Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Deprem ile ilgili haberler nasıl yer aldı
ANADOLU AJANSI
HÜRRİYET
MİLLİYET 
RADİKAL 13 KASIM
SABAH
CUMHURİYET
DEPREM ANA SAYFA
TÜRKİYE'DEKİ DEPREMLER
DEPREM NEDİR
 
 
 
 
 
 
 


12 KASIM 1999 

14 KASIM 1999 


 RADİKAL GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER 
 

Işıkara: Akyazı ve İstanbul'da risk büyük
'Hazırlıklı olun'

Büyük bir sistemin hareketlendiğini belirten Işıkara, 'Evet, deprem olacak. Tedbirli olmalıyız' dedi. Tantan, İstanbul için toplantı yaptı

Doğrultu araştırması
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Işıkara, büyük bir sistemin harekete geçtiğini belirterek, "Sağı, solu, kuzeyi, güneyi de bu hareketlerden etkilenecektir. Artçı şokları izliyoruz; hangi doğrultuda sıralanıyorlar, bugün açıklama yapılacak. Düzce'deki depremi de bu yöntemle saptamıştık" dedi.
İki ihtimal belirdi Işıkara şunları söyledi: "Düzce-Bolu sismik boşluğu son depremle doldu. Şimdi iki ihtimal öne çıkıyor. İlki, Sapanca- Akyazı arasındaki boşluk. Diğeri, İzmit'ten başlayıp İstanbul'un 20-25 kilometre güneyinden geçerek Şarköy'de biten hat." İTÜ'den Doç. Çağlar ve KTÜ'den Doç. Gelişli de Işıkara ile paralel görüşler dile getirdi.
İstanbul'da önlemler Çağlar, Marmara Denizi'nde nispeten daha düşük şiddetli depremler bekliyor; Gelişli ise Akyazı'daki depremin Düzce'den küçük olacağı fikrinde. İçişleri Bakanı Tantan da, olası bir İstanbul depremine hazırlık için toplantı yaptı. İstanbul Valisi Çakır, "Sivil savunma gözden geçirildi. İlçelerde 20 kişilik birlikler kuruldu" diye konuştu.
 


Can kaybı bini geçebilir

Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da önceki gün saat 18.58'de yaşanan 7.2 şiddetindeki depremin etkileri günışığı ile birlikte ortaya çıkmaya başladı. Depremde, saat 20.00 itibarıyla, 362 kişinin can verdiği, iki bin kişinin yaralandığı açıklandı. Can kaybının bini aşmasından korkuluyor. Kaynaşlı'da yangınlar dün öğle saatlerinde söndürülebildi. Yerli ve yabancı ekiplerle TSK'nın kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor. 

Enkazda can pazarı

Başbakanlık Kriz Merkezi'nin son açıklamasına göre, Bolu ve ilçelerinde ölü sayısı 362'yi buldu. Kaynaşlı'da çıkan yangınlardan dolayı, göçük altında kalan çok sayıda kişi yanarak can verdi
Haber ResmiDÜZCE/BOLU - Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da önceki gün saat 18.58'de yaşanan 7.2 büyüklüğündeki depremin etkileri gün ışığı ile birlikte ortaya çıkmaya başladı. 
Yerli ve yabancı kurtarma ekipleri tarafından yüzlerce kişi kurtarılırken, halen enkaz altında çok sayıda insan olduğu tahmin ediliyor. Başbakanlık Kriz Merkezi'nden saat 20.00'de yapılan açıklamada Bolu, ilçeleri ve beldelerinde ölü sayısı 362 olarak açıklandı, ancak enkazlar kaldırıldıkça bu sayının 1000'e ulaşması bekleniyor. 2 bine yakın yaralı da hastanelerde tedavi altına alındı. 

Merkezde 30 ölü 
Başbakanlık Kriz Merkezi açıklamasına göre, Bolu merkezde 30 ölü, 300 yaralı bulunuyor. Düzce ilçesinde ölü sayısı 250, yaralı sayısı ise 797'yi buldu. Depremin büyük tahribata yol açtığı Kaynaşlı beldesinden ise ölü ve yaralı sayısı konusunda sağlıklı bilgi gelmediği belirtildi. Depremde Akçakoca'da 60, Cumayeri'nde 31, Gümüşova'da 18, Yığılca'da üç kişi yaralanırken, Gölyaka'da bir kişi öldü, 60 kişi yaralandı. Dün akşam saatlerine kadar ulaşılamayan Düzce'nin Konuralp ve Beyköy beldeleriyle sağlanan iletişim sonucunda Konuralp'te 72 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı öğrenildi. Beyköy beldesinde ise dokuz kişi öldü.

Kaynaşlı yanıyor
Düzce'nin Fatih, Kiremithane Mahallesi ve Hastane Caddesi'nde bulunan evleri yerle bir eden deprem, civar köy ve beldelerde de etkili oldu. Sokaklar enkaz yığınına dönüşürken, enkazlardan yükselen alevler depremzelere büyük korku yaşattı. Depremden sağ kurtulan vatandaşlar, gece boyunca elleriyle enkazları kazarak yakınları 
ile komşularını kurtarmaya çalıştı. Elektriklerin kesik olduğu, sadece göçüklerden çıkan alevlerin etrafı aydınlattığı Düzce'de sokaklar, sabaha kadar depremzede vatandaşların çığlıklarıyla inledi.
Kurtarma çalışmalarının son hızla sürdüğü ilçede yetkililer, iş makinelerine ihtiyaç duyduklarını belirtti. Ayrıca depremzede vatandaşların çadır, battaniye, kalın, yünlü giyecekler, ilaç, tıbbi malzeme ve yiyecek maddesine ihtiyaçları bulunuyor.
Depremzedelerin bir kısmı 17 Ağustos depreminin ardından inşa edilen 1053 prefabrik konuta yerleştirilirken, bölgeye 5 bin 165 yabancı, 705 yerli çadır gönderildi. Lojistik destek merkezi tesisi için Türk Silahlı Kuvvetleri tedbir alırken, 30 TIR battaniye, aydınlatma, katalitik soba, çadır ve gıda maddesi yükü ile bölgeye sevk 
edildi. Kriz Merkezi'nden yapılan açıklamada Türk Hava Kuvvetleri'nin deprem bölgesinin havadan fotoğraflarını çekeceğini açıkladı.
Depremin en çok etkilediği bölge olan Kaynaşlı'da ise çıkan yangınlar dün öğle saatlerinde söndürülebildi. Enkaz altında kalan çok sayıda kişi yanarak can verirken, vatandaşlar dün enkazdan çıkarılan yakınlarını gömmeye başladı. Kızılay tarafından kriz merkezine teslim edilen üç TIR dolusu çadır kurulmadığı için depremzedeler dün geceyi de soğukta geçirdi. Kızılay'ın ve bazı özel kuruluşların kurduğu mutfaklardan sıcak yemek verildi. Bu arada Kaynaşlı Belediye binası, deprem nedeniyle tamamen yerle bir olurken, bazı okul ve camilerin de ağır hasar gördüğü gözlendi. 


'Dilerim olmaz ama...'

Prof. Işıkara 'Evet deprem olacak. Akyazı'da mı, Marmara Denizi'nde mi gerçekleşeceğini artçıları izleyerek saptayacağız' dedi. Rasathane bu konuda bugün yeni açıklama yapacak
ESRA KURT
İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, büyük bir sistemin hareket ettiğini belirterek, "Evet deprem olacak" dedi. Daha önce Düzce civarında bir deprem olasılığını açıkladıklarını hatırlatan Işıkara, şimdi artık Sapanca-Akyazı ve Marmara Denizi'nin güneyinde İstanbul'un 20-25 kilometre güneyinde meydana gelebilecek bir deprem olasılığının öne çıktığını söyledi. Işıkara, hareketin bu iki olasılıktan hangisi üzerinde durulacağının, artçılar izlenerek anlaşılabileceğini belirtti. Bu konudaki açıklama ise bugün yapılacak.
İhtimalleri, Sapanca-Akyazı, İzmit-Şarköy hattı ve İzmit-Şarköy hattının Marmara Denizi'ndeki tüm sistemi harekete geçirmesi olarak sıralayan Prof. Dr. Işıkara, tüm sistemin harekete geçmesinin çok yıkıcı olacağına da dikkati çekti. 
Prof. Işıkara, dün rasathanede, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek ve aynı üniversiteden Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Güniz Elal'la birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Harita üzerinde basına bilgi veren ve Marmara'da sismik bir boşluk gerçeği bulunduğuna işaret eden Işıkara, "Evet deprem olacak. Ancak bu depremin zararını ne kadar aza indirebiliriz, bunu düşünmeliyiz" dedi. 
"Boylu boyunca Marmara haraketlenebilir. Biz büyük bir depremden sonra, nerede büyük bir deprem olacağını tahmin edebiliyoruz, ama zamanını söylemek mümkün değil" diyen Işıkara, Marmara'da parçanın kırılmasından doğacak olan büyüklük ile bütünün kırılmasından doğacak büyüklüğün farklı şiddette olacağını belirtti. Işıkara, "İki ihtimal var. Boşluk vardı, bu doldu. Birinci ihtimal Sapanca-Akyazı arası. Artçı şokları izlemeye başladık. Hangi doğrultuda sıralanıyorlar, bu konuda bugün açıklama yapılacak. İkinci ihtimal İstanbul'un 20-25 kilometre güneyi. Körfez'den başlayıp İstanbul'un güneyinden geçen ve Şarköy'de sona eren bir hat. Bu hareket, bütün sistemi harekete geçirebilir. Bu olasılık vardır. Dilerim ki olmaz, ama bütün bu sistemi de etkileyebilir" dedi.
Prof. Faruk Birtek medyanın sansasyon yaratıcı haberlerden kaçınması gerektiğini belirterek, yaza ya da kışa hazırlanır gibi depreme hazırlanmak gerektiğini söyledi. Doç. Güniz Elal da yaşanan Marmara depreminin vatandaşları depreme daha hazırlıklı hale getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

'Sismik boşluk' nedir?
Prof. Işıkara'nın basın toplantısında kullandığı 'Sismik boşluk' hayatımıza yeni bir kavram daha soktu. Prof. Dr. Celal Şengör, bu kavramı şöyle tanımladı: "Sismik boşluk bir bölgede fayın hareket edememesinden ötürü deprem meydana gelmemesidir. Kilitlenen bölgelerdir. Daha sonra, afet şeklinde açılır ve orada büyük depremler olur. Sismik boşluklara örnek vermek gerekirse, Marmara Denizi büyük depremler açısından, sismik boşluk teşkil etmektedir. En çarpıcı sismik boşluk, Karlıova ile Erzincan arasındaki kısımdır. Kuzey Anadolu Fayı'nın o bölgesinde hiç deprem olmuyor. Çok az ve çok tehlikeli bir durum arz ediyor."


İstanbul hazırlanıyor

Tantan'ın başkanlık ettiği toplantıda İstanbul'da deprem öncesi önlemler ele alındı. Vali Çakır, sivil savunmanın gözden geçirildiğini ve bir erken uyarı sistemi kurulacağını söyledi
ALİ KEMAL ERDEM
İSTANBUL - Sultanahmet'teki İl Genel Meclisi Toplantı Salonu'nda dün, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Vali Erol Çakır'ın da katılımıyla 'İstanbul'da deprem öncesi alınması gereken önlemler' tartışıldı.
Toplantıya ilçe belediye başkanları, kaymakamlar, üniversitelerin depremle ilgili anabilim dalları başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Tantan'ın tek tek telefon ederek çağırdığı 69 İstanbul milletvekilinden sadece sekizi toplantıda hazır bulundu. 

640 kişilik sivil savunma 
İstanbul'daki deprem hazırlıklarıyla ilgili bilgi veren Vali Çakır, olası bir depreme hazırlanan kentte, bulunan bütün sivil savunma ekiplerinin gözden geçirildiğini, ayrıca bütün ilçelerde 20 kişiden oluşan toplam 640 kişilik yeni bir sivil savunma birliğinin oluşturulduğunu kaydetti. 
Vali Erol Çakır, bu kurtarma ekiplerinden dördünün Düzce'ye gönderildiğini ve burada çalışmalara katıldığını belirtti. Ayrıca, belediyelerce ve Emniyet bünyesinde 60 kişilik kurtarma ekipleri oluşturulduğunu anlatan Çakır, bütün ekiplerin gerekli donanımının sağlandığını söyledi. Çakır, İstanbul'da bulunan bütün sokak, okul vb. gibi önemli yerlerin kayıtlı olduğu bir bilgi sistemi oluşturduklarını da kaydetti.

Erken uyarı sistemi
Çakır, 'Afet Merkezi' de oluşturduklarını belirterek, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne olası bir depremi altı saniye önce bildirecek olan erken uyarı sistemi için Meclis'ten üç milyon dolarlık bütçenin verildiğini anımsattı. Vali Çakır erken uyarı sistemlerinin karakollara yerleştirileceğini söyledi.
Tantan ise, toplantıdan sonra yaptığı konuşmasına Düzce depreminde 17 Ağustos depreminden daha çabuk ve organize bir şekilde felaket bölgesine müdahale edildiğini vurgulayarak başladı. İstanbul'da deprem öncesinde alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla kentin bir ucundan diğer ucuna kadar mercek altına alınması gerektiğine dikkat çeken Tantan, "Binalar tek tek depreme dayanıklı hale getirilmelidir. Depremde yıkılan binalar tekrar depreme dayanıklı olacak şekilde inşa edilmelidir" dedi.
Böyle bir çalışmanın yapılması için konunun uzmanlarının hizmete sokulması gerektiğini kaydeden İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, belediyelerin böyle bir çalışmanın altından tek başlarına kalkmasının mümkün olmadığını ifade etti. Tantan arama kurtarma konusunda kurulan ekiplerin gönüllüleri eğiteceğini de belirterek, "Böylece bireyler olası bir felakette ne yapacaklarını bilecek hale gelecek" dedi.
İmar Yasası'nda yenilik
İmar Yasası'nda yeni düzenlemelere gideceklerini, uyulmaması durumunda ağır cezalar uygulayacaklarını anlatan Bakan Tantan, "Böylece çarpık yapılaşmanın önüne geçilecek, halkı aldatan müteahhitlik anlayışının yerine insan hayatının, güvenliğin öne çıkacağı bir sistem gelecek" diye konuştu. 
Tantan, toplantı sonucu oluşturulacak olan idari yapı ve çalışma gruplarının İstanbul'da deprem önlemleriyle ilgili olarak bir hafta içinde kendisine bir rapor sunacağını, bakanlıklarının da bu raporu Bakanlar Kurulu'na sunacağını belirtti.


MTA ve AÜ Başbakan'ı uyarmış

PERVİN KAPLAN
ANKARA - Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanan ve üç gün önce Başbakanlık ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na sunulan raporda, Düzce'de 'yakın gelecekte yıkıcı bir depremin' olacağı belirtildi. Raporu hazırlayanlar arasında bulunan ve 15 yıldır bölgede çalışan MTA'dan jeomorfolog Dr. Ömer Emre, bu depremde 70 kilometre uzunlukta olan Düzce fayının 40 kilometrelik bölümünde kırılma olduğunu söyledi. Emre, bu depremin İstanbul'u tehdit edecek olan ve Marmara Denizi'nde olması beklenen depremin riskini azaltmadığını da vurguladı.
Önceki akşam Düzce'de meydana gelen 7.2 şiddetindeki deprem, 'tam unutuldu' derken Türkiye'yi bir kez daha deprem gerçeğiyle yüz yüze getirdi. Marmara depreminden 88 gün sonra meydana gelen Düzce depremi, uzmanların bu depremi de diğeri gibi önceden tahmin ettiklerini ortaya çıkardı. 17 Ağustos depreminin ardından Adapazarı bölgesinde çalışmalara başlayan MTA uzmanları, Düzce'deki fayın kırılacağını ve burada yıkıcı bir depremin meydana geleceğini saptayarak bunu rapor halinde Başbakanlık ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na depremden iki 
gün önce teslim etti.
Raporu hazırlayanlardan jeomorfolog Dr. Ömer Emre, toplam uzunluğu 
70 kilometre olan Düzce fayının 40 kilometrelik doğu bölümünün kırıldığını söyledi. Aynı fayın 17 Ağustos'ta 30 kilometrelik batı bölümünün kırıldığını belirten Dr. Emre, "Bu nedenle hazırladığımız raporda da fayın doğu kısmında yakın gelecekte deprem olma olasılığının çok yüksek olacağını söylemiştik" dedi.
Son yüzyılda Düzce fayının doğu bölümü üzerinde bir depremin olmadığını hatırlatan Emre, "17 Ağustos depreminin yarattığı yüzey kırığının fayın tamamında gelişmemiş olması da doğu kesiminde zaten son yüzyılda birikmiş ekstra enerjiyi transfer etti. Dolayısıyla Düzce fayının 40 kilometre uzunluğundaki doğu bölümündeki deprem riski de 17 Ağustos depreminden sonra daha da arttı. Bu da bize yakın gelecekte bu fayın kırılacağını, yıkıcı depremin olacağını gösterdi" diye konuştu. 17 Ağustos'tan sonra Düzce fayında deprem riskinin arttığına işaret eden raporun Başbakanlığa sunulmasından iki gün sonra depremin meydana geldiğini vurgulayan Emre, "Bu kadar çabuk olacağını tahmin etmiyorduk. Şanssızlık" dedi.

Yön değiştirmedi
Son depremle Kuzey Anadolu Fay (KAF) Hattı'nın 'doğuya doğru yön değiştirmediğini', batıya doğru ilerlemesine devam ettiğini belirten Emre, "Yalnızca 17 Ağustos'ta doğuda kırılmayan bölüm kırıldı. Bu da fayın batıya doğru ilerlemesini sürdürdüğünü gösterir. Bu Marmara Denizi'ndeki riski azaltmış değil. KAF'ın batıya doğru ilerlemesi sürüyor" dedi. Raporda, Sapanca Gölü-Hendek-Cumayeri arasında uzanan Hendek fayında da yakın gelecekte bir kırılmanın gerçeklemesinin söz konusu olduğuna dikkat çekiliyor.


Fay hattı muamması

İki bilim adamı İstanbul'da 'örtülmüş' fay hattı bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılmadığını ileri süren bir rapor hazırladı ve tehlikelere dikkat çekti
Haber ResmiİSTANBUL - İstanbul'u etkileyecek fay hatları konusunda farklı görüşler ileri sürüyor. Bilim adamlarının çoğu karada fay hattı olmadığını iddia ederken, Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Doç. Dr. Turgut Öztaş ile İTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlyas Çağlar, bu konuda 'bilinmezlik' olduğunu savunuyor.
Doç. Dr. İlyas Çağlar ile Doç. Dr. Turgut Öztaş tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, İstanbul'un Avrupa yakasında yaşlı katmanların üzerinin zaman içinde genç katmanlarca örtülmüş olduğuna yer verildi. Alt katmanda kalan yaşlı birimler içinde fay hattı bulunup bulunmadığının bugüne kadar araştırılmadığı belirtilen raporda şöyle denildi:
"İstanbul'un batı yakasında, çok geniş bir alanda ve genç birimlerle örtülmüş olarak yeraltı temel kayasını (karbonifer yaşlı Trakya formasyonu) oluşturur. Bu formasyon, kentin doğu yakasında Üsküdar, Beykoz ve Gebze civarında yerel olarak, batı yakasında ise çok geniş bir alanda bulunur. Çok geniş bir alanı kapsayan bu kayaçlar yüzeyde de gözlenir. Bu yaşlı formasyon içerisinde irili ufaklı jeolojik kırık ve faylar yer alır. Karbonifer kayaçlar, İstanbul'un batı yakasındaki yine çok geniş bir yerleşim alanındaki, örneğin Bakırköy dolaylarından daha 
kuzeye ve batıya gidildikçe üzeri daha genç tersiyer yaşlı birimler tarafından örtüldüğünden bu kırık ve faylar gizlenmiştir."
Bu fayların bugün 'ölü' veya 'pasif' olarak nitelendirildiği, fakat İstanbul civarında süregelen depremler sonucu bu kırıkların aktif hale geçip üstlerindeki yapılarda yıkıma neden olabilecekleri belirtilen raporda, bölgede yoğun bir nüfusun yaşadığının göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedildi. Raporda geçmişte Büyükçekmece ile Çatalca arasında uzanan 'Çatalca Fayı'nda deprem etkinliği gözlendiğinin bilindiği belirtildi. (aa)
 

BU HABERLER, RADİKAL GAZETESİ'NİN İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.
(14 KASIM 1999)
 

sayfa başı