|
-SANIK ABDULLAH ÖCALAN YARGILANIYOR ...
-SANIK ÖCALAN'IN İMRALI'DA ''İDAM'' İSTEMİYLE YARGILANMASINA
BAŞLANDI
-ÖCALAN, KURŞUN GEÇİRMEZ VE SES DÜZENİ OLAN CAM KAFESTE YARGILANIYOR
-SANIK AVUKATLARININ DAVANIN DURDURULMASI TALEBİ REDDEDİLDİ
-ÖCALAN ŞEHİT AİLELERİNİN ACILARINI PAYLAŞTIĞINI BELİRTEREK,
ÖZÜR DİLEDİ
-SANIK AVUKATLARI KAPLAN VE KANAR ALTI SAYFALIK BİR DİLEKÇE
VEREREK, DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKTILAR
İMRALI/MUDANYA (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın, ''Kurduğu ve örgütlediği PKK silahlı terör örgütünü aldığı kararlarla
verdiği emirler ve talimatlarla sevk ve idare ederek, devletin hakimiyeti
altında bulunan topraklardan bir kısmını devletin idaresinden ayırmaya
matuf eylemleri sabit görüldüğü'' gerekçesiyle, TCK'nın 125. maddesine
göre idam cezasına çarptırılması istemiyle İmralı Adası'nda yargılanmasına
bugün başlandı.
Sanık avukatlarının davanın ertelenmesi talebi Mahkeme
Heyeti tarafından rededildi.
Sanık Abdullah Öcalan, mahkemede yaptığı açıklamalarda,
barış ve kardeşlik için yaşamaya söz verdiğini iddia ederek, şehit ailelerinden
özür diledi.
-DURUŞMAYI İZLEYENLER-
İmralı Adası'nda yapılacak duruşma için Mudanya ilçesi
sabahın erken saatlerinden itibaren büyük bir yoğunluk yaşamaya başladı.
Bugün yapılacak duruşmayı izleyecek müdahiller, şehit aileleri ve yakınları,
gaziler, Avrupalı parlamenterler ile gazeteciler Jandarma İlçe Komutanlığı'na
geldiler.
Jandarma İlçe Komutanlığı'ndan güvenlik kartlarını alan
bu kişiler, daha sonra özel araçlarla Mudanya İrtibat Bürosu'na götürüldüler.
Burada, kimlik kontrolünün ardından deniz otobüsüne alınan müdahiller,
şehit aileleri ve yakınları, gaziler, Avrupalı parlamenterler ile gazeteciler
İmralı Adası'na gidecek deniz otobüsüne saat 07.30'dan itibaren alındılar.
Deniz otobüsü, saat 07.40'da sirenler çalarak iskele yakınlarında
bulunan şehit ailelerinin alkışlarıyla yola çıktı. Bu arada, deniz otobüsüne
Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı bir sahil güvenlik botunun da eşlik
ettiği görüldü.
Duruşmayı izleyecekler, Ada'ya intikallerinden sonra saat
09.00'dan itibaren duruşma salonuna alınmaya başlandılar.
Bu sırada, sanık Abdullah Öcalan Ceza ve Tutukevi'nden
alınarak, yoğun güvenlik önlemleri altında 09.38'de duruşmanın yapılacağı
salona getirildi.
-DURUŞMA BAŞLIYOR-
Saat 09.40'ta duruşmayı izleyeceklerin salona alınmasının
tamamlanmasının ardından Mehmet Turgut Okyay başkanlığındaki sivil üye
Hüseyin Eken, askeri üye Hakim Albay Abdülkadir Davarcıoğlu ile Ankara
DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan ve Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı
Talat Şalk'tan oluşan heyet, saat 09.45'te salondaki yerini aldı.
Bu sırada mübaşir sanık avukatları, müdahil avukatları
ve müdahillerin kimlik tespitini yaptı. Salonda 11 sanık, 11 de müdahil
avukatı olduğu belirlendi.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, güvenlik nedeniyle mahkemenin
İmralı Adası'na alındığını, katılanların hoşgörüsüne sığındığını söyledi.
Okyay, duruşmada disiplinin bozulmaması için gerekli özen ve disiplinin
gösterilmesini, aksi taktirde yasal tedbir almaya mecbur kalacağı uyarısında
da bulundu.
