Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
TBMM KARARI
ÖNERGE GÖRÜŞMELERİ (1)
ÖNERGE GÖRÜŞMELERİ (2)
RAPOR GÖRÜŞMELERİ (1)
RAPOR GÖRÜŞMELERİ (2)
YÜCE DİVAN'A SEVKEDİLENLER
YÜCE DİVAN

YÜCE DİVAN'A SEVKEDİLENLER...
Ersümer ve Çakan hakkındaki önerge metinleri...
18 Kasım 2003 - 4 Aralık 2003
 
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ile Zeki Çakan'ın Yüce Divan'a sevk kararı...
 

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler, 13 Kasım 2003'de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekili , 3 Aralık 2003'de de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekili tarafından TBMM Başkanlığına verildi.

AKP milletvekillerinin önergesi 18 Kasım 2003'de, CHP milletvekillerinin önergesi ise 4 Aralık 2003'de TBMM Genel Kurulu'nda okundu. Önergeler, TBMM Genel Kurulu'nun 9 Aralık 2003 tarihli 25. Birleşiminde birleştirilerek görüşüldü. 11 ret oyuna karşılık 418 oy ile Soruşturma Komisyonu Kuruldu. 10 Şubat 2004'de çalışmalarına başlayan Meclis Soruşturması Komisyonu, raporunu 25 Haziran 2004'de TBMM Başkanlığı'na sundu. Raporda, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Cumhur Ersümer'in, "doğalgaz alım anlaşmalarında devlet alım satımına fesat karıştırdığı, yanlış ve usulsüz enerji politikaları ile kamuyu zarara uğrattığı ve DSİ'deki usulsüz uygulamalara onay verdiği" gerekçesiyle oybirliğiyle Yüce Divan'a sevki istendi. Komisyon, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Zeki Çakan'ın da "DSİ'deki usulsüz uygulamalara onay verme, bakanlığı sırasında yanlış ve usulsüz enerji politikaları ile kamuyu zarara uğratma" suçunu işlediği gerekçesiyle oy çokluğuyla  (5 çekimsere karşı 7 oy) Yüce Divan'a sevkedilmesi yönünde karar aldı.

Ersümer ve Çakan'ın Yüce Divan'da yargılanmalarını öngören Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu, TBMM Genel Kurulu'nda 13 Temmuz 2004'de (22. Dönem 2. Yasama Yılı 114. Birleşim) görüşüldü ve kabul edildi. Oylama verilen önergeler doğrultusunda ayrı ayrı yapıldı. Ersümer ile ilgili oylamaya 399 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı, 14 ret oyuna karşılık 369 oy ile alındı. 3 milletvekili çekimser kaldı, 12 oy boş çıktı, 1 oy geçersiz sayıldı. Çakan ile ilgili oylamaya ise 376 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı, 57 ret oyuna karşılık 297 oy ile alındı. 19 milletvekili çekimser kaldı, 3 oy geçersiz sayıldı.
 

AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin önergesi şöyle:

İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 Milletvekilinin, doğalgaz alım anlaşmalarında Devlet alım satımına fesat karıştırdığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında uyguladıkları yanlış ve usulsüz enerji politikalarında ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını dikkate almayarak kamuyu zarara uğrattıkları ve bu suretle görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma fiillerini işledikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına ve 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yüce Meclisin kararıyla görev yapan "yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu (10/9)" raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

Doğalgaz uygulamalarıyla ilgili olarak; 18 Şubat 1998 tarihli Trusgaz aracılığı ile alınacak doğalgaz anlaşmasına ek mektupta (Side Letter); doğalgaz alım sözleşmelerindeki fiyat formülünün değiştirilmesi nedeniyle, Mayıs 2003 sonu itibariyle, yaklaşık 388 000 000 ABD Doları fazla ödenmesine sebebiyet verilmiş, anlaşmada 2 milyar metreküp olan alım taahhüdü 8 milyar metreküpe çıkarılmış, tarafların inisiyatifinde bulunan ve 1 yıl olan alım taahhüdü "gayri kabili rücu" olarak 23 yıla uzatılması ve yasal değişiklikler olduğunda müşteri devirlerinin Trusgaz'a yapılacağı öngörülmüştür. Bu ek mektupta, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer'in şahit olarak imzası bulunmaktadır.

Ancak, bu ek mektup imzalanırken, ülke menfaatlarının korunmadığı, 1996 yılında imzalanan fiyat formülüne uymayan yeni bir formül ihdasıyla eski anlaşmanın hilafına, eski anlaşma tarih-sayısını taşıyan ve önceki anlaşmadaki formülü değiştirerek (Side Letter'deki formülü havi) yeni bir metin imzalanmıştır. Öncelikle, sonraki bir tarihte yapılan bu anlaşmaya eski tarih olan önceki anlaşmanın tarihinin konulması ve bu aleyhte anlaşmanın, eski tarihten itibaren uygulanıyor olduğunu göstermeye çalışmak ve uygulamak açık kanunsuzluktur. Yapılan bu işlemler ve mevcut bilgiler kapsamında olaylar değerlendirildiğinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkında TCK'nın 205 inci maddesi, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılması gerektiği.

Ayrıca, doğalgaz alım anlaşmalarında;

Alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" (take or pay) yönteminin uygulanması,

Bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülünün, daha sonra usulsüz olarak Türkiye aleyhine değiştirilmesi,

Mavi Akım hattının ihalesiz olarak OHS Konsorsiyumuna verilmesi,

Benzer işlere göre, yaklaşık 75 000 000 ABD Dolarına daha pahalı yaptırılmasına sebebiyet verilmesi,

Doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilmemesi halinde, yüksek ceza ödenmesi öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde, bu cezaların Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılması,

Türkmenistan doğalgazının Türkiye'ye gelmesi engellenerek Rusya'nın arz kaynaklarının, Mavi Akım hattı gerçekleştirilerek ulaşım kaynaklarını ve 12 Aralık 1997 yılında imzalanan anlaşmanın 4 üncü maddesinde; Rusya Federasyonunun izni olmadan üçüncü ülkelere gaz verilmeyeceğine imkân tanınarak ve yasalar müsait olduğunda, alınan doğalgazın dağıtımının Turusgaz'a devrinin Side Letter'da öngörülmesi ile RAO GASPROM'un (Rusya'nın) arz kaynaklarını, ulaşım yollarını ve pazarı kontrol etme politikasına hizmet edilmesi,

Batı hattında alınan yıllık 6 milyar metreküplük doğalgaz bedelinin yüzde 70'inin mal karşılığı ödenmesi olanağının 24 Mart 1994 yılında imzalanan protokolde kaldırılarak ülkemiz ticaretine büyük bir darbe vurulması,

Hususlarının da, açılacak soruşturma komisyonunca dikkate alınmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

Doğalgaz sözleşmeleri kapsamında, batı hattından alınan doğalgazla ilgili olarak yapılan ikinci fiyat revizyonu sonucu Türkiye aleyhine, önce yüzde 25, daha sonra da 3 USD/1 000 metreküp fiyat artışına neden olunmuştur. Ayrıca, Rusya tarafının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu doğan yaklaşık 13 500 000 USD alacağımızdan vazgeçilerek, ülkemiz menfaatları korunmamıştır. Bu durumda Rusya tarafının bu revizyondan fevkalade avantajlı çıktığı, bu revizyonu imzalayan dönemin Genel Müdürünün ve Doğalgaz Daire Başkanının sözleşmede öngörülmüş olan BOTAŞ Yönetim Kurulundan yetki alma şartına uymadan bu işlemleri yapmış olduklarının anlaşıldığı ve bu konuların Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu tespit edilmiştir.

Enerji politikaları uygulamaları ile ilgili olarak;

"Doğalgaz alım anlaşmalarının ihtiyacın üzerinde miktarlarda bağıtlanması nedeniyle, gaz fazlasının doğalgaz çevrim santrallarında tüketilmesine yönelik yaklaşımı sonucu, bugün gelinen noktada ihtiyacımız olmadığı halde yüksek fiyatlarla elektrik alınmak durumunda kalınmıştır. Doğalgaz santrallarının yaygınlığı; gaz yönünden ağırlıklı olarak tek bir ülkeye (Rusya) bağımlılığın yanında, dövize dayalı ve pahalı olmaları nedeniyle de önemli sorunları beraberinde getirmiştir. Anılan hususların tümü, 1993 yılından itibaren DPT tarafından eleştirilip gerekli uyarılarda bulunulmasına rağmen, Bakanlık tarafından dikkate alınmamışlardır" denildikten sonra;

Enerji politikalarıyla ilgili "Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığında aşağıda belirtilen konularda yine belirtilen nedenlerle Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılarak ayrıntılı olarak irdelenmesi, ... gerektiği" belirtilmişse de;

Aradan geçen süre zarfında düzenlenerek yetkili makamlara ve kamuoyuna intikal ettirilen Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu ve Hazine Müsteşarlığı raporları Meclis soruşturmasını gerektirecek yeni bilgi ve belgeler içermektedir.

