|
AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekili ile CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Meclis soruşturması
açılmasına ilişkin önergelerinin, TBMM Genel Kurul'u görüşmeleri şöyle:
(9 Aralık 2003 - 22 Dönem 2. Yasama Yılı 25. Birleşim)
BAŞKAN (Başkanvekili Sadık YAKUT) - Sayın milletvekilleri, son
söz, haklarında soruşturma istenilen Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları
Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan'a aittir.
Buyurun Sayın Ersümer.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önce sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, bu 10 dakikalık süre içerisinde neleri ifade edebilmenin telaşı
içinde, kısa kısa da olsa konuşmamı sürdürme çabası içinde olacağım. Sayın
Başkanın diğer konuşmacılara gösterdiği müsamahayı bizlere de göstereceği
düşüncesi içinde sözlerime başlıyorum.
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde bir araştırma komisyonu kuruldu,
bu araştırma komisyonuna ben de davet edildim. Gerçekten sevindim komisyonun
kurulmasına; çünkü, aklî bir zeminde, objektif bir ortamda, tarafsız bir
ortamda, siyasî mülahazalardan, siyasî husumetten uzak bir ortamda enerji
olayının değerlendirileceğini, gerçeklerin birer birer ortaya çıkacağını
düşündüğüm için sevindim. Dokuz saat süreyle ben bu komisyonda ifade verdim.
Bildiğim her şeyi teker teker söyleyerek, edindiğim belgeleri sunarak dokuz
saat ifade verdim. Bana sorulan her soruya cevap verdim. Cevap veremediğim
sorularla ilgili de, Sayın Başkanın yine müsamahasına sığınarak, yazılı
cevap verme arzusunda olduğumu söyledim ve bana verilen süre içinde bu
sorulara da yazılı cevap verdim. Tabiî, daha sonra, bütün, bu komisyondaki
beyanlarımızın, üzülerek ifade ediyorum, saptırılarak, çarpıtılarak, belli
bir maksada, belli bir meşrebe uygun olarak basında yer aldığını gördüm.
Tabiî, basında yer alan bu atfedilen konuşmalarla ilgili basın mensuplarını
aradım, hayır böyle değildir deme çabası içinde oldum; birçoğunun telefonları
bana dönmedi. Düşünebiliyor musunuz, benim bu dokuz saatlik konuşmam basına
bu şekilde sızdırılıyor; ama, araştırma raporunda tek bir kelime yok! Şimdi,
siz, nasıl, çıkıp da, bu araştırma raporunun tarafsız olduğunu, bu araştırma
raporunun bir husumetten doğmadığını söyleyebilirsiniz?! Yani, bu araştırma
raporunda, benim belirttiğim hususlar yer alsaydı, benim dile getirdiğim,
benim verdiğim bilgiler değerlendirilmiş olsaydı -çok açık ifade ediyorum-
bugün, birçok konunun bu soruşturma önergesinde olmaması lazımdı; fakat,
soruşturma önergesi, tam aksine... Sizler de aynı şekilde değerlendireceksiniz
eğer vakit bulup okursanız.
Şimdi, araştırma komisyonu bir karar verdi; dedi ki: Şu iki konuyla
ilgili, enerji bakanlarıyla ilgili soruşturma açılsın. Sonra, baktık, soruşturma
önergesini elimize aldığımızda, bu önergede, araştırma komisyonunun "araştırılması
gerekir" dediği bütün hususlarda "soruşturulsun" diye bir taleple Meclisin
karşısına gelindi. Şimdi de, arkadaşlar, haklı olarak konuşuyorlar, anlatıyorlar,
birçok konuya değiniyorlar; ama, gelin görün ki -ben
komisyonda da söyledim bunları- burada dile getirilen iddiaların hemen
hemen büyük bir kesimi -benim bürokratlarımla ilgili- yargıya intikal etti.
Burada adı zikredilen birçok projeyle ilgili, yargı, bürokratlarımın yargılanmasına
izin vermedi birçok konuda.
Bir de, biliyorsunuz, bu işin özü beyaz enerjiyle başlamıştı. Altı ay
süreyle benim telefonlarım dinlendi. Görevi başında bir bakan olarak jandarma
tarafından telefonlarım dinlendi; bürokratla konuşmuşum, dinleniyor; işadamıyla
konuşmuşum, dinleniyor; politikacıyla, siyasetçiyle konuşuyorum, dinleniyor;
ama, yapılan bütün bu telefon konuşmalarında, bir rüşvet, bir para alışverişi,
bir kayırma, gayrimeşru, gayrikanunî bir tek talimat tespit edilemiyor;
yani, şimdi, telefonla maksadına erişemeyenler... Görevi başında bir Enerji
Bakanı, 125 000 personeli olan, 28 genel müdürlüğün kendine bağlı olduğu
bir Enerji Bakanı altı ay dinlenecek ve onun konuşmalarında bir tek yolsuzluk
içerecek kelime bulunmayacak... Bu, aslında, teşekkür edilmesi gereken
bir bakanken, biz bulamadık, biz yakalayamadıkla hareketle, hakkında düzmece
bilirkişi raporları hazırlandı. Bu bilirkişi raporlarının yargıda paçavrası
çıktı. Çete neredeydi?! Bu tahkikatlar, bildiğiniz gibi, Suç Örgütleriyle
Mücadele Yasasına göre sürdürüldü. Peki, beyaz enerjide, çete kurmak, ihaleye
fesat karıştırmak suçlarından yargılanan bütün memur arkadaşlarımız, hem
ihaleye fesat karıştırma suçundan hem çete kurmak suçundan beraat ettiler.
Şimdi, bu iddiaların yargıda böyle makes bulmasından sonra, hâlâ, Çayırhan'da
şöyle oldu, Kırklareli'nde böyle oldu tarzında iddiaların Meclisin huzuruna
getirilmesini de, biraz önce söylediğim sınırlar içinde, maksatlı ve bir
husumete matuf kabul ediyorum.
Yaptığım bütün işlemler hukuka uygundur. Yaptığım bütün işlemlerde kamu
yararı gözetilmiştir, hizmet gözetilmiştir. Yapılacak bütün incelemelerde,
bu, net olarak görülecektir.
Şimdi bakıyoruz, diyorlar ki... Bana atfedilen, soruşturma önergesindeki
suçlarla ilgili konuları dile getirme çabası içinde olacağım. Biraz önce
arkadaşlar konuştular; -yabancıya verilmiş- 29 DSİ projesi. Bakın,
kıymetli milletvekilleri, bu 29 proje, on yıllık bir dilimi içeriyor. Siz,
şimdi, böyle bir toptancılık yapamazsınız. Bir on yıllık dilimin içindeki
bütün yapılan iş ve işlemleri, biz, nasıl olsa Cumhur Ersümer'i bulduk
diye sırtıma yıkamazsınız. Buna ne Allah müsaade eder ne de kul.
Şimdi, basit basit söyleyip geçeceğim. Bu 29 proje, benden önce başlamış
projeler; yani, Sayın Başbakan Necmettin Erbakan, Sayın Başbakan Bülent
Ecevit, Sayın Başbakan Mesut Yılmaz, Sayın Başbakan Tansu Çiller'in başbakan
olarak altlarında imzaları olan projeler. Yine, Sayın Cumhurbaşkanımız
Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer dönemlerinde imzalanmış ve yine,
Mustafa Yılmaz arkadaşımız, Halil Çulhaoğlu arkadaşımız, Ziya Aktaş arkadaşımız,
Recai Kutan, Zeki Çakan ve ben olmak üzere de, bakanlar tarafından imzalanmış.
Şimdi, siz, bu 29 projede şu yapıldı, bu yapıldı, pahalıya verildi, haksızlık
yapıldı, yanlışlık yapıldı dediğiniz yazının altına, eğer, benim adımı
yazıyorsanız, asıl yanlışı siz yapıyorsunuz, asıl haksızlığı siz yapıyorsunuz.
Benim imzaladığım üç kontrat var, inşaatları devam ediyor; her biri bir
gurur vesilesidir. İşte, gidenler görüyor; Çoruh üzerinde Muratlı, Borçka,
Deriner Barajları... Bu işin ne olduğunu anlatmaya vaktim yok; eğer, anlatsam,
emin olun ki, Parlamento bana teşekkür eder.
Bir tek örnek söyleyeceğim yalnız, bir tek örnek. Karkamış Barajıdır;
120 000 000 dolara mal olmuştur, dört sene süre verilmiştir; ama, kırkdört
ayda bitmiştir, on yılda kendini amorti ediyor. Bu mu pahalı proje ?!.
DSİ'nin başlayıp bitirdiği projelerde; DSİ'ye kalan sürelere bakarsanız;
Kapulukaya Barajı on yılda, Gezende Barajı onbir yılda, Özlüce Barajı onüç
yılda bitiyor; on yıldan önce, DSİ'nin bitirebildiği baraj çok az; ama,
işte, parası olunca bitiyor. Su orada duracak, biz bakacağız!.. Doğru bir
şey midir?!. Oradan sağlanan enerjiyle, baraj, kendini on yılda amorti
etmiştir veyahut edecektir.
Şimdi, kısaca bunu ifade ederek başlıyorum. Buradaki ana amacım şu:
Yapılan işin doğruluğunu, yanlışlığını, tabiî ki, vaktimin elverdiği süre
içinde sizlerle tartışmak, sizlere arz etmek çabası içinde olacağım;
ama, diğer yandan da, bu toptancılığı sizlerin gözünüzün önüne sermek istiyorum.
Şimdi, keşif artışlarıyla ilgili, bakıyoruz; "1991 yılından bu yana
devam eden keşif artışları" diyorlar. Keşif artışları elli yıldır yapılıyor
bu memlekette. Peki, dönüyorlar, diyorlar ki: "Son beş yıl içinde..." Yine
diyorlar ki: "Son beş yıl içinde yapılanlar yanlıştır, iki bakan gelsin
bize hesap versin." Hayhay; biz, bu keşif artışlarının hepsinin teker teker
hesabını veririz, hesaptan kaçmayız; ama, buradaki bir toptancılığa yine
dikkat çekmek istiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın; ben, birilerini ihbar
etmek ihtiyacı içinde değilim; yalnız, yapılan işi sizlere arz etme çabası
içinde konuşuyorum.
Şimdi, o beş yıl dediğiniz yerde, biz üç bakanız; diğer bakan arkadaşımın
biri yok; ama, biliyorum ki, onun imzaladığı keşif artışları da var. Bu
olaylar, benim, bu, size arz etmek çabası içinde olduğum örnekler, maalesef,
araştırma komisyonumuzun ne kadar üstünkörü bir çalışma sarf ettiğinin
delilidir. Ayrıca, yine, maalesef, bu soruşturma önergelerinin, dikkatli
bir çaba içinde olmadan, bu yanlışlıklar taşınarak getirildiğidir; haklıdır;
az önce konuşan milletvekili arkadaşlarımız da, bütün bu yanlışlıkları
tekraren dile getirdiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ersümer.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bir başka çok önemli örnek daha var. Şimdi, şu Parlamentoda, hatta Türkiye
genelinde kime sorsak, yap-işlet-devret projeleri denildiği zaman herkesin
aklına ben geliyorum, herkesin aklına ANAP dönemi geliyor. Bakın, çok net
ifade ediyorum, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elektrik almakta
olduğu 23 tane yap-işlet-devret santralı var. Bunların toplam gücü 2 200
megavat dolaylarında. Türkiye toplam enerjisinin sadece yüzde 7'sini veriyorlar;
ama, benim için önemli olan şu: Bu toplam megavat gücün içinde, benim altına
imza attığım, benim sorumluluğumda olan 4 tanesi var, 2 RES, 2 HES; yani,
2 tane hidrolik santral, 2 tane de rüzgar santralı. Bunların toplam gücü
20 megavat. Yani, bütün yap-işlet-devret projelerinin içinde benim sorumluluğumda
olan, altında benim imzam olan 20 megavat ve bütün bu toplamın onbinde
5'ini teşkil ediyor ve biraz önce belirttiğim gibi, 2’si rüzgâr santralı,
2’si de hidrolik santral. 1’i 10 megavat, 1’i 5 megavat, işte 1’i 7 megavat,
toplam 20 megavatlık bir cesamet.
Şimdi, siz, yap-işlet-devret projelerinde şu yanlışlıklar vardır; yap-işlet-devret
projelerinde pahalı elektrik üretilmektedir... Sayın Bakanımız "ben bu
4 santrala el koyacağım, ben bu 4 santralda bu pahalılığı önleyeceğim"
diyor; Cumhurbaşkanlığı raporunda deniliyor ki: "Onlar da onları suçladı."
Gazete manşetlerinden arz etmeye çalışıyorum. Neticede, burada suçlanan
4 tane dev santral var. Ben de suçlamak için ifade etmiyorum, sakın yanlış
anlamayın; ama, siz, kalkar da, yap-işlet-devret projelerinde yapılan yolsuzluğun
altına benim adımı yazarsanız, ben de gelirim, burada, mecburen bunları
ifade ederim. Benim sorumluluğumda olduğu, her zaman hesabını da vermeye
hazır olduğum 4 tane santral var; toplam gücü, 20 megavat.
Şimdi, bu doğalgaz santralları, 1993 yılından başlıyor; aynı toptancılığı
burada da yaşıyoruz; yani, bu toptancılık, on yıllık dilimin içinde, yine,
benim karşıma çıkıyor.
Geçtiğimiz günlerde, bir gazetede bir köşe yazarımızın yazısını, biraz
olsun yüreğim soğuyarak okudum; diyor ki: "Bu beyaz enerji işinde, bizi,
bu bilirkişiler, 3-5 megavatlık rüzgâr santrallarının peşine taktılar;
ama, arkada, 4 tane dev gibi doğalgaz santralının yanına, bunlar, hiç uğramadılar.
Biz de, bunları aldık, gündeme getirdik, günlerce tartıştık." Yine, kendisiyle
davalı olduğumuz bir yazarımız da diyor ki: "Biz, Ersümer'in günahını boşa
almışız."
Ben, tabiî, bunların hepsini buraya getirdim; ama, bu süre içinde, bunları,
bu belgeleri, size arz edemeyeceğim.
Şimdi, gelelim yap-işlet-devret santrallarına. 53 üncü hükümet döneminde,
Sayın Hüsnü Doğan, bir kararname hazırlıyor, diyor ki; bu yap-işlet-devret...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ersümer, konuşmanızı toparlayabilir misiniz. Şimdi,
ben de, aslında, size sonsuz konuşma hakkı vermek isterdim; ancak, Sayın
Genel Kurul, Meclis soruşturması açılmasına karar verirse, bu soruşturma
sonucunda, soruşturma komisyonunun raporuna karşı sonsuz konuşma süreniz
var; dolayısıyla, tamamlarsanız sevinirim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Sayın Başkanım, ben, bu âlicenaplığınıza gerçekten teşekkür ediyorum;
katiyen, sizi sıkıntıya sokmak gibi bir çaba içinde değilim, hakkıma tecavüz
ettiğimi de biliyorum; ama, izin verirseniz, kısa kısa, önemli gördüğüm
bir iki konuyu da arz edip huzurlarınızdan ayrılacağım efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ersümer.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Şimdi, tabiî, burada, ifade etmeyi planladıklarımı ifade etmem mümkün
değil; ama, yine, genel genel söyleyerek devam etmek istiyorum.
Şimdi, burada, hep anlatılıyor; işte, 1999 yılında, Devlet Planlama
Teşkilatı şu tarzda bir beyanda bulunmuş, bakanlık uymamış; efendim, Hazine
şunu söylemiş... Bakın, düşünebiliyor musunuz, şimdi, bize yazılan her
yazının bir karşılığı var; eğer, tarafsız, önyargısız bir değerlendirme
yapılıyor olsaydı, Devlet Planlama Teşkilatının yazısını alıp, araştırma
komisyonu raporunda değerlendirenler, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme
Kurulu raporunda değerlendirenler, hatta, bu kürsüde değerlendirenler,
lütfedip, Bakanlığın cevabî yazılarını da bir değerlendirselerdi olmaz
mıydı?!
Bakın, çok net ifade ediyorum; ben, Bakanlığım dönemi süresi içinde,
gerek elektrik üretiminde gerek gaz üretiminde, benden önceki sayın bakanların
tespit etmiş oldukları miktarların hilafına bir miktar tespiti, bir alım
içinde olmadım. Neticede, çok iyi bildiğiniz gibi, biz, 27 Mayıs 2000 tarihinde
bir mutabakata vardık; yani, 1999 yılından sonra, 27 Mayısta bir mutabakata
vardık; bu, bir tarihî belge. Sayın Başbakan Bülent Ecevit emrettiler,
Bakan Sayın Hüsamettin Özkan'ın başkanlığında, DPT, Hazine ve Enerji Bakanlığı
Müsteşarları toplantı yaptılar, bir mutabakata vardılar; dediler ki: "2000-2002
yılları arasında Türkiye'de enerji darboğazı olacaktır ve bunlarla ilgili
tedbirler şunlardır." Onun altında, bizim müsteşarımızın da imzası var.
Eğer, o tarihten sonra, bu mutabakat hilafına Enerji Bakanlığında bir iş
veya işlem yapıldığını söyleyebiliyorsanız, ben, onu dinlemeye hazırım.
Biz, o mutabakatın peşinde olduk ve o mutabakatın gerçekleşmesi için gerekenleri
yaptık.
Hızlı hızlı gidiyorum. Şimdi, bir, al ve ödeden (take or pay) bahsediliyor.
Şimdiye kadar, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, BOTAŞ 1 lira take or pay parası
ödememiştir ve şuradan iddia ve ifade ediyorum, 1 TL'de ödemeyecektir.
Şimdi, bir yandan, 1999 rakamlarını değerlendiriyoruz, doğrudur; anlaşma
miktarlarını değerlendiriyoruz, o da doğrudur; ama, bizim yaptığımız başka
bir şey var; yani, biz, 2001 yılında, Yüce Meclisin huzuruna gelmişiz,
Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve Doğal Gaz Piyasası
Hakkında Kanunu geçirmişiz, bu kanunun 2 nci maddesine bir hüküm yazmışız,
demişiz ki: BOTAŞ, 2009 yılına kadar elindeki bütün kontratlarını özel
sektöre devredecektir ve bu devir işlemini de 2003 yılının kasım ayında
yerine getirecektir; yüzde 10'unu devredecektir, bu yüzde 10, 6 700 000
000 metreküp yapar. Şimdi, ben, bakıyorum, BOTAŞ, kendine tanınan yasal
süre içinde, kanunun amir hükmüne aykırı olarak, şu anda, 1 metreküp gazı
dahi devretmemiştir; Sayın Bakanımız burada.
Şimdi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun görevi de BOTAŞ'ın bu amir
hükmü yerine getirmesini sağlamaktır; ama biz bakıyoruz, işte, şundan devredilmedi,
bundan devredilmedi... Ben buradan BOTAŞ'a sesleniyorum;"gamlı olsun şen
olsun" bu kontratları devretsinler. Bu tarihten sonra Türkiye'nin ödeyeceği
her take or pay'in parasının vebaline de günahına da bu yönetim katlanır.
Şimdi, bir başka şey daha söyleyeceğim; bu devir işlemlerinin yerine
gelmemesi, yerine getirilmemesi... Sakın ola ki isteyen yok diye düşünmeyin;
yani, en pahalı alınan LNG ile ilgili, o LNG'yi veren firmalar dahi bu
kontratları devralma çabasındalar. O nedenle, BOTAŞ bir an önce görevini
yerine getirsin, bunları devretsin, kanunun koyduğu hedef 2009 yılıdır.
Yine, bir bakıma benim için sevindirici, Sayın Bakanımızın açıklamaları
var "Türkiye 2007'ye kadar enerji sıkıntısı çekmeyecektir" diyorlar, doğrudur.
"2004'ten itibaren enerji yatırımlarının başlaması gerekiyor" diyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ersümer, son cümlelerinizi söyleyin.
Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Sayın Başkan, son sözlerimi söyleyip ayrılmak istiyorum.
Sayın milletvekillerimiz, gerçekten, önümüzdeki dönemlerde huzurunuza
benim gibi bakanların gelip, böyle, dar, sıkışık zamanlarda kendilerini
ifade etme çabası içinde olmamalarını istiyorsanız, siyasînin siyasetçiyi
suçlamadığı, siyasetçinin siyasetçiyi soruşturamadığı bir anayasal ortamı
mutlaka hazırlamalısınız. Ben, bütün yaptığım işlerde...
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Olur mu öyle şey?
EMİN KOÇ (Yozgat) - Bu Mecliste, yıkama, aklama devri bitti.
Komisyonda konuşursunuz.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Çok affedersiniz, son sözlerimi ifade etmek istiyorum.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla)
- Biraz önce de belirttim; yaptığım bütün işlerin hukuka uygun olduğunu,
kamu yararı gözetildiğini... (AK Parti sıralarından "ANAP niye bu hale
düştü" sesi)
O, vatandaşın takdiridir; sizin de, ne zaman ne hale geleceğinizi Allah
bilir.
...hizmet yanında faaliyetlerimi sürdürdüğümü arz ediyorum.
Hepinizi, saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve Bağımsızlar sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ersümer.
Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası, hakkında soruşturma açılması
istenilen Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Zeki Çakan'a aittir.
Buyurun Sayın Çakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 64 arkadaşı
ile Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 arkadaşının, (9/4) ve (9/7) esas
numaralı, bakanlık dönemimdeki bazı icraatlarımla ilgili olarak hakkımda
vermiş oldukları soruşturma önergeleri üzerinde, Anayasanın ve İçtüzüğün
vermiş olduğu hakka dayanarak, sizleri bilgilendirmek için huzurlarınızdayım;
saygılar sunuyorum.
9 Mayıs 2001 tarihinde Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı olarak göreve
başladım. 18 Kasım 2002 tarihinde bu görevimden ayrıldım. Bundan önceki,
kamuda ve siyasette yürüttüğüm 15 ayrı görevimde olduğu gibi, onsekiz aylık
bakanlık görevimde de, şeffaflığı, açıklığı ve katılımcılığı kendime hedef
edindim.
Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından verilen 6,5 sayfalık soruşturma
önergesi incelendiğinde ve irdelendiğinde, muhatap alındığım tek konu,
Türkiye aleyhine olduğu bilinerek yapıldığı iddia edilen fiyat indirimi
nedeniyle, tarafımın görevi ihmal ve görevi kötüye kullanmasıyla ilgili,
hakkımda soruşturma açılması istemidir. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından
verilen soruşturma önergesinde ise, ilaveten, Devlet Su İşleriyle ilgili
keşif artışları nedeniyle, hakkımda soruşturma açılması istenilmektedir.
Her iki konuyla ilgili olarak, bilgi vermek üzere, yolsuzlukları araştırma
komisyonuna çağrılmadım. Konularla ilgili olarak, ilgili bürokratlar komisyona
çağrılarak bilgi alınmadı.
Hayatım boyunca, ülkemin ve kamunun bir tek kuruşunun ziyan olmamasının
peşinde koştum. Ülkemin menfaatını her şeyin üstünde tutarak ve kendimi
yetkimden fazla, bana bu yetkiyi verenlere karşı sorumlu tutarak, görevlerimi
sürdürdüm. Yirmiyedi yıl süren bu görevlerim esnasında, şu ana kadar da
hiçbir araştırma, soruşturma geçirmedim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
ve BOTAŞ'ın anastatüsünün verdiği yetkiye dayanarak, yetki ve sorumlulukları
çerçevesinde görüşmeleri yürüten ve zeyilnamelerde imzası bulunan BOTAŞ
yetkilileri ile Rus şirketleri olan Gasprom ve Gazexportun karşılıklı şirketler
olarak imzaladıkları zeyilnamelere istinaden yaptıkları fiyat ve miktar
iyileştirme çalışmalarının neticelerini ve ülkemize sağlanan kazançları,
sayın basın mensuplarının, bizi izleyen Yüce Türk Milletinin ve siz değerli
milletvekillerinin huzurunda, hakkımda verilen önerge ve bu açıklamamla
ilgili olarak her türlü anayasal ve yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla,
tarafıma yöneltilen bu suçlamalar karşısında açıklamak mecburiyetinde kaldım.
Zeyilnamelerin altında imzası bulunan ve söz konusu düzenlemeleri gerçekleştiren
ilgili bürokratların, o dönemde bana verdiği bilgiler doğrultusunda, üçüncü
fiyat ve miktar iyileştirme çalışmalarıyla ülkemize sağlanan avantajları
açıklıyorum.
1- Batı hattından 6 milyar metreküplük, anlaşmayla Ruslardan alınan
doğalgazın asgarî alım taahhüdü yüzde 80'den yüzde 75'e düşürülerek, 2002,
2003 ve 2004 yılları için toplam 900 000 000 metreküp tasarruf sağlanmıştır.
Her ne kadar, soruşturma önergesinde ortalama alım fiyatı, 2003 yılında
133 dolar olarak belirtilmekteyse de, o dönemde, biz, doğalgazı 130 dolar
kabul edersek, bu tasarrufun ülkemize parasal kazancı 87 750 000 dolardır.
2- Batı hattından 8 milyar metreküplük Turusgaz anlaşmasıyla alınan
doğalgazın asgarî alım taahhüdü yüzde 87'den yüzde 75'e düşürülerek, 2002,
2003 ve 2004 yılları için toplam 2 700 000 000 metreküp tasarruf sağlanmıştır.
Bu tasarrufun ülkemize parasal kazancı 263 250 000 dolardır.
3- Mavi Akım anlaşması çerçevesinde, 2009 yılına kadar her yıl için
2 milyar metreküp gazın eksik alınması sağlanmış ve gaz alımından toplam
13 900 000 000 metreküp tasarruf edilmiştir. Bu tasarrufun ülkemize parasal
kazancı 1 800 000 000 dolardır. Toplamda, Ruslardan alınacak doğalgaz miktarında
17 500 000 000 metreküp tasarruf sağlanmış olup, bundan ülkemize sağlanan
parasal kazanç 2 150 000 000 dolardır.
4- Batı hattından 6 milyar metreküplük anlaşmayla alınan doğalgazın
fiyatı 3 dolar düşürülmüştür. Bu işlemle, 2005 yılına kadar ülkemize 31
500 000 dolar kazanç sağlanmıştır.
5- Batı hattından 8 milyar metreküplük Turusgaz anlaşmasıyla alınan
doğalgazın fiyatı 10,5 dolar düşürülmüştür. Bu işlemle, 2005 yılına kadar
ülkemize 137 800 000 dolar kazanç sağlanmıştır. İlaveten 2002, 2003 ve
2004 yılları için, batı hattından 6 milyar metreküplük anlaşmayla alınan
doğalgazın, yaz dönemi asgarî alım taahhüdü yüzde 40'tan yüzde 35'e; yine,
batı hattından 8 milyar metreküplük anlaşmayla alınan doğalgazın, yaz dönemi
asgarî alım taahhüdü yüzde 44'ten yüzde 35'e düşürülmüştür.
BAŞKAN - Sayın Çakan, bir saniye.
Sayın milletvekilleri, Genel Kuruldaki uğultu nedeniyle Sayın Çakan'ın
konuşması anlaşılmamaktadır.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Ben teşekkür ederim.
Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
BOTAŞ'ın, Rus tarafıyla yapmış olduğu fiyat ve miktar iyileştirme çalışmalarıyla
-tekrar ediyorum- BOTAŞ'ın bu yapmış olduğu çalışmalarla, ülkemize 2 300
000 000 dolar kazanç sağlanmıştır.
Ayrıca, İran kontratlarında hukukî açıdan bir zorunluluk olmamasına
rağmen, 2002 yılında Türkiye için herhangi bir fiyat revizyon hakkı doğmamış
olmasına rağmen, İran'la da, yine, bu çalışmalar sürdürülmüştür.
İran'dan alınan doğalgazın, asgarî alım taahhüdü, 2003 ve 2004 yılları
için yüzde 85'ten yüzde 70'e düşürülerek, toplam 1 650 000 000 metreküp
tasarruf sağlanmıştır. O dönemde doğalgaz alış fiyatını ortalama 130 dolar
kabul edersek, bu tasarrufun ülkemize kazancı 160 000 000 dolardır.
Ayrıca, 2005 yılına kadar İran gazında yüzde 4,5 indirim sağlanmıştır.
Bu kazancın ülkemize getirdiği parasal karşılık 45 000 000 dolardır.
İran'dan alınan doğalgazın asgarî alım taahhüdü, 2002 yılı için yüzde
85'ten sıfıra düşürülerek, o yıl alınması gereken 2 800 000 000 metreküp
doğalgazın alımından vazgeçilmiştir. Bu tasarrufun ülkemize parasal kazancı
273 000 000 dolardır.
İran gazında, 2005 yılına kadar asgarî alım taahhüdünün üzerinde alınacak
miktarlar için, ayrıca yüzde 20 indirim sağlanmıştır. Bu indirimin ülkemize
parasal kazancı 85 000 000 dolardır.
BOTAŞ'ın, İran tarafıyla yapmış olduğu bu iyileştirme çalışmaları neticesinde
toplam kazanç 563 000 000 dolardır.
Türkiye aleyhine yapıldığı iddia edilerek hakkımda soruşturma açılması
istenilen, Rus şirketleri ve İran şirketleri ile BOTAŞ yetkililerinin gerçekleştirdiği
bu fiyat ve miktar iyileştirme çalışmaları sonucunda, ekonomik krizin en
büyük ağırlığının hissedildiği 2001 ve 2002 yıllarında, daha önce olduğu
gibi, bir tek kuruş "al ya da öde" cezası ödenmemiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Çakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
2003 ve 2004 yıllarında oluşabilecek "al ya da öde" durumu, bu anlaşmayla
engellenmiştir; doğalgaz fiyatları düşürülmüştür. Karşı tarafa hiçbir taviz
verilmeden -tekrar ediyorum, karşı tarafa hiçbir taviz verilmeden- ülkemize,
2 863 000 000 dolar kazanç sağlanmıştır. Bugün, yılda 4 500 000 000 metreküp
doğalgaz kullanması gereken Elektrik Üretim A Ş 1 700 000 000 ilâ 1 900
000 000 metreküp gaz kullanabiliyorsa, bunların hepsi 2002 yılı içerisinde
yapılan kontrat iyileştirme çalışmaları sayesindedir. Bu iyileştirme çalışmaları
sonucunda gerçekleştirilen indirim, Türkiye tarafı olarak gaz alımına başladığımız
1987 yılından bu yana yapılan ilk ve tek indirimdir. Böyle bir çalışma,
Temmuz 2000'de BOTAŞ'ın Gazexport ve Turusgaza ilettiği fiyat revizyonu
talebine karşılık, Gazexport ve Turusgaz tarafından fiyat revizyonu şartlarının
oluşmadığı ve bu teklifin kabul edilemeyeceğinin BOTAŞ'a bildirilmiş olmasına
rağmen yapılmıştır.
BOTAŞ'ın yapmış olduğu bu çalışmada, anlaşmalarda öngörüldüğü şekliyle,
yalnızca fiyat revizyonu ele alınmamış, anlaşma kriterleri dışında, ülkemiz
lehine, miktar indirim hususu ilaveten masaya yatırılmıştır. Söz konusu
miktar indirimi, BOTAŞ tarafından ilk defa gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla,
sözleşme kriterleri dışında, fiyat iyileştirmesi yanında miktar iyileştirmesinin
de gerçekleştirildiği böyle bir paket çalışma, zaten, geriye dönüşün de
mümkün olmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Biraz önce açıkça ifade ettiğim gibi, doğalgaz fiyatıyla ilgili görüşmelerin
fiilen imkânsız olduğu bir dönemde, Gasprom ve Turusgaz, BOTAŞ tarafından
görüşmeye ikna edilmiş, masaya oturtulmuş; Ruslarla yapılan bu görüşmelerle,
ülkemize 2 300 000 000 dolar kazanç sağlanmıştır. Bu kazanç sağlandığı
için mi benim hakkımda soruşturma açılmak isteniyor?! Tekrar ediyorum;
karşı tarafa hiçbir taviz verilmeden bu kazanç sağlandığı için mi benim
hakkımda soruşturma talep ediliyor?! Bu nasıl anlayış, bu nasıl adalet,
sayın milletvekilleri?! Takdiri sizlere ve Yüce Türk Milletine bırakıyorum.
Bu konuda son olarak da şunu söylüyorum: Geçtiğimiz günlerde BOTAŞ'ın
yapmış olduğu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler'in
açıkladığı anlaşma, iddia edildiği gibi, dönemimde BOTAŞ tarafından yapılan
anlaşmayla Türkiye'nin ileride yeni düzenleme yapma hakkının ortadan kaldırılmadığının
en açık delilidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce, Sayın Cumhur Ersümer,
Sayın eski Bakan, kendi dönemiyle ilgili konuları açık, net bir şekilde
dile getirdi. Özellikle yap-işlet-devret projeleriyle ilgili de, konunun
üzerine basa basa, 2 700 megavata yap-işlet-devretlerle ilgili, kendi döneminde
yaklaşık 20 megavat ilave yapıldığını, ikisinin HES, ikisinin RES olduğunu
söyledi.
Şimdi ben söylüyorum: Benim dönemimde, bir tane yap-işlet-devret projesi
yapılmadı; benim dönemimde, işletme hakkı devri projesi yapılmadı; benim
dönemimde, mobil santral ihalesi yapılmadı. Hepinize, grup başkanvekilleri
dahil, sesleniyorum; enerji ihaleleriyle ilgili yolsuzluk deniyor; hangi
enerji ihaleleriyle ilgili yolsuzluk?! Yapılmayan bir enerji ihalesinde,
bir eski bakanı, bir eski milletvekilini suçlamak vicdanla bağdaşıyor mu?!
Yapılmadı diyorum, yapılmadı. Ayrıca, yine, gerek duyulmadığı için -gerek
duyulsaydı göğsümü gere gere yapar, altını da imzalardım- bir tane uluslararası
doğalgaz anlaşması yapılmadı. O zaman, önergede, grup başkanvekillerinin
yaptığı basın toplantısında “enerji ihaleleriyle ilgili olarak” diye ben
nasıl suçlanıyorum; bunu anlamak mümkün değil.
Ayrıca, enerji fazlası olduğu söyleniyor. Benim dönemimde -zamanım yok;
imzası burada- üç genel müdür 2001 Kasımında bana geldiler ve dediler ki:
"Sayın Bakanım, enerji kısıtlamasına gideceğiz." “Gidemezsiniz” dedim.
O dönemde görevli olan arkadaşım da milletvekili olarak şu anda burada;
toplantıda belki vardı, belki yoktu; bilemiyorum. “Kapasite kullanım faktörlerini
artıracaksınız, yüzde 50'den yüzde 70'e çıkacaksınız, enerji kısıtlamasına
gitmeyeceksiniz” diye ben talimat verdim. Onların da teklifleri burada,
dosyada; zamanım yok.
Keşif artışlarına gelince; 2886 sayılı Yasanın 63 üncü maddesine istinaden,
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, keşif artışları, alenî -tekrar
ediyorum; alenî- adil ve yasalara uygun olarak hazırlanmakta, hatta, hukuk
müşavirliğinden geçmekte ve Bakanlık makamından olur alınmaktadır. Elli
yıllık Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde bugüne kadar yapılan işlerde
hemen hemen her bakan döneminde keşif artışı verilmiştir. Devlet Su İşlerinin
yaptığı işlerin yüzde 90'ından fazlasına keşif artışı verilmiştir. Bugüne
kadar çıkmış kanunların hepsinde, 6200, 2886, 2490, 4964, sayılı Kanunlarda
keşif artışı vardır. Bu itibarla, keşif artışı uygulaması yasaldır. İşlerin
geciktirilmeksizin kanunlar çerçevesinde bir an önce bitirilmesi ve ekonomiye
kazanç sağlanması için keşif artışları verilmiştir. Örneğin, Keban, Karakaya,
Atatürk Barajı gibi milletçe gurur duyduğumuz pek çok eserde, geçmişte,
aynı şekilde keşif artışı verilmiştir.
Keşif artışı 1 liralık iş için 2 lira ödenmesi değildir arkadaşlar;
yapılan işin artan miktarlarının yapılması, halinde ihale şartlarına uygun
olarak ödenen paradır. Keşif artışı oluru verilmesine rağmen, bu imalatların
yapılmaması veya yaptırılmaması halinde müteahhide hiçbir bedel ödenmez.
Bu keşif artışları benimsenmiyorsa, şimdiki Bakan tarafından -eğer Sayın
Bakan buradaysa- tamamı iptal edilebilir; ancak, bugüne kadar, bildiğim
kadarıyla, iptal edilmemiştir. Yolsuzlukları araştırma komisyonunda Enerji
Bakanı Sayın Hilmi Güler'in "keşif artışlarını iptal edecek misiniz" sorusuna
verdiği cevap aynen şöyledir: "Tabiî, tabiî... Düşünüyoruz... Yalnız, keşif
artışlarının iptali şöyle: Yürüyen işse, orada müteahhit değiştirmek falan
daha maliyetli oluyor. Belki, onu bir yerde kesmek, uygun bir dönemeçte
kesmek, daha uygun olur bence; bu benim yaklaşımım."
Bugüne kadar, yerel yönetimlerde -özellikle büyükşehir belediye başkanları
dahil olmak üzere- birçok bakanlıkta keşif artışları verilmiştir ve şu
anda da verilmektedir.
BAŞKAN - Sayın Çakan, toparlayabilir misiniz.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Sayın Başkan, bir-iki dakikanızı istirham edeceğim.
Hatta, yolsuzlukları araştırma komisyonu üyesi olan -tekrar ediyorum;
hatta, yolsuzlukları araştırma komisyonu üyesi olan- ve hakkımda verilen
soruşturma önergesinde imzası bulunan bir milletvekilinin şirketinin Devlet
Su İşlerine yaptığı 5 işte -tekrar ediyorum; 5 işte- yüzde 99 ile yüzde
421 arasında keşif artışı aldığı hususu devletin belgelerinde, DSİ'nin
arşivlerindedir. (CHP sıralarından "Açıkla!.." sesleri)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Bakan, adını söyle, adını!..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Müsaade ederseniz...
Ama, Sayın Başkandan da bu konuda biraz zaman isteyeceğim. Tabiî ki,
açıklayayım... Tabiî ki, açıklayayım... Haklısınız; çok teşekkür ediyorum
ikazınız için. Tabiî ki, açıklayayım...
Evet, bu sayın milletvekili, yolsuzlukları araştırma komisyonu üyesi
ve ben bakanken de bir siyasî partinin saymanı; hangi keşif artışlarını
aldığını söylüyorum: Şanlıurfa Acil İçmesuyu, yüzde 491,27; Hacı Hıdır
Sulaması, yüzde 233; Hacı Hıdır Barajı, yüzde 174; Batman Barajı, yüzde
99; Batman Sol Sahil Sulaması, yüzde 152; benim dönemimde verilmiş; ben
yüzde 152 vermişim (AK Parti sıralarından "niye verilmiş" sesi)
Niye; ben vermedim onu; ilgili genel müdürlük teklif edip yasalara uygun
olarak... Bunu ben yadırgadığım için söylemiyorum, bunu ben usulüne uygun
verilmemiş diye söylemiyorum; ama, bildiği halde konuları bu soruşturma
önergesinde imzası olduğu için söylüyorum. Dolayısıyla, bu keşif artışıyla
ilgili, ilgili genel müdürlük bunu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çakan, son cümleleriniz, lütfen...
Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Sayın Başkanım, savunma değil, bilgilendirme hakkımı elimden lütfen almayın.
Savunma yapmıyorum, ben burada bilgi veriyorum; çünkü, savunma yapma gereğini
-açık, net olarak söylüyorum- duymuyorum; attığım her imzanın arkasındayım,
yaptığım her icraat doğrudur...
İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul) - İsmi ne? Hepimiz bilelim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Müsaade edersiniz, bu konuyla ilgili ben isim vermek istemedim; ama, söylüyorum...
BAŞKAN - Sayın Çakan, size İçtüzüğün tanıdığı...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Söylüyorum: Sayın Mahmut Yıldız, CHP Şanlıurfa Milletvekili. O dönemde
DSİ Şube Müdürlüğü yapmış; benim Bakanlığım döneminde de Cumhuriyet Halk
Partisinin saymanıydı.
Değerli arkadaşlar, şimdi, kolay değil; Yüce Türk Milletinin önünde
bakanları suçlarken, bakanlar hakkında ortaya bir şey koyarken... Komisyona
gittiğimiz zaman ortaya koyacağımız belgeler bugünkünden çok daha ağırdır;
açık, net olarak söylüyorum.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) - Varsa belgeler!..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Müsaade eder misiniz...
Keşif artışları, işin kontrollük teşkilatında hazırlanır, şube müdürlüğünce
incelenir, bu incelemeler bölge müdürlüğünce devam eder; uygun görülenler,
Devlet Su İşleri merkez teşkilatınca ilgili daire başkanlığında bir ekip
tarafından incelenir; uygun görüldüğü takdirde, hukuk müşavirliğinden de
görüş alınarak ilgili genel müdür yardımcısına sunulur. Bu kademelerde
uygun görülen keşif artışları, genel müdür tarafından da uygun görüşle
Bakanlığa arz edilir; Bakanlıkta, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar Dairesinin
süzgecinden geçen olur teklifleri, ilgili müsteşar muavinince, sonra da
müsteşarca, yine, uygun görüşle makama sunulur; ilgili bakan -ben veya
kim olursa olsun- onu imzalar. Bu kadar teknik kademeden geçtikten sonra,
keşif artışı vermediğinizde karşılaşacağınız hususlar çok daha ağırdır.
İşte o zaman, daha fazla sorumlu olursunuz kanaatindeyim.
Elli yıldır olduğu gibi, benim dönemimde de, keşif artışları, kanun
çerçevesinde verilmiştir; ilgili genel müdürün uygun görüşü üzerine verilmiştir;
yasaldır, bugün de verilmeye devam edilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çakan, teşekkür ediyorum.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Sayın Başkan, bir iki cümleyle, lütfen, toparlama imkânı verin.
BAŞKAN - Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR ESKİ BAKANI ZEKİ ÇAKAN (Devamla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; attığım her imzanın arkasındayım.
Bürokratımın doğru yaptığı her işin yanındayım; dün de yanındaydım doğru
işin, bugün de yanındayım.
Dönemimle ilgili, size, çok az bazı rakamlar vermek istiyorum müsaade
ederseniz. Bakın, burada, tek tek anlatacaktım; ama, zamanım yok. Dönemimde
enerji KİT'lerinin kamuyu zarara uğrattığı söyleniyor. Dönemimde enerji
KİT'leri -2002 yılı bilanço rakamını veriyorum- 1 katrilyon 851 trilyon
kâr etmiştir. BOTAŞ, net olarak 565 trilyon kâr etmiştir. Bir yıl önceye
göre, yüzde 828,66 oranında artış sağlanmıştır.
Bakın, ben, size, en son olarak şunu söylüyorum: Sayın Bakan burada.
Görevi teslim ettiğim 18 Kasım 2002 tarihinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Sayın Hilmi Güler'e, boş kasa teslim alınan denildiği yerde 1 755
537 000 000 000 nakit, bankalarda, para bırakılmıştır, nakit para. Sayın
Bakanı karşıladığımda, önüne ilk defa onu koydum ve onunla ilgili olarak,
benim, kendisine teslim ettiğim evrak olarak, burada da, müsaade ederseniz,
göstermek istiyorum. Ben görevi teslim ettiğim anda kendisine verdiğim
rakam, net, 1 755 537 000 000 000'dır; altında da bütün genel müdürlerin
imzası vardır; işte, evrakı da burada.
Kamunun menfaatını gözetmek için dün de çalıştım, bugün de çalışıyorum,
yarın da çalışacağım. Bu konuyla ilgili olarak, dönemimde
-geçmiş dönemlerde olduğu gibi- 7 enerji KİT'i de kâr etmiştir; yukarıda
arz ettiğim kadar da nakit para bırakılmıştır.
Aslında söyleyecek çok şey var. Sayın Başkanın, zaman için gösterdiği
iyi niyete tekrar teşekkür ediyorum.
Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çakan.
Sayın milletvekilleri, Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Şimdi, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer
ve Zeki Çakan haklarında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu
oylarınıza sunacağım.
Anayasanın 100 üncü maddesinin hükmüne göre oylamayı gizli oylama şeklinde
yapacağız.
Oylamaya başlamadan önce, oylamanın yöntemiyle ilgili olarak bazı açıklamalarda
bulunacağım.
Gizli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:
Komisyon ve hükümet sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden komisyon sırasındaki
Kâtip Üye, Adana'dan başlayarak İzmir'e kadar; hükümet sırasındaki Kâtip
Üye ise, İzmir ilâ Zonguldak dahil, adı okunan milletvekiline biri beyaz,
biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf
verecek ve pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterinde işaretleyecektir.
Milletvekilleri, belirlenmiş bulunan bu yerlerden başka yerde oylarını
kullanmayacaklardır.
Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın
ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.
Bildiğiniz üzere, bu pullardan beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret,
yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.
Oyunu kullanacak sayın üye, Kâtip Üyeden 3 yuvarlak pul ile mühürlü
zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme
yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak,
diğer 2 pulu ise hücre içerisinde bulunan ise ıskarta kutusuna atacaktır.
Bilahara, oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı,
Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.
Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.
Şimdi, gizli oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Oyların toplanılmasına başlandı)
Binali Yıldırım...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin
Çelik'in yerine, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Zeki Ergezen vekâleten
oy kullanacaktır.
(Oyların toplanılmasına devam edildi)
BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekili Hüseyin
Besli ve 63 milletvekilinin, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa
Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün
107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/4)
esas numaralı önergesi ile Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 arkadaşının,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki
Çakan haklarında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca
bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/7) esas numaralı önergesinin
birlikte yapılan gizli oylamasının sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 438
Kabul : 418
Ret : 11
Çekimser : 7
Boş : 2
Böylece, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.
Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin,
güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak
gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle
kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütülecektir.
Soruşturma komisyonunun iki aylık görev süresinin, komisyonun başkan,
başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(...................)
BAŞKAN -
Bu arada, Sayın Yıldız'ın kısa bir söz talebi var.
Buyurun Sayın Yıldız. Bulunduğunuz yerden...
MAHMUT YILDIZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
biraz önce konuşan eski Enerji Bakanımız Sayın Çakan, isim vererek benimle
ilgili birtakım iddialarda bulundu. Bunu açıklamakta yarar görüyorum.
Ben, kendi isteğimle, kendi arzumla araştırma komisyonuna girmeyi talep
ettim. Eğer, benim, korkulacak, endişe duyulacak bir yanlışım olmuş olsaydı,
bu komisyona girme talebinde bulunmamış olurdum.
Ben, aranızda bulunan bir işadamı olarak, Türkiye'de çok ciddî işler
yapmış, neticelendirmiş, Türkiye'nin kalkınmasında ekonominin hizmetine
sokmuş bir arkadaşınızım. Çok baraj bitirdim, çok sulama bitirdim ve çok
yol bitirdim. Halen devam etmekte olan işlerim de mevcuttur.
Keşif artışlarının verilmesiyle ilgili konuya gelince; bir işe mutlaka
keşif artışı verilir. Eğer, bir projenin bitirilmesinde zaman sorunu varsa,
ekonomiye katkı anlamında bir anlamı söz konusuysa, mutlaka bitirilmesinde
yarar görülüyorsa mutlaka keşif artışı verilir.
Keşif artışı ne zaman verilir; işin yüzde 100'ü bitirilir, ondan sonra,
işin bitirilmesi için, zaman kaybına meydan vermemek için, ekonomiye katkısını
sağlamak için keşif artışı verilir. Biz, araştırma komisyonu olarak, tespit
ettiğimiz keşif artışlarındaki yolsuzluk konusunu, DSİ Genel Müdürünün
bize gönderdiği bildirdiği yazılı açıklaması neticesinde gündeme getirdik.
Seçim kararı alındıktan sonra, 2002 yılında, hiç zamana ihtiyaç duyulmayan,
bitirilmesi söz konusu olmayan, henüz daha işe yeni başlanmış, işin gerçekleşme
yüzdesi yüzde 10'lardayken, sıfırlardayken, Sayın Bakanımız Zeki Çakan
döneminde 1 172 000 000 dolarlık keşif artışı verilmiştir. Sayın DSİ Genel
Müdürümüzün de resmî olarak bildirisinde, son dönemde, 2002 yılında verilen
keşif artışlarının politik olduğu ve çıkara yönelik olduğu söylenmektedir.
Biz, bu iddia üzerine, hiç başlanmamış, hiç gerçekleştirilmemiş, gerçekleşme
yüzdesi sıfırda olan işlere keşif artışlarının verilmesi konusunda, araştırma
komisyonunun talebi olarak, soruşturmanın açılması konusunda karar aldık.
Bu karar, iki siyasî partinin milletvekilleri arasında düşünce farklılığı
olmadan, hiçbir siyaset anlayışı gözetilmeksizin, hepimiz tarafından alınmıştır.
Bu konuyu bilgilerinize sunuyorum.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.
|