-ÖCALAN SALONA ALINIYOR-
Okyay, daha sonra ''sanığı getirin'' diyerek, Öcalan'ı
duruşma salonuna aldırdı.
Sanık Öcalan, salonda özel olarak kurşun geçirmez, ses
ve ışık düzeni içerecek şekilde hazırlanan cam kafese konuldu.
Sanık avukatlarından Hasip Kaplan, kimlik tespitine geçilmeden
önce söz almak istedi ve usule ilişkin itirazları olduğunu kaydetti.
Kaplan'ın bu sözlerine müdahil avukatları itiraz ettiler.
Mahkeme Başkanı Okyay, kimlik tespitine geçti. Öcalan,
kimlik tespitinin ardından söz isteyerek, açıklamalarda bulundu.
İmralı Adası'nda saat 10.00'da başlayan duruşmada Öcalan,
adada tutuklu bulunduğu sürede işkence görmediğini ve baskı altında olmadığını
söyledi.
-ÖCALAN:''ŞEHİT AİLELERİNDEN ÖZÜR DİLERİM''-
Abdullah Öcalan, yakalandığı gün, barış için yaşayacağına
söz verdiğini ve Türkiye'ye getirildiği günden beri baskı ve işkence görmediğini
ifade etti. Barış ve kardeşlik için söz veren, devletin hizmetinde çalışmak
istediğini anlatan Öcalan, açıklamalarında, Suriye'den çıkışından sonra
yaşadıklarına da kısaca değindi.
Öcalan, yakalanması sürecinde Yunanistan, İtalya ve Rusya'nın
uluslararası hukukun gereğini yerine getirmediğini ve bu ülkeleri protesto
ettiğini söyledi.
Daha sonra, salondaki şehit ailelerinin bulunduğu yöne
dönerek, onların acılarını yürekten paylaştığını ifade eden Öcalan, ''ve
ayrıca şehit ailelerinden özür diliyorum'' dedi.
Mahkeme Başkanı, Öcalan'ın sözlerini tutanağa eksiksiz
geçirdi.
-SANIK AVUKATLARINDAN ERTELEME TALEBİ-
Mahkeme Başkanı Okyay, sanık avukatlarından Hasip Kaplan'a
söz verdi. Kaplan, mahkemeden duruşmanın ertelenmesi isteminde bulundu.
Müdahil avukatlarından Mehdi Keskin, söz alarak sanık
avukatlarının isteminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, reddini istedi.
Duruşma savcılarından Talat Şalk, Anayasa ve kanunlara
değişiklik yapılması ihtimalinin yargılamanın durması için gerekçe olmayacağını
söyledi ve davaya devam edilmesini istedi.
Mahkeme, verdiği ara kararda, mahkemelerin yürürlükteki
yasalar ve Anayasa'ya göre hareket ettiğini, yasa tasarılarının duruşma
için bekleme nedeni olamayacağını vurguladı.
Mahkeme heyeti, 30 Nisan 1999 tarihinde yapılan duruşmada
bu yönde karar verildiğini hatırlatarak, yeniden karar almaya gerek bulunmadığını
ve dolayısıyla istemin reddedildiğini açıkladı.
-SANIK AVUKATLARI SALONU TERK ETTİ-
Bu arada, bu karardan önce sanık avukatlarından Hasip Kaplan
ve Ercan Kanar, altı sayfadan oluşan DGM'lerin yapısıyla ilgili düşüncelerini
içeren bir dilekçe verdikten sonra salondan çıktılar.
Ankara DGM cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan, saat 10.35'te
139 sayfalık iddianameyi okumaya başladı. Saat 12.35'te iddianamenin 99.
sayfası okunurken, duruşmaya yaklaşık 1 saat ara verdi.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde iddianamenin okunması
tamamlandı.
Duruşma da saat 16.40'da sona erdi.
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI YARGILANIYOR...
-DURUŞMANIN ÖĞLEDEN SONRAKİ BÖLÜMÜNDE SANIK ÖCALAN
SAVUNMA YAPTI
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEMANLARINA SİLAHLARI BIRAKMA ÇAĞRISINDA
BULUNAN SANIK ÖCALAN:
-''ÇOK ACI ÇEKİLDİ, BUNLAR TEKRAR YAŞANMAMALI''
-''TÜRKİYE'DE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VAR, SİYASAL ÖZGÜRLÜK
VAR. OLAN BİR ŞEYİ NİYE İSTEYEYİM?''
İMRALI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan,
terör örgütü elemanlarına silahları bırakma çağrında bulunarak, ''Bana
ve PKK'ya bir şans verin. 3 ayda bunları dağdan indiririm'' dedi.
Sanık Öcalan, öğleden sonra saat 13.40'ta başlayan duruşmada
iddianamenin okunmasının ardından, saat 14.22'de savunma yapmaya başladı.
Savunmasına terör örgütünün iddianamede belirtilenden
daha fazla eylemi olduğunu söyleyerek başlayan sanık Öcalan, bu eylemleri
kabul ettiğini, hatta ölü sayısına kendisinin de ek yapabileceğini bildirdi.
1993-1994 yıllarında Türkiye'nin gücünün kendilerini silip
süpürdüğünü kaydeden sanık Öcalan, bunun için birçok kez ateşkes çağrısında
bulunduğunu söyledi. 1996 yılından sonra eylemlerin azaldığını, kendi üzerine
düşeni yapmaya çalıştığını, ancak tek başına kaldığını savunan Öcalan,
''Türkiye'den demokratik çözüme doğru açılım sinyalleri aldım. Türkiye'nin
bütünlüğünün çok önemli olduğunu söyledim. (PKK çok kötü kullanılıyor dediler.
Bu bir ihtardır.) Sistemin çözüm çağrıları yapması bana ilaç gibi geldi''
diye konuştu.
Savunmasında, Türkiye'de çok acılar çekildiğini, bunların
tekrar yaşanmaması gerektiğini belirten Öcalan, terör örgütü elemanlarına
silahları bırakma çağırısı yaptı. Sanık Öcalan, ''Kürtlerin sığınacağı
demokratik cumhuriyettir. Başka bir yer yoktur. Düşünce özgürlüğü vardır.
Siyasal özgürlük de vardır. Olan bir şeyi niye isteyeyim. Sadece dil ve
kültürel varlık problemdir'' dedi.
Suriye'inin kendilerine resmi bir yardımı olmadığını,
ancak herhangi bir engelle de karşılaşmadıklarını kaydeden sanık Öcalan,
Yunanistan'ın kendisine yönelik tavırlarına anlam veremediğini, şu sözlerle
açıkladı:
''Bana Yunanistan'ın Kenya Büyükelçisi siyasi iltica talebimin
kabul edildiğini söyledi. Ancak, bana bir saat bile kalma izni verilmedi.
Beni imha etmeye çalıştılar.''
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI YARGILANIYOR...
-SANIK ÖCALAN'IN SAVUNMASINDAN:
-''BUGÜNKÜ BİLİNÇ DÜZEYİNE 1973'TE SAHİP OLMAK İSTERDİM''
-''KENDİMİ KURTARMA SORUNUM YOK''
İMRALI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan,
''Bugünkü bilinç düzeyine 1973'te sahip olmak isterdim. O zaman bu yöntem
izlenmezdi'' dedi. Öcalan ayrıca, ''Kendimi kurtarmak gibi bir sorunum
yok'' ifadesini de kullandı.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, iddia makamı toplam
139 sayfadan oluşan iddianamenin okunmasını tamamladı.
Daha sonra saat 14.22'de Ankara 2 Nolu DGM'nin Başkanı
M. Turgut Okyay, savunmasını yapması için sanık Öcalan'a söz verdi.
Cam bölme içinde oturduğu yerden savunma yapmaya başlayan
sanık Öcalan, Okyay'ın savunmasını ayakta yapması uyarısı üzerine, oturarak
konuşmak için izin istedi.
Bu iznin verilmesiyle savunmasına başlayan Öcalan, iddianameye
bir diyeceğinin olmadığını, iddianamede belirtilenden fazla eylem yapıldığını,
PKK'nın program ve taktiğinin kendisi tarafından oluşturulduğunu, bu iddialara
fazla yanıt vermeyeceğini söyledi.
