Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Deprem ile ilgili haberler nasıl yer aldı
ANADOLU AJANSI
HÜRRİYET
MİLLİYET 13 KASIM 
RADİKAL
SABAH
CUMHURİYET
DEPREM ANA SAYFA
TÜRKİYE'DEKİ DEPREMLER
DEPREM NEDİR
 
 
 
 
 
 
 


12 KASIM 1999 

14 KASIM 1999 


 MİLLİYET GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER 
 

Acı büyük, ülke seferber

7.2'lik Düzce depreminde ölü sayısının bini aşmasından korkuluyor. Bölgeye etkin ve zamanında müdahale sayesinde çok sayıda kişi enkaz altından sağ çıkartıldı

Haber Merkezi

Marmara depreminin yaraları sarılırken Düzce'de önceki gün 18.57'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde yine canlar kaybedildi, feryatlar yükseldi, binalar yerle bir oldu, Türkiye yasa boğuldu. Yurdun büyük bölümünde hissedilen Düzce merkezli depremde dün açıklanan ve ilk belirlemelere dayanan resmi rakamlara göre 392 kişi hayatını kaybetti, 1755 kişi yaralandı. Enkaz altındakilerle birlikte ölü sayısının bini aşmasından kaygı duyuluyor.
       Bolu, Düzce ve özellikle Kaynaşlı'da ağır hasara yol açan depremin ardından Zonguldak'tan bölgeye hareket eden madenciler, sivil savunma ekipleri, AKUT ve yurtdışından gelen kurtarma ekipleri enkaz altından gelen imdat çığlıklarına kulak verdiler. Beton yığınlarının arasından yüzlerce kişi sağ kurtarıldı.
       Marmara depreminden ders alan devlet, bu kez felakete anında müdahale etti. Depremin hemen ardından Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ile Bayındırlık Bakanı Koray Aydın Düzce'ye ulaştı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, Başbakan Bülent Ecevit, bakanlar ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu da dün sabah Bolu ve ilçelerine giderek kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarıyla ilgili bilgi alıp, vatandaşların sorunlarını dinlediler. 
       Bölgenin çevre illere bağlantısını sağlayan Bolu'nun Bakacık mevkiinde yolun 200 metre kaymasına rağmen tüm olanaklar seferber edilerek ambulanslar, sağlık ve kurtarma ekipleri, iş makineleri anında sevk edildi. 

Günışığıyla kararan umutlar

       Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'yı yerle bir eden felaketin acı tablosu sabahın ilk ışıklarıyla gün yüzüne çıktı. Depremin en ağır hasara yol açtığı Kaynaşlı'da resmi rakamlara göre 112 kişi öldü, 200 kişi yaralandı. Binaların neredeyse tamamının yıkıldığı 7 bin nüfuslu ilçede ölü ve yaralı sayısının bu rakamların çok üzerinde olduğu belirtiliyor.
       Vatandaşların sobayla ısındığı Kaynaşlı'da depremin ardından çıkan yangınlar dün öğle saatlerinde ancak söndürülebildi. Enkaz altında kalan birçok kişi yanarak can verdi. Vatandaşlar dün enkazdan çıkarılan yakınlarını gömmeye başladılar. Yaralılar çevre merkezler ve İstanbul'daki hastanelere sevk edildi. 
       Depremin merkez üssü Düzce'de de özellikle Hastane Caddesi ve Kültür Mahallesi'nde binalar yerle bir oldu. 280 kişinin hayatını kaybettiği ilçede yüzlerce kişi yaralandı. Düzce Devlet Hastanesi, yaralılarla doldu taştı. Hastane önünde acil müdahale ekibi oluşturan Gölcük Askeri Deniz Hastanesi de yaklaşık 150 hastaya müdahale etti. Diğer yaralılar Ankara, İstanbul ve çevre illerdeki hastenelere sevk edildi. Kızılay, Aziziye çadırkentine ilk etapta 700 kışlık çadır sevk etti. 

Yardım yağıyor

       Depremden üç saat sonra Düzce'de kriz masası kuruldu. Haberleşme telsizlerle sağlandı. Aydın, Devlet Bakanı Hasan Gemici ve memleketi Düzce olduğu belirtilen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Rasim Betir, kriz masasında ilk koordinasyonu sağladı. Hastane bahçelerine çadırlar kuruldu. Ağır yaralılar helikopterlerle Ankara ve İstanbul'daki hastanelere taşındı. Kızılay'ın yardım kamyonları dün öğle saatlerinden itibaren bölgeye ulaştı.
       İçişleri Bakanlığı'na bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü Ankara, İstanbul ve Erzurum sivil savunma birliklerinden çok sayıda personel, araç ve köpek, Personel Genel Müdürlüğü beş mülki idare amiri, Jandarma Genel Komutanlığı 10 doktor, 4 bölük, Rasim Betir komutasında bir tuğgeneral, bir tümgeneral, üç gece görüş teçhizatlı helikopter ve dört uydu telefonu acilen deprem bölgesine gönderildi.
       Emniyet Genel Müdürlüğü de haberleşmeyi sağlamak amacıyla 12 personel, telsizler, jeneratörler, aydınlatma ışıldağı, trafik düzenini sağlamak amacıyla 17 trafik ekibi, üç denetleme ekibi, 125 kişilik çevik kuvvet, 30 kişilik özel harekat personeli ve iki helikopter bölgeye ulaştırıldı. İlk etapta acil kurtarma yardım ekiplerinden 1884 personel ve 274 araç bölgeye gönderildi. Bölgeye çevre il ve ilçelerden toplam 276 ambulans, 82 uzman hekim, 103 pratisyen hekim, 51 sağlık memuru ve 139 hemşire intikal etti.
       Kızılay Kaynaşlı'ya 125 çadır gönderdi ve seyyar mutfak kurarak yemek dağıtımına başladı. 28. Mekanize Tugayı'nın emrindeki askerler kurtarma ve gelen yardımların koordinasyonunu üstlendi. Devlet Bakanı Gemici de kriz masasının başında görev üstlendi.

Akyazı'dan kaçış başladı

Düzce'de deprem olabileceğini 24 saat önce dile getiren Prof. Dr. Işıkara'nın, "Akyazı'da deprem bekliyoruz" sözü panik yarattı. İlçe boşalıyor 

        Yaklaşık 80 bin nüfuslu Akyazı ve 10 bin nüfuslu Sapanca'da durum öğle üzeri sakin. Çifçiler şeker pancarlarını traktörlere, kamyonetlere yüklüyor. Yaşlı bir kadın balkonunda çay içiyor. Çocuklar sokaklarda, mutfak camları buğulu. Öğle yemeği hazırlanıyor.
       Öğle saatlerinde Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, basın toplantısında bir açıklama yapıyor:
       "Akyazı ve Sapanca hattında yeni bir deprem bekleniyor."
       Düzce'de deprem olabileceğini 24 saat önce dile getiren Işıkara'nın bu sözleri ilçede sinirleri geriyor.
       Ardından televizyon kanallarında peşpeşe değerlendirmeler yapan, farklı görüşler dile getirmelerine karşın özellikle Akyazı - Sapanca bölgesinde deprem beklendiği noktasında uzlaşan akademisyenlerin açıklamaları geliyor.
       17 Ağustos depreminin gerdiği sinirleri gevşemiş, artık artçı şoklardan da pek etkilenmeyen halk yeniden ayaklanıyor. Evler terk ediliyor, halk kendi olanaklarıyla ya ilçeleri terk ediyor ya da mahalle aralarında çadırlar kuruyor.
       Sapanca'da belediye anonslarla halkı sakin olmaya çağırıyor. Evlerinden korkmaya başlayan ve deprem korkusu kabusa dönüşen halk devletten yol göstermesini beklerken "Akyazı ve Sapanca da Düzce olmasın" diyor.

"Bu hat kırılacak"

       * Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara: Sapanca Akyazı arasındaki bir bölgede de önümüzdeki günlerde bir kırılma beklenebilir. Ancak bu sarsıntının zamanı ve şiddeti konusunda önceden bir şey söylemek mümkün değildir.
       * İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlyas Çağlar: Şu andan itibaren, 15-17 kilometre uzunluğunda olan Sapanca - Akyazı hattına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü sismolojik verilere göre bu hat henüz kırılmadı. Orada bir boşluk kaldı, bu hattın da mutlaka kırılması gerekiyor.
       * Karadeniz Teknik Ünversitesi (KTÜ) Jeofizik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Kenan Gelişli: Sapanca - Akyazı arasında yeni bir deprem olma ihtimali vardır. O bölgede bir deprem olabilir. Ama bu kadar büyük şiddette olacağını sanmıyorum.

Türkiye ders aldı

17 ağustos depreminde binlerce insanını ölümüne neden olan koordinasyonsuzluk Düzce'de yaşanmadı. Sivil kuruluşlar, halk ve devlet bu kez hemen harekete geçti

        Önce onlar geldi. Siyah ve beyazdılar. Siyahlar, yüzlerindeki kömür tozunu yıkamadan deprem bölgesine koşan Zonguldak Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri işçileriydi. 100 kişi kadardı. Beyazlar çevre illerden hızla Düzce Devlet Hastanesi bahçesine ulaşan sağlık görevlileriydi. Başlangıçta 60 kişi kadardı.
       Çelik gibi işçi disipliniyle sesiz ve vakur enkaza, balyoz ve kürekle girişen işçilerin çıkardığı yaralılar, doktorların, hemşirelerin müdahalesine yetiştiriliyor.
       Evet, şimdi Kültür Mahallesi'nde maden işçileri kömür madenlerinde olduğu gibi enkazın altında galeriler açıp felaketzedelere el uzatıyor.
       Devlet Hastanesi'nin bahçesinde separasyonlar oluşturulup, jeneratörler çalıştırılıyor. Her separatörde küçüklü, büyüklü tıbbı müdahaleler.
       Birazdan İzmit, Gölcük, Adapazarı belediyeleri, 17 Ağustos'ta depremi bütün şiddetiyle yaşayan illerin yardım ekipleri geliyor.
       Ve birkaç saat içinde birbirinden farklı yardım ekipleri hummalı bir faaliyete girişiyor.
       İzmit Dayanışma Gönüllüleri, İzci Grupları, AKUT, GAYE, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi yerli ve ilk gelenleri Macarlar olan yabancı kurtarma ekipleri de göreve başlıyor. Bu arada adları "kut"la biten birçok başka kurtarma ekibinin daha kurulduğu görülüyor. Onlar da kendilerine özgü tulumlarıyla enkaz seçiyorlar.
       17 Ağustos depreminde gece olduğunda karanlığa terkedilen enkaz, Düzce'de projektörlerle aydınlatılıyor. Birçok enkazda gece de çalışma yapılıyor.
       Sık sık gelen artçı şoklarda kısa süre için terkedilen enkaza zemin durulur durulmaz yeniden çıkılıyor.
       Hastane önünde sıralanan vatandaşlar tıbbi malzeme kamyonlarını ilaç ve araçları elden ele aktararak birkaç dakika içinde boşaltıyorlar.
       Tetanoz aşıları derhal yapılıyor.
       Gece yarısı beş helikopter çevre illere ve İstanbul ve Ankara'ya yaralı taşımaya başlıyor.
       Kızılay bölgeye ilk etapta 55 bin battaniye ve 10 bin yatak gönderiyor.
       Bayındırlık Bakanı Koray Aydın gece yarısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan sabaha karşı Düzce'ye geliyor.
       17 Ağustos depreminden ders çıkaran resmi kurumlarla artık rüştünü ispat etmiş sivil toplum örgütlerinin işbirliği 12 Kasım depreminin vurduğu Düzceliler'in acısını bir nebze de olsun azaltıyor.
       Bu kez hayatlar kurtarılıyor.

İlk ekip askerdi

       Felaketin yaşandığı ilk saatlerden itibaren Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da her türden kurtarma faaliyetine aktif olarak katılan en önemli grup da askerler oldu.
       Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Rasim Betir depremin hemen ardından, incelemelerde bulunmak üzere bölgeye gitti.
       Bolu ve Kaynaşlı'daki faaliyetlere komuta etmek amacıyla sarsıntıdan hemen sonra 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Erol Tutal ile birlikte birliklerin sevk ve idaresi için altı general deprem bölgesinde görevlendirildi. 
       Depremin meydana geldiği andan itibaren bölgede konuşlu birlikler olaya süratle müdahale ederken, daha sonra ani müdahale birlikleri bölgeye sevk edildi. Takviye kuvvetler ise hazır halde bekletildi.
       Askerler felaket bölgesinde enkaz kaldırma, güvenlik ve sağlık olmak üzere üç farklı işlev üstlendi. 
       Bozulmayan disiplinlerine karşın esnek de olabileceğini gösteren tabur tabur asker, ellerinde kürek ve kazmalarla enkaz kaldırırken, muhabere erleri telsiz ve sahra telefonlarıyla aksayan haberleşme işlevini telafi etmeye çalıştılar.
       Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü lojistik malzemesini depremzedelerin hizmetine sundu.
       Bolu'da stadyum havaalanına dönüştürüldü ve Sikorsky helikopterleri buradan havalanarak kurtarma faaliyetlerine destek verdi.
       Askerlerin güvenlik görevi ise yağma ve soyguna karşı önlem almanın yanısıra trafiğin düzenlenmesi olarak da dikkat çekti.
       Bölgeye hızla ulaşan çok sayıda askeri doktor ve askeri sağlık personeli de sivil doktor ve hemşirelerle eşgüdüm içinde çalıştı.
       Devlet Hastanesi'nin bahçesinde soğuğa maruz kalan hastalardan bir kısmı askerlerin birkaç dakika içinde kurdukları çadırlara taşındı.
Kaynaşlı yerle bir

Bolu Dağı eteklerindeki 8 bin nüfuslu Kaynaşlı beldesi kırılan fayın tam üstünde yer aldı. İlk tespit beldenin yüzde 80'i yıkıldı

Aydın Hasan Kaynaşlı 

        İstanbul - Ankara karayolunun ünlü mola yeri, Bolu Dağı'nın eteğindeki şirin belde Kaynaşlı, depremden sonra bir harabe şehir görünümü kazandı.
       İkinci deprem felaketi, civarındaki köylerle birlikte nüfusunun 8 bin dolayında olduğu söylenen Kaynaşlı'yı etkiledi. Felaket gecesi, yanan evlerde karanlığı delen alevlerin yükseldiği beldede, günün ilk ışıklarıyla birlikte depremin acımasız yüzü ortaya çıktı. Sarsıntıdan 3.5 saat sonra Kaynaşlı'ya gelen Devlet Bakanı Hasan Gemici'nin ilk tepkisi, "Buranın yüzde 80'i yıkılmış" oldu.
       Kaşnaşlı'nın girişinde Bolu Dağı'nın tam eteğinde fay hattı üzerindeki toprak kırılmış, arazide dev yarıklar oluşmuş. Bu kırıklar yolda ve beldenin içinde de görülüyor. Meydanı çevreleyen binaların tümü birer harabeye dönüşmüş. Sarsıntının şiddetiyle yollardaki kamyonlar bile ters dönmüş.
       Papatya sokağındaki görüntü, bu dehşet manzarasını daha da artırıyor. Sokaktaki evler bayideki tüplerin patlamasıyla yanarken, birçok insan da, alevler arasında can vermiş. Deprem sırasında dışarda olanların çoğu gökyüzünde bir alev topunun belirdiğini söylüyor.
       Sabah saatlerinde binlerce insan yardım için Kaynaşlı'ya aktı. Askerler otobüslerle getirilirken, arama - kurtarma ekiplerinin ağırlığını maden işçileri, AKUT ve sivil savunma oluşturdu. Zaman zaman trafik kesildi, enkaz bir hekim hassasiyetiyle dinlendi, sesin geldiği yerlerde arama yapıldı.
       Çok sayıda yaralı kurtarıldı. Enkaz altında kaç kişinin hayatını kaybettiği ise henüz bilinmiyor. Çöken Yeni Camii'nin enkazı arasında parçalanmış cesetler görülüyor. Çevredekiler cami enkazı içinde en az 40 kişinin olduğunu söylerken, spor kulübünün lokalinde ise Ümit Milli takımın Polonya karşılaşmasını izlemek için toplanan çok sayıda kişinin hayatını yitirdiği konuşuluyor. Kaynaşlı'daki durumu 71 yaşındaki Ahmet Ali Şen'in şu sözleri özetliyor:
       "Bu yaşıma geldim, 1944'te bir deprem gördüm. Böyle bir felaket bir daha görmem sanırdım. Önceki akşamki bir deprem değildi. Yer gök kapandı. hayatımda ben böyle birşey göreceğime inanmazdım."

Elinde bir tek ekmeği kaldı

       17 Ağustos depreminin ardından yaşanan acı, aradan üç ay geçmeden yine yüzlere yerleşti. Evleri yıkılan, yakınlarını enkazın altında bırakan insanlar, sokakta soğukla boğuşmaya çalışırken aç kalmamak için de mücadele ediyorlar. 
       Bir yandan dağıtılan ekmekleri alarak belki de kalan birkaç torununun karnını doyurmaya çalışıyor. Sabahın ilk saatlerinde yıkılan evninin önünde, sokaktaki yaşamının içinde acısını sarıldığı ekmekle dindirmenin yolunu arıyor.
       Ve yine insanlar bir yandan yaralılarını tedavi ettirecek doktor bulmaya çalışırken, bir yandan da kaybettiklerileri aile fertlerinin cesetlerinin başında ağlıyor, yalnız bırakamıyorlar. Battanyelere serili cesetler depremin asıl gerçek yüzü...

Öncelikle ekmek ve su

     Ekmek ve içme suyu sıkıntısının çekildiği Bolu ve Düzce'de acilen kurtarma ekipleri, ambulans ve tibbi malzeme, içme suyu, çocuk bezi ve çocuk mamasına ihtiyaç var. Bolu'da çadır, battaniye ve ilaca Düzce'de ise serum, ağrı kesici ve tetanoz aşışı gibi ilk yardım malzemelerine gereksinim duyuluyor. 
     Elektriklerin kesik olduğu bölgede jenaratör öncelikli ihtiyaçların başında geliyor. Bölgeye giden kurtarma ekiplerinin ise yakın mesafe telsizi, iridium telefon, kurtarma için yangın elbisesi, ses dinleme cihazı, fener ve uyku tulumların kendilerine bir an önce ulaştırılmasını istiyor. Bolu Valiliği, bölgede ekmek ve su sıkıntısı çekildiğini duyurdu. 
     İçişleri Bakanlığı, valiliklere gönderdiği genelgede, depremzedeler için yardım kampanyası başlatılmasını istedi. Genelgede, nakdi yardımların illerde açılan hesaplarda, diğerlerinin ise Başbakakanlık ve İçişleri Bakanlığı kriz merkezlerinin aracağılıyla bölgeye gönderilmesi istendi.

Ruhlarda ikinci deprem 

Uzmanlar, "Kitlesel depresyon tehlikesi kapıda. Mücadeleci ruhu ayakta tutun teslim olmayın. Buna mecburuz"

Ayşegül Aydoğan İstanbul 

       Binlerce insanda ruhsal depreme neden olan Marmara depreminin ardından önceki gün Düzce'de yaşanan büyük şok, psikolojimizi de iyiden iyiye çökertirken, Prof. Sedat Özkan, "Yüzyılımızın kitlesel depresyonu olabileceği endişesini taşıyorum" dedi. 
       Toplumda kaderci bir gidişat gördüğünü söyleyen Özkan, Düzce depremiyle bunun yerleşebileceğini belirterek, 10 - 20 yıl içinde kitlesel bir depresyona girebileceğimiz uyarısında bulundu.
       Toplumda yaşanan tedirginlik, gerginlik, çaresizlik duygularının post travmatik stres bozukluğu sürecini uzatacağını kaydeden Özkan şunları söyledi:
       "Deprem hepimizi ikinci kez vurdu. Hepimizde bir tedirginlik var. Toplumsal olarak travmanın üçüncü aşamasını yani kaygı, sürekli alarm hali içinde ve tetikte olma aşamasını yaşıyoruz. İnsan ve toplum olarak bir şey yapılamayacak gibi bir düşünceye kapıldık. Ancak olanları kaderci akışa bırakmak çok yanlış. Hastalardan aldığım sinyaller çaresizlik, çözümsüzlük yönünde. Bu en büyük yıkım olur."

Teslim olmayalım

       Depremin etkilerini üzerimizden atmak için "mücadeleci ruhun" ayakta tutulması ve dayanışma, birlik duygusunun oluşturulması gerektiğini belirten Özkan şöyle dedi: 
       "Artık alışalım. Depresyona teslim olmayalım. Aksi takdirde yıllarca bu etkileri atlatamayız. Kronik bir gerginlik sendromuna doğru gidiyoruz. Böyle giderse bir süre sonra çeşitli psikosomatik (ruhsal kaynaklı bedensel hastalıklar) hastalıklar yaygın hale gelir. İlişkilerde zorlanma, aile, okul iş ilişkilerinde uyumsuzluklar, çatışmalar ortaya çıkabilir. İnsanlar arası gerginlik daha tehlikeli olan toplumsal depresyonu yaratır. Bu şokların olabileceğini bilerek, buna beyinimizi alıştırmamız lazım. Oluruna bırakmayalım. Yaşanılan post travmatik stres bozukluğu sürecini uzatır. Çaresizlik ve kayıp algısının yanında çözümsüzlük de yerleşir." 
       Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Arif Verimli de, tekrar tekrar yaşanan depremin ruh sağlığı üzerindeki stresi arttırdığına işaret ederek, "Mümkün olduğu kadar paniklemeyin, telaşlanmayın. Panik daha zararlı. Soğukkanlı olmaya çalışın. Ruhen ve zihnen kendinizi depreme hazırlamaya çalışın" mesajını verdi.


Bolu Tüneli incelemeye alındı

Bayındırlık Bakanı Koray Aydın tarafından daha önce 'sağlam olduğu' ifade edilen fay hattı üzerindeki Bolu Tüneli önceki günkü depremden sonra incelemeye alındı

        Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Türkiye'nin en büyük ulaşım projelerinden olan Bolu Tüneli'ni önceki gün yaşanan 7.2 şiddetindeki deprem nedeniyle incelemeye aldı. Jeoloji mühendislerinden oluşan bir heyetle tünelde hasar tespit çalışmalarına başlayan bakanlık sonuçların kısa bir sürede alınması için çalışılacağını bildirdi.
       Uzmanlar, Kamuran Çörtük'ün sahibi olduğu Bayındır İnşaat ile İtalyan Astaldi tarafından inşaa edilen Bolu Tüneli'nin fay hattı üzerinde olduğu ve olası bir deprem felaketi sonucunda yıkılabileceği konusunda 11 yıldır uyarıda bulunuyordu. Deprem sonucu Tünel'e giden yolların tam altında yollar yarılırken, viyadüklerden aşağı beton parçaları düştü.
       Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde bulunan tünel konusunda sürekli uyarıda bulunan Jeoloji Mühendis Odaları Birliği konuyla ilgili bir rapor da hazırlamıştı. Raporda kilometresi 15 milyon dolara malolan tünelin yerinin yanlış seçildiği belirtiliyordu. Aynı raporda "Hangi müteahhit olursa olsun fay zonu içinde yapılan bütün köprü ev tüneller yıkılır" ifadesi bulunuyordu.

Geçişin açılışı ertelendi

       Bu arada iki geliş iki gidiş şeklinde genişletilen ve hala araçlar tarafından kullanılan Bolu Dağı Geçişi'ni resmi açılışı da ertelendi. Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın 25 Kasım'da törenle açılması planlanan Bolu Dağı Gecişi'nin 12 Kasım'da yaşanan deprem felaketi nedeniyle gecikeceğini belirterek, "Bolu Dağı Geçişi'ni ulaşıma açmamız mümkün değil. Yoldaki zararları düzeltmemiz lazım. Bolu Dağı tünel inşaatını da, jeoloji mühendislerinden oluşan bir heyetle incelemeye aldık. En kısa sürede tünel hakkında gerekli bilgileri alacağım" dedi.

Hani sağlamdı?

       Bakan Aydın 17 Ağustos depreminin hemen ardından Bolu Tüneli ile ilgili yaptığı açıklamada, uzmanların aksine geçişin aktif fay kırığının üzerinde olmadığını, bağlantı faylarının yakınında bulunduğunu belirtmişti. Aydın, "Bu durum bilgimiz dahilinde olup, tünel projeleri olası deprem risklerini karşılayacak şekilde hazırlamıştır" demişti.
       Aydın, tüm yapıların bu durum gözönüne alınarak projelendirildiğini söyleyerek, deprem sonrası tünellerde alınan önlemlerin yeterli olduğunu, yapılan ölçümlerin tünelin depremden etkilenmediğini ortaya koyduğunu açıklamıştı.

Direkler yıkıldı, elektrikler kesildi

       Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, merkez üssü Bolu-Düzce olan depremin bölgede elektrik direklerinde yıkılmalara neden olduğunu ve bu nedenle yer yer elektrik kesintisi yaşandığını bildirdi. 
       Deprem sonrası çıkan yangın ve su borularındaki patlamalara karşı, Bolu ve Düzce'ye halen elektrik verilemiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Düzce merkezli deprem sonrası, bölgede bulunan 3 ana trafodan Bolu 2 trafosunun hasar görmediği anlaşılırken, Bolu 1 trafosunun hasarlı olduğu belirlendi. Kaynaşlı'daki trafonun durumu hakkında ise bilgi alınamadı.
       Jenaratörlerin bölgeye sevk edildiğini belirten yetkililer, ayrıca ihtiyaç halinde bölgeye sevk edilmek üzere 2 mobil trafonun hazırlandığını vurguladılar. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, barajlarda da bir hasar tesbit edilmediğini belirterek, ekiplerin bölgedeki barajlarda tespit çalışmalarına devam ettiklerini bildirdiler. Bu arada, Bakanlık, bölgeye TEAŞ ve TEDAŞ ekiplerini sevk etti. 

Sanayiye ikinci darbe

Daha 17 Ağustos depreminin yaralarını saramayan sanayi ikinci büyük depremle sarsıldı. Hükümetin ilk tahminine göre son depremin maliyeti 10 milyar dolar

Eylem Türk

       Bundan yaklaşık üç ay önce 7.8 şiddetindeki deprem ile sarsılan Bolu'daki, sanayi tesisleri, önceki günkü 7.2 şiddetindeki deprem ile ikinci bir darbe daha aldı.
       Bolu, Kaynaşlı ve Düzce'deki tesislerde elektrik verilemediği için üretime ara verilirken bazı tesislerde de hasar olduğu belirtiliyor. Yetkililer, ikinci depremin sanayi tesislerinden çok yerleşim yerlerini vurduğunu belirtiyorlar. 
       Bolu Kaynaşlı mevkiinde kurulu Ulusoy ve Varan'a ait dinlenme tesislerinde de hasar olduğu bildirilirken, ekipler hasar tespit çalışmalarına başladı. 
       Ulusoy Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Ulusoy, Kaynaşlı mevkiindeki tesislerde hasar olduğunu ancak can kaybı olmadığını belirtti. Ulusoy, maddi hasar konusunda henüz açık bir bilgi edinemediklerini kaydetti. 

Köy Tür'de hasar

       Bolu'da kurulu Köy-Tür Piliç'in de kesimhanesinin deprem nedeniyle hasar gördüğü ifade edilirken, eski adıyla Ardem, yeni adıyla Arçelik'in tesislerinin de camları kırıldığı gözlendi. Arçelik'te üretim yapılıp yapılamadığı konusunda da bilgi verilmedi. 
       Bolu'nun Mudurnu ilçesinde kurulu, Mudurnu Tavukçuluk Genel Müdürü Tangut Baytaroğlu da tesislerinde gözle görülür bir hasar bulunmadığını söyleyerek, üretime ara vermediklerini açıkladı. Baytaroğlu, ikinci depremin daha çok yerleşim alanlarını etkilediğini belirterek, çevre köylerinden haber alamadıklarını kaydetti.

3 bini aşkın tesis var

       Bolu'da 3 bini aşkın sanayi tesisi bulunuyor. Büyük sanayi tesisleri arasında Ardem, Bolu Çimento, Filiz Makarna, Mudurnu Piliç, Seka Bolu Lamine ve Lif Levha Fabrikası, Gentaş, Kelebek Mobilya, Köy-Tür, ORÜS ile Bolu Süt Fabrikası bulunuyor. 
       İlde Bolu ve Gerede'de iki tane organize sanayi bölgesi bulunuyor. Sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren tesisler ağırlıklı olarak ahşap, metal, elektrik ve kimya sanayinde faaliyet gösteriyor. 
       Bolu ilinin yüzde 50'sini ormanlık alan oluşturuyor. Türkiye ormanlarının yüzde 55'i de Bolu'da bulunuyor. Bu nedenle Bolu ekonomisinin lokomotifi olarak orman ürünleri sanayi kabul ediliyor. Orman ürünleri, ilde beraberinde nakliye sektörünü de geliştirdi. Kartalkaya ve Abant ile turizm yönünden önemli bir merkez olan Bolu, üniversite kenti olmanın da avantajını yaşıyor. Nüfusu 200 bine yaklaşan Düzce'de bulunan fındık fabrikaları da kentin önemli bir gelir kaynağını oluşturuyor. 535 bin kişilik nüfusa sahip Bolu'da kişi başına düşen milli gelir ise 3 bin 78 dolar. 

Konut açığı büyüdü

       17 Ağustos depremiyle birlikte 3 bin 95 konutun hasar gördüğü Bolu'da konut açığı son depremle birlikte büyüdü. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Ali Helvacı, ilk bilgilere göre depremde yıkılan ya da hasar gören bina sayısının yaklaşık 300 olduğunu söyledi. 
       Helvacı, yıkılan binaların çoğunluğunun Marmara depreminde ağır ve orta hasar gören binalar olduğunu tahmin ettiklerini bildirdi. 
       Müsteşar Helvacı, basında yer alan ve daha önceki depremde hasarlı olan binalarla ilgili iddiaların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:
       "Daha önceki depremde hasarlı olan binalar tespit edilmişti. Ancak, ağır ve orta hasarlı binalar tespit edilmiş ve vatandaşlar uyarılmıştı. Uzun süredir artçı deprem olmadı. Bu psikoloji nedeniyle evlerine girmiş olan vatandaşlar bulunabilir. Depremde yıkılan ve hasar gören binaların çoğunluğu, daha önceki depremde hasar görenler. Hasar ekiplerinin hasarlı raporunu vermediği şeklindeki iddialar için mantık gerekiyor, vicdan gerekiyor. Can kaybının az olması sevindirici."
       Helvacı, depremden zarar gören vatandaşların bir bölümünün yapımı tamamlanan 1053 prafabrik konuta yerleştirildiğini de belirtti. 
       Bakanlık ilk depremden bu yana 6 bin 700 prefabrike konut inşaa ederken, yaklaşık 26 bin prefabrike konutu kasım ayı sonuna yetiştirmeyi vadetmişti. 
       Bu depremle birlikte inşaa edilecek prefabrike konut sayısının artırılacağı tahmin ediliyor,

TOBB: Her türlü yardıma hazırız

       Merkez üssü Bolu - Düzce olan 7.2 şiddetindeki depremin ardından harekete geçtiklerini söyleyen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Fuat Miras, yönetim kurulu üyelerinin dün bölgeye gittiğini açıkladı.
       Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'a bir faks çekerek yardım kampanyası başlattıklarını söyleyen Miras, hükümete, TOBB olarak ne yardım gerekiyorsa yapacakları mesajını verdiklerini belirtti.
       Ekonomik hasar tespitinin belirlenemediğini söyleyen Miras, bölge işadamlarıyla irtibat kuramadıklarını anlattı.

İşçi çalışmak istemiyor

       Önceki gün Düzce'de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin ardından, bazı sanayi tesisleri hasar görürken, hasar görmeyen çevre ilçelerdeki fabrikalarda da üretime devam edilemiyor. 
       Yetkililer, işçilerin yaşadıkları ikinci şok yüzünden kapalı alana girmek istemediğini söylerken, işçilerin panik halindeki aileleriyle birlikte kalmak istediklerini belirtiyorlar.
       Öte yandan bölgedeki bazı işçiler de arama kurtarma çalışmalarına destek veriyorlar. Prefabrike konut şantiyelerinde çalışan 200'den fazla işçi, Düzce'de arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Arama kurtarma çalışmaları için, Zonguldaklı maden işçileri de Düzce'ye gitti.

Kış depremi için AKUT'tan öneriler

İpet Özenç

       İki gün önce Düzce'de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremin kış ayına rastlaması, yangınların yanı sıra sağ kalanların 17 Ağustos depremine göre daha mağdur durumda kalmasına neden oldu.
       Deprem tehlikesine karşı hazırlanan çantalara bundan sonra kış mevsimi için gerekli malzemelerin eklenmesi ve ısınma araçlarının sebep olduğu yangınlara karşı yeni önlemlerin alınması gerekiyor. Düzce depreminin ardından meydana gelen yangınlar üzerine bir açıklama yapan AKUT yöneticileri, artçı şokların devam ettiği bölgelerde soba ve benzeri katı yakıt araçları ile katalitik gibi tüple (LPG) çalışan ısıtıcıların kullanılmaması için uyarıda bulundu.
       AKUT uzmanları, bunların yerine elektrikli ısınma araçlarının tercih edilmesini önerdi. Ancak bu ısınma yöntemi diğerlerine göre daha pahalı. Elektrikli kaloriferlerin fiyatı 30 - 42, elektrikli sobaların fiyatı ise 8 ile ile 16.5 milyon lira arasında değişiyor.
       AKUT yöneticileri, elektrikli cihazlarla ısınmanın yangın tehlikesini azaltacağını belirterek, "Bu yöntemi kullanacaklara ilgili devlet birimleri finansal olarak destek vermeli" dedi.
       Uzmanlar, ayrıca deprem sırasında açık olan gaz vanaları ve elektrik şalterlerinin sarsıntı geçtikten hemen sonra kapatılması, elektrikli ısıtıcıların fişlerinin çekilmesini önerdi.
       Yangın durumunda ise evlerde bulundurulacak yangın söndürücüler ilk müdahale için hayati öneme sahip. Evlerde kullanılabilecek tipte 6 kiloluk yangın tüplerinin fiyatı 14 milyon lira (KDV hariç). 12 kilogramlık daha büyük boydaki yangın tüplerinin fabrika çıkış fiyatı ise KDV hariç 18 milyon lira düzeyinde. Bu tüpler sayesinde akaryakıt, doğalgaz ve katı yakıtların yol açtığı yangınlar söndürülebiliyor.
       Herkesin bir yangın söndürücüye sahip olmasını öneren AKUT yöneticileri, ayrıca kış için hazırlanan deprem çantalarının da araçlarda ya da evlerin dışında bir yerde muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti.
       İlkyardım malzemeleri, su, kuru gıda, pil, pilli radyo, temizlik malzemeleri, el feneri, düdük gibi malzemeleri içeren deprem çantalarına, kış aylarında meydana gelecek depremler için ayrıca kalın kıyafet, kalın spor ayakkabı, çorap, soğukalgınlığı ilacın da eklenmesi gerekiyor.

Yangın tehlikesine karşı öneriler

       - Sarsıntı geçtikten sonra binayı terketmeden gazı ve elektriği kesin.
       - Artçı şokların devam ettiği bölgelerde soba ve benzeri katı yakıt araçları ile katalitik gibi gazla çalışan ısıtıcılar kullanmayın.
       - Alternatif olarak elektrikli ısınma araçları kullanın.
       - Evlerde veya apartman boşluklarında yangın söndürme cihazları bulundurun.

BU HABERLER, MİLLİYET GAZETESİ'NİN İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.
(14 KASIM 1999)
 

sayfa başı