|
-TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI YARGILANIYOR ...
-ÜÇÜNCÜ GÜN DURUŞMASI BAŞLADI
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY, BASIN ORGANLARINDA YER ALAN
BAZI İDDİALAR KONUSUNDA SANIK ÖCALAN'A SORULAR YÖNELTTİ
-ÖCALAN:
-''ALMAN SENATÖR LUMMER İLE ŞAM'DA GÖRÜŞTÜM.
AVRUPA'DAKİ ŞİDDET EYLEMLERİNİN ÖNLENMESİ KONUSUNDA YARDIM İSTEDİLER''
-''DEMİREL'İN AĞAR'IN OĞLUNUN DÜĞÜNÜNE GİTMEYECEĞİ
BİLGİLERİNİ AVUKAT SELİM OKÇUOĞLU BİZE GETİRDİ''
-''ŞANLIURFA, GAZİANTEP VE CİLVEGÖZÜ'NDE YAKALANAN
SİLAHLAR HİZBULLAH'A GİDİYORDU. BİZE GELSEYDİ İRAN HUDUTTA TESLİM
EDERDİ''
-''İNTİHAR EYLEMİ EMRİ VERMEDİM''
İMRALI ADASI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın İmralı Adası'nda yargılanmasında üçüncü gün duruşmaları başladı.
Öcalan, Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi eski parlamenteri Heinrich
Lummer ile Şam'da görüştüğünü, Lummer'in Avrupa'daki şiddet eylemlerinin
önlenmesi konusunda yardım istediğni söyledi.
Öcalan Gaziantep, Şanlıurfa ve Cilvegözü'nde yakalanan
6 TIR dolusu silahın Hizbullah Örgütü'ne gittiğini bildirerek, ''Bize gelseydi,
İran hudutta kendisi teslim ederdi'' dedi.
Mahkeme Başkanı Okyay, saat 09.55'te başlayan üçüncü gün
duruşmalarının ilk oturumunda, dün mahkemeye verilen dilekçedeki konuların
incelendiğini belirttikten sonra sanık Öcalan'a bazı basın yayın organlarında
yer alan iddialar konusunda sorular yöneltti.
M. Turgut Okyay'ın Öcalan'a yönelttiği sorular ve aldığı
yanıtlar şöyle:
Okyay: Dünkü duruşmada, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in
Mehmet Ağar'ın oğlunun düğününe gitmesinin engellendiğini söyledin. Demirel'in,
Ağar'ın düğününe gitmesini engelleme olayına açıklık getirir misin?
Öcalan: Bizim engellememiz diye bir şey söz konusu değil.
Bize verilen bilgiler Demirel'in gitmeyeceği yönündeydi. Bizim etkimiz
yok.
Okyay: Kim ulaştırdı bilgileri?
Öcalan: Bize gelen bilgi notlarında vardı.
Okyay: Kim getirdi bunları?
Öcalan: Bir avukat... Selim Okçuoğlu, bilgi kabilinde
getirdi.
Okyay: 1984'te Lazkiye'de Papendreau ve Esad görüşmesine
katılmışsın...
Öcalan: Benim böyle bir görüşmem olmadı. Kesinlikle ben
davet edilmedim.
Okyay: Ebu Nidal örgütünün PKK ve Ermeni terör örgütünün
birlikte çalıştıkları yönündeki bilgiler var, ne diyorsun?
Öcalan: Kesinlikle doğru değil. Ebu Nidal'ı tanımıyorum.
Güney Kıbrıs'ta eğitim konusunda herhangi bir çalışma yapılmadı. Bu doğru
değil.
Okyay: Lisaridis ile bir görüşmeniz oldu mu? (Vassos Lisaridis-Kıbrıs
Rum Kesimi Sosyalist Parti Lideri)
Öcalan: Sadece adını duydum. Görüşme olmadı.
Okyay: Kara para aklayan bir Libyalı şirket ile ilişkiniz
oldu mu?
Öcalan: Bilgim yok.
Okyay: Suriye'nin örgütün 2000 yılına ilişkin bir stratejik
eylem programı hazırladığından bilginiz var mı?
Öcalan: Böyle bir bilgi ve belgeden haberim yok. Öyle
niyeti olsa da bize yansıtmadı.
Okyay: Almanya istihbarat örgütünün Temmuz 1995 raporunda
gazetelerde çıkan kundaklama ve şiddet eylemlerini sizin yönlendirdiğiniz
yer alıyor. Bunun durdurulması için Alman senatör Henry Lummer ile Şam'da
bir görüşmeniz oldu mu?
Öcalan: Lummer ile görüşmem doğrudur. 1995-96'da Almanya'daki
hukuk ve demokrasiye dikkat etme temelinde olmuştur. Avrupa'da şiddet eylemlerinin
durdurulması konusunda yardım istediler. Almanya'da çok sayıda örgüt mensubu
var. Özel olarak bir çaba harcamamı istediler. Yasalara uyulmasını istediler.
Okyay: Suriye kürtlerinin Suriye yönetimini desteklemleri
için bir girişiminiz oldu mu?
Öcalan: Kendi demokratik kültürel hakları almaları ve
rejimle dostluk içinde olmalarını istedim. Konuşmalarım bu yönde.
Okyay: Suriye Hükümeti, Kürtler'in PKK'ya katılması için
askere alma bürosu kurmuş, bu doğru mu?
Öcalan: Suriyeli Kürtler'in genellikle Türkiye'den gelmiş
ve aynı özelliklere sahip akrabaları vardı. Bu temelde katılıyorlar. Bundan
Suriye Devleti'nin bilgisi vardır. Ancak askere alma gibi özel büro konusuna
rastlamadım.
Okyay: Şanlıurfa, Cilvegözü, Gaziantep'te 6 TIR silah
yakalandı. Örgüte mi gidiyordu?
Öcalan: Bize gelmiyordu. Lübnan'da Hizbullah'a gidiyordu.
Bize gelseydi, İran kendisi hudutta teslim ederdi.
Okyay: Hatay operasyonunda yakalanan örgüt üyelerinin
beyanlarında, ''Roli'' kod adlı Ebru Arzu Erdal'ın Öcalan tarafından öldürüldüğü
söyleniyor?
Öcalan: Özel olarak bir kişiyi vurma talimatım olmadı.
Aksine öldürülmemesi yönünde uyarılarım oldu.
Okyay: 15 Ekim 1996'da bir panelde intihar eylemlerinin
Türkiye'de yapılması konusunde emir verdiğiniz, söyleniyor ne diyorsunuz
?
Öcalan: Hiçbir intihar eylemi emri vermedim. Tasvip etmedim.
Tekrarlanmaması için çabalarım vardır.
-SANIK ÖCALAN: ''YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS'TAN PARA
YARDIMI GELMİŞTİR''
-''İŞYERLERİ VE ÇİFTLİKLERİ, 1986'YA KADAR KÖYLÜ İKTİDAR
ANLAYIŞINA SAHİP İNSANLAR YAKMIŞ OLABİLİRLER''
-''TURİSTİK TESİSLERE, FABRİKALARA VE DİĞER ÜRETİM
MERKEZLERİNE SALDIRI TALİMATI VERMEDİM''
-AVRUPA'DAN BAĞIŞ ADI ALTINDA DESTEK VARDI, SURİYE
HALKINDAN DESTEK GÖRDÜK''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden para yardımı geldiğini
bildirdi. Öcalan, işyerleri ve çiftlikleri 1986'ya kadar ''köylü iktidar''
anlayışına sahip insanların yapmış olabileceğini ileri sürdü. Sanık Öcalan,
''Turistik tesislere, fabrikalara ve diğer üretim merkezlerine saldırı
talimatı vermediğini'' iddia etti.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay ve müdahil avukatları,
üçüncü gün duruşmalarının ilk oturumunda, sanık Öcalan'a bazı basın yayın
organlarında yer alan iddialar konusunda sorular yönelttiler.
M. Turgut Okyay ve müdahil avukatların sanığa yönelttiği
sorular ve aldığı yanıtlar şöyle:
Okyay: Cezaevlerindeki açlık grevleri yönünde talimat
verdin mi?
Öcalan: Açlık grevleri hakkında talimat vermedim, bunları
uygun bulmadım.
Okyay: Terör örgütü elamanlarından Kani Yılmaz, Ali Haydar
Kaytan ile Sakine Cansız'ın ölüm emrini verdin mi?
Öcalan: Yaşıyorlar. Araştırılabilir.
-YUNANİSTAN VE KIBRIS RUM KESİMİNİN YARDIM-
Okyay: Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki iki
kuruluştan yardım aldınız mı?
Öcalan: Para yardımı gelmiştir. Bunları bölge sorumluları
biliyor. Böyle yardımlar oluyordu.
Okyay: Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki işyerlerini
ve çiftlikleri neden tahrip ettiniz?
Öcalan: Örgüt içinde 1987 yılında çizgi savaşımı yaşanıyordu.
1986'ya kadar sürdü. Köylü iktidar anlayışına sahip insanların yanlışları.
Yakıp yıkmış olabilirler. Buralarda avare, asi çete gruplarının olduğunu
duyuyordum. Bunlar bizi çok uğraştırdılar. Sınırlandırdık, eylemler tek
tek olmaya başladı.
Okyay: Bir örgüt elemanına bizzat turistik tesislere ve
fabrikalara yönelik eylem emri verdin mi?
Öcalan: Ben kendilerini arayarak turist tesislere, fabrikalara
ve diğer üretim merkezlerine saldırı talimatı vermedim. Özel yöntem olarak
PKK'nın yapısı buna çok uygundu, ancak ben bunu en çok engelleyenlerden
biriyim. Çok anarşik yapılı ve karışık bir örgütte bu tür eylemler daha
çok olabilirdi.
-AVRUPA'DAN VE SURİYE'DEN DESTEK-
Bir müdahil avukat: PKK'nın 3. Kongresi'nde, (en
kısa zamanda asker sayımızı 10 binden 50 bine çıkartacağız) dediniz. Sizi
besleyen gelir kaynakları nelerdir?
Öcalan: Bu konuda Avrupa'da bağış adı altında destek vardı.
Zorlama olmaması konusunda uyarıda bulundum. Zorla alındığı yerler vardır.
Suriye halkından destek gördük.
Okyay: Yunanistan'dan da gördünüz mü?
Öcalan: Yunanistan'dan maddi yardım sınırlıydı. Bu konularda
fazla sıkıntı çekmiyorduk. Ben, 1993'ten sonra siyasal bir çizgi geliştirmeye
yönelttim örgütü.
Müdahil avukat Nejdet Küçüktaşkıner: (Geçtiğimiz yıllarda
öldürülen Savaş Buldan ve Behçet Cantürk'ün terör örgütüyle ilişkisi konusunda)
Uyuşturucu işiyle uğraşan Savaş Buldan ve Behçet Cantürk'ün terör örgütüne
yardımı nedir? Ayrıca Cantürk'ün, Özgür Gündem Gazetesi'nin patronu, Buldan'ın
da terör örgütü PKK'nın Moskova temsilcisi olduğu söyleniyor. Bu konuda
bilginiz var mı?
Öcalan: Buldan Moskava temsilcisi değil. Bürüksel'de kurulan
Kürt Parlamentosu'nun üyesidir. Sonradan duyduğuma göre Cantürk, Özgür
Gündem Gazetesi'nin yüzde 10 payına sahiptir.
Başkan: Bunlardan yardım aldınız mı?
Öcalan: Bu konuda bilgim yok. Cezaevlerinde para toplanıyordu.
Kendileri de para toplamış olabilir.
Müdahil avukatlardan Füsun Dikmen: ''Kapatılan DEP'in
Remzi Kartal'ın eşinin kaçılırıp alıkoyulduğu'' yönündeki sorusuna müdeahale
eden Mahkeme Başkanı Okyay, heyet üyeleriyle birlikte bu sorunun yöneltilmemesine
karar verdi.
-MÜDAHİL AVUKAT AYAYDIN:
- ''BABAM SADECE KÜRTÇE, BEN TÜRKÇE VE KÜRTÇE KONUŞURUM.
OĞLUM İSE YALNIZCA TÜRKÇE KONUŞUYOR''
-''4 BİN YILLIK TARİH İÇİNDE BİRLİKTE YAŞADIK. BUNDAN
SONRA DA BERABER YAŞAYACAĞIZ''
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY: ''KİMSENİN GÜCÜ BİZİ AYIRMAYA
YETMEZ''
-ÖCALAN: ''İNGİLTERE'NİN BU YÖNDEKİ GELENEKSEL ÇİZGİSİ
BELLİDİR''
İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah Öcalan'ın
yargılandığı davanın bugünkü duruşmasında, müdahil avukutlardan Kazım Ayaydın,
''4 bin yıllık tarih içinde birlikte beraber yaşadık. Bundan sonra da beraber
yaşayacağız'' dedi.
Müdahil avukatlardan Kazım Ayaydın, Kürtler'in ve Türkler'in
4 bin yıldır birlikte yaşadıklarını, annesinin ve babasının sadece Kürtçe
konuştuğunu, kendisinin Kürtçe ve Türkçe, oğlunun ise sadece Türkçe konuştuğunu
belirtti. Ayaydın, ''4 bin yıllık tarih içinde birlikte beraber yaşadık.
Bundan sonra da beraber yaşayacağız. Bizi kim ayırabilir'' diye konuştu.
Ayaydın'ın bu sözleri üzerine Başkan, ''Öyle olacak birlikte
yaşayacağız. Kimsenin gücü bizi ayırmaya yetmez'' şeklindeki görüşlerini
dile getirdi.
Sanık Öcalan, Ayaydın'ın bu sözleri karşısında söz alarak,
avukatın konuşmalarının önemli bir bölümüne katıldığını, doğru yönleri
olduğunu söyledi. Öcalan, şöyle devam etti:
''Birlik hususu Türk-Kürt ilişkilerinde egemendir. Daha
önce 200 yıllık geçmişte çatışmalar oldu. Dış ve iç güçler etken olmuştur.
Buna rağmen birlikte yaşayacağız. Bilinçli olarak yabancı güçlerin beni
kullandığını söylemedim. 90'dan itibaren bizi yabancı güçlerin kullanmak
istemelerine karşı mücadele ettim. İngiltere'nin bu yönde geleneksel çizgisi
bellidir.
-İNGİLTERE'NİN TAVRI-
İngiltere benim için kıyamet koparıyor, aleyhimde
yayın yapıyor. Yönlendirme istekleri, bu yöndeki Kürt politikaları olduğuna
inanıyorum. Kürtler'i kendi işlerinde çalıştırarak, Türkiye'ye karşı problem
olarak kalmasını istiyor. Ben buna karşı tavrımı geliştirdim.''
Bunun üzerine, savunma avukatlarından Kemal Bilgiç, 3
gündür saygın bir yargılama yapıldığını, kişisel görüşlerin toplumun bir
kesimi adına söylenmesinin yanlış olduğunu söyledi.
Başkan Okyay, bu sözler üzerine avukatlara teşekkür etti.
Savunma avukatı Bilgiç, Kürt sorununun üniversitelerde
ve bilim adamları tarafından araştırılması gerektiğini, Türkiye'de ciddi
sorunlar yaşandığını, 2839 sayılı yasayla Kürtçe'nin yasaklandığını ve
daha sonra kaldırıldığını hatırlattı.
Okyay ise, söz konusu yasanın hatalı olduğunu, incelendikten
sonra kaldırıldığını belirtti.
-BASKI VAR MI?-
Duruşmanın bundan sonraki aşamasında sorular ve sanık Abdullah
Öcalan'ın cevapları şöyle gelişti:
Okyay: 1987'den sonraki örgütün amaçları arasında yer
alan sivil hedeflere yönelik saldırıdan bahseder misin?
Öcalan: Gerçekten bazı bilgisizler vardı. Bu konuda içimizdeki
çatışma ciddidir. Sivil hedeflere yönelik saldırılarda çatışma yaşandı.
Bu, içimizdeki çatışmanın doğurduğu saldırılardır. Bir çizgi savaşımı verdim,
çok mücadele ettim.
Müdahil avukatlarından Şevket Can Özbay: Kürtler'e yönelik
bir baskı var mı?
Öcalan: Bir halkın dilini kullanması çok önemlidir. Türkiye'de
Kürt dilinin konuşulmasının yasaklanması doğru değil. Bu ciddi bir baskıdır.
Ancak sizin bu konuda verdiğiniz bir karar var. Bu, çözüm öneriyor.
Okyay: Bu konuda bir karar verdik. Baskı, zulüm, işkence
bugün sürüyor mu?
Öcalan: 1990'lardan sonra birlik içinde Türkiye'de insan
haklarında gelişmeler var. Bundan sonra isyan yanlıştır. Mesele çözüm yoluna
girmiştir. Barış ve kardeşlik için duyarlı olmak gerekir.
Okyay: Terör örgütü elebaşı tarafından yazıldığı bildirilen
bazı kitap ve kitapçıklar var. Bunlar senin tarafından mı yazıldı?
Öcalan: Ben, Duran Kalkan ile birlikte hazırladım. Örgütlenme
broşürü ve diğer şeylerle ilgili olarak ve Duran Kalkan ve diğerleriyle
birlikte hazırladım.
-KÖY KORUCULARINA YÖNELİK EYLEMLER-
Okyay: 3. Kongre'de geçiçi köy korucularının evlerinin,
işyerlerinin ve yakınlarının öldürülmesi yönünde bir emir verdin mi?
Öcalan: Bilmiyorum, kabul etmiyorum... 3. Kongre'de böyle
bir karar alınıp alınmadığını hatırlamıyorum. Sivil hedeflere yönelik eylem
yaptırmadım.
Okyay: 4. Kongrede Cahit Şener'i, eleştirilerde bulunduğu
için Kamışlı'da öldürttünüz mü?
Öcalan: Bu Kesire Öcalan'ın Vejin fraksiyonu ile bağlantılıdır.
Kendisinin bize yönelik faaliyetleri var. Öldürme Kamışlı'da oluyor. Bir
grupla aynı evde bulunurken öldürülüyor.
Okyay: Emir verdin mi?
Öcalan: Beni eleştirdiği için böyle bir emir vermedim.
Bu nedenle öldürülmedi. Örgütten kopmuş, Vejin örgütüne girmek istediği
için arkadaşları tarafından ve bize komplo kurmak isterken öldürüldü. Karşılıklı
iç çatışma gereği bu.
Sanık Öcalan'ı, sorulara yanıt verirken zaman zaman samimi
olması konusunda uyaran Mahkeme Başkanı Okyay, daha sonra davaya müdahil
olarak katılacakların tutanağa geçirileceğini bildirdi. Okyay, bu süreçte
isteyen izleyicilerin salon dışına çıkabileceklerini bildirdi.
İzleyiciler, saat 11.45'te yeniden içeriye alındılar.
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY, DAVACI MÜDAHİLLERE SÖZ VERDİ
-ASTSUBAY OLAN EŞİ TERÖRİSTLER TARAFINDAN ARAÇTAN
İNDİRİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLEN YILDIZ NAMDAR:
''HAYALLERİMİ KAYBETTİM''
-''SADECE ADALET İSTİYORUZ. BİZLER İNSAN DEĞİL MİYİZ?''
-''ARABADAN İNDİRİP GÖTÜRDÜLER. YALVARIYORDUM, BİZİ
DİNLEMEDİLER''
-NAMDAR'IN SÖZLERİ MAHKEME BAŞKANI OKYAY İLE SALONDA
BULUNAN BİRÇOK KİŞİYİ AĞLATTI
-SANIK ÖCALAN: ''ACILARINI PAYLAŞIYORUM''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın yargılandığı davada söz alan davacı müdahil Yıldız Namdar, astsubay
olan eşinin, birlikteyken araçtan indirilerek götürüldüğünü ve daha sonra
öldürüldüğünü belirterek, ''Hayallerimi kaybettim. Sadece adalet istiyoruz.
Bizler insan değil miyiz?'' dedi.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, müdahil isimlerinin tutanağa
geçirilmesinden sonra saat 11.45'ten itibaren, müdahil olmak isteyenlerin
isimlerinin tutanağa yazıldığını belirtti ve bu konuda müdahil olma istemlerine
ilişkin savcıdan mütalaa stedi.
Başsavcı Cevdet Volkan, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle
müdahilliklerine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme Heyeti, aynı gerekçeyle istemi kabul etti.
Daha sonra savunma avukatlarından Kemal Bilgiç söz alarak,
sabah kullandığı bir sözün yanlış anlaşıldığını bildirdi. Bilgiç, kendisinin,
yargılamanın 3 gündür 'saygın yapıldığını' belirttiğini, ancak tutanağa
'yasalara uygun yapıldığının' geçtiğini öne sürdü. Ancak Başkan Okyay,
öyle yazılmadığını, bunu daha sonra görebileceğini kaydetti.
Okyay, davacı müdahillere konuşmaları için sırayla izin
verdi.
-METNİ AĞLAYARAK OKUDU-
Müdahillerden Yıldız Namdar, 3 sayfadan oluşan ve oldukça
duygulu cümlelerin yer aldığı bir metni, sürekli ağlayarak okumaya çalıştı.
Astsubay olan eşi Murat Namdar'ın, izin dönüşü Erzincan yolunda terör örgütü
PKK elemanlarınca öldürüldüğünü ve olayı bizzat yaşadığını anlattı. Yıldız
Namdar, şöyle konuştu:
''Hayallerimi kaybettim. İnsanlıktan çıkmış, öldürmekten
başka bir şey bilmeyen bu canavarlar... Bu kin ve nefret niye? Ekmek veren
bu devleti yıkmak istemeleri, askeri, polise öldürmeleri neden? Hani insanlık,
insan hakları... Sadece adalet diyoruz. Bizler insan değil miyiz?
Murat kocamdı, canımdı, herşeyimdi. Kürt-Türk diye hiçbir
ayrım yapmadı. Askerlerine yol parası verdi. Yemin ediyorum hiç kimseye
ayrım yapmadı. İnsanlık bu mu?
O da anasını özlemişti. İzne gidiyordu. Erzincan'ı geçtiğimizde
yolumu kestiler kimlik sordular. Adını söyleyerek, (Murat) dediler. Tuhaf
birşeyler vardı çevirenlerde... Şerefli Türk askerlerinin elbiseleri vardı
üzerlerinde. Ben şüphelenmiştim. Babam ve halam da aynı arabadaydı. Ancak
Murat çok sakindi. Bana, ellerimi tutarak, (Sakin ol hayatım, bir şey yok)
diye bizi, beni teskin ediyordu.
(Murat bunlar terörist) diyordum. İnsanlıktan çıkmışlardı.
Biraz gittiğimizde yolun her tarafını çevirmişler ve bütün araçları durdurmuşlardı.
Çocuklar, babam ağlıyordu. Arabadan indirip götürdüler, orada yalvarıyordum.
Bizi dinlemediler.''
-''ÇOK ACI ÇEKİYORUM''-
Namdar'ın bu sözleri, salonda bulunanları, özellikle müdahiller
ve avukatlarını gözyaşları arasında bıraktı. Mahkeme heyetinin çok duygulandığı
bu anda Başkan Okyay'ın kürsü altından mendili ile gözlerini sildiği görüldü.
Yıldız Namdar, elinde Türk bayrağı ve eşinin resmiyle
sanık terörist Abdullah Öcalan'a dönerek, ''Biz size ne yaptık. Çok acı
çekiyorum. Biz hiç kimseye bir şey yapmadık'' dedi.
Sanık Öcalan, bunun üzerine oturduğu yerden öne eğilerek,
''Acılarını paylaşıyorum'' dedi.
Daha sonra Namdar'ın ağlayarak tamamladığı bu konuşmasından
sonra müdahil yakınları ve üç müdahil avukatı, ağlayarak dışarıya çıktı.
Gerginleşen ortamı, Okyay'ın ikazları yatıştırdı.
-ŞEHİT YAKINI TÜRKYILMAZ: ''VAMPİR APO ASILIRSA ÖYLE
AFFEDEBİLİRİM''
-TÜRKYILMAZ, SANIK ÖCALAN'A DÖNEREK, ''SESİNİ BOŞA
YORMA SENİN SONUN İDAMDIR'' DEDİ
-ŞEHİT YAKINI TEKELİOĞLU: ''DÜNYA BİR VİRÜSTEN KURTULACAK''
-ŞEHİT YAKINI GENCER: ''30 BİN KİŞİNİN KANI VARKEN,
BARIŞ NASIL TESİS EDİLECEK''
-ŞEHİT YAKINI GENCER, ''O ÖRGÜT LİDERİ DEĞİL, KAPICISI
VEYA ÇAYCISIDIR''
-ŞEHİT YAKINI KEPENLİ DE, ŞEHİT ANALARI ADINA ÖCALAN'IN
İDAM EDİLMESİNİ İSTEDİ
-ŞEHİT BABASI ÇİÇEK, MAHKEME HEYETİNDEN, OĞLU TANER
ÇİÇEK'İN KALAN 2,5 AYLIK ASKERLİĞİNİ YAPMA TALEBİNDE BULUNDU
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın yargılandığı davada söz alan davacı müdahil Züleyha Türkyılmaz,
sanık Öcalan'ın özrünün sahte olduğunu belirterek, ''Vampir Apo asılırsa
öyle affedebilirim'' dedi.
Şehit yakını müdahil Züleyha Türkyılmaz, şehit düşen Sabri
Türkyılmaz'ın kardeşi olduğunu hatırlattı. Öcalan'ın özrünün sahte olduğunu
söyleyen Türkyılmaz, ''Vampir Apo'nun canı alınırsa öyle affedebilirim''
diye konuştu.
Türk-Kürt ayrımının olmadığını yineleyen Türkyılmaz, Avrupa
Konseyi'nin, ''sanık Öcalan'ın insan haklarından söz ettiğini, kendi ağabeyi
ve kardeşinin insan haklarının ne olacağını'' sordu ve Öcalan'a dönerek,
''Sesini boşa yorma, senin sonun idamdır'' dedi.
Müdahillerden Kadir Tekelioğlu da, Jandarma Kıdemli Üstçavuş
Lütfü Tekelioğlu'nun Şırnak Gülyazı'da şehit olduğunu vurguladı. Terör
örgütü başının kanlı eylemlere imza attığını anlatan Tekelioğlu, Öcalan'a
dönerek, ''Biz, Apo'nun özrünü kabul etmiyoruz. Küçük çocukların canını
nasıl verecek. İdam edilsin, ondan sonra özür dilesin'' diye konuştu.
-''DÜNYA VE TÜRKİYE VİRÜSTEN KURTULACAK''-
Tekelioğlu, sanık Öcalan'ın dış güçler tarafından kullanıldığını
söylediğini, ancak bir örgütün lideri olduğunu iddia eden insanın, bunları
söylemesinin normal olmadığını belirterek, insanı hayvandan ayıran en büyük
özelliğin akıl olduğunu hatırlattı.
''Dünya ve Türkiye bir virüsten kurtulacak'' diyen Tekelioğlu,
terör örgütü elebaşı Öcalan'a gerekli ceza verilmezse, şehit analarının
haklarının haram olacağına dikkati çekti.
Müdahillerden Bayram Elyürek de, oğlu Alaaddin Elyürek'in
şehit olduğunu belirterek, sanık Öcalan'a ve ailesine ''kendilerinin başına
böyle bir şey gelirse ne yapacakları'' sorusunu yöneltti.
''Asker ve polisten ne kötülük gördüklerini'' de soran
Elyürek, mahkeme heyetine, ''jüri üyeleri'' diyerek, sonsuz güven duyduklarını
ve gereken cezayı vereceklerine olan inancını dile getirdi.
-SAYIN ÖCALAN-
Müdahillerden Mehmet Gencer de, Deniz Piyade Astsubay olan
oğlu Serhat Gencer'i kaybettiğini söyledi. Türkiye'de bugüne kadar birçok
isyanın olduğunu, bunların tarihte yer aldığını kaydeden Gencer, şöyle
konuştu:
''Şimdi İngiltere'yi suçluyor. Tarih bilmiyor mu? Örgüt
lideri olduğunu söyleyen, bunları ve tarihi nasıl bilmez? Yüce Türk Devleti
seni affetsin mi? Pişmanlık Yasası çıkmaz ama, çıksa sen yararlanmak istiyor
musun? Asker ve polise neden saldırdın. Bu kabul edilemez. Çocukları PKK
örgütü öldürdü sayın Abdullah Öcalan.''
Gencer'in, ''Sayın'' ifadesine müdahiller, ''Sayını bırak''
diye tepkilerini dile getirdiler. ''Ben insanlığımdan bunları söyledim''
diyen Gencer, şöyle devam etti:
''Ben insanlığımdan bunları söyledim. Türk ve Kürt ayrımı
yoktur. 30 bin insanı kanı varken, barış nasıl tesis edilecek. 3 ayda dağdan
indirmek gücüne sahip olduğuna inanmıyorum. O örgüt lideri değil, kapıcısı
veya çaycısıdır. Benim yengem Kürt asıllı. Ağabeyim eşi Kürt asıllı. İç
içe girmişiz nasıl ayırt edeceğiz. Kız alıp vermişiz. Gerekli cezanın verilmesini
istiyorum.''
-ŞEHİT ANALAR ADINA İDAM TALEBİ-
Müdahillerden Beyhan Kepenli de, ''Anneler ağlamasın, eşler
dul, evlatlar babasız kalmasın, acılar dinsin'' diye başladığı konuşmasında,
''Türkiye hepimizin kardeşlik ve birlik içinde yaşayalım şehit anaları
adına idamını istiyorum'' dedi.
Müdahillerden İlhami Çiçek ise, mahkemeden üç talebi olduğunu
belirterek, bunlardan ilkinin şehit olan oğlu Taner Çiçek'in kalan 2,5
aylık askerliğini kendisinin yapmak istediğini söyledi.
Çiçek, ikinci isteğinin ''Türk ve müslüman olmayan sanığın
idam edilmeden önce isminin değiştirilerek, gerçek isminin verilmesini''
talep etti. Çiçek, üçüncü isteğinin de, babası ve oğlunun şehit olduğu
topraklarda, sanığın cesedinin bırakılmamasını talep etti.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, müdahil Çiçek'in son iki
talebini tutanağa aynen geçirmedi ve ''sanığın cezalandırmasını istiyorum''
diye tutanağa aktardı.
-ANKARA 2 NO'LU DGM'NİN YEDEK ÜYESİ MEHMET MARAŞ
DURUŞMALARI İZLİYOR
-MARAŞ'IN, HEYETTE OLASI BİR BOŞALMA VEYA ANAYASA'DA
DGM'LERİN YAPISIYLA İLGİLİ BİR DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İHTİMALİNE KARŞI DURUŞMALARI
İZLEDİĞİ ÖĞRENİLDİ
-MEHMET MARAŞ'IN DURUŞMALARI İZLEMESİ İÇİN MAHKEME
HEYETİ TARAFINDAN HAZIRLANAN TUTANAĞIN, DAVA DOSYASINA KONULDUĞU BİLDİRİLDİ
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ı yargılayan Ankara 2 No'lu DGM'nin sivil yedek üyesi Mehmet Maraş
da duruşmaları izliyor.
Ankara 2 No'lu DGM Heyeti'nin, Maraş'ın duruşmaları izlemesi
için heyet tarafından imza altına aldığı bir tutanağı dava dosyasına koyduğu
öğrenildi.
Ankara 2 No'lu DGM'nin bu tedbiri, Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu'nun 381. maddesinin 2. fıkrasına göre aldığı belirtildi.
Söz konusu fıkra şöyle:
''Bir celsede bitmeyecek duruşmalarda maazereti dolayısıyla
bulunmaması ihtimali olan azanın yerine geçmek ve reye iştirak etmek üzere
ihtiyat aza bulundurulabilir.''
Sağlık nedeniyle heyette bir boşalma olması durumunda
veya Anayasa'da DGM'lerin yapısının değiştirilmesi yönünde bir değişiklik
gerçekleştirilmesi halinde, Mehmet Maraş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca
Ankara 2 No'lu DGM'ye asil üye olarak atanabilecek.
Böyle bir durum karşısında Ankara 2 No'lu DGM'ye atanması
muhtemel Maraş'ın, davanın seyri ve ''dosya mündeceratı'' konusunda bilgi
sahip olması amaçlanıyor.
Bu arada, Mehmet Maraş, davanın bugünkü duruşmaları izleyici
sıralarında, basın mensuplarının bulunduğu bölümde izledi.
(Bu sayfalar Anadolu Ajansı'nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı'nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr |