Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Deprem 
TÜRKİYE'DEKİ DEPREMLER
DÜNYA'DAKİ DEPREMLER
DEPREM NEDİR
DEPREM HARİTALARI
DÜZCE DEPREMİ 
ANA SAYFA
.
DEPREM ANA SAYFA
.
.
.
 
 
 
 
 
 


12 KASIM 1999 
 haberler
14 Kasım 1999 

 
    -Bilim adamları Marmara Denizi'ndeki olası depremi tartışıyor...

PROF. DR. ŞENGÖR: ``YIKICI, BÜYÜK BİR DEPREM OLACAK`` 
PROF. DR. GÖRÜR:   ``BEN AYNI GÖRÜŞTE DEĞİLİM''
PROF. DR. YALÇIN:   ``YAPILAN YORUMLAR AŞIRI''

Kocaeli ve Düzce depremlerinin ardından yeniden gündeme gelen, "Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'ndeki bölümünün boydan boya kırılabileceği ve İstanbul'a hasar verecek büyük deprem meydana gelebileceği" yolundaki yorumlar, korkunun yanı sıra tartışmada yarattı. 

ŞENGÖR: FAY BOYDAN BOYA KIRILACAK

İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Şengör, söz konusu hipotezi 17 Ağustos depreminin ardından Fransız Prof. Le Pichon ve İTÜ Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Taymaz ile birlikte bölgede yaptıkları incelemeden sonra kendilerinin dile getirdiklerini vurguladı. 

"Marmara Denizi boydan boya bir seferde kırılacak" dediklerini, ancak kendileri dışında kalanların "Marmara Denizi'nde küçük küçük faylar vardır, boydan boya bir seferde kırılmaz" şeklinde görüş bildirdiğini anlatan Prof. Dr. Şengör, "Şimdi olay; herkes, döndü dolaştı bizim hipoteze geldi. Bu beni çok mutlu ediyor. Yanlız bilimsel olarak değil, milletimizin tehlikenin büyüklüğünü anladığını gösteriyor. Bu, tedbir alınması yönünden çok önemli" diye konuştu. Prof. Dr. Şengör, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"10 İÇİNDE OLUR"

"Marmara hakikaten bir seferde kırılacak ve epey yüksek magnetütte, yıkıcı büyük bir deprem olacak. Buna ilişkin raporumuzu Ankara'ya verdik. Bu depremin gerçekleşme zamanı ise bugün ile 30 yıl arasındaki bir süreç. Benim tahminim 10 yıl içinde olur. Çok fazla geç kalmaz. Nedeni de 1754'te İzmit'te büyük bir deprem olmuş, ardından çok kısa bir süre sonra 1766'da İstanbul depremi gerçekleşmiş." 

Söz konusu depremin İstanbul'da en fazla güney kesimini, sahil bölgelerini etkileyeceğini, en emniyetli yerlerin ise en kuzeyde kalan bölgeler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şengör, jeolojik olarak şu anda yapılması gerekenin, fayların çok iyi haritalanması ve Marmara Denizi'ne mümkün olduğu kadar yoğun bir sismometre ağı yerleştirilmesiolduğunu bildirdi. 

Prof. Dr. Celal Şengör, 17 Ağustos depreminin ardından Marmara Denizi'nde gerçekleşen artçı sarsıntılarla enerji boşalımının söz konusu olabileceğini ifade ederek, "Ancak bunlar olacak depremin milyonda biridir, hiçbir şeye yaramaz" dedi. 

GÖRÜR: ŞENGÖR'LE AYNI GÖRÜŞTE DEĞİLİM

İTÜ Maden Fakültesi Dekanı ve TÜBİTAK Türkiye Deniz Araştırmaları Koordinatörü Prof. Dr. Naci Görür de, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'ndeki bölümüyle ilgili bazı çalışmalar ve hazırlıklar içinde olduklarını söyledi. 

Prof. Dr. Görür, "Şu anda söz konusu ihtimalin ne derece gerçekçi olup olmadığını hazırlamak, anlamak için bazı proje hazırlıkları içerisindeyiz. 17 Ağustos'tan sonra Marmara Denizi'nde yaptığımız araştırma sonuçlanmadı. Sanıyorum; 2 hafta içinde, Körfez'in verilerinin sonuçlarını halkı ilgilendirecek anlamda açıklayacağız" diye konuştu. 

Prof. Dr. Naci Görür, "Fayın Marmara Denizi'ndeki bölümünün boydanboya bir seferde kırılacağı görüşüne katılıyor musunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı: 

"Onu söyleyenler, Prof. Dr. Şengör ve Fransız Profesör Le Pichon'dur. İkisi de çok ciddi bilim adamlarıdır. Ben kendileriyle aynı görüşte olmamama, öyle olmayacağını düşünmeme rağmen, söylediklerini ciddiye almak lazım, diye düşünüyorum. Ancak, onların söylediklerini test etmek maksadıyla bazı hazırlıklarımız var, denizdearaştırma yapacağız. En sağlıklı sonuç, o zaman ortaya çıkabilir. 

Bizim elimizdeki veriler onu göstermiyor. Ama onların iddiası da, aynı bizim verilerle o şekilde yorumlanabileceği. ki; bu da doğru olabilir. Nihayet bizler denizin altını göremiyoruz. Bu işin özünde de nihayet yorum var. Dolayısıyla bir bilim adamı (benim dediğim doğrudur) gibi bir tavrın içinde olamaz. Doğru olanı bunları incelemektir. Şimdi böyle çok konuşanlar oluyor. Hiç bu işin içinde olmayan, araştırmayan, elinde veri olmayanlar da konuşuyor. Dolayısıyla herkes genel bir jeolojik bilgiden bir şeyler söylüyor. Ama iş o aşamada değil. Artık işi yaparak, bizzat ölçüp biçerek konuşmak lazım." 

TÜBİTAK MÜDÜRÜ YALÇIN: KESİN VERİ YOK

TÜBİTAK Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Namık Yalçın da, fayın Marmara Denizi'ndeki bölümüyle ilgili tek bir görüş belirtilmediğini, birden fazla görüş bulunduğunu vurguladı. 

Prof. Dr. Yalçın, özetle şöyle konuştu: 

"O görüşlerin hangisinin doğru olduğunu biraz daha kesin olarak söyleyebilmek için elimizde maalesef yeterli veri yok. Bu kadar az veriyle öne sürülenler sadece hipotezler olmak durumunda ve hipotezlerin doğrulanabilmesi için yeni verilere ihtiyaç var. Marmara Denizi'nin hem fay geometrisinin, denizdeki fayların karakterlerini veboylarını, uzunluklarını saptayabilecek ek araştırmalara ihtiyaç var, hem de o bölgenin sismolojik açıdan olsun, diğer yer bilimsel yöntemlerle olsun, sürekli olarak izlenip, biraz daha bilgi dağarcığımızın zenginleştirilmesi gerekiyor. Onun öncesinde yapılabilecek bütün yaklaşımlar ve varsayımlar hipotez olmak zorundalar." 

Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'ndeki bölümüyle ilgili olarakbugüne kadar yapılan araştırmaların ve eldeki verilerin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Yalçın, "Elimizdeki veriler kesin birşey söylemek için yeterli değil ve belli bir izlenim uyandırmıyor. Bu nedenle yapılan yorumlar aşırıdır. Mutlaka yeni verilere ihtiyaç var. MTA Sismik-1'in İTÜ ile beraber yaptığı çalışma ne kadar aydınlatıcı olacak, onu görmek lazım. Ama o arkadaşlar da söylüyorlar,Marmara Denizi'ne yönelik yeni ve daha kapsamlı çalışmalara mutlaka ihtiyaç var. Bunu Türkiye yapmak zorunda" dedi. 

Prof. Dr. Namık Yalçın, "Marmara Denizi'ndeki fayın boydan boya kırılma ihtimali var mı?" sorusu üzerine, şöyle konuştu: 

"Bu sorunun cevabı, elimizdeki verilerin ışığında bende yok ve kimsede de olduğunu zannetmiyorum. Ek çalışmalara ihtiyaç var. Arkadaşların öne sürdüğü değişik görüşler, bir miktar veriye dayanan onların modelleridir, tabii ki kafalarından uydurmuyorlar. Ancak mevcut verilerin son sözü söylemek için yeterli olduğunu da hiçbir arkadaşım söylemedi. Bu belirsizlik kimseyi tatmin etmiyor, ama önce işin doğasında bu var. İkincisi de yeterli çalışmayı yapmamış, yapamamış durumdayız. Herkes bunu açıkça söylemeli. Bunların yapılması, bu duyarlılığın o tür bilimsel çalışmaların desteklenmesi yönünde gösterilmesini ben umuyorum." 

İTÜ REKTÖRÜ: SİSMİK NETWORK AĞI KURULMALI

İTÜ Rektörü ve TÜBİTAK Konut Araştırmaları Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Gülsün Sağlamer de, Türkiye'de en büyük sorunun; organize, uluslararası standartlarda bütün Kuzey Anadolu Fay hattını boydan boya ölçüm yaparak izleyebilecek bir sismik network bulunmaması olduğunu söyledi. 
Prof. Dr. Sağlamer, şöyle konuştu: 

"Bunun kurulması lazım ve bundan sürekli olarak bilgi toplanması, bu bilginin de herkese şeffaf olarak anında açılması lazım ki, o zamanserbest bilimsel bir ortam oluşsun ve bu ortamda da herkes bu bilgilere dayanarak tahminlerini yapabilsin. Şimdi veri eksikliği olduğu söyleniyor. Veri eksikliği olduğu için yapılan tahminler herkesiçin biraz riski fazla tahminler olabiliyor. Dolayısıyla biz hep kolaycıyız, biz hemen şu anda tahmin yapalım istiyoruz. Bunların hepsiemek ister, yatırım ister, çalışma ister. Ondan sonra bunların geri dönüşü olacak. Bu network kurulacak, bu ölçümler yapılacak ve bu alanda bir bilim kurulu oluşturulacak, o bilim kurulunda bunlar tartışılarak sonuçlandırılacak. Biz herşeyi kendimize benzetiyoruz maalesef..." 

Yapılan yorumların bilimsellikten uzak olmadığını kaydeden Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, "İTÜ'de bulunan öğretim üyeleri, uluslararası düzeyde yaptıkları bilimsel çalışmalarla önde gelen insanlar. Dolayısıyla onlar öyle rastgele tahmin yapmazlar. Zaten İstanbul'u etkileyecek büyük bir depremin 30 yıl içinde olacağını hep söylüyorlar. Çünkü tarihi data ellerinde. Yani elde 1800 yıllık bilgi var. Buna göre bir tahmin yapıldığında İstanbul'u böyle bir depremin beklediği kanaatine varılıyor" dedi. 

KAYNAK: ANADOLU AJANSI 

(14 KASIM 1999)
 

sayfa başı