|
AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin önergesi
şöyle:
İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 Milletvekilinin, doğalgaz
alım anlaşmalarında Devlet alım satımına fesat karıştırdığı ve bu eyleminin
Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında
uyguladıkları yanlış ve usulsüz enerji politikalarında ilgili kurum ve
kuruluşların uyarılarını dikkate almayarak kamuyu zarara uğrattıkları ve
bu suretle görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma fiillerini işledikleri
ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına
ve 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski
Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100
üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yüce Meclisin kararıyla görev yapan "yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal
ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu (10/9)" raporunda ayrıntılı
olarak açıklandığı üzere;
Doğalgaz uygulamalarıyla ilgili olarak; 18 Şubat 1998 tarihli Trusgaz
aracılığı ile alınacak doğalgaz anlaşmasına ek mektupta (Side Letter);
doğalgaz alım sözleşmelerindeki fiyat formülünün değiştirilmesi nedeniyle,
Mayıs 2003 sonu itibariyle, yaklaşık 388 000 000 ABD Doları fazla ödenmesine
sebebiyet verilmiş, anlaşmada 2 milyar metreküp olan alım taahhüdü 8 milyar
metreküpe çıkarılmış, tarafların inisiyatifinde bulunan ve 1 yıl olan alım
taahhüdü "gayri kabili rücu" olarak 23 yıla uzatılması ve yasal değişiklikler
olduğunda müşteri devirlerinin Trusgaz'a yapılacağı öngörülmüştür. Bu ek
mektupta, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer'in şahit
olarak imzası bulunmaktadır.
Ancak, bu ek mektup imzalanırken, ülke menfaatlarının korunmadığı, 1996
yılında imzalanan fiyat formülüne uymayan yeni bir formül ihdasıyla eski
anlaşmanın hilafına, eski anlaşma tarih-sayısını taşıyan ve önceki anlaşmadaki
formülü değiştirerek (Side Letter'deki formülü havi) yeni bir metin imzalanmıştır.
Öncelikle, sonraki bir tarihte yapılan bu anlaşmaya eski tarih olan önceki
anlaşmanın tarihinin konulması ve bu aleyhte anlaşmanın, eski tarihten
itibaren uygulanıyor olduğunu göstermeye çalışmak ve uygulamak açık kanunsuzluktur.
Yapılan bu işlemler ve mevcut bilgiler kapsamında olaylar değerlendirildiğinde,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkında TCK'nın
205 inci maddesi, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca
Meclis soruşturması açılması gerektiği.
Ayrıca, doğalgaz alım anlaşmalarında;
Alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" (take or pay) yönteminin
uygulanması,
Bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülünün, daha sonra usulsüz
olarak Türkiye aleyhine değiştirilmesi,
Mavi Akım hattının ihalesiz olarak OHS Konsorsiyumuna verilmesi,
Benzer işlere göre, yaklaşık 75 000 000 ABD Dolarına daha pahalı yaptırılmasına
sebebiyet verilmesi,
Doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilmemesi halinde, yüksek ceza ödenmesi
öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde, bu cezaların
Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılması,
Türkmenistan doğalgazının Türkiye'ye gelmesi engellenerek Rusya'nın
arz kaynaklarının, Mavi Akım hattı gerçekleştirilerek ulaşım kaynaklarını
ve 12 Aralık 1997 yılında imzalanan anlaşmanın 4 üncü maddesinde; Rusya
Federasyonunun izni olmadan üçüncü ülkelere gaz verilmeyeceğine imkân tanınarak
ve yasalar müsait olduğunda, alınan doğalgazın dağıtımının Turusgaz'a devrinin
Side Letter'da öngörülmesi ile RAO GASPROM'un (Rusya'nın) arz kaynaklarını,
ulaşım yollarını ve pazarı kontrol etme politikasına hizmet edilmesi,
Batı hattında alınan yıllık 6 milyar metreküplük doğalgaz bedelinin
yüzde 70'inin mal karşılığı ödenmesi olanağının 24 Mart 1994 yılında imzalanan
protokolde kaldırılarak ülkemiz ticaretine büyük bir darbe vurulması,
Hususlarının da, açılacak soruşturma komisyonunca dikkate alınmasının
uygun olacağı belirtilmiştir.
Doğalgaz sözleşmeleri kapsamında, batı hattından alınan doğalgazla ilgili
olarak yapılan ikinci fiyat revizyonu sonucu Türkiye aleyhine, önce yüzde
25, daha sonra da 3 USD/1 000 metreküp fiyat artışına neden olunmuştur.
Ayrıca, Rusya tarafının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu doğan
yaklaşık 13 500 000 USD alacağımızdan vazgeçilerek, ülkemiz menfaatları
korunmamıştır. Bu durumda Rusya tarafının bu revizyondan fevkalade avantajlı
çıktığı, bu revizyonu imzalayan dönemin Genel Müdürünün ve Doğalgaz Daire
Başkanının sözleşmede öngörülmüş olan BOTAŞ Yönetim Kurulundan yetki alma
şartına uymadan bu işlemleri yapmış olduklarının anlaşıldığı ve bu konuların
Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu tespit edilmiştir.
Enerji politikaları uygulamaları ile ilgili olarak;
"Doğalgaz alım anlaşmalarının ihtiyacın üzerinde miktarlarda bağıtlanması
nedeniyle, gaz fazlasının doğalgaz çevrim santrallarında tüketilmesine
yönelik yaklaşımı sonucu, bugün gelinen noktada ihtiyacımız olmadığı halde
yüksek fiyatlarla elektrik alınmak durumunda kalınmıştır. Doğalgaz santrallarının
yaygınlığı; gaz yönünden ağırlıklı olarak tek bir ülkeye (Rusya) bağımlılığın
yanında, dövize dayalı ve pahalı olmaları nedeniyle de önemli sorunları
beraberinde getirmiştir. Anılan hususların tümü, 1993 yılından itibaren
DPT tarafından eleştirilip gerekli uyarılarda bulunulmasına rağmen, Bakanlık
tarafından dikkate alınmamışlardır" denildikten sonra;
Enerji politikalarıyla ilgili "Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığında
aşağıda belirtilen konularda yine belirtilen nedenlerle Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılarak ayrıntılı
olarak irdelenmesi, ... gerektiği" belirtilmişse de;
Aradan geçen süre zarfında düzenlenerek yetkili makamlara ve kamuoyuna
intikal ettirilen Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu ve Hazine Müsteşarlığı
raporları Meclis soruşturmasını gerektirecek yeni bilgi ve belgeler içermektedir.
Hazine Müsteşarlığı KİT Genel Müdürlüğünün 28.4.2003 tarihli "Enerji
Fiyatlarının Dünya Seviyesine İndirilmesi ve Kamu Yükümlülüklerinin Asgarî
Düzeye Düşürülmesi İçin Temel Strateji" adlı raporunda;
"Yap-işlet, yap-işlet-devret, işletme hakkı devri ve mobil santral uygulamaları
nedeniyle özel şirketlere 2020 yılına kadarki dönemde kümülatif olarak
70-100 milyar ABD Doları tutarında ödeme yapılacak olması, ülkemiz açısından
önemli risklere yol açacaktır.
BOTAŞ'ın doğalgaz ithalat sözleşmeleri nedeniyle Hazine açısından önemli
riskler bulunmaktadır.
2003-2020 döneminde BOTAŞ'ın doğalgaz ithalat sözleşmeleri kapsamında
558 milyar metreküp gaz karşılığı yaklaşık 94 milyar ABD Doları ödeneceği
tahmin edilmektedir. İyimser tahminlerle bile, 2014 yılı sonuna kadar arz
fazlası olması beklenmektedir. Bir başka anlatımla, ülkemiz 2003-2014 döneminde
tüketemeyeceği doğalgaz için açıktan toplam 14 milyar ABD Doları 'al ya
da öde' bedeli ödemek zorunda kalacaktır. Bir başka anlatımla, bu gaz fazlasını
sözleşmede Türkiye aleyhine konulan hüküm gereği Türkiye'nin fazla gazı
dışarıya satış yasağının da getirilmesi ve böylece Türkiye'nin elinin kolunun
ayrıca bağlanması da Türkiye'nin sözleşmeyle bilerek zarara mahkûm kılınmasıdır"
denildikten sonra;
1. Ödemelerin döviz bazlı olması nedeniyle cari ödemeler dengesi üzerinde
olumsuz baskı oluşması,
2. Talep artış hızının beklenenin altında seyretmesi halinde, Hazine
ve BOTAŞ'ın "al ya da öde" yükümlülükleri çerçevesinde tüketilmeyen gazın
bedelini ödemek durumunda kalacak olması,
3. Dışa bağımlılığın artması,
4. BOTAŞ'ın finansman açıklarıyla karşı karşıya kalması ve açıkların
genel bütçe transferleriyle kapatılacak olması nedeniyle, zaten ağır bir
borç yükü altında olan Hazinenin mevcut risklerinin daha da artması,
5. BOTAŞ'ın doğalgaz ithalatının pahalı gerçekleşmesi (2003 yılında
BOTAŞ'ın ortalama ithalat fiyatı 133 ABD Doları civarında gerçekleşecek
olup, 60-100 ABD Doları aralığında bulunan uluslararası rakamların oldukça
üzerinde seyretmektedir),
6. Mobil ve otoprodüktör santral uygulamalarının, elektrik enerjisi
üreten KİT'ler açısından önemli maliyetlere yol açması hususları da muhtemel
riskler olarak sıralanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 21.7.2003 tarih,
2006/6 sayılı Raporun "Genel Değerlendirme" bölümünde ise, aynen;
"Kurulu güç-üretim miktarı ilişkisine bakıldığında, doğalgaza dayalı
üretimin kurulu gücüne oranla fazla; hidrolik kaynaklı üretimin ise az
olduğu dikkati çekmektedir.
Ülkemizdeki elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın ağırlığı son yıllarda
giderek artmıştır. Enerjide kaynak çeşitlendirmesi gerekli olmakla birlikte,
ağırlıkla ithal doğalgaza dayanan bir üretim biçimine yönelinmesi; hem
enerji maliyetlerini hem de dışa bağımlılığı artırmıştır.
Dışa bağımlılıkta da bir ülke (Rusya Federasyonu) öne çıkmaktadır. 2000
yılındaki toplam doğalgaz ithalatının yüzde 67,31'i, 2002 yılında da yüzde
66,38'i bu ülkeden yapılmıştır. Boru hatlarıyla taşınan doğalgazın yüzde
95'i bu kaynaktan sağlanmaktadır. Bu durum, stratejik arz güvenliği açısından
sakıncalar yaratabilecek niteliktedir.
Türkiye, kişi başına 1,912 kilovat/saatle Avrupa'nın (AB) en az elektrik
tüketilen ülkesi olmasına rağmen, yakın yıllara kadar sürekli olarak elektrik
enerjisi açığı sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.
Son yıllarda açığın giderilmesi için girişilen çeşitli üretim yöntemleri
ise ciddî bir planlama sürecinden geçirilmemiş, bunun sonucunda bu kez
de 2008-2010 yıllarına kadar elektrik enerjisi fazlası sorunu ortaya çıkmış
bulunmaktadır.
Enerji planlamasında kullanılan arz-talep tahmin modelleri, doğru olmayan
verilerle doğalgaz santralları lehine yanıltılmış; üretim değerleri bakımından
da gerçek gereksinimlerin üzerinde sonuçlar elde edilmiştir. Yatırım gerçekleşmeleri
ise çoğu zaman bu öngörülerin bile üzerinde olmuştur.
Enerji fazlası nedeniyle bir yandan EÜAŞ üretimleri düşürülürken, öte
yandan yap-işlet santrallarından işletme hakkı devredilen santrallardan
ve bazı hidrolik santrallardan, fazla üretimin alım zorunluluğu bulunmamasına
rağmen fazla üretim satın alınmıştır.
EÜAŞ üretim kapasitesinin büyük bölümünün atıl bırakılması, bu kuruma
yakıt sağlayan TKİ ve TTK'nın malî yapısında da bozulmalara yol açmaktadır.
Enerji fazlası, yeni oluşturulmaya çalışılan serbest enerji piyasasının
işleyişini de olumsuz biçimde etkilemektedir.
Doğalgaza dayalı elektrik enerjisi santrallarının toplam kurulu güç
içindeki ağırlığı nedeniyle, doğalgazın yeterli miktarda ve düzenli biçimde
sağlanması gerekir. Ne var ki, elektrik enerjisi üretimindeki plansız uygulama
alışkanlıkları doğalgaz alanında da kendini göstermiş ve ciddî bir doğalgaz
fazlası sorunu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Alım anlaşmalarında yapılan
revizyonlara rağmen, 2003'te 7,8; 2004'te 7,7; 2005'te 12,2; 2008'de 13,2;
2010'da 17,1 ve 2011'de 18,3 milyar metreküp doğalgaz fazlası olacaktır.
Üstelik bu hesaplamaya esas olan BOTAŞ'ın talep öngörüleri abartılıdır.
Örneğin, 2003 - 2020 yılları arasında toplam talepte yüzde 340, konut sektöründe
yüzde 317, elektrik enerjisi sektöründe yüzde 291, sanayi sektöründe yüzde
653 oranında artış gerçekleşeceği öngörülmektedir.
Gerçek ihtiyaçların çok üzerindeki alım anlaşmalarının günümüzde henüz
"al ya da öde" gibi ciddî sorunlara yol açmamış olmasının nedenleri; bazı
ülkelerin kendi yükümlülüklerini yerine getirmekte gecikmeleri, bazı alım
anlaşmalarındaki yükümlülüklerin de görüşmelerle ötelenmiş olmasıdır.
BOTAŞ'ın Rusya'dan aldığı doğalgaza ilişkin üç ayrı anlaşmadaki fiyatlar
birbirinden farklıdır. Turusgaz I ve II anlaşmaları, aynı hattı kullanan
Gazexport anlaşmasından 11-13,5 dolar/1 000 metreküp kadar pahalı imzalanmış,
bu durum 2002 sonuna kadar ülkemiz aleyhine yaklaşık 240 000 000 dolar
fark yaratmıştır.
TETAŞ tarafından üstlenilen alım garantili sözleşmelerdeki aşırı yüksek
enerji fiyatlarını dengelemek amacıyla, en fazla 5 yıl süreyle, kamu elindeki
santrallarda (EÜAŞ) üretilen ucuz elektrik TETAŞ'a tahsis edilmiştir. Ne
var ki ekonomik gerçeklerden kopuk biçimde yüksek düzeylerde bulunan enerji
fiyatları, bütün arz fazlasına karşın piyasayı yeni üreticiler için çekici
hale getirmektedir. Serbest tüketicilere piyasa fiyatının biraz altından
enerji satabilmeyi amaçlayan bu yeni üreticilere ruhsat verildiğinde, TETAŞ
kaynaklı enerjiye talep daha da azalacak; bu durumda alım garantisi olmayan
EÜAŞ üretimi kısılacak ve dolayısıyla TETAŞ'ın şimdiki paçal fiyat yapısı
da bozularak enerji fiyatları daha da yükselecektir. Bu kısır döngü, elektrik
enerjisi arz ve talebinin gerçekten dengeleneceği 2008-2010 yılına kadar
sürecektir.
YİD, Yİ ve İHD projelerinde kamu yararını gözetmeyen, hatalı ve usulsüz
çok sayıda işlem ve uygulama belirlenmiştir. Bunlar;
Yap-işlet-devret projeleri yapılabilirlik raporlarına özen gösterilmemiştir.
Bunlar yönetmeliğe aykırı, yüzeysel biçimde hazırlanmış, bazı projelerin
yapılabilirlik raporu ise hiç alınmamıştır. Mevcut yapılabilirlik raporları
yönetmelikteki standartlara uymamakta, projeyi değerlendirmek için gerekli
bilgileri içermemektedir. Bakanlık, verilmeyen raporları şirketlerden istemediği
gibi, eksik bilgi içeren raporları da kontrol etmemiştir. Görevlendirme
kararları yapılabilirlik raporlarına dayanmamıştır.
Yapılabilirlik raporları hazırlanırken gerçek bir finansman planı hazırlanmamış;
finans kuruluşlarının niyet mektuplarıyla yetinilmiştir. Teklif edilen
kredi faiz oranları ve masrafların gerçekliği tartışmalıdır. Hazine kayıtlarına
göre bazı projelerde gerçekleşen faiz oranları yapılabilirlik raporlarında
belirtilenden daha düşüktür.
Enerji birim fiyatının ana öğelerinden birini oluşturan yatırım tutarları
konusunda, hemen bütün uygulamalarda şirketlerin bildirimlerine itibar
edilmiş, bunların doğruluğu araştırılmamıştır. Bakanlık, kendi yaptığı
çalışmalardaki birim yatırım maliyeti ile şirketlerin sunduğu maliyeti
karşılaştırıp aradaki farkı bile belirlememiştir. Bazı projelerde yatırım
tutarları şirketler tarafından hiç bildirilmemiş; buna rağmen, nasıl saptandığı
belirsiz enerji fiyat teklifleri Bakanlıkça kabul edilerek sözleşmeler
imzalanmıştır.
Gerçek miktarının üzerinde bildirilen yatırım tutarları, elektrik tarifelerinin
yüksek olmasının en önemli nedenini oluşturmuştur.
Evvelce gerçekleştirilmiş benzer uygulamaların, maliyet fiyatlarından;
bazı santralların inşaat, elektrik, makine, proje ve mühendislik belgelerinden
yararlanarak, fiilî ölçümlerle yaptırılan hesaplamalardan, Hazine Müsteşarlığından
alınan kredi ve teşvik bilgilerinden, yine Hazine Müsteşarlığınca teşvik
belgeleri kapatılmış projelerdeki ekspertiz raporlarından elde edilen sonuçlar;
hemen bütün projelerde yatırım tutarlarının şirketler tarafından gerçeğin
çok üzerinde bildirildiğini ortaya koymuştur.
Bildirilen yatırım tutarları içinde, maliyete eklenmemesi gereken öğeler
yer almıştır. Teşvik uygulamalarından ve yatırım indiriminden yararlandığı
için vergi ödemesi söz konusu olmayan şirketlerin maliyet hesaplarında
vergi kalemlerinin yer aldığı; "etüt-proje harcamaları", "diğer harcamalar"
gibi başlıklar altına ilgisiz harcamaların konulduğu, grup şirketlerine
nedeni bilinemeyen büyük tutarlı kaynaklar aktarıldığı görülmüştür. 552
000 000 dolar yatırım tutarlı bir projede 160 000 000 dolar etüt-proje
harcaması bildirilmiştir. Proje tutarının yüzde 80'ini global olarak "diğer
harcamalar" kalemi içinde gösteren örnekler vardır.
Teşvik belgelerinin Hazine Müsteşarlığınca yönetime uygun biçimde ve
süresi içinde kapatılmadığı, buna bağlı olarak yatırım maliyetlerinin gerçekliğinin
bu aşamada da denetlenmediği görülmüştür.
Özkaynağın ve projenin iç kârlılık oranları konusunda da şirket bildirimleriyle
yetinilmiş, bu bildirimler Bakanlıkça kontrol edilmemiştir. İç kârlılık
oranlarının şirketler tarafından düşük gösterildiği, yapılan hesaplamalardan
anlaşılmaktadır.
Doğalgaz santrallarında BOTAS'ın zamanında gaz sağlama yükümlülüğünü
yerine getirememesinden dolayı Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) kaynaklarından
4 santrala toplam 125 897 420 dolar ödeme yapılmak zorunda kalınmıştır,
denilmektedir. Söz konusu ödemenin, BOTAŞ'ın hukuken ödeme yapamayacağının
anlaşılması üzerine, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 21.6.2000 tarih
ve 12228 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile Elektrik Enerjisi
Fonu Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin (b) bendi 23.8.2000 tarihinde yapılan
değişiklikle sel, yangın, deprem, sıcak savaş halleri gibi mücbir sebep
halleri arasında "ikincil yakıtla çalışabilen doğalgaz santrallarının,
ikincil yakıta geçmeleri için Bakanlıkça talimat verilmesi" hususu ilave
edilerek yapılmış olması dikkate alındığında, hukuken imkân olmadığı ve
mücbir sebep hali de söz konusu olmadığı halde, ikincil yakıta geçme talimatını
vermesi nedeniyle Cumhur Ersümer görevini kötüye kullanmış olmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere; "Ek mektup" imzalanırken, dayanağı olan
1996 yılında imzalanan anlaşmanın hilafına, eski anlaşma tarih-sayısını
taşımakla birlikte, önceki anlaşmadaki formülü değiştirme fiili nedeniyle
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkında devlet
alım-satımına fesat karıştırma suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanununun 205
inci maddesinden; ayrıca, bakanlıklarında uygulanan enerji politikalarının;
gerek Devlet Denetleme Kurulu gerekse Hazine Müsteşarlığı raporlarında
açıklanan yanlışlık ve usulsüzlüklerin ve yol açtığı kamu zararının ortaya
konulması ve bu konuların soruşturulması için Başbakanlıktan talepte bulunulması
nedeniyle; dönemin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanları olan M. Cumhur Ersümer
ve Türkiye aleyhine olduğu bilinerek yapılan fiyat indirimi nedeniyle Zeki
Çakan haklarında, görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri gibi, ilgili
kurum ve kuruluşların uyarılarını da dikkate almayarak kamuyu zarara uğratmaları
fiilinden Türk Ceza Kanununun görevi ihmal ile görevi kötüye kullanma suçlarını
düzenleyen 230/2 ve 240 ıncı maddeleri uyarınca Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün
107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif
ederiz.
İlgili bütün raporlar soruşturma komisyonu kurulduğu takdirde komisyona
sunulacaktır.
1- Hüseyin Besli (İstanbul)
2-Polat Türkmen (Zonguldak)
3- Cemal Yılmaz Demir (Samsun)
4- A. Yekta Haydaroğlu (Van)
5- Zülfükar İzol (Şanlıurfa)
6- M. Faruk Bayrak (Şanlıurfa)
7- Mehmet Daniş (Çanakkale)
8- Suat Kılıç (Samsun)
9- Şaban Dişli (Sakarya)
10- Mahfuz Güler (Bingöl)
11- Adem Baştürk (Kayseri)
12- Halil Ürün (Konya)
13- Faruk Koca (Ankara)
14- Feyzi Berdibek (Bingöl)
15- M. Kerim Yıldız (Ağrı)
16- Ahmet Yaşar (Aksaray)
17- Hüsnü Ordu (Kütahya)
18- Ali Temur (Giresun)
19- Nurettin Aktaş (Gaziantep)
20- Abdullah Çalışkan (Adana)
21- M. Mehdi Eker (Diyarbakır)
22- Ömer Çelik (Adana)
23- Murat Yıldırım (Çorum)
24- Ekrem Erdem (İstanbul)
25- Halil Kaya (Van)
26- Mehmet Özlek (Şanlıurfa)
27- Fuat Ölmeztoprak (Malatya)
28- Mevlüt Akgün (Karaman)
29- Burhan Kuzu (İstanbul)
30- Yahya Akman (Şanlıurfa)
31- Tayyar Altıkulaç (İstanbul)
32- Nazım Ekren (İstanbul) |
33- Şemsettin Murat (Elazığ)
34- Abdurrahim Aksoy (Bitlis)
35- M. Salih Erdoğan (Denizli)
36- Remziye Öztoprak (Ankara)
37- Temel Yılmaz (Gümüşhane)
38- Hasan Aydın (Giresun)
39- Hasan Murat Mercan (Eskişehir)
40- Ali Ayağ (Edirne)
41- Erdoğan Özegen (Niğde)
42- Egemen Bağış (İstanbul)
43- Sedat Kızılcıklı (Bursa)
44- Maliki Ejder Arvas (Van)
45- Mustafa Cumur (Trabzon)
46- A. Veli Seyda (Şırnak)
47- Fahri Keskin (Eskişehir)
48- Enver Yılmaz (Ordu)
49- Kemalettin Göktaş (Trabzon)
50- Soner Aksoy (Kütahya)
51- T. Ziyaeddin Akbulut (Tekirdağ)
52- A. Münir Erkal (Malatya)
53- A. Rıza Acar (Aydın)
54- M. Fehmi Uyanık (Diyarbakır)
55- Mehmet Özyol (Adıyaman)
56- A. Yüksel Kavuştu (Çorum)
57- Cahit Can (Sinop)
58- Fehmi Öztunç (Hakkâri)
59- Mehmet Sarı (Osmaniye)
60- Ahmet Koca (Afyon)
61- Vahit Kirişçi (Adana)
62- Fikret Badazlı (Antalya)
63- M. Ali Suçin (Batman)
64- Cemal Uysal (Ordu) |
CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin önergesi
de şöyle:
Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 Milletvekilinin, Bakanlığı sırasında
enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların
yapılmasına yol açtığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine
uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanı Mustafa Cumhur
Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında DSİ Genel Müdürlüğünde usulsüz
uygulamalara onay verdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230
ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski
bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100
üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu (10/9) raporunda açıklandığı üzere;
Doğalgaz anlaşmalarında:
1970'li yıllarda yaşanan petrol krizinden sonra bütün dünyada olduğu
gibi ülkemizde de alternatif enerji kaynakları arayışlarına başlanmıştır.
Ülkemizde doğalgaz ilk kez 1976 yılında TPAO'nun Trakya ve Çamurlu sahalarında
üretiminin başlamasıyla, birkaç sanayi tesisinde kullanıma sunulmuştur.
Doğalgazın değişik sektörlerde daha geniş kullanıma sunulması çalışmaları
doğrultusunda, ülkemiz rezervlerinin yetersiz kalması nedeniyle öncelikle
doğalgaz rezervlerine sahip komşu ülkelerle müzakerelere başlanmıştır.
Türkiye ile eski SSCB arasında 1984 yılında çerçeve, 1986 yılında ticarî
anlaşma imzalanmış ve bu kontrat gereğince 1987 yılı itibariyle doğalgaz
ithalatı başlamıştır.
Ülkemizde yaşanan ekonomik krizlerin sanayi sektörünü etkilemesi nedeniyle,
tüketimin bir miktar azalması söz konusu olabilirse de, doğalgaz tüketim
gerçekleşmeleri ile tahminlerdeki sapmaların, gerçekçi olmayan aşırı talep
tahminleri yapılmasından kaynaklanmıştır.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, 1990 ve 1995 yıllarında yaptığı
gaz talep ve tahmin çalışmalarında 2010 yılı için ihtiyacımızı 19 ve 31
milyar metreküp olarak tespit etmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı ise,
bu ihtiyacı, 2010 yılı için 30, 2020 yılı için ise 38 ilâ 40 milyar metreküp
olarak tespit etmiştir. BOTAŞ'ın 1995 yılı sonu itibariyle yaptığı doğalgaz
talebi tahminleri ise 2010 yılı için 17 ilâ 25, 2020 yılı için ise 38 ilâ
40 milyar metreküptür. Mavi Akım Projesinin gündeme gelmesiyle, Enerji
Bakanlığının rakamları, 2010 yılı için 55, 2020 yılı için ise 82 milyar
metreküp olarak değiştirilmiştir.
DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'in Ekim 1999'da görevden ayrılmasından önce,
DPT'nin rakamları da Enerji Bakanlığıyla uyumlu hale getirilmiştir. Oysa,
dönemin DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'in 30 Haziran 1999'da Enerji Bakanlığına
gönderdiği yazıda, özetle; "Müsteşarlığımızca yapılan çalışmada, 2005 yılı
itibariyle elektrik enerjisi sektöründe yaklaşık 15 milyar metreküp doğalgaz
ihtiyacı gözükmesine karşılık, BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılı
için aynı amaçla 30 milyar metreküp gazın tüketilmesinin planlandığı ve
buna göre gaz alım bağlantılarına gidildiği görülmektedir. Bu durumda,
2005 yılında, yine yaklaşık 15 milyar metreküp gazın ihtiyaç olmaması nedeniyle
tüketilemeyeceği ve bedelinin "take or pay" (al veya öde) şeklindeki anlaşmalar
gereğince ödenmek durumunda kalınacağı, gazın tüketilmek istenmesi halinde
de gereksiz santral yatırımlarına girileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle,
BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından ortaya konmuş olan tablonun gözden geçirilerek
ihtiyaç olmayan santral projelerinin listelerden çıkarılmasında, buradan
hareketle, yıllar itibariyle, ülkemizin doğalgaz ihtiyacının, konut ve
sanayi sektörlerinin ihtiyaçları da dikkate alınarak, gerçekçi bir şekilde
belirlenmesinde ve doğalgaz alım anlaşmaları ile iletim ve dağıtım projelerinin
buna göre planlanmasında ve yapılmasında ülkemizin menfaatının bulunduğu;
aksi takdirde, sağlıksız gözüken doğalgaz planlama çalışmalarının, gelecekte,
ekonomiye ciddî bir yük getireceği anlaşılmaktadır" denilmektedir.
DPT'nin 30 Haziran 1999 tarih ve 260/2253 sayılı yazısının 4 üncü sayfasında
yer alan açıklamaları, enerji planlaması çalışmalarının ciddiyetle yapılmadığı,
Bakanlığın listelerinde yer alan birçok projenin değerlendirmeye alınmasının
mümkün olmadığı, BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen birçok bilginin,
eski çalışmalara dayanan, geçerliliği kalmayan bilgiler olduğu, DPT elemanlarıyla
yapılan çalışmalarda aynı kuruluş elemanlarınca dile getirilen kendi bilgileriyle
çeliştiği, toplantılar sonucu gündeme getirilmeyen bazı projelerin eklendiği
ve birçok projenin tamamlanma tarihlerinin gerçekçi olmadığının müşahede
edildiği, örneğin, Mavi Akımda 2000 yılında gaz alınabileceği tahmininin
gerçekçi olmadığı, İran'dan alınan gazın Iğdır'da kurulacak 500 megavatlık
santralla eliminesi öngörüsünün mümkün olmadığı; zira, bu santralın yapımının
2004'te öngörüldüğü, Denizli doğalgaz santralının da aynı şekilde planlandığı
ve burada da 2009 yılına kadar elektrik enerjisine ihtiyaç duyulmadığı
halde planlandığı, kısacası, öngörülen elektrik tahmin tüketimleri ile
doğalgaz tahminlerinin hayalî olarak yükseltildiği belirtilmiştir.
Dünya Enerji Ajansı, Dünya Bankası ve büyük enerji şirketleri, 2000
yılı itibariyle, 2010 yılında Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını 35 milyar
metreküp civarında tahmin etmişlerdir.
Mavi Akım olarak isimlendirilen anlaşmaya göre; ülkemize 2001 yılında
2 milyar metreküple başlamak üzere, yıllar içinde giderek artan bir biçimde
2008'de 16 milyar metreküp gazın transferi amaçlanmıştır.
Türkiye'nin enerji ve buna bağlı gaz talebinin yüksek hesaplanması,
plansız olarak santral inşa taahhüdüne girilmesi, buna bağlı olarak kısıtlı
kaynakların, gereksiz ya da gereğinden fazla yatırımlara yönlendirilmesi,
devlet adına gaz temin taahhüdünde bulunulması nedenleriyle bu anlaşma
yapılırken Türkiye'nin temel stratejik çıkarlarının gözönüne alınmadığını
söylemek mümkündür.
Doğalgaz anlaşmalarıyla ilgili süreç aşağıdaki gibi gelişmiştir.
Batı Hattından Rus Doğalgazı Alınması Sürecindeki Gelişmeler:
BOTAŞ ile Gazexport arasında yapılan 14.2.1986 tarihli sözleşmeye göre,
1987 yılından beri Rusya Federasyonundan (o zamanki adıyla SSCB) doğalgaz
satın alınmaktadır. Rusya Federasyonu, doğalgazı, RAO-Gazprom adlı ana
şirkete bağlı bir ihracat şirketi olan Gazexport eliyle satmaktadır.
Anlaşmanın fiyat revizyonu maddesinde, fiyat revizyonuna ilişkin koşullar
belirlenmektedir. Bu maddede yer alan hükümler aşağıda verilmektedir: Taraflar,
Batı Avrupa Enerji Pazarında, fiyatı etkileyen, tarafların kontrolü dışında
oluşmuş bir değişiklik olduğunda ve/veya fiyat formülünden çıkan fiyat
bu gelişmeleri yansıtmıyorsa, yazılı ve nedene dayalı bildirimde bulunarak
fiyat revizyonu isteme hakkına sahiptir. Taraflar fiyat revizyonunu yaparken
Batı Avrupa'daki uzun dönemli ve büyük miktarlı anlaşma fiyatlarını dikkate
almak zorundadırlar. Ancak, doğalgaz fiyatı, her halükârda, Türkiye'de
enerji pazarında doğalgaza rakip yakıtlarla rekabet edebilir seviyede olmak
zorundadır. Taraflar, doğalgaz teslimatları başlamadan 6 ay önce ilk fiyat
revizyonunu talep edebilir. Doğalgaz teslimatının başlangıç tarihinden
itibaren her iki tarafın da ilk 10 yılda ikişer defa ve ikinci 10 yılda
ise yine ikişer defa fiyat revizyon isteme hakları olup, iki fiyat revizyonu
arasında en az üç yıllık bir süre olmak zorundadır. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça,
yukarıda belirtilen süre kısıtları dikkate alınmadan fiyat revizyonu yapılamaz.
Bu çerçevede, ilk fiyat revizyonu, BOTAŞ tarafından, gaz alım başlangıcından
önce talep edilmiş ve kontrattaki fiyat formülü hiç uygulanmadan fiyat
revize edilmiştir. 1 Haziran 1987 tarihinden itibaren geçerli olan fiyat
revizyonuyla, BOTAŞ tarafı fiyatı yaklaşık yüzde 19 oranında indirmiş bulunmaktadır.
(30 Temmuz 1987 tarihli Addendum No: 1) Bu indirim hesabı 1987-1994 yılları
arasındaki ortalama fiyatlardan yapılmıştır.
İkinci fiyat revizyonu, Rus tarafının talebi üzerine, 1.1.1994 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere yapılmıştır. Bu revizyonla, fiyat, 1.1.1994
itibariyle yaklaşık yüzde 25 oranında artırılmış olup, 1994'ten 2002 dördüncü
döneme kadarki fiyatların ortalamalarından hesaplandığında, yaklaşık yüzde
10'dur. (24.3.1994 tarihli Addendum No:2) Yine, 24.3.1994 tarihinde imzalanan
protokolle, 1994-1995 yılları için her 1 000 metreküp başına 3 dolar ilave
yapılmıştır. (24.3.1994 tarihli Protokol) 24.3.1994 tarihinde imzalanmış
olan protokolle, alım fiyatı, 54,06 Amerikan Doları/1 000 santimetreküpten,
formülde yapılan değişiklikle yüzde 25 oranında artırılarak, 67,52 Amerikan
Doları/1 000 santimetreküpe çıkarılmış, buna ilave olarak, 1992-1995 yılları
arasında (önceki döneme ilişkin sağlıklı kayıtlar bulunamamıştır) teslim
basıncından kaynaklanan 13 235 780 Amerikan Doları alacaktan vazgeçilmiştir.
Ancak, bu değişikliklerin yapılabilmesi hususunda, her iki belgeyi imzalayan
Genel Müdür Hayrettin Uzun ve Doğalgaz Daire Başkanı Gökhan Yardım'ın önceden
yetkilendirilmedikleri anlaşılmıştır.
Zira, 14.2.1986 tarihinde Sojuzgazexport'la imzalanan yılda 6 milyar
metreküp doğalgazın alımına ilişkin sözleşmenin 12 nci maddesi yedinci
bendi gereğince, sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi için BOTAŞ Yönetim
Kurulunun onayı gerektiğinden, hukukî tabiriyle "usulde ve yetkide paralellik"
ilkesi gereğince, sözleşmede yapılacak her türlü değişikliğin de hukuken
geçerlilik kazanabilmesi için, bu değişikliklerin de BOTAŞ Yönetim Kurulunun
onayına sunulması veya bu belgelerin imzalanması hususunda önceden yetki
verilmesi gerekmektedir.
BOTAŞ ve Gazexport arasında 24.3.1994 tarihinde imzalanan bu zeyilnamede,
anlaşma kapsamında, daha önce, 30.7.1987 tarihinde yapılan Zeyilname I'de
değiştirilmiş bulunan 5 inci maddenin tekrar tadili yapılmış ve sözleşmenin
fiyat formülü yeniden belirlenmek suretiyle, fiyat revizyonu gerçekleştirilmiştir.
Aynı protokolle, 1994-1995 yılları için, her 1 000 metreküp başına 3 dolar
ilave yapılmıştır.
Yukarıdaki gelişmelerden de görüleceği üzere, bu oranda artış şartlarının
oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, doğalgaz fiyatının yüzde 25 oranında
artırıldığı, buna ilave olarak, fiyata 3 dolar ilave edildiği, bunlarla
birlikte, sözleşme gereği BOTAŞ'a ödenmesi gereken 13 235 780 Amerikan
Doları alacaktan da vazgeçildiği görülmektedir. Ayrıca, 1992 yılından önceki
dönemde de, kayıtların sağlıklı tutulmamasından dolayı, kayıplar olabileceği
düşünülmektedir.
Bu tutarlara ilave olarak, Turusgazın; 7 500 000 000 metreküp/yıl doğalgaz
alımına ilişkin ilk sözleşmesi kapsamında hesaplanan ve bakiye kalan tutar
olan 1 875 816 Amerikan Doları ilave edildiğinde, Turusgaz firmasından,
2000 yıl sonu itibariyle bakiye indirim tutarları alacağımız toplam olarak
1 958 044 Amerikan Dolarına ulaşmaktadır.
Doğalgaz alım sözleşmelerinin ilgili hükümlerinden kaynaklanan teslim
basıncı ve eksik miktarlara ilişkin indirim tutarlarının, satıcılar tarafından,
öngörülen dönemlerdeki faturalarda gösterilmemiş olması, genel anlamda,
sözleşmeye aykırı bir durum teşkil etmektedir.
Yapılan ikinci fiyat revizyonunda, ülkemiz menfaatlarının korunması
yoluna gidilmediği, Rus tarafının bu revizyondan fevkalade avantajlı çıktığı
anlaşılmaktadır. Bu revizyonu imza eden BOTAŞ Genel Müdürü ve Daire Başkanının
Yönetim Kurulundan yetki almadan bu işlemi yapmış olmaları da bu revizyonun
normal bir revizyon olmadığını göstermektedir.
Üçüncü fiyat revizyonu BOTAŞ tarafından Temmuz 2000 tarihinde talep
edilmiş olup, fiyat revizyon görüşmeleri 2002 yılı ağustos ayına kadar
devam etmiş ve fiyat indirimini de içeren bir paket halinde fiyat revizyon
görüşmeleri 26 Ağustos 2002 tarihinde imzalanan protokolle nihaî hale getirilmiştir.
Bu protokol doğrultusunda anlaşmaya yönelik yapılan zeyilnameler 23 ve
24 Eylül 2002 tarihlerinde imzalanmıştır.
Doğalgaz alım-satım sözleşmelerinde fiyat revizyonlarının hangi şartlarda
ve nasıl yapılacağı açıkça belirlenmiştir. Bu şartlar gerçekleştiğinde
tarafların, her 10 yılda 3'er yıldan az olmamak kaydıyla ikişer defa fiyat
revizyonu isteme hakkına sahip olacakları, fiyat revizyon görüşmelerinin
2-3 yıl gibi çok uzun sürelerde tamamlanabildiği, bu yüzden istenilen fiyat
indirimi veya artışlarının, tarafların birbirlerine fiyat revizyonu isteklerini
yazılı bildirdikleri tarihten itibaren geçerli olduğu, bunun da geçmişte
örneklerinin bulunduğu ve Türkiye'nin gaz anlaşmalarının yürürlüğe girdiği
1987 yılından bu yana fiyat revizyon isteklerinin üretici ülkeye bildirildiği
tarihten itibaren fiyat indirimi ve/veya artışı olarak yürürlüğe konulduğu
bilinmektedir.
Ağustos 2002 tarihinde Rusya ile yapılan fiyat revizyonunda ise; Temmuz
2000 tarihinde BOTAŞ'ın, hem Gazexport hem Turusgaz için fiyat indirimi
isteğini yazılı bildirdiği halde, BOTAŞ Yönetiminin bu durumu dikkate almadan,
fiyat indirimini anlaştıkları tarih olan Eylül 2002'den başlattığı, Temmuz
2000-Eylül 2002 tarihleri arasında Rusya Federasyonundan 2 yıl 2 aylık
toplu olarak alınması gereken yaklaşık 166 000 000 dolardan vazgeçildiği,
fiyat indirimlerinin seçimlere yetiştirilmesi kaygısıyla düşük oranda tutulduğu,
indirim oranının ortalama yüzde yüzde 6 olduğu, 1994 yılında Ruslara yüzde
25 fiyat artışı verildiği ve toplu para ödendiği, karşılıklılık ilkesine
göre, en aşağı yüzde 12-15 indirim alınmasının gerektiği, fiyat revizyonlarının
bir sonraki fiyat görüşmelerine kadar sürdüğü ve bu sürenin minimum 3 yıl
olduğu sözleşmede yer almasına karşın, yapılan fiyat revizyonunun Eylül
2002-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli kılındığı; yani, 2 yıl 4 ay gibi,
kontrata uymayan bir süreyle sınırlandırıldığı; bundan da öte, yapılan
fiyat revizyonuyla, 1.1.2005 tarihinde, hiçbir görüşme ve müzakere yapmadan
Ruslara otomatik yüzde 6 gibi bir fiyat artışı verilerek bir sonraki fiyat
pazarlığının bu fiyat üzerinden yapılmasına imkân sağlandığı, kontrattaki
54 barlık basıncın 51 bara indirildiği; bu nedenle, BOTAŞ'ın işletme masraflarının
artacağı, BOTAŞ'ın da bu artışı nihaî tüketiciye yansıtacağı, BOTAŞ asgarî
alım taahhüdü kadar doğalgazı ancak alabilirken, bütün rakamları, daha
yüksek olan kontrat miktarından hesaplayarak elde edilecek kazançların
yüksek gösterildiği; buna ilave olarak, 10 yılda iki fiyat revizyon hakkının
da tek fiyat revizyonu kullanımına indirildiği anlaşılmıştır.
Mavi Akım Hattı:
15 Aralık 1997 tarihinde Başbakan Mesut Yılmaz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Cumhur Ersümer, Rusya Federasyonu Başkanı V. Çernomirdin ve Rusya
Federasyonu Enerji ve Yakıt Bakanı S. Kiriyenko arasında, Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Rusya Federasyonu Arasında Rus Doğalgazının Karadeniz Altından
Türkiye Cumhuriyetine Sevkıyatına İlişkin Anlaşma imzalanmıştır.
Anlaşmaya göre: "Söz konusu doğalgaz boru hattı, Rusya Federasyonunun
topraklarında ve Karadeniz'in altında RAO Gazprom tarafından; Türkiye Cumhuriyetinin
topraklarında ise, RAO Gazpromun ana inşaat şirketi ile Türk şirketlerinin
oluşturacağı bir konsorsiyum tarafından inşa edilecektir."
Rus şirketi Stroytransgaz, BOTAŞ'a, 18 Aralık 1997 tarihli bir mektup
yazarak, Turan Hazinedaroğlu İnşaat ve Ticaret AŞ ve Öztaş İnşaat ve Ticaret
AŞ firmalarıyla bir konsorsiyum (OHS Konsorsiyumu) kurduğunu bildirmiştir.
2 Aralık 1997 tarihinde -Rusya Federasyonu ile henüz anlaşma imzalanmadan
önce- kurulan bu konsorsiyumun lideri Stroytransgazdır. Henüz sözleşme
yapılmamış olduğundan, 29 Ağustos 1997 tarihli anlaşmada, inşaatın kimler
tarafından yapılacağı hususu kararlaştırılmamıştır. Esasen, iki ülke Enerji
Bakanlıkları arasında imza edilmesi gereken ve Mavi Akım Anlaşması gibi
çok boyutlu ve çok önemli bir anlaşmanın devletin üst kademelerinin bilgisi
dışında ve onayı olmadan, kamuoyunda tartışmaya açılmadan, RAO-Gazprom
Yönetim Kurulu Başkanı ile TC Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer
tarafından imza edilmiştir.
Mavi Akım fiyat formülüyle ilgili gelişmeler:
29 Ağustos 1997 tarihinde Rus Doğalgazının Karadeniz'den Türkiye'ye
Teslimatına İlişkin İşbirliği Anlaşması, dönemin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Cumhur Ersümer ile Gazprom yetkilileri arasında imzalanmıştır. İşbirliği
Anlaşmasında "taraflar, doğalgaz fiyatının Samsun teslimi olarak 10 Aralık
1996 tarihinde Gazexport ile Turusgazın müstakbel ortakları arasında imzalanan
kontrattaki fiyat ve fiyat formülünden daha yüksek olmayacağına karar vermişlerdir"
hükmü bulunmaktadır.
Bu doğrultuda, 24 Eylül 1997 ve ayrıca 3 Ekim 1997 tarihlerinde BOTAŞ
ve Gazexport, Mavi Akım Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasının fiyat maddesini,
10 Aralık 1996 tarihli Gazexport ile Turusgazın müstakbel ortakları arasındaki
Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasında fiyat maddesinde yer alan fiyat formülü
doğrultusunda belirleyerek paraflamışlardır. Burada yer alan fiyat formülünde
yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, F01 olarak yer almaktadır. Fiyat
maddesinin tanımlar kısmında yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, F00
olarak ve sabit bir katsayı olarak tanımlanmaktadır. (24 Eylül 1997 tarihli
paraflı metin, 3 Ekim 1997 tarihli paraflı metin)
15 Aralık 1997 tarihinde Rus Doğalgazının Karadeniz Altından Türkiye
Cumhuriyetine Sevkıyatına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma imzalanmıştır.
Hükümetlerarası Anlaşmanın 2 nci maddesi kapsamında "Rusya Federasyonundan
Türkiye'ye Karadeniz altından döşenecek boru hattı ile ilave 16 milyar
metreküp doğalgaz teslimatının teknik, ticarî, idarî ve uygulama koşulları,
işbu hükümetlerarası anlaşma ve 29 Ağustos 1997 tarihli Rus Doğalgazının
Karadeniz'den Türkiye'ye Teslimatına İlişkin İşbirliği Anlaşması çerçevesinde
BOTAŞ ve VEP, Gazexport-RAO Gazprom arasında imzalanan alım satım kontratı
ile belirlenecektir" hükmü bulunmaktadır.
Hükümetlerarası Anlaşmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
1 Nisan 1998 tarihli ve 4357 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş
ve 30 Nisan 1998 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından 12 Mayıs 1998 tarihli
Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
15 Aralık 1997 tarihinde Mavi Akım Doğalgaz Alım Satım Anlaşması imzalanmıştır.
Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasının fiyat maddesi içinde yer alan fiyat formülü,
29 Ağustos 1997 tarihli İşbirliği Anlaşması ve 15 Aralık 1997 tarihli Hükümetlerarası
Anlaşma doğrultusunda belirlenmiştir. Bu anlaşmadaki fiyat formülünde yüzde
3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, FO1 olarak yer almaktadır. Fiyat maddesinin
tanımlar kısmında yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri F00 olarak ve
sabit bir katsayı olarak tanımlanmaktadır.
Gazexport ile BOTAŞ arasında 15 Aralık 1997 tarihinde imzalanan Doğalgaz
Alım Satım Anlaşması kapsamında 2003 yılı şubat ayında gaz alımı başlamıştır.
Anlaşma çerçevesinde ilk fatura BOTAŞ'a geldiğinde, anlaşmada yer alan
formül fiyatı ile Gazexport ve Snam Trading B.V. tarafından gönderilen
fatura fiyatları arasında farklılık olduğu tespit edilmiştir. BOTAŞ tarafından
faturalara itiraz edilerek, ödemeler Gaz Alım Satım Anlaşmasında yazan
mevcut formül fiyatı üzerinden yapılmıştır. Öte yandan, söz konusu anlaşmanın
başlangıç döneminde, alıcı tarafına verilmiş olan gaz alımı konusundaki
esneklik dikkate alınarak, 12 Mart 2003 tarihinde gaz alımı durdurulmuştur.
Halihazırda gaz alımı yapılmamaktadır.
29 Ağustos 1997 tarihinde imzalanan anlaşma, iki ülke arasında yapılan
sözleşme niteliğinde olmayıp, bir şirketin yönetim kurulu başkanı ile bir
ülkenin bakanı arasında imzalanan mutabakat zaptı nitelikli, ileriye yönelik
kesin olmayan taahhütler içeren bir metindir. Ülkemiz üst düzey yöneticileri
ile diğer ülkelerin üst düzey yöneticileri arasında buna benzer birçok
anlaşma imzalanmıştır. Sözleşme niteliğinde olmayan bir metinle, sözleşmenin
ana unsurları sayılabilecek alım miktarı ve teslimat süreleri, doğalgazın
fiyatı, hatta hangi tarihte sözleşme imzalanacağı hususlarına yer verilmiştir.
Bu anlaşmada, Mavi Akım Projesi kapsamında alınacak gazın fiyat formülünün;
10 Aralık 1996 tarihinde, Turusgazın müstakbel ortakları olarak Botaş ve
Gama Gazprom Ve Gazexport arasında imzalanan anlaşmadaki fiyat formülüne
göre belirleneceği ve fiyatın her halükârda bu fiyatı geçmeyeceği belirlenmiştir.
18 Şubat 1998 tarihinde hazırlanıp 10 Aralık 1996 tarihi konulan ve
Turusgazın yüzde 35 hissesine sahip (altın hisse) BOTAŞ (Türkiye) yetkililerinin
imzası bulunmayan sahte bir belgeyle, Gazexport ile Turusgaz arasındaki
formülün Gazexport lehine yeniden düzenlendiği, buna bağlı olarak Turusgaz
ile BOTAŞ arasındaki Doğalgaz Alım-Satım Anlaşmasında yer alması gereken
formülün de 18 Şubat 1998 tarihli Side Letter'da değiştirilen haliyle yer
aldığı; ancak, Side Letter metninde formülün değiştirildiğine veya yeniden
düzenlendiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmıştır.
10 Aralık 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayla Turusgazın müstakbel ortaklarıyla
Gazexport arasında kararlaştırılan fiyat formülünün Mavi Akım kanalıyla
alınacak doğalgaz için de uygulanacağı bilinmesine rağmen, doğalgaz transferi
başlayıp ilk fatura düzenlenene kadar Rusya tarafından herhangi bir itiraz
ya da formülde revizyon iddiası gündeme gelmemiştir.
Mavi Akım Anlaşmasının 4 üncü maddesine baktığımızda "Rusya Federasyonundan
Türkiye Cumhuriyetine sevk edilen doğalgaz, tarafların karşılıklı mutabakatı
olmaksızın üçüncü ülkelere ihraç edilemeyecektir" hükmü yer almaktadır.
Rusya, Türkmenistan'dan doğalgazı alacak, istediği miktarda Türkiye'ye
verebilecek, bu anlaşma gereği, Türkiye bu gazı Rusya'nın oluru ve onayı
olmadan bir başka ülkeye pazarlayamayacaktır.
Mavi Akım Projesi, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Rusya Federasyonunun,
kaybedilenlerin kazanılması doğrultusundaki devlet politikası gereği ve
bu politikanın bir parçası olarak yürürlüğe konulmuş projedir kanaatine
varılmıştır.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü uygulamaları:
Komisyonca yapılan incelemede, bazı baraj inşaatlarında yüzde 400-696'lara
varan keşif artışlarının olduğu, istisnasız bütün işlerde yüksek oranlarda
keşif artışı olduğu, DSİ Genel Müdürlüğünün açıklama notunda "bazı projelere
2002 yılında keşfi dolmadan ilave keşif artışı verilmesinin sebeplerinin
politik olduğu düşünülmektedir" belirtildiği, dikkat çeken başka bir hususun
ise yüzde 30 üzeri keşif artışlarının temel, tünel ve mücbir sebeple verilmesi
gerekirken, Proje ve İnşaat Dairesi Başkanlığında 57 işte, İçme Suyu ve
Kanalizasyon Dairesi Başkanlığında 20 işte, Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığında
56 işte yüksek oranlarda keşif artışı olduğu, keşif artışlarının bu kadar
yüksek çıkmasının tek açıklamasının işlerin projelerinin sağlıksız olduğu
ve keşif artışı uygulamasının suiistimaliyle açıklanabileceği, yapılan
bu uygulamayla bazı müteahhit firmalara ihalesiz olarak yüksek miktarlarda
ilave iş verilmiş olduğu, yapılan bu uygulamanın haklı olarak bazı firmaların
kayırıldığı, bürokratların ve siyasîlerin bu uygulamadan çıkar sağladığı
yönündeki iddiaları gündeme getirdiği, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Hilmi Güler'in Komisyonumuza verdiği "son dönemde verilen keşif artışlarının
birkaç milyar dolar olduğu" beyanının olduğu, Komisyonumuza haricen intikal
eden bilgiler incelendiğinde, dış kredili ve protokollü işler hariç, 1990
yılında 2, 1991 yılında 2, 1992 yılında 6, 1993 yılında 1, 1994 yılında
3, 1995 yılında 1, 1996 yılında 4, 1997 yılında 6, 1998 yılında 16, 1999
yılında 13, 2000 yılında 15, 2001 yılında 11, 2002 yılında 25 adet keşif
artışı yapıldığı, son beş yıldaki keşif artışlarının dolar cinsinden değerinin,
sırasıyla, 1998 yılında 277 884 786, 1999 yılında 105 333 248, 2000 yılında
659 419 557, 2001 yılında 157 170 808, 2002 yılında 1 117 440 514 Amerikan
Doları olduğu, yine, Komisyonumuza intikal eden bilgilerden, keşif artışlarının
kaynakları olarak; keşif artışının projeye faydası ve rantabilitesi olmadığı,
keşif artış taleplerinin teknik zorunluluklardan kaynaklanmadığı, yeni
fiyat uygulamalarının gerçeği yansıtmadığı, iş programında kasıtlı olarak
hata yapıldığı, bu hataların keşif artışına neden olduğu, işin sözleşmesinde
olmayan işlerin kapsama alındığı, planlama ve kati proje aşamasında hata
olduğu hususlarının gösterildiği, yapılan işlemlerin kasıtlı olduğunun
en büyük göstergesinin yüzde 30 üstü keşif artışlarının keşif dolduktan
sonra verilmesi gerekirken, çoğu işte işe başlandıktan hemen sonra veya
yüzde 100 keşifleri dolmadan keşif artışı yapıldığı, eğer bu keşif artışları
kapsamındaki işler ihaleli olarak yapılmış olsaydı, ihaleli işlerin indirim
oranlarının yüzde 40-50 civarında olduğu göz önüne alındığında, devletin
en az 2 milyar dolar kazancının olacağı, örneğin, programda olmamasına
rağmen 1998 yılında acilen programa alınan Kiğı Barajı 20 trilyon keşifle
2886 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre ihale edildiği, ihaleyi yüzde
15 tenzilatla Özaltın Firmasının aldığı, yüzde 100 keşif dahilindeki işler
tamamlanmadan yüzde 373,15 keşif artışı verildiği, yani müteahhit firmaya
60,331 trilyonluk işin ihalesiz olarak noter masrafı bile yapılmadan verildiği,
bu işin bugünkü fiyatlarla değerinin yaklaşık 550 trilyon olduğu, ilanlı
işlerde yüzde 40 civarında ortalama tenzilat gözönüne alındığında, devletin
kaybının 550x(40-15) = 1 400 trilyon olduğu, başka bir örneğin ise Atasu
Barajı olduğu, benzer büyüklükte bir iş deneyimi olmamasına rağmen işin
Cengiz İnşaata devredildiği, devredildikten sonra yüzde 394,3 keşif artışı
yapıldığı, (30,625-7,5)X6,76= 1,60 trilyonluk düşük tenzilatlı işin adı
geçen firmaya keşif artışıyla verildiği, benzer şekilde Çine Barajında
yüzde 400 keşif artışı ile yaklaşık 400 trilyonluk işin ihalesiz verildiği,
2886 sayılı Kanunda yüzde 30'dan sonraki keşif artışlarına olur verilmesindeki
ana gerekçenin ülke ekonomisine katkı yapacak acilen bitirilmesine ihtiyaç
duyulan projelerin yeniden ihale edilmesindeki zaman kayıplarını önlemek
olduğu halde, yirmiiki yıldır bitirilemeyen işler olduğu gözönüne alındığında
keşif artışlarının amacına uygun olmadığının açık olduğu, mevcut bütçe
ödenekleriyle işlerin zamanında bitirilmesinin söz konusu olmadığı, işlerin
acilen bitirilmesine yönelik gerekçeler bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, 2886 sayılı Kanuna aykırı olarak yapılan bu uygulamalarda
sorumluluğu bulunan ilgili bakanların ve bürokratların sorumluluğunun soruşturma
komisyonunca belirlenmesi gerekmektedir.
DSİ Genel Müdürlüğü uygulamalarıyla ilgili olarak Komisyonumuza intikal
eden diğer bir konu, hükümetlerarası ikili işbirliği çerçevesinde kredili
olarak yapımı ele alınan baraj ve HES projeleridir. Bu kapsamda 29 adet
baraj ve HES'in ihale yapılmaksızın firmalara verildiği, firmaların kendi
buldukları yabancı ortak ve kredi kuruluşlarıyla, baraj ve HES projelerinin
yüklenicisi oldukları, firmaların ön yeterliğe, benzer iş deneyimine ve
benzeri hususlarda denetime tabi tutulmadığı, baraj deneyimi olmayan Cengiz
İnşaatın 3 adet proje aldığı, işlerin Bakanlar Kurulu Kararnamesine istinaden
yapıldığı, kredilerinin Hazine garantili olduğu, Hazine garantisi alındıktan
sonra müteahhit firma ve ortaklarıyla pazarlık yapılarak birim fiyatların
tespit edildiği, pazarlık usulüyle tespit edilen fiyatlar mukayese edildiğinde,
fiyatların DSİ fiyatlarının 2-3 katı olduğunun görüleceği, bazı işlere
başlanıldığı, bazılarına ise başlanılmadığı, ihale usulüyle yapılsaydı
işlerin yarı fiyatına yapılabileceği, benzer uygulamanın sulama işlerinde
de yapıldığı, Boziki ve Bozova Sulamalarının bunlara örnek olduğu, sulama
işlerinde hektar maliyeti DSİ fiyatlarıyla 4 000 dolarken, bu işlerde 10
000 dolar olduğu, ikili anlaşma adı altında yapılan bu işlerin durdurulması
ve iptal edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Komisyonumuza intikal eden başka bir DSİ uygulaması Aydın-Çine Barajı
inşaatıdır. İddialar arasında, işin ilk ihalesinin yüzde 51 tenzilatla
Yüksel İnşaatta kalmasına rağmen, ihalenin iptal edildiği, davet usulüyle
yapılan ikinci ihalede işin çok düşük tenzilatla Özkar firmasına verildiği,
bu işte sözleşme ve şartnameye aykırı olarak yüksek keşif bedeli belirlendiği,
mevcut devlet yolu değiştirilerek otoyol maliyetlerine yakın fiyatla yol
yapım parası ödendiği, tünel inşaatında önce tünel yapılacak yerin komple
kazıldığı, tünel yapıldıktan sonra üzerinin tekrar doldurulduğu, bu suretle
gereksiz keşif artışı ve fazla ödeme yapıldığı, kaya dolgunun beton dolguya
dönüştürülerek enjeksiyonlarla yüksek bedel ödendiği, özellikle yap-işlet-devret
modeliyle yapılan baraj sahalarındaki kamulaştırılma işlemlerinde hak sahiplerinin
mağdur edildiği, bu hususta DSİ Genel Müdürlüğünce gerekli önlemlerin alınmadığı
anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan tüm olaylar değerlendirildiğinde, ülkemizin enerji
politikaları konusunda yapılan doğalgaz anlaşmaları, doğalgaz santral işletme
koşulları DSİ Genel Müdürlüğü uygulamalarında dönemin Bakanlarının sorumluluğu
ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak:
1998 yılında imzalanan "Side Letter"da; doğalgaz alım sözleşmelerinin
fiyat formülünün değiştirilmesi nedeniyle, Mayıs 2003 sonu itibariyle,
yaklaşık 388 000 000 USD fazla ödenmesine sebebiyet verilmiş, anlaşmada
2 milyar metreküp olan alım taahhüdü 8 milyar metreküpe çıkarılmış, tarafların
inisiyatifinde bulunan ve bir yıl olan alım taahhüdü "gayri kabili rücu"
olarak yirmiüç yıla uzatılmıştır. Bu "Side Letter"da Enerji ve Tabiî Kaynaklar
eski Bakanı Cumhur Ersümer'in "şahit" olarak imzası bulunmaktadır.
Ancak, bu "Side Letter" imzalanırken, dayanak olan 1996 yılında imzalanan
anlaşmanın hilafına olarak, eski anlaşma tarih ve sayısını taşıyan ve önceki
anlaşmadaki formülü değiştirerek (Side Letter'daki formülü havi) yeni bir
metin imzalanmıştır. Yapılan bu işlemler ve mevcut bilgiler kapsamında
olaylar değerlendirildiğinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M.
Cumhur Ersümer hakkında TCK'nın 205 inci maddesi, Anayasanın 100 üncü,
İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılması kanaati
oluşmaktadır.
Ayrıca, doğalgaz alım anlaşmalarında;
- Alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" (take or pay) yönteminin
uygulanması,
- Bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülünün, daha sonra usulsüz
olarak Türkiye aleyhine değiştirilmesi,
- Mavi Akım hattının ihalesiz olarak OHS Konsorsiyumuna verilmesi,
- Benzer işlere göre, yaklaşık 75 000 000 dolar daha pahalı yaptırılmasına
sebebiyet verilmesi,
Doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilememesi halinde yüksek ceza ödenmesi
öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde, bu cezaların
Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılması,
- Doğalgaz sözleşmeleri kapsamında, batı hattından alınan doğalgazla
ilgili olarak, yapılan ikinci fiyat revizyonu sonucu Türkiye aleyhine,
önce yüzde 25, daha sonra da 3 USD/1 000 metreküp fiyat artışına neden
olunmuştur. Ayrıca, Rusya tarafının yükümlülüklerini yerine getirmemesi
sonucu doğan yaklaşık 13 500 000 USD alacağımızdan vazgeçilerek ülkemiz
menfaatleri korunmamıştır. Bu durumda Rusya tarafının bu revizyondan fevkalade
avantajlı çıktığı, bu revizyonu imzalayan dönemin Genel Müdürünün ve Doğalgaz
Daire Başkanının sözleşmede öngörülmüş olan BOTAŞ Yönetim Kurulundan yetki
alma şartına uymadan bu işlemleri yapmış olduklarının anlaşıldığı ve bu
konuların halihazırda Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu tespit edilmiştir.
Enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların
yapılmasına yol açan dönemin bakanı Cumhur Ersümer hakkında TCK 205 inci
maddesi uyarınca ve ayrıca yine yukarıda belirtilen DSİ Genel Müdürlüğü
uygulamalarına onay veren Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Cumhur
Ersümer ve Zeki Çakan hakkında Türk Ceza Kanununun 230 uncu ve 366 ncı
maddelerine uyan fiilleri nedeniyle Anayasanın 100 üncü İçtüzüğün 107 nci
maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.
1 - Haluk Koç - Samsun
2- Ali Topuz - İstanbul
3- K. Kemal Anadol - İzmir
4- Kemal Kılıçdaroğlu - İstanbul
5- Ahmet Güryüz Ketenci - İstanbul
6- Mahmut Yıldız - Şanlıurfa
7- Yüksel Çorbacıoğlu - Artvin
8- Şevket Gürsoy - Adıyaman
9- Mustafa Sayar - Amasya
10- Oya Araslı - Ankara
11- Ayşe Gülsüm Bilgehan - Ankara
12- Eşref Erdem - Ankara
13- Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu - Ankara
14- Feridun Ayvazoğlu - Çorum
15- Osman Özcan - Antalya
16- Yaşar Tüzün - Bilecik.
17- Züheyir Amber - Hatay
18- Abdülaziz Yazar - Hatay
19- Mevlüt Coşkuner - Isparta
20- Şükrü Mustafa Elekdağ - İstanbul
21- Ali Rıza Gülçiçek - İstanbul
22- Onur Öymen - İstanbul
23- Mehmet Sevigen - İstanbul
24- Bülent Tanla - İstanbul
25- Bülent Baratalı - İzmir
26- Türkân Miçooğulları - İzmir
27- Muharrem Toprak - İzmir
28- Halil Tiryaki - Kırıkkale |
29- Salih Gün - Kocaeli
30- Mehmet Sefa Sirmen - Kocaeli
31- Ersoy Bulut - Mersin
32- Vahit Çekmez - Mersin
33- Ali Oksal - Mersin
34- Şefik Zengin - Mersin
35- Mehmet Şerif Ertuğrul - Muş
36- Necati Uzdil - Osmaniye
37- Atilla Başoğlu - Adana
38- N. Gaye Erbatur - Adana
39- A. İsmet Çanakçı - Ankara
40- Özlem Çerçioğlu - Aydın
41- Mehmet Mesut Özakcan - Aydın
42- Osman Kaptan - Antalya
43- Mehmet Semerci - Aydın
44- Ramazan Kerim Özkan - Burdur
45- Kemal Demirel - Bursa
46- Ali Dinçer - Bursa
47- Ahmet Küçük - Çanakkale
48- V. Haşim Oral - Denizli
49- Mesut Değer - Diyarbakır
50- Necdet Budak - Edirne
51- Ahmet Yılmazkaya - Gaziantep
52- İnal Batu - Hatay
53- Memduh Hacıoğlu - İstanbul
54- Birgen Keleş - İstanbul
55- Zeynep Damla Gürel - İstanbul
56- Vezir Akdemir - İzmir |
|