|
|
 |
Kocaeli Depremi
İTÜ Ön Değerlendirme Raporu...
17
AĞUSTOS 1999 KOCAELİ DEPREMİ
İSTANBUL
TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
ÖN
DEĞERLENDİRME RAPORU
İ T
Ü
24
AĞUSTOS 1999
17 Ağustos
1999 tarihinde saat 3.02'de, Kuzey Anadolu Fay Hattının Adapazarı, Kocaeli,
Gölcük segmenti üzerinde, Richter ölçeğine göre Ms=7.4 manyitüdünde ve
yaklaşık 45-50 saniye süren bir deprem meydana gelmiştir. Deprem, Marmara
Bölgesinin tamamı ile Kuzey Anadolu Fay Hattının doğu yönündeki
uzantısında yer alan Düzce ve Bolu gibi şehirleri etkilemiştir. 17 Ağustos
depreminin Ülkemizde endüstrinin ve şehirleşmenin en yoğun olduğu Marmara
Bölgesinde meydana gelmiş olması, can kaybının ve hasarın da çok büyük
olmasına sebep olmuştur. 1967 Adapazarı Depreminden sonra bölgeyi etkileyen
en büyük deprem olan 17 Ağustos 1999 depremi, İstanbul'un Avcılar, Küçükçekmece,
Tuzla ilçeleri ile İzmit, Adapazarı, Gölcük, Yalova, Düzce ve Bolu şehirlerinde
20 000 dolayında can kaybına ve maddi hasara yol açmıştır. İzmit Körfezinin
iki tarafında ve İzmit-Adapazarı arasında yer alan sanayi tesislerinde
çeşitli boyutlarda hasarlar meydana gelmiş, Tüpraş Rafinerisinde bir bacanın
tanklardan birisi üzerine yıkılması nedeniyle başlayan yangın daha sonra
yedi tankı etkilemiş ve güçlükle söndürülmüştür. Deprem nedeniyle bölgede
bulunan kamuya ve özel sektöre ait endüstri tesislerinde yaklaşık bir hafta
süre ile üretime ara verilmiştir. Anadolu Otoyolunun Sapanca-Adapazarı
arasındaki kesiminde meydana gelen oturmalar, çekme çatlakları ve bir üst
geçitte meydana gelen göçme nedeniyle Otoyol üç gün süreyle ulaşıma kapanmış,
bu ise deprem bölgelerine ulaşılmasında önemli bir engel oluşturmuştur.
17
Ağustos 1999 sabahı, saat 8.30'da, İTÜ Rektörlüğünde konuyla ilgili öğretim
üyelerinin katıldığı bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda depreme neden
olan faylanma ve yerdeğiştirmenin belirlenmesi, İstanbul ilçeleriyle İzmit
ve Adapazarı'ndaki yapısal hasarın dağılımı, boyutları ve sebepleri, yapısal
hasarın meydana geldiği alanlardaki zemin ve yeraltı suyu koşullarıyla
ilgili olarak tespitler ve aletsel ölçmeler yapılmasına, veri toplanmasına
ve konuyla ilgili kamu yöneticilerine destek verilmesine karar verilmiştir.
Bu bağlamda, 17~20/8/1999 günlerinde İTÜ öğretim üyeleri depremden etkilenen
bölgelerde incelemeler yapmışlardır. Bu incelemelerde fay hattı boyunca
meydana gelen yeni kırıklarla ilgili olarak yerden ve havadan gözlemler
yapılmış, belediye başkanları ve belediyelerin teknik elemanlarıyla görüşülmüş,
toptan göçen veya az-orta hasarlı binalardaki hasarların sebepleri belirlenmiş,
beton numuneleri alınmıştır. Ayrıca Petkim, İgsaş, Tüpraş ve Sümerbank'ın
başvuruları üzerine bu kuruluşlara ait tesislerde deprem sonrası tespitler
yapılmıştır. 17 Ağustos depremiyle ilgili olarak Üniversitemiz uzmanlarının
yaptıkları tespitler, değerlendirmeler ile kısa ve uzun dönemde alınması
gerekli önlemlere aşağıdaki paragraflarda yer verilmiştir.
-
17
AĞUSTOS 1999 KOCAELİ DEPREMİNİN ÖZELLİKLERİ
Deprem
17.08.1999 de saat 3.02 de 40.70 kuzey enlemi ile 29.91 doğu boylamının
tarif ettiği bölgede, İzmit'in 11 km güney-doğusunda meydana gelmiştir.
Depremin büyüklüğü çeşitli kuruluşlar tarafından değişik değerlerde bildirilmis
ise de, moment büyüklüğü Mw = 7.4 ve yüzey dalgası büyüklüğü Ms = 7.8 değerleri
civarında değişmektedir. Depremin odak derinliğinin 10-15 km olduğu ve
sağ atımlı 120 km civarında bir fay hareketi ortaya çıktığı yapılan incelemelerle
belirlenmiştir. Ana deprem dalgasının ardından büyüklüğü 4.0- 5.0 değerlerinde
olan çok sayıda artçı depremler meydana gelmiştir.
Deprem
merkez üssüne en yakın ivme kaydı, İzmit Metoroloji İstasyonu'ndan alınmıştır.
Buna göre, maksimum ivme kuzey-güney doğrultusunda 163 mG, doğu-batı doğrultusunda
220 mG ve düşey doğrultuda 123 mG dir. Görüldüğü gibi, üç birleşende birbirleri
ile kıyaslanabilir büyüklüktedir. Aşağıdaki Tablo da yurdumuzdaki son büyük
dört depreme ait yaklaşık büyüklükler verilmiştir.
| Deprem |
Ms |
mb |
Mw |
Mo
(Nm) |
Es
(Nm) |
g
max
(m/s2) |
| Erzincan
13.03.1992
Dinar
01.10.1995
Adana-Ceyhan
27.06.1998
Kocaeli
17.08.1999 |
6.8
6.0
5.9
7.8 |
6.8
6.3
6.2
7.4 |
6.3
5.7
5.6
7.4 |
2.94x
1018
3.80x 1017
2.94x 1017
3.78x 1019 |
1.00x
1015
6.31x 1013
4.67x 1013
3.16x 1016 |
KG
3.90
DB 4.92
KG 2.82
DB 3.30
KG 2.16
DB 2.72
KG 1.60
DB 2.14 |
-
Yukarıdaki
Tablodan görüldüğü gibi, Kocaeli depremi son yıllarda
yurdumuzu
etkileyen en yıkıcı deprem olarak karşımıza çıkmaktadır
(Kandilli
Rasathanesi kayıtları).
-
17
AĞUSTOS 1999 KOCAELİ DEPREMİNİN YERBİLİMLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Arazide
görülen yüzey kırıkları ve yüzey kırığı üzerinde gözlenen yaklaşık 3 m
lik sağ-yanal yerdeğiştirme (üstteki resim)
17
Ağustos sabah saat 3.02 de meydana gelen deprem, karada İzmit körfezi ile
Düzce güneybatısı arasında yaklaşık 120 km uzunluğunda bir yüzey kırığı
meydana getirm iş olup bu kırık üzerinde 4.2 m’ ye varan sağ-yanal yerdeğiştirmeler
meydana gelmiştir. Yapılan arazi gözlemlerine göre, faylanma genelde 4
segmentten oluşmaktadır ve İzmit körfezi ile Akyazı arasında kalan segmenti
ana kırığı oluşturmaktadır. Kırığın üzerinde yer alan TEM otoyolu en az
üç yerde kırık tarafından kesilerek yolun yer yer 200 m uzunluğundaki bölümünü
deforme etmiş olup üst geçitlerin yıkılmasına veya kullanılamaz hale gelmesine
sebep olmuştur. İzmit - Arifiye tren yolu Arifiye batısında ve özellikle
Tepetarla köyü yakınlarında 2.7 metreye varan sağ-yanal ötelenmelerle deforme
olmuştur. Tren yolunun Arifiye batısındaki deformasyonda 1 m lik yükselmelerde
gözlenmiştir. Yüzey kırığı üzerinde yer alan siteler ve köylerde de yoğun
hasar ve yıkım gözlenmiştir.
Bu
deprem sırasında bu kırığın yakınında yeralan ve özellikle suya doygun
alüvyon zeminlerde başta Adapazarı, Izmit, Gölcük, Yalova ve Akyazı olmak
üzere bir çok yerleşim biriminde aşırı yıkımlara sebep olmuştur. Faylanma
dışında Adapazarı içinde sokaklarda meydana gelen deformasyonlar ile Gölcük
ve Sapanca gölü kıyılarında meydana gelen göçmeler kuvvetli yer sarsıntısı
ile ilgili olup hasarların yoğunlaşmasına sebep olmuştur. İstanbul’da Avcilar
basta olmak üzere Bağcılar ve Sefaköy’de önemli hasarlar meydana gelmiştir.
Depremin hemen sonrasında Harvard Sismoloji Laboratuvarı ve US Geological
Survey, depremin merkez üssünün yaklaşık olarak Sapanca Gölü ve İzmit körfezi
arasında olduğu, mekanizmasının yaklaşık D-B yönünde sağ-yanal doğrultu
atımlı bir mekanizmaya sahip olduğu ve derinliğinin 10-15 km olduğun u
uzak deprem istasyon verilerinde hesaplamışlardır.
Şekil
2. Kuzey Anadolu fayı üzerinde 1939-1967
deprem göçü (alt resim), bu depremler sırasında meydana gelen yüzey yer
değiştirmeleri (orta resim), ve bu depremlerin mode llemesi sonucunda stresin
(deprem riskinin arttığı alanalar (kırmızı), (üst resim). Üstteki resimde
İzmit körfezinde artan stresin meydana gelen depremle aynı alandadır.
Bu
deprem öncesinde İzmit körfezi ve çevresinde deprem potansiyelinin yüksek
olduğu yalnız tarihsel deprem kayıtlarına dayanılarak de ğil, GPS ölçümleri
sonuçlarının değerlendirilmesi ile de farklı grupların yaptığı çalışmalarda
ileri sürülmüştür. Bu verilere göre bu alanda en son depremlerin 1719 ve
1754 yıllarında meydana geldiği ve buradaki hızların 10-15 mm/yıl olduğu
gözönüne alınırsa, bu faylar üzerinde bu deprem sırasında meydana gelen
yerdeğiştirmelerle çok uyumlu oldugu anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra Kuzey
Anadolu fayı üzerinde 1939 yılında başlayan 6 büyük depremin batıya doğru
göçü sonucunda Kuzey Anadolu Fay Zonunun toplam 900 km lik bir kısmı kırılmış
ve kırıklarda 7.5 m ye varan yerdeğiştirmeler gözlenmiştir. Bu depremlerin
yakın geçmişte modellenmesi İzmit körfezi çevresinde bu depremler sebebiyle
stresin yükseldiğini ortaya koymuştur.
Şekil
3. Son 10 yılda yapılan GPS ölçümlerine
göre Marmara Denizi çevresinde hareket hızları gösterilmektedir.
Şekil
4. Marmara Denizi çevresinde Kuzey Anadolu
Fayına ait fay segmentleri ve bu segmentler üzerinde meydana gelen yıkıcı
depremler. Çizgili elipsler 18. ve 19. yüzyılda, kırmızı hatlar bu yüzyılda
meydana gelen depremleri göstermektedir
17
Ağustos 1999 İzmit depreminin büyüklüğü hakkında da farklı görüşler bulunmaktadır.
Amerikan kaynakları ilk verilerde depremi Ms=7.8 olarak vermişler, Kandilli
Rasathanesi ise Ms=6.7 ve daha sonra 7.4 olarak değerlendirmiştir. Arazide
yapılan makro sismik ilk gözlemler değerlendirildiğinde depremin Ms= 7.4
civarında olması gerektiği düşünülmektedir. Bu değerin arazi çalışmaları
tamamlandıktan sonra 0.1 büyüyebileceği düşünülmektedir. Ancak esas büyüklüğün
bütün verilerin detaylı bir şekilde değerlendirilmesinden sonra elde edileceği
unutulmamalıdır.
Bu
deprem sonrasında fayın batıya uzantısı olan Karamürsel-Yalova segmenti
ve Çınarcık çukurluğunda kırılmamış ise ki bu konuda çalışmalar devam etmektedir,
deprem riski eskiye nazaran yükselmiş bulunmaktadır. Ancak bunun zamanı
hakkında kesin bir şey söylemek bugün için bilimsel olarak mümkün değildir.
Kesin olan İzmit körfezi ve Çınarcık çukurluğundaki segmentlerin üzerinde
var olan deprem riskinin bu deprem sonrasında daha da arttığıdır. Aktivitenin
önümüzdeki en fazla 30 yıl içinde batıya, komşu segmentlere sıçrayıp benzer
büyüklükte deprem meydana getirmesi mümkündür. Artçı depremler, Adapazarı
ile Çınarcık çukurluğu arasında kalan koridor ve çevresinde yer almaktadır.
Bu artçı ; depremlerin seyrek de olsa orta büyüklüklere (Ms=5-6) çıkması
yine beklenen aktivitelerdir. Bu artçı deprem aktivitesi de zaman içinde
sönümlenerek en az 1 yıl devam edebilir.
Bütün
bu bilgiler bir arada değerledirildiğinde bu alanda ulusal ve uluslararası
araştırmalara hız vermek, yapıları ve önemli tesisleri depreme dayanıklı
; hale getirmek acil olarak yapılması gerekenlerdendir.
-
ZEMİN
VE TEMEL MÜHENDİSLİĞİ DEĞERLENDİRMELERİ
Izmit
Körfezi, İzmit Kuzey Anadolu fayının kuzey kolu üzerinde yer almaktadır
ve bu yapı bir seri basenlerden oluşmaktadır.İzmit Körfezi’ne boşalan nehirler
jeolojik süreç içerisinde Gölcük, Hersek, Kavaklı deltalarını ve Sapanca
Gölü ile İzmit Körfezi arasındaki geniş ve uzun alüvyon düzlüğünü oluşturmuştur.
Bu alanlarda, zemin profili genelde çok kalın, yumuşak-orta katı kil veya
gevşek kum tabakalarından oluşmaktadır. Diğer bir deyişle, Kuzey Anadolu
Fay Hattı’nın Marmara Denizi’nin güneyi boyunca uzandığı bölgede hem sismik
aktivite çok yüksek ve hem de zemin koşulları son derece elverişsizdir.
Çeşitli projelerle ilgili olarak bölgede yapılan zemin araştırmaları, zemin
tabakal arının sıkışabilme özelliğinin çok yüksek olduğunu ve ayrıca bazı
bölgelerdeki zeminlerin sıvalaşma potansiyeli gösterdiğini ortaya koymuştur.
Nitekim, depremi takiben İTÜ Zemin Mekaniği ve Temel Mühendisliği öğretim
üyelerinin yerinde yaptığı incelemelerde özellikle Adapazarı, Gölcük ve
Yalova’da meydana gelen hasarların başlıca sebebinin zemin proble mlerinden
kaynaklandığı belirlenmiştir. Buna karşılık, ciddi ve bilimsel zemin araştırmalarına
dayanan temel mühendisliği çözümlerinin uygulandığı pr ojelerde örneğin,
yumuşak zemin koşullarında kazıklı temel sistemlerine taşıtılan binalarda
ve sanayi tesislerinde, fay hattına çok yakın olsa bile herhangi bir hasar
meydana gelmemiştir. Adapaza rı örneğinde olduğu gibi, zemin koşulları
elverişsiz ve yeraltı su seviyesi çok yüksek olduğu halde ağır yapıların
bile tekil veya sürekli temellere taşıtıldğı yerlerde ise binaların farklı
oturma yaptığı, devrildiği, yana yattığı veya zemin katların bodrum kata
dönüştüğü tespit edilmiştir. İlk defa bu depremde elverişsiz zemin koşulları,
deprem hasarının büyük olması üzerinde bu derece etkili olmuştur. Kavaklı
ve Gölcük’te, deniz kıyısı ile karayolu arasındaki düzlükl erde ortaya
çıkan heyelanlar ve arazi çökmeleri, bölgenin morfolojisini tümüyle değiştirmiş,
ve bu bölgelerde denize yakın olan alanlar ve kıyıya yakın yapılar su altınd
a kalmıştır.
Marmara
Bölgesi’nde çeşitli kurumların yerleştirdiği kuvvetli yer hareketi ölçerleri
bulunmaktadır. Bu aletlerden alınan kayıtlarla deprem hasarı arasında büyük
b ir uyum bulunmaktadır. Şöyleki, İstanbul’da Haliç’in doğusunda bulunan
bölgede hakim formasyon kumtaşı, kiltaşı kaya birimleri olup bu bölgede
ölçülen maksimum yer ivmeleri %5 g - %8 g dolayındadır. Bilind iği gibi,
İstanbul’da kumtaşı, kiltaşı kaya birimlerine oturan gelişigüzel inşaa
edilmiş ruhsatsız yapılarda bile hasar meydana gelmemiştir. Buna karşılık,
Zeytinburnu’nda %12, Ataköy’de %17, Ambarlı’da ise %25 gibi yer ivmeleri
ölçülmüştür. İstanbul’daki en büyük hasarın Ataköy ile Ambarlı arasında
yer alan Küçükçekmece ve Avcılar bölgelerinde olduğu bilinmektedir. Keza,
Marmara’nın güneyinde, fay hattı üzerinde %35 - %40 g dolayında yer ivmeleri
ölçülmüştür.
-
İNŞAAT
MÜHENDİSLİĞİ DEĞERLENDİRMELERİ
Betonarme
binalarda ortaya çıkan hasarlar, betonarme inşaatı düzenleyen yönetmelik
ve deprem yönetmeliği kurallarına uyulmamasından kaynaklanmaktadır. Hasar
gören binalarda ki eksikler ve kusurlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;
-
Betonarme
taşıyıcı sistemin düzensiz olması en başta gelen kusurdur. Arsa veya mimari
proje nedeniyle kirişlerin dolaylı mesnetlenmeleri ve kolonlarla eksenel
birl eşmemeleri bu türden hasarların başlıca nedenleridir. Hasar gören
binalarda, zemin kattan sonra genelde çıkma yapılmış olduğu tespit edilmiştir.
-
Betonarme
elemanların düzeninde konstrüktif kurallara uyulmaması da önemli bir hasar
nedenidir. Etriyelerin yeterli sıklıkta yapılmaması, kiriş-kolon düğüm
bölgele rinde hemen hemen hiç etriyenin bulunmaması ve donatıların kenetlenme
boylarının yeterli olmaması da bu türden hasar nedenleri arasındadır.
-
Beton
kalitesinin düşük olması, hazır beton yerine şantiyede ilkel koşullarda
beton hazırlanması, önemli bir hasar sebebidir. Tamamen yıkılan binalardan
çeşitli beton numuneleri alınmış olup, laboratuvar eneylerine tabi tutulmaktadır.
Ancak, gözle yapılan muayeneler bunların mukavemetlerinin 100 kgf/cm2
civarında bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, Avcılar, Küçükçekmece gibi
ilçelerde yaygın olarak deniz kumu kullanılmış olması, donatılarda korozyona
ve dolayısıyla mukavemet ve kesit kaybına neden olmuştur.
-
Belediyeler
tarafından onaylanan uygulama projelerinde olmamasına rağmen, binaların
giriş katlarının ticari hacimler (dükkan, market, galeri, depo vb.) şeklinde
k ullanılmaları, yumuşak kat olarak tanımlanan ve yeterli rijitliğe sahip
olmayan katların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Deprem bölgelerinde İTÜ
uzmanları tarafından yapılan incelemelerde b inalardaki hasarların çok
önemli bir bölümünün zemin katların yeterli rijitliğe sahip olmamasından
kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bazı binalarda ise yer kazanmak amacıyla
zemin katlarda bazı kolonların kesildiği ibretle görünmüştür.
-
Binalardaki
hasarların bir diğer sebebi ise, daha önceki depremlerde de hasara sebep
olan ve ara kat yapılmasından kaynaklanan “kısa kolon” problemidir.
-
Isı izolasyonu
nedeni ile yapılan iki yarım tuğla arasına ısı yalıtım malzemelerinin yerleştirildiği
duvarlar dışa veya içe devrilmiş lerdir.
-
Çok katlı
bitişik nizam binalar deprem sırasında birbirlerini etkileyerek hasara
sebep olmuştur.
DEPREM
BÖLGELERİNDE UYGULANMASI ÖNERİLEN MİMARİ PLANLAMA VE TASARIM İLKELERİ
-
Deprem
felaketini, yeni bir yaşam biçimini oluşturma fırsatı olarak değerlendirip,
yok olan yapı stoğunun çağdaş, ekolojik, geleceğe yönelik bir planlama
ile yenilenmesi,
-
Mevcut
yapı stoğunun hasar durumlarına göre envanterlerinin çıkartılması, buna
bağlı olarak terk etme / boşaltma, güçlendirme, sağlıklaştı rma, yenileme,
rekonstrüksiyon şeklinde belirlenecek müdahelerin yapılması,
-
Deprem
ile ilgili eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanması,
-
Merkezi
yönetim, yerel yönetim, sivil toplum örgütleri, kullanıcı, yatırımcı, yapımcı
gibi yapım-yerleşim sürecinde rol alanların yetki ve sorumlulukların yasa
ve yönetmeliklerle yeniden düzenlenmesi,
-
Ulaşım,
iletişim, enerji nakil, kanalizasyon vb alt yapı sistemlerinin üst yapı
ile entegre bir şekilde ele alınması,
-
Betoanarme
dışında daha hafif yapı malzemeleri ve yapım tekniklerinin araştırılması
ve geliştirilmesi,
-
Yapım
ve denetim sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesi ve bu sürecin
sigorta sistemi tarafından kontrol edilmesi.
DEPREM
BÖLGELERİNDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
-
Kamu binalarına,
hastanelere ve sanayi tesislerine öncelik verilerek hasar tespiti yapılmalıdır.
Binaların oturulabilir (az hasarlı) veya yıkılması gerekli (ağır hasarlı)
olarak sınıflandırılması hızla yapılmalıdır. Yürürlükte olan kanunlara
ve yönetmeliklere göre hasar tespit yetkisi Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na
verilmiştir. Depremin çok sayıda yapıyı etkilediği göz önünde bulundurularak
gerektiği takdirde bu yetki üniversitelerle ortak hareket edilerek yaygınlaştırılabilir.
-
3194 sayılı
İmar Kanunun ve İlgili Yönetmelikler ivedi olarak değiştirilmelidir. Bu
hususta Toplu Konut İdaresince hazırlattırılarak çeşitli Üniversite, Meslek
Odaları, ve Bakanlık temsilcileri tarafından tartışılarak son şekli verilen
yasa tasarısından yararlanılmalıdır.
-
Yapı denetiminin
sağlanması için gerekli yasal değişiklikler yapılarak her yeni mezun mühendise
imza yetkisi verilmemelidir. Diğer ülkelerde kullanılan Sertifikalı Mühendis
veya Profesyonel Mühendis gibi ünvanlar, stajyer mühendislik sonrası yapılacak
bir sınav ile verilmelidir. Bu ünvanlara sahib mühendislerin yasal sorumlulukları
ve mesleki uygulama sigortaları olmalıdır.
-
Yapıda
kalite denetimini sağlamak için Yapı Sigortası Yasası çıkarılmalıdır. Ülkemizin
% 96’sının deprem riski taşıyan bölgeler olması nedeniyle zorunlu Deprem
Sigortası Yasası çıkarılmalıdır.
-
Bursa
ve Adapazarı ovaları gibi tarım arazilerinin iskana açılmasından vazgeçilmelidir.
-
Marmara
Denizi’nin güneyi için yeni bir yerleşim master planı hazırlanmalı ve buna
mutlaka uyulmalıdır. Master planların yapılması, revizyonu ve onaylanması
ile igili yetki ve sorumlulukları düzenleyen “Yeni Yerleşmeler ve Şehir
Planlaması Yasası” hızla çıkarılmalıdır. Bu bölgede bulunan bazı önemli
tesislerin zaman içerisinde deprem riski daha az olan bölgelere kaydırılması
ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Şehir ve diğer planların hazırlanması,
tasdiki ve uygulanması süreçlerinde Üst Kurul Denetimi sağlanmalıdır.
-
İnşaat
Müteahhitliği Hizmetleri ve İhale Kanunu yeniden gözden geçirilmeli ve
gerekli yasal düzenleme ve süreçle ilgili denetimler yeniden yapılandırılmalıdır
.
-
Deprem
bölgeleri için uygun yapı teknolojisi ve bina tipolojileri belirlenmelidir.
Kaldırılan enkazlardan boşalan alanlar için de aynı uygulama yapılmalı,
eğer müm künse bu alanlar yeşil alan olarak düzenlemelidir.
-
Birinci
derece deprem bölgelerinde ve zayıf zemin koşullarında Zemin Mekaniği ve
Temel Mühendisliği araştırmalarının zorunlu hale getirilmeli ve Yapı ruhsatı
sürecinde bu zorunluluk aranmalıdır.
-
Deprem
konusunda yapılan araştırmalar daha fazla desteklenmelidir. Bu konuda çok
disiplinli birimler oluşturulmalı ve mevcutlar takviye edilmelidir.
(5 Eylül 1999)
  |