12 KASIM 1999
|
14 KASIM 1999
|
SABAH
GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER
Devlet
bu kez akıllanmış
Marmara depreminden tecrübe kazanıldığı Düzce depremiyle ortaya çıktı.
Felaket bölgesine anında müdahale edilirken, Kızılay bile sabah çorba dağıttı
17 Ağustos depreminden sonra günlerce hasar raporu veremeyen Başbakanlık
Kriz Merkezi dün öğle saatlerinde ölü ve yaralılarla ilgili rapor açıkladı
17 AĞUSTOS'TA
meydana gelen Körfez Depremi'nde sınıfta kalan "devlet", bu kez hızı ve
koordinasyonuyla olumlu puan aldı. Merkez üssü Düzce olan depremin yarattığı
şokun hemen ardından, Başbakanlık ve ilgili bakanlıklarda kriz yönetim
merkezleri oluşturuldu. Ankara'nın koordinesinde il kriz merkezleri devreye
sokuldu ve Kaynaşlı dışındaki afet bölgelerine ilk iki saatte kurtarma
ekipleri ile yardım ulaştırıldı. Körfez depreminde ilk üç gün afetzedelere
çadır, battaniye, sıcak yemek gibi en temel ihtiyaçları ulaştırmayan ve
bunun diyetini "yönetim kurulunun istifasıyla" ödeyen Kızılay bile, Düzce
depreminde "hızır" gibi yetişti. Kızılay depremzedelere kahvaltı verdi.
İlk depremde
günlerce, meydana gelen hasar, can kaybı, yaralıların durumu konusunda
net açıklama yapamayan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi, Düzce depreminin
üzerinden 24 saat geçmeden, afet bölgesindeki son durum ve yapılan çalışmaları
dakika dakika gösteren kapsamlı bir raporu kamuoyuna açıkladı.
Ne değişmemiş?
Yüksek rakımlı
Bolu-Düzce-Kaynaşlı'da havanın çok soğuk olmasına rağmen kışlık çadırların
bölgeye anında gelmemesi depremzedeleri mağdur etti.
Depremin akşam
karanlığında olması kurtarma çalışmalarında kargaşaya yol açtı. Doğan kargaşa
sonucu göçük altındaki pek çok insana ulaşılamadı.
Kurtarma çalışmaları
sırasında ekipman yetersizliği depremzedelerin isyan etmesine yol açtı.
Çocuğu göçük altında olan bir baba, ambülanslarda oksijen tüpü olmadığını,
kurtarma ekiplerinin elinde bir murç bile olmadığını haykırdı.
Depremden en
etkilenmemesi gereken binalardan biri olan itfaiye binasının yıkılması
ve itfaiye erlerinin göçük altında kalması nedeniyle bölgede çıkan yangınların
söndürülmesi uzun sürdü. Birçok insan yanarak ya da dumandan boğularak
yaşamlarını yitirdi.
Depremin hemen
ertesi sabahında toplu mezarlar için çukurlar açıldı ve defin işlemleri
başladı. Facianın 17 Ağustos'taki kadar büyük olmaması, havanında ölülerin
kokmasını engelleyecek kadar soğuk olmasına rağmen yapılan bu işlem kafalarda
soru işaretleri doğurdu.
Ne değişmiş?
Emniyet ve
Karayolları Genel Müdürlükleri'nin birlikte çalışması sonucu depremin hemen
akabinde karayollarında tıkanmaların önüne geçildi. Trafik polisleri, Orta
ve Doğu Anadolu'dan İstanbul'a seyreden araçları Eskişehir-Bilecik-Adapazarı
istikametine sevk edince İstanbul-Düzce-Bolu ve Ankara-Bolu Düzce yönünde
trafik akışı sağlandı.
Başbakanlık,
kurduğu özel hatla tüm valilerle telefon bağlantısı sağladı. Kriz merkezi
Bolu Valisi Nusret Miroğlu'ndan dakika dakika bilgi aldı. Emniyet Genel
Müdürlüğü de özel hattı sayesinde Bolu ve Düzce emniyet müdürlerinden bilgi
aldı.
Ordu gece görüşü
olan Skorsky helikopterlerini bölgeye sevk ederek İstanbul, Ankara ve Eskişehir'e
gece boyunca yaralı taşıdı.
Emniyet, İstanbul
ve Ankara'dan asayiş dairesi, özel hareket ve çevik kuvvete bağlı çok sayıda
polisi deprem bölgesinde görevlendirdi.
Su ve kanalizasyon
şebekelerinde ağır hasar olmaması, deprem bölgesinde ilerleyen günlerde
ortaya çıkacak sağlık sorunlarının önünü kesti. Elektirik, muhtemel yangınların
çıkmaması için bir gün daha olmayacak.
17 Ağustos depreminde
orta derecede hasar görmüş binaların tamamen terkedilmiş olması facianın
boyutların önemli ölçüde küçülttü.
Karayolları
Genel Müdürlüğü, Bolu Dağı'nda heyelanda yok olan yolun onarımı için bölgeye
53 araç gönderdi. Yolun 2-3 gün içinde trafiğe açılması planlanıyor.
Kızılay, dün
sabah depremzedelere kahvaltı verirken, kısa vadede doğacak yiyecek sorununun
önüne geçti.
Düzce Depremi'nde
bu kez yalnızca AKUT gönüllüleri değil, sivil savunma ekipleri, Zonguldak'tan
intikal eden madenciler ve askerler de canlı kurtarma çalışmaları sırasında
büyük özveri gösterdi.
Dostlarımız
yine yardıma koştu
Marmara depreminde yardımımıza koşan yabancı dostlarımız Düzce depreminde
de bizi yalnız bırakmadılar
Yabancı uzmanlardan
oluşan arama-kurtarma ekipleri Marmara depreminde olduğu gibi Düzce depreminden
sonra da bizi yalnız bırakmadılar. Çok sayıda ülkeden gelen teknik donanımlı
kurtarma timleri deprem bölgesine çok kısa sürede götürüldüler. Almanya'dan
özel bir uçakla gelen ve 17 kişi ve 15 köpekten oluşan arama-kurtarma ekibiyle
İsrail'den gelen ekip, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait bir otobüsle
deprem bölgesine ulaştırıldı.
3 uçak
Yunanistan,
İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dimitris Kandivanos gözetiminde, C-130
tipi 3 uçak ile yardım gönderdi. 2 itfaiye, 2 nakliye aracı, 2 tane de
ambulans geldi. Ekipte 25 sağlıkçı ve 25 arama kurtarma görevlisi yer aldı.
İngiltere'nin de Türkiye'ye itfaiye ve kurtarma ekipleri göndereceği öğrenildi.
Uluslararası Kalkınma Bakanı Clare Short, "Bir ekibimiz, deprem bölgesine
gidiyor" dedi.
jet yardım
Cezayir de,
merkez üssü Düzce'de bulunan depremin ardından kurtarma çalışmalarına katılmak
üzere bir ekip gönderiyor. Bu arada KKTC sivil savunma teşkilatı ekiplerinin
de deprem bölgesine hareket ettiği öğrenildi.
İsveç de 40
kişiden oluşan kurtarma ekibi ve özel eğitilmiş 6 köpeği Türkiye'ye gönderdi.
İsveç'ten gelen kurtarma ekibiyle beraber, çok miktarda tıbbi malzeme ve
kurtarma araçları da deprem bölgesine gelecek. Ermenistan'dan da 15 kişilik
ekip geldi.
Bu arada yardım
ekiplerine gönüllü tercümanlık yapan bir bayanın başına ise güvenlik bariyeri
düştü. Şoka giren genç kız bir süre baygınlık geçirdi. Gökhan ARTAN-Sabri
SÜMERER
Mr
Deprem uyardı
Kandilli
Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Işıkara İstanbul'da yıkıcı deprem olabileceğini
söyledi
Boğaziçi Üniversitesi
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Başkanı Ahmet Işıkara
Düzce Merkez üslü 7.2 şiddetindeki deprem sonrasında ikinci basın toplantısını
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof Dr. Faruk Birtek
ve Psikoloji Bilimdalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülizar Ela ile birlikte
yaptı. Depremden sonra şiddeti 4'ün üzerinde 38 artçı deprem olduğunu belirten
Işıkara, bundan sonra bölgenin dört yönünde de deprem olabileceğini fakat
en önemli iki ihtimalin Sapanca-Akyazı ve Marmara Bölgesi'nde olduğunu
söyledi.
Marmara
Bölgesi'ndeki fay hattında Düzce'de olduğu gibi sismik boşluklar olduğunu,
fakat depremin zamanlaması ve şiddeti konusunda kesinlikle bir açıklama
yapmak istemediğini belirten Işıkara; Marmara Bölgesi'nde beklenmesi gereken
depremin İzmit Körfezi'nden Şarköy'e kadar olan bir bölgedeki fay hattının
tamamını veya bir kısmını etkileyeceğini söyledi. Işıkara, İstanbul'un
25 km güneyinden geçecek bu fay hattının şiddetinin İstanbul'da yıkıcı
etkileri olabileceğini hatırlattı.
RUH SAĞLIĞI
Depremin artık
Türkiye'nin bir gerçeği olduğunu ve bununla birlikte yaşamanın yollarını
öğrenmek gerektiğini belirten Işıkara, "Evet İstanbul'da deprem olacak.
Bundan sonra yapılacak tahmin ve tartışmalarda 'İstanbul'da deprem olacak
mı?' sorusuna değil, 'Olacak zararı nasıl minimuma indirgeyebiliriz?' sorusuna
cevap aramalıyız" dedi.
Depremlerin
psikolojik etkileri üzerine açıklama yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim
Görevlisi Doç Dr. Gülizar Ela ise, 17 Ağustos depreminden dersler almamız
gerektiğini belirtirken depremden sonra gelen müracatların verilerine göre
depreme ruhi olarak en dayanıklı olan kişilerin deprem öncesi hayatın zorluklarıyla
iyi başedebilenler, iyi bir sosyal destek alanlar ve depremi hayatın bir
parçası olarak kabul edenler olduğun söyledi.
Basının da bilgilendirme
işlemini yaparken sansasyonelcilikten kurtulması gerektiğini ve kanlı görüntüleri
duygusal olarak fazla işlememesi gerektiğini vurgulayan Gülizar Ela, "Televizyonlarda
gösterilen heyecanladırıcı görüntüler, depremin etkilerini bölgede olmayan
insanlar üzerinde de göstermesini sağlıyor. Bu da etkilerin daha geniş
hissedilmesini getirir. Bireysel olarak ve toplum olarak hazırlıklı olmalıyız
ve panik yapmadan hareket edip hurafelere inanmamalıyız" dedi.
İstanbul'da
deprem olacak mı, olmayacak mı?
Deprem mutlaka
olacak
PROF. DR.
CELAL ŞENGÖR
İSTANBUL'DA
bir deprem olacağını uzun zamandır söylüyoruz. İstanbul, Gelibolu'dan Erzincan'a
kadar uzanan Kuzey Anadolu fay hattının üzerindedir. Depremin nedeni olan
kırılma kaotik olduğu için önceden zamanını söylemek, geleceğini bilmek
mümkün değildir. Ama İstanbul'da bir depremin önümüzdeki 30 yıl içersinde
olacağı da kesindir.
İstanbul'u da
içersine alan Gelibolu-Erzincan arasındaki çizgi zaten bir kırıklar cümