|
|
 |
12 KASIM 1999
|
14 KASIM 1999
|
RADİKAL
GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER
Işıkara:
Akyazı ve İstanbul'da risk büyük
'Hazırlıklı olun'
Büyük bir sistemin hareketlendiğini
belirten Işıkara, 'Evet, deprem olacak. Tedbirli olmalıyız' dedi. Tantan,
İstanbul için toplantı yaptı
Doğrultu
araştırması
Kandilli Rasathanesi ve Deprem
Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Işıkara, büyük bir sistemin harekete
geçtiğini belirterek, "Sağı, solu, kuzeyi, güneyi de bu hareketlerden etkilenecektir.
Artçı şokları izliyoruz; hangi doğrultuda sıralanıyorlar, bugün açıklama
yapılacak. Düzce'deki depremi de bu yöntemle saptamıştık" dedi.
İki
ihtimal belirdi Işıkara şunları söyledi:
"Düzce-Bolu sismik boşluğu son depremle doldu. Şimdi iki ihtimal öne çıkıyor.
İlki, Sapanca- Akyazı arasındaki boşluk. Diğeri, İzmit'ten başlayıp İstanbul'un
20-25 kilometre güneyinden geçerek Şarköy'de biten hat." İTÜ'den Doç. Çağlar
ve KTÜ'den Doç. Gelişli de Işıkara ile paralel görüşler dile getirdi.
İstanbul'da
önlemler Çağlar, Marmara Denizi'nde nispeten
daha düşük şiddetli depremler bekliyor; Gelişli ise Akyazı'daki depremin
Düzce'den küçük olacağı fikrinde. İçişleri Bakanı Tantan da, olası bir
İstanbul depremine hazırlık için toplantı yaptı. İstanbul Valisi Çakır,
"Sivil savunma gözden geçirildi. İlçelerde 20 kişilik birlikler kuruldu"
diye konuştu.
Can kaybı bini geçebilir
Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da önceki
gün saat 18.58'de yaşanan 7.2 şiddetindeki depremin etkileri günışığı ile
birlikte ortaya çıkmaya başladı. Depremde, saat 20.00 itibarıyla, 362 kişinin
can verdiği, iki bin kişinin yaralandığı açıklandı. Can kaybının bini aşmasından
korkuluyor. Kaynaşlı'da yangınlar dün öğle saatlerinde söndürülebildi.
Yerli ve yabancı ekiplerle TSK'nın kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor.
Enkazda can pazarı
Başbakanlık
Kriz Merkezi'nin son açıklamasına göre, Bolu ve ilçelerinde ölü sayısı
362'yi buldu. Kaynaşlı'da çıkan yangınlardan dolayı, göçük altında kalan
çok sayıda kişi yanarak can verdi
DÜZCE/BOLU
- Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da önceki gün saat 18.58'de yaşanan 7.2 büyüklüğündeki
depremin etkileri gün ışığı ile birlikte ortaya çıkmaya başladı.
Yerli ve yabancı
kurtarma ekipleri tarafından yüzlerce kişi kurtarılırken, halen enkaz altında
çok sayıda insan olduğu tahmin ediliyor. Başbakanlık Kriz Merkezi'nden
saat 20.00'de yapılan açıklamada Bolu, ilçeleri ve beldelerinde ölü sayısı
362 olarak açıklandı, ancak enkazlar kaldırıldıkça bu sayının 1000'e ulaşması
bekleniyor. 2 bine yakın yaralı da hastanelerde tedavi altına alındı.
Merkezde 30
ölü
Başbakanlık Kriz
Merkezi açıklamasına göre, Bolu merkezde 30 ölü, 300 yaralı bulunuyor.
Düzce ilçesinde ölü sayısı 250, yaralı sayısı ise 797'yi buldu. Depremin
büyük tahribata yol açtığı Kaynaşlı beldesinden ise ölü ve yaralı sayısı
konusunda sağlıklı bilgi gelmediği belirtildi. Depremde Akçakoca'da 60,
Cumayeri'nde 31, Gümüşova'da 18, Yığılca'da üç kişi yaralanırken, Gölyaka'da
bir kişi öldü, 60 kişi yaralandı. Dün akşam saatlerine kadar ulaşılamayan
Düzce'nin Konuralp ve Beyköy beldeleriyle sağlanan iletişim sonucunda Konuralp'te
72 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı öğrenildi. Beyköy beldesinde
ise dokuz kişi öldü.
Kaynaşlı yanıyor
Düzce'nin Fatih,
Kiremithane Mahallesi ve Hastane Caddesi'nde bulunan evleri yerle bir eden
deprem, civar köy ve beldelerde de etkili oldu. Sokaklar enkaz yığınına
dönüşürken, enkazlardan yükselen alevler depremzelere büyük korku yaşattı.
Depremden sağ kurtulan vatandaşlar, gece boyunca elleriyle enkazları kazarak
yakınları
ile komşularını
kurtarmaya çalıştı. Elektriklerin kesik olduğu, sadece göçüklerden çıkan
alevlerin etrafı aydınlattığı Düzce'de sokaklar, sabaha kadar depremzede
vatandaşların çığlıklarıyla inledi.
Kurtarma çalışmalarının
son hızla sürdüğü ilçede yetkililer, iş makinelerine ihtiyaç duyduklarını
belirtti. Ayrıca depremzede vatandaşların çadır, battaniye, kalın, yünlü
giyecekler, ilaç, tıbbi malzeme ve yiyecek maddesine ihtiyaçları bulunuyor.
Depremzedelerin
bir kısmı 17 Ağustos depreminin ardından inşa edilen 1053 prefabrik konuta
yerleştirilirken, bölgeye 5 bin 165 yabancı, 705 yerli çadır gönderildi.
Lojistik destek merkezi tesisi için Türk Silahlı Kuvvetleri tedbir alırken,
30 TIR battaniye, aydınlatma, katalitik soba, çadır ve gıda maddesi yükü
ile bölgeye sevk
edildi. Kriz
Merkezi'nden yapılan açıklamada Türk Hava Kuvvetleri'nin deprem bölgesinin
havadan fotoğraflarını çekeceğini açıkladı.
Depremin en çok
etkilediği bölge olan Kaynaşlı'da ise çıkan yangınlar dün öğle saatlerinde
söndürülebildi. Enkaz altında kalan çok sayıda kişi yanarak can verirken,
vatandaşlar dün enkazdan çıkarılan yakınlarını gömmeye başladı. Kızılay
tarafından
kriz merkezine teslim edilen üç TIR dolusu çadır kurulmadığı için depremzedeler
dün geceyi de soğukta geçirdi. Kızılay'ın ve bazı özel kuruluşların kurduğu
mutfaklardan sıcak yemek verildi. Bu arada Kaynaşlı Belediye binası, deprem
nedeniyle tamamen yerle bir olurken, bazı okul ve camilerin de ağır hasar
gördüğü gözlendi.
'Dilerim olmaz ama...'
Prof. Işıkara
'Evet deprem olacak. Akyazı'da mı, Marmara Denizi'nde mi gerçekleşeceğini
artçıları izleyerek saptayacağız' dedi. Rasathane bu konuda bugün yeni
açıklama yapacak
ESRA KURT
İSTANBUL - Boğaziçi
Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, büyük bir sistemin hareket ettiğini belirterek,
"Evet deprem olacak" dedi. Daha önce Düzce civarında bir deprem olasılığını
açıkladıklarını hatırlatan Işıkara, şimdi artık Sapanca-Akyazı ve Marmara
Denizi'nin güneyinde İstanbul'un 20-25 kilometre güneyinde meydana gelebilecek
bir deprem olasılığının öne çıktığını söyledi. Işıkara, hareketin bu iki
olasılıktan hangisi üzerinde durulacağının, artçılar izlenerek anlaşılabileceğini
belirtti. Bu konudaki açıklama ise bugün yapılacak.
İhtimalleri,
Sapanca-Akyazı, İzmit-Şarköy hattı ve İzmit-Şarköy hattının Marmara Denizi'ndeki
tüm sistemi harekete geçirmesi olarak sıralayan Prof. Dr. Işıkara, tüm
sistemin harekete geçmesinin çok yıkıcı olacağına da dikkati çekti.
Prof. Işıkara,
dün rasathanede, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr.
Faruk Birtek ve aynı üniversiteden Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Güniz Elal'la birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Harita üzerinde
basına bilgi veren ve Marmara'da sismik bir boşluk gerçeği bulunduğuna
işaret eden Işıkara, "Evet deprem olacak. Ancak bu depremin zararını ne
kadar aza indirebiliriz, bunu düşünmeliyiz" dedi.
"Boylu boyunca
Marmara haraketlenebilir. Biz büyük bir depremden sonra, nerede büyük bir
deprem olacağını tahmin edebiliyoruz, ama zamanını söylemek mümkün değil"
diyen Işıkara, Marmara'da parçanın kırılmasından doğacak olan büyüklük
ile bütünün kırılmasından doğacak büyüklüğün farklı şiddette olacağını
belirtti. Işıkara, "İki ihtimal var. Boşluk vardı, bu doldu. Birinci ihtimal
Sapanca-Akyazı arası. Artçı şokları izlemeye başladık. Hangi doğrultuda
sıralanıyorlar, bu konuda bugün açıklama yapılacak. İkinci ihtimal İstanbul'un
20-25 kilometre güneyi. Körfez'den başlayıp İstanbul'un güneyinden geçen
ve Şarköy'de sona eren bir hat. Bu hareket, bütün sistemi harekete geçirebilir.
Bu olasılık vardır. Dilerim ki olmaz, ama bütün bu sistemi de etkileyebilir"
dedi.
Prof. Faruk Birtek
medyanın sansasyon yaratıcı haberlerden kaçınması gerektiğini belirterek,
yaza ya da kışa hazırlanır gibi depreme hazırlanmak gerektiğini söyledi.
Doç. Güniz Elal da yaşanan Marmara depreminin vatandaşları depreme daha
hazırlıklı hale getirmesi gerektiğinin altını çizdi.
'Sismik boşluk'
nedir?
Prof. Işıkara'nın
basın toplantısında kullandığı 'Sismik boşluk' hayatımıza yeni bir kavram
daha soktu. Prof. Dr. Celal Şengör, bu kavramı şöyle tanımladı: "Sismik
boşluk bir bölgede fayın hareket edememesinden ötürü deprem meydana gelmemesidir.
Kilitlenen bölgelerdir. Daha sonra, afet şeklinde açılır ve orada büyük
depremler olur. Sismik boşluklara örnek vermek gerekirse, Marmara Denizi
büyük depremler açısından, sismik boşluk teşkil etmektedir. En çarpıcı
sismik boşluk, Karlıova ile Erzincan arasındaki kısımdır. Kuzey Anadolu
Fayı'nın o bölgesinde hiç deprem olmuyor. Çok az ve çok tehlikeli bir durum
arz ediyor."
İstanbul hazırlanıyor
Tantan'ın
başkanlık ettiği toplantıda İstanbul'da deprem öncesi önlemler ele alındı.
Vali Çakır, sivil savunmanın gözden geçirildiğini ve bir erken uyarı sistemi
kurulacağını söyledi
ALİ KEMAL ERDEM
İSTANBUL - Sultanahmet'teki
İl Genel Meclisi Toplantı Salonu'nda dün, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan
ve Vali Erol Çakır'ın da katılımıyla 'İstanbul'da deprem öncesi alınması
gereken önlemler' tartışıldı.
Toplantıya ilçe
belediye başkanları, kaymakamlar, üniversitelerin depremle ilgili anabilim
dalları başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Tantan'ın
tek tek telefon ederek çağırdığı 69 İstanbul milletvekilinden sadece sekizi
toplantıda hazır bulundu.
640 kişilik
sivil savunma
İstanbul'daki
deprem hazırlıklarıyla ilgili bilgi veren Vali Çakır, olası bir depreme
hazırlanan kentte, bulunan bütün sivil savunma ekiplerinin gözden geçirildiğini,
ayrıca bütün ilçelerde 20 kişiden oluşan toplam 640 kişilik yeni bir sivil
savunma birliğinin oluşturulduğunu kaydetti.
Vali Erol Çakır,
bu kurtarma ekiplerinden dördünün Düzce'ye gönderildiğini ve burada çalışmalara
katıldığını belirtti. Ayrıca, belediyelerce ve Emniyet bünyesinde 60 kişilik
kurtarma ekipleri oluşturulduğunu anlatan Çakır, bütün ekiplerin gerekli
donanımının sağlandığını söyledi. Çakır, İstanbul'da bulunan bütün sokak,
okul vb. gibi önemli yerlerin kayıtlı olduğu bir bilgi sistemi oluşturduklarını
da kaydetti.
Erken uyarı
sistemi
Çakır, 'Afet
Merkezi' de oluşturduklarını belirterek, Kandilli Rasathanesi ve Deprem
Araştırma Enstitüsü'ne olası bir depremi altı saniye önce bildirecek olan
erken uyarı sistemi için Meclis'ten üç milyon dolarlık bütçenin verildiğini
anımsattı. Vali Çakır erken uyarı sistemlerinin karakollara yerleştirileceğini
söyledi.
Tantan ise, toplantıdan
sonra yaptığı konuşmasına Düzce depreminde 17 Ağustos depreminden daha
çabuk ve organize bir şekilde felaket bölgesine müdahale edildiğini vurgulayarak
başladı. İstanbul'da deprem öncesinde alınacak önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kentin bir ucundan diğer ucuna kadar mercek altına alınması gerektiğine
dikkat çeken Tantan, "Binalar tek tek depreme dayanıklı hale getirilmelidir.
Depremde yıkılan binalar tekrar depreme dayanıklı olacak şekilde inşa edilmelidir"
dedi.
Böyle bir çalışmanın
yapılması için konunun uzmanlarının hizmete sokulması gerektiğini kaydeden
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, belediyelerin böyle bir çalışmanın altından
tek başlarına kalkmasının mümkün olmadığını ifade etti. Tantan arama kurtarma
konusunda kurulan ekiplerin gönüllüleri eğiteceğini de belirterek, "Böylece
bireyler olası bir felakette ne yapacaklarını bilecek hale gelecek" dedi.
İmar Yasası'nda
yenilik
İmar Yasası'nda
yeni düzenlemelere gideceklerini, uyulmaması durumunda ağır cezalar uygulayacaklarını
anlatan Bakan Tantan, "Böylece çarpık yapılaşmanın önüne geçilecek, halkı
aldatan müteahhitlik anlayışının yerine insan hayatının, güvenliğin öne
çıkacağı bir sistem gelecek" diye konuştu.
Tantan, toplantı
sonucu oluşturulacak olan idari yapı ve çalışma gruplarının İstanbul'da
deprem önlemleriyle ilgili olarak bir hafta içinde kendisine bir rapor
sunacağını, bakanlıklarının da bu raporu Bakanlar Kurulu'na sunacağını
belirtti.
MTA ve AÜ Başbakan'ı uyarmış
PERVİN KAPLAN
ANKARA - Maden
Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi tarafından
hazırlanan ve üç gün önce Başbakanlık ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na
sunulan raporda, Düzce'de 'yakın gelecekte yıkıcı bir depremin' olacağı
belirtildi. Raporu hazırlayanlar arasında bulunan ve 15 yıldır bölgede
çalışan MTA'dan jeomorfolog Dr. Ömer Emre, bu depremde 70 kilometre uzunlukta
olan Düzce fayının 40 kilometrelik bölümünde kırılma olduğunu söyledi.
Emre, bu depremin İstanbul'u tehdit edecek olan ve Marmara Denizi'nde olması
beklenen depremin riskini azaltmadığını da vurguladı.
Önceki akşam
Düzce'de meydana gelen 7.2 şiddetindeki deprem, 'tam unutuldu' derken Türkiye'yi
bir kez daha deprem gerçeğiyle yüz yüze getirdi. Marmara depreminden 88
gün sonra meydana gelen Düzce depremi, uzmanların bu depremi de diğeri
gibi önceden tahmin ettiklerini ortaya çıkardı. 17 Ağustos depreminin ardından
Adapazarı bölgesinde çalışmalara başlayan MTA uzmanları, Düzce'deki fayın
kırılacağını ve burada yıkıcı bir depremin meydana geleceğini saptayarak
bunu rapor halinde Başbakanlık ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na depremden
iki
gün önce teslim
etti.
Raporu hazırlayanlardan
jeomorfolog Dr. Ömer Emre, toplam uzunluğu
70 kilometre
olan Düzce fayının 40 kilometrelik doğu bölümünün kırıldığını söyledi.
Aynı fayın 17 Ağustos'ta 30 kilometrelik batı bölümünün kırıldığını belirten
Dr. Emre, "Bu nedenle hazırladığımız raporda da fayın doğu kısmında yakın
gelecekte deprem olma olasılığının çok yüksek olacağını söylemiştik" dedi.
Son yüzyılda
Düzce fayının doğu bölümü üzerinde bir depremin olmadığını hatırlatan Emre,
"17 Ağustos depreminin yarattığı yüzey kırığının fayın tamamında gelişmemiş
olması da doğu kesiminde zaten son yüzyılda birikmiş ekstra enerjiyi transfer
etti. Dolayısıyla Düzce fayının 40 kilometre uzunluğundaki doğu bölümündeki
deprem riski de 17 Ağustos depreminden sonra daha da arttı. Bu da bize
yakın gelecekte bu fayın kırılacağını, yıkıcı depremin olacağını gösterdi"
diye konuştu. 17 Ağustos'tan sonra Düzce fayında deprem riskinin arttığına
işaret eden raporun Başbakanlığa sunulmasından iki gün sonra depremin meydana
geldiğini vurgulayan Emre, "Bu kadar çabuk olacağını tahmin etmiyorduk.
Şanssızlık" dedi.
Yön değiştirmedi
Son depremle
Kuzey Anadolu Fay (KAF) Hattı'nın 'doğuya doğru yön değiştirmediğini',
batıya doğru ilerlemesine devam ettiğini belirten Emre, "Yalnızca 17 Ağustos'ta
doğuda kırılmayan bölüm kırıldı. Bu da fayın batıya doğru ilerlemesini
sürdürdüğünü gösterir. Bu Marmara Denizi'ndeki riski azaltmış değil. KAF'ın
batıya doğru ilerlemesi sürüyor" dedi. Raporda, Sapanca Gölü-Hendek-Cumayeri
arasında uzanan Hendek fayında da yakın gelecekte bir kırılmanın gerçeklemesinin
söz konusu olduğuna dikkat çekiliyor.
Fay hattı muamması
İki bilim
adamı İstanbul'da 'örtülmüş' fay hattı bulunup bulunmadığı yönünde araştırma
yapılmadığını ileri süren bir rapor hazırladı ve tehlikelere dikkat çekti
İSTANBUL
- İstanbul'u etkileyecek fay hatları konusunda farklı görüşler ileri sürüyor.
Bilim adamlarının çoğu karada fay hattı olmadığını iddia ederken, Jeoloji
Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Doç. Dr. Turgut Öztaş ile İTÜ
Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlyas Çağlar, bu konuda 'bilinmezlik' olduğunu savunuyor.
Doç. Dr. İlyas
Çağlar ile Doç. Dr. Turgut Öztaş tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan
raporda, İstanbul'un Avrupa yakasında yaşlı katmanların üzerinin zaman
içinde genç katmanlarca örtülmüş olduğuna yer verildi. Alt katmanda kalan
yaşlı birimler içinde fay hattı bulunup bulunmadığının bugüne kadar araştırılmadığı
belirtilen raporda şöyle denildi:
"İstanbul'un
batı yakasında, çok geniş bir alanda ve genç birimlerle örtülmüş olarak
yeraltı temel kayasını (karbonifer yaşlı Trakya formasyonu) oluşturur.
Bu formasyon, kentin doğu yakasında Üsküdar, Beykoz ve Gebze civarında
yerel olarak, batı yakasında ise çok geniş bir alanda bulunur. Çok geniş
bir alanı kapsayan bu kayaçlar yüzeyde de gözlenir. Bu yaşlı formasyon
içerisinde irili ufaklı jeolojik kırık ve faylar yer alır. Karbonifer kayaçlar,
İstanbul'un batı yakasındaki yine çok geniş bir yerleşim alanındaki, örneğin
Bakırköy dolaylarından daha
kuzeye ve batıya
gidildikçe üzeri daha genç tersiyer yaşlı birimler tarafından örtüldüğünden
bu kırık ve faylar gizlenmiştir."
Bu fayların bugün
'ölü' veya 'pasif' olarak nitelendirildiği, fakat İstanbul civarında süregelen
depremler sonucu bu kırıkların aktif hale geçip üstlerindeki yapılarda
yıkıma neden olabilecekleri belirtilen raporda, bölgede yoğun bir nüfusun
yaşadığının göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedildi. Raporda geçmişte
Büyükçekmece ile Çatalca arasında uzanan 'Çatalca Fayı'nda deprem etkinliği
gözlendiğinin bilindiği belirtildi. (aa)
BU HABERLER, RADİKAL GAZETESİ'NİN
İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.
(14 KASIM 1999)
  |