|
17
Ağustos 1999 depreminin 1. yılı...
Haber
ve Yorumlar
EMİN ÇÖLAŞAN -
HÜRRİYET GAZETESİ - 16 AĞUSTOS 2000
Hüsnü Akıncı'nın mektubu
VATANDAŞ Hüsnü Akıncı Adapazarı'nda
yaşayan bir eczacı. 17 Ağustos depreminde evi hasar gördü ve İstanbul'a
göçtü. Şimdi bölgesinde depremle ilgili çalışmalar yapıyor. Yazdığı mektuplarla
ilgili kişi ve kuruluşları bu konuda uyarmaya çalışıyor.
Kendisinden dün aldığım mektup şöyle:
‘‘Bu büyük felaketin yaraları henüz
sarılabilmiş değil. Felaket günlerinde vaatlerde bulunan yetkililer sözlerini
unuttular ve halkı dertleriyle baş başa bıraktılar.
- Geçici barınma sorunu (prefabrik
konut).
- Kalıcı konut sorunu (Adapazarı'nda
40 bin konuta ihtiyaç var, temeli atılan konut sayısı 6 bin. Bunların da
ne zaman tamamlanacağı belli değil).
- Altyapı sorunu sürüncemededir
ve nasıl çözüleceği belli değildir.
Toplanan yardım paralarının ve devlet
katkısının miktarları bilinmediği gibi, harcanan paraların miktarı da bilinmemektedir.
Plansız ve organizasyonsuz harcamalar kaynak israfına sebep olmaktadır.
Belli ki vatandaşlarımız, önümüzdeki
kışı da konutsuz geçirecekler.
Bu bilinenleri bir tarafa bırakıyorum.
Bölgenin ekonomik durumuna değinmek istiyorum.
Parasızlık sebebiyle bölgenin ticaret
ve sanayi faaliyetleri sıfır noktasındadır. Bölgenin acilen taze paraya
ihtiyacı vardır. Taze paranın hibe olması şart değildir. Orta ve uzun vadeli
krediler de bölgenin iktisadi hayatını canlandırmaya yeterlidir.
Ne yazık ki bu konuda da yeterli
destek yoktur.
- Halk Bankası kanalıyla verileceği
bildirilen orta vadeli krediler işlerlik kazanmamıştır.
- Kendi imkânlarıyla yaralarını
sarmaya gayret eden sanayi kuruluşlarına vaat edilen krediler işlerlik
kazanmamıştır.
- Bölgede faaliyet gösteren özel
bankalar kredileri durdurmuşlar, depremden önce verdikleri kredileri temmerrüt
faizleriyle birlikte tahsil etme yarışına girişmişlerdir. İcra takipleri
insanlarımızı bunaltacak bir seviyeye ulaşmıştır.
- Mali sıkıntı sebebiyle Adapazarı'ndaki
firmalar ve ticaret erbabı mal temininde zorluk çekmektedirler. Çek ve
senetleri kabul görmemektedir.
Bu sebeple de ticari hayat iyice
durmuş, işsizlik büyük boyutlara ulaşmış, çaresizlik insanların moral güçlerini
tamamıyla çökertmiştir.
Şimdi de geçici konutlarda barınan
çaresiz vatandaşlarımızdan, 15 Ağustos 2000 tarihinden geçerli olmak üzere
kira ve elektrik parası tahsil edilecektir.
Orta ve hafif hasarlı konutların
tahkimi için görünür bir faaliyet yoktur. Gücü olanlar kendi imkânlarıyla
çare bulma gayretine girmişlerdir.
Acilen yapılması gereken işleri
şöyle sıralayabiliriz.
- Özel ve kamu bankaları tarafından
uzun ve orta vadeli kredilere (hasarın durumuna göre) işlerlik kazandıracak
çareler bulunmalıdır.
- Kalıcı konut istemeyen kişilere,
bir yıl önce söz verilen yardımlar yapılmalıdır.
- Bölge ağırlıklı olarak tarım ve
hayvancılık bölgesidir. Sermayesizlik sebebiyle bütün ahırlar boştur. Bu
sektörü canlandırmak için 3 yıl vadeli düşük faizli ve bir yıl ödemesiz
işletme kredileri tahsis edilmelidir. Bu krediler, göstermelik olmamalı
ve sektörü canlandıracak boyutlarda olmalıdır.
- Altyapı çalışmaları hızlandırılmalı
ve bölge müteahhitleri devreye sokulmalıdır. Dışardan gelen müteahhitler
malzeme ve işçilerini bölge dışından temin etmektedirler. Öylesine ki,
eski demirperde ülkelerinden gelen kaçak işçiler boğaz tokluğuna çalıştırılmaktadırlar.
Bölge insanı işsiz vaziyette dolaşmaktadır.
- Adapazarı Vagon fabrikası ile
Şeker Fabrikası halen hasarlı vaziyette beklemektedir. Bu fabrikaları yeniden
faal duruma getirecek yatırımlar yapılmalıdır.
- Yani imar planları yürürlüğe konularak,
yeni şartlarda yapılacak inşaatlara izin verilmelidir. (Belirsizlik Adapazarı'nı
baraka şehri haline getirmiştir.)
- Siyasi iktidar bölge ile yeterli
biçimde ilgilenmemekte ve halkın sesine kulak vermemektedir. Bu görev yazılı
ve görsel medya kuruluşlarına düşmektedir. Bu sebeple, her gazete, her
gün için bir sayfa ayırıp bölgedeki görevlendireceği kişilerle halkın sesini
duyuracak, ilgilileri uyaracak yazılar yazmalı, televizyonlar da aynı şekilde
hareket ederek kamuoyu oluşturmalıdır. Bu sayede belki israf, yolsuzluk,
adam sendecilik, duyarsızlık gibi kötü alışkanlıklar ortadan kaldırılmış
olur.
İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı
Sefa
Sirmen, proje geliştirmekte ve çare üretmekte gayet başarılıdır. Onun
çalışmaları kamuoyuna duyurulmalı ve gerektiğinde (ki, gerekir), deprem
bölgesindeki belediyelerin işbirliği sağlanmalıdır.
Bu hususu özellikle belirtiyorum.
Çünkü kendisi 80 bin konutluk bir proje geliştirmiş ve dış finansmanını
da sağlamıştır. Hazine, dış kredi için garanti vermediğinden dolayı proje
atıl vaziyette beklemektedir.
Sözün özü:
İktisadi hayatı canlandıracak yeterli
krediler tahsis edildiği zaman, deprem bölgesindeki insanlar kendi yaralarını
en güzel biçimde sararlar. Hükümetlerin akıl hocalığına muhtaç değillerdir.
Hükümetlerin yardımı olmadan bu bölgeler gelişmiş ve depremdem önceki varlık
meydana gelmiştir.
Halk bunu yine başarır. Hem de ‘felaket
vurgunu' zenginler yaratmadan başarır.’’
Felaket bölgesinde yapacak daha çok
iş olduğu anlaşılıyor.
HÜRRİYET
GAZETESİ İNTERNET SİTESİ
(18 AĞUSTOS 2000)
  |