er Erdal ÇOBAN, GKK Baki YALÇIN’ı şehit ettikleri,
7 eri kaçırdıkları, toplam 9 subay, astsubay ve eri yaraladıkları, (Kls:
l0/Dtzi:5)
3) 25.10.1991 günü saat 04.45 sıralarında 10. Jandarma Sınır
Bölük Komutanlığına baskın düzenleyen ve 200 kişi oldukları tahmin edilen
silahlı PKK grubunun, Sınır Bölük Komutanlığının emniyetini sağlamak için
tepelerde mevzilenmiş timlerinde görevli erler Necati ÇİÇEK, Mehmet ÜNAL,
Duran OKÇU, Ali AKDOĞAN, Savaş GEDİK, Ali ERDOĞAN, İdris DEMİRTAŞ, Yılmaz
KABAK, Ali ERDEM, Hasan YAĞLIGİRDİ, Necdet AYHAN, Cengiz SABUNCU, Hüseyin
ALBAŞGİL, İsmet ÖZDEMİR, İsmail AKDUMAN’ı şehit ettikleri, Asteğmen Bilal
ÇAKIRCALI; Çavuş Feyyaz BİLGİÇ, Erler İlhan ÜNALAN, Hasan KARASAKAL. Mahmut
GÖKALP, Salih DEMİR, Habip KOÇER, Bayram SELEK, Faruk GÜNEY, Sadık KOCA’yı
yaraladıkları, (Kls: lO/Dizi:7)
4) 24.05.1993 günü kalabalık bir silahlı PKK grubunun Bilaloğlu
Köyü yakınlarında Çevrimpınar yol ayırımında Elazığ-Bingöl karayolunu kestikleri,
durdurdukları araçlarda bulunan yolcuları indirdikten sonra izinden dönen
ve kıtalarına gitmekte olan erbaş ve erler Ramazan AKKAYA, Mehmet ÖZTÜRK,
Ertan KAÇAR, Hüseyin ÇELİK, Mustafa YILMAZ. Nihat ODABAŞI, Ercan ÇOBANOĞLU,
Uğur BOZACI, İbrahim ERTAN, Hasan GÜLTUTAN, Haydar ASLAN, Mevlüt ÖZKAN,
Şenol CANSIZ, Aydın KUZEY. Mustafa KOÇANOĞLU, Mustafa SARIGÖZ, Cavit YAMAN,
Ali ARAR. İlyas UYAR, Murat MENTEŞ, Ahmet ARAR, Hilmi ŞAHİN, Şeref TAY,
Adem ZÖNGÜR, Baki UMUTLU, Murat ELİBOL, Mehmet TURA, Ahmet APAK, Hikmet
ÖZDEMİR, Turgut ERGUL ile öğretmenler Mehmet BİROL, Abdullah KABA, Selahattin
ASLAN ve Güzel DOĞAN, Sisi ÖZDEMİR, Erdal AKBAŞ isimli vatandaşları şehit
ettikleri, (Kls:9/Dizi: 14)
5) 15.09.1993 günü Van İli Çatak ilçesi Kanalga Karakoluna baskın
düzenleyen kalabalık bir grup silahlı PKK elemanının, karakolu korumak
için 2 km. mesafedeki 2053 rakımlı tepe ile bu tepenin kuzeyindeki rakımsız
tepede pusuya yatan timlerde görevli Uzman Jandarma Çavuş Mete SARAÇ, Jandarma
Onbaşı Yılmaz GÖKÇEN, Jandarma Onbaşı Ramazan ÇAKIR, Jandarma Onbaşı Murat
ÖZÇELEBİ, Jandarma Er Selahattin TOKAT, Jandarma Astsubay Çavuş Ali UĞUR,
Jandarma Er Cuma YILDIZ, Jandarma Er Satılmış TAŞDELEN, Jandarma Er Zeki
CANER, Jandarma Er Muammer KARACAER, Jandarma ER Ali ÇAKIR, Jandarma Er
İhsan AVŞAR’ı şehit ettikleri ve silahlarını gasp ettikten sonra kaçtıkları,
(Kls:10/Dizi:14)
6) Eruh Dağdöşü Köyünde konuşlanmış bulunan Jandarma Komando
Bölüklerinin emniyetini sağlamak amacıyla çevreye çıkardığı timlerine 09.11.1994
günü saldırı düzenleyen kalabalık bir PKK grubunun, timlerde görevli komando
erler Fahrettin ENGİN, Atilla ÖZTÜRK, Veli KARA, Halim ÇİMEN, Mehmet ÖZEN,
Ayhan ÖZAY, Şamas AYTAÇ, Muharrem ÇAKIR, Kurabey YILDIRIM, Yaşar SOYTÜRK,
Faik ALKAN, Ercan AYGUN, Erol KAKIŞIN, Cevahir ÇELİK, Mustafa ALTINTAŞ’ı
öldürdükleri, 13 komando erini de yaraladıkları, (Kls:9/D izi: 20)
7) 15.06.1995 günü saat 23.00 sıralarında Şemdinli ilçesi Ortaklar
Köyü hudutları içinde bulunan Jandarma Karakoluna baskın düzenleyen 400
kişilik silahlı PKK grubunun karakolda görevli jandarma Astsubay Kıdemli
Çavuş Ekrem KAYAR, Jandarma Astsubay Çavuş Vedat ÖZAYAR, Jandarma eri Ali
ÇELİK, Jandarma Eri Engin ÇİL, Jandarma Eri Halil TATLI, Jandarma Eri Ali
AKYOL, Jandarma Eri Hasan ÇELİK, Jandarma Eri Arif MEYDAN, Jandarma Eri
İrfan ÖNCEL, Jandarma Eri Sadık ŞİŞMAN, Jandarma Eri Mehmet ÇADIRCI, Jandarma
Eri İlimder ATASOY, Jandarma Onbaşı Ali SIJYABATMAZ, Jandarma Eri Mehmet
DEMİR, Jandarma Eri Mehmet ÖZTÜRK’ü şehit ettikleri; Jandarma erleri Mehmet
SIKILGAN, İsmail BAŞARAN, Hakan PUSAT, Ramazan ÇELİK, Tuncay KAVAKLIOĞLU’nu
kaçırdıkları, Jandarma Erleri Halil KAYACI, Şahin KILIÇ, Yavuz KIRMIZIYÜZ,
İrfan TOPÇUOĞLU, Hulusi ERDOĞAN, Özkan ADIŞANLI’yı yaraladıkları, (Kls:
10/Dizi: 18)
a) Olay zaptı tutanakları kapsamları,
b) Olay yeri krokileri,
c) Otopsi ve ölü muayene tutanakları kapsamları,
d) Görgü tanıkları ifade tutanakları kapsamları,
e) Olayı gerçekleştiren sanıklarla ilgili iddianameler,
f) Bazı sanıklarla ilgili onanlı mahkumiyet hükmü kararları kapsamları
gibi delillerden anlaşılmıştır.
Yukarıda anlatılan eylemler, insan hayatını hedef alan terör eylemleridir.
Bu eylemler, iddianameye rasgele alınmıştır. PKK elemanlarının gerçekleştirdiği
binlerce eylemin tamamı bu niteliktedir ve yukarıda da belirtildiği gibi
insanlık aleyhine işlenen, toplu kıyıma yönelik olan terör eylemleridir.
PKK bir terör örgütüdür. PKK’nın bir terör örgütü olduğu, belgelerle
de sabittir.
26-30 Ekim 1986 günlerinde Lübnan’daki Mahsun Korkmaz Akademisi’nde
yapılan PKK’nın III. Kongresi’nde kabul edilen 30.10.1986 tarihli ve Kürdistan
Ulusal Kurtuluş Cephesi imzalı sözde Askerlik Kanununda;
"Yüzyıllardır ülkemiz ve halkımız üzerinde egemenlik sürdüren Türk sömürgeciliği,
gerici zorunu dayatıp ülkemizi bir cephanelik, insan potansiyelimizi ise
kendi amaçları doğrultusunda bir savaş aracı olarak günümüze kadar kullanmıştır...
Bu yapıyla şiddetli bir savaş içinde doğup gelişen devrimci önderlik, bu
gerici yapıyı parçalayarak geliştirdiği ulusal kurtuluş hareketini bugün
ileri boyutlarda gelişen ulusal kurtuluş savaşının yürütülmesi için halk
ordusunun inşası düzeyine getirmiştir. Bu nedenle bugün bağımsızlık ve
özgürlük için savaşmak Kürdistan’da tek onurlu yaşam biçimidir. Bu
gerçekler doğrultusunda....onurlu her Kürdistan’lının gücünü ordu gücüne
dönüştürmesi ve orduyla birleştirmesi zorunludur....
Kanun hükümleri şunlardır;
1. Değişik yaş ve cinsiyetten her Kürdistan’lı yurtsever.., gönüllü
olarak Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu birliklerine katılmayı ve savaşmayı
görev bilmelidirler.
2. ...her Kürdistan’lı... ulusal kurtuluş savaşına maddi ve manevi destek
vermekle yükümlüdür.
3. 18-25 yaşlar arasındaki her Kürdistanlı erkek, Kürdistan’ın bağımsızlığı
ve özgürlüğü için savaşmak üzere Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusuna katılmak....zorundadır.
EK MADDE: ...orduya katılması için çağrının bildirilmesine rağmen, buna
uymayan kişilere yönetmelikteki ordudan kaçma hükümleri uygulanır..." maddelerine
yer verilmiştir. (Kls: 14/Dizi: 17)
Yine “Kürdistaıı’da Yargılama Esasları” Başlıklı 30 Ekim 1986 Kürdistan
Kurtuluş Cephesi imzalı belgede;
"...Kendisini kanıtlayan bu meşruiyete göre bugün Kürdistan’da suçlar
ve cezaları şöyle belirlenir;
1. Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine karşı Türk sömürgeciliği ile
doğrudan birlik, ona işbirlikçilik, uşaklık, ajanlık, milislik, muhbirlik
vb. yapmak bu ülke ve halk karşısında açık ihanettir ve ihanetin cezası
da ölümdür.
2. “Komünist, devrimci, yurtsever, milliyetçi” vb. sıfatları kedine
takıp gerçekte bunların gereklerini yerine getirmemek, bunların yerine
siyasal ikiyüzlülük, teslimiyetçilik, işbirlikçilik... böylece Kürdistan
ulusal kurtuluş mücadelesine karşı olmak, ona karşı mücadele etmek, onun
gelişimini engellemeye çalışmak.... maskeli olarak Türk sömürgeciliğine
hizmet etmek... siyasal görünümlü bir ihanettir. Bu tür ihanetin cezası
onca uyarı ile vazgeçirmeye çalışmak, örgütsel yapıları dağıtmak, bunlara
rağmen devam ettiğinde ise ölümdür.
3. Türk sömürgeciliğine karşı mücadele etmemek. direnmemek, ulusal kurtuluş
mücadelesine katılmamak, madden ve manen desteklememek. ...dolaylı olarak
sömürgeci egemenliğe hizmet etmek ve ülke halk kurtuluş davası karşısında
suçlu duruma düşmek demektir. Bu suçlara karşı bilinçlendirme ve ikna faaliyetleri
ile mücadeleye hizmet eder hale getirmek için çalışarak uyarmak, bu çabalara
rağmen süren bu hale karşı uygun biçimlerde ve vatandaşlığın bir gereği
olarak para, başka maddi değer, devrimci görevlerde zorla çalıştırma vb.
cezalar verilir.
EK MADDE: Bu kanun pratikte ERNK Komiteleri, örgütleri ve silahlı kuvvetleri
uygular” denilmiştir. (Kls: 14/Dizi: 17)
‘Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi (ERNK) Vergilendirme Fişidir’
başlıklı Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi (ERNK) Temsilciliği imzalı ERNK
Marmara Temsilciliği Mühürlü belgede;
“Sayın ..........
Sömürgeci faşist Türk Devletine karşı yürütülen Kürdistan ulusal kurtuluş
savaşımımız... tüm şiddetiyle gerilla savaşı tarzında ve daha yüksek boyutlarda
gelişip devam etmektedir. Savaşımızın gelişip daha da yaygınlaşması beraberinde
maddi masraf ve ihtiyaçlarını da getirmektedir. Bu nedenle gerilla
savaşımızın maddi yönden de desteklenmesi hali vakti yerinde olan her Kürdistanlının
vazgeçilmez temel birer insanlık borcudur... Birer namus ve şeref borcu
olan bu görevin yerine getirilmemesi halinde sözü edilen kesimlerin can
ve mal varlıklarına yönelinecektir. Bu ulusal kurtuluş cephemizin yargı
sisteminin bir gereğidir. Bu nedenle sizlerinde elinden gelen... süre içerisinde
yardım yapmanız uygun görülmüştür... Not: Düşmana haber verildiği takdirde
gelişecek olaylardan sorumlu değiliz.” sözlerine yer verilmiştir. (Kls:
14/Dizi: 17)
Dosyada mevcut;
1- Askerlik Kanunu Başlıklı 30.10.1986 tarihli ve Kürdistan Ulusal
Kurtuluş Cephesi imzalı,
2- “Kürdistan’da Yargılama Esasları” başlıklı ve 30 Ekim 1986
Kürdistan Kurtuluş Cephesi imzalı,
3- “Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi (ERNK) Vergilendirme Fişidir”
başlıklı Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi (ERNK) Temsilciliği imzalı ve
ERNK Marmara Temsilciliği mühürlü, belgelerle sabittir.
Halkın canıyla malıyla tehdit edildiği bu belgeler de PKK’nın terörist
bir örgüt olduğunu gösterir.
Abdullah ÖCALAN sorgusunda;
“1991-1993 yılları arasında bölgedeki müteahhitlerden yüzde itibariyle
miktar örgüte gelir adıyla paralar alınmıştır. Müteahhit firmalar, örgütün
gücünü kullanarak ihale aldıklarında biz de onun üzerinden bir gelir temin
etmekteyiz. Bunlardan Halis TOPRAK, fabrika yapımına başlayınca, bizimkiler
ondan eğer burada fabrika yapacaksan, çalıştıracaksan bir ücret vermek
zorundasın. Yeni örgüte bir bedel vereceksin demişler ve ondan ücret almışlardır.
Miktarını bilemiyorum. Bölgelerdeki elemanlarımız tahsil etmişlerdir. Ali
Rıza SEPTİOĞLU’nun ailece işlettiği taş ocakları vardır. Keza bundan da
bölgesel örgütümüz örgüt adına ücret almıştır. Miktarını bilemiyorum. Keza
Ceylan Holding Şirketinden bölgesel birimlerimiz para tahsil etmişlerdir.
Miktarını bilemiyorum. Bu para alma usulü bölgemizde yaygındır. ...Bunun
dışında ismini bilemediğim çok sayıda iş adamından da para temin edilmektedir...
Ayrıca sınır boylarında örgüte ait Gümrük Birimleri adı altında oluşumlar
vardır. Paraları bunlar tahsil etmektedir...'' şeklinde beyanlarda
bulunmuştur. (Kls:1 /Dizi:43-78/Cumhuniyet Savcılığı Sorgu Zaptı, Sayfa
18).
PKK çeteleri tarafından vahşice katledilen sivil vatandaşlarımızın
çoğunluğu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde yaşayan vatandaşlarımızdır.
GKK’ların yaşadığı köyler bilhassa PKK çetelerinin hedefi olmuştur.
Sanık Abdullah ÖCALAN sorgusunda;
1987 yılından itibaren Olağanüstü Hal ve GKK Sisteminin ihdas edildiğini,
bu sebeple 1987 yılından sonra GKK’ların da hedefleri arasında olduğunu
söylemiştir. Ancak, GKK’ların aileleri, çocukları ve yakınları da PKK çetelerinin
hedefi olmuştur. Yukarıda yer ve zaman verilerek anlatılan terör olaylarında
görüldüğü gibi PKK çeteleri GKK’ların ailelerini, kundaktaki çocuklarını
katletmiş, evlerini yakmışlardır.
GKK’lar, Abdullah ÖCALAN ve PKK’nın ideoloji ve propagandasının mesnetsiz
ve yalan olduğunu, PKK’ya karşı çıkarak en açık şekilde gösteren Kürt asıllı
vatandaşlarımızdır. Bu sebeple PKK çeteleri en büyük katliamlarını bilhassa
GKK’ların yaşadığı köylerde gerçekleştirmişlerdir.
PKK elemanlarının kadın erkek ayırımı yapmaksızın 30 kişiyi katlettikleri,
20.06.1987 günü gerçekleştirilen Pınarcık katliamı ile ilgili olarak baskına
katılanlardan Alaattin KANAT;
“...Bu köye koruculuk sistemini kabul ettiği için eylem yapılmasına
karar verilmiştir.” şeklinde beyanda bulunmuştur. (Kls: 16/Dizi:2)
GKK’ları, ailelerini, çocuklarını ve bütün varlıklarını PKK yönetimi
ve bizzat Abdullah ÖCALAN hedef göstermiştir.
PKK’nın 1994 yılında yapılan III. Ulusal Konferansı’nda GKK’lar eylem
hedeflerinden biri olarak seçilmiştir.
Yine PKK’nın V. Kongresinde GKK’ların aileleri ile birlikte imha edilmesi
karar altına alınmıştır.
PKK’nın yayın organı Serxwebun dergisi Şubat 1993 sayısında Abdullah
ÖCALAN;
''..Kurtuluş güçlerimizin en önemli hedeflerinden birisi de koruculuğu
tümden tasfiye etmektir. Bu başarıldığı takdirde düşmana tamamen yenilgi
psikolojisi hakim olacaktır” demiştir. (Kls: 14/Dizi:7)
18.06.1996 günlü MED-TV’de yayınlanan Panel programında;
“Önümüzdeki aylar sıcak geçebilir... Bu ara, koruculardaki çözülme vardır.
Özellikle Batman’daki korucuların... Sonlarını getirmemelerini diliyorum.
Onlara yönelik de bir af çağrımız vardır. İlişkilerini geliştirirlerse
bizimle, onları olduğu gibi güneye de çekeriz. Ve gerilla saflarına da
alırız. Hiç çekinmelerine gerek yoktur. Ayrıyeten savaşta da üzerimize
gelmezlerse. onları hedeflemek gibi bir durumumuz olmayacaktır. En azından
ateş etmezlerse biz de kendilerine yönelmeyeceğiz. Ama çok azılı olan üzerimize
gelenlerin de bu halk içinde asla yerinin olmayacağını, asla affedilmeyeceklerini
bilmeleri gerektiğini vurguluyorum.” (Kls:37/Dizi: 15)
Yine 01.03.1998 günlü MED-TV’de yayınlanan Panel programında;
“Önümüzdeki yıldaki savaşa biz kendimizi ağır ağır hazırladık, biz savaş
yapacağız, korucular gerillanın üzerine gelmesin, ihbarcılık yapmasınlar,
büyük suç işlemezlerse biz onların ailelerine dokunmayız, evlerine dokunmayız.
Hatta onların canlarına da dokunmayız, ama çok açık bir şekilde bizim üzerimize
gelirlerse, ihbarcılık yaparlarsa, bunlar tasfiye olurlar. Şimdi olmazlarsa
yarın olurlar. Belki, kendiliğinden olmazlarsa çocukları, karıları kötülüğün
içinde kalırlar. Ben onların çocukları ve karıları için söylüyorum: Önümüzdeki
savaş çok ağır olacak, binlercesi belki ölür. Bunun için ben diyorum ki,
bu zararlı işten bütün korucular kendilerini uzak tutsunlar” şeklindeki
sözleriyle köy korucularına gözdağı vermek istemiştir. (Kls:37/Dizi: 15)
a) Dosyada mevcut belgeler,
b) Emanette kayıtlı Abdullah ÖCALAN’ın MED-TV’de yaptığı konuşmaların
zapdedildiği video kaset içeriği,
Gibi delillerle sabittir.
01.03.1998 günü MED-TV’de yaptığı konuşma Abdullah ÖCALAN’ın daha başlangıçta,
GKK’lar ile birlikte korucuların ailelerini, ismi konmamış çocuklarını,
barındıkları evlerini ve yakınlarını da PKK çetelerine hedef gösterdiğini
ortaya koymaktadır.
Okullar, sağlık ocakları, kil ocakları, maden işletmeleri, sondaj kuyularında
çalışanlar da PKK çetelerinin hedefi olmuştur.
Yukarıda verilen emsal olaylarda görüldüğü gibi; okullar yakılmış, okul
öğretmenleri öldürülmüş, hiçbir şeyden habersiz kil ocağında çalışan işçiler,
bölgede açılmış sondaj kuyularında. maden işletmelerinde çalışan mühendisler,
PKK çetelerince kurşuna dizilmiştir.
GKK’larla birlikte öğretmenler, işçiler, bölgede çalışan mühendisler
de Abdullah ÖCALAN ve PKK yönetimi tarafından hedef gösterilmiştir.
PKK’nın 1994 yılında yapılan İli. Ulusal Konferansı’nda Türkiye Cumhuriyetinin
eğitim ve kültür kurumlarının tasfiye edilmesi, turizm ve maden işletmeleri
eylem hedefleri olarak tespit edilmiş, PKK’nın V. Kongresi’nde de suikast
eylem stratejisinin bir parçası olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple. yukarıda
anlatılan emsal olaylarda olduğu gibi öğretmenlere işçiler, bölgede çalışan
mühendisler PKK çetelerinin hedefi olmuş, öğretmenler, mühendisler kurşuna
dizilmiş, okullar yakılmıştır.
21.06.1988 günü Lübnan Bekaa Vadisi’nde silah eğitimi gören PKK elemanlarına
yaptığı konuşmasında Abdullah ÖCALAN;
“Siz o sıcak savaşın içinde dehşet olacaksınız, fırtına olacaksınız.
Başka, siz esemezsiniz, kurtarmazsınız durumu...” dediği anlaşılmaktadır.
(Kls:37 / Dizi:1 5)
13.02.1993 günü PKK’nın 1993 yılı hedefleriyle ilgili yaptığı konuşmasında;
Ülkemizin güneyinde savaş değişik biçimlerde daha da sürdürülecektir...
Gerillamız şimdi 5 bin-10 bin civarında ise, eğer herkes planına bağlı
kalırsa, doğru savaşın tarzı ile karşılık verirse 50 bine fırlar... Her
köyü bir direniş kalesi haline getirtebiliriz. Her kent bir Serhildan biçiminde
kaynar. Bütün bunlar hedeftir. Plan hedefindedir ve yöntemleri de bellidir.
En hainini amansız tepelemekten tutalım, tarafsızlaştırması gerekeni tarafsızlaştırmaya,
bir parayı kazanılacak olandan tutalım, bir ruh ile kazanmaya kadar herkese
uygun yöntemlerle yaklaşınız. Bunlar çalışma tarzıdır. Taktik de düşmanının
bir taburunu imha etmekten tutalım, bir tugayını bile içinden dışından
kuşatmaya alıp tasfiye edebiliriz... Yakmadık köy bırakmayız. Bütün bunlar
taktik plan hedeflerimiz dahilindedir...” sözleri açıklanmaya çalışılan
durumu doğrulamaktadır. (Kls:37/DİZİ 15)
14.04.1998 günü MED-TV’de yaptığı konuşmasında;
“Şimdi bizim pek turistler hedeftir demeyeceğim ama, şüphesiz Türkiye’de
bir savaş var. Özel turist hedefleri diye bir hedef yok, fakat ekonomi
de hedeftir tabi ve bu arada turizm ekonomisi de hedeftir. Turist demiyorum,
dikkat edin turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi
de biraz gözönüne getirerek şüphesiz bazı adımlar atarız. Bu günlerde bunun
arayışı içindeyiz.” mesajının anlamı terör estirmektir. (Kls:37/Dizi: 15)
10.07.1998 günlü MED-TV’de yayınlanan Vedat AYDIN'ı anma programındaki
konuşmasında;
“Özellikle şehirlere yönelik eylem taktiklerini fazla dayatmadık ama,
sanırım belli bir müddet bu yönlü gelişmeler de ortaya çıkabilir. Daha
çok gerillayı kırsal alanda geliştirmekle birlikte kent ağırlıklı hareketleri
de geliştirecek kapasitemiz var. O kapasiteyi geliştiriyoruz. Sanırım gerekebilir
de, çünkü kendilerini rahat hissettiklerini düşünüyorlar. Başta turizm
olmak üzere ekonomik hedefler bizim rahat dolaşabileceğimiz hedeflerdir...”
açıklaması yeni hedef belirlemesinin delilidir. (Kls:37/Dizi: 15)
a) Dosyada mevcut belgeler,
b) Emanette mevcut sanık Abdullah ÖCALAN’ın yaptığı konuşmaların zapdedildiği
video kaset.
Gibi deliller sanığın amacını ve hedeflerini ortaya koymaktadır.
Sanık Abdullah ÖCALAN’ın yukarıya alınan konuşmalarının, talimatlarının
muhatabı silahlı PKK çeteleridir. Silahlı PKK çeteleri. Abdullah ÖCALAN’dan
aldıkları talimat uyarınca rastgele gerçekleştirdikleri terör eylemleriyle,
gerçekten dehşet olmuşlar, etrafa dehşet ve korku salmışlardır. Köyde,
kentte PKK otoritesini kurmak için amansız davranmışlar. Abdullah OCALAN’ın
tabiriyle tepelemişler, köyleri yakmışlardır. Abdullah ÖCALA.N’ın talimatında
geçen: “herkese uygun yöntemle yaklaşma” öldürmek ve yakmaktır, yani terördür.
Terör eylemleriyle dehşet yaratmak Abdullah ÖCALAN’ın PKK’ya verdiği yegane
taktiktir.
PKK, bir terör örgütüdür. Abdullah ÖCALAN MED-TV’de yaptığı konuşmasında;
"...Özel turist hedefleri diye bir hedef yok, fakat ekonomi de hedeftir
tabii ve bu arada turizm ekonomisi de hedeftir. Eğer işler daha da kızışırsa,
şüphesiz bu tip hedeflere insan demiyorum, turist demiyorum, dikkat edin
turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi de biraz
gözönüne getirerek şüphesiz bazı adımlar atarız. Bu günlerde bunun arayışı
içindeyiz.’ demiştir. (Kls:37/Dizi: 15)
Ancak, PKK elemanları Türk turizmine zarar vermek için doğrudan insanı
hedef almıştır. Marmaris İlçemizde turistlerin uğradığı bir parkta bulunan
masa altına, Fethiye İlçemizde turistlerin gezindiği kordon boyunda bulunan
çöp sepetine bomba yerleştiren Sakine DÖNMEZ ile Atilla KAYA isimli PKK
elemanlarının hedefi, doğrudan doğruya insandır. Sakine DÖNMEZ ve Atilla
KAYA’nın gerçekleştirdiği bu eylemlerde Fethiye Kordon boyunda gezinen
bir turist ölmüş, 20’den fazla insan yaralanmıştır. Doğrudan insanı hedef
alan bu eylemler. terör eylemleridir.
Tamamen bir terör örgütü olan PKK, Türkiye’yi kendisiyle diyalog
kurması için yine bir terör örgütüne yakışır bir biçimde tehdit de etmiştir.
27.11.1996 günü PKK’nın 18. Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle Belçika
Kürdistan Komitesi tarafından Brüksel şehrinde bulunan Uluslararası Basın
Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, örgüt mensuplarının Türkiye’nin
Kürt Meselesi ile ilgili politikalarının değiştirilmemesi halinde intihar
saldırısı eylemlerinin yeniden gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğu tehdidinde
bulunmuştur. (Kls: 14/Dizi: 115-16-17)
a) Dosyada mevcut Belçika’da yayınlanan 28.11.1996 tarihli gazetede
yayınlanmış habere ilişkin fotokopi.
b) Yunanistan’da yayınlanan Avgi Gazetesinin 28.11.1996 tarihli nüshasında
yer alan haber fotokopisi gibi delillerle sabittir.
Aynı tehdidin;
Aralık 1996 günlü Serxwebun Dergisi’ne beyanat veren Abdullah ÖCALAN
tarafından;
''...Kentlere ineceğiz, kent çatışmaları başlayacaktır. Neye mal olursa
olsun bir otobüse binmek zor değildir, bir uçağa binmek zor değildir, yine
bir trene binmek zor değildir. Kendine bomba sarıp gidecek binlerce insanımız
var... (Kls: 14/Dizi: 10)
21.03.1997 tarihli MED-TV yayınında;
“Şunu açıklıkla belirtelim ki, askeri hazırlıklarımız hiçbir döneme
kıyaslanmayacak kadar ileri bir düzeydedir. İster şahsi intihar eylemleri
içinde olsun, ister çok etkili küçük yerlere sızmak... şehirler de buna
dahildir, çok önemli askeri birlikler de buna dahildir, çok geniş tahrip
gücüyle eylem düzenleme imkanları da var"
Sözleri, militanlarına vermek istediği talimat niteliğindedir. (Kls:37/Dizi:
15)
a) Dosyada mevcut Aralık 1996 tarihli Serxwebun Dergisi’nde Abdullah
ÖCALAN’ın açıklamasının yer aldığı yazı fotokopisi.
b) 21.03.1997 günlü MED-TV vayınında Abdullah ÖCALAN'ın yaptığı konuşmanın
zapdedildiği dosyada mevcut video kaset,
c) Abdullah ÖCALAN’ın MED-TV’de yaptığı konuşmanın çözüm tutanakları
kapsamı.
Verdiği talimatların delilidir.
Yine Abdullah ÖCALAN’ın Bekaa Vadisi’nde kendisiyle röportaj yapan İngiliz
Sunday Mirror Gazetesi muhabirine verdiği beyanatında 3 bin dişi PKK militanının
Türkiye’ye gelen turistlere karşı bombalı intihar saldırısında bulunacağını
söylediği, (Kls: 14/Dizi: 15-16-17)
Dosyada mevcut belge ile sabittir.
27.11.1996 günü Brüksel kentinde bulunan Uluslararası Basın Merkezinde
PKK’nın 18. Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle düzenlenen basın toplantısında
Belçika Kürdistan Komitesi tarafından açıklanan yeni savaş stratejisi,
Abdullah ÖCALAN’ın Aralık 1996 tarihli Serxwebun Dergisinde verdiği beyanat
ile 21.03.1997 günü MED-TV’de yaptığı açıklamalar, Abdullah ÖCALAN’ın Bekaa
Vadisinde Sunday Mirror Gazetesi muhabiri ile yaptığı röportajlar, intihar
saldırısı eylemlerinin de terör eylemi olduğunu gösterir. PKK’nın intihar
saldırısı eylemlerinin de hedefi kesinlikle askeri hedefler değil, hiçbir
şeyden haberi olmayan insanlardır, sivil halktır, turistlerdir. Abdullah
ÖCALAN intihar saldırısı eylemlerinin hedeflerini;
"...neye mal olursa olsun, bir otobüse binmek zor değildir, bir uçağa
binmek zor değildir, yine bir trene binmek zor değildir. Kendine bomba
sarıp gidecek binlerce insanımız var..." sözleriyle ve İngiliz Sunday Mirror
Gazetesi muhabiri ile yaptığı röportajda göstermiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da açıkça anlaşıldığı gibi, PKK bir
terör örgütüdür. Bu terör örgütünün elemanları da söz konusu terörist eylemleri
sanık Abdullah ÖCALAN’ın verdiği emir ve talimatlar üzerine gerçekleştirmişlerdir.
İnsan hayatına hiç değer vermeyen, devamlı insan haklarını ihlal eden
bu terörist örgüte karşı Türkiye, toprağın] ve insanının hayatını, malını
korumak için hukuk kuralları içinde mücadele etmiştir.
Uluslar arasında terörizm şiddetle kınanmış, uluslararası hukukta da
hiçbir şekilde himaye görmemiştir.
Türkiye’nin de taraf olduğu “Tedhişçiliğin Önlenmesine Dair Avrupa
Sözleşmesi”nin 1 inci maddesi uyarınca;
“Adam kaldırma, rehin alma veya gayrı kanuni hürriyeti tahdit eden.
şahısların hayatı için tehlike teşkil ettiği ölçüde bomba, el bombası,
roket, otomatik ateşli silah veya bombalı mektup ve koli kullanmak
suretiyle işlenen suçların hiçbiri siyasi suç, siyasi suça murtabit suç
veya siyasi nedenle işlenmiş suç niteliğinde telakki edilmeyecektir.''
Helsinki Nihai Senedi’nde de;
“Devletlerin egemen eşitliği ve egemenliğin üzerindeki haklara saygı,
sınırların dokunulmazlığı, devletlerin toprak bütünlüğüne saygı,
içişlerine karışmama” ilkeleri benimsenmiş ve kabul edilmiştir.
Hukuken hiçbir bağlayıcılığı olmayan ‘Yeni bir Avrupa İçin Paris
Şartı’nda da;
“Tüm ilkeler her biri diğerleri dikkate alınmak şartıyla yorumlanarak
kayıtsız şartsız aynı derecede uygulanır. Bu ilkeler, ilişkilerimizirı
temelini oluşturur. Taraf devletlerin bağımsızlığını, egemen eşitliğini
ya da toprak bütünlüğünü ihlal eden faaliyetlere karşı demokratik gruplari
savunmak hususunda işbirliği yapmaya kararlıyız. Dışarıdan yapılan baskı,
zora başvurma ve yıkıcılık gibi yasadışı’ faaliyetler burada söz konusu
olan özelliklerdir... Her türlü terörist eylemleri. yöntemleri ve uygulamaları
açıkça suç olarak kınıyor ve bunların ikili olduğu kadar çok taraflı işbirliği
ile ortadan kaldırılması için çalışmaya kararlı olduğumuzu ifade ediyoruz.”
İlkeleri kabul edilmiştir.
Avrupa’da hiçbir ülke, sanık Abdullah ÖCALAN’ın siyasi iltica talebini
kabul etmemiştir. Ne Abdullah ÖCA.LAN’ı bir müddet ülkesinde barındıran
İtalya, ne Rusya, ne Almanya, ne Hollanda ne de bir başka Avrupa ülkesi
Abdullah ÖCALAN’ın siyasi mülteci olarak ülkelerinde barınmasına izin vermemiştir.
Abdullah ÖCALAN sorgusunda: kendisini Türkiye’ye karşı kullanan, ama
sıkıştığında siyasi iltica talebini kabul etmeyen İngiltere, Almanya, İtalya,
Yunanistan gibi Avrupa ülkelerini insan haklarını işletmemekle, iki yüzlü
olmakla suçlamıştır. Avrupa ülkelerinin Abdullah ÖCALAN’ı ülkelerine kabul
etmemelerinin her biri için başka sebepleri de olabilir. Ama Abdullah ÖCALAN’ın.
Avrupa ülkelerine siyasi mülteci olarak kabul edilmeyişinin en önemli sebebi
PKK’nın herkesçe bilinen bir terör örgütü olmasıdır. Avrupa ülkeleri, terörist
olduğu açıkça bilinen bir örgütün başkanını ülkelerine sokmaktan kaçınmıştır.
Sanık Abdullah ÖCALAN ayrıca alınan ifadesinde;
“...Yunanistan’ın PKK örgütüyle ilişkileri az çok Suriye’nin PKK örgütüyle
ilişkilerine benzer. 1988 yılında ben Lübnan’da iken Badovas ve Nagazakis’in
beni ziyaretleriyle bu ilişkiler başlamıştır... Bu ilişkilerin kurulmasında
birkaç yıl sonra muhtemelen 1994 senesinde Yunanistan’da PKK örgütünün
kampları açıldı. Lavrion Kampı’nda PKK’lı gençlere daha çok ideolojik eğitim
veriliyordu. 0 tarihlerde Yunanistan temsilcimiz Mahir (K) Fethi DEMİR’dir.
Yunanistan’da Lavrion Kampı’ndan başka bir de bomba eğitimi veren Dimitri
Elen Kampımız vardır... Yunanistan’da bomba eğitimini, kamp eğitimini ve
küçük grupları barındırmak hususundaki organize de bizim dost tabir ettiğimiz
Yunan istihbaratının yardımı olmaktadır. . ...Yunanistan’ın bizimle işbirliği
yapmasındaki amacı, bizi Türkiye’ye karşı kullanmak, Türkiye’yle çelişkilerinde
koz olarak kullanmaktır...” diyerek, Yunanistan’ın Türkiye’yle işbirliği
yaptığını ileri sürmüştür. (Abdullah ÖCALAN’ın sorgu zaptı sayfa 32-33/Kls:
l/Dizi:43-78)
1994-95 yıllarında PKK’nın Yunanistan temsilcisi Mahir (K) Fethi DEMİR
de Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde benzer beyanda bulunmuştur.
Yunanistan aynen Suriye ve Libya gibi insanlığa karşı suç işleyen terör
örgütlerini ülkesinde barındıran, bunlarla işbirliği yapan terörist bir
devlettir. Buna rağmen Yunanistan dahi. Suriye’den çıkarıldıktan sonra
terörist olduğu dünyaca bilinen bir örgütün başına siyasi sığınma hakkı
tanımamış, tanımaktan korkmuştur. Bu durum da, sanığın terörist kişiliğini
açıkça göstermektedir.