|
PKK Terör Örgütünün
Diğer Ülkelerle İlişkileri:
Suriye-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve örgütün uyuşturucu
kaçakçılığı:
Suriye, PKK terör örgütüne kuruluşundan bu güne kadar gerek ülkesinde
gerekse kontrolü altındaki Lübnan’da her türlü desteği vermiştir. Silah
ve uyuşturucu kaçakçılığı, barınma ve her türlü eğitim, para yardımı, silah,
malzeme ve her türlü sahte kimlik, sahte pasaport temini, Türkiye’ye ve
Irak’a illegal geçişlerde azami derecede yardım, PKK terör örgütü ve diğer
örgüt üyelerinin toplantı, konferans ve kongre faaliyetlerinin ülkesinde
ve Lübnan’da yapılmasına izin verilmesi ve himayesinde yapılmasını sağlaması,
örgüt evleri, örgüt eğitim kampları, örgüt bürolarının ve temsilciliklerinin
oluşması, örgüt dokümanları ve malzemelerinin sevki, PKK örgüt üyelerinin
diğer ülkelere gidiş gelişlerinde onlara sahte ve normal pasaportlar temini
vb. her türlü yardımı göstermiştir.
Bu yardımları yaparken Suriye’nin amacı bölgede Türkiye’nin güçlenmesini
önlemek ve kendi içindeki Kürt unsurlarına yapılan baskı ve kısıtlamaları
gizlemek, bunları Türkiye’ye yöneltmek ve bilhassa ülkesindeki dikta rejimi
ve azınlık iktidarının devamını sağlamayı amaçlamıştır. Suriye demokrasi
ile yönetilmediği için uluslararası siyasi mücadelelerden devamlı kaçmış,
teröre desteği en kolay çözüm yolu olarak görmüştür. Türkiye düşmanlığının
ana sebebi de budur. Yunanistan’la anlaşmalarının da altında bu sebepler
yatmaktadır. PKK terör örgütü Suriye vatandaşlarını da örgütleyerek saflarına
almakta ve bu çalışmalarında Suriye Hükümeti’nden büyük yardım görmektedir.
Bu hususlar sanık Abdullah ÖCALAN tarafından da doğrulanmıştır. Yakalanan
PKK terör örgütü elemanlarından (Arit Kod Ali HAYDAR, Lorens Dahir, Mehmet
Ömer vb.) bir çoğunun Suriye uyruklu olduğu kesin olarak anlaşılmıştır.
Suriye, yalnız PKK'ya değil, bütün terör örgütlerine kucak açmış ve
bu örgütleri kendi emelleri için Yunanistan ve Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi’nin
de açık ve kesin işbirliğiyle devamlı olarak kullanmıştır. Nitekim 16 Ocak
1994 Hafız Esat-Clinton Zirvesi sonucu Suriye’de yaşayan ve bu ülke yöneticilerince
himaye edilen uluslararası terörist İlyiç Ramirez Carlos'u (Çakal) Libya’ya
göndermiştir. Ayrıca, sanık Abdullah ÖCALAN’ın da doğruladığı gibi Cilvegözü’nde
yakalanan 6 tır dolusu ağır silahların İran yetkilileri tarafından Suriye
üzerinden ve Suriye’nin de yardımıyla Lübnan’daki Hizbullah terör örgütüne
ulaştırılmak istendiği net bir şekilde anlaşılmıştır.
Suriye, şantaj politikası gereği denetim ve işgalindeki Lübnan’ı uluslararası
terörizmin barınağı, silah ve uyuşturucu kaçakçılığının da limanı olarak
kullanmıştır.
1995 yılında Yunanistan ile Suriye arasında yapılan askeri işbirliği
anlaşmasıyla Yunan savaş uçaklarına Suriye’de üs açılması ve bu üslerin
Türkiye’ye yönelik çevirme ve tehdit oluşturma yanında terörü destekleme,
uyuşturucu ve silah kaçakçılığında da kullanılmış olabileceği akla gelmektedir.
Yakalanan terör örgütü elemanlarının anlatımları, sanığın savunmaları,
Suriye ve Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin teröre yaklaşımları,
tutum ve davranışları birlikte değerlendirildiğinde bu kanı güçlenmektedir.
Die Welt, 2 Aralık 1994 tarihli sayısında Alman İstihbaratına dayanarak
verdiği bir haberde, Dış Ticaret Bankası’nın 82-968-164 no.lu hesabına
yatan 840.000 ABD Doları ile Yunanistan’ın silah satın alarak Volos Limanı’ndan
Suriye’ye gönderdiğinin tespit edildiğini dile getirmiştir. Aralık 1990’da
Adana’da yakalanan Zaide ÖZBEK ve Öznür DAĞ, “Bekaa’daki eğitimden sonra
uyuşturucu kaçakçılığında görevlendirildiklerini ve bu amaçla seçilip eğitildiklerini”
de anlatmışlardır.
Der Spiegel Dergisi, Aralık 95 tarihli sayısında bölücü PKK terör örgütünün
“Almanya’da 8-12 yaş arasındaki çocuklara sokaklarda uyuşturucu sattırarak
bu paraları yine onlar aracılığıyla örgüte aktardıklarını” ve Hamburg St.
George semtindeki cami civarının terör örgütünün bu amaçlı en önemli buluşma
yeri olduğunu da vurgulamıştır. PKK terör örgütünün bu tür uyuşturucu kaçakçılığı
yaptığı ve gelir kaynaklarının önemli bir bölümünü uyuşturucudan sağladığı
herkes tarafından bilinmektedir. Sanık bu konuda, sadece örgütünün uyuşturucu
kaçakçılarından hisse aldığını, bazı örgüt üyelerinin de uyuşturucu kaçakçılığına
bulaşmış olabileceklerini, ancak kendilerinin desteklemediğini belirtmek
suretiyle dolaylı olarak ikrarda bulunmuştur. Cumhuriyet Savcılığı ifadesi
de aynı doğrultudadır. (K1.:1, Dz.:43-78, Sayfa 21-22)
Sanık, Yunanistan’ın her konuda, her terör örgütüne açıkça destek verdiğini,
para yardımında bulunduğunu, eğitim kampları kurdurarak terör örgütü elemanlarına
bombalama, suikast dahil her türlü eğitimi verdiğini, Güney Kıbrıs Rum
Kesimi’nin ise geçişlerde kolaylık, hüviyet ve pasaport temini, (Kendisine
pasaport temininde olduğu gibi) örgüte yardım toplama ve gidiş gelişlerde
destekleri olduğunu, ayrıca kiliseler kanalıyla örgüt üyelerine yardım
yaptıklarını belirtmiştir.
Yunanistan, ülkesine gelen PKK militanlarına desteğini dünya kamuoyundan
gizlemek için
önce Lavrion’daki mülteci kampına götürmekte, daha sonra da oradan
seçilerek bu elemanlar Yunanistan’ın dağlık ve ormanlık bölgelerinde ve
keza Evia adasındaki örgütün eğitim kamplarına götürülmekte ve her türlü
eğitim (siyasi, askeri, bomba ve suikast eğitimi) Yunan istihbaratı tarafından
verilerek terör eylemleri için Türkiye’ye gönderilmektedir. Bu konu uluslararasında
gündeme geldiğinde de, bütün bunlar Yunanistan tarafından inkar edilmekte,
sadece Birleşmiş Milletler Mülteci Kampı bulunduğu yolunda açıklamalar
yaparak teröre desteklerini gizlemektedirler. PKK'nın Yunanistan sorumlusu
Fethi DEMİR ve yakalanan bir çok PKK militanının açıklamaları, teröre Yunanistan
yetkililerinin desteğini açığa çıkarmıştır.
Yunanistan ve Suriye’nin ve bu ülke hükümetleri ile istihbarat örgütlerinin
tüm terör örgütlerine desteği, sürekli, yaygın ve sistematiktir. Belirli
dönem ve kişilerle sınırlı değildir. Yakalanan terör örgütü elemanlarının
Yunanistan ve Suriye’de devamlı terör eğitimi gördüklerini açıklamaları
(Bu konuda muhtelif senelerde yakalanan yüzlerce terör örgütü mensuplarının
beyanları vardır.) Sanık Abdullah ÖCALAN’ın aleni duruşmalardaki ifadeleri
de bunun en büyük kanıtıdır.
Örneğin İsmet KORKAN (Yücel Kod) Erzincan DGM'nin 1989/447 Es. Sayılı
dosyasında 17.11.1989 tarihli ifadesinde, Atina’da bulunan PKK örgütüne
ait Şans Rival Oteli’nde eğitim gördüğünü ve sanık Abdullah ÖCALAN’ın talimatıyla
daha sonra Suriye denetimindeki Bekaa’da bulunan örgüt kampına gittiğini,
(KI.:1 7.ıDz. :1)
Ulaş AKBAL, Adana DGM Yedek Hakimliği’nde 28.02.1998 günlü ifadesinde:
Atina’ya yakın bir yerde hem askeri hem siyasi eğitim gördüklerini, Yunan
görevlilerinin de bazı konularda açıkça yardımcı olduklarını ve 22 silahlı
kişinin eylem için eğitimden sonra Hassa bölgesine gönderildiğini belirtmişlerdir.
(Kl.: 17, Dz. :9)
Fethi DEMIR ise Diyarbakır 1 Nolu DGM'nin 22.06.1998 tarihli oturumunda,
Atina’ya yakın bir yerde örgüte ait çiftlikte örgüte eğitim verdiğinde
(1995 yılı) - Yunan gizli servisinin PKK dahil tüm terör örgütlerine bomba
ve suikast eğitimi dahil her türlü eğitimi verdiklerini belirtmiştir. (Kl.:16,
Dz.:5)
Keza Fadıl IŞIK da ifadelerinde, (Kl.:27) “Atina yakınındaki kampımıza
zaman zaman Yunan milletvekilleri de geliyordu. Orada her türlü eğitim
veriliyordu. Eğitim sonunda PKK genel sekreteri Abdullah ÖCALAN’a bağlılık
yemini ediyorduk.” demiştir.
Alaattin KANAT ise, 17.10.1991 tarihli Diyarbakır 1 Nolu DGM.nin 1991/357
Esas sayılı dava dosyasında Cumhuriyet Savcılığı ve duruşmadaki ifadelerinde,
eğitim için Yunanistan’a gittiğini, önce Sans Rival Oteli’nde kaldığını,
oradan da Atina yakınlarındaki kırsaldaki PKK kamplarına gittiğini anlatmıştır.
(Kl.:16, Dz.:2)
Bu doğrultuda açıklamalarda bulunan yüzlerce PKK elemanı bulunmaktadır.
Suriye, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İran Hükümet ve istihbarat
örgütlerinin açık, sürekli ve sistematik bir şekilde yıllarca süren destekleri
nedeniyle ülkemizde birçok insanlık suçları terör örgütlerince işlenmiş,
çocuklar öldürülmüş, ormanlar yakılmış, toplu katliamlar yapılmış, ülkemizin
bütünlüğü ve bağımsızlığı işlenen bu suçlar nedeniyle yakın, ciddi ve ağır
tehlike altına girmiştir.
Alman İstihbarat Teşkilatı (BND) Temmuz 1995’te hazırladığı raporda
“PKK'nın uluslararası uyuşturucu ticareti ve Avrupa’daki kundaklama ve
şiddet eylemlerini Suriye’nin başkenti Şam’dan yönlendirdiğini tespit edince,
Berlin eyaleti içişleri senatörü Heinrich Lummer, Şam’da sanık Abdullah
ÖCALAN ile görüşmüş, bu konuları dile getirmiş, sanık bu görüşmeleri doğrulayarak,
senatörün kendisinden Almanya’daki şiddet eylemlerine PKK’nın son vermesini
istediğini, kendisinin de örgüt militanlarının tutuklanma ve yakalanmalarına
son verilmesini istediğini belirtmiştir.
PKK terör örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili bilgilerin detaylarına
gelince; Yusuf ATAMAN isimli örgüt üyesi 07.02.1995 tarihli ifadesinde
(Kl.: 1, Dz. :288) PKK terör örgütünün uyuşturucu ticareti yaptığını; Hakkı
KITAY (Kl.:11 ve 39’daki ifadelerinde) örgüt ifadelerinde Selim ÇÜRÜKKAYA'nın
kendisine örgütün Diyarbakır ve Bingöl illerinde esrar ve eroin işlerinin
olduğunu, bunların naklini istediğini, ayrıca PKK'nın da geçişler ve sevkiyatta
yardımcı olacağını belirtmesi üzerine uyuşturucu işine girdiğini ve uyuşturucuları
Almanya’da pazarladıklarını, örgütle, anlaşması uyarınca uyuşturucudan
elde edilen paraların büyük bir bölümünün PKK’ya verildiğini açıklamışlardır.
Aynı şekilde Ahmet YAŞAR da, PKK' ya ait 100 kg. kadar esrarı
Hikmet BUĞDYCI ve Nafiz ÇAPAN’ın İstanbul’a getirdiğini net bir şekilde
belirtmiştir.
Ali SARI ise: “Bazı uyuşturucu kaçakçıları PKK denetimi altında
uyuşturucu naklediyorlar ve karşılığında da örgüte yardımlarından ötürü
bedel ödüyorlardı.” demiştir. Sanık Abdullah ÖCALAN da bu tür olayları
kısmen doğrulamıştır.
Yine PKK ile ilişkileri bilinen, Ali AY ve Heybet AY da 23.02.1990
tarihinde İsveç’te 25 gr. eroinle yakalanmışlardır. (K1.:39)
Diyarbakır’da Remzi İNCEGÖREN, PKK’ya maddi destek sağlamak için Tanık
ailesine esrar hammaddesi olan dişi hint keneviri ektirdiğini belirtmiş,
12-16.08.1994 tarihleri arasında 1.115.000 kök dişi hint keneviri (300
kg. esrar elde edilebilecek miktarda) görevlilerce çekilerek imha edilmiştir.
Muhammet A. Hasan (Fuad kod) ve daha birçok örgüt mensubu ifadelerinde,
uyuşturucu kaçakçılığının PKK içinde ERNK birimleri tarafından yönlendirildiğini,
sorumlusunun ise Osman ÖCALAN olduğunu açıkça belirtmişlerdir.
Ayrıca Paris Kriminoloji Enstitüsü Raporu’nda da uyuşturucu kaçakçılığının
yurtdışı bölümünün PKK doğrultusunda faaliyet yürüten dernekler ve bunlara
bağlı paravan şirketler ve kuruluşlarca yürütüldüğü, yurtdışında bu nedenle
mahkemelere sevk edilen 503 kişiden 315’inin de tutuklandığı belirtilmiştir.
23.06.1998 tarihinde Bingöl’de yakalanan Hasan ÇAĞLA (K1.:39) Hollanda
ve Hamburg’da PKK elemanı Sadık’ın örgüt adına uyuşturucu satışını kendisine
önerdiğini, kendisinin de kabul ederek bu işe başladığını açıklamıştır.
Keza Fettah DURSUN (Hacı kod) da ifadelerinde: 1994-96 arasında Ferzinde
ALORF’un PKK'ya ait 320 kg. kadar uyuşturucuyu Pagent bölgesinde Mehmet
Ali Mete adındaki PKK elemanından alarak satıp, satış parasını PKK’ya verdiğini
anlatmıştır.
Keza Emirgan YAZGAN, Tahir BAŞKIR da aynı doğrultuda beyanlarda bulunmuşlar
ve ilaveten uyuşturucu kaçakçılarından örgüte vergi adı altında para toplandığını,
toplayan örgüt üyelerine de (Gözlük kod) adı verildiğini de sözlerine eklemişlerdir.
Örgütün uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı konusunda en çarpıcı örnek Cemal
DURSU'N’un anlattıklarıdır. Örgütün uyuşturucusunu yurtdışına götüren Fikret
BEKTAŞ, uyuşturucuyu Almanya’da yakalattığını söyleyince PKK'nın üst düzey
adamları tarafından örgüt içinde yargılanmış, onu haksız bulmuşlar ve zararları
olan 300.000 DM. ödemeye mahkum etmişler ve 3 gün süre vermişler. Önce
arabalarını, sonra da ev ve dükkanlarını yakacaklarını, daha sonra
ise ailece öldürüleceklerini (infaz) söylemişler, bunun üzerine Hacı
Muhyettin adlı şahsın HEP Genel Merkezi’ne giderek konuyu hallettiğini
belirtmişlerdir. Keza Kenan SEZGİN (Agit-Orhan kod) de aynı olayı doğrulamıştır.
Sanık Abdullah ÖCALAN bu olaydan haberi olmadığını belirtmişse de, Cemal
DURSUN ve Kenan SEZGİN’in anlatımları tutarlı olup, zaman ve yer göstererek
somut olaylara dayanmaktadır.
PKK terör örgütü elemanlarından Metin Kod da açıkça, PKK'nın İran'da
uyuşturucu imalathanesi olduğunu ve uyuşturucu kaçakçılığının örgüt içinde
Osman ÖCALAN’a bağlı olarak yürütüldüğünü anlatmıştır. (Kl. :39) Aynı konudaki
yani İran’daki imalathane ile ilgili bilgiler Abdullah Muhammet HASAN tarafından
da doğrulanmıştır.
Bu doğrultuda beyanda bulunan onlarca örgüt mensubu bulunmaktadır.
Bizzat sanık Abdullah ÖCALAN duruşmada örgütün yıllık gelirinin asgari
250.000.000 Dolar olduğunu belirtmiştir. Bu kadar büyük bir meblağın sadece
örgüt üyeleri ve sempatizanların yardımı, dergi vs. satımı, haraç alma
gibi yollardan sağlanması düşünülemez. Bu gelirin büyük bir bölümünün uyuşturucu
kaçakçılığından sağlandığı kanaatine varılmıştır.
|