12 KASIM 1999
|
haberler
14
Kasım 1999
|
- Uzmanlar:
Marmara Denizi'ndeki deprem 6 ya da 7'nin üzerinde olabilir...
Uzmanlar, Marmara denizinde
6 ya da 7'nin üzerinde bir deprem meydana gelebileceğini açıkladı.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli
Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Uzmanı Doç. Dr. Ali Pınar,
Sapanca-Akyazı civarında Bolu-Düzce'deki gibi 7 büyüklüğünde bir depremi
kesinlikle beklemediklerini söyledi.
Doç. Dr. Ali Pınar, Rasathane'de,
Dr. Doğan Kalafat ile düzenlediği basın toplantısında, 12 Kasım'da
meydana gelen ve merkez üssü Düzce olan depremin ardından artçı sarsıntıların
sayısının 70'e yaklaştığını kaydetti. Doç. Dr. Pınar, 3.0-3.9 büyüklükleri
arasında 30, 4.0-4.9 büyüklükleri arasında 33, 4.9-5.4 büyüklükleri arasında
ise 6 artçı depremin olduğunu belirterek, Düzce merkezli depremde 50-60
kilometrelik bir fay hattının kırıldığını kaydetti.
SAPANCA DEPREMİNİN 6'YA
ERİŞMEMESİ GEREKİR
Açıklamasının ardından basın
mensuplarının sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Pınar, bir soru üzerine,
Akyazı-Sapanca arasında olabilecek depremin büyüklüğünün 6'ya erişmemesi
gerektiğini belirterek, "Bu, hasarlı binaları etkiler, ama, 17 Ağustos
depreminden etkilenmemiş binaları kesinlikle etkilemez. Yani beklenen çok
şiddetli bir deprem değil, sadece çok kuvvetli hissedilen bir deprem olabilir"
dedi.
MARMARA'DAKİ FAYLAR AYNI
ANDA KIRILIRSA BÜYÜK BİR DEPREM OLUR
"Sapanca-Akyazı civarında
Bolu-Düzce'deki gibi 7'lik deprem kesinlikle beklemiyoruz" diye konuşan
Doç. Dr. Pınar, bir başka soru üzerine de Marmara Denizi içindeki fayların
tek bir depremle kırılması halinde büyüklüğü 7'nin üzerinde deprem meydana
gelebileceğini, fayların ayrı ayrı kırılması durumunda ise depremin büyüklüğünün
6-6.5 olabileceğini kaydetti.
Doç. Dr. Pınar, İstanbul'un
tarihi depremlerine bakıldığı zaman, depremlerin genellikle 6-6.5 büyüklüğünde
olduğunun görüldüğünü ifade ederek, 7'den büyük depremlerin tekrarlanma
aralığının ise 1300 yıl olduğunu belirtti.
ŞARKÖY DEPREMİ İSTANBUL'U
NASIL ETKİLER?
Doç. Dr. Pınar, Şarköy civarında
olabilecek bir depremin İstanbul'u nasıl etkileyeceği sorusu üzerine de
bu bölge ile Gölcük'ün İstanbul'a uzaklığının hemen hemen aynı olduğunu,
dolayısıyla buradaki bir kırılmanın etkisinin de Gölcük'teki ile aşağı
yukarı aynı olacağını tahmin ettiklerini belirtti.
TÜRKİYE DİNAMİK BİR ÜLKE
Şu anda yaşanan artçı şokların
Marmara Bölgesi'nde yaşanacak bir depremin büyüklüğünü etkilemeyeceğini
de vurgulayan Ali Pınar, olası bir depremde de Marmara Denizi'nin çevresindeki
kıyılarda yer alan binaların yıkılmamasının, zeminine ve dayanıklılığına
bağlı olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Pınar, 17 Ağustos
depremiyle bu bölgede büyük bir sistemin harekete geçtiğini hatırlatarak,
yaşanan sarsıntıların Marmara Bölgesi'nde beklenen depremle hiçbir ilgisini
olmadığını ifade etti.
Türkiye'de yıkıcı bir depremin
herhangi bir yerde veya herhangi bir zamanda olma riskinin yüzde 63 olduğunun
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara tarafından da sürekli ifade edildiğini
belirten Doç. Dr. Pınar, "Türkiye dinamik bir ülke. Türkiye'de, her 2-3
yılda bir yıkıcı hasar verici bir deprem meydana geliyor. 17 Ağustos depremiyle
de hareket etmeye başlayan kütle, sistemin doğusunu da batısını da etkileyebilir"
dedi.
AKYAZI DEPREMİ
Prof. Dr. Işıkara'nın Akyazı'da
bir deprem beklendiği şeklindeki açıklamalarına değinen Sismoloji Laboratuvarı
Şef Yardımcısı Dr. Doğan Kalafat da 17 Ağustos depremiyle ilişkili
Gölcük'ten başlayıp Gölcük-Sapanca, Sapanca-Akyazı, Akyazı-Gölyaka arasında
olmak üzere 3 parça kırıldığını ve bunun ortalama uzunluğununda 110 kilometre
olduğunu söyledi.
Akyazı yakınlarında olan
parçada büyük bir artçı şok meydana gelmediğini, parçalar halinde ve birbirlerin
değişik açılardan bağımlıolan faylarda bir deprem olduğunda en zayıf olan
parçasının kırıldığını, bazı parçaların ise kırılmayabileceğini anlatan
Dr. Kalafat, şöyle devam etti:
"Bunlar da büyük artçı şoklarla
ya da zaman içerisinde küçük küçükartçı şoklarla kırılabilir. Yani enerjisinin
tümünü boşaltabilir. Böyle yaklaşırsak, burada 5'in üstünde artçı sarsıntı
olmamış. Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz. Birinci olasılık, bu parçacıkta
fay üzerinde bir bariyer, engel olmuştur. Bu engel bu kırılmayı engellemektedir.
Fakat zaman içerisinde küçük artçı sarsıntılarla bu bariyer kırılabilir
ve oradaki enerji açığa çıkabilir veya burası küçük artçı sarsıntılarla
kırılmayabilir. Biraz daha enerji biriktirebilir ve bu enerji büyük artçı
sarsıntıyla da açığa çıkabilir. Burada vurgulanmak istenen büyüklük, 5.6-5.7
büyüklüğündedir."
17 Ağustos'daki 7.4'lük depremin
çok büyük bir deprem olduğunu ve bu depremden sonra bu fay hattının kırılan
kısmın iki ucunda da enerji birikimi söz konusu olduğunu anlatan Dr. Kalafat,
"Buna zaman vermek mümkün değildir. Ama (riskli bir bölgedir) diye tanımlamıştır,
Ahmet Bey... Belki de küçük artçı şoklarla boşalacak orası" diye konuştu.
Dr. Kalafat, kırılan bir
alan içerisinde kalan küçük bir parçanın bu kadar büyük enerji üretmesinin
fizik olarak mümkün olmadığını söyledi.
En büyük deprem ile en büyük
artçı şok arasındaki farkın 1 olduğunu vurgulayan Doç Dr. Pınar, "Beklendiği
açıklanan 6.2 büyüklüğündeki artçı şok, Akyazı civarı için değil, 12 Kasım'da
kırılan Bolu Düzce fay hattı için geçerlidir" dedi.
KAYNAK: ANADOLU AJANSI
(14 KASIM 1999)
  |