Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
MİLLİYET 17 AĞUSTOS DOSYASI
MİLLİYET 
17 AĞUSTOS 2000
17 AĞUSTOS 2000 HABER-YORUM
DEPREM ANA SAYFA

17 Ağustos 1999 depreminin 1. yılı...
Haber ve Yorumlar

MİLLİYET GAZETESİ - 18 AĞUSTOS 2000

PARALAR NEREDE?
Depremin yıldönümünde canlı yayınlara katılan
siyasetçiler fena terledi

Felakete uğrayanlar içini döktü
DEPREM felaketinin yıldönümünde çoğu büyük televizyon kanalı deprem bölgesinden canlı yayındaydı. Bazı siyasetçiler de, bir yıl boyunca yaptıkları icraatları anlatmak için halkla birlikte bu yayınlara katılmıştı. Ancak karşılarında öfke dolu depremzede ordusu görünce şaşkına döndüler. 

Kanallar farklı, sorular aynı
MİKROFONU eline alan depremzedeler soru bombardımanına başladı: "Yardımlar nerede? Niçin sağlıksız yapılara izin verdiniz?.." Siyasetçiler bu sorulara cevap vermekte güçlük çekerken, Türkiye bütün gece, eşi benzeri görülmemiş bir hesaplaşmaya sahne oldu. 

Naklen hesap sordular

Özel televizyonların deprem bölgelerinden yaptığı canlı yayınlar depremzedelerin yetkililere hesap sorduğu platformlara dönüştü

SERHAT OĞUZ İstanbul


       Depremzede soruyor: 
 

  • “Deprem yardımlarını nereye harcadınız?"
  • “Niçin sağlıksız yapılara izin verdiniz?"
  • “Türkiye’nin deprem bölgesi olduğunu bildiğiniz halde, niçin cinayet gibi imar planlarını hazırladınız?"
  • “Neden depremzedeler arasında farklı muamele uyguluyorsunuz?"
  • “Neden afetlere hazırlıksız yakalandınız?"

  •        Televizyon kanallarının, 17 Ağustos felaketinin yıldönümünde, deprem bölgesinden yaptıkları canlı yayınlar, depremzedelerin acıları, feryatları, yetkililerden hesap sormalarıyla keskin bıçağa döndü. Yayınların sansürsüzlüğü, hem bölgedeki gerçekleri unutmaya yüz tutan ekran başındakileri hem de icraatlarını anlatmaya gelen siyasetçileri sarstı.
           Deprem felaketinin birinci yıldönümünde, televizyon kanalları merkezlerini, afet bölgesine taşıdılar. CNN Türk, Kanal D, ATV ve Show TV’nin İzmit, Adapazarı ve Yalova’dan yaptıkları canlı açık oturumlar, bölgedeki vatandaşların hesap sorduğu platformlar haline geldi. Felaketin izlerini hala taşıyan vatandaşlar, milyonların önünde yakaladıkları sorumluların yakasına yapıştılar. 
           Mikrofonu her alan bedenden, hüzün, öfke, dram o kadar güçlü yayıldı ki, ne oturumu yöneten deneyimli televizyoncular araya girdi ne de hesap sorulanlar karşı koyabildi. 

          Siyasetçiler hedef oldu
           Kimisi, hala bulmayı ümit ettiği yakınının fotoğrafını kameralara tuttu; kimisi de çadırkentlerden sokağa atılmanın korkusu dile getirerek, yardım istedi. Öfkenin birinci hedef siyasetçiler oldu. Oturumlara katılan milletvekilleri, belediye başkanları, kendilerine yöneltilen sert sorular ve tepkiler karşısında zor saatler yaşadılar. Yalova’da ATV’nin açık oturumuna katılan bayan depremzede, bir yıldır belediye başkanına ulaşamadığını belirtti. Gölcük’te CNN Türk’ün yayınındaki depremzedeler, Kocaeli Valisi Kemal Önal’a tepki gösterdiler. Tartışmanın sertleşmesi üzerine, depremzedeler, yanlarında getirdikleri düdükleri çalarak, tepkilerini gösterdiler.
           Depremzedeler, akşam saatlerinde gelen DYP lideri Tansu Çiller’e de tepki gösterdiler. Gazetecilere, “Siyasetçiler bizim için ne yaptı. Gelin bizi dinleyin" diye bağırdılar.

          ‘Keşke ağustos ayı takvimden çıksa’
          NAZIM ALPMAN
           Yalova Belediyesi tarafından heykeltraş Ümit Öztürk’e yaptırılan “Deprem Anıtı" dün akşam 18.00’de törenle açıldı. Anıt, deprem enkazının denize dökülerek kazanılan Yaşar Okuyan Parkı’nın ortasına dikildi.
           Karmaşık gibi gözüken bu durumu muzip bir depremzede şöyle izah ediyor:
           “Bak abicim altta enkaz, üstünde Yaşar Okuyan, onun üzerinde de bu anıt var!"
           Bu basit bir hafriyat sıralaması mı, yoksa siyasi eleştiri mi, anlamak mümkün olamıyor!
           Anıt, blok mermerlerin üst üste sıvasız biçimde yerleştirilmesinden oluşuyor. Basit gibi görünüyor. Anıtın zerafeti de onun sadeliğinden kaynaklanıyor.
           Mermerlerin üzerinde 17 Ağustos’ta Yalova’da ölen 2 bin 504 kişinin adı kazınmış. Her ismin yanında bir minik delik var. Ziyaretçiler çiçek koyarak yakınlarıyla bütünleşiyorlar. Ümit Öztürk, alfabetik sıra yerine karmaşık isim dizini kullanmış.
           Neden? Kendi yakınlarını arayanlar, tanıdık isimleri de görüp onları da hatırlasınlar!
           Anıt güzel ama bu eserin içinde gazetecilik yapmak kolay değil.
           Genç bir adam geliyor. Bir ismin üzerine parmağını “mermere batıracakmış gibi" gezdiriyor. Çene kasları geriliyor, gözleri kızarıyor, iki sicim yanaklarından aşağı iniyor. Hiç ses çıkarmıyor. Hıçkırıklarını yutkunarak bastırıyor. Sonra sessizce gidiyor.
           Bu türden “çığlığa" yürek dayanmıyor!

          Evladının ismini buldu
           Kadınlar, erkeklere kıyasla acılarını daha “rahat" yaşıyorlar. Bedriye Uzun, mermerler arasında, çocuğunun sınav sonuçlarını öğrenmeye gelmiş anne heyecanıyla dolaşıyor: “Burada yok, burada da yok. Hah işte kızım!"
           Bedriye Hanım kızının nişanında çekilen fotoğraflara bakarak sakinleşiyor. Depreme karşı olan çeresizliğini, umutsuz bir direnişe dönüştürüyor: “Keşke ağustosu takvimlerden çıkartsalar!"

          Kızın mermer oldu mu?
           Bedriye Hanım ile dertleşirken, bir başka acılı kadın yanımıza geliyor. Kızı yaralı kurtulmuş. Onun peşinde dolaşmaktan konut bürokrasisini aşamamış.
           Açıkta kaldıklarını, evlerinin olmadığını anlatıyor. Bedriye Hanım’ın kulağı evsiz kadındaymış. Dönüp soruyor:
           “Senin kızın mermer oldu mu?"
           Bu sorunun “zehirli tadını" ancak mermer bloklarda yakınları olanlar biliyor. Tıpkı Ayfer Tuncer isminin yanına sıkıştırılmış minik pusuladaki genç kız gibi:
           “Canım öğretmenim, sizi hiç bir zaman unutmadık. Ticaret Meslek Lisesi öğrencileriniz adına Çisem."
           Yalova’da bu anıt sayesinde depremin unutulmayacağı kesin gibi görünüyor.

    mil180800.jpg       Depremin simge “anası" çok dertli
          ÜMRAN AVCI İzmit
           Türkiye’yi yasa boğan depremde, vücudunu yıkılan betonlara siper edip torunlarını korumaya çalışırken çekilen fotoğrafıyla ‘anne yüreği’nin simgesi haline gelen Derinceli Emine Kaçan, hem yazgısına hem devletine küstü.
           Felaket gecesine eşi, iki çocuğu, iki gelini ve üç torununu kurban veren, hayatta bir oğlu, bir de tonlarca ağırlığa dayanamadığı için sakatlanan bacağıyla kalan Kaçan, “Sekiz canın bedeline 100 milyonu hak gördüler" dedi.
           Türkiye Emine Kaçan’ı üzerinde tonlarca ağırlıkta beton olduğu halde iki küçük torununu korumaya çalışırken objektiflere yansıyan görüntüsüyle tanıdı. Geride bırakılan bir yıl acıları dindirmedi ama öfkeyi alevlendirdi.
           Yıkılan beş katlı evlerinin enkazı altında sekiz saat ölüme direnen Kaçan, yitirilen sekiz cana karşılık geriye 30 yaşındaki oğlu Erol ve enkazdan güçlükle çıkarılan fotoğraf albümleri kaldı.
           Devletin ilgisizliğinden de yakınan Kaçan, “Karnınız aç mı tok mu" diye kapımızı çalan olmadı. Sekiz canın bedeli 100 milyon kira yardımı alıyorum" diye gözyaşı döktü.

    mil1808001.jpg       “Ekmekli adam" heykel oldu
          BAHAR ATAKAN Ankara
           “Deprem felaketinin" unutamadığımız acı dolu fotoğraflarından biri sanata konu oldu. Ankaralı bir heykeltıraş sıkı sıkı sarıldığı ekmekleriyle yitirdiklerinin arkasından gözyaşı döken acılı bir depremzedenin fotoğrafına çamurla hayat verdi. 
           Adının yazılmasını istemeyen Ankaralı sanatçı, “fotoğraftaki" depremzedeye ulaşamadığını vurgularken, “Heykelin, onun yaşadığı topraklarda bulunmasını istiyorum. Kendim uzun süre deprem bölgesinde araştırma yaptım, alamadım" dedi. 
           Beyne giden damarlardan birinin tıkanmasının ardından iki ay boyunca görme yeteneğini kaybeden sanatçı, eserini “hüzünlü dönemleröde gerçekleştirdiğini vurguladı. 


    ‘Ahmet Dede hoşgeldin’

    Deprem bölgesine ilk kez giden Cumhurbaşkanı Sezer büyük ilgiyle karşılandı. Bölge halkı, “Sezer’i kendimize yakın buluyoruz" diyor

    SEMRA KARDEŞOĞLU

    mil1808002.jpg        Mütevazı yaşamıyla bugüne kadar alışık olduğumuz “devlet büyüğü" kavramından tamamen uzakta olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, gittiği her yerde halkın ilgisiyle karşılaşıyor.
           Sezer dün Adapazarı, Karaman Köyü Kayseri Mahallesi kalıcı konutlarının temelini attı. Sezer, programda belirtildiği gibi saat tam 12.30’da Kara Kuvvetleri’ne ait helikopterle tören alanına indi. 
           Kayseri Valiliği’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen 150 kalıcı konutun temel atma törenine katılanlar, Sezer’i yakından gördükleri için çok mutlu oldular.
           Konutların inşasında çalışan çoğu Doğu ve Güneydoğu’dan gelen işçiler Sezer’i bir saat öncesinden beklemeye başladı. Van’dan gelen Yasin Adalı ve İbrahim Duman “Cumhurbaşkanımız bugüne kadar gelenlere hiç benzemiyor. Koruma istemiyor, marketten kendisi alışveriş yapıyor. Kendimize yakın buluyoruz" dediler.

          Çiçeklerle karşılandı
           “Ahmet Dede’yi görmek istiyorum" diyen dört yaşındaki Ayşenur Kara, korumaları aşıp “Ahmet Dedeösine ulaşamadı. Depremde evi yıkılan Mustafa Kara da Sezer’in farklı bir Cumhurbaşkanı portresi çizdiğini söyledi. Alana elinde yazdığı bir teşekkür metni ile katılan Hüseyin Yavuz adlı depremzede ilgi odağı oldu. Yavuz, Sakarya Emekli ve Depremzedeler Derneği imzalı metinde, “Cumhurbaşkanımıza, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına karşı gösterdiği duyarlılığa karşı tebrik ve takdirlerimizi arzederiz" satırları yer alıyordu.
           Sezer Yalova’da da çiçeklerle karşılandı. Halk ellerinde karanfillerle Sezer’i görmeye geldi. Alandaki çocuklar ise “Sezer amca’ diyerek tezahürat yaptı. 

           Küçük bir kaza atlattı
           Sezer’in dünkü programı oldukça yoğundu. 17 Ağustos’un yıldönümü nedeniyle depremden zarar gören bölgelerdeki programlarına Sezer saatini aksatmadan katıldı. Katıldığı her törende olduğu gibi resmi güvenlik görevlileri bu törende de göze çarpmadı. Tören alanından Yalova’ya hareket etmek üzere ayrılan Sezer küçük bir kaza atlattı. Sezer, helikopterden çevredekileri selamladığı sırada başını helikopterin giriş kapısına vurdu.


    Bu ne işgüzarlık

    Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, deprem icraatlarının anlatıldığı 305 sayfalık kitapta Bakan Koray Aydın’ın tam 250 fotoğrafını kullandı

    SERHAT OĞUZ İstanbul

    mil1808003.jpg        Deprem felaketinin birinci yılında, hala binlerce depremzede çadırda yaşıyor, altyapı sorunları nedeniyle çile çekerken, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yayınladığı kitap ve broşürlerde pembe bir tablo çizildi. 
           Kitapta, depremden yüz akıyla çıkıldığı, 17 Ağustos 1999’da dökülen gözyaşlarının yerini gülümsemeye bıraktığı iddia ediliyor. 
           304 sayfadan oluşan kitapta ayrıca Bakan Aydın’ın da 250 fotoğrafına yer verildi.

          “Yüz akı raporu"
           Sivil toplum örgütlerinin, devlete karşı başlattığı “Depremi Unutturmayacağız" kampanyasının yanında, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı da “Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" adıyla bir kampanya başlattı. Kampanya çerçevesinde, “Türkiye’nin hizmetinde 1. yıl" adlı kitap ve “17 Ağustos 1999 gözyaşından... 17 Ağustos 2000 gülümsemeye... Yüzyılın felaketinden yüz akıyla çıkan bir bakanın yüz akı raporu" kitapçığında, bakanlığın 17 Ağustos’tan bu yana felakat sürecinde çok başarılı olduğu suvunuldu.
           Kitapta, Aydın’ın katıldığı törenlerle ilgili fotoğraflar ve yılın bakanı ünvanı aldığı törenlere yer verildi. Aydın’ın, ABD gezisi sırasında, Beyaz Saray amblemi önünde bozkurt işaretiyle çektirdiği fotoğraf dikkati çekti.
           “Yüzakı raporu" kitapçığı, şu ifadelerle noktalandı: “Biz, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı olarak Bakanımızın, ‘Yılın Bakanı’ seçilmesiyle değil, insanlara dpremde kaybettikleri gülümsemeyi yeniden kazandırması ve milletinin yüzünü güldürmesiyle övünüyoruz."

          Müzik yayını bile yaptık
           Bakanlığın bir yıllık icraatının anlatıldığı kitapta da Aydın, yüzyılın en zor bakanlığını yürüttüğünü belirterek, prefabrike yapımlarındaki çalışmayı şöyle anlattı: “Yağmur - çamur, gece - gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışan Türk insanı, prefabrike konutların inşaasında adeta destan yazmıştır. Motivasyonu artırmak için bazı şantiyelerde merkezi müzik yayını dahi yaptırılmıştır. İşte zor şartlar altında elde edilen başarıyla ‘Türk mucizesi’ diyoruz. İnşallah, Türk mucizesini, esas hedefimiz olan kalıcı konutların inşaasında da bir kez daha göstereceğiz."


    Gökçek düzenlediği geceye katılmadı

    YILDIZ YAZICIOĞLU Ankara


            Başkent Ankara, önceki gece rahat uykusunu depremzedeleri anmak için düzenlenen saygı duruşunda bile bozmadı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek bile kendi düzenlediği anma için yatağından çıkmadı.
           Marmara Bölgesi’nde olan Ankaralılar ile bazı parlamenterler, depremzedelerin acısını paylaşırken, Kızılay Meydanı’nda depremde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunulması amacıyla düzenlenen organizasyona 100’e yakın Ankaralı katıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve Gökçek’in de konuşma yapması beklenen anmaya Gökçek de gelmedi.
           Başta milletvekilleri olmak üzere devletin üst düzey yetkililerinin kaldığı konutlarda yanan bir ışık görmek umudu ile giden basın mensupları ise karşılarında unutmanın ve unutturmanın rahatlığını yaşayan karanlığı gördüler.
     
     


    MİLLİYET GAZETESİ İNTERNET SİTESİ
    (18 AĞUSTOS 2000)
    Geri
    sayfa başı
    Geldiğiniz sayfaya dönüş