Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
Deprem ile ilgili haberler nasıl yer aldı
ANADOLU AJANSI
HÜRRİYET
MİLLİYET 
RADİKAL
SABAH 13 KASIM
CUMHURİYET
DEPREM ANA SAYFA
TÜRKİYE'DEKİ DEPREMLER
DEPREM NEDİR
 
 
 
 
 
 
 


12 KASIM 1999 

14 KASIM 1999 


 SABAH GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER 


Devlet bu kez akıllanmış
 

Marmara depreminden tecrübe kazanıldığı Düzce depremiyle ortaya çıktı. Felaket bölgesine anında müdahale edilirken, Kızılay bile sabah çorba dağıttı 17 Ağustos depreminden sonra günlerce hasar raporu veremeyen Başbakanlık Kriz Merkezi dün öğle saatlerinde ölü ve yaralılarla ilgili rapor açıkladı

17 AĞUSTOS'TA meydana gelen Körfez Depremi'nde sınıfta kalan "devlet", bu kez hızı ve koordinasyonuyla olumlu puan aldı. Merkez üssü Düzce olan depremin yarattığı şokun hemen ardından, Başbakanlık ve ilgili bakanlıklarda kriz yönetim merkezleri oluşturuldu. Ankara'nın koordinesinde il kriz merkezleri devreye sokuldu ve Kaynaşlı dışındaki afet bölgelerine ilk iki saatte kurtarma ekipleri ile yardım ulaştırıldı. Körfez depreminde ilk üç gün afetzedelere çadır, battaniye, sıcak yemek gibi en temel ihtiyaçları ulaştırmayan ve bunun diyetini "yönetim kurulunun istifasıyla" ödeyen Kızılay bile, Düzce depreminde "hızır" gibi yetişti. Kızılay depremzedelere kahvaltı verdi.

 İlk depremde günlerce, meydana gelen hasar, can kaybı, yaralıların durumu konusunda net açıklama yapamayan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi, Düzce depreminin üzerinden 24 saat geçmeden, afet bölgesindeki son durum ve yapılan çalışmaları dakika dakika gösteren kapsamlı bir raporu kamuoyuna açıkladı.

Ne değişmemiş?
Yüksek rakımlı Bolu-Düzce-Kaynaşlı'da havanın çok soğuk olmasına rağmen kışlık çadırların bölgeye anında gelmemesi depremzedeleri mağdur etti.

Depremin akşam karanlığında olması kurtarma çalışmalarında kargaşaya yol açtı. Doğan kargaşa sonucu göçük altındaki pek çok insana ulaşılamadı.

Kurtarma çalışmaları sırasında ekipman yetersizliği depremzedelerin isyan etmesine yol açtı. Çocuğu göçük altında olan bir baba, ambülanslarda oksijen tüpü olmadığını, kurtarma ekiplerinin elinde bir murç bile olmadığını haykırdı.

Depremden en etkilenmemesi gereken binalardan biri olan itfaiye binasının yıkılması ve itfaiye erlerinin göçük altında kalması nedeniyle bölgede çıkan yangınların söndürülmesi uzun sürdü. Birçok insan yanarak ya da dumandan boğularak yaşamlarını yitirdi.

Depremin hemen ertesi sabahında toplu mezarlar için çukurlar açıldı ve defin işlemleri başladı. Facianın 17 Ağustos'taki kadar büyük olmaması, havanında ölülerin kokmasını engelleyecek kadar soğuk olmasına rağmen yapılan bu işlem kafalarda soru işaretleri doğurdu.

Ne değişmiş?
Emniyet ve Karayolları Genel Müdürlükleri'nin birlikte çalışması sonucu depremin hemen akabinde karayollarında tıkanmaların önüne geçildi. Trafik polisleri, Orta ve Doğu Anadolu'dan İstanbul'a seyreden araçları Eskişehir-Bilecik-Adapazarı istikametine sevk edince İstanbul-Düzce-Bolu ve Ankara-Bolu Düzce yönünde trafik akışı sağlandı.

Başbakanlık, kurduğu özel hatla tüm valilerle telefon bağlantısı sağladı. Kriz merkezi Bolu Valisi Nusret Miroğlu'ndan dakika dakika bilgi aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü de özel hattı sayesinde Bolu ve Düzce emniyet müdürlerinden bilgi aldı.

Ordu gece görüşü olan Skorsky helikopterlerini bölgeye sevk ederek İstanbul, Ankara ve Eskişehir'e gece boyunca yaralı taşıdı.

Emniyet, İstanbul ve Ankara'dan asayiş dairesi, özel hareket ve çevik kuvvete bağlı çok sayıda polisi deprem bölgesinde görevlendirdi.

Su ve kanalizasyon şebekelerinde ağır hasar olmaması, deprem bölgesinde ilerleyen günlerde ortaya çıkacak sağlık sorunlarının önünü kesti. Elektirik, muhtemel yangınların çıkmaması için bir gün daha olmayacak.

17 Ağustos depreminde orta derecede hasar görmüş binaların tamamen terkedilmiş olması facianın boyutların önemli ölçüde küçülttü.

Karayolları Genel Müdürlüğü, Bolu Dağı'nda heyelanda yok olan yolun onarımı için bölgeye 53 araç gönderdi. Yolun 2-3 gün içinde trafiğe açılması planlanıyor. 

Kızılay, dün sabah depremzedelere kahvaltı verirken, kısa vadede doğacak yiyecek sorununun önüne geçti. 

Düzce Depremi'nde bu kez yalnızca AKUT gönüllüleri değil, sivil savunma ekipleri, Zonguldak'tan intikal eden madenciler ve askerler de canlı kurtarma çalışmaları sırasında büyük özveri gösterdi.


Dostlarımız yine yardıma koştu
Marmara depreminde yardımımıza koşan yabancı dostlarımız Düzce depreminde de bizi yalnız bırakmadılar

Yabancı uzmanlardan oluşan arama-kurtarma ekipleri Marmara depreminde olduğu gibi Düzce depreminden sonra da bizi yalnız bırakmadılar. Çok sayıda ülkeden gelen teknik donanımlı kurtarma timleri deprem bölgesine çok kısa sürede götürüldüler. Almanya'dan özel bir uçakla gelen ve 17 kişi ve 15 köpekten oluşan arama-kurtarma ekibiyle İsrail'den gelen ekip, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait bir otobüsle deprem bölgesine ulaştırıldı. 

3 uçak 
Yunanistan, İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dimitris Kandivanos gözetiminde, C-130 tipi 3 uçak ile yardım gönderdi. 2 itfaiye, 2 nakliye aracı, 2 tane de ambulans geldi. Ekipte 25 sağlıkçı ve 25 arama kurtarma görevlisi yer aldı. İngiltere'nin de Türkiye'ye itfaiye ve kurtarma ekipleri göndereceği öğrenildi. Uluslararası Kalkınma Bakanı Clare Short, "Bir ekibimiz, deprem bölgesine gidiyor" dedi. 

jet yardım
Cezayir de, merkez üssü Düzce'de bulunan depremin ardından kurtarma çalışmalarına katılmak üzere bir ekip gönderiyor. Bu arada KKTC sivil savunma teşkilatı ekiplerinin de deprem bölgesine hareket ettiği öğrenildi. 

İsveç de 40 kişiden oluşan kurtarma ekibi ve özel eğitilmiş 6 köpeği Türkiye'ye gönderdi. İsveç'ten gelen kurtarma ekibiyle beraber, çok miktarda tıbbi malzeme ve kurtarma araçları da deprem bölgesine gelecek. Ermenistan'dan da 15 kişilik ekip geldi. 

Bu arada yardım ekiplerine gönüllü tercümanlık yapan bir bayanın başına ise güvenlik bariyeri düştü. Şoka giren genç kız bir süre baygınlık geçirdi. Gökhan ARTAN-Sabri SÜMERER


Mr Deprem uyardı

Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Işıkara İstanbul'da yıkıcı deprem olabileceğini söyledi

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Başkanı Ahmet Işıkara Düzce Merkez üslü 7.2 şiddetindeki deprem sonrasında ikinci basın toplantısını Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof Dr. Faruk Birtek ve Psikoloji Bilimdalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülizar Ela ile birlikte yaptı. Depremden sonra şiddeti 4'ün üzerinde 38 artçı deprem olduğunu belirten Işıkara, bundan sonra bölgenin dört yönünde de deprem olabileceğini fakat en önemli iki ihtimalin Sapanca-Akyazı ve Marmara Bölgesi'nde olduğunu söyledi.

 Marmara Bölgesi'ndeki fay hattında Düzce'de olduğu gibi sismik boşluklar olduğunu, fakat depremin zamanlaması ve şiddeti konusunda kesinlikle bir açıklama yapmak istemediğini belirten Işıkara; Marmara Bölgesi'nde beklenmesi gereken depremin İzmit Körfezi'nden Şarköy'e kadar olan bir bölgedeki fay hattının tamamını veya bir kısmını etkileyeceğini söyledi. Işıkara, İstanbul'un 25 km güneyinden geçecek bu fay hattının şiddetinin İstanbul'da yıkıcı etkileri olabileceğini hatırlattı.

RUH SAĞLIĞI
Depremin artık Türkiye'nin bir gerçeği olduğunu ve bununla birlikte yaşamanın yollarını öğrenmek gerektiğini belirten Işıkara, "Evet İstanbul'da deprem olacak. Bundan sonra yapılacak tahmin ve tartışmalarda 'İstanbul'da deprem olacak mı?' sorusuna değil, 'Olacak zararı nasıl minimuma indirgeyebiliriz?' sorusuna cevap aramalıyız" dedi.

Depremlerin psikolojik etkileri üzerine açıklama yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç Dr. Gülizar Ela ise, 17 Ağustos depreminden dersler almamız gerektiğini belirtirken depremden sonra gelen müracatların verilerine göre depreme ruhi olarak en dayanıklı olan kişilerin deprem öncesi hayatın zorluklarıyla iyi başedebilenler, iyi bir sosyal destek alanlar ve depremi hayatın bir parçası olarak kabul edenler olduğun söyledi. 

Basının da bilgilendirme işlemini yaparken sansasyonelcilikten kurtulması gerektiğini ve kanlı görüntüleri duygusal olarak fazla işlememesi gerektiğini vurgulayan Gülizar Ela, "Televizyonlarda gösterilen heyecanladırıcı görüntüler, depremin etkilerini bölgede olmayan insanlar üzerinde de göstermesini sağlıyor. Bu da etkilerin daha geniş hissedilmesini getirir. Bireysel olarak ve toplum olarak hazırlıklı olmalıyız ve panik yapmadan hareket edip hurafelere inanmamalıyız" dedi. 

İstanbul'da deprem olacak mı, olmayacak mı?

Deprem mutlaka olacak
PROF. DR. CELAL ŞENGÖR 
İSTANBUL'DA bir deprem olacağını uzun zamandır söylüyoruz. İstanbul, Gelibolu'dan Erzincan'a kadar uzanan Kuzey Anadolu fay hattının üzerindedir. Depremin nedeni olan kırılma kaotik olduğu için önceden zamanını söylemek, geleceğini bilmek mümkün değildir. Ama İstanbul'da bir depremin önümüzdeki 30 yıl içersinde olacağı da kesindir. 

İstanbul'u da içersine alan Gelibolu-Erzincan arasındaki çizgi zaten bir kırıklar cümlesidir. Bu kırıklar hep birlikte Orta ve Batı Anadolu'nun Avrasyaya göre senede 2 santim batıya kaçmasını sağlayan bir ray gibidir. Bu ray üzerinde bazen takılır, takıldığı zaman ve yerde de deprem olur. Ama ne zaman? Bilemiyoruz. Fay dümdüz İstanbul'un güneyinden geçmektedir. Kırılma çok büyük olursa İstanbul kötü etkilenecektir, kırılma küçük olursa daha hafif atlatılacaktır. 

İstanbul fayı tetiklenmedi
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY
KÖRFEZ fayı düşey atılımlı olmadığından İstanbul depremine neden olmayacaktır.
17 Ağustos Körfez depremindeki kırığın ucu Düzce-Bolu'da sona ermiştir. Öteki ucunun ise Hersek Deltası olduğu tartışmasızdır. Daha önce bu fayın İstanbul'a doğru ilerleyip, 8 e yakın bir şiddette kırılacağı söylenmişti. Oysa ben bu fayın yana doğru bir harekete sahip olduğunu söylemiştim. Yani bu fayın ancak Yalova Çınarcık fayını tetikleyeceğini söylemiştim. 

Sismik 1 Gemisinin araştırmaları da Yalova Çınarcık fayının İmralı'ya kadar kırıldığını göstermişti. İstanbul'u etkileyecek bütün depremlerin bu hat üzerinde gerçekleştiğini biliyoruz. Doğu ucu Düzce-Bolu olan fayın batı ucu ise Silivri Tekirdağ çukurlarından geçen Gaziköy fayına bağlanan Marmara hattı olacaktır. Yalova Çınarcık kırığı Marmara Adasında son bulmakta ve atımı düşmektedir. Serfiraz ERGUN


Mehmetçik yine hızır gibi

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'nda, saat 19.00'da "Tabii Afetler Koordinasyon ve Değerlendirme Merkezi" kuruldu; 16 general ile 150 subay ve astsubay çalışmaya başladı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), merkez üssü Düzce olan depremden sonra seferber oldu; Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı kriz merkezleri anında devreye girdi.

 Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'nda "Tabii Afetler Koordinasyon ve Değerlendirme Merkezi" Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş'in emirleriyle saat 19.00'dan itibaren Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Timur komutasında faaliyete geçti.

 Merkezde 16 general ile 150 subay ve astsubay 24 saat çalışma esası üzerinden faaliyet yapıyor. Merkez'de deprem bölgelerinden gelen bilgiler anında değerlendirilerek, süratle alınması gereken tedbirler için emirler veriliyor. 

4'üncü Kolordu Komutanı Erol Tutal saat 23.00'te bölgenin askeri sorumluluğu ve koordinasyonunu almak üzere Bolu'ya gitti. Afet Bölge Komutanlığı'na atanan Korgeneral Tutal'ın emir komutasında Bolu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Aydın İnağ, 1'nci Piyade Tugay Komutanı Baki Üstündağ, 2'nci Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Ercan Birol bulunuyor.

 Bölge askeri açıdan Bolu-Kaynaşlı-Düzce sektörlerine ayrılarak emir-komuta düzeni temin edildi.
 Van'dan bin 600 Mehmetçik, arama kurtarma faaliyetleri için Bolu ve Düzce'ye getirildi.
 JGK'lığından 1 komando bölüğü Düzce'ye intikal ederek, faaliyete geçti. (Mahmut BULUT)

7 tabur asker bölgede
1. ORDU Komutanlığı Genel Sekreteri Kurmay Albay Selçuk Tümöz, 1. Ordu Komutanlığı'nda depremden hemen sonra Kriz Merkezi oluşturulduğunu belirterek, "Deprem bölgesindeki arama ve kurtarma çalışmalarına 12 helikopter ve 7 tabur askerimizle katıldık" dedi. Atatürk Havalimanı'nda oluşturulan Kriz Merkezi'nde açıklama yapan Kurmay Albay Tümöz, 1. Ordu Komutanlığı'nın "Deprem alarm planları" gereğince birliklerini harekete geçirdiğini belirterek, "2 Tuğgeneral komutasındaki 7 tabur asker bölgeye sevk edildi ve birliklerimiz saat 02.00 itibariyle çalışmalara başladı" diye konuştu. AKUT ekiplerinin de gece şartlarında uçuş yapabilen helikopterlerle bölgeye gönderildiğini kaydeden Tümöz, helikopterlerin dönüşlerinde de yaralı depremzedeleri İstanbul'a getirdiğini söyledi. Kurmay Albay Tümöz, ihtiyaç duyulması halinde bölgeye, emir verilmesinden sonra 30 dakika içinde başka birliklerin de gönderilebileceğini belirtti. Atatürk Havalimanı Mülki İdare Amiri ve Kriz Merkezi Başkanı Saim Eskioğlu da Atatürk Havalimanı'nda 17 Ağustos depreminden sonra oluşturulan kriz merkezinin önceki günkü depremden sonra takviye edilerek, çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Eskioğlu şöyle devam etti: "Şu saate kadar 7 ülkeden gelen 177 kurtarma ekibi, 29 özel eğitimli köpek bölgeye sevk edildi."

JANDARMA'NIN ŞEHİDİ

 Öte yandan deprem sırasında Bolu Jandarma İl Alay Komutanlığı'nda görevli Uzman Çavuş Hakan Yaşar Eroğlu çatıdan kopan parçaların başına düşmesi sonucu şehit oldu. Olayda 3 Mehmetçik de yaralandı. Sabri SÜMERER (SHA)



Devlet bu sefer hızlı yetişti

Dünya Türkiye depremini konuşuyor... AmerikaCNN televizyonu, deprem bölgesinden canlı yayın yaparak yardım çalışmalarını helikopterden görüntüledi. 

"Uluslararası yardım ve kurtarma ekipleri yola çıktı" diyen CNN, "Türk hükümetinin Ağustos depremine göre çok daha iyi çalıştığı" yorumunu yaptı. CNN, bölgeye çok sayıda askeri birlik yollanmasının, çalışmaları oldukça kolaylaştırdığını bildirdi. ABC, CBS, NBC, FOX televizyonlarının yanısıra New York Times, Washington Post, Boston Globe gibi önde gelen gazeteler de haberi manşetten verdiler. Ağustos depreminin yaraları henüz sarılmadan Türkiye'nin tekrar bir depremle can ve mal kaybına uğramasının büyük talihlizlik olduğunu belirttiler. Savaş SÜZAL/WASHINGTON 

İngiltere 
HÜKÜMET, ordu ve Kızılay'a övgü yağdı. Depremden hemen sonra olay yerine koşan ordu, bakanlar ve milletvekillerinin davranışı takdirle karşılandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Ecevit'in depremden hemen sonra televizyon kanalları aracılığıyla halka yaptığı açıklamaların bir önceki kötü anıları sildiği belirtildi. BBC, ITV ve SKY televizyonları depremi, bültenlerinin ilk haberi olarak duyurdu. BBC, Türk televizyonlarının kan bağışı çağrısını görüntülü olarak verirken "Deprem talihsiz Türkiye'yi yine vurdu" yorumunu yaptı. Idependent, Guardian, Times gazeteleri birinci sayfa manşet haberlerinde geçmiş depremdeki hataların bu kez tekrarlanmadığını yazdılar. Jan DEVLETOĞLU/LONDRA

Fransa
Liberation gazetesi fotoğraflı olarak "Türkiye'de Toprak Yine Sallandı" manşeti ile verdiği haberde "20 bin kişinin yaşamına mal olan İzmit depreminden 3 ay sonra Türkiye kalbinden vuruldu" yorumunu yaptı. Tam sayfalık haberde "Türkler yeniden korku ve dehşete düştüler. Bilanço çok ağır olabilir. Geçtiğimiz Ağustos ayında felaket bölgesine 2-3 gün sonra geldiği için büyük tenkit konusu olan yardım ekipleri ve ordu, bu kez deprem bölgesine daha çabuk ulaştı" ifadesi kullanıldı. Le Figaro gazetesi haberi "Türkiye'de Deprem Yeniden Öldürdü" başlığıyla birinci sayfadan verirken, Aujourd'hui gazetesi ise başsayfadan "FELAKET: Türkiye'de yeni bir öldürücü deprem" manşeti attı. Nurdan BERNARD/PARİS


Bolu depreminin ardındaki şüphe

 Depremden 24 saat önce İsrailliler'in yaptığı "patlama testi" tartışılıyor: Depremin nedeni bu olabilir... Ölü Deniz tabanına yerleştirilen 5 ton patlayıcı ateşlendi. 4.0 şiddetinde deprem yaratıldı. 

Bilimadamları, Düzce'de önceki gün meydana gelen depremin ardından, bu büyük sarsıntının nedenlerini araştırmaya başladılar. Araştırmayı yürüten bilimadamlarından bazıları, depremin beklenmedik şekilde ani ve büyük şiddetli olduğuna dikkat çekiyor. 

Ortaya atılan yeni bir iddia ise, inanılması güç ama korkunç bir olasılığı gündeme getirdi. İddiaya göre Bolu depremine, İsrail Jeofizik Enstitüsü'nün, depremden bir gün önce yaptığı test neden oldu. Test, enstitünün Sismoloji Bölümü'ne bağlı bilimadamlarının, İsrail sınırları içinde kalan Ölü Deniz'de gerçekleştirildi. 

Depremden bir gün önce, 11 Kasım'da yapılan testin amacı, olası bir depremin etkilerini ve ölçümlerini hesaplamaktı. Araştırmaya dünyanın dörtbir yanından toplam 11 bilimadamı katıldı. Deniz seviyesinin bile altında kalan rakımıyla Ölü Deniz (Lut Gölü), deprem testi için en uygun mekan olarak seçildi. 

"DEPREM OLUR" UYARISI
İşte dünyanın bu en alçak noktasına sismologlar, 11 Kasım günü 5 tonluk patlayıcılar yerleştirdi. Patlayıcılar ateşlendiğinde meydana gelecek 4 şiddetindeki deprem sayesinde, muhtemel bir depremin merkez üssü ve yüzeye vuran şok dalgalarının ilerleyişi hesaplanabilecekti. Bu "deprem denemesi" sayesinde sismologlar, muhtemel depremlerde meydana gelecek zararları en aza indirgemeyi amaçlıyordu. 

Deneme gerçekleştirildi, patlayıcılar ateşlendi ve Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde suni bir deprem yaratıldı. Sismologlar başarılı bir test yaptıklarını düşünürken, dünyanın dörtbir yanındaki çevreciler ayağa kalktı. Greenpeace (Yeşil Barış) yetkilileri bu denemenin yerkabuğu tabakalarında oynamalara yol açabileceğini ve yeni depremlere neden olacağını savundular. 

Denemelerin doğal hayatı ve yearltı su kaynaklarını mahvedeceğini de söylediler. Bu tartışmaların hemen ertesi günü Bolu'da 7.2'lik depremin meydana gelmesi, akıllarda, "Acaba çevreciler itirazlarında haklı mıydı?" sorusunu uyandırdı.

 Testleri gerçekleştiren İsrail Jeofizik Enstitüsü'nün Simoloji Bölümü Müdürü Avi Shapira, patlamanın merkezinin Doğu Afrika'dan Suriye'ye uzanan kırık fay hattı üzerinde bulunduğunu belirtti. Shapira, bu nedenle testin çok uzaklardaki kırık fay hatlarını harekete geçirmesi olasılığının bulunmadığını da sözlerine ekledi. 
 

BU HABERLER, SABAH GAZETESİ'NİN İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.
(14 KASIM 1999)
 

sayfa başı