D- TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN YAKALANAN ELEMANLARININ KATILDIKLARI OLAYLARA
İLİŞKİN VE SANIK ABDULLAH ÖCALAN’LA İLGİLİ BEYANLARI
Sanık Abdullah ÖCALAN’ın faaliyetlerinde temel aldığı düşünce tarzı
üzerine değerlendirme:
Dünya üzerindeki devlet topluluklarının her birinde olduğu gibi, Türkiye
toplumunda da değişik insan grupları vardır. Bu topluluklardan birini esas
alarak, diğerlerine karşı ona üstünlük sağlayıcı sistem oluşturmak ve bu
amaçla ırksal bir yaklaşımla sindirme amacına yönelik olarak öldürme, yağma,
yıkma, tahrip etme gibi fiilleri işlemek, toplumun sosyolojik yapılanmasına
aykırı bulunmaktadır.
Tarihin hiçbir döneminde böyle bir yapılanmanın başarı şansı olmamıştır.
Toplumsal hayatın birlikteliği, o toplumu oluşturan insanların birbirlerine
karşı özverili davranmaları, feragat sahibi olmalarıyla mümkündür.
Devlet olmak ise, toplumda farklı olarak onu oluşturan insanların yek
diğerine bağlılığı ile oluşur ve kuvvet kazanır. Toplumların tarihine bakıldığında
bir sınıfın veya kesimin hakimiyetini esas alan baskıcı sistemlerin uzun
zamanlı olamadıkları ve kendi getirdikleri kurallar ile çelişkiye girerek
yok oldukları görülmektedir.
Sanık Abdullah ÖCALAN, insan yaradılışına aykırı kendi içindeki kuralları
ile çelişik olan sadece şiddet, kıyım, öldürme ve baskıcı kıstasları esas
alan Marksist-Leninist teorinin kurallarını Türk toplumu üzerinde uygulamak
istemiş ve bu yönde örgütlü katliam yöntemlerini geliştirmiştir.
Sanık 1975 yıllarında taslak halinde hazırlanan ve 1978 yıllarında kitap
haline getirdikleri yasadışı PKK örgütünün manifestosu özelliğindeki “Kürdistan
Devriminin Yolu” isimli broşürde Türk toplumunun bir bölümünü ayrı halk
olarak nitelemiş ve bu bölümün, çeşitli evrelerden geçecek halk savaşına
hazırlanması gerektiğini belirterek daha başlangıçta amacının şiddete dayalı
olduğunu ortaya koymuştur.
Sanığın kendi ismini taşıyan kitaplara bakıldığında:
-Abdullah ÖCALAN, Seçme Yazılar, Birinci Cilt, Sayfa 81'de;
"...Halkların kendi tarihlerini yapmaları toplumun en ilerici sınıfın
(proletarya) askeri ve örgütsel önderliği ile oluşur..." (Kls: 14/Dizi:9)
-Abdullah ÖCALAN, Seçme Yazılar, Birinci Cilt, Sayfa 123’te;
“...Diktatörlük vazgeçilmez bir araç olarak komünist evreye kadar proletaryanın
mutlaka başvurması gereken silahıdır.
" ...Şiddet vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Marks ve Engels, proletarya
iktidara giderken şiddet sorununun kesinlikle gözardı edilmemesi gerektiğini
söyler. Paris Komünü üzerine değerlendirmelerinde de şiddete başvurulmasını
değil, daha az şiddet kullanılmasını eleştirirler...'' (Kls: 14/Dizi:9)
-Abdullah ÖCALAN, Seçme Yazılar, Birinci Cilt, Sayfa 144’te;
"...Dünya sosyalist devriminin sorunlarına yaratıcı Marksizm ve Leninizm
ile cevap vermek gerekiyor...” (Kls: 14/Dizi:9)
-Abdullah ÖCALAN, Seçme Yazılar, Birinci Cilt, Sayfa 157’de;
“...Engels, Alman ulusuna gerekirse savaşın, zorla dayatılması ve bunun
başını da proletaryanın çekmesi gerektiğinden bahseder...” (KIIs: 14/Dizi:9)
-Abdullah ÖCALAN, Seçme Yazılar, Birinci Cilt, Sayfa 195’te;
“...Silahlı mücadele halk ayaklanması ve örgütlenme son derece iç içe
gelişen, birbirlerini zorunlu kılan özelliğe sahiptirler..." (Kls: 14/Dizi:9)
Şeklinde sözleri ile sanık Abdullah ÖCALAN, temel aldığı felsefi düşünceyi
açıklamıştır.
-Terör örgütünün başı olan sanığın 1979 yılında hazırlanan ve 30 Temmuz
1979’da kamuoyuna açıklanan “PKK Kuruluş Bildirgesi”nde şiddeti ön plana
alarak gelişmenin savaş ortamı içinde mümkün olacağına inandığını belirterek,
halk düzeninin ancak uzun vadeli savaştan sonra kurulabileceği şeklinde
görüşleri esas almıştır.
Böylece sanık, hedefe ulaşmada şiddeti temel bir yöntem olarak benimsemiş,
yasadışı PKK örgüt mensuplarının da kırda, kentte silahlanarak yağma. öldürme,
yakma gibi terörist faaliyetlerini tırmandırmalarına sebep teşkil etmiştir.
12 Eylül 1980 Harekatından sonra Suriye ve Lübnan’a kaçabilen örgüt
elemanlarının yeniden organize edilerek Türkiye içine salınması amacına
yönelik hazırlık faaliyetleri yapılmış ve öncelikle geliştirilmiş bir şiddet
teorisi oluşturulmuştur.
Bu dönemde “Kürdistan'da Örgütlenme Üzerine”, “Kürdistan’da
Çözüm Yolu”, “Kürdistan’da Zorun Rolü” isimli örgütlenme ve
şiddet ilkelerini belirleyen kitaplar hazırlanmıştır.
Kürdistan’da Örgütlenme Üzerine isimli kitapta (Sayfa:192-193);
"...Kuzey Batı Kürdistan'da yaratılacak olan ulusal kurtuluş cephesinin
çeşitli alanlarda geliştireceği ilişki ve ittifakları olacaktır. Her şeyden
önce Türkiye’nin anti-faşist devrimci demokratik hareketiyle ittifakını
ve cephesini geliştirmek durumundadır. Türkiye’deki devrimci demokratik
hareketle ortaklaşa bir iktidar savaşını yürütmek, Kürdistan devrimiyle
Türkiye devriminin zamandaşlığını sağlamak, buna hem Kürdistan ve hem de
Türkiye devrimi açısından özen göstermek gibi bir sorunu vardır...” (Kls:
14/Dizi: 12)
Aynı kitap 213 üncü sayfasında;
“...Biz ulusal kurtuluş mücadelesini böyle gelişmiş savaş düzeyine ulaştırmak
için ise silahlı propaganda ile başlanması gerektiğini ajitasyon, propaganda
ve örgütlenme görevlerinin başarılmasının temel aracının silahlı propaganda
olacağını, devrimci yapının yaratılmasında temel iskele görevini silahlı
propagandanın göreceğini belirtiyoruz...
...Bu konuda Hochiminch, l944lerden önceki Vietnam koşullarında; ‘...Ne
bir gerilla savaşını ve ne de bir halk ayaklanmasını başlatabiliriz. Ama.
bunları hazırlamak için silahlı propaganda uygulamaya ihtiyacımız vardır’
der. Kürdistan koşullarında bu daha da açık ve dayatıcı bir gerçektir...”
şeklinde beyanda bulunmuştur. (Kls: 14/Dizi: 12)
Kürdistan’da Zorun Rolü isimli kitapta (Sayfa:304-305)
“...Biz gerilla savaşıyla hareketli savaşı bir arada uygulayarak düşmanın
askeri üstünlüğünü yok etmeye ve onu daha da geriletmeye, özellikle de
kendi güçlerimizi toparlayıp geliştirmeye ve Türkiye’deki devrimci gelişimini
hızlandırmaya çalışacağız. Bu stratejik denge aşamasında Kürdistan’da devam
eden gerilla savaşıyla hareketli savaş eğer Türkiye’de de gelişmiş bir
devrimci savaşla desteklenirse ve Türkiye’de büyük kentler de dahil olmak
üzere bir proletarya ve halk ayaklanması gündeme gelirse, bu ayaklanma
durumu Kürdistan’a kadar genişletilerek Türkiye ve Kürdistan’da girişilecek
halk ayaklanmalarıyla burjuva ordusu dağılabilecek, devrimin siyasi üstünlüğü
böylece askeri üstünlüğe de dönüştürülerek burjuva iktidarı yıkılıp devrim
zafere götürülebilecektir...” şeklinde beyanda bulunmuştur. (Kls: 14/Dizi:
11)
Kürdistan’da Çözüm Yolu isimli kitapta (Sayfa: 196);
Siyasal İlke ve Hedefler başlıklı bölümde;
“...Eylem alanında halkın temel gereksinimlerinden yola çıkarak ve kendiliğinden
gelişme durumundaki kin, öfke ve protesto hareketlerinden miting, yürüyüş
gibi daha ileri siyasal eylemlerin geliştirilmesi, silahlı propaganda,
genel ve kısmi ayaklanmalar, halk savaşının basit gerilla biçimlerinden
en gelişmiş biçimlerine kadar uygulanması...” şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
(Kls: 14/Dizi: 13)
Baskı, şiddet ve terör sadece teoride değil, uygulamada da sanık
Abdullah ÖCALAN’ın başvurduğu yöntemler arasında bulunmaktadır.
Sanık, terör örgütü başı olarak şiddet ve terör uygulamalarında Marksizm
ve Leninizm ilkelerini adım adım uygulamaya koymuştur. Yurtdışında (Suriye,
Lübnan, K.Irak, İran, Yunanistan gibi) ülkelerin istihbarat birimleriyle
irtibat kurarak bu ülkelerde oluşturulan örgüt kamplarında örgüt militanlarına
siyasi ve askeri eğitim vermiştir. (Dosyada mevcut bant kayıtları ve sanığa
ait kamp fotoğraflarında açıkça görülmektedir.) (Kls:2 1 -35-36-37)
Sanık, kamplarda siyasi ve askeri eğitim verdiği gibi örgüt mensuplarını
adam öldürmek, gasp, soygun yapmak, pusu kurmak, köy basmak, adam kaçırmak,
köy yakmak, yıkmak gibi eylemlerde bulunmak üzere silahlı olarak Türkiye’ye
göndermiş, böylece terör faaliyetlerinin acımasızca uygulanmasını gerçekleştirmiştir.
Türkiye topraklarında eyaletler adı altında yapılanmaya giderek, Türkiye’nin
her bölgesinde terörün her çeşidini uygulamaya koymuştur.
Sanık ifadesinde; “Bir kurşun atmadım” şeklinde beyanda bulunmasına
karşın, eğitim vererek Türkiye’ye gönderdiği örgüt elemanlarının işlediği
cinayetler ve toplu katliamlar karşısında "Maalesef bu kadar adam
ölmüştür” şeklinde aciz bir ikrara yönelmiştir.
Sanığın yurtdışında oluşturduğu örgüt kamplarında eğitim vererek Türkiye’ye
gönderdiği terör örgütü mensupları eylemler sonrası yakalanmışlardır. Yakalanan
bir kısım terör örgütü mensuplarının kendi beyanlarıyla terörün nasıl yapıldığı,
eğitimde sanık Abdullah ÖCALAN’ın rolü aşağıdaki sanık beyanlarında açıkça
görülmektedir.
Yakalanan Sanıkların Beyanlarına göre;
1- YILDIRIM MERKİT (Ali ve Şahan’dan olma, 1956 Tunceli doğumlu,
suç tarihinde Eğitim Enstitüsü öğrencisi olup, Diyarbakır Sıkıyönetim 1
No’lu Askeri Mahkemesi’nin 30/04/1982 tarihli oturumundaki beyanı)
“...Merkez Komite üyesi olduğum doğrudur... 13 Temmuz 1979 tarihinde
Merkez Komitesinde görev aldım. Merkez Komitesinde görev almadan önce örgütle
ilişkim, daha doğrusu bireysel ilişkim, 1976 yılında Ankara’dan Tunceli’ye
gelen Şahin DÖNMEZ ve Haydar KAYTAN vasıtasıyla olmuştur... Daha sonra
Karakoçan ilçesinde bir mahallede Abdullah ÖCALAN bir toplantı yaptı. Bu
toplantıya yukarıda isimlerini saydığım şahıslarla birlikte Delil DOĞAN,
Mehmet BAYIK ve Resul ALTINOK ve şimdi isimlerini hatırlayamadığım birkaç
kişi katıldı. Toplantıda Abdullah ÖCALAN, toplumlar, sömürgecilik ve Kürdistan
tarihi üzerine konuşma yaptı. Bu şekildeki grup faaliyetlerimiz 1979 yılı
başına kadar sürdü... 1979 yılında Şahin DÖNMEZ Tunceli’ye geldi, komitelerin
oluşmasını söyledi. Ben Yıldırım MERKİT bölge sorumluluğuna getirildim.
...Duran’la beraber Urfa’ya gittim. Nusret ÇAKAR’ın evinde Cemil BAYIK’la
buluştum. Orada Cemil BAYIK yeni bir Merkez Komitesi oluşturulacağını,
benim de Merkez Komiteye getirileceğimi söyledi... Cemil BAYIK’la toplantı
yapıldıktan sonra eyalet örgütlenmesine geçildi... 13.07.1979 tarihinden
önce Abdullah ÖCALAN, Cemil BAYIK ve Duran KALKAN bir toplantı yapmışlar,
bu toplantıda eyalet örgütlenmesine gidileceği kararlaştırılmış ve üç ayrı
eyalet kararlaştırılmıştır... Eyaletler, Kuzey Eyalet, Orta Eyalet, Güney
Eyalet olmak üzere üç kısma ayrılmıştır...
Kuzey Eyalete; Kars, Ağrı, Erzincan, Elazığ, Bingöl, Tunceli ve Muş
illeri.
Orta Eyalete; Diyarbakır, Siirt, Mardin, Hakkari ve Van illeri,
Güney Eyalete; Urfa, Adıyaman, Gaziantep illeri bağlanmıştır.
...Abdullah ÖCALAN’ın yurtdışına çıkması üzerine Cemil BAYIK, Duran
KALKAN ve ben Merkez Yürütmeye getirildik. Bu sıralarda Merkez Komitesini
Abdullah ÖCALAN, Mehmet KARASUNGUR, Yıldırım MERKİT, Baki KARAER, Mehmet
Hayri DURMUŞ, Duran KALKAN ve Cemil BAYIK oluşturuyordu... Yurtdışı temsilciliğine
Abdullah ÖCALAN getirilmişti (Kls: 16/Dizi: 1)
2- Hasan ŞERİK (Ibrahim Ali ve Fatma’dan olma, 1956 doğumlu,
Sivas, Divriği, Karaöge köyü nüfusuna kayıtlı olup, Adana 1 No’lu Sıkıyönetim
Askeri Mahkemesi’nin 1982/870 Esas sayılı dosyasında 19.08.1983 günlü verdiği
ifadesinde)
"...1975-76 yıllarında Ankara’da eğitim çalışmaları içinde bulundum.
Eğitim çalışmalarına Abdullah ÖCALAN da katılıyordu. Cemil BAYIK 1978 ortalarına
kadar PKK ile ilgili propaganda yapıyor ve bildiri dağıtıyordu. Afiş asıyordum.
...Ankara’dan Antep’e parti tarafından gönderildim... Antep Bölge Sorumluluğu
görevi verildi.” (Kls: 18/Dizi: 1)
3- Abdulkadir AYGAN (Mehmet ve Zeynep’ten olma, 1958 doğumlu,
Urfa Suruç İlçesi Molla Hamza Köyünden olup, Adana 1 No’lu Sıkıyönetim
Askeri Mahkemesi’nin 1985/339 Esas sayılı dava dosyasında 25.12.1985 tarihli
celsede doğruladığı 05.11.1985 tarihli Savcılık ifadesinde)
"....29.08.1978 tarihinde Nizip’e Mehmet ECE’nin cenazesi için Antep’ten
APO’cular gelmişti. Abdullah ÖCALAN, Nizip’te Aynur YILDIRIM’ın evine gelmişti.
...Mehmet Emin YILMAZ’ın evinde toplanıldı. ...Evde Mehmet Ali YILMAZ,
Mustafa KARASU, Mustafa KESER, Ben, Arif GOKTAŞ, Hüseyin SARIÇIÇEK ve soyadını
bilmediğim Faruk adlı kişiler vardı. ...Abdullah ÖCALAN, Mehmet EGE’nin
ölümüyle ilgili konuşma yaptı. Bizlere ‘Mehmet ECE’nin kanı yerde kalmamalı,
intikamını almalısınız’ diye konuştu. Sonra da Abdullah ÖCALAN, yanına
Arif GÖKTAŞ ve Hüseyin SARIÇİÇEK’i alarak evden ayrıldı.. O tarihte Nizip
APO’cular sorumlusu Mustafa KARASU idi. Mustafa KARASU bize, ‘misilleme
yapmamız gerekir’ dedi Elimdeki silahla 4-5 metreden Mustafa BAYKUŞ’a
ateş ettim.” (Kls: l8/Dizi:3)
4-Ali OZANSOY (Tilki (K), Asef ve Fatma’dan olma. 1953 doğumlu.
Gaziantep Pazarbaşı Mahallesi nüfusuna kayıtlı olup, Diyarbakır 1 No’lu
Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin 1985/257 Esas sayılı dosyasında
tarihli oturumundaki ifadesinde)
“...Halep’in Kobani ilçesinden 1 Ocak 1981 tarihinde Lübnan El Bekaa
Vadisi’ndeki El Havuş Kampı’na geldik. Kamp Filistinlilere aitti. Türkiye’den
APO’cular olarak yalnız biz gelmiştik. Kampa daha sonra Cemil BAYIK geldi...
Nisan ayından sonra Hırbitruha Kampı’na gönderildim. Kampta diğer sol örgütler
de vardı (DEV-YOL, Rızgari gibi)... Ben, Şahin KILAVUZ. Solmaz ÖMÜRCAN,
Suriye-Lübnan hududundaki Helvi Kampı’na çağrıldık. Kampta PKK’nın I. Konferansı’nın
yapılacağı ve bu konferansa katılacağımız söylendi...
...Helvi Kampı’nda diğer sol örgütler de vardı. Kampın çevresinde Suriye’nin
Sam-6 Füze Bataryaları vardı... Kampa Abdullah ÖCALAN da geldi. I. Konferansa
katılacak gruplar grup grup geliyordu. Abdullah ÖCALAN, toplantılar tertip
ediyor ve kendisinin hazırladığı Politik Rapor şeklindeki teksir halindeki
notları gruplara dağıtıyor ve okumamızı istiyordu... Bu kamp konferans
öncesi tamamen bizim elimize geçmişti.
...15 Temmuz 1981’de I. Konferans başladı. Abdullah ÖCALAN, kendisini
Divan Başkanı olarak ilan etti. Yanında Merkez Komite üyeleri vardı...
Politik Rapor’daki kararlar kabul edildi. Merkez Komite teşkil edildi...
Gruplara
Türkiye’ye girdikten sonra yapacakları yönünde talimatlar verildi...
Kampta Kürdistan’da Zorun Rolü isimli seminerler verdi. Bu kitap haline
getirildi. Kitap Marksist-Leninist ilkelere bağlı uygulanacak askeri çizginin
aşamalarını
içermektedir.
...20-25 Ağustos 1982 tarihinde PKK’nın II. Kongresi Suriye toprakları
üzerindeki bir kampta yapıldı. Halep bölgesinden 8 kişi olarak katıldık.
Abdullah
ÖCALAN’ın açılış konuşmasıyla başladı, toplam 60 kişi kadardı... PKK
Merkez Komitesi çalışma raporu kongreye sunuldu ve kararlar alındı. Merkez
Komite üyelerini bizzat Abdullah ÖCALAN seçiyordu... Türkiye’ye girme aşamasına
gelindiğini, bunun için de elverişli zeminlere doğru kayış hazırlığına
başlanacağını, kongreden sonraki asgari bir yıl içerisinde örgütün askeri
faaliyetini yürütecek olan silahlı propaganda birliklerinin kadro, silah,
üst ve donanım bakımından hazırlanmasının gerektiği, Avrupa’daki
faaliyetlerin yeniden ele alınarak amaca uygun bir şekilde düzenlenmesinin
gerektiği yolunda kararlar alınmış ve gruplar bölgelerine faaliyet için
dağılmıştır. (Kls: 18/Dizi:2)
5-Remzi PİŞKİN (Hebun (K), Süleyman ve Hüsna’dan olma, 1968 doğumlu
Silvan ilçesi Kayadere Köyünden olup, Diyarbakır 1 No’lu Sıkıyönetim Askeri
Mahkemesinin Yedek Hakimliğindeki 31.10.1994 tarihli ifadesinde)
"... Suriye’de kampta Abdullah ÖCALAN’la buluştum. Bilahare PKK
örgütünde bölük komutanı olarak görev yaptım. Savcılık ve kolluk beyanında
aynen tekrar ederim... (Kolluk Beyanı: Türkçe kampında bulunduğum süre
içerisinde Abdullah ÖCALAN kampa haftada bir mutlaka gelir, eğitim verir,
bir iki gün kaldıktan sonra da giderdi. Parmaksız Zeki (K) Şemdin SAKIK,
yaklaşık 10 aydır bu kampta bulunmaktadır. Bir süre Abdullah ÖCALAN tarafındaıı
yargılandı... Suriye’de Şam’a indiğimizde havaalanında Delil (K) Abdullah
ÖCALAN’ı arabasıyla havaalanına gelip beni Gafur (K) ve Battal (K)’u alarak
Türkçe kampına götürdü ... Orada Cuma (K) Cemil BAYIK tarafından teslim
alındık. Benim hakkımda rapor istendi. Rapor tanzim edip, kamp yönetimine
verdim. Bu kampta 220 kişi vardı. Kampta siyasi, teorik eğitim alıyorlardı..."
(Kls: 17/Dizi:4)
6-İsmet KORKAN (Yücel (K), Ali ve Çiçek’ten olma, 1960 doğumlu.
Ağrı ili tutak İlçesi Kaşönü köyü nüfusuna kayıtlı, Erzincan DGM’nin 1989/247
Esas sayılı dosyasında hükme esas alınan 17.1 1.1989 tarihli Savcılık ifadesinde)
"... Askerlikten firar ederek İstanbul’daki Şevket GOKÇE’nin dahil olduğu
örgüt evine gittiği, örgütün talimatı üzerine Yunanistan’a geçerek, Atina’da
bulunan örgüte ait Şans Rival Oteli’nde eğitim gördüğü, Mayıs
1988’de Abdullah ÖCALAN’ın talimatı üzerine Suriye’nin kontrolü altındaki
Bekaa’daki örgüt kampına gittiği, Abdullah ÖCALAN’ın kaldığı örgüt evine
sanığın götürüldüğü... .Bekaa Vadisi’ndeki Mahsun Korkmaz Akademisi’ne
giderek eğitim çalışmaları yaptığı ve kendisine Fuat (K) adının verildiği...
Kampta Abdullah ÖCALAN’ın konuşmasıyla başlayan mezuniyet töreni yapıldığı...
Abdullah
ÖCALAN’ın yakın koruması olarak görev yaptığını belirten sanık, burada
eylem gruplarından gelen raporları incelemekle görevlendirildiğini,
1989 Temmuz ayında İran’ın Tahran şehrine, oradan da Urumiye’deki örgüt
evine gittiğini, daha sonra Türkiye‘ye giriş yaptıklarını belirtmiştir...
07.09.1989 günü üç ayrı saldırı grubu hazırlayarak İğdır ilçesi İslamköyü
Karakoluna giden yola pusu kurarak su deposunu korumakla görevli askerlere
erzak götüren askeri araca silah ve bomba ile saldırdıklarını, silahlı
çatışmada Jandarma Çavuş Velj Can ALTINTARAK ile Jandarma erleri Ayhan
EROĞLU ve Ergün ÖZCAN’ı yaralandıklarını...” (Kls: 17/Dizi: 1)
7-Nizamettin ÖZTURAN (Hamza (K). Selahattin ve Cemile’den olma,
1971 doğumlu, Muş Malazgirt Mezra Köyü nüfusuna kayıtlı olup, Diyarbakır
1 No’lıı DGM’nin 24.06.1996 tarihli oturumunda verdiği ve doğruladığı kolluk
ifadesinde)
“...Ağrı ve Tendürek bölgesindeki örgütün kamplarında askeri ve siyasi
eğitim gördüm. Hamza (K) adını verdiler. Örgütün kırsal alanına gittiğim
1992 yılından yakalandığım 1996 Mart tarihine kadar iddianamede belirtilen
silahlı eylemlerin tamamına silahımla birlikte iştirak ettim... Aydın’da
yurtdışına çıkma hazırlığında iken yakalandım... APO (K) Abdullah ÖCALAN
bu konuda, yani yabancı uyruklu militanlara yönetimde görev verilmesi konusunda
talimatlar gönderir ve özellikle Ermeni ve Suriye uyruklu militanları yönetime
alırdı... Yine üst düzey yönetimde bulunan örgüt lideri APO (K) Abdullah
ÖCALAN, Parmaksız Zeki (K) adlı Şemdin SAKIK, sorumlu militanlar, kendileri
ayrı bir bayan takımı oluşturarak koruma alıyoruz diye bayanları seçerler
ve bu bayanlarla. yani bayan militanlarla yoz ilişkiye giriyorlar ve bu
bütün eyaletlerde sorumlu militanlar için aynıdır... Eyalet sorumluları
da yine kendilerine bayan militanlardan bu tür yoz ilişki kurmak için seçerek
bir takım oluştururlar...” (Kls: 17/Dizi:6)
8-Engin KARADAĞ (Arteş (K), Muharrem ve Hatun’dan olma, 1968
doğumlu, Diyarbakır Çermik İlçesi Kuyu Köyü nüfusuna kayıtlı olup,
Diyarbakır 1 No’lu DGM’nin 27.09.1996 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
“...Örgüte 199l’de katıldım. Örgütün Suriye’deki kampına gidip, orada
5 ay süreyle askeri ve siyasi eğitim gördüm.. .Bana Arteş (K) adını verdiler,
silah da aldım. Örgütte 1996 yılına kadar kaldım, daha doğrusu 1995 yılı
Kasım ayında örgütten kendi isteğimle kaçtım...” (Kls: 17/Dizi:7)
Kamplardaki eğitimle ilgili beyanında ise;
“...Kampta bulunan bütün örgüt mensupların kampın ortasında içtimaya
aldılar, herkes takımlarına geçti. Takım sorumlusu ve koordinatörü Kara
Ömer (K), bizlere 'birazdan lideriniz Abdullah ÖCALAN gelecek, geldiğinde
herkes esas duruşta duracak, hiç kimse sağa sola bakmayacak, kımıldamayacak’
dedi... Bir saat içtima alanında bekledikten sonra Abdullah ÖCALAN yanında
7-8 kişilik bir grupla geldi. İçtima alanına geldiğinde Kara Ömer (K) kendisine
'kamp 600 mevcutlu görüşlerinize hazırdır başkanım’ dedi... Daha sonra
Abdullah ÖCALAN, yanımıza yaklaşarak Kürtçe ve Türkçe ‘selam yoldaşlar’
diye hitap ettikten sonra sırayla hepimizin elini sıktı. Selamlaşma bittikten
sonra ayrıldı, gitmek üzereyken bütün savaşçılar Kürtçe 'yaşasın önder
APO’ diye bağırdılar... Daha sonra herkes dağılıp silahlarını alarak
eğitim alanında takımlara ayrılarak eğitime başladı... Daha sonra okul
diye tabir edilen bir barakada Abdullah ÖCALAN konuşma yaptı.
9-Adnan DİZİN (Serhat (K). Kazım ve Elif'ten olma, 1965 doğumlu.
Elazığ Karakoçan İlçesi, Beydere Köyü nüfusuna kayıtlı olup, Diyarbakır
Sıkıyönetim 1No’lu Askeri Mahkemesi’nin 08.07.1997 tarihli oturumunda doğruladığı
kolluk ifadesinde)
“... İddianamede bana isnat edilen silahlı eylemlere katıldım...”
Hollanda’dan Suriye’ye PKK örgütü tarafından uçakla gönderildiğini belirten
sanık devamla;
"... Havaalanındaki örgüt mensubu beni ve Medya (K) adlı örgüt mensubunu
alarak Abdullah ÖCALAN’ın da karargah olarak Şam kentindeki örgüt evine
götürdüler. Geldiğimiz bina 7 katlı idi. Bu binanın 4 ve 5 inci katları
PKK örgütüne aitti... Örgüt evine geldiğimizde Cuma Mehmet (K) Cemil BAYIK’ın
Hollanda’da bize vermiş olduğu para ve 4 valiz dolusu malzemeleri oradaki
görevlilere teslim ettik... o gece örgüt evinde kaldık. Ertesi gün öğleye
doğru PKK lideri Abdullah ÖCALAN yanımıza geldi. Bize Almanya’daki PKK
örgütü faaliyetleri hakkında sorular sordu. Biz de kendisine faaliyetler
hakkında bildiklerimizi söyledik... Abdullah ÖCALAN benimle konuştuktan
sonra oradaki görevlilere talimat vererek, bizlere derhal ERNK kimliği
hazırlayıp Bekaa Vadisi’nde bulunan Mahsuıı Korkmaz Akademisi’ne gönderilmemizi
istedi. Görevliler adımıza birer ERNK kimliği düzenlediler. O sırada
benim kimlikteki adım Ekrem olarak yazılmıştı. Bu kimlik Suriye’de
kullanmamız için bize verildi...” (Kls:17/Dizi:8)
10-Faysal KURT (Agit (K), Bekir ve Hazne’den olma, 1952 doğumlu,
Mardin Nusaybin İlçesi, Günebakan Köyü nüfusuna kayıtlı. Diyarbakır 3 No’lu
DGM’nin 01.02.1994 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
"... 1986 yıllarında cezaevinden çıktım. 1987 yılında tekrar PKK örgütüne
katıldım. Nusaybin ilçesinde Yıldırım adlı şahıs vardı... Örgüt bu şahsın
devlet yanlısı ve ajan olduğunu bildirdi ve bunun öldürülmesinin gerektiğini
söyledi ve bu görevi bana verdi. Ben de bu şahsı öldürdüm... Askeri ve
siyasi eğitim gördüm. Mahsun Korkmaz Akademisi’nde 8 ay kadar kaldım. 1989’da
Botan Eyaletinde geldim. Ben orada ana hareket birliğine komuta ediyordum.
Burada iddianamede belirtilen, bana okumuş olduğunuz 24 adet eylemlerin
hepsine katıldım..." dediği ve doğruladığı Emniyet beyanında ise: “...Kampta
3’er aylık dönemlerde eğitim bitiriliyor ve diplomalar veriliyordu. Bu
diplomaların verilmesi sırasında Abdullah ÖCALAN kendisi de mutlaka bulunuyordu...
Ben kampı orta derece ile bitirdim ve bana da diplomamı Abdullah ÖCALAN
kendisi verdi. Diplomalar verildikten sonra kampta bulunanların eğitimlerine
göre nerelerde faaliyet yürütecekleri tespit ediliyor ve buna göre faaliyet
yürütecekleri bölgelere gönderiliyordu...” (Kls: 1 7/Dizi:2)
11-Ulaş AKBAL (Arteş (K), Asım ve Nesrin’den olma, 1977 doğumlu,
Dicle İlçesi merkez nüfusuna kayıtlı olup, Adana DGM Yedek Hakimliği'nde
28.02.1998 günlü ifadesinde)
"...1996 Temmuz ayında pasaport çıkarttık. Havayolu ile Bükreş’e gittik.
Örgütün bürosunda 10 gün kadar barındık. Trenle Bulgaristan’a geçtik. Daha
sonra kara yolculuğu ile Yunanistan Selanik’e geçildi. Daha sonra Atina’ya
gelerek Lavrion Kampına alındık... bir buçuk ay süreyle eğitimden
geçtik... 70-80 kişilik bir örgüt adamı olarak Yunanistan kırsalında ve
kısmen de Atina merkezinde örgüt üyelerince hem askeri hem de siyasi, teorik
eğitimlerimiz yaptırıldı... Yunan görevlileri de bazı konularda yardımcı
oluyorlardı... Üniversite kökenli olanlar ve ben Şam’daki Mahsun Korkmaz
Akademisi’ne gönderildik... 7 ay süreyle eğitimlerimiz arttırıldı. Örgütün
lideri Abdullah ÖCALAN’ın inisiyatifiyle eğitimlerimiz tamamlatıldı...
1997 Eylül ayına kadar eğitimlerimiz tamamlandı... 22 silahlı kişi, ben
de dahil eylem yapmak üzere Hassa bölgesine giriş yaptık.. Hassa, Dörtyol.
Islahiye, Erzin, Samandağ, İskenderun, Bahçe kırsalını kontrol altına aldık...”
(Kls: 1 7/Dtzi:9)
12-Ejder PAÇAL (Kemal-Rizgar-Rezan (K), Eyüp ve Zarife’den olma.
1975 doğumlu, Gercüş ilçesi Koçak Köyü nüfusuna kayıtlı olup. Diyarbakır
2 No’lu DGM’nin 10.03.1994 tarihli oturumunda doğruladığı kolluk ifadesinde)
"... Kampta her üst düzeyde bulunan şahısların ayrı ayrı görevleri
vardır.. . Her şahıs bu görevleri doğrultusunda faaliyet gösterir. Birbirlerine
karşı yardımlaşma, bir üst düzey sorumluya verilen rapor ile her iki taraf
toplanarak ortak karar alır ve alınan bu karar Genel Sekreter ve Kampın
Genel Komutanı olan Abdullah ÖCALAN’a onaylatılır. Alınan karar harici
davranan olursa öz eleştirisi alınır ve değerlendirme sonucu af veya çeşitli
cezalar olarak görevden alma, hapis cezası gibi, şiddetli ise ölümle cezalandırma
yapılır...” (Kls: 17/Dizi:3)
13-Fethi DEMİR (Mahir (K), Ahmet ve Sultan’dan olma. 1970 doğumlu,
Gümüşhane Şiran Susuz Köyü nüfusuna kayıtlı olup, Diyarbakır 1 No’lu DGM’nin
22.06.1998 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
“...1992 Haziran ayında Doğubeyazıt’ta PKK örgütünün dağ kadrosuna katıldım.
Oradan İran’a geçtim... Askeri ve siyasi eğitim gördüm. Silah verildi.
Mahir (K) adı verildi... K.Irak’taki Hakurk Kampında basın-yayın işinde
çalıştım... Zeli Kampından sonra örgütün yeni savaşçılarına manga komutanı
olarak eğitim verdim... 1995 yılı Kasım ayında Şam’a geçtim. Şam’da örgütün
kampı vardı. Örgütün lideri Abdullah ÖCALAN’ın bulunduğu yerde eğitim gördüm.
Oradan Yunanistan’a geçtim. Atina’da kaldım. Buraya eğitim vermek için
gittim... Örgüte ait çiftlik vardı. Eğitimi o çiftlikte veriyorduk... Yunan
gizli servisi de bize ve diğer örgüt mensuplarına bomba yapımı konusunda
kitapçıklarla bilgi veriyordu...” dediği ve doğruladığı kolluk ifadesinde
ise; “...Yuııanistan sorumlusu Cahit (K), Abdullah ÖCALAN’ın talimatıyla
görevden alındı. Cahit (K)’un yerine Yunanistan sorumluluğuna ben görevlendirildim...”
(Kls: 16/Dizi:5)
14-Hacı NAHSAN (Şıho (K). Musa ve Emine'den olma. 1974 doğumlu,
Suriye devleti Raka İli, Tilebiyet İlçesi. Abuhayal Köyü nüfusuna kayıtlı
ve Suriye Devleti vatandaşı olup, Malatya 2 No'lu DGM’nin 05.06.1997 tarihli
oturumunda verdiği ifadesinde)
“... Suriye Devleti vatandaşıyım. 1990 yılında Suriye’de PKK’ya katıldım.
Siyasi eğitim gördüm... 1993 yılında Türkiye’ye örgüt adına girıiş yaptım...
Ben örgütte kuryelik yaptım...” (Kls: 1 6/Dizi:4)
15-Şemdin SAKIK (Parmaksız Zeki (K), Sabri ve Fatma’dan olma,
1959 doğumlu, Muş merkez Yörecik Köyü nüfusuna kayıtlı olup, Diyarbakır
1 No’lu DGM’nin 03.09.1998 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
"... 1989 yılından 1993 yılına kadar ben, örgüt içerisinde yönetici
görevini üstlendim. Dolayısıyla eylemlere fiili olarak katılmam söz konusu
değildir... Genelde tüm eylemler benim talimatım doğrultusundadır. Ancak,
tüm gerilla eylem yapmak için eğitilir ve eylem yapar... 1993 yılındaki
ateşkes tamamen örgütün ve bizim dışımızda haberimiz olmadan APO (Abdullah
ÖCALAN ) tarafından telsizle yapılmıştır... Bu ateşkesin amacı neydi? APO’nun
kafasından mı çıktı? Şam’ın veya daha üst kişilerin talimatıyla mı, bilemiyorum...
Operasyonlar düzenleniyor, terör örgütü mensupları öldürülüyordu. Yakalanan
terör örgütü mensupları tutuklanıyordu. Ben, bunu APO’ya rapor olarak belirttim.
O da, 'sizin kendinizi korumak misilleme yapma hakkınız vardır’ talimatını
verdi. Ben bu talimatı, tüm birimlere ulaştırdım... 24.05.1993 tarihinde
Bingöl-Elazığ karayolıınun kesilmesi ve 33 askerin şehit edilmesi olayı
Celal BARAK ve kendisine bağlı 100 kişilik gerilla grubu tarafından gerçekleştirilmiştir...
Herhangi bir planlama ve istihbari bilgi sonucu yapılmamıştır.... Sadece
tesadüfen bir karayolunun kesilmesi sırasında bu olay olmuştur. Celal BARAK
bana bağlı iken, olaydan önce ayrı bir eyalet kabul edildiği için o eyaletin
sorumlusu olarak bu olayı gerçekleştirmiştir ve kendisi doğrudan APO’ya
bağlıdır. Ben olay anında, olay yerinde yoktum. Kendisi olaydan sonra,
olayı tahminen 7 gün sonra bana telsizle aktarmıştır. Olaydan kesinlikle
benim haberim yoktur... Bugüne kadar yapılan tüm ateşkesler, Şam’dan APO
tarafından verilmiş ve yine APO’nun talimatıyla bozulmuştur. (Kls:
15/Dizi:4)
16-Alaattin KANAT (General-Zinnar-Ali (K), Mustafa ve Zini’den
olma,1964 doğumlu. Mardin Kızıltepe ilçesi Köprübaşı nüfusuna kayıtlı olup,
Diyarbakır 1 No’lu DGM’nin 91/357 Esas ve 91/455 Esas nolu birleştirilen
dosyalarında 21.11.1991 tarihli oturumunda verdiği ve doğruladığı 17.10.1991
tarihli Savcılık ifadesinde)
23.01.1987 tarihinde Midyat ilçesi Başyurt köyü Efeler Mezrasına
baskın olayıyla ilgili olarak;
"... Bu eylemin hedefi, bu köyde oturan Devletle işbirliği içinde olan
Kadri AĞIRMAN ve Hüsnü isimli şahıslardı... Bu eyleme keşif için
Midyat grubundan birkaç militan gitti. Toplantı sonucu 4 gruba ayrıldık....
Birinci grupta, Kamuran'ın komutasında Hacı, Zana, Yasin ve benden oluşuyordu...
Bu eylem toplam 15 örgüt mensubuyla gerçekleştirildi. .İki grup köye girdik
Benim içinde bulunduğum grup Kadri AĞIRMAN’ın evinin önüne gittik... Kadri
AĞIRMAN’ı teşhis ettirdik... Kadri AĞIRMAN kaçmak için Zana’nın üzerine
firlayınca, Zana gelişigüzel ateş etmeye başladı... Evin içindeki
şahısları tanıyordu. Daha sonra ben de silahımı dayadığım yerden alıp,
odanın içine doğru gelişigüzel ateş ettim. Zana dışarı çıkarken evin içine
el bombası ve molotof kokteyli attı... Daha sonra bu olayda 14 kişinin
ölmüş olduğunu öğrendik...”
20.06.1987 günü Ömerli ilçesi Pınarcık Köyü katliamıyla ilgili olarak;
"... Bu köye de koruyuculuk sistemini kabul ettikleri için eylem yapılmasına
karar verilmiştir. Kamuran, Hasan, Mehmet, Isa ve ben köy civarına gidip,
köyden bir şahıs vasıtasıyla Pınarcık’la ilgili bilgileri toplayıp bize
tek tek gösterdi... Bu grupta 23 kişi vardı... Ben, Suriye’li İsmail, Lezgin,
Selman, Ferhat ve tanımadığım bir kişi daha 8 kişilik bir grup oluşturduk...
Bizim bulunduğumuz grup saldırıya geçti. Köy koruyucuları ile bir müddet
çatıştık. Koruyucular evlerine girdiler. Biz de bunların girdikleri evlere
el bombası atıp silahla taradık. Evlere girerek evdeki şahıslara ateş ederek
öldürdük... Evlerdeki çocuk ve kadınları, dışarıdaki Lezgin’e teslim
ettik. Bu da biz evlere girdiğimizde teslim olan çocuk ve kadınlara ateş
ederek öldürmüştür... Eylem bir buçuk saat sürmüştü... Daha sonra 30 kişinin
ölmüş olduğunu öğrendik...”
Sanık ifadesinde devamla; Yunanistan’a geçtiğini, Atina’da Sans Viral
Oteline, oradan da Lavrion Kampına gittiğini, kendisini Abdullah ÖCALAN’ın
çağırması üzerine Şam’a gittiğini belirterek devamla “...Şam’da 3 örgüt
mensubuyla birlikte Abdullah ÖCALAN’ın kaldığı binaya getirdiler. Burada
bir müddet bekledikten sonra Abdullah ÖCALAN geldi. Yüz yüze ikili bir
görüşme yaptık. Bana örgütten kaçtığımı ve bana bir şans daha vereceğini
söyledi. Daha sonra da dışarıda bekleyen şahıslara beni teslim edip, ertesi
gün kampa götürmelerini söyledi.... Ben bir gece bu binada kaldım. Ertesi
günü Hacı ve (K) adını bilmediğim iki örgüt mensubu tarafından Malısun
Korkmaz Akademisi’ne getirildim. 40 gün askeri ve siyasi eğitim gördüm.
Redaksiyonda çalıştım... Daha sonra kampa gelen Abdullah ÖCALAN, bana şehir
örgütlenmesinde çalışıp çalışamayacağımı sordu. Ben de çalışacağımı söyledim.
Daha sonra şehir örgütlenmesi için kamptan ayrıldık. Ayrıca bir eğitime
tabi tutulduk. Bana Kazım (K) adı verildi... İbrahim (K) adlı örgüt
mensubu vasıtasıyla Abdullah ÖCALAN’ın bulunduğu binaya geldik. Burada
her birimizle ayrı yarı görüştü. Bana, beraber Türkiye’ye geçeceğimiz şahısları
bölgelerine yerleştirip, bir buçuk ay içerisinde de Mardin alanına gitmemi
söyledi. Bu arada Tacin DAŞ isimli şahsın kimliğini benim adıma düzenleyip
bana verdiler.,. Daha sonra Türkiye’ye geçtik. Ben ve Azime bir otobüsle
birlikte İstanbul’a geldik....” (Kls: 16/Dizi:2)
17-Mehmet DÖRTYAMA (Doktor Velat (K), Bedrettin ve Zekiya’den
olma, 1977 doğumlu. Mardin Denk İlçesi, Dağmahallesi nüfusuna kayıtlı olup,
Diyarbakır 1 No’lu DGM’nin 19.12.1997 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
"...1995 yılında karakola pusula vererek kaçmak konusunda yardım isteyecektim.
Bu durum örgüt tarafından öğrenilmiş, K.Irak’a gönderildim. 1996 yılının
Ağustos Eylül ayına kadar orada esir askerlerle birlikte kaldım. Orada
askeri konsey toplantısı yaptılar. Grupları ayırdılar. Ben katılmadım.
Orada örgütten kaçtım. Tekören Köyünden, örgütten kaçtım. Sarı ailesi örgütten
kaçtığımda bana yardımcı oldu. Örgüt mensupları bu aileyi tehdit ettiler.
İzmir’e gittim. Ben örgüt içerisinde idamla yargılandım, ancak APO'nun
onay vermemesi üzerine idam edilmedim...” (Kls: 17/Dizi:5)
18-Nevzat ÇİFTÇİ (K.Zeki (K). Abdülmecit ve Muhsine’den olma,
1970 doğumlu, Solhan İlçesi Sülüntaş köyü nüfusuna kayıtlı olup, Malatya
2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki ifadesinde doğruladığı 14.07.1995
günlü kolluk ifadesinde)
"...Diyarbakır ilinde bağlantılı olarak çalıştığım şahısların bir çoğu
kırsalda ve bir çoğu da cezaevindelerdir. Ben söylemeyi unuttum. Bu yapmış
olduğum faaliyetleri ayrıca Suriye Devletinde bulunan Abdullah ÖCALAN’a
bildiriyordum. Kendisiyle 9632196 veya 9632186 nolu telefonu
arayarak irtibat kurup görüşüyorduk. O da bana bazı talimatlar veriyordu.
Halk kitlelerini örgütlemek, harekete geçirmek gibi konulara ağırlık veriyordu.
Ben artık Diyarbakır Bölge Sorumlusu olarak görev yapıyordum.... 1991 yılı
Temmuz ayında Diyarbakır il merkezinde emniyet güçlerinin yapmış olduğu
operasyonlarda gözaltına alınan arkadaşlarımın benim ismimi vermeleri üzerine
deşifre olmamdan dolayı ve polis tarafından arandığım için İstanbul iline
kaçtım. Burada İlhan ÇİFTÇİ, Faruk ÜÇKARDEŞ, Cafer DEMİREL ile bağlantı
kurup bir hücre evinde saklandım. 1991 yılı Eylül ayında Abdullah ÖCALAN’ın
talimatıyla Betal CİCİK (Songül (K), Diyarbakır kırsalında savaşçıdır).
Müslüm (K) Haydar ŞALIKARA (Tunceli kırsalında), Berdan (K) (1995 yılında
Tunceli kırsalında öldü), Kesip (K) (İstanbul’da 1992 yılında cezaevinde
infaz edildi) ve ben yolcu otobüsüne binerek Urfa Suruç ilçesine geldik....
Halep şehrinin Şeyh Mesut Mahallesinde PKK örgüt mensuplarıyla ilişkiye
geçerek bunlar tarafından bize sağlanan sahte kimliklerle Şam şehrine ulaştık.
Şam merkezinde askeri lojmanların olduğu bir mahallede bir binanın 4 üncü
katındaki hücre evine gittik. Ertesi günü Abdullah ÖCALAN yanımıza gelerek
bizi karşıladı. Geldiğimiz bölgeler hakkında ve özellikle halkın durumu
hakkında bizden özel görüşerek bilgiler aldı... Eylül 1993 ayına kadar
Antalya ilinde kaldım. Bu tarihlerde Abdullah ÖCALAN beni telefonla tekrar
arayarak, beni Bekaa Vadisi’ne çağırdı. Nasıl geleceğim hususunda ise Avrupa
ile bağlantıya geçmemi ve onların bana yol göstereceğini söyledi
(Kls: 1 5/Dizi:3)
19-Nejat UTKUN (Hüseyin (K), Emin ve İslim’den olma, 1971 doğumlu,
Şanlıurfa Halfeti, Karaotlak köyü nüfusuna kayıtlı olup, Malatya DGM’nin
20.11.1990 tarihli oturumunda verdiği ifadesinde)
"..Ben, Suriye’li İbo, Hanifi NOYAN ve Hasan VURAL ile birlikte Suriye’ye
geçtik. Huduttan gece geçtik. Şam’a gittik. Örgüt evinde bir iki gün kaldık.
Bu sırada bizi Abdullah ÖCALAN karşıladı. Örgüt evinde hizmet eden 8 kişi
vardı. Orada iki gün kaldıktan sonra Bekaa Vadisi’ne geçtik. Ben yaklaşık
7 ay kadar eğitim gördüm. Orada eğitim devre olarak verilmekte, ikişer
buçuk ay olarak verilmekte..."
Şahıs emniyet ifadesinde;
“...18.07.1990 günü Halfeti ilçesi Ömerli köyünde Boza BİNDAL ve
Osman BİNDAL isimli şahısların öldürülmesi ve aynı aileden üç kişinin yaralanması
ise Muhittin AYALP, Suriyeli Ethem, Mehmet KANKAYA ve Müslüm AKIN tarafından
gerçekleştirildiğini biliyorum. Ben bu eyleme katılmadım. Ancak biz Suriye’de
eğitim gördükten sonra Türkiye’ye giriş yapacağımız sırada Abdullah ÖCALAN
beni. Hanifi NOYAN’ı, Mustafa AYALP’ı yanına çağırarak, Ömerli köyünde
Güllü (Gülay) ASLAN’ın öldürülmesi gerektiğini, ajan olduğunu, mutlaka
bu eylemi gerçekleştirmemizi istemişti....” (Kls: 15/Dizi: 1)
20-Abdurrahman KAYIKÇI (Faik (K), Nuri ve Fadile’den olma, 1961
doğumlu, Bismil İlçesi Sinanlı köyü nüfusuna kayıtlı olup, İstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi Başkanlığındaki sorgu ifadesinde)
Sanık ifadesinde emniyette ve Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadelerin
doğru olduğunu belirtmiş olmakla 28.09.1993 tarihli savcılık beyanında;
"...Önceleri PKK örgütü içinde faaliyetlerde bulundum. Daha sonra Abdullah
ÖCALAN’la ihtilafa düşünce, buradan ayrılarak PKK/Vejin-Yeniden Diriliş
isimli örgüt kurduk. Bu örgüte eleman sağlamaya çalıştım... 1989 yılında
şartla tahliye edildikten sonra tekrar PKK örgütü içinde yer almak üzere
Yunanistan’a gittim. Oradan Suriye’ye geçtim. İki ay kadar Abdullah ÖCALAN’ın
koruması görevini üstlendim. Daha sonra Mahsun KORKMAZ Akademisi’nde iki
devre eğitimci ve kamp komutanlığı görevini üstlendim. Burada bulunduğum
süre zarfında bazı tutuklularla karşılaştım. Bu tutuklulara korkunç
işkenceler yapılıyordu. Bunun üzerine kendisine bir rapor hazırlayarak
Abdullah ÖCALAN’a teslim ettim... Botaıı Eyaleti’nde Hayati BALMAN isimli
kişinin bu işkenceyi yaptığını söylediler. Ben de bu şahsın getirtilerek
sorgulamasının yapılmasını istedim. Bunun üzerine adı geçen kişi ile görüştüm.
Kendisi itiraf etti. Savaş içinde bunun normal olduğunu bildirdi. Ayrıca
mağaraya işkence görmüş iki kişi bırakıldığını söyledi. Mağaraya gittik,
kapıyı kırarak içeri girdik. Gerçekten işkence görmüş birbirine sarılı
iki cesetle karşılaştım. Bunun sorgulamasını yaptık. Sorgulamayı ben yaptım
ve idama mahkum ettim, ancak bu kararı APO onaylamadı ..." (Kls:
16/Dizi:3)
Şeklinde beyanda bulunmuşlar ve karıştıkları olayları, sanık Abdullah
ÖCALAN ile olan ilişkilerini ve ayrıca kendilerince olayların değerlendirmesini
yapmışlardır.
Yukarıda yasadışı PKK terör örgütü mensuplarından yakalananların
beyanlarında açıkça görüldüğü üzere;
Terör örgütü başı sanık Abdullah ÖCALAN, Türkiye içinde kendine göre
Amed-Mardin-Zağros- Botan-Dersim- Koçgiri-Serhat-Erzurum-Garzan- Güneybatı
Toros-Akdeniz adlarıyla oluşturduğu eyaletlere Roj-Andak-Cilo- Cudi-Çiya-Ruba--Gobar
gibi kod adları vererek örgüt mensupları göndermiştir.
Yurtdışında:
Suriye’de; 1-Parti Merkez Okulu (Mahsun Korkmaz Akademisi), 2-Parti
Merkez Okulu (Mahsun Korkmaz Akademisi),
Lübnan’da; 1-Bekaa Kampı, 2-Şehit Cemal Kampı,
K.Irak’ta; 1-Merkez Karargah Kampı, 2-Helvi Kampı, 3-Lolan Kampı.
4-Şehit Biritan Kampı, 5-Ninova Kampı, 6-Makhmur Kampı,
İran’da; 1-Şehidan Kampı. 2-Cerme Kampı, 3-Humaro Kampı, 4-Kelereş
Kampı, 5- Zağros Kampı, 6-Kandil Kampı. 7-Afki Kampı,
Yunanistan’da; 1- Lavrion Kampı. 2- Lamia Halkida Kampı, 3-Ibrahim
İncedursun Kampı,
gibi örgüt kampları oluşturarak, bu kamplardan Türkiye içerisindeki
eylem faaliyetleri ile ilgili olarak telsiz talimatları göndermiş ve örgüt
mensuplarının işledikleri cinayet, soygun, gasp, katliamlar üzerine görüşlerini
açıklayarak kendi deyimine göre cinayetlerini Türkiye sathına yaymıştır.