PKK mensuplarından bir rakama göre 19-20 bin, bir
rakama göre 25 bin civarında insanın öldüğünü söyleyen sanık Öcalan, daha
geçtiğimiz günlerde mağaralarda 20 PKK'lının ''imha'' edildiğini ifade
etti.
Anayasa ve yasalar karşısında fazla bir şey söylemesinin
mümkün olmadığını anlatan Abdullah Öcalan, ''Kürt sorununu ben yaratmadım.
Ankara'da önümde buldum'' dedi.
''Kürt isyanı'' diye nitelendirdiği kalkışmayı kendisinin
yaratmadığını, bu sorunun kendisi ile de varolmadığını iddia eden ve sorunun
200 yıldır devam ettiğini savunan Öcalan, ''Bu derin ve acılı bir tarih.
Gerçekten en büyük acıyı bu halk çekti. Savaşın temeli, dayanağı yok. Sonuç
ne olursa olsun, acılar ne kadar büyük olursa olsun bunları tekrar yaşamamalıyız''
diye konuştu.
Türkiye'de 1993 yılından itibaren 1925 yılında yaşanan
sürecin gündemde olduğunu iddia eden Öcalan, bunu terör örgütü elemanlarına
da anlatmaya çalıştığını, ancak başarılı olamadığını savundu.
Eylem emirleri verdiğini, sürecin hazırlığına katıldığını
kaydeden sanık Öcalan, 1990'dan itibaren devletin duyarlılığının geliştiğini,
dil yasağının kalktığını, bunun insan olabilme açısından herşey olduğunu
kaydetti.
Sivillere yönelik eylemlerin kendisini mahvettiğini iddia
eden ve bu eylemlerle endişeye sürüklendiğini savunan Öcalan, ''Sürekli
ateşkes istedim. Kosova'da, Bosna'da yaşanan acılar ortada. Ben çok çaba
harcadım. İntihar eylemleri emri vermedim. Yasalar açısından bu bir hafifletici
neden olamaz. Devletin Anayasal sistemi içinde ülkenin ulusal bütünlüğüne
karşı eylemlerin ne anlama geldiğini biliyorum. Kürdistan'ı siyasi değil,
coğrafi zemin olarak vurguladım'' dedi.
Mahkeme Başkanı Okyay, ''1925 ile Musul ve Kerkük'ü mü
kastettiğini'' sorması üzerine sanık Öcalan, ellerini kaldırarak, ''1925'den
daha tehlikeli, daha derin bir durum var şimdi. Lütfen beni anlayın. Anlamanızı
rica ediyorum. Türkiye'nin bütünlüğü çok önemlidir'' diye konuştu.
Terör örgütünün gidişinin iyi olmadığını çok net görmeye
başladığını, bununla bir sonuç alınamayacağını gördüğünü anlatan Öcalan,
ateşkes çağrılarını kendi başına yaptığını, terör örgütünü daha realist
bir çizgiye çekmek istediğini savundu.
-ÇİVİLEME HAREKATI-
Bu durumun 1993-1994 yıllarında daha iyi anlaşıldığını,
Türkiye'nin kendilerini silip süpürmeye başladığını ifade eden Sanık Öcalan,
''Kendimi kurtarma sorunum yok. Bizimkiler (böyle konuşursan olmaz) diyor,
diğerleri de beni linç etmek istiyor. Bugünkü bilinç düzeyine 1973'te sahip
olmak isterdim. O zaman bu yöntem izlenmezdi'' dedi.
Kendisine ''PKK kötü kullanılıyor'' yolunda sözler iletildiğini
anlatan Öcalan, kendisinin bu gidişi önlemek için çaba harcadığını, ancak
herşeyin kontrolünde olmadığını söyledi. Sistemin çözüme yönelmesinin kendisine
ilaç gibi geldiğini, iddianamede sayılan bir çok eylemin 1996'dan önceki
döneme ait olduğunu kaydeden Öcalan, ''Devletin en üst makamlarından mesajlar
geliyordu. Duyarlı mektuplar alıyordum. Tek kişi ne yapabilirdim? Silahlı
mücadeleyle bir yere varılmayacağını anladım. Avrupa'ya çıktım. Ancak bundan
sonra beni çivileme harekatı başladı'' dedi.
-TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ELEBAŞI YARGILANIYOR
...
-SANIK ÖCALAN'IN SAVUNMASINDAN:
-''GEÇMİŞTE YAPTIKLARIMDAN SORUMLUYUM, ŞİMDİ DE
SORUMLU OLMAK İSTİYORUM''
-''YUNANİSTAN'DAN KENYA'YA İNGİLTERE'YE BAĞLI BİR UÇAKLA
GÖTÜRÜLDÜĞÜMÜ ÖĞRENDİM''
-''HEYETİ KABUL EDİP ETMEMEK, ERTELEMEK ÖNEMLİ DEĞİL.
UZATILSA NE OLUR, UZATILMASA NE OLUR''
-''TÜRKİYE İÇİN YARARLI OLACAKSA ŞU AN CANIMI FEDA
EDERİM. DAĞDAN İNDİRECEĞİM, 3 AYDA İNDİRECEĞİM BANA MÜSAADE EDİN''
İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, ''geçmişte yaptıklarımdan sorumluyum. Şimdi de sorumlu olmak istiyorum''
dedi. Öcalan, ''Türkiye için yararlı olacaksa şu an canımı feda ederim.
Dağdan indireceğim. 3 ayda indireceğim. Bana müsaade edin'' diye konuştu.
Sanık Öcalan savunmasında, Suriye'den sonra İtalya, Rusya,
Yunanistan arasındaki gelişmeleri, kaç kez gidip geldiğini anlattı. Yunanistan'ın
örgüte verdiği desteğin PKK elemanlarından Fethi Demir'in ağzından iddianamede
anlatıldığını ifade eden Öcalan, terör örgütünü başlangıçta herkesin kabul
ettiğini
savundu.
Yunanistan'a son gelişinde bir saat dahi kalmasına izin
verilmediğini kaydeden Öcalan, karşılaştığı bu olayı ''vahim'' olarak nitelendirdi.
Öcalan, şunları söyledi:
''Simitis, Karadziç'e dahi sahip çıkmıştı. Çok kişiyi
sakladılar. Kenya'dan bir uçak getirildi. Yunanistan'dan Kenya'ya, İsviçre'den
getirilen uçakla götürüldüğümü söylediler. Yunan uçağı değildi. Ancak bu
uçağın daha sonra İngiltere'ye bağlı bir uçak olduğunu öğrendim. Kenya
Büyükelçisi siyasi iltica talebimi kabul etti. Bu arada, 100 telefon konuşması
yaptım. Ancak beni bir an önce atmak istiyorlardı.''
Kenya'dan Türk güvenlik kuvvetleri tarafından getirilmesini
kısaca anlatan sanık Öcalan, uçaktaki açıklamasında ''barış ve kardeşlik
için yaşamak istediğini'' söylediğini yineledi. Bu anlamda hizmete hazır
olduğunu kaydeden sanık Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nedamete ihtiyacım yoktur. Türk kamuoyu ayağa kalkmış
imha etmek istiyor. Herkesin bir can borcu vardır. Ben artık tek bir eylemin
olmasını istemiyordum. Beni korkaklıkla itham ettiler. (Böyle yaparsan,
böyle konuşursan ağır olur) dediler. Geçmişte yaptıklarımdan sorumluyum,
şimdi de sorumlu olmak istiyorum.''
-YAKALANMA SÜRECİ-
Öcalan, Suriye'den çıkışından sonraki süreci değerlendirirken
de, ''İngiltere geçmişte Musul ve Kerkük'ü böyle oyunla aldı'' görüşünü
dile getirdi.
Sanık Öcalan, 17 Eylül 1998'de Washington'da yapılan Kuzey
Irak'a yönelik anlaşmanın ne anlama geldiğinin iyi bilinmesi gerektiğini
savunarak, 1993'ten itibaren Irak olayına İngiltere'nin ''yeşil ışık''
yaktığını ileri sürdü.
Yunanistan Başbakanı Simitis'in terör örgütü PKK'lılara
sahip çıkarken, İngiltere'nin de Kani Yılmaz'a ''git'' demediğini iddia
eden Öcalan, ''17 Eylül Anlaşması yeni bir biçimidir. Yüzbinlerce iltica
talebini kabul ederken, benim talebimi kabul etmediler'' şeklinde konuştu.
HADEP'in 1.5 milyon insandan oy aldığını, kendisi yakalandıktan
sonra Yunanistan'ın, ''öldürüldüğü'' yolunda haberler yaydığını, bunun
sonucunda ise İstanbul'da eylemler olduğunu söyleyen sanık Abdullah Öcalan,
bunun böyle olmadığını anlatmaya çalıştığını kaydetti.
Bu sözler üzerine, müdahillerden ''şerefsiz'' şeklinde
sözler duyuldu.
Öcalan, eylemleri kontrol etmekte zorlandığını, ancak
sınırlı da olsa durdurduğunu söyledi. 1973'te 5-6 kişi ile başlayan işin
bugün bu noktaya geldiğini, terör örgütünün 40 ülkede bürosunun bulunduğunu
ifade eden sanık Öcalan, akan kandan acı duyduğunu, bunu önlemeye çalıştığını,
Kürt-Türk, herkesin bir arada yaşaması gerektiğini savundu.
Savunmasını demokratik çözüm kapsamında yapacağını, avukatlarının
bu savunmasına karşı çıktığını üstü kapalı olarak anlatan sanık Öcalan,
''Heyeti kabul edip etmemek, ertelemek önemli değil. Uzatılsa ne olur,
uzatılmasa ne olur? Bu işin özü önemlidir'' dedi.
Mahkeme Başkanı Mehmet Turgut Okyay, ''barış için kendisinin
ne yapabileceğini'' sorması üzerine sanık Öcalan, ''Ben hizmet etmek istedim.
Buna aşığım. Demokratik cumhuriyette barış içinde yaşanabilir. Türkiye
için yararlı olacaksa şu an canımı feda ederim. Dağdan indireceğim, 3 ayda
indireceğim bana müsaade edin'' görüşünü dile getirdi.
-TEPKİ-
Bu arada müdahillerden bir kadın Öcalan'a dönerek, ''Aldığın
canı geri verebilecek misin şerefsiz?'' diye tepkisini gösterdi ve salon
dışına çıktı.
Bunun üzerine Başkan Okyay, izleyicilerden sakin olmalarını
istedi.
Avrupa'ya dönük dışarıdan, basından hiçbir şey istemeyeceğini
söyleyen sanık Öcalan, her şeyi açıklayacağını, yaptıklarının hesabını
vereceğini kaydetti. Türkiye'de değişik dilleri konuşan grupların bulunduğunu,
ancak ayrı bir ulusun olmadığını kaydeden sanık Öcalan, bu düşüncelere
geçmişte sahip olabilmeyi çok istediğini söyledi.
Sanık Öcalan, ''Geçmiş yargılanmasın demiyorum, Ama ileriye
bakmak gerekir. Bir fırsat vermek gerekir. Demokratik cumhuriyet içinde
insanca yaşamak, özgür bir şekilde yaşamak, Türkiye'yi daha güçlü hale
getirecektir. (Geç oldu) diyeceksiniz. Geç olsun ne yapalım, bir canım
var, ülke için bu canım ne yapar'' dedi.
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI YARGILANIYOR...
-SANIK TERÖRİST ÖCALAN'IN SAVUNMASINDAN:
-''PKK İLLEGAL BİR ÖRGÜTTÜR''
-''YUNANİSTAN EĞİTİM KAMPLARI KURARAK PKK'YA
YARDIMCI OLDU''
- ''MED TV İLE PKK'NIN İLİŞKİSİ VAR''
-MÜDAHİL AVUKATI NACAR: ''9 BİN 818 ŞEHİT İÇİN AYRI
AYRI DAVA AÇILMASI GEREKİR''
İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdulalah Öcalan,
PKK'nın illegal bir örgüt olduğunu ve MED Tv ile ilişkisinin bulunduğunu
söyledi.
Sanık Öcalan, savunmasında PKK terör örgütüne bir şans
verilmesini istedi. Bu şans verilirse, PKK'nın silahları bırakacağını,
kendisinin de buna yardımcı olacağını savunan sanık Öcalan, acıların büyümemesini
istedi.
Yargının mutlaka duruma el koyması gerektiğini, ölmesi
gerekiyorsa ölebileceğini ifade eden Öcalan, ''Ben 50 yaşındayım, yalnızlık
içindeyim. Hiç çocuk sahibi olamadım'' dedi.
Bu sözler üzerine müdahillerden bir kadın, ''Kafası bitliler
senin karın değil mi?'' diye tepkisini göstererek, salon dışına çıktı.
Bu arada, müdahil avukatlarından Cahit Torun, Başkan Okyay'a
dönerek, ''Devlet suçlanmasın'' dedi.
Sanık Öcalan, yeni kurulan hükümetin, teröristlerin dağdan
indirilmesi ve demokratik açılım programının bulunduğunu söyledi. Öcalan,
''Devlet, hükümet bir yol, imkan temin etmeli, yasal bir yol bulmalı''
şeklinde konuştu. Bu sözler üzerine Başkan Okyay, ''Yasal yoldan kastın
nedir?'' diye sorunca sanık Öcalan, ''Bir af, izin gibi'' karşılığını verdi.
-DİLEKÇE-
Başkan Okyay, daha sonra Öcalan'ın mahkemeye verdiği 2
sayfalık dilekçesini okudu.
Öcalan, bu dilekçede, savunmasındaki gibi 1925'teki Musul
ve Kerkük'ün durumuna işaret ederek, Misak-ı Milli sınırları içinde birlikte
yaşamak gerektiğini kaydetti.
Tekrar söz alan sanık Öcalan, terör örgütünün silahlı
çatışmaya son vermesi gerektiğini, baskınla, zıtlıkla bir yere varılmayacağını
dile getirerek, ''İyi bir jest, özel bir ilgi, yöntem bekliyorum. DGM'lerin
yapısı, Avrupa'nın istekleri önemli değil'' dedi.
Bu arada, sanık avukatlarının mırıldanmaları üzerine Başkan
Okyay, ''Sanığı serbest bırakın, nasıl konuşmak istiyorsa öyle konuşsun.
Buna ihtiyaç var'' diye tepki gösterdi.
Sanık avukatlarından Kemal Bilgiç, kendilerinin karşı
tarafa hasım olmadıklarını, avukatın, davanın tarafı olamayacağını söyledi.
Müdahil avukatlarından Cahit Torun, Öcalan tarafından
mahkemeye verilen ''Barış ve kardeşlik çağrısı'' başlıklı 2 sayfalık dilekçenin
tutanaklara geçmesini istedi.
Daha sonra Başkan Okyay, dilekçeyi geniş bir şekilde tutanaklara
geçirdi. Dilekçede, ayrılık, baskı, yakma, yıkma ve isyanla sorunların
çözülemeyeceği, barış içinde birlikte yaşanması gerektiği, demokratik cumhuriyetin,
ortak vatanda birlikte yaşamak için bir fırsat olduğu ifade ediliyor.
Duruşmada, bütün bu süreçten sonra saat 15.35'te Öcalan
savunmasını tamamladı.
-MÜDAHİL AVUKATININ SORUSU-
Başkan Okyay, sanık Öcalan'a, her zaman savunmasını verebileceğini,
bunun için bir sınır olmadığını hatırlattı.
Müdahil avukatlarından Mehdi Keskin, Mahkeme Başkanı'ndan,
sanık Öcalan'dan terör örgütüne yurt içi ve yurt dışında kimlerin yardım
ettiğini, hangi siyasilerin, hangi ticaret adamlarının, hangi sanatçıların
yardımda bulunduğunu sormasını istedi.
Okyay, tüm bu soruları kendisinin soracağını belirtmesinden
sonra soruyu yanıtlayan Öcalan, bunu soruşturma aşamasında ayrıntılı olarak
anlattığını ifade ederek, ''(Şu veya bu yaptı) diye söylemek durumunda
değilim'' dedi.
HADEP'in, PKK tabanında politika yaptığını, PKK'nın illegal
bir örgüt olduğunun doğru olduğunu anlatan Öcalan, MED Tv ile terör örgütünün
ilişkisi bulunduğunu anlattı.
Mahkeme Başkanı Okyay, Öcalan'ın cam kafesin üst kısmında
bulunan mikrofona uzakta kalması nedeniyle sesinin duyulmaması üzerine
ayağa kalkmasını istedi.
Okyay, Suriye ve Yunanistan'ın terör örgütüne nasıl yardım
ettiğini, bunu açmasını istemesi üzerine Öcalan, şöyle konuştu:
''Suriye her zaman PKK'yı kabul etmedi. İç ve dış siyasal
açıdan gayrı yasal örgüt olarak kabul etti. Suriye'deki cezaevlerinde yatanlar
var. Ama engellemedi de... Özel, siyasi bir yardımı olmadı.''
Avrupa'nın, istediği şeyleri yapması halinde kendisini
diledikleri gibi kullanacaklarını savunan Öcalan, buna izin vermediğini
öne sürdü.
Başkan Okyay, HADEP'in, PKK'ya eleman gönderip göndermediğini
sorması üzerine sanık Öcalan, eleman temininde çalışmalar yapılmış olabileceğini,
ancak HADEP'e, PKK'nın resmi bir kuruluşu denemeyeceğini söyledi.
Başkan Okyay'ın, Suriye'ye ilişkin bir başka sorusu üzerine
sanık Öcalan, Suriye'nin yardımları olduğunu, örgüt elemanlarına hüviyet
verdiğini, ancak para yardımı yapmadığını savundu. Suriye'nin eylem talimatının
olmadığını kaydeden Öcalan, Yunanistan'ın eğitim kampları kurarak yardımda
bulunduğunu anlattı.
Müdahil avukatlardan Mehdi Keskin, Yunanlı generallerin
Bekaa'yı ziyaret edip etmediğini sordu. Öcalan, ziyaretin gerçekleşmiş
olabileceğini söyledi.
Müdahil avukatlardan Necdet Küçüktaşkıran'ın ''Demokratik
cumhuriyetten ne anlıyor? Beyefendi ile anlaştık bu nasıl olacak?'' sorusunun
yöneltilmesini istemesi üzerine, diğer müdahil avukatlarından Mehmet Nacar,
''Anlaşmaya yetkisi yok, bunu kabul etmiyoruz'' diye tepki gösterdi.
Başkan Okyay, avukatları sakin olmaya çağırarak, bir yanlış
anlaşılma olduğunu kaydetti.
-''HER ŞEHİT İÇİN DAVA AÇILMASI GEREKİR''-
Okyay'ın, ''Örgütün silahları bırakması için açık bir çağrın
var mı?'' sorusuna sanık Öcalan, örgüt üzerinde otoritesinin devam ettiğini,
demokratik çözümü onların da kabul edeceğini iddia etti.
Yarın duruşmaya girmeyeceğini söyleyen müdahil avukatlardan
Mehmet Celal Nacar, bugün konuşması gerektiğini söylemesi üzerine, Mahkeme
Başkanı Okyay, ''Yargılamayı yaparız merak etmeyin, sabaha kadar biz buradayız''
yanıtını verdi.
Avukat Nacar, Öcalan'ın hamasi nutuklarda bulunduğunu,
Türkiye'nin 1925'in Türkiyesi olmadığını, bugün o düşüncede olanların hüsrana
uğrayacaklarını anlattı.
TCK'nın 125. maddesi dışında, 9 bin 818 şehit için ayrı
ayrı TCK'nın 450. maddesine göre dava açılması gerektiğini savunan Nacar,
ayrıca İnsan Hakları Derneği ile HADEP hakkında mahkeme heyetinin Ankara
DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunması gerektiğini kaydetti.
Sanık avukatlarından Kemal Bilgiç, duruşmaya ara verilmesini
isteyerek, İstanbul'dan geldiklerini, bundan sonraki duruşmaların birer
gün arayla yapılması için mahkemenin karar vermesini talep etti.
Bu talebe ilişkin görüşünü bildiren Ankara DGM Cumhuriyet
Başsavcısı Cevdet Volkan, daha önce duruşmaların sürekli yapılacağına ilişkin
karar verildiğini hatırlatarak, bu istemin reddini talep etti.
Ankara 2 No'lu DGM Başkanı Mehmet Turgut Okyay, istemin
readdine karar verildiğini belirterek, duruşmayı yarın saat 10.00'a erteledi.
(Bu sayfalar Anadolu Ajansı'nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı'nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr |