|
17
Ağustos 1999 depreminin 1. yılı...
Haber
ve Yorumlar
YALÇIN BAYER -
HÜRRİYET GAZETESİ - 16 AĞUSTOS 2000
17 Ağustos'tan da gerideyiz
MARMARA depreminden sonra konu
ile ilgili olarak çok sayıda bilim adamının adını duyduk. Onların gerek
TV'lerde gerekse gazetelerde deprem hakkındaki görüş ve tartışmalarını
dikkatle izledik. Bunlardan birisi de Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı
Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu idi. Gündoğdu Türkiye'yi acıya boğan
depremden 3-4 yıl önce Marmara'daki fay hatlarının her an harekete geçebileceğine
dikkat çekmiş ve önlem alınmasını istemişti. Fakat Gündoğdu gibi
bilim adamlarının bu uyarıları ne devletin ilgilileri ne de yerel yönetimler
tarafından dikkate alınmadı. Ve çok sayıda yurttaşımızı kaybettik. Depremin
yıldönümü nedeniyle Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ile konuşuyoruz.
- 17 Ağustos öncesi ve sonrasını
değerlendirir misiniz?
- Bırakın birkaç yıl önce yaptığımız
uyarıları, depremden 6 ay önce Kocaeli'ne giderek ‘‘Kocaeli depreme
hazır mı?’’ adında bir panel düzenledik. O bölgede deprem olabileceği
uyarılarını yer gösterme boyutuna kadar getirdik. O zaman kamuoyunda, ‘Ya
bu adamlar niye konuşuyorlar böyle, milleti huzursuz ediyorlar’ şeklinde
yaklaşımlar vardı. Fakat bizim elimizde belgeler olduğu için itiraz edemiyorlardı.
‘Vallahi çok aydınlattınız bizi sağolun var olun ama ne yapalım çarpık
kentleşme işte’ deyip geçiyorlardı. Hiçkimse bilimin ve mühendisliğin gereklerinin
sorunları çözebileceğini kabul etmedi. Oysa belediyeler, meslek kuruluşları
ve kitle örgütleri ortaklıklar oluşturmalıydı. Ta ki 17 Ağustos'ta
gece 3.02'de sarsılana kadar bu görüşler devam etti.
HEM HÁKİM HEM SAVCI
- Peki depremden sonra neler oldu?
- Deprem sabahı medya durumun vahametini
yöneticilere ve halka gösterdiğinde acı gerçek ortaya çıktı ve bizim söylediklerimizden
çok daha fazla bir felaketle karşılaştığımız anlaşıldı. İlk aylar hayatı
normale döndürme yönünde büyük çabalar oluştu, bunlar biraz düzensiz olmakla
beraber çok büyük oranda ve dayanışma içinde yürüdü. Depremin yaralarını
saracak, organize edecek güçler de korkunç felaketten etkilenmişti, bu
nedenle kısa bir karmaşa yaşandı. Sonra biraz daha düzenli şekilde tüm
dünyanın katılımıyla bir şeyler yapılmaya çalışıldı. Kurtarma aşamasından
sonra esas sorunlar gün yüzüne çıkmaya başladı. Çünkü ülkemiz için deprem
asıl bundan sonra başlayacaktı. Barınma, yemek ve iş ihtiyaçları doğacaktı
ve böyle de oldu. İşte bu anlamda yeterli çalışmalar yapılmadı.
- Ne gibi
- Bakınız özellikle mühendislik çalışmalarında,
bina onarımı ve güçlendirilmesi konularında çok kötü bir sınav verdik.
Bir örneği Düzce depreminden sonra yaşandı. 17 Ağustos'tan
sonra onarılan binaların birçoğu 12 Kasım'daki depremde yıkıldı.
Ama neden olduğu konusunda özellikle bunun uzmanı olan inşaat mühendisleri
ve mimarlardan doyurucu açıklamalar yapılmadı. Burada amaç suçlu aramak
değil, bir olaydan ders çıkararak bir daha olmamasını sağlamak olmalıydı.
Ancak bu yapılmadı durum tam tersine gelişti ve gelişmekte. Standartları
olmayan onarımlar, güçlendirmeler devam etmekte. Bunları söyleyen de İnşaat
Mühendisleri Odası'nın yetkilileri. İşte bu noktada 17 Ağustos'tan
da geride olduğumuzu düşünüyorum. Bu gelecek için çok tehlikeli bir görünüm.
Bunun süratle düzeltilmesi lazım, zaten çok geç kalındı. Yanlışlığın temel
kaynağı PM denen mühendislik şirketleri. Bunlar bakanlıktan biz
onarımları yaparız diyerek izin belgesi aldılar ve genelgelerle iş yapmaya
kalktılar. Hem hákim, hem savcı oldular. Projeyi kendileri çizdiler, kendileri
denetlediler, böyle bir olay hiçbir yerde yoktur. Onlarca insanın yaşamı
tamamen bu şirketlerin kendi iyi niyetlerine ve mühendislik etiklerine
bırakıldı. O nedenle de bu onarımlar çok olumsuz noktalara vardı.
FELAKETİ BİZ YAŞADIK
BİLGİYİ ABD TOPLADI
- Deprem bize bilim açısından ne
verdi?
- 17 Ağustos'tan sonra Marmara
fay geometrisinin niteliklerinin ve tarihsel depremlerin çok önemli olduğu
ortaya çıktı. O güzel Marmara Denizi insanları korkutur hale geldi. Tabii
ki bu merak araştırmaları yoğunlaştırdı. Fakat hemen hemen tüm imkánlar
ülkede olduğu halde birtakım kişisel hata ve davranışlar nedeniyle koordinasyon
sağlanamadı, dolayısıyla şu anda da Marmara içinde bilinenler yeterli düzeye
erişemedi. Gerçi bu kolay bir araştırma değil, pahalı ve zor bir araştırma.
Ama bu geçen 12 aylık süreç içerisinde koordinasyon iyi sağlanmış olsaydı
daha çok bilgi sahibi olacaktık. Depremde Afet Yönetimi ile ilgili olumlu
gelişmeler oldu. Daha iyi bir noktaya varıldı. Özellikle envanter çalışmaları
açısından İstanbul için önemli mesafe alındı. Ancak bu 'yeterli'
anlamına gelmemeli. Çünkü 12 milyonluk kenti olası bir depreme hazırlamak
mümkün değil. Burada 'depremle yaşamaya alışalım' gibi sloganlar
üretildi, önemli olan slogan üretmek değil hazırlık yapmak. Eğer Türkiye
için bu konuda bir slogan aranıyorsa en güzeli: 'Uyuma Türkiye, ben
uyumuyorum.'
- İyi şeyler olmadı mı?
- Tabii ki oldu. Mesela 12 Kasım
depreminde çok hızlı davranıldı. Dünyaya örnek olabilecek bir müdahaleydi.
Bu depremle insanlık adına çok şey öğrenildi. Depremin bilime azımsanmayacak
katkıları oldu. En azından Amerikalılar kendi fayları San Andreas'ın
benzeri olan Marmara fayında incelemeler yaptılar. Kendi gelecekleri ile
ilgili çok büyük ölçüde deneyim ve bilgiler elde ettiler. İnşallah bizle
paylaşırlar ama ben bu konuda pek ümitli değilim. Biz ülke olarak çok ucuza
gittik. Eğer bilinçli davranılsaydı Amerika'dan cihaz desteği ve
adam yetiştirme konularında önemli ölçüde yardım alabilirdik. Ama Amerikalılar
geldiler, araştırdılar ve verileri alıp kendileri için kullanmaya götürdüler.
Biz memleketimizin değerini bilmediğimiz gibi faylarımızın da değerini
bilemedik.
- Ne yapılmalı?
- Bir kere koordinasyon sağlanamadı.
Oysa bu şarttı. Karmaşa hálá sürüyor. Öncelikle bunu aşmak gerekir. Aslında
çok önemli bir konuyla, tehlikenin kaynağında insan hayatı ile ilgileniyoruz.
Marmara
Denizi'nde oluşabilecek depremlere her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz.
Şimdi depremi önceden belirleme çalışmalarına koordineli olarak bir an
önce başlanılması gerekiyor. Tek umudumuz bu.
Unutmuyoruz
affetmiyoruz!
1- AFETE karşı örgütlü ve hazırlıklı
olmak zorundayız. Tüm yurttaşları yeni bir deprem için duyarlı olmaya ve
mutlaka örgütlenmeye çağırıyoruz.
2- Dünya yüzünde, ölü ve kayıp sayısı
bilinmeyen bir başka deprem yoktur. İlgilileri gerçek rakamları açıklamaya
çağırıyoruz.
3- Felaketin sorumluları hakkında ne
işlem yapıldı, kimler yargı önüne çıkarıldı, çıkarılmayanlar kimler? Bu
konuda da kesin bir açıklama istiyoruz!
4- Afetle ilgili malzeme ve para yardımının
miktarı nedir? Sadece gelmiş ‘‘Acil Yardım Fonları’’nın değil, şu
anda harcanmakta olan ve önümüzdeki dönemlerde harcanacak ‘‘Yeniden
Yapılanma Fonları’’nın da kullanım ve denetiminin saydamlaştırılmasını,
yurttaşa hesap verilmesini istiyoruz!
5- Afetzedelerin hakları konusunda
ilgililer ne düşünmektedir?
6- Ve son olarak devleti, afetlere
karşı can ve mal güvenliğimizi sağlamaya çağırıyoruz! Türkiye halkını
bugün ve yarın karalar giymeye, evine, balkonuna, işyerine kara bayraklar
asıp, otomobiline, minibüsüne, otobüsüne kara kurdeleler takmaya ve o felaket
gecesini sokakta geçirerek araçlarının kornalarını çalmaya, kaybettiğimiz
canlarımızı anmaya çağırıyoruz! Çünkü acımız büyük... Hiç unutmuyoruz,
sorumluları affetmiyoruz! Bu ülkede yaşayan herkesi, 17 Ağustos
gecesi evden çıkarken tüm ışıklarını yakmaya çağırıyoruz! Çünkü sorularımızın
yanıtları karanlıkta kalmasın istiyoruz. Ve hep bir ağızdan tekrarlıyoruz:
UYUMA TÜRKİYE BEN UYUMUYORUM
17 Ağustos Etkinlikleri Çalışma
Grubu
HÜRRİYET
GAZETESİ İNTERNET SİTESİ
(18 AĞUSTOS 2000)
  |