|
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI YARGILANIYOR...
-SANIK ÖCALAN'A, İDDİANAMEDEKİ İDDİALARA İLİŞKİN SORULAR
YÖNELTİLDİ, TANIK İFADELERİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ SORULDU
-ÖCALAN:
-''ÖRGÜTÜN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLUSU BENİM''
-''ÖRGÜT İÇİNDE BAZI KİŞİLER HAKKINDA ÖLDÜRME KARARI
VERİLDİ''
-''YUNANİSTAN'DAKİ EĞİTİMLER, 1990'DAN SONRA AĞIRLIKLI
OLARAK HER KONUDA YAPILDI''
-''ÖRGÜT EĞİTİMİ YUGOSLAVYA'DA YAPILIYORDU''
-''ÖRGÜTÜN İRAN'DA HASTANESİ VAR. BURADA TEORİK BİLGİLER
DE VERİLİYOR''
-''GÜNEY KIBRIS RUM KESİMİ, ÖRGÜT ÜYELERİNİN GEÇİŞLERİ
VE PASAPORT KONUSUNDA YARDIM EDİYOR. BURADAN ÖRGÜTE AKTARILAN
PARALAR, KİLİSELER ARACILIĞI İLE VERİLİYOR''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, örgütün birinci derecede sorumlusunun kendisi olduğunu bildirdi.
Yunanistan'daki eğitimlerin 1990 yılından sonra ağırılıklı olarak her konuda
yapıldığını, İran'da ise örgütün hastanesinin bulunduğunu söyledi. Öcalan,
Güney Kıbrıs Rum kesiminin ise örgüt üyelerine geçişler ve pasaport konusunda
yardımcı olduğunu anlattı.
Sanık Abdullah Öcalan'a, duruşmanın ikinci gününde, iddianamedeki
iddialara ilişkin sorular yöneltildi, tanık ifadeleri hakkında görüşleri
soruldu.
Duruşmaya katılmak üzere Ada'ya giden şehit aileleri,
yakınları, gaziler, yabancı temsilciler, basın mensupları, sanık avukatları,
Öcalan'ın yakınları saat 09.45'te duruşma salonuna alındılar.
Duruşma heyetinin saat 10.00'da salondaki yerini almasının
ardından, sanık Abdullah Öcalan da salona getirilerek, cam kafesteki yerini
aldı.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, Abdullah Öcalan'ın, jandarma,
savcılık, ek ifadesi ve yedek hakimlikte alınan ifadelerini okudu.
Öcalan, ifadeleri ''serbest iradesi'' ile verdiğini belirterek,
ağır psikolojik durumu nedeniyle, hafıza değişikliğinin olduğunu ve bu
nedenle ifadelerinde bazı kopukluklar bulanabileceğini söyledi.
-''ÖRGÜTÜN BİRİNCİ DERECE SORUMLUSU BENİM''-
Mahkeme Başkanı Okyay'ın, ''Terör örgütünün kuruluşundan
bu yana, örgütün başkanı mısın?'' sorusu üzerine Öcalan, ''PKK'nın kurucusu
olduğunu, kuruluşundan bu yana başkanlğını yaptığı'' belirterek, şöyle
konuştu:
''Örgütün birinci derecede sorumlusu benim. Ancak yakalandığım
ana kadar örgütün birinci derecede sorumlusu bendim. Bazı örgüt üyelerinin
bağılılıkları halen devam etmektedir. Örgütün eylem ve faaliyetlerinden
birinci derecede sorumlu benim. Örgütün eylem ve program yapısı alanında
1990 yılından bu yana örgüt içinde bir iç mücadele vardır.''
Sanık Öcalan, ''Örgüt içi mücadele nedeniyle bazı kişilerin
öldürülmesi talimatını verdiği yönünde bilgiler'' olduğunu hatırlatan Başkan
Okyay'a, ''Bizde bir tüzük var. Tüzüğe göre aykırı hareket edenler, örgütce
alınan kararlar gereğince, merkezde onaylandıktan sonra uygulandığı için,
benim çok özel bir emrim olmaz'' dedi.
-ÖLDÜRME KARARI-
Okyay'ın, ''kimler hakkında öldürme kararı verildi?'' sorusunu
yanıtlayan sanık, örgüt iç yapı mücadelesinde (Betin) kod adlı Şahin Beliç,
(Cemal) kod adlı Cemil Işık ile Şemdin Sakık gibi kişiler hakkında öldürme
kararı verildiğini anlattı. Öcalan, örgüt dışında bir çizgi izledikleri
için öldürtme talimatı alındığını söyledi.
Sanık Öcalan, bu şekilde kaç kişinin öldürüldüğünü kesin
söyleyemeyeceğini, ancak tahmini olarak örgütün bu yolla cezalandırdığı
''onlarca kişi'' olduğunu kaydetti. Öcalan, bunun bir iç çatışma olduğunu
dile getirdi.
Abdullan Öcalan, bizzat emir verip vermediğinin sorulması
üzerine, ''Kesinlikle örgüt üyelerine ben kişi adı vererek, öldürülme talimatı
vermedim. Benim evli olduğum Kesire Yıldırım, merkez üyesidir. Kongerede
ölüm kararı çıktı, ancak ben bunu uygulatmadım. Halen kendisi galiba İsveç'te
yaşıyor'' diye konuştu.
-OLOF PALME'NİN ÖLDÜRÜLMESİ-
Sanık Öcalan, 7 Ağustos 1984'te Almanya'da bir örgüt mensubunun
öldürülmesi talimatını verdiği gerekçesiyle hakkında gıyabi tutuklama kararı
çıkarıldığını hatırlatan Mahkeme Başkanı'na şu karşılığı verdi:
''Olof Palme cinayeti dahil, Avrupa'daki bir çok cinayet
bana yüklenmek istendi. Bu eylemlerin talimatının benim tarafından verildiğini
söyleyen örgütün üst düzey kişileri, bana karşı muhalif olanlardır.''
Okyay, ''Bak bunu iyi dinle... İsveç'in PKK'dan ayrılanlara
sığınma hakkı vermemesi üzerine konuşma yapmışsınız ve Olof Palme'nin öldürülmesi
emrini vermişsiniz'' sözleri üzerine sanık Öcalan şunları söyledi:
''Bu bana yüklenen bir komplodur. Avrupa'da PKK,
provokatif biçimde şiddet eylemlerine karıştırıldı. Palme olayında bunun
rolü vardı. O dönemde Avrupa sorumlusu Ali Çetiner'dir. İsveç'te yakalandı.
İsveç ve Alman polisiyle çalıştığı kanısındayım.''
Başkan'ın, ''PKK'nın yayın organlarında Palme'nin öldürülmesiyle
ilgili yazınızın etkisi olmadı mı?'' sorusunu ise Öcalan şöyle yanıtladı:
''Hayır. Bu yazıları bana göstersinler. Bu yazıları
yazan Hüseyin Yıldırım'dır. Kendisi örgütün dış ilişkiler sorumlusudur.
Yazısında, Olof Palme'yi tehdit ediyor ve (başına gelecekleri görür) şeklinde
sözler kullanıyor. Böyle bir emri ben vermişsem, bunun yayınlanmasını Hürriyet
Gazetesi'nden istedim, ama yayınlamadılar. Palme'yi PKK Rejin Örgütü'nün
öldürdüğü yolunda bilgiler aldım. Bu örgütü Kesire Yıldırım ve Hüseyin
Yıldırım kurdu, geliştirmek istedi. Genellikle Avrupa'da faaliyet gösteriyor.''
-PKK'NIN YUNANİSTAN İLE TİCARİ İLİŞKİSİ-
Öcalan, bir başka soru üzerine, küçük çocukların kaçırılarak
dağlara çıkarılmasını kendisinin engellediğini, ancak buna rağmen kaçırılanlar
olsa bile ailelerine geri gönderildiğini iddia etti. Öcalan, ''Genelde,
17-18 yaşındakilerin altındakileri örgüte almıyorduk. Ancak bunun bazı
istisnaları olabilir' şeklinde konuştu.
Okyay'ın, ''Örgüt ağır silahları nereden alıyor?'' sorusunu
da Öcalan, şöyle cevapladı:
''Bu konuda ticari yöntem devrededir. Teknik konularda
temsilcim vardır. Birisi Fethi Demir'dir. Yunanistan'ın ağır silahların
alımındaki yardımı daha çok ticari anlamdadır. Örgüt mensuplarının eğitimi
Yugoslavya'da yapılıyordu. Ben Yunanistan'a, Suriye'den çıkmadan önce hiç
gitmedim. Yunanistan'da gaz eğitimi yapıldığı konusunda bilgim yok.
Gaz eğitiminin Yunanistan'da PKK üyelerine verildiği söylendi.
Ayrıca bazı teknik malzemelerin sağlandığını duydum. Ama tekrar ediyorum,
Yunanistan'a kesinlikle gitmedim. Yunanistan'daki eğitimler 1990'dan sonra
ağırlıklı olarak her konuda yapılmaya başlandı.
Buralarda eğitim görenler kırsala uçaklarla geliyorlardı.
Uçaklar bazen Şam, bazen Lübnan, bazen de İran üzerinden geliyordu.''
-İRAN'DA ÖRGÜT HASTANESİ-
''İran'da terör örgütünün eğitim kampı olmadığını'' bir
soru üzerine söyleyen Öcalan, ancak burada örgütün hastanesinin bulunduğunu
kaydetti. Burada teorik bilgiler verildiğini ve bu durumun İran yetkilileri
tarafından bilindiğini anlatan Öcalan, İran üzerinden örgüte sevk edilen
silahların bir çoğuna bu ülkenin el koyduğunu ifade etti.
-KİLİSELERDEN PARA YARDIMI-
El konulan silahlar arasında füzelerin de bulunduğunu bildiren
Öcalan, başka bir soru üzerine, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde çok zayıf bir
temsilciliklerinin olduğunu, burada askeri eğitim ve kampın bulunmadığını
kaydetti.
Öcalan, ''Sadece örgüt üyelerinin geçişleri ve pasaport
konusunda yardım ettiklerini, buradan örgüte aktarılan paraların ise, kiliseler
aracılığıyla verildiğini'' söyledi.
Sanık Abdullah Öcalan, '' Ben yakalandığımda üzerimde
bulunan sahte pasaport, Atina'daki temsilcimiz tarafından Güney Kıbrıs
Rum kesiminden temin edildi'' dedi.
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY:
-''BAŞKA KİMSELERİN DESTEĞİNE İHTİYACIN OLMASIN. ÖZGÜRCE
DAVRAN, ÖZGÜRCE HAREKET ET''
-SANIK ÖCALAN:''KARADENİZ'DE TÜRKİYE DEVRİM PARTİSİ,
TİKKO, DHKP-C ve DEVRİMCİ HALK PARTİSİ İLE LOJİSTİK DESTEK SEVİYESİNDE
İLİŞKİMİZ VAR''
-''İNGİLTERE ÜZERİNDE DURMAK İSTİYORUM. İNGİLTERE KENDİNE
GÖRE KÜRT ÜZERİNE DERİN BİR POLİTİKANIN SAHİBİDİR. BU ÜLKE BAZILARINI
YANINA ÇEKER, BAZILARINI İSE HARCAR''
-''YUNANİSTAN ÖNCELİKLE BENİM İÇİN GÜNEY AFRİKA'DAN
PASAPORT TEMİN EDECEKTİ, SONRA BİR BAKTIM GÜNEY AFRİKA İŞİ DE YOK.
BANA YALAN SÖYLEDİLER''
-''ÖRGÜTÜN 200 MİLYON DOLAR CİVARINDA PARASI VAR''
-''ASALA İLE 1980'LERDE İLİŞKİLERİM OLDU''
-''ERMENİSTAN'DA ÖRGÜT TEMSİLCİLİĞİMİZ VAR''
İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah Öcalan,
Karadeniz bölgesinde Türkiye Devrim Partisi, TİKKO, DHKP-C ve Devrimci
Halk Partisi ile lojistik destek seviyesinde ilişkileri bulunduğunu söyledi.
Öcalan, ASALA örgütü ile 1980'li yıllarda ilişkilerinin olduğunu da bildirdi.
Sanık Öcalan, Mahkeme Başkanı Okyay'ın örgüte silah temini
ile ilgili sorusu üzerine, ''Körfez Savaşı'ndan sonra Irak'ta çok sayıda
silah satılıyordu. Füze dahil herşeyi almak mümkündü. Kanas suikast silahlarını
da buradan aldı'' diye konuştu.
Bir başka soru üzerine Öcalan, yakalandıktan sonra kendisini
ziyarete gelen kardeşinin ve yakınlarının kendisinden,''cesur olmasını
istediklerini'' söyledi. Bu sözler üzerine Okyay tepki göstererek, ''Başka
kimselerin desteğine ihtiyacın olmasın. Özgürce davran. Özgürce hareket
et'' dedi.
Abdullah Öcalan da dünkü savunmasında barış ve kardeşlik
çağrısında bulunurken içinden geleni söylediğini iddia ederek, ''Bu korkudan
değildir'' diye konuştu.
-TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PARASI-
Mahkeme Başkanı Okyay'ın sorusu üzerine, terör örgütünün
elebaşı, örgütün parasının 200 milyon dolar civarında olduğunu söyledi.
Örgütün uyuşturucu ticareti yapıp yapmadığı şeklindeki soruyu yanıtlarken
de Öcalan şöyle konuştu:
''Uyuşturucu bir insanlık suçudur. Ancak bazı örgüt temsilcilerimiz
uyuşturucu kaçakçılarından bağış adı altında para almış olabilirler. Bu
Avrupa'da da böyledir. Örgüt içinde uyuşturucu işiyle bilerek uğraşmayı
en ağır suç olarak kabul ederiz. Hatta ben sigarayı bile yasakladım. Örgüt
üyelerinden yurt dışında uyuşturucu işine yaygın olarak katılanlar olabilir.''
-UYUŞTURUCU-
Okyay'ın Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'ın kardeşi Rıfat
Esad'la görüşüp görüşmediğini sorması üzerine Öcalan, görüşmediğini söyledi.
Yunanistan Kamu Düzeni Bakanlığı tarafından hazırlanan
raporda, Rıfat Esad'ın uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı şeklindeki iddianın
Yunanistan'ın bir yalanı olduğunu öne süren Öcalan, başka bir soru üzerine,
İran'da PKK'nın uyuşturucu imalathanesi bulunmadığını, bu yöndeki ifadelerin
doğru olmadığını savundu.
Müdahil avukatlarından Cahit Torun, İstanbul DGM'de yargılanan
Hurşit Han'ın uyuşturucu kaçakcılığına yardımcı oldukları için PKK'ya yılda
1.5 trilyon lira verdiğini söylediğini hatırlatması üzerine, sanık Öcalan
böyle bir şeyin söz konusu olmadığını iddia etti. Öcalan, ''Yalnız büyük
kentlerde PKK'nın adını kullanarak uyuşturucu şebekeleri kurulduğunu biliyorum''
dedi.
Öcalan, Hüseyin Baybaşin ile PKK'nın ilişkisi olup olmadığı
sorusuna ise Baybaşin ile televizyon kanalında bir görüşmesi olduğunu,
bu görüşmede Baybaşin'in 1990 yılından sonra uyuşturucuyla ilişkisi kalmadığını
söylediğini kaydetti.
Baybaşin'in Türkiye'de bulunduğu sırada PKK'nın Lice'deki
örgüt yapısına bağışları olabileceğini kaydeden Sanık Öcalan, başka bir
soru üzerine de, Baybaşin'in MED Tv'nin yüzde 40'ına ortak olduğunu zannetmediğini
ve böyle bir bilgisinin bulunmadığını savundu.
Başkan Okyay'ın, ''Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nın geçeceği
yerlerde istikrarsızlık yaratmaya yönelik faaliyetlerle ilgili herhangi
bir devletten talimat aldınız mı?'' sorusuna Öcalan, böyle bir talimat
almadığı, bu yönde bir eylem de olmadığı yanıtını verdi.
-KARADENİZ-
Okyay'ın, terör örgütün Karadeniz'e açılma amacını sorması
üzerine Öcalan, şöyle konuştu:
''Bu bölgede PKK ile dostluk içinde olan bazı gruplar
vardır. Bizim onlarla ilişkimiz lojistik destek seviyesindedir. Bu gruplar
Türkiye Devrim Partisi, TİKKO, DHKP-C ve Devrimci Halk Partisi'dir. Bu
örgütler bizden destek talebinde bulundular ve bizim örgütümüz bu örgütlere
eğitim desteği verdi. Ancak, bu örgütlerle ilişkilerimiz fazla gelişmiş
değildir.''
-ASALA VE ERMENİSTAN-
Müdahil avukatlarından Cahit Torun'un ASALA ile PKK'nın
bir bağlantısı olup olmadığı yolundaki sorusunu Öcalan şöyle yanıtladı:
''Asala ile 1980'lerde ilişkilerimiz oldu. Bu örgütle
bizzat benim de görüşmem oldu. Daha sonra örgütün kendi içindeki anlaşmazlıkları
ve bizim örgütümüzle eylem farklılığı nedeniyle ilişkimiz kesildi.'' Sanık
Öcalan, başka bir soruyu yanıtlarken, Ermenistan'da örgüt temsilcilikleri
bulunduğunu ve bu ülkede örgüte maddi desteğin halktan sağlandığını bildirdi.
Öcalan, ''Devlet resmi ilişkiye girmiyor, ama bizim faaliyetlerimize de
sesini çıkarmıyor. Birçok ülke bu yöntemi uyguluyor'' diye konuştu.
-İNGİLTERE-
PKK ile İngiltere ilişkilerinin sorulması üzerine Öcalan,
şöyle devam etti:
''Konuşmalarımda İngiltere üzerinde durmak istedim. İngiltere
Faysal Dunlayıcı'yı (PKK'nın Avrupa sözcülerinden) parlamentoya davet etti.
Daha sonra ise Dunlayıcı İngiltere'de 4 yıl tutuldu. İngiltere kendine
göre Kürt üzerine derin bir politikanın sahibidir. Bu 150 yıldan beri yaşanıyor.
Bu ülke bazılarını yanına çeker, bazılarını ise harcar. Bize de böyle bir
yaklaşım göstermesinden hep endişe duydum.''
-YUNANİSTAN-
Başkan Okyay'ın, Yunanistan'ın, Seyşel Adaları'na gitmesi
konusunda para verip vermediği sorusu üzerine, Yunanistan'ın para verdiğini
duyduğunu söyledi. Öcalan, ''Yunanistan öncelikle benim için Güney Afrika'dan
pasaport temin edecekti. Sonra bir baktım Güney Afrika işi de yok. Bana
yalan söylediler'' diye konuştu.
Pasok Milletvekili Mihalis Haralanbidis'in PKK'dan ne
istediği sorulması üzerine sanık Öcalan, ''1987-1988'de bu kişiyle Bekaa'da
bir kez görüştüm. Bana dostluktan bahsetti, ancak bizden bir talebi olmadı.
Bu kişi, Bekaa'ya bir gazeteci grubuyla gelmişti'' dedi.
Örgütün kuruluşunda hangi ülkelerin yardımda bulunduğu
sorusu üzerine Öcalan, başlangıçta Filistin Kurtuluş Örgütü'nden destek
aldıklarını söyledi. Öcalan, ''Bizi kamplarında eğittiler. Suriye ise bizimle
resmi bir ilişki kurmadı, ancak herhangi bir engellemede de bulunmadı''
diye konuştu.
Öcalan, terör örgütünü Suriye ve Yunanistan'ın kullanıp
kullanmadığını soran Mahkeme Başkanı'na şu karşılığı verdi:
''Şüphesiz kendi genel politikası içinde PKK'yı kullanmak
istedi. Ayrıca biz de değerlendirdik. Karşılıklı olarak birbirimizi kullandık.
Bu politik bir durumdur.''
Başka bir soruyu yanıtlayan Öcalan, Yunanistan'ın örgüt
mensuplarını bomba eğitimi dahil her türlü konuda eğittiğini, eylem için
her türlü malzeme ile Türkiye'ye gönderdiklerini söyledi.
Orman yangınları konusunda herhangi bir emiri kesinlikle
vermediğini, turistik bölgelerde eylemler konusunda özel bir emri olmadığını
iddia eden sanık Öcalan, ancak örgüt mensuplarının kendi inisiyatifleri
dahilinde turistik bölgelerde bazı eylemlerde bulunduklarını söyledi.
Kırıkkale Silah Fabrikası'nın sabote edilmesi konusunda
net bir bilgisi olmadığını anlatan Öcalan, bazen Elazığ, bazen de Diyarbakır
sorumlularının yaptığının söylendiğini anlattı.
-SANIK ÖCALAN:
-''PKK, İNSAN TİCARETİ YAPMIŞ OLABİLİR''
-''ÖRGÜTÜN, HOLLANDA'DA SİYASİ EĞİTİM MERKEZİ VAR''
-''İHD'YE BAĞIŞ YAPMADIK, ONLAR DA BİZE YARDIMDA BULUNMADI''
-''PKK'DAN BOŞALAN YERİ İBDA-C VE HİZBULLAH DOLDURMAYA
ÇALIŞTI''
-''KÜRT PARLAMENTOSU BENİM TALİMATIMLA KURULDU''
-''BİNGÖL'DE 33 ERİN ŞEHİT EDİLMESİ, 1993 ATEŞKES SÜRECİNİN
BOZULMASINDA ÖNEMLİ BİR ROL OYNADI''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, yurt dışındaki ülkelerde insanlara sığınma hakkı verilmesi, iş
temin edilmesi konusunda bazı derneklerin yardımcı olduğunu belirterek,
''PKK, insan ticareti yapmış olabilir'' dedi.
Duruşmada bir soru üzerine Öcalan, yurt dışında onlarca
dernek bulunduğunu ifade ederek, yurt dışındaki insanlara sığınma hakkı
verilmesi, iş temin edilmesi konusunda yardımcı olduğunu, PKK'nın da bu
boyutta insan ticareti yapmış olabileceğini bildirdi.
Hollanda'da evler tutarak, eğitim yaptırdıklarını anlatan
Öcalan, ''Örgütün siyasi eğitim merkezi olan Hollanda'da, bu faaliyetlerden
yetkililerinin de haberi olabilir'' diye konuştu.
Öcalan bir soru üzerine, örgütün İsviçre'de MED Tv'ye
finans kaynağı sağlamak için bazı kuruluşları olduğunu anlatarak, bu tip
kuruluşlar yoluyla İsviçre bankalarına para yatırılmış olabileceğini, kimin
adına ve kim tarafından yatırıldığını bilmediğini söyledi.
İHD ve Mazlum-Der ile ilişkileri sorulan Öcalan, bu derneklerin
sorumlularıyla herhangi bir ilişkisinin olmadığını ifade etti. Öcalan,
''Sadece askerleri alma konusunda heyet oluşturdular. O zaman, (bu tip
faaliyetlerin geliştirilmesinin iyi bir jest olabileceğini) söyledim. Biz,
İHD'ye bağış yapmadık, onlar da bize yardımda bulunmadı'' diye konuştu.
-YURT DIŞI ÖRGÜTLER-
İRA, Japon Kızılordusu, ETA, Hizbullah, İBDA-C, Kızıl
Tugaylar gibi yurtdışı örgütlerle ilişkilerinin bulunmadığını savunan Öcalan,
''İBDA-C ve Hizbullah'ın, PKK'dan boşalan yerleri doldurmaya çalıştığını''
ileri sürdü.
Öcalan, diğer bir soru üzerine, Libya'da, 1980'lerde Türk
işçilerinin çok yoğun olduğu dönemde, güçlü bir örgütleri bulunduğunu,
ancak şimdi sempatizan düzeyinde bir ilişkinin olduğunu anlattı. Öcalan,
başka bir soru üzerine de şöyle konuştu:
''Sendikalarla herhangi bir ilişkimiz yok. Parti genel
başkanlarından 1993 yılında ateşkes denemesi sırasında, Hatip Dicle ile
görüştüm. Görüşme barış sürecine ilişkin. Doğu Perinçek ile sanıyorum 1987'de
görüştük. Niyeti, bizim temelimizle ilişki kurup güç toplamaktı. İdeoloji
farklılığından ilişki gelişmedi.''
Sanık Öcalan, sözde sürgündeki Kürt Parlamentosu'nun kendisinin
talimatıyla kurulduğunu ifade ederek, ''Desteğimiz oldu. Toplantı kararları
talimatını biz vermedik'' dedi.
-33 ERİN ŞEHİT EDİLMESİ-
Öcalan, diğer bir soruya da, Bingöl'de 33 erin şehit
edilmesinin sözde 1993 ateşkes sürecinin bozulmasında önemli bir rol oynadığını
iddia ederek, ''Bu askerlerin öldürülmesini tasvip etmemiz mümkün değildir''
diye konuştu.
Duruşmada, Diyarbakır DGM tarafından idam cezasına çarptırılan
Şemdin Sakık'ın 33 askerin şehit edilmesi ve Olof Palme cinayeti konularında
kendisinin talimatı olduğunu söylediğini hatırlatan Öcalan, bunun kesinlikle
doğru olmadığını savundu.
Sanık Öcalan, bir başka soru üzerine, Celal Telabani aracılığı
ile dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüştüğünü ileri sürdü. Öcalan,
''Özal'ın istemi üzerine tek taraflı ateşkes ilan ettik. Özal, ateşkes
haberini aldıktan sonra Talabani'ye, (10 yıldan bu yana ilk defa rahat
uyudum) demiş'' iddiasında bulundu.
-SANIK ÖCALAN:
-''SURİYE'DE İKEN YER DEĞİŞTİRMEM KONUSUNDA YALÇIN
KÜÇÜK'TEN UYARI GELDİ''
-''ANAP GENEL BAŞKANI YILMAZ'IN BANA BU DOĞRULTUDA
HABER GÖNDERDİĞİ İDDİALARI KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİLDİR''
İMRALI (A.A)- Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan,
Refahyol Hükümeti döneminde, kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan
tarafından Suriye'deki temsilcilerine iki mektup geldiğini ileri sürdü.
Öcalan, kendisinin Suriye'de bulunduğu sırada yakalanması olasılığına karşı,
Prof. Yalçın Küçük tarafından uyarıldığını, ancak bu konuda ANAP Genel
Başkanı Mesut Yılmaz'ın kendisine haber gönderdiği iddialarının kesinlikle
doğru olmadığını söyledi.
Sanık Öcalan, Mahkeme Başkanı'nın bir başka sorusunu yanıtlarken,
1996 Nisan ayında Mesut Yılmaz iktidara geldiğinde önce HADEP'ten Recep
Doğaner aracığıyla Filistin ile İsrail arasındaki sürece benzer bir ilişki
kurulmasını istediğini iddia etti. Öcalan, Yılmaz'ın, ayrıca bilgisi dahilinde
yazar Alev Alatlı'nın kendileriyle görüşeceği bilgisinin geldiğini ileri
sürdü. O zaman Şam'da bir bombanın patladığını ve ilişkinin gerçekleşmediğini
ifade eden Öcalan, Alev Alatlı'nın daha sonra Avrupa'da ''Şahin'' diye
bir örgüt görevlisiyle görüştüğü yolunda bilgi aldığını kaydetti.
-MEKTUPLAŞMA-
Refahyol Hükümeti döneminde de bir mektuplaşma olduğunu
ve Suriye'deki temsilcilerine iki mektup geldiğini ifade eden Öcalan, mektupların
kapatılan RP'nin eski genel başkanı Necmettin Erbakan tarafından gönderildiğini
bildirdi. Mahkeme Başkanı'nın sorusu üzerine Sanık Öcalan, bu mektubun
yanında olmadığını, ancak arşivde bulunduğunu söyledi. Öcalan, ''Aracı
olarak gazeteci İlnur Çevik gönderilecekti, ancak bunun yerine mektuplar
geldi'' dedi.
Daha sonra sanık avukatlarına söz verildi.
Sanık avukatlarından Kemal Bilgiç, Mahkeme Heyetinden
Cenevre Sözleşmesi'ne müvekkili Öcalan'ın imza atıp atmadığı sorusunun
yöneltilmesini istedi. Mahkeme Heyeti bu isteği yerinde görmeyerek, soruyu
yöneltmedi.
Kemal Bilgiç, müvekkili ile hafta içinde duruşmaya ara
verildiği sırada görüşme olanağı sağlanmasını istedi. Mahkeme Başkanı,
bu talebi ilgililere ileteceğini söyledi.
Avukat Kemal Bilgiç, terör örgütünün sivillere yönelik
eylem yapılmaması konusunda karar verip vermediği sorusunun yöneltilmesini
istedi. Okyay'ın bu yöndeki sorusu üzerine Öcalan, şunları kaydetti:
''Bizim sivillere yönelik eylem yapılması konusunda karar
almamız sözkonusu değil. Biz sivillere yönelik eylemlere karşıyız. Örgüt
içinde dörtlü çete vardı. Ben bu çetyi daha önce açıklamıştım. Biz bunlarla
çok mücadele ettik. Sivillere yönelik eylemlerin gerçekleşmemesi konusunda
çaba harcadık.''
-''YILMAZ'IN HABER VERDİĞİ DOĞRU DEĞİL''-
Müdahil avukatlarından Cahit Torun'un ''Yalçın Küçük, operasyonlar
olacağı konusunda size bilgi verdi mi?'' sorusunu Okyay sanığa yöneltti.
Öcalan da, Prof. Yalçın Küçük ile telefonda görüştüğünü, yakalanmaması
için Küçük'ün kendisine yerini değiştirmesi konusunda uyarıda bulunduğunu
bildirdi. Sanık Abdullah Öcalan, ''Bu konuda ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın
bana haber gönderdiği kesinlikle doğru değildir'' diye konuştu.
Sanık Öcalan, bir başka soruyu yanıtlarken, Erbakan'ın
gönderdiği mektupta ekonomik ve sosyal paket açılmak istenildiği, şiddet
ortamının bunu engellediği ve kendilerine ''bunu durdurursanız iyi olur''
denildiğini anlattı ve kendisinin de bunu kabul ettiğini söyledi.
Terör örgütü elebaşı Öcalan, Başbağlar köyü katliamı ile
ilgili bir soru üzerine, Başbağlar köyü'ndeki katliamdan kendisinin haberinin
olmadığını ve bunu tasvip etmediğini savndu. Öcalan, katliamın sorumlusunun
doktor Baran olduğunu iddia etti.
Okyay'ın, ''Örgüt mensuplarıyla irtibatınızı nasıl sağlıyorsunuz?''
sorusu üzerine Öcalan, telsiz ve telefon görüşmeleriyle sağladıklarını,
arasıra da kuryeler kullandıklarını anlattı.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, sanığın nüfus ve sabıka
kaydının, periyodik olarak yapılan sağlık kontrollerine ilişkin raporların
ve maktüllerin otopsi tutanaklarının geldiğini söyledi.
Sanık Öcalan da, periyodik olarak doktor kontrolünden
geçirildiğini ifade ederek, gelen belgelere bir diyeceğinini olmadığını
belirtti.
(Bu sayfalar Anadolu Ajansı'nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı'nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr |