|
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY, SANIK ÖCALAN'A SORULAR YÖNELTTİ
-SANIK ÖCALAN: ''ÖNEMLİ BİR ÇAĞRI YAPMAK İSTİYORUM.
PKK'YA BARIŞ KONGRESİ ÖNERMEK İSTİYORUM''
-''DEVLETİMİZ BARIŞ KONUSUNDA ÇAĞRIDA BULUNSUN''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın İmralı Adası'nda yargılandığı davanın dördüncü gün duruşmalarına
başlandı. Sanık Öcalan, önemli bir çağrıda bulunmak istediğini bildirerek,
''PKK'ya barış Kongresi önermek istiyorum'' dedi.
Öcalan davasının dördüncü gün duruşmalarının ilk oturumu,
saat 09.50'de mahkeme heyetinin yerini alması ve sanığın duruşma salonuna
getirilmesiyle başladı.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, elindeki dilekçeleri
göstererek, hergün yüzlerce müdahillik dilekçesi geldiğini kaydetti ve
buna son verilmesini istedi. Okyay, müdahil avukatlarına, ''Sizlerden istirham
ediyorum. Böyle giderse davayı makul sürede bitirmemiz mümkün değil'' diye
konuştu.
Bugünkü duruşmaya 11 müdahil avukatı katılırken, sanık
avukatları ve yakınları gelmedi.
Mahkeme Başkanı Okyay, sanık avukatlarının mazeret telgrafı
gönderdiğini ve bunların incelendiğini belirterek, avukatların mazeretleri
nedeniyle duruşmaya gelemeyeceklerini, duruşma gününün kendilerine bildirilmesini
istediklerini söyledi.
Okyay, bu konuda sanık Öcalan'a söz verdi, bir talebi
olup olmadığını sordu.
Sanık Öcalan, ''Neden gelememişler, onu öğrenmek istiyorum''
diye sordu.
Duruşma daha sonra şöyle gelişti:
Okyay: Barınma sorunu nedeniyle gelememişler. Talebiniz
var mı?
Öcalan: Bu sorularınıza bağlı.
-BARIŞ ÇAĞRISI-
Okyay: Mahkemeye net ve samimi bilgi verin, böylece
mahkemeye yardımcı olursunuz. Kaçamak cevap vermeyin. Size şunu soruyorum:
İddianamedeki suçlardan daha fazlasının işlendiğini söylediniz ve çözümün
üniter devlet ile mümkün olduğunu kaydettiniz. Bu konuda parti konferasında
alınan bir karar var mı?
Öcalan: Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ediyorum. Geçmiş,
acılarla insanları çok zor durumda bırakmıştır. Geçmiş ne kadar ağır olursa
olsun geleceği aydınlatmak için savunmamda bunları belirttim. Bu konuyu
herkesin çok iyi dinlemesini istiyorum. Bu Türkiye için çok önemlidir.
Sovyetler Birliği dağıldı. Birçok ülkede rejim değişiklikleri oldu. PKK
da 1970'lerde ortaya çıktı. Kusur işlemeyen örgüt var mı? Birbirini suçlamayan
parti var mı? (Dağdaki insanları indiririm) dedim. Bana bu imkanı sağlarsanız
yaparım. Barışa çağrıda bulunulursa, PKK barış ve kardeşliğe gelir. (Neden
demokratik çözüme geç geldiniz) diye sorabilirsiniz. Size bazı belgeler
verdim. Orada ne kadar samimi olduğumu görürsünüz. Ben örgüt içinde bir
savaş yürüttüm. Ben burada yaşananlardan daha çok acılar çektim. PKK'nın
kontrol altına alınması için çok çaba harcadım. (5 bin fedai hazırlamışlar)
denildi. Ben bunun doğru olmadığını söyledim. Bilhassa 1993 ve 1996'dan
sonra sorunun üniter devlet yapısı içinde, demokrasinin gelişmesi altında
çözüleceğini anlattım. Kolay olmadı. 20 yılda bu aşamaya geldim. Örgütün
6-7 kişilik konseyi benim görüşmü destekliyor. Bu konuda Özgür Politika
dergisinde 3 çözüm önerisi yayınlandı. Hükümet barışa çağrı yaparsa, mutlaka
yanıt bulacaktır. 20 yılda bu çizgiye varmamız yadırganmasın. Eylemlerin,
çözümü zora sokacağı sonucuna ancak 20 yılda ulaşabildik. Önemli bir çağrı
yapmak istiyorum: PKK'ya bir barış kongresi önermek istiyorum. Bunun barışı
getireceğini umuyorum. Zaten bu konuda bir barış kararımız vardır. Yeter
ki olumlu yanıt bulsun. Devletimiz barış konusunda çağrıda bulunsun.''
-''DEVLETİN EN ÖNEMLİ DESTEK GÜCÜ OLACAKTIR''-
Okyay: Uluslararası ilişkilerde sizleri yanıltan
kimlerdir?
Öcalan: PKK sadece karşıt olmaktan çıkmakla kalmayacak,
devletin en önemli destek gücü olacaktır. Yeter ki herkes birlik olsun.
Hatamız günahımız ne olursa olsun, fırsat verilsin. Birlik olalım. PKK
dağdan inecektir ve vatandaş olarak destek olacaktır. Kimse bunu yanlış
anlamasın.''
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY İLE MÜDAHİL AVUKATLARI,
SANIK ÖCALAN'A SORULAR YÖNELTTİ
-SANIK ÖCALAN:
-''YUNANİSTAN'IN BANA KARŞI TAVRININ TEMELİNDE YARDIM
YAPMAK DEĞİL, POLİTİK EĞİLİM YATIYOR''
-''YUNANİSTAN, 1993'TEN İTİBAREN BARIŞ EĞİLİMİNE GİRDİĞİMİZ
İÇİN BİZİ BALTALAMAK İSTEDİ''
-''1996 YILINDA BAŞBAKAN KOSTAS SİMİTİS BENİ KASTEDEREK,
(BU ADAM HARCANACAKTIR. KİMSE ONA SAHİP ÇIKMASIN) DEDİ''
-''ATİNA, BENİ ÇARMIHA GERİP NEFESİMİ TÜRKİYE'DE VERMEMİ
İSTEDİ''
-''(BEN ÖLDÜRÜLÜRSEM TÜRKİYE'DEKİ TÜRK-KÜRT KAVGASI
KÖRÜKLENECEK) DİYE ATİNAYI UYARDIM''
-''YA HEP YA DA HADEP DÖNEMİNDE YER BULMALARI KONUSUNDA
200 BİN MARK YARDIMDA BULUNDUK''
-''ÖRGÜTÜN PARASI DAHA ÇOK AVRUPA'DADIR''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, Yunanistan'ın kendisine karşı tavrının temelinde yardım yapmak
değil, politik eğilimin yattığını söyledi. Yunanistan'ın 1993'ten itibaren
barış eğilimine girinmesi nedeniyle kendilerini baltalamak istediğini bildiren
Öcalan, ''1996 yılında Başbakan Kostas Simitsi'in kendisini kastederek,
(Bu adam harcanacaktır. Kimse ona sahip çıkmasın) dediğini iddia etti.
Sanık Öcalan, davanın bugünkü duruşmasında, Mahkeme Başkanı
M. Turgut Okyay'ın çeşitli konulardaki sorularını yanıtlarken, ''Atina,
beni çarmıha gerip nefesimi Türkiye'de vermemi istedi. (Ben öldürülürsem,
Türkiye'deki Türk-Kürt kavgası körüklenecek) diye Atina'yı uyardım'' dedi.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay'ın, sanığa yönelttiği
sorular ve sanık Abdullah Öcalan'ın yanıtları şöyle:
Okyay: Yunanistan, Suriye'den silah alınması konusunda
40 bin dolar yardım etmiş. Bu doğru mu?
Öcalan: Yunanistan yardım yapıyor. Yunanistan'ın bana
karşı tavrının temelinde yardım yapmak değil, politik eğilim var. 1993'ten
itibaren barış eğilimine girdiğimiz için bizi baltalamak istedi. 1996'da
Simitis beni kastederek, (bu adam harcanacaktır, kimse ona sahip çıkmasın)
dedi. Bunun yanında, PKK'nın Avrupa temsilcisini ve sol örgüt mensuplarını
Atina'da kabul etmesine rağmen, barış sürecine girdiğim için beni kabul
etmedi. Atina beni çarmıha gerip, nefesimi Türkiye'de vermemi istedi. Ben
uyardım... (Yanlış yapıyorsunuz. Ben öldürülürsem Türkiye'deki Türk-Kürt
kavgası körüklenecek ve bunun sorumluluğu size ait olacak) dedim. Bu bir
oyundur.
-HADEP'E YARDIM-
Okyay: HADEP'e kuruluşunda ne kadar para yardımında bulundunuz?
Öcalan: Ya HEP, ya da HADEP döneminde yer bulmaları için
biraz yardım istemişlerdi, sanırım. 200 bin mark yardımda bulunduk, ancak
bu konuda kimlerin aracılık ettiğini bilemiyorum.
Okyay: Mayınları İtalya'dan mı aldınız? Çünkü İtalyan
menşeeli mayınlar.
Öcalan: Gerçekten bilmiyorum. İtalyan menşeeli mayınlar
çoktur. Irak'ta pazara gidildiğinde, bu dahil hemen hemen herşey bulunuyor.
Okyay: Bazı Avrupalı gazeteciler PKK'ya yardım etmek,
desteklemek ve propagandasını yapmak için, PKK'dan para almışlar. Bu konuda
ne biliyorsunuz?
Öcalan: Bu konuda bilgim yok. Ancak, örgütün Avrupa sorumluları
bir çalışma yapmışlarsa bilemiyorum.
Okyay: Bazı Avrupalı parlamenterlerin seçim giderlerini
PKK'nın karşıladığı söyleniyor.
Öcalan: Bu konuda da aynı şeyleri söyleyeceğim.
-ÖRGÜTÜN PARALARI-
Müdahil avukatlarının da, Mahkeme Başkan M. Turgut
Okyay'dan söz alarak sanık Abdullah Öcalan'a sorular yönelttiler. Sanık
terörist, bu soruları da şöyle yanıtladı:
Soru: PKK'nın yıllık bütçesinin 250 milyon dolar olduğu
söyleniyor. Örgütün parası nerede tutuluyor?
Öcalan: Daha çok Avrupa'dadır. Suriye'de çok azdır. Parayı
dost kişiler veriyorlar ve çok çeşitli bankalara yatırılıyor. İsviçre'ye
ağırlık verdiklerini duydum. Ayrıca, bir banka kurma niyetleri vardı. Paralar,
İsviçre'deki birçok bankaya yatırılıyor. Dostlar dediğim kişiler, Avrupa'da
çalışan kişilerdir. Dostlar nereye isterlerse parayı oraya yatırırlar.
Soru: Örgütün arşivleri nerede ve kimlerin kontrolündedir?
Öcalan: Dağınık şekildedir. Avrupa'da daha çoktur. Lübnan'da,
Suriye'de ve Irak'ta da vardır. Bunlar, oralardaki örgüt sorumlularının
kontrolündedir. Avrupa'dayken arşivlerin sorumlusu (Şahin) kod adlı biri
ile Kani Yılmaz vardı. Ortadoğu'dayken (Delil) kodun sorumluluğundaydı.
Kafkasya'da ise sorumluluk (Mahir) kod da. Irak'ta karargahlar vardır.
Burada birçok sorumlu vardır.
Soru: İfadelerde (Şahin) kod isimli kişi çok geçiyor.
Gerçek adı nedir?
Öcalan: İsmini biliyorum. Suriyeli kürtlerden birisidir.
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY İLE MÜDAHİL AVUKATLARI SANIK
ÖCALAN'A SORULAR YÖNELTTİ
-ÖCALAN:
-''İTALYA'DA, MOSKOVA'DA BANA İNSANCA YAKLAŞILMADI.
BEN TERCİHİMİ TÜRKİYE LEHİNDE KULLANDIM. BEN ÖLSEM DE KALSAM DA TÜRKİYE'DE
OLACAĞIM''
-''BANA VE AVUKATLARIMA BASKI YAPILMADI. TÜRKİYE'DE
İNSANLAR BANA SAYGIYLA YAKLAŞTI. ÖZELLİKLE DE SORGULANMAM SIRASINDA...
BU, DEVLET YAKLAŞIMIDIR. BEN DE SAYGILI OLACAĞIM''
-''ŞAHSIMA AİT HİÇ PARAM YOK. BUNA GEREK DUYMUYORUM.
İSTEDİĞİM HER BİRİMDEN PARA SAĞLARIM''
-''SÜRGÜNDE KÜRT PARLAMENTOSU, TÜRKİYE İLE DÜŞMANLIK
TEMELİNDE BİR YAKLAŞIM GÖSTERMESİN''
İMRALI ADASI (A.A)- Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, sözde ''sürgünde Kürt Parlamentosu''ndan, Türkiye ile düşmanlık
temelinde bir yaklaşım göstermemesini istedi. Sanık Öcalan, İtalya ve Moskova'da
kendisine insanca yaklaşılmadığını ifade ederek, Türkiye'de ise insanların
kendisine saygılı olduğunu, avukatlarına ve kendisine bir baskı yapılmadığını
söyledi.
Duruşmanın öğleden önceki oturumunda, müdahil avukatları,
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay aracılığıyla Sanık Abdullah Öcalan'a sorular
yönelttiler.
Müdahil avukatların Sanık Öcalan'a yönelttiği sorular
ve yanıtları şöyle:
Soru: Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan'da temsilcilikleriniz
var mı?
Öcalan: Özbekistan'da pek güçlü değil. Ancak Kazakistan
ve Azerbaycan'daki temsilciliklerimiz güçlüdür. Oradaki halkla kaynaşmışlar.
Moskova'daki temsilciliğimiz, buralara para desteğinde bulunuyor.
Soru: Refah Partisi Mazlum-Der aracılığıyla PKK'yla ilişki
kurdu mu?
Öcalan: Bizimle girişimde bulunmak istedi. Ancak, kimse
bana ulaşamadı. Bazı alt düzeyde ilişkiler olabilir.
-''BEN ÖLSEM DE KALSAM DA TÜRKİYE'DE OLACAĞIM''-
Soru: Barışa katkıda bulunmak istiyorsan, mesajını
kalıcı kılmak istiyorsan, sözde sürgünde Kürt Parlamentosu'na bir mesajın
olacak mı?
Öcalan: Bu konu çok önemlidir. Sorduğunuz için teşekkür
ediyorum. Bu parlamento, ulusal kongre adı altında bütün Kürtleri bağrında
toplamak isteyen bir kuruluşa dönüşmüş. Beni de onursal başkanları seçmişler.
Türkiye ile demokratik cumhuriyet ile kalıcı bir barış ve kardeşlik ortamı
istiyoruz. Türkiye ile düşmanlık temelinde bir yaklaşım göstermesinler.
Dostlukla yaklaşsınlar. Kürtlerin geleceğinin Türkiye'de olduğunu bilsinler.
Benim annem de Türkmendir, Türkçe konuşur. Bu konuda yoğun bir çaba içindeyim.
Soru: Sanık, sorgusunda kendisine işkence yapılmadığını,
herhangi kötü bir söz söylenmediğini ifade etti. Bazı Alman parlamenterler
bunun tersini söylüyorlar. Bu doğru mu?
Öcalan: Bu yaygın bir yaklaşımdır. Ben Avrupa'ya gittim.
İtalya'da, Moskova'da bana insanca yaklaşılmadı. Ben tercihimi Türkiye
lehinde kullandım. Ben ölsem de kalsam da Türkiye'de olacağım. Ben desteği
Türkiye'de gördüm. Ne bana, ne de avukatlarıma baskı yapılmadı. Türkiye'de
insanlar bana saygıyla yaklaştı. Özellikle de sorgulanmam sırasında, bu
devlet yaklaşımıdır. Ben de saygılı olacağım.
-ALMANYA-
Soru: Alman Şark Enstitüsü Başkanı Udo Steinbach ile görüştünüz
mü?
Öcalan: Almanya sanıyorum, PKK konusunda ayrı, benim hakkımda
ayrı düşünüyor. Benimle ilgili düşünceleri dışlama temelindedir. Bu kişiyle
3 yıl önce görüştüm. Genelde görüşmede Ortadoğu konusu gündeme geldi. Sonuç
benim açımdan dışlanma biçiminde olmuştur. Almanya'nın kendine göre bir
konsepti vardır. Ben tercihimi Türkiye lehinde yaptıysam, bunun çok yoğun
bir temeli vardır. Benim 1996'dan beri yazışmalarım oldu. Bütünleşmeye
ilişkin işaretlerim vardır. Bu görüşe varmakta geç kaldık. İyi niyetle
olduğumuz konusunda kimsenin kuşkusu olmasın.
Soru: Brigitte Böhler kendisinin ve örgütün avukatı mıdır?
Öcalan: Böyle bir isim duydum. Roma'da iken yanıma gelmişti.
Ona şunu söyledim: Ben gökten Hazreti İsa olarak insem, siz Avrupalılar
merhaba bile diyemezsiniz. Bu kişi benim avkatım ve temsilcim değildir.
Soru: Yalçın Küçük operasyonlar yapılacağı konusunda yerini
değiştirmesi haberini kimden aldığını söyledi mi?
Öcalan: Bürokraside birçok tanıdığı olduğunu söyledi.
(ANAP'a yakın bir bürokrat bana haber verdi) dedi.
Soru: 1994 yılında yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde
Refah Partisi Şeyh Osman aracığıyla başkan adayları için sizden destek
istedi mi?
Öcalan: Şeyh Osman'ı duydum. Ama görüşmedim. Refah'ın
dostu olabilir. Refah Partisi bizden destek istemedi. Hatta bu kişi bize
karşı faaliyet de yürüttü. Zaten Refah Partisi'ne böyle bir destek vermeyiz.
Çünkü kendimiz bağımsız olarak girmek istiyorduk.
-ERMENİSTAN-
Soru: Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşta PKK
Ermenistan'a destek verdi mi?
Öcalan: PKK Ermenistan safında yer almamıştır. Ermeniler'in
bir harita meselesi vardı. Güneydoğu'yu da içine alan... Biz bunu kabul
etmedik. Bizim de haritamız yok dedik. İlişkilerimiz bu nedenle kesildi.
Soru: Turgut Özal, sizinle görüşmesi için kurye gönderdi
mi?
Öcalan: 1993'teki ateşkes sürecinde Özal'la telefonla
görüşmedim. Talabani aracığıyla görüşüyorduk. Gazeteciler, Cengiz Çandar
ve Mehmet Ali Birand'la görüştük. Yalnız, Cengiz Çandar Cumhurbaşkanı'ndan
mesaj getirmedi. Özal'ın kararlı ve umutlu olduğunu söyledi.
Soru: Kahraman Bilgiç'e itirafçılık görevi verdiniz mi?
Öcalan: Hayır, sanmıyorum. Çok yönlü oynamak isteyen birisi.
Bir çok kirli ilişilere bulaştığını duydum.
Soru: PKK, Yücel Zeydan'ı kaçırmış ve öldürmüş, bu doğru
mu?
Öcalan: Benim bildiğim kadarıyla Mustafa Zeydan'ın oğlu
var. Eğer onu kastediyorsa, o yaşıyor. Bu konuda Şemdin Sakık'ın ifadeleri
doğru değil.
Soru: Şahsınıza ait ne kadar para var?
Öcalan: Hiç yok. Buna gerek de duymuyorum. İstediğim her
birimden para sağlarım.
-MAHKEME BAŞKANI OKYAY İLE MÜDAHİL AVUKATLARI SANIK
ÖCALAN'A SORULAR YÖNELTTİ
-SANIK ÖCALAN:
-''ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE İNANIYORUM''
-''BAYAN MİTTERRAND'IN PKK İLE İLİŞKİLERİ DOĞRUDUR.
ANCAK BEN BUNUN PRATİK BİR YARARINI GÖRMEDİM''
-''KÜRT TOPLUMUNDA HALEN ÇOK CİDDİ BİR DEMOKRATİK BİR
PROBLEM VARDIR''
-''KÜRTLER'İN ÖZGÜR TOPLUM OLMASI ENGELLENMİŞTİR, BUNUN
KALDIRILMASINI İSTİYORUZ''
-''RUSYA'DA KÜRTLER'İN KALDIĞI KÖYDE KÜLTÜR VE TEORİK
ÇALIŞMA YAPILIYOR''
-MÜDAHİL AKTI: ''CİĞERİMİZİ YAKANA BİR PENÇE VURMAK
İSTİYORUM''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan, Kürt toplumunda çok ciddi bir demokratik problem bulunduğunu, ağa-şeyh-aşerit
üçgeninin demokratikleşmenin önünde engel olduğunu söyledi.
Müdahil avukatların, Mahkeme Başkan M. Turgut Okyay'dan
söz alarak, sanık Abdullah Öcalan'a yönelttikleri sorular ve aldıkları
yanıtlar şöyle:
Soru: Alp Urungu diye birini tanıyor musun?
Öcalan: Türk tarihini az çok tanımaya çalışıyorum. Nasıl
müslümanlaştıklarını biliyorum. Bunlar, Orta Asya'daki Türk uyruklarıdır.
Soru: Paris Kürt Enstitüsü'nden Dr. Mehmet Şükrü Sekman'ın
görüşlerine katılıyor musun?
Öcalan: 1920'lerde Kürt Teali diye bir cemiyet vardı.
İhtilaf devletleriyle ilişki içindeydi. Bütün Kürt kuruluşlarının ayrışmayı
yaşadığını biliyorum. Atatürk milliyetçiliğine, kültür milliyetçiliğine
inanıyorum. Atatürk milliyetçiliği Hititler'e kadar gider. Ben demokratik
cumhuriyet çatısı altında toplanmak gerektiğine inanıyorum.
Soru: Ziya Gökalp'in görüşlerine katılıyor musunuz?
Öcalan: 1922'de ''Kürtler ve Türkler'' üzerine yazdığı
yazıya aynen katılıyorum.
Soru: Moskova'daki eğitim kampları hakkında bilgi verir
misin?
Öcalan: Rusya'da bulunan Kürtler'in aldığı bir köy vardır.
Orada kültür ve teorik ağırlıklı çalışma yapılıyor.
Soru: Bayan Mitterand, PKK'ya aşırı bir sempati besliyor.
Örgüt ile ilişkileri nedir?
Öcalan: İlişkileri doğrudur... Kendal Nezan (Paris'teki
Kürt Enstitüsü Başkanı) iledir. Son zamanlarda bize de sempati duyuyor.
Ancak ben, bunun pratik bir yararını görmedim.
-ÖCALAN'A KİTAP-
Soruların tamamlanmasının ardından, avukat Fuat Turgut,
sanık Abdullah Öcalan'a, Reşat Genç'in yazdığı ''Türk İnanışlarıyla Milli
Geleneklerimizde Renkler: Sarı, Kırmızı ,Yeşil'' isimli kitabı vermek istediğini
söyledi.
Başkan Okyay, kitabı aldıktan sonra, sanık Öcalan da kafasını
sallayarak, avukat Turgut'a teşekkür etti.
Daha sonra duruşmada, müdahillerin isimleri saat 11.00'de
tutanağa yazılmaya başlandı ve yazma işlemi 11.40'a kadar devam etti. Bu
sırada, duruşma salonunda bulunanlar, Başkan Okyay'ın önerisi üzerine dışarı
çıktılar.
Yazım işleminin tamamlanmasının ardından müdahillerden
4 kişi, beyanlarda bulundular. Başkan Okyay, müdahilleri, ölçülü konuşmaya
davet ederek, taşkınlık yapmamalarını istedi.
Müdahillerden Münevver Aktı, oğlununun 7 yıl, 10 ay, 3
gün önce şehit edildiğini hatırlatarak, ''Acıyı çeken, ateşten gömleği
giyen bilir. Yandık, kül olduk, bu acıların bitmesini istiyoruz. Ben uzun
süre tedavi gördüm. Ciğerimizi yakana bir pençe vurmak istiyorum'' dedi.
Müdahillerden Ercan Kurtkayası ise 29 Mayıs 1991 tarihinde
ağabeyinin şehit edildiğini belirterek, ''Yüce adaletinden en ağır şekilde,
en kör bıçak, en kör balta ile cezalandırılmasını istiyorum. Ağabeyimin
bir kılı için dünyayı yakardım, ama bu adama bir şey yapamıyorum. Allah'ından
bulsun'' diyerek tepkisini dile getirdi.
Müdahil Nimet Paşpınar ve Emine Çıra da, içinde bulundukları
psikolojik durum nedeniyle konuşamayacaklarını kaydederek, mahkemeye görüşlerini
içeren dilekçe sundular.
Söz alan müdahil avukatlarından Cahit Torun, sanık Öcalan'ın
duruşmanın başından beri ''güzel tavır'' sergilediğini, bundan memnun olduklarını
belirterek, sorgusunda sürekli kullandığı ''demokratik cumhuriyet'' ifadesinden
neyi kasteğini sorulmasını istedi.
Sanık Öcalan da, bu soruya şu yanıtı verdi:
''Bu, benim için önemli bir kavram. Kilit kavramlardan
birisidir. Kürt toplumunda halen çok ciddi bir demokratik bir problem vardır.
Kürtlerle devlet arasında, ağa, şeyh, aşiret üçgeni bir bent oluşturmuştur.
Özgür toplum olmasını engellemiştir. Bunun kaldırılmasını istiyoruz. Bu
kaldırıldığında Kürt ve Türk kaynaşacaktır, cumhuriyet güçlenecektir. Yeni
bir taze kan verecektir. Bu kavram üzerinde ne kadar durulsa yeridir.''
-MÜDAHİL AVUKATLAR, ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİ BİLDİRDİLER
-MÜDAHİL AVUKATI KESKİN: ''SANIĞIN İDAMI İSTENİYOR.
SUÇUNUN SABİT OLDUĞU KONUSUNDA ŞÜPHE YOKTUR''
-AVUKAT BALCILAR: ''TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, ABDULLAH
ÖCALAN İLE PAZARLIK YAPMAZ''
-DURUŞMANIN BU OTURUMUNDA KONUŞAN MÜDAHİL AVUKATLARIN
TÜMÜ, SANIK ÖCALAN'IN İDAMINI TALEP ETTİLER
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına katılan müdahil avukatların
tümü, Öcalan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre idamını istediler.
Müdahil avukatlarından Hülagu Balcılar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin
Abdullah Öcalan'la pazarlık yapmayacağını söyledi.
Duruşmada, Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, müdahil avukatlarına
esas hakkındaki görüşlerini bildirmeleri için söz verdi.
İlk olarak söz alan Avukat Mehdi Keskin, Mahkeme Heyeti'ne
ve cumhuriyet savcılarına şükranlarını sunarak, övgü dolu sözler söyledi.
Türk hakiminin bağımsız olduğunu ifade eden Keskin, ''Hakimlerimizin
hiçbir şeyi yoktur. Bir Allah'ı ve bir de vicdanı vardır'' dedi. Keskin,
şöyle devam etti:
''Sanık, 125. maddeye göre yargılanıyor ve hakkında idam
cezası isteniyor. Sanığın suçunun sabit olduğu konusunda şüphe yoktur.
Çünkü suçu sabittir. Sanık ifadesini siyasi platforma çekmiştir. Ancak,
bu onu kurtarmaz. Onu idamdan kurtaracak bir madde vardır. O da TCK'nın
59. maddesidir. Ancak sanık için bu maddenin uygulanması mümkün değildir.
Yalvarıp pişman olması, (bir daha yapmayacağım) demesi mahkemede ne hale
düştüğünü göstermiştir.
PKK terör örgütünce çocuklarına doyamayan babalar, annesine
bir kez daha sarılamayan çocuklar, ağzı süt kokan çocuklar, aksakallı dedeler,
beli bükük nineler hunharca öldürülmüştür. Kan veren, can veren şehitlerin
ruhu cennetlerinden çıkıp İmralı'da bu mahkemede nur gibidirler. Zalimler,
vicdansızlar için yaşasın cehennem.''
-SALONDA GÖZYAŞI...-
Müdahil avukatının yaptığı konuşma sırasında duygulanan
şehit yakınları ve ailelerinin gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
Avukat Keskin, bu sırada sanık Abdullah Öcalan'a dönerek,
''Şehitler ölmez, vatan bölünmez'' diye bağırdı.
Sanığın halk deyimiyle ''kelleyi kurtarmak'' istediğini,
ancak bunun tutmayacağını düşünerek Türkiye'yi tehdit ettiğini söyleyen
Keskin, sanığın, ''Benim yaşamam lazım, yoksa Türkiye'nin başına daha kötü
bela gelir'' dediğini hatırlattı.
Keskin, mahkeme heyetine yönelik, ''Siz 59. maddeyi uygulayamazsınız''
diye konuşan Keskin, bunu mahkemeye saygısızlık anlamında değil, mümkün
olmadığı için söylediğini ifade etti.
Geçtiğimiz günlerde Kastamonu'da şehitlere övünç madalyası
verilmesi törenine katıldığını kaydeden Keskin, ''Apo'nun boynuna idam
yaftasını da siz asın. Bu habis uru siz kesin. Değil hafifletme, mümkün
olsa cezasının ağırlaştırılması lazım, Sizden intikam değil, adalet istiyorum.
Adalet vereceğinize de eminim. Bütün Türk milleti sizden bu adaleti bekliyor''
şeklinde konuştu.
Keskin, bu davada Türk halkının sesinin ''adalet, adalet''
diye bağırdığını belirterek, ''Lütfen Apo'nun yalvarmalarına, tehditlerine
kulak asmayın. Kararınız Türk adalet tarihine geçecek. Kararınızı bekliyor,
adaletli kararınızı 65 milyon gibi ben de istiyorum. Nasıl biliyorsanız
öyle yapın, kararınızın başımızın üstünde yeri var'' dedi.
-''FARE KAPANINDA OLMASAYDI''-
Avukat Hülagu Balcılar ise avukat Keskin'in görüşlerine
aynen katıldığını belirterek, sanık Öcalan'ın geçmişe değil, bugüne ve
geleceğe atıf yapmak suretiyle geçmişi unutturmak istediğine işaret etti.
Davanın 125. maddeye göre açılmasının doğru olduğunu ifade
eden Balcılar, sanığın suçunu ikrar etmesinin davaya katkısı olmadığını
kaydetti.
Balcılar, ''Şu anda cam kafes içinde, fare kapanında olmasaydı,
burada söylediklerini söyleyebilecek miydi? Bu dava dağdaki çetelere de
örnek olmalıdır. Bu yolun sonu sehpaya çıkar. Sanık kendi kaderini kendisi
belirlemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Abdullah Öcalan ile pazarlık
yapmaz'' şeklindeki görüşlerini dile getiridi.
Avukat Balcılar, demokratik hakların, demokratik yollarla
aranması gerektiğini belirterek, ''Bir an evvel karar verilmeli ve infaz
edilmelidir. Bu karar, ibret olacağı gibi şehit ailelerinin ve gazilerinin
yüreklerine su serper'' diye konuştu.
Müdahil avukatlarından Nizar Savaş, Fuat Turgut ve Ruhi
Bacanlı, avukat Mehdi Keskin'in konuşmasına aynen katıldıklarını belirterek,
sanığın idam cezasına çarptırılmasını istediler.
Duruşmaya daha sonra saat 14.00'e kadar ara verildi.
-NOTLAR-
Duruşma sırasında, müdahil avukatlarından Fuat Turgut,
terör örgütü elebaşının babasının Ermeni asıllı olduğu yolunda duyumlar
bulunduğunu ifade ederek, bunun sanığa sorulmasını istedi.
Başkan Okyay, avukata tepki göstererek, ''Ben bu soruyu
sormuyorum. Bizim için önemli olan insanların kökeni değil, insanlığıdır''
dedi.
Duruşmayı mahkemenin yedek üyesi Mehmet Maraş ilk üç günde
olduğu gibi duruşma salonunda izliyor.
Bugünkü duruşmanın öğleden önceki bölümünde iddia makamında
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan yer almazken, sadece savcı
Talat Şalk bulundu.
-MAHKEME BAŞKANI MÜDAHİL AVUKATLARA SÖZ VERMEYE DEVAM
ETTİ
-MÜDAHİL AVUKAT AKTAŞ: ''15 YILLIK VAHŞET, KURU BİR
ÖZÜR VE GERÇEKÇİ OLMAYAN BARIŞ İSTEĞİNDE BULUNULARAK GİDERİLEMEZ''
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın duruşmasının 4. gününde söz alan müdahil avukatlardan Ünsal Aktaş,
''15 yıllık bir vahşetin, kuru bir özür ve gerçekçi olmayan barış isteğinde
bulunarak giderilemeyeceğini'' söyledi.
Saat 14.00'te başlayan duruşmanın öğlenden sonraki bölümünde
müdahil avukatların esas hakkındaki iddialarını bildirmelerine devam edildi.
Müdahil avukatlardan Ünsal Aktaş, daha önce görüş bildiren
meslektaşlarının beyanlarına katıldığını bildirdi. Aktaş, terörist sanık
Öcalan'ın mahkemede değişik bir anlayış sergilemeye çalıştığını, stratejisinin
sahte ve maskeli bir yaklaşım tarzı olduğunu söyledi.
''Zehiri insana altın kupayla verirler. Cehenneme giden
yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir'' şeklindeki latin atasözlerini hatırlatan
Aktaş, sanığın sayısız münferit ve toplu cinayetlerin birinci dereceden
sorumlusu olduğuna dikkati çekti. Avukat aktaş, ''15 yıllık vahşet, kuru
bir özür ve gerçekçi olmayan barış isteğinde bulunarak giderilemez'' dedi.
Aktaş, iddianamenin hukuki anlamda kendilerini fazlasıyla
tatmin ettiğini belirterek, sanık hakında idam cezasının tatbik edilmesini
istedi.
Öcalan'ı ''suç makinası'' olarak nitelendiren Aktaş, vatana
ihanet suçunu işleyen sanığın, suçunu hafifletici bir neden bulunmadığına
işaret etti. Aktaş, ''İdama karşı olan bir hukukçu olarak, sanığın hakettiği
idam cezasına çarptırılmasını istiyoruz'' dedi.
Avukatlardan Cengiz Erkoyuncu, 5 avukat tarafından hazırlanan
ve Mehdi Keskin tarafından okunan dilekçeye, aynen katıldığını ifade ederek,
''Ben, müdahil avukatların en genciyim. Mehdi Keskin'in mahkemeye sunduğu
veciz ifadelerle dolu beyanlarına aynen katılıyorum. Bunların üzerine yeni
bir beyanda bulunmayı saygısızlık olarak değerlendiriyorum'' şeklinde konuştu.
Avukat Erkoyuncu, sanığın kurduğu PKK'nın ülkeyi bölmek
amacıyla işlediği suçların, sanık hakkında indirime gidilmesine olanak
veremeyeceğini bildirdi.
Avukat Zeki Hacı İbrahimoğlu da, daha önceki beyanlara
katılarak, sanığa isnat edilen suçun oluştuğunu vurguladı. İbrahimoğlu,
sanığın 125. maddeye göre idam cezasına mahkum edilmesini ve indirim uygulanmamasını
yönündeki talebi yineledi.
Avukat Mükremin Türkmen, PKK ve onun başı sanık Öcalan'ın,
büyük yıkımlara sebep olduğunu, yaşayanan acıların kefaletini omuzlarında
taşıdığını söyledi.
4 günden beri devam eden duruşmada, sanığın, kendi avukatlarının
da tasvip etmediği suçları işlediğini ve bunları mahkemede de teyit ettiğini
belirten Türkmen, ''15 yıldan beri dünyada en kanlı katliamları işlemiş
sanıktan nedamet beklenemez. Sarfettiği barış ve kardeşlik sözleri samimiyetsizdir
ve açıktan destek aldığı ülkelere verilmiş bir mesajdır'' şeklinde konuştu.
Türkmen, sanığın işlediği suçlarla Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne başvuru haklarının olmadığını, olsa bile dikkate alınmaması
gerektiğini sözlerine ekledi.
Mahkemenin yaptığı yargılamanın, Türk hukuk tarihinde
hakettiği mümtaz yerini alacağına işaret eden Türkmen, sanığın, samimiyetsiz
tavırlarıyla şehit ailelerinin acılarını daha da arttırdığını, bu nedenle
idam cezasına mahkum edilmesini istedi.
Müdahil avukatları, esas hakkındaki iddialarını bildirmeye
devam ediyorlar.
-MÜDAHİL AVUKATLARI, ESAS HAKKINDAKİ İDDİALARINI
BİLDİRMEYİ TAMAMLADILAR
İMRALI ADASI (A.A) - Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah
Öcalan'ın yargılandığı davanın dördüncü gününde müdahil avukatları esas
hakkındaki iddialarını bildirmeyi tamamladılar.
Duruşmanın bugünkü bölümü, müdahil avukatların esas hakkındaki
iddialarını bildirmelerinin ardından, saat 15.40'da sona erdi.
Ankara 2 No'lu DGM, sanık avukatlarının ''kalacakları
yer bulunamaması nedeniyle mahkemenin bugünkü bölümüne katılmama'' yönündeki
mazeretlerinin kabulüne karar verdi.
Mahkeme Heyeti, Gemlik'deki bir misafirhanede sanık avukatları
ve yakınları için 24 kişilik yer ayrıldığı ve Gemlik Kaymakamlığı'nca 2
minibüs tahsis edildiğinin en seri şekilde sanık avukatları ve yakınlarına
bildirilmesi için DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına ve duruşmanın
bu nedenle yarın sabah saat 10.00'a bırakılmasına karar verdi.
(Bu sayfalar Anadolu Ajansı'nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı'nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr |