|
17
Ağustos 1999 depreminin 1. yılı...
Haber
ve Yorumlar
SABAH GAZETESİ
- 17 AĞUSTOS 2000
Türkiye
uyumadı
17
Ağustos felaketi dün İstanbul ve deprem bölgelerinde bir dizi etkinlikle
hatırlandı. Karanfiller bırakıldı, düdükler çalındı, siyahlar giyildi ve
ışıklar açıldı
Marmara Depremi'nin
acı hatırası, 1. yıldönümünde tazelendi. Gölcük, İzmit, Adapazarı ve Yalova'da,
"Uyuma Türkiye, ben uyumuyorum" kampanyası çerçevesinde, şiir dinletisinden
mevlide kadar birçok etkinlik gerçekleştirildi. İstanbul'un depremden en
çok etkilenen ilçesi Avcılar'da ise 17 Ağustos'ta ölenlerin anısına Avcılar
Atatürk Parkı'nda tören düzenledi.
Avcılar Belediyesi,
ölenlerin anısına Avcılar Atatürk Parkı'nda tören düzenledi. Tören daha
sonra dramatik bir nostalji yürüyüşüne dönüştü. Avcılar Belediyesi 17 Ağustos'u
ve depremde yaşamını yitirenleri anmak için törene katılan yüzlerce kişiye
siyah kurdela dağıttı. Kurdelaları takan grup 9 kişinin hayatını kaybettiği
Aydoğan Apartmanı'na kırmızı karanfiller bıraktı.
Bakırköy Belediyesi
depremin ardından yardımda bulunan ve Gölcük'te İlköğretim Okulu yaptırma
çalışmalarına başlayan Fransa Nantes Belediyesi ve Fransa Batı Bölgesi
Türk Birliği Başkanlığı'na bir jest yaptı. Ataköy 5. Kısım'da bulunan Geyikli
Park'a Fransızlar'ın ünlü bilimkurgu yazarı Jules Verne'in adını veren
belediye, buraya Verne'in büstünü dikti.
Eskişehir'de,
depremi Gölcük İhsaniye'de yaşayan berber Necati Akceylan bedava traş yapacak.
Ağustos tarihini, hayatında bir dönüm noktası saydığını söyleyen Akceylan,17
Ağustos'ta tüm müşterilerini ücretsiz traş edeceğini ve bunu her yıl yapacağını
söyledi.
Türk-Japon
Vakfı'nın, bu yıl 7'incisi düzenlenen konferanslarına katılmak üzere Türkiye'ye
gelen 17 Japon üniversite öğrencisi, Bolu'da yaptıkları gösterilerle depremzedelere
moral verdi. Tokyo'da çeşitli üniversitelerde eğitim gören 17 Japon öğrenci,
Marmara Depremi'nin 1. yılında, depremzedelere moral vermek için Japon
dansından örnekler sergilediler.
İşte Türkiye'nin
gücü
Deprem sonrasında
açılan hesaplara bağış yağdı. Faizleriyle birlikte 158 trilyon lira toplandı.
Halk yaralarının
sarılması için çıkartılan vergilere itirazsız katlanıp 1.8 katrilyon ödedi.
Özel sektör,
10 bine yakın prefabrik konut yaptırdı. Bölgeye sürekli ayni yardım aktı.
Ekonomik
krize rağmen, devlet depremzedeleri aç, açık bırakmamak için çabaladı.
Bedeli ağır
bir ders
Türkiye, depremle
yaşamayı, tedbir almayı, riski azaltmayı öğrenip, biliçlenmeye başladı.
Başta
Akut olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının hayati önemi ortaya çıktı.
Depreme
dayanıklı bina yapma bilinci, devletten gecekonducuya kadar her kesimde
yerleşti.
Köklü düşmanlıkların
ne kadar yersiz olduğu, felaketlerin halkları birbirine nasıl yaklaştırdığı,
Türk-Yunan yakınlaşmasıyla görüldü.
Düzce'de
bir başkonsolos eşi
Türkler'in yapamadığını o yaptı. Almanya'nın İzmir Başkonsolosu'nun eşi
Rita Unger, depremden sonra önce Adapazarı'na ardından da Düzce'ye yardıma
koştu. Aradan 1 yıl geçti. O yine de Düzce'yi bırakmadı
17 Ağustos Depremi'nde
Adapazarı'na yardım eden Almanya'nın İzmir Başkonsolosunun eşi Rita, 12
Kasım Depremi olduğunda hala oradaydı. Depremi yaşadı, Düzce'ye koştu ve
o günden bu yana haftanın en az beş gününü depremzedelere yardım ederek
geçirdi.
Bugün, depremden
tam bir yıl sonra Rita Unger hala orada.. Deprem bölgesinde yaptığı çalışmalar
ve kurduğu okullar nedeniyle Almanya Cumhurbaşkanı'ndan liyakat nişanı
alan Unger'in adına bir çadırkent de kurulmuştu.
Pırıl
pırıl bakan gözler ve harika bir gülümseme. Yüzünü aydınlatan gülüşü ve
içten ifadeyi görünce daha ilk anda, onu uzun süredir tanıyormuşsunuz gibi
geliyor.
5 GÜN BÖLGEDE
17 Ağustos
Marmara ve 12 Kasım Düzce depremlerinden sonra deprem bölgelerinde yaptığı
çalışmaları duymuş ama bu cesur ve iyi kalpli kadınla daha önce hiç karşılaşmamıştım.
Almanya'nın İzmir Başkonsolosu Manfred Unger'in Brezilya asıllı eşi Rita
Unger'in depremden tam bir yıl sonra hala haftanın beş gününü deprem bölgesinde
geçirdiğini ve Düzce'nin 1400 konutlu koca bir mahallesini topladığı milyonlarca
mark yardımla ihya ettiğini duyunca hemen yola çıktım.
(Düzce'ye depremden
sonra ilk kez karlı, soğuk bir kış günü gelmiş, depremzedelerin ve Kaynaşlı'nın
halini size anlatmıştım. Bugün hava da görüntü de çok farklı. Yıkılmış
ve ağır hasarlı binalar kaldırılmış, çadırlarda yaşayanlar prefabrik evlerine
taşınmış.)
O'nu Düzce'nin
girişinde, Avni Akyol İlköğretim Okulu'nun prefabrik öğretmen odasında
buldum. Yardımcıları, Aziziye Mahallesi Kriz Masası Başkanı, eğitimci Eyüp
Şener'le açılması yaklaşan okullar hakkında konuşuyordu.
47 yaşındaki
Rita Unger eşinin tayiniyle 3,5 yıl önce gelmiş Türkiye'ye. Almanya'da
hukuk tahsili yapan 25 yaşında bir kızı var. 17 Ağustos Depremi'nden hemen
sonra, toplayabildiği kadar para ve malzemeyi İzmir Belediyesi'nin verdiği
minibüse doldurarak 5 Eylül'de Adapazarı'na gelmiş. Haftalarca bir çadırda
kalarak depremzedelerle gece gündüz demeden sıkıntılarını paylaşmış. Ta
ki 12 Kasım'daki ikinci depreme kadar. Bakın o geceyi ve sonrasını nasıl
anlatıyor;
"12 Kasım
akşamı Akyazı'da Kaymakam Cemalettin Özdemir ve eşinin davetlisi olarak
bir restorandaydım. Birden şiddetle sallanmaya başladık, ışıklar hemen
söndü. Hayatımda ilk defa depremi hissediyordum, bütün vücudum titremeye
başladı. Kalabalık restoranda insanların ve masaların arasında yolumu bularak
dışarı çıkmaya çalıştım."
* Sonra
Düzce'ye mi gittiniz?"
* Hayır.
Telefonlar da kesildiği için önce kaymakam şehre gitti, 10 dakika sonra
döndü ve "Düzce'yle Kaynaşlı yerle bir olmuş" dedi. Ağlama hissi duymama
rağmen ağlayamadım, dondum kaldım.
* Askerler
ve ilk yardım çabuk geldi mi?
* İnanılmaz
bir süratle.. Organizasyon mükemmeldi. Deprem olur olmaz yollar asker ve
ambulans dışında trafiğe kapatıldığı için minibüsün içinde sabahı bekledim.
Sabah 6'da marketten süt, su, çocuk bezi gibi ihtiyaçları arabaya doldurarak
yola çıktım.
* Sabah
6'da açık mıydı?
* Gece
kapanmadan koşup açmalarını istemiştim. Yanımda çok miktarda Alman Mark'ı
vardı. Marmara depreminde de çalıştığım için en çok neler gerektiğini biliyordum.
* Ne kadar
kaldınız Düzce'de?
* İlk
gidişimde 20 gün. Günde 5-6 defa Adapazarı'na gidip çocuklara yiyecek ve
su taşıyordum. Çok zor günlerdi.
* Geldiğiniz
gün ne gördünüz?
* Her
yer yanıyordu. Binalar yollara çöktüğü için sokaklar yok olmuştu. Toz dumandan
göz gözü görmüyordu. Yüzlerce insan sokaklarda ağlıyor ve yakınlarını arıyordu.
* Hiç
unutamayacağınız anlar yaşadınız mı?
* Ben
o günlerde gördüğüm hiçbir şeyi unutamıyorum. Ama ilk gün başkaydı. Bütün
gün koşup yardım ettim. Akşama doğru bir traktörde ekmek dağıtıldığını
görünce 24 saattir aç olduğumu farkettim. Her yer toz içinde olduğu için
ekmekler de tozlanmıştı ama çok açtım. Elimi uzatarak bir ekmek almak istedim.
Dağıtan adam bağırdı; "Hayır alamazsın. Kuyruğa girip herkesle birlikte
al!" Beni halktan biri sanmıştı. Askerler gelip fasulye verene kadar açlığımı
unuttum. Benzer bir olay su konusunda yaşandı.
5 BİN BİDON
SU TAŞIDI
O günlerde
5 bin civarında su bidonu taşıdım. Bir keresinde arabayı doldurmuş, askerlere
su dağıtmaya gidiyordum. Beni elimde bidonlarla gören bir kadın bağırdı;
"Bakın, onun
elinde 4 bidon var, bende bir tane bile yok!"
Öyle bir
durumdaydı ki ona Türkçe cevap verip, yardıma geldiğimi bile söyleyemedim.
* 17 Ağustos'tan
bu yana bazen aylarca, bazen haftanın en az beş günü deprem bölgesinde
kalmanıza eşiniz hiç itiraz etmedi mi?
* Tam
aksine bana yardımcı oldu. Deprem esnasında Almanya'daydı. Hemen harekete
geçti ve toplayabildiği kadar yardımı bana ulaştırdı. Alman Hükümeti iki
gün içinde çok miktarda para, yiyecek, giyecek ve battaniye gönderdi.
RUHAT
MENGİ
Öğretim
de ağır hasarlı
Depremde
178 öğretmen ve bin 387 öğrenci yaşamını yitirdi. Okulların onarımı, yıkılanın
yerine yenisinin yapılması için 5,5 trilyon lira harcandı
17 Ağustos Depremi'nin
üzerinden bir yıl geçmesinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı da "deprem
bilançosu" çıkardı. MEB'in verilerine göre 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde,
1387 öğrenci, 178 öğretmen hayatını kaybetti. Deprem bölgesinde toplam
6 bin 168 okul bulunuyordu. Bunların bin 605'i depremden zarar gördü.
1999 yılında
deprem bölgesine, onarılabilir durumdaki okullar için ilk etapta 5 trilyon
687 milyar 988 milyon lira gönderildi. Merkezden ihale edilen 77 ilköğretim
okulu da bitirilerek 60 bin öğrencilik kapasite yaratıldı. Geçici iskan
alanlarında ve bölgede 56 prefabrik okul ile 609 derslik yaptırıldı. Halen
yapımı sürdürülen 22 prefabrik okul bu ders yılı başında eğitim ve öğretime
başlayacak.
BAKANLIK
YARALARINI SARIYOR
Bakanlık tarafından
deprem bölgesine yapılan yardımlar ise şöyle oldu:
* Eğitim yılına
hazırlık ödeneğinden, depremden etkilenen öğretmenlere 50 milyon lira daha
fazla ödenek sağlandı. Depremde evi yıkılan, hayatını kaybeden ve diğer
depremzedeler için nakdi ve ayni olarak, 271 milyar lira tutarında yardım
yapıldı.
* 3 bin
öğrenciye parasız yatılılık imkanı sağlandı. 28 bin 303 öğrencinin diğer
illerde misafir öğrenci olarak öğrenimlerine devam etmeleri sağlandı.
* 3 bin
306 üniversite öğrencisinin Yüksek Öğrenim Yurtları'nda ücretsiz barınmaları
sağlandı.
* Deprem
bölgesine 87 bin 705 önlük, 55 bin 431 kıyafet, 1 milyon 499 bin 665 kitap,
212 bin 369 kırtasiye malzemesi, 92 bin 261 okul çantası ve 71 bin 401
beslenme çantası gönderildi.
* 11 bin 119
çeşitli ihtiyaç malzemesi ile 60 gıda, 658 çadır ve 7 hastane çadırı gönderildi.
* 6 aylık bir
program çerçevesinde MEB, üniversite, sivil toplum örgütleri ve UNICEF
işbirliği ile öğrenciye, öğretmene ve yetişkinlere yönelik "Psiko-Sosyal
eğitim" programları uygulandı.
* İlk
ve ortaöğretim kurumlarına "Deprem ve Depremden Korunma Yolları" kitabı
hazırlandı.
Şirin
Dilek ACUN
"Allah'ın
cezasıydı"
Çadırkentlerdeki
depremzedeler arasında yapılan bir anket çarpıcı gerçekleri ortaya koydu
İstanbul Üniversitesi
(İÜ) İktisat Fakültesi tarafından hazırlanan "17 Ağustos Depreminin Ekonomik
ve Sosyal Etkileri Araştırması"nda çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmaya
göre, deprem sonucu devletin mali kaybı yaklaşık 6.2 milyar dolar. Bunun
2.5 milyar dolarlık bölümünün dış kaynaklardan, 3.7 milyar dolarlık bölümünün
de iç finansmanlardan sağlanması planlanıyor.
HALKIN GELİRİNDE
ARTIŞ
İstanbul Üniversitesi
İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr, İzzettin Önder, araştırma sonucunda
elde edilen ilginç bir tespitin de bazı vatandaşların gelirlerindeki artış
olduğunu belirtti. Önder, "Bölgedeki vatandaşların yüzde 45'inin gelirlerinde
artış, sadece yüzde 6'sında azalma olduğu tespit edildi. Buradaki artış,
deprem sonrasında yapılan yardımlardan kaynaklanıyor" dedi. Yardımlardan
127 bin kişinin yararlandığı vurgulanan raporda, devletin toplam 37 trilyon
272 milyar liralık yardım dağıttığı ve kişi başına düşen yardım miktarının
da yaklaşık 300 milyon lira olduğu belirtildi.
ÇOĞU UMUTSUZ
Adapazarı ve
Kocaeli'ndeki 39 çadırkentte yaşayan 1100 depremzede arasında yapılan anketin
sonuçlarına göre halkın çoğu bundan sonraki yaşamı konusunda karamsar.
Yüzde 30'u deprem sonrasındaki hayatın eskisi gibi olmayacağını düşünüyor,
yüzde 70'i ise yeterli yardımların sağlanması durumunda eski hayat standardının
yakalanabileceği görüşünde. Deprem vergisinden de toplam 1 katrilyon 31
trilyon lira toplandığı belirtildi.
GÖÇ İSTEMİYORLAR
Adapazarı ve
Kocaeli'ndeki 39 çadırkentte yaşayan 1100 kişiye uygulanan anketin sonucu:
Deprem;
| Allah'ın bir
cezasıydı |
%49 |
| Doğa olayıydı |
% 28.6 |
| Kaderdi |
%14.9 |
| Kıyametin alametiydi |
%4.8 |
Üzerinde
yaşadığınız deprem bölgesinden göç etmek ister misiniz?
Türkiye'deki
Büyükelçilikler depremi unutmadı
* ABD Büyükelçiliği:
Birkaiç olay
Amerikan halkını Türk halkına yaklaştırmıştır. Depremlerin haberi ABD'ye
ulaşır ulaşmaz Amerikan halkı, kurtarma ekipleri, deniz kuvvetleri ve insani
yardım ile cevap verdi. ABD'nin ilgisi daha sonra da devam etmiştir. Amerikan
Kızıl Haç'ı gibi özel kuruluşlar ve birçok devlet kuruluşu Türkiye'de bundan
sonraki olası felaketlerde zararı azaltmak için yoğun şekilde çalışıyorlar.
* Rusya Büyükelçisi:
A. Lebedev
Bundan bir
yıl önce meydana gelen trajediyi hatırlıyoruz. Eşim ve iş arkadaşlarımla
beraber bir gün boyunca Gölcük'ü ve başka yıkılan bölgeleri ziyaret ederek
felaketin boyutlarını anlama fırsatımız olmuştu.
Rusya'da da
bize komşu bu dost ülkede meydana gelmiş olan felaket yürekten paylaşıldı.
Birkaç saat içinde insanların kurtarılmasına yardımcı olmak için Rus kurtarma
ekipleri, doktorları ve yangın söndürme uçakları İzmit'e gönderildi.
* Norveç
Büyükelçisi: F. K. Fostervoll
Bence bu yıldönümü
çok büyük önem taşıyor. Sadece geçmişe bakarak değil, aynı zamanda geleceğe
dönük olarak da çok önemli. Bu trajedi tekrar yaşanabilir. Bence hazırlıklı
olmak açısından bir ikaz niteliği taşımalı. Türkiye de, uluslararası toplum
da yaşananları unutmayarak hazırlıklarını arttırmalılar. Bu, tüm bölgenin
sismik olarak görüntülenmesi ve inşaatların yasalara uygun olarak yapılması
anlamına geliyor.
* İngiltere
Büyükelçisi: Sir D. Logan
Bugün bu üzücü
yıldönümünde kalbim Türk halkıyla birlikte. Geçen yıl meydana gelen depremler
hepimizi derinden etkileyen bir insanlık trajedisiydi. Doğal afetleri önlemek
için yapabileceğimiz çok az şey olmakla beraber, geçen yılki depremlerde
açıkça görüldüğü gibi, afet sonrası birlikte çalışmayı gerektirmektedir.
İngiltere olarak biz afet yönetimi konusunda Türk sivil ve askeri personeli
ile çalışmaktan, Yalova'nın yeniden yapılandırılmasına yardımcı olma girişimine
kadar yapabildiğimiz her konuda katkıda bulunmaktayız.
* İtalya
Büyükelçisi: V. Surdo
TraJİk 17 Ağustos
depreminin yıldönümünde, ben ve çalışma arkadaşlarım düşüncelerimizle herşeyden
önce bu felakette hayatlarını kaybeden insanların, çocukların ve sismik
hareketten ötürü yaşamları altüst olanların yanındayız. Ayrıca, minnet
duygularımızın, felaketin ilk saatlerinden itibaren olağanüstü bir özveri
ile mümkün olduğunca çok hayat kurtarmaya çalışanların yanında olduğunu
belirtmek isterim.
* Yunanistan
Büyükelçisi: I. Corantis
Türkİye'dekİ
deprem felaketinden bu yana bir yıl dolmak üzere. Yunan halkının bu olaya
karşı topluca ve içtenlikle tepkisi ve birkaç hafta sonra bizde yaşanan
trajediye Türkiye'den aynen karşılık verilmesi, Türk Yunan ilişkilerinde
insanlığı ön plana getirip, bu ilişkilerde yeni bir ortamın oluşmasına
önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Bunu takiben, Türkiye'nin Helsinki'de
Avrupa Birliği'ne üyelik için aday ülke olarak kabul edilmesi, Türk-Yunan
ilişkilerini Avrupa eksenine ve perspektifine yerleştirmiştir.
* Fransız
Büyükelçiliği:
1999 yılı Türkiye
için hafızalarımızda 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerini taşıyan bir yıl
olarak kalacaktır. Bu gibi durumlarda, Fransa elbette ki Türkiye'nin yanıbaşındaydı.
Fransız yetkililer ve Fransız halkı ilk gelenler arasında bulunan yardım
ekipleri ile depremzedelere yardımcı olabilmek için dayanışma ve dostluk
halinde seferber olmuştur. Zararların ve acıların boyutuna rağmen deprem
bölgesinde görev alan Fransız ekipleriyle bütün ülkenin depremzedelere
yardımcı olmak üzere metin ve güçlü bir şekilde seferber olduğunu gözlemledik.
* Almanya
Büyükelçiliği:
Bu üzücü deprem
felaketi üzerinden bir yıl geçti, ama İzmit ve Adapazarı'ndaki yaralar
halen açık. Geçen yıl Ağustos ve Kasım aylarındaki depremlerde ölen binlerce
insanın geride kalan akrabalarının acılarını paylaşıyoruz. Yaralı ve evsiz
kalanların endişelerine de ortağız.
Japonya Büyükelçisi:
S. Takenera
Türk
Halkına,
Depremin ardından
Japon Hükümeti, deprem bölgesinin yeniden yapılanması ve depremzedelerin
eski yaşantılarına bir an önce kavuşmaları için elinden gelen yardımı yapmıştır.
Japon Hükümeti Türkiye'ye, toplam 1800 adet prefabrike konut göndermiş
ve bunun yanı sıra, acil hibe yardımı başta olmak üzere çeşitli katkılarda
bulunmuştur.
* Kanada
Büyükelçiliği:
KanadalIlar,
geçen yıl Türkiye'nin batısında yaşanan yıkıcı depremlerin üzüntüsünü derinden
paylaştılar. Kanada'nın toplam yardımı 10 milyon Amerikan dolarından fazladır
ve Kanadalılar yardımlarını bugün de sürdürmektedirler. Kanada vatandaşları
da ülkede şimdiye kadar görülmedik bir katılımla, toplam 3 milyon dolar
bağışta bulundu.
Gölcük
karalar bağladı
17 Ağustos
depreminde en derin yarayı alan Gölcük'te büyük felaketin yıldönümü olan
dün olağanüstü hareketlilik vardı.
Televizyonlar
dün akşamki ana haberlerini Gölcük'ten 17 Ağustos'tan kalan facia tablolarının
görüntüleriyle sundular.
Tayvan
prefabriklerinde dün akşam Gölcük Belediyesi ile Akhisar Tekel Müdürlüğü'nün
işbirliğiyle konusu deprem olan bir çizgi film gösterisi sunuldu. Gölcüklü
çocuklar eğitici özelliği olan bu çizgi filmi ilgi ve heyecanla izlediler.
Manisa'nın
Akhisar ilçesinin ünlü ismi Lokmacı Nuri de 3 gündür Gölcük Anıt Meydan'da
kazan kazan lokma kaynatıp Gölcüklüler'e dağıtıyor. Lokmacı Nuri, tüm masrafların
Akhisarlılar tarafından karşılandığını belirterek "Üç günde 500 kilo un
200 kilo da yağ tükettik" dedi.
Gölcük'te
her evde siyah bayraklar asılı. İnsanlar bu bayraklarla adeta kara yazgılarını
simgeliyorlar. Depremde ortasından fay hattı geçen ve 3 metre çöken Kavaklı
beldesinde bir evin balkonundan sallanan siyah bayraklar hüznü açıkça ortaya
koyuyordu. Bugün de Gölcük'te büyük bir miting gerçekleşecek.
Olay TAN-Mehmet
SARIŞIN
SABAH
GAZETESİ İNTERNET SİTESİ
(18 AĞUSTOS 2000)
  |