Hazine Müsteşarlığı KİT Genel Müdürlüğünün 28.4.2003 tarihli "Enerji Fiyatlarının Dünya Seviyesine İndirilmesi ve Kamu Yükümlülüklerinin Asgarî Düzeye Düşürülmesi İçin Temel Strateji" adlı raporunda;

"Yap-işlet, yap-işlet-devret, işletme hakkı devri ve mobil santral uygulamaları nedeniyle özel şirketlere 2020 yılına kadarki dönemde kümülatif olarak 70-100 milyar ABD Doları tutarında ödeme yapılacak olması, ülkemiz açısından önemli risklere yol açacaktır.

BOTAŞ'ın doğalgaz ithalat sözleşmeleri nedeniyle Hazine açısından önemli riskler bulunmaktadır.

2003-2020 döneminde BOTAŞ'ın doğalgaz ithalat sözleşmeleri kapsamında 558 milyar metreküp gaz karşılığı yaklaşık 94 milyar ABD Doları ödeneceği tahmin edilmektedir. İyimser tahminlerle bile, 2014 yılı sonuna kadar arz fazlası olması beklenmektedir. Bir başka anlatımla, ülkemiz 2003-2014 döneminde tüketemeyeceği doğalgaz için açıktan toplam 14 milyar ABD Doları 'al ya da öde' bedeli ödemek zorunda kalacaktır. Bir başka anlatımla, bu gaz fazlasını sözleşmede Türkiye aleyhine konulan hüküm gereği Türkiye'nin fazla gazı dışarıya satış yasağının da getirilmesi ve böylece Türkiye'nin elinin kolunun ayrıca bağlanması da Türkiye'nin sözleşmeyle bilerek zarara mahkûm kılınmasıdır" denildikten sonra;

1. Ödemelerin döviz bazlı olması nedeniyle cari ödemeler dengesi üzerinde olumsuz baskı oluşması,

2. Talep artış hızının beklenenin altında seyretmesi halinde, Hazine ve BOTAŞ'ın "al ya da öde" yükümlülükleri çerçevesinde tüketilmeyen gazın bedelini ödemek durumunda kalacak olması,

3. Dışa bağımlılığın artması,

4. BOTAŞ'ın finansman açıklarıyla karşı karşıya kalması ve açıkların genel bütçe transferleriyle kapatılacak olması nedeniyle, zaten ağır bir borç yükü altında olan Hazinenin mevcut risklerinin daha da artması,

5. BOTAŞ'ın doğalgaz ithalatının pahalı gerçekleşmesi (2003 yılında BOTAŞ'ın ortalama ithalat fiyatı 133 ABD Doları civarında gerçekleşecek olup, 60-100 ABD Doları aralığında bulunan uluslararası rakamların oldukça üzerinde seyretmektedir),

6. Mobil ve otoprodüktör santral uygulamalarının, elektrik enerjisi üreten KİT'ler açısından önemli maliyetlere yol açması hususları da muhtemel riskler olarak sıralanmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 21.7.2003 tarih, 2006/6 sayılı Raporun "Genel Değerlendirme" bölümünde ise, aynen;

"Kurulu güç-üretim miktarı ilişkisine bakıldığında, doğalgaza dayalı üretimin kurulu gücüne oranla fazla; hidrolik kaynaklı üretimin ise az olduğu dikkati çekmektedir.

Ülkemizdeki elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın ağırlığı son yıllarda giderek artmıştır. Enerjide kaynak çeşitlendirmesi gerekli olmakla birlikte, ağırlıkla ithal doğalgaza dayanan bir üretim biçimine yönelinmesi; hem enerji maliyetlerini hem de dışa bağımlılığı artırmıştır.

Dışa bağımlılıkta da bir ülke (Rusya Federasyonu) öne çıkmaktadır. 2000 yılındaki toplam doğalgaz ithalatının yüzde 67,31'i, 2002 yılında da yüzde 66,38'i bu ülkeden yapılmıştır. Boru hatlarıyla taşınan doğalgazın yüzde 95'i bu kaynaktan sağlanmaktadır. Bu durum, stratejik arz güvenliği açısından sakıncalar yaratabilecek niteliktedir.

Türkiye, kişi başına 1,912 kilovat/saatle Avrupa'nın (AB) en az elektrik tüketilen ülkesi olmasına rağmen, yakın yıllara kadar sürekli olarak elektrik enerjisi açığı sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.

Son yıllarda açığın giderilmesi için girişilen çeşitli üretim yöntemleri ise ciddî bir planlama sürecinden geçirilmemiş, bunun sonucunda bu kez de 2008-2010 yıllarına kadar elektrik enerjisi fazlası sorunu ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Enerji planlamasında kullanılan arz-talep tahmin modelleri, doğru olmayan verilerle doğalgaz santralları lehine yanıltılmış; üretim değerleri bakımından da gerçek gereksinimlerin üzerinde sonuçlar elde edilmiştir. Yatırım gerçekleşmeleri ise çoğu zaman bu öngörülerin bile üzerinde olmuştur.

Enerji fazlası nedeniyle bir yandan EÜAŞ üretimleri düşürülürken, öte yandan yap-işlet santrallarından işletme hakkı devredilen santrallardan ve bazı hidrolik santrallardan, fazla üretimin alım zorunluluğu bulunmamasına rağmen fazla üretim satın alınmıştır.

EÜAŞ üretim kapasitesinin büyük bölümünün atıl bırakılması, bu kuruma yakıt sağlayan TKİ ve TTK'nın malî yapısında da bozulmalara yol açmaktadır.

Enerji fazlası, yeni oluşturulmaya çalışılan serbest enerji piyasasının işleyişini de olumsuz biçimde etkilemektedir.

Doğalgaza dayalı elektrik enerjisi santrallarının toplam kurulu güç içindeki ağırlığı nedeniyle, doğalgazın yeterli miktarda ve düzenli biçimde sağlanması gerekir. Ne var ki, elektrik enerjisi üretimindeki plansız uygulama alışkanlıkları doğalgaz alanında da kendini göstermiş ve ciddî bir doğalgaz fazlası sorunu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Alım anlaşmalarında yapılan revizyonlara rağmen, 2003'te 7,8; 2004'te 7,7; 2005'te 12,2; 2008'de 13,2; 2010'da 17,1 ve 2011'de 18,3 milyar metreküp doğalgaz fazlası olacaktır. Üstelik bu hesaplamaya esas olan BOTAŞ'ın talep öngörüleri abartılıdır. Örneğin, 2003 - 2020 yılları arasında toplam talepte yüzde 340, konut sektöründe yüzde 317, elektrik enerjisi sektöründe yüzde 291, sanayi sektöründe yüzde 653 oranında artış gerçekleşeceği öngörülmektedir.

Gerçek ihtiyaçların çok üzerindeki alım anlaşmalarının günümüzde henüz "al ya da öde" gibi ciddî sorunlara yol açmamış olmasının nedenleri; bazı ülkelerin kendi yükümlülüklerini yerine getirmekte gecikmeleri, bazı alım anlaşmalarındaki yükümlülüklerin de görüşmelerle ötelenmiş olmasıdır.

BOTAŞ'ın Rusya'dan aldığı doğalgaza ilişkin üç ayrı anlaşmadaki fiyatlar birbirinden farklıdır. Turusgaz I ve II anlaşmaları, aynı hattı kullanan Gazexport anlaşmasından 11-13,5 dolar/1 000 metreküp kadar pahalı imzalanmış, bu durum 2002 sonuna kadar ülkemiz aleyhine yaklaşık 240 000 000 dolar fark yaratmıştır.

TETAŞ tarafından üstlenilen alım garantili sözleşmelerdeki aşırı yüksek enerji fiyatlarını dengelemek amacıyla, en fazla 5 yıl süreyle, kamu elindeki santrallarda (EÜAŞ) üretilen ucuz elektrik TETAŞ'a tahsis edilmiştir. Ne var ki ekonomik gerçeklerden kopuk biçimde yüksek düzeylerde bulunan enerji fiyatları, bütün arz fazlasına karşın piyasayı yeni üreticiler için çekici hale getirmektedir. Serbest tüketicilere piyasa fiyatının biraz altından enerji satabilmeyi amaçlayan bu yeni üreticilere ruhsat verildiğinde, TETAŞ kaynaklı enerjiye talep daha da azalacak; bu durumda alım garantisi olmayan EÜAŞ üretimi kısılacak ve dolayısıyla TETAŞ'ın şimdiki paçal fiyat yapısı da bozularak enerji fiyatları daha da yükselecektir. Bu kısır döngü, elektrik enerjisi arz ve talebinin gerçekten dengeleneceği 2008-2010 yılına kadar sürecektir.

YİD, Yİ ve İHD projelerinde kamu yararını gözetmeyen, hatalı ve usulsüz çok sayıda işlem ve uygulama belirlenmiştir. Bunlar;

Yap-işlet-devret projeleri yapılabilirlik raporlarına özen gösterilmemiştir. Bunlar yönetmeliğe aykırı, yüzeysel biçimde hazırlanmış, bazı projelerin yapılabilirlik raporu ise hiç alınmamıştır. Mevcut yapılabilirlik raporları yönetmelikteki standartlara uymamakta, projeyi değerlendirmek için gerekli bilgileri içermemektedir. Bakanlık, verilmeyen raporları şirketlerden istemediği gibi, eksik bilgi içeren raporları da kontrol etmemiştir. Görevlendirme kararları yapılabilirlik raporlarına dayanmamıştır.

Yapılabilirlik raporları hazırlanırken gerçek bir finansman planı hazırlanmamış; finans kuruluşlarının niyet mektuplarıyla yetinilmiştir. Teklif edilen kredi faiz oranları ve masrafların gerçekliği tartışmalıdır. Hazine kayıtlarına göre bazı projelerde gerçekleşen faiz oranları yapılabilirlik raporlarında belirtilenden daha düşüktür.

Enerji birim fiyatının ana öğelerinden birini oluşturan yatırım tutarları konusunda, hemen bütün uygulamalarda şirketlerin bildirimlerine itibar edilmiş, bunların doğruluğu araştırılmamıştır. Bakanlık, kendi yaptığı çalışmalardaki birim yatırım maliyeti ile şirketlerin sunduğu maliyeti karşılaştırıp aradaki farkı bile belirlememiştir. Bazı projelerde yatırım tutarları şirketler tarafından hiç bildirilmemiş; buna rağmen, nasıl saptandığı belirsiz enerji fiyat teklifleri Bakanlıkça kabul edilerek sözleşmeler imzalanmıştır.

Gerçek miktarının üzerinde bildirilen yatırım tutarları, elektrik tarifelerinin yüksek olmasının en önemli nedenini oluşturmuştur.

Evvelce gerçekleştirilmiş benzer uygulamaların, maliyet fiyatlarından; bazı santralların inşaat, elektrik, makine, proje ve mühendislik belgelerinden yararlanarak, fiilî ölçümlerle yaptırılan hesaplamalardan, Hazine Müsteşarlığından alınan kredi ve teşvik bilgilerinden, yine Hazine Müsteşarlığınca teşvik belgeleri kapatılmış projelerdeki ekspertiz raporlarından elde edilen sonuçlar; hemen bütün projelerde yatırım tutarlarının şirketler tarafından gerçeğin çok üzerinde bildirildiğini ortaya koymuştur.

Bildirilen yatırım tutarları içinde, maliyete eklenmemesi gereken öğeler yer almıştır. Teşvik uygulamalarından ve yatırım indiriminden yararlandığı için vergi ödemesi söz konusu olmayan şirketlerin maliyet hesaplarında vergi kalemlerinin yer aldığı; "etüt-proje harcamaları", "diğer harcamalar" gibi başlıklar altına ilgisiz harcamaların konulduğu, grup şirketlerine nedeni bilinemeyen büyük tutarlı kaynaklar aktarıldığı görülmüştür. 552 000 000 dolar yatırım tutarlı bir projede 160 000 000 dolar etüt-proje harcaması bildirilmiştir. Proje tutarının yüzde 80'ini global olarak "diğer harcamalar" kalemi içinde gösteren örnekler vardır.

Teşvik belgelerinin Hazine Müsteşarlığınca yönetime uygun biçimde ve süresi içinde kapatılmadığı, buna bağlı olarak yatırım maliyetlerinin gerçekliğinin bu aşamada da denetlenmediği görülmüştür.

Özkaynağın ve projenin iç kârlılık oranları konusunda da şirket bildirimleriyle yetinilmiş, bu bildirimler Bakanlıkça kontrol edilmemiştir. İç kârlılık oranlarının şirketler tarafından düşük gösterildiği, yapılan hesaplamalardan anlaşılmaktadır.

Doğalgaz santrallarında BOTAS'ın zamanında gaz sağlama yükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) kaynaklarından 4 santrala toplam 125 897 420 dolar ödeme yapılmak zorunda kalınmıştır, denilmektedir. Söz konusu ödemenin, BOTAŞ'ın hukuken ödeme yapamayacağının anlaşılması üzerine, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 21.6.2000 tarih ve 12228 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile Elektrik Enerjisi Fonu Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin (b) bendi 23.8.2000 tarihinde yapılan değişiklikle sel, yangın, deprem, sıcak savaş halleri gibi mücbir sebep halleri arasında "ikincil yakıtla çalışabilen doğalgaz santrallarının, ikincil yakıta geçmeleri için Bakanlıkça talimat verilmesi" hususu ilave edilerek yapılmış olması dikkate alındığında, hukuken imkân olmadığı ve mücbir sebep hali de söz konusu olmadığı halde, ikincil yakıta geçme talimatını vermesi nedeniyle Cumhur Ersümer görevini kötüye kullanmış olmaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere; "Ek mektup" imzalanırken, dayanağı olan 1996 yılında imzalanan anlaşmanın hilafına, eski anlaşma tarih-sayısını taşımakla birlikte, önceki anlaşmadaki formülü değiştirme fiili nedeniyle Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkında devlet alım-satımına fesat karıştırma suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesinden; ayrıca, bakanlıklarında uygulanan enerji politikalarının; gerek Devlet Denetleme Kurulu gerekse Hazine Müsteşarlığı raporlarında açıklanan yanlışlık ve usulsüzlüklerin ve yol açtığı kamu zararının ortaya konulması ve bu konuların soruşturulması için Başbakanlıktan talepte bulunulması nedeniyle; dönemin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanları olan M. Cumhur Ersümer ve Türkiye aleyhine olduğu bilinerek yapılan fiyat indirimi nedeniyle Zeki Çakan haklarında, görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri gibi, ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını da dikkate almayarak kamuyu zarara uğratmaları fiilinden Türk Ceza Kanununun görevi ihmal ile görevi kötüye kullanma suçlarını düzenleyen 230/2 ve 240 ıncı maddeleri uyarınca Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.

İlgili bütün raporlar soruşturma komisyonu kurulduğu takdirde komisyona sunulacaktır.
 
 
1- Hüseyin Besli (İstanbul)
2-Polat Türkmen (Zonguldak)
3- Cemal Yılmaz Demir (Samsun)
4- A. Yekta Haydaroğlu (Van)
5- Zülfükar İzol (Şanlıurfa)
6- M. Faruk Bayrak (Şanlıurfa)
7- Mehmet Daniş (Çanakkale)
8- Suat Kılıç (Samsun)
9- Şaban Dişli (Sakarya)
10- Mahfuz Güler (Bingöl)
11- Adem Baştürk (Kayseri)
12- Halil Ürün (Konya)
13- Faruk Koca (Ankara)
14- Feyzi Berdibek (Bingöl)
15- M. Kerim Yıldız (Ağrı)
16- Ahmet Yaşar (Aksaray)
17- Hüsnü Ordu (Kütahya)
18- Ali Temur (Giresun)
19- Nurettin Aktaş (Gaziantep)
20- Abdullah Çalışkan (Adana)
21- M. Mehdi Eker (Diyarbakır)
22- Ömer Çelik (Adana)
23- Murat Yıldırım (Çorum)
24- Ekrem Erdem (İstanbul)
25- Halil Kaya (Van)
26- Mehmet Özlek (Şanlıurfa)
27- Fuat Ölmeztoprak (Malatya)
28- Mevlüt Akgün (Karaman)
29- Burhan Kuzu (İstanbul)
30- Yahya Akman (Şanlıurfa)
31- Tayyar Altıkulaç (İstanbul)
32- Nazım Ekren (İstanbul)
33- Şemsettin Murat (Elazığ)
34- Abdurrahim Aksoy (Bitlis)
35- M. Salih Erdoğan (Denizli)
36- Remziye Öztoprak (Ankara)
37- Temel Yılmaz (Gümüşhane)
38- Hasan Aydın (Giresun)
39- Hasan Murat Mercan (Eskişehir)
40- Ali Ayağ (Edirne)
41- Erdoğan Özegen (Niğde)
42- Egemen Bağış (İstanbul)
43- Sedat Kızılcıklı (Bursa)
44- Maliki Ejder Arvas (Van)
45- Mustafa Cumur (Trabzon)
46- A. Veli Seyda (Şırnak)
47- Fahri Keskin (Eskişehir)
48- Enver Yılmaz (Ordu)
49- Kemalettin Göktaş (Trabzon)
50- Soner Aksoy (Kütahya)
51- T. Ziyaeddin Akbulut (Tekirdağ)
52- A. Münir Erkal (Malatya)
53- A. Rıza Acar (Aydın)
54- M. Fehmi Uyanık (Diyarbakır)
55- Mehmet Özyol (Adıyaman)
56- A. Yüksel Kavuştu (Çorum)
57- Cahit Can (Sinop)
58- Fehmi Öztunç (Hakkâri)
59- Mehmet Sarı (Osmaniye)
60- Ahmet Koca (Afyon)
61- Vahit Kirişçi (Adana)
62- Fikret Badazlı (Antalya)
63- M. Ali Suçin (Batman)
64- Cemal Uysal (Ordu)

CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin önergesi de şöyle:

Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 Milletvekilinin, Bakanlığı sırasında enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol açtığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında DSİ Genel Müdürlüğünde usulsüz uygulamalara onay verdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) raporunda açıklandığı üzere;

Doğalgaz anlaşmalarında:

1970'li yıllarda yaşanan petrol krizinden sonra bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de alternatif enerji kaynakları arayışlarına başlanmıştır. Ülkemizde doğalgaz ilk kez 1976 yılında TPAO'nun Trakya ve Çamurlu sahalarında üretiminin başlamasıyla, birkaç sanayi tesisinde kullanıma sunulmuştur. Doğalgazın değişik sektörlerde daha geniş kullanıma sunulması çalışmaları doğrultusunda, ülkemiz rezervlerinin yetersiz kalması nedeniyle öncelikle doğalgaz rezervlerine sahip komşu ülkelerle müzakerelere başlanmıştır. Türkiye ile eski SSCB arasında 1984 yılında çerçeve, 1986 yılında ticarî anlaşma imzalanmış ve bu kontrat gereğince 1987 yılı itibariyle doğalgaz ithalatı başlamıştır.

Ülkemizde yaşanan ekonomik krizlerin sanayi sektörünü etkilemesi nedeniyle, tüketimin bir miktar azalması söz konusu olabilirse de, doğalgaz tüketim gerçekleşmeleri ile tahminlerdeki sapmaların, gerçekçi olmayan aşırı talep tahminleri yapılmasından kaynaklanmıştır.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, 1990 ve 1995 yıllarında yaptığı gaz talep ve tahmin çalışmalarında 2010 yılı için ihtiyacımızı 19 ve 31 milyar metreküp olarak tespit etmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı ise, bu ihtiyacı, 2010 yılı için 30, 2020 yılı için ise 38 ilâ 40 milyar metreküp olarak tespit etmiştir. BOTAŞ'ın 1995 yılı sonu itibariyle yaptığı doğalgaz talebi tahminleri ise 2010 yılı için 17 ilâ 25, 2020 yılı için ise 38 ilâ 40 milyar metreküptür. Mavi Akım Projesinin gündeme gelmesiyle, Enerji Bakanlığının rakamları, 2010 yılı için 55, 2020 yılı için ise 82 milyar metreküp olarak değiştirilmiştir.

DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'in Ekim 1999'da görevden ayrılmasından önce, DPT'nin rakamları da Enerji Bakanlığıyla uyumlu hale getirilmiştir. Oysa, dönemin DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'in 30 Haziran 1999'da Enerji Bakanlığına gönderdiği yazıda, özetle; "Müsteşarlığımızca yapılan çalışmada, 2005 yılı itibariyle elektrik enerjisi sektöründe yaklaşık 15 milyar metreküp doğalgaz ihtiyacı gözükmesine karşılık, BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılı için aynı amaçla 30 milyar metreküp gazın tüketilmesinin planlandığı ve buna göre gaz alım bağlantılarına gidildiği görülmektedir. Bu durumda, 2005 yılında, yine yaklaşık 15 milyar metreküp gazın ihtiyaç olmaması nedeniyle tüketilemeyeceği ve bedelinin "take or pay" (al veya öde) şeklindeki anlaşmalar gereğince ödenmek durumunda kalınacağı, gazın tüketilmek istenmesi halinde de gereksiz santral yatırımlarına girileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından ortaya konmuş olan tablonun gözden geçirilerek ihtiyaç olmayan santral projelerinin listelerden çıkarılmasında, buradan hareketle, yıllar itibariyle, ülkemizin doğalgaz ihtiyacının, konut ve sanayi sektörlerinin ihtiyaçları da dikkate alınarak, gerçekçi bir şekilde belirlenmesinde ve doğalgaz alım anlaşmaları ile iletim ve dağıtım projelerinin buna göre planlanmasında ve yapılmasında ülkemizin menfaatının bulunduğu; aksi takdirde, sağlıksız gözüken doğalgaz planlama çalışmalarının, gelecekte, ekonomiye ciddî bir yük getireceği anlaşılmaktadır" denilmektedir.

DPT'nin 30 Haziran 1999 tarih ve 260/2253 sayılı yazısının 4 üncü sayfasında yer alan açıklamaları, enerji planlaması çalışmalarının ciddiyetle yapılmadığı, Bakanlığın listelerinde yer alan birçok projenin değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığı, BOTAŞ Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen birçok bilginin, eski çalışmalara dayanan, geçerliliği kalmayan bilgiler olduğu, DPT elemanlarıyla yapılan çalışmalarda aynı kuruluş elemanlarınca dile getirilen kendi bilgileriyle çeliştiği, toplantılar sonucu gündeme getirilmeyen bazı projelerin eklendiği ve birçok projenin tamamlanma tarihlerinin gerçekçi olmadığının müşahede edildiği, örneğin, Mavi Akımda 2000 yılında gaz alınabileceği tahmininin gerçekçi olmadığı, İran'dan alınan gazın Iğdır'da kurulacak 500 megavatlık santralla eliminesi öngörüsünün mümkün olmadığı; zira, bu santralın yapımının 2004'te öngörüldüğü, Denizli doğalgaz santralının da aynı şekilde planlandığı ve burada da 2009 yılına kadar elektrik enerjisine ihtiyaç duyulmadığı halde planlandığı, kısacası, öngörülen elektrik tahmin tüketimleri ile doğalgaz tahminlerinin hayalî olarak yükseltildiği belirtilmiştir.

Dünya Enerji Ajansı, Dünya Bankası ve büyük enerji şirketleri, 2000 yılı itibariyle, 2010 yılında Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını 35 milyar metreküp civarında tahmin etmişlerdir.

Mavi Akım olarak isimlendirilen anlaşmaya göre; ülkemize 2001 yılında 2 milyar metreküple başlamak üzere, yıllar içinde giderek artan bir biçimde 2008'de 16 milyar metreküp gazın transferi amaçlanmıştır.

Türkiye'nin enerji ve buna bağlı gaz talebinin yüksek hesaplanması, plansız olarak santral inşa taahhüdüne girilmesi, buna bağlı olarak kısıtlı kaynakların, gereksiz ya da gereğinden fazla yatırımlara yönlendirilmesi, devlet adına gaz temin taahhüdünde bulunulması nedenleriyle bu anlaşma yapılırken Türkiye'nin temel stratejik çıkarlarının gözönüne alınmadığını söylemek mümkündür.

Doğalgaz anlaşmalarıyla ilgili süreç aşağıdaki gibi gelişmiştir.

Batı Hattından Rus Doğalgazı Alınması Sürecindeki Gelişmeler:

BOTAŞ ile Gazexport arasında yapılan 14.2.1986 tarihli sözleşmeye göre, 1987 yılından beri Rusya Federasyonundan (o zamanki adıyla SSCB) doğalgaz satın alınmaktadır. Rusya Federasyonu, doğalgazı, RAO-Gazprom adlı ana şirkete bağlı bir ihracat şirketi olan Gazexport eliyle satmaktadır.

Anlaşmanın fiyat revizyonu maddesinde, fiyat revizyonuna ilişkin koşullar belirlenmektedir. Bu maddede yer alan hükümler aşağıda verilmektedir: Taraflar, Batı Avrupa Enerji Pazarında, fiyatı etkileyen, tarafların kontrolü dışında oluşmuş bir değişiklik olduğunda ve/veya fiyat formülünden çıkan fiyat bu gelişmeleri yansıtmıyorsa, yazılı ve nedene dayalı bildirimde bulunarak fiyat revizyonu isteme hakkına sahiptir. Taraflar fiyat revizyonunu yaparken Batı Avrupa'daki uzun dönemli ve büyük miktarlı anlaşma fiyatlarını dikkate almak zorundadırlar. Ancak, doğalgaz fiyatı, her halükârda, Türkiye'de enerji pazarında doğalgaza rakip yakıtlarla rekabet edebilir seviyede olmak zorundadır. Taraflar, doğalgaz teslimatları başlamadan 6 ay önce ilk fiyat revizyonunu talep edebilir. Doğalgaz teslimatının başlangıç tarihinden itibaren her iki tarafın da ilk 10 yılda ikişer defa ve ikinci 10 yılda ise yine ikişer defa fiyat revizyon isteme hakları olup, iki fiyat revizyonu arasında en az üç yıllık bir süre olmak zorundadır. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, yukarıda belirtilen süre kısıtları dikkate alınmadan fiyat revizyonu yapılamaz.

Bu çerçevede, ilk fiyat revizyonu, BOTAŞ tarafından, gaz alım başlangıcından önce talep edilmiş ve kontrattaki fiyat formülü hiç uygulanmadan fiyat revize edilmiştir. 1 Haziran 1987 tarihinden itibaren geçerli olan fiyat revizyonuyla, BOTAŞ tarafı fiyatı yaklaşık yüzde 19 oranında indirmiş bulunmaktadır. (30 Temmuz 1987 tarihli Addendum No: 1) Bu indirim hesabı 1987-1994 yılları arasındaki ortalama fiyatlardan yapılmıştır.

İkinci fiyat revizyonu, Rus tarafının talebi üzerine, 1.1.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapılmıştır. Bu revizyonla, fiyat, 1.1.1994 itibariyle yaklaşık yüzde 25 oranında artırılmış olup, 1994'ten 2002 dördüncü döneme kadarki fiyatların ortalamalarından hesaplandığında, yaklaşık yüzde 10'dur. (24.3.1994 tarihli Addendum No:2) Yine, 24.3.1994 tarihinde imzalanan protokolle, 1994-1995 yılları için her 1 000 metreküp başına 3 dolar ilave yapılmıştır. (24.3.1994 tarihli Protokol) 24.3.1994 tarihinde imzalanmış olan protokolle, alım fiyatı, 54,06 Amerikan Doları/1 000 santimetreküpten, formülde yapılan değişiklikle yüzde 25 oranında artırılarak, 67,52 Amerikan Doları/1 000 santimetreküpe çıkarılmış, buna ilave olarak, 1992-1995 yılları arasında (önceki döneme ilişkin sağlıklı kayıtlar bulunamamıştır) teslim basıncından kaynaklanan 13 235 780 Amerikan Doları alacaktan vazgeçilmiştir. Ancak, bu değişikliklerin yapılabilmesi hususunda, her iki belgeyi imzalayan Genel Müdür Hayrettin Uzun ve Doğalgaz Daire Başkanı Gökhan Yardım'ın önceden yetkilendirilmedikleri anlaşılmıştır.

Zira, 14.2.1986 tarihinde Sojuzgazexport'la imzalanan yılda 6 milyar metreküp doğalgazın alımına ilişkin sözleşmenin 12 nci maddesi yedinci bendi gereğince, sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi için BOTAŞ Yönetim Kurulunun onayı gerektiğinden, hukukî tabiriyle "usulde ve yetkide paralellik" ilkesi gereğince, sözleşmede yapılacak her türlü değişikliğin de hukuken geçerlilik kazanabilmesi için, bu değişikliklerin de BOTAŞ Yönetim Kurulunun onayına sunulması veya bu belgelerin imzalanması hususunda önceden yetki verilmesi gerekmektedir.

BOTAŞ ve Gazexport arasında 24.3.1994 tarihinde imzalanan bu zeyilnamede, anlaşma kapsamında, daha önce, 30.7.1987 tarihinde yapılan Zeyilname I'de değiştirilmiş bulunan 5 inci maddenin tekrar tadili yapılmış ve sözleşmenin fiyat formülü yeniden belirlenmek suretiyle, fiyat revizyonu gerçekleştirilmiştir. Aynı protokolle, 1994-1995 yılları için, her 1 000 metreküp başına 3 dolar ilave yapılmıştır.

Yukarıdaki gelişmelerden de görüleceği üzere, bu oranda artış şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, doğalgaz fiyatının yüzde 25 oranında artırıldığı, buna ilave olarak, fiyata 3 dolar ilave edildiği, bunlarla birlikte, sözleşme gereği BOTAŞ'a ödenmesi gereken 13 235 780 Amerikan Doları alacaktan da vazgeçildiği görülmektedir. Ayrıca, 1992 yılından önceki dönemde de, kayıtların sağlıklı tutulmamasından dolayı, kayıplar olabileceği düşünülmektedir.

Bu tutarlara ilave olarak, Turusgazın; 7 500 000 000 metreküp/yıl doğalgaz alımına ilişkin ilk sözleşmesi kapsamında hesaplanan ve bakiye kalan tutar olan 1 875 816 Amerikan Doları ilave edildiğinde, Turusgaz firmasından, 2000 yıl sonu itibariyle bakiye indirim tutarları alacağımız toplam olarak 1 958 044 Amerikan Dolarına ulaşmaktadır.

Doğalgaz alım sözleşmelerinin ilgili hükümlerinden kaynaklanan teslim basıncı ve eksik miktarlara ilişkin indirim tutarlarının, satıcılar tarafından, öngörülen dönemlerdeki faturalarda gösterilmemiş olması, genel anlamda, sözleşmeye aykırı bir durum teşkil etmektedir.

Yapılan ikinci fiyat revizyonunda, ülkemiz menfaatlarının korunması yoluna gidilmediği, Rus tarafının bu revizyondan fevkalade avantajlı çıktığı anlaşılmaktadır. Bu revizyonu imza eden BOTAŞ Genel Müdürü ve Daire Başkanının Yönetim Kurulundan yetki almadan bu işlemi yapmış olmaları da bu revizyonun normal bir revizyon olmadığını göstermektedir.

Üçüncü fiyat revizyonu BOTAŞ tarafından Temmuz 2000 tarihinde talep edilmiş olup, fiyat revizyon görüşmeleri 2002 yılı ağustos ayına kadar devam etmiş ve fiyat indirimini de içeren bir paket halinde fiyat revizyon görüşmeleri 26 Ağustos 2002 tarihinde imzalanan protokolle nihaî hale getirilmiştir. Bu protokol doğrultusunda anlaşmaya yönelik yapılan zeyilnameler 23 ve 24 Eylül 2002 tarihlerinde imzalanmıştır.

Doğalgaz alım-satım sözleşmelerinde fiyat revizyonlarının hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı açıkça belirlenmiştir. Bu şartlar gerçekleştiğinde tarafların, her 10 yılda 3'er yıldan az olmamak kaydıyla ikişer defa fiyat revizyonu isteme hakkına sahip olacakları, fiyat revizyon görüşmelerinin 2-3 yıl gibi çok uzun sürelerde tamamlanabildiği, bu yüzden istenilen fiyat indirimi veya artışlarının, tarafların birbirlerine fiyat revizyonu isteklerini yazılı bildirdikleri tarihten itibaren geçerli olduğu, bunun da geçmişte örneklerinin bulunduğu ve Türkiye'nin gaz anlaşmalarının yürürlüğe girdiği 1987 yılından bu yana fiyat revizyon isteklerinin üretici ülkeye bildirildiği tarihten itibaren fiyat indirimi ve/veya artışı olarak yürürlüğe konulduğu bilinmektedir.

Ağustos 2002 tarihinde Rusya ile yapılan fiyat revizyonunda ise; Temmuz 2000 tarihinde BOTAŞ'ın, hem Gazexport hem Turusgaz için fiyat indirimi isteğini yazılı bildirdiği halde, BOTAŞ Yönetiminin bu durumu dikkate almadan, fiyat indirimini anlaştıkları tarih olan Eylül 2002'den başlattığı, Temmuz 2000-Eylül 2002 tarihleri arasında Rusya Federasyonundan 2 yıl 2 aylık toplu olarak alınması gereken yaklaşık 166 000 000 dolardan vazgeçildiği, fiyat indirimlerinin seçimlere yetiştirilmesi kaygısıyla düşük oranda tutulduğu, indirim oranının ortalama yüzde yüzde 6 olduğu, 1994 yılında Ruslara yüzde 25 fiyat artışı verildiği ve toplu para ödendiği, karşılıklılık ilkesine göre, en aşağı yüzde 12-15 indirim alınmasının gerektiği, fiyat revizyonlarının bir sonraki fiyat görüşmelerine kadar sürdüğü ve bu sürenin minimum 3 yıl olduğu sözleşmede yer almasına karşın, yapılan fiyat revizyonunun Eylül 2002-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli kılındığı; yani, 2 yıl 4 ay gibi, kontrata uymayan bir süreyle sınırlandırıldığı; bundan da öte, yapılan fiyat revizyonuyla, 1.1.2005 tarihinde, hiçbir görüşme ve müzakere yapmadan Ruslara otomatik yüzde 6 gibi bir fiyat artışı verilerek bir sonraki fiyat pazarlığının bu fiyat üzerinden yapılmasına imkân sağlandığı, kontrattaki 54 barlık basıncın 51 bara indirildiği; bu nedenle, BOTAŞ'ın işletme masraflarının artacağı, BOTAŞ'ın da bu artışı nihaî tüketiciye yansıtacağı, BOTAŞ asgarî alım taahhüdü kadar doğalgazı ancak alabilirken, bütün rakamları, daha yüksek olan kontrat miktarından hesaplayarak elde edilecek kazançların yüksek gösterildiği; buna ilave olarak, 10 yılda iki fiyat revizyon hakkının da tek fiyat revizyonu kullanımına indirildiği anlaşılmıştır.

Mavi Akım Hattı:

15 Aralık 1997 tarihinde Başbakan Mesut Yılmaz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Rusya Federasyonu Başkanı V. Çernomirdin ve Rusya Federasyonu Enerji ve Yakıt Bakanı S. Kiriyenko arasında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Arasında Rus Doğalgazının Karadeniz Altından Türkiye Cumhuriyetine Sevkıyatına İlişkin Anlaşma imzalanmıştır.

Anlaşmaya göre: "Söz konusu doğalgaz boru hattı, Rusya Federasyonunun topraklarında ve Karadeniz'in altında RAO Gazprom tarafından; Türkiye Cumhuriyetinin topraklarında ise, RAO Gazpromun ana inşaat şirketi ile Türk şirketlerinin oluşturacağı bir konsorsiyum tarafından inşa edilecektir."

Rus şirketi Stroytransgaz, BOTAŞ'a, 18 Aralık 1997 tarihli bir mektup yazarak, Turan Hazinedaroğlu İnşaat ve Ticaret AŞ ve Öztaş İnşaat ve Ticaret AŞ firmalarıyla bir konsorsiyum (OHS Konsorsiyumu) kurduğunu bildirmiştir. 2 Aralık 1997 tarihinde -Rusya Federasyonu ile henüz anlaşma imzalanmadan önce- kurulan bu konsorsiyumun lideri Stroytransgazdır. Henüz sözleşme yapılmamış olduğundan, 29 Ağustos 1997 tarihli anlaşmada, inşaatın kimler tarafından yapılacağı hususu kararlaştırılmamıştır. Esasen, iki ülke Enerji Bakanlıkları arasında imza edilmesi gereken ve Mavi Akım Anlaşması gibi çok boyutlu ve çok önemli bir anlaşmanın devletin üst kademelerinin bilgisi dışında ve onayı olmadan, kamuoyunda tartışmaya açılmadan, RAO-Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı ile TC Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer tarafından imza edilmiştir.

Mavi Akım fiyat formülüyle ilgili gelişmeler:

29 Ağustos 1997 tarihinde Rus Doğalgazının Karadeniz'den Türkiye'ye Teslimatına İlişkin İşbirliği Anlaşması, dönemin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer ile Gazprom yetkilileri arasında imzalanmıştır. İşbirliği Anlaşmasında "taraflar, doğalgaz fiyatının Samsun teslimi olarak 10 Aralık 1996 tarihinde Gazexport ile Turusgazın müstakbel ortakları arasında imzalanan kontrattaki fiyat ve fiyat formülünden daha yüksek olmayacağına karar vermişlerdir" hükmü bulunmaktadır.

Bu doğrultuda, 24 Eylül 1997 ve ayrıca 3 Ekim 1997 tarihlerinde BOTAŞ ve Gazexport, Mavi Akım Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasının fiyat maddesini, 10 Aralık 1996 tarihli Gazexport ile Turusgazın müstakbel ortakları arasındaki Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasında fiyat maddesinde yer alan fiyat formülü doğrultusunda belirleyerek paraflamışlardır. Burada yer alan fiyat formülünde yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, F01 olarak yer almaktadır. Fiyat maddesinin tanımlar kısmında yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, F00 olarak ve sabit bir katsayı olarak tanımlanmaktadır. (24 Eylül 1997 tarihli paraflı metin, 3 Ekim 1997 tarihli paraflı metin)

15 Aralık 1997 tarihinde Rus Doğalgazının Karadeniz Altından Türkiye Cumhuriyetine Sevkıyatına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma imzalanmıştır. Hükümetlerarası Anlaşmanın 2 nci maddesi kapsamında "Rusya Federasyonundan Türkiye'ye Karadeniz altından döşenecek boru hattı ile ilave 16 milyar metreküp doğalgaz teslimatının teknik, ticarî, idarî ve uygulama koşulları, işbu hükümetlerarası anlaşma ve 29 Ağustos 1997 tarihli Rus Doğalgazının Karadeniz'den Türkiye'ye Teslimatına İlişkin İşbirliği Anlaşması çerçevesinde BOTAŞ ve VEP, Gazexport-RAO Gazprom arasında imzalanan alım satım kontratı ile belirlenecektir" hükmü bulunmaktadır.

Hükümetlerarası Anlaşmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1 Nisan 1998 tarihli ve 4357 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 30 Nisan 1998 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından 12 Mayıs 1998 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

15 Aralık 1997 tarihinde Mavi Akım Doğalgaz Alım Satım Anlaşması imzalanmıştır. Doğalgaz Alım Satım Anlaşmasının fiyat maddesi içinde yer alan fiyat formülü, 29 Ağustos 1997 tarihli İşbirliği Anlaşması ve 15 Aralık 1997 tarihli Hükümetlerarası Anlaşma doğrultusunda belirlenmiştir. Bu anlaşmadaki fiyat formülünde yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri, FO1 olarak yer almaktadır. Fiyat maddesinin tanımlar kısmında yüzde 3,5 kükürtlü fueloilin baz değeri F00 olarak ve sabit bir katsayı olarak tanımlanmaktadır.

Gazexport ile BOTAŞ arasında 15 Aralık 1997 tarihinde imzalanan Doğalgaz Alım Satım Anlaşması kapsamında 2003 yılı şubat ayında gaz alımı başlamıştır. Anlaşma çerçevesinde ilk fatura BOTAŞ'a geldiğinde, anlaşmada yer alan formül fiyatı ile Gazexport ve Snam Trading B.V. tarafından gönderilen fatura fiyatları arasında farklılık olduğu tespit edilmiştir. BOTAŞ tarafından faturalara itiraz edilerek, ödemeler Gaz Alım Satım Anlaşmasında yazan mevcut formül fiyatı üzerinden yapılmıştır. Öte yandan, söz konusu anlaşmanın başlangıç döneminde, alıcı tarafına verilmiş olan gaz alımı konusundaki esneklik dikkate alınarak, 12 Mart 2003 tarihinde gaz alımı durdurulmuştur. Halihazırda gaz alımı yapılmamaktadır.

29 Ağustos 1997 tarihinde imzalanan anlaşma, iki ülke arasında yapılan sözleşme niteliğinde olmayıp, bir şirketin yönetim kurulu başkanı ile bir ülkenin bakanı arasında imzalanan mutabakat zaptı nitelikli, ileriye yönelik kesin olmayan taahhütler içeren bir metindir. Ülkemiz üst düzey yöneticileri ile diğer ülkelerin üst düzey yöneticileri arasında buna benzer birçok anlaşma imzalanmıştır. Sözleşme niteliğinde olmayan bir metinle, sözleşmenin ana unsurları sayılabilecek alım miktarı ve teslimat süreleri, doğalgazın fiyatı, hatta hangi tarihte sözleşme imzalanacağı hususlarına yer verilmiştir.

Bu anlaşmada, Mavi Akım Projesi kapsamında alınacak gazın fiyat formülünün; 10 Aralık 1996 tarihinde, Turusgazın müstakbel ortakları olarak Botaş ve Gama Gazprom Ve Gazexport arasında imzalanan anlaşmadaki fiyat formülüne göre belirleneceği ve fiyatın her halükârda bu fiyatı geçmeyeceği belirlenmiştir.

18 Şubat 1998 tarihinde hazırlanıp 10 Aralık 1996 tarihi konulan ve Turusgazın yüzde 35 hissesine sahip (altın hisse) BOTAŞ (Türkiye) yetkililerinin imzası bulunmayan sahte bir belgeyle, Gazexport ile Turusgaz arasındaki formülün Gazexport lehine yeniden düzenlendiği, buna bağlı olarak Turusgaz ile BOTAŞ arasındaki Doğalgaz Alım-Satım Anlaşmasında yer alması gereken formülün de 18 Şubat 1998 tarihli Side Letter'da değiştirilen haliyle yer aldığı; ancak, Side Letter metninde formülün değiştirildiğine veya yeniden düzenlendiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmıştır.

10 Aralık 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayla Turusgazın müstakbel ortaklarıyla Gazexport arasında kararlaştırılan fiyat formülünün Mavi Akım kanalıyla alınacak doğalgaz için de uygulanacağı bilinmesine rağmen, doğalgaz transferi başlayıp ilk fatura düzenlenene kadar Rusya tarafından herhangi bir itiraz ya da formülde revizyon iddiası gündeme gelmemiştir.

Mavi Akım Anlaşmasının 4 üncü maddesine baktığımızda "Rusya Federasyonundan Türkiye Cumhuriyetine sevk edilen doğalgaz, tarafların karşılıklı mutabakatı olmaksızın üçüncü ülkelere ihraç edilemeyecektir" hükmü yer almaktadır. Rusya, Türkmenistan'dan doğalgazı alacak, istediği miktarda Türkiye'ye verebilecek, bu anlaşma gereği, Türkiye bu gazı Rusya'nın oluru ve onayı olmadan bir başka ülkeye pazarlayamayacaktır.

Mavi Akım Projesi, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Rusya Federasyonunun, kaybedilenlerin kazanılması doğrultusundaki devlet politikası gereği ve bu politikanın bir parçası olarak yürürlüğe konulmuş projedir kanaatine varılmıştır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü uygulamaları:

Komisyonca yapılan incelemede, bazı baraj inşaatlarında yüzde 400-696'lara varan keşif artışlarının olduğu, istisnasız bütün işlerde yüksek oranlarda keşif artışı olduğu, DSİ Genel Müdürlüğünün açıklama notunda "bazı projelere 2002 yılında keşfi dolmadan ilave keşif artışı verilmesinin sebeplerinin politik olduğu düşünülmektedir" belirtildiği, dikkat çeken başka bir hususun ise yüzde 30 üzeri keşif artışlarının temel, tünel ve mücbir sebeple verilmesi gerekirken, Proje ve İnşaat Dairesi Başkanlığında 57 işte, İçme Suyu ve Kanalizasyon Dairesi Başkanlığında 20 işte, Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığında 56 işte yüksek oranlarda keşif artışı olduğu, keşif artışlarının bu kadar yüksek çıkmasının tek açıklamasının işlerin projelerinin sağlıksız olduğu ve keşif artışı uygulamasının suiistimaliyle açıklanabileceği, yapılan bu uygulamayla bazı müteahhit firmalara ihalesiz olarak yüksek miktarlarda ilave iş verilmiş olduğu, yapılan bu uygulamanın haklı olarak bazı firmaların kayırıldığı, bürokratların ve siyasîlerin bu uygulamadan çıkar sağladığı yönündeki iddiaları gündeme getirdiği, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in Komisyonumuza verdiği "son dönemde verilen keşif artışlarının birkaç milyar dolar olduğu" beyanının olduğu, Komisyonumuza haricen intikal eden bilgiler incelendiğinde, dış kredili ve protokollü işler hariç, 1990 yılında 2, 1991 yılında 2, 1992 yılında 6, 1993 yılında 1, 1994 yılında 3, 1995 yılında 1, 1996 yılında 4, 1997 yılında 6, 1998 yılında 16, 1999 yılında 13, 2000 yılında 15, 2001 yılında 11, 2002 yılında 25 adet keşif artışı yapıldığı, son beş yıldaki keşif artışlarının dolar cinsinden değerinin, sırasıyla, 1998 yılında 277 884 786, 1999 yılında 105 333 248, 2000 yılında 659 419 557, 2001 yılında 157 170 808, 2002 yılında 1 117 440 514 Amerikan Doları olduğu, yine, Komisyonumuza intikal eden bilgilerden, keşif artışlarının kaynakları olarak; keşif artışının projeye faydası ve rantabilitesi olmadığı, keşif artış taleplerinin teknik zorunluluklardan kaynaklanmadığı, yeni fiyat uygulamalarının gerçeği yansıtmadığı, iş programında kasıtlı olarak hata yapıldığı, bu hataların keşif artışına neden olduğu, işin sözleşmesinde olmayan işlerin kapsama alındığı, planlama ve kati proje aşamasında hata olduğu hususlarının gösterildiği, yapılan işlemlerin kasıtlı olduğunun en büyük göstergesinin yüzde 30 üstü keşif artışlarının keşif dolduktan sonra verilmesi gerekirken, çoğu işte işe başlandıktan hemen sonra veya yüzde 100 keşifleri dolmadan keşif artışı yapıldığı, eğer bu keşif artışları kapsamındaki işler ihaleli olarak yapılmış olsaydı, ihaleli işlerin indirim oranlarının yüzde 40-50 civarında olduğu göz önüne alındığında, devletin en az 2 milyar dolar kazancının olacağı, örneğin, programda olmamasına rağmen 1998 yılında acilen programa alınan Kiğı Barajı 20 trilyon keşifle 2886 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre ihale edildiği, ihaleyi yüzde 15 tenzilatla Özaltın Firmasının aldığı, yüzde 100 keşif dahilindeki işler tamamlanmadan yüzde 373,15 keşif artışı verildiği, yani müteahhit firmaya 60,331 trilyonluk işin ihalesiz olarak noter masrafı bile yapılmadan verildiği, bu işin bugünkü fiyatlarla değerinin yaklaşık 550 trilyon olduğu, ilanlı işlerde yüzde 40 civarında ortalama tenzilat gözönüne alındığında, devletin kaybının 550x(40-15) = 1 400 trilyon olduğu, başka bir örneğin ise Atasu Barajı olduğu, benzer büyüklükte bir iş deneyimi olmamasına rağmen işin Cengiz İnşaata devredildiği, devredildikten sonra yüzde 394,3 keşif artışı yapıldığı, (30,625-7,5)X6,76= 1,60 trilyonluk düşük tenzilatlı işin adı geçen firmaya keşif artışıyla verildiği, benzer şekilde Çine Barajında yüzde 400 keşif artışı ile yaklaşık 400 trilyonluk işin ihalesiz verildiği,

2886 sayılı Kanunda yüzde 30'dan sonraki keşif artışlarına olur verilmesindeki ana gerekçenin ülke ekonomisine katkı yapacak acilen bitirilmesine ihtiyaç duyulan projelerin yeniden ihale edilmesindeki zaman kayıplarını önlemek olduğu halde, yirmiiki yıldır bitirilemeyen işler olduğu gözönüne alındığında keşif artışlarının amacına uygun olmadığının açık olduğu, mevcut bütçe ödenekleriyle işlerin zamanında bitirilmesinin söz konusu olmadığı, işlerin acilen bitirilmesine yönelik gerekçeler bulunmadığı görülmüştür.

Bu durumda, 2886 sayılı Kanuna aykırı olarak yapılan bu uygulamalarda sorumluluğu bulunan ilgili bakanların ve bürokratların sorumluluğunun soruşturma komisyonunca belirlenmesi gerekmektedir.

DSİ Genel Müdürlüğü uygulamalarıyla ilgili olarak Komisyonumuza intikal eden diğer bir konu, hükümetlerarası ikili işbirliği çerçevesinde kredili olarak yapımı ele alınan baraj ve HES projeleridir. Bu kapsamda 29 adet baraj ve HES'in ihale yapılmaksızın firmalara verildiği, firmaların kendi buldukları yabancı ortak ve kredi kuruluşlarıyla, baraj ve HES projelerinin yüklenicisi oldukları, firmaların ön yeterliğe, benzer iş deneyimine ve benzeri hususlarda denetime tabi tutulmadığı, baraj deneyimi olmayan Cengiz İnşaatın 3 adet proje aldığı, işlerin Bakanlar Kurulu Kararnamesine istinaden yapıldığı, kredilerinin Hazine garantili olduğu, Hazine garantisi alındıktan sonra müteahhit firma ve ortaklarıyla pazarlık yapılarak birim fiyatların tespit edildiği, pazarlık usulüyle tespit edilen fiyatlar mukayese edildiğinde, fiyatların DSİ fiyatlarının 2-3 katı olduğunun görüleceği, bazı işlere başlanıldığı, bazılarına ise başlanılmadığı, ihale usulüyle yapılsaydı işlerin yarı fiyatına yapılabileceği, benzer uygulamanın sulama işlerinde de yapıldığı, Boziki ve Bozova Sulamalarının bunlara örnek olduğu, sulama işlerinde hektar maliyeti DSİ fiyatlarıyla 4 000 dolarken, bu işlerde 10 000 dolar olduğu, ikili anlaşma adı altında yapılan bu işlerin durdurulması ve iptal edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Komisyonumuza intikal eden başka bir DSİ uygulaması Aydın-Çine Barajı inşaatıdır. İddialar arasında, işin ilk ihalesinin yüzde 51 tenzilatla Yüksel İnşaatta kalmasına rağmen, ihalenin iptal edildiği, davet usulüyle yapılan ikinci ihalede işin çok düşük tenzilatla Özkar firmasına verildiği, bu işte sözleşme ve şartnameye aykırı olarak yüksek keşif bedeli belirlendiği, mevcut devlet yolu değiştirilerek otoyol maliyetlerine yakın fiyatla yol yapım parası ödendiği, tünel inşaatında önce tünel yapılacak yerin komple kazıldığı, tünel yapıldıktan sonra üzerinin tekrar doldurulduğu, bu suretle gereksiz keşif artışı ve fazla ödeme yapıldığı, kaya dolgunun beton dolguya dönüştürülerek enjeksiyonlarla yüksek bedel ödendiği, özellikle yap-işlet-devret modeliyle yapılan baraj sahalarındaki kamulaştırılma işlemlerinde hak sahiplerinin mağdur edildiği, bu hususta DSİ Genel Müdürlüğünce gerekli önlemlerin alınmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan tüm olaylar değerlendirildiğinde, ülkemizin enerji politikaları konusunda yapılan doğalgaz anlaşmaları, doğalgaz santral işletme koşulları DSİ Genel Müdürlüğü uygulamalarında dönemin Bakanlarının sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak:

1998 yılında imzalanan "Side Letter"da; doğalgaz alım sözleşmelerinin fiyat formülünün değiştirilmesi nedeniyle, Mayıs 2003 sonu itibariyle, yaklaşık 388 000 000 USD fazla ödenmesine sebebiyet verilmiş, anlaşmada 2 milyar metreküp olan alım taahhüdü 8 milyar metreküpe çıkarılmış, tarafların inisiyatifinde bulunan ve bir yıl olan alım taahhüdü "gayri kabili rücu" olarak yirmiüç yıla uzatılmıştır. Bu "Side Letter"da Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Cumhur Ersümer'in "şahit" olarak imzası bulunmaktadır.

Ancak, bu "Side Letter" imzalanırken, dayanak olan 1996 yılında imzalanan anlaşmanın hilafına olarak, eski anlaşma tarih ve sayısını taşıyan ve önceki anlaşmadaki formülü değiştirerek (Side Letter'daki formülü havi) yeni bir metin imzalanmıştır. Yapılan bu işlemler ve mevcut bilgiler kapsamında olaylar değerlendirildiğinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı M. Cumhur Ersümer hakkında TCK'nın 205 inci maddesi, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılması kanaati oluşmaktadır.

Ayrıca, doğalgaz alım anlaşmalarında;

- Alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" (take or pay) yönteminin uygulanması,

- Bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülünün, daha sonra usulsüz olarak Türkiye aleyhine değiştirilmesi,

- Mavi Akım hattının ihalesiz olarak OHS Konsorsiyumuna verilmesi,

- Benzer işlere göre, yaklaşık 75 000 000 dolar daha pahalı yaptırılmasına sebebiyet verilmesi,

Doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilememesi halinde yüksek ceza ödenmesi öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde, bu cezaların Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılması,

- Doğalgaz sözleşmeleri kapsamında, batı hattından alınan doğalgazla ilgili olarak, yapılan ikinci fiyat revizyonu sonucu Türkiye aleyhine, önce yüzde 25, daha sonra da 3 USD/1 000 metreküp fiyat artışına neden olunmuştur. Ayrıca, Rusya tarafının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu doğan yaklaşık 13 500 000 USD alacağımızdan vazgeçilerek ülkemiz menfaatleri korunmamıştır. Bu durumda Rusya tarafının bu revizyondan fevkalade avantajlı çıktığı, bu revizyonu imzalayan dönemin Genel Müdürünün ve Doğalgaz Daire Başkanının sözleşmede öngörülmüş olan BOTAŞ Yönetim Kurulundan yetki alma şartına uymadan bu işlemleri yapmış olduklarının anlaşıldığı ve bu konuların halihazırda Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu tespit edilmiştir.

Enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol açan dönemin bakanı Cumhur Ersümer hakkında TCK 205 inci maddesi uyarınca ve ayrıca yine yukarıda belirtilen DSİ Genel Müdürlüğü uygulamalarına onay veren Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan hakkında Türk Ceza Kanununun 230 uncu ve 366 ncı maddelerine uyan fiilleri nedeniyle Anayasanın 100 üncü İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.
 
 
1 - Haluk Koç - Samsun
2- Ali Topuz - İstanbul
3- K. Kemal Anadol - İzmir
4- Kemal Kılıçdaroğlu - İstanbul
5- Ahmet Güryüz Ketenci - İstanbul
6- Mahmut Yıldız - Şanlıurfa
7- Yüksel Çorbacıoğlu - Artvin
8- Şevket Gürsoy - Adıyaman
9- Mustafa Sayar - Amasya
10- Oya Araslı - Ankara
11- Ayşe Gülsüm Bilgehan - Ankara
12- Eşref Erdem - Ankara
13- Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu - Ankara
14- Feridun Ayvazoğlu - Çorum
15- Osman Özcan - Antalya
16- Yaşar Tüzün - Bilecik.
17- Züheyir Amber - Hatay
18- Abdülaziz Yazar - Hatay
19- Mevlüt Coşkuner  - Isparta
20- Şükrü Mustafa Elekdağ - İstanbul
21- Ali Rıza Gülçiçek - İstanbul
22- Onur Öymen - İstanbul
23- Mehmet Sevigen - İstanbul
24- Bülent Tanla - İstanbul
25- Bülent Baratalı - İzmir
26- Türkân Miçooğulları - İzmir
27- Muharrem Toprak - İzmir
28- Halil Tiryaki - Kırıkkale
29- Salih Gün - Kocaeli
30- Mehmet Sefa Sirmen - Kocaeli
31- Ersoy Bulut - Mersin
32- Vahit Çekmez - Mersin
33- Ali Oksal - Mersin
34- Şefik Zengin - Mersin
35- Mehmet Şerif Ertuğrul - Muş
36- Necati Uzdil - Osmaniye
37- Atilla Başoğlu - Adana
38- N. Gaye Erbatur - Adana
39- A. İsmet Çanakçı - Ankara
40- Özlem Çerçioğlu - Aydın
41- Mehmet Mesut Özakcan - Aydın
42- Osman Kaptan - Antalya
43- Mehmet Semerci - Aydın
44- Ramazan Kerim Özkan - Burdur
45- Kemal Demirel - Bursa
46- Ali Dinçer - Bursa
47- Ahmet Küçük - Çanakkale
48- V. Haşim Oral - Denizli
49- Mesut Değer - Diyarbakır
50- Necdet Budak - Edirne
51- Ahmet Yılmazkaya - Gaziantep
52- İnal Batu - Hatay
53- Memduh Hacıoğlu - İstanbul
54- Birgen Keleş - İstanbul
55- Zeynep Damla Gürel - İstanbul
56- Vezir Akdemir - İzmir

 


(16 TEMMUZ 2004)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 1999 - 2004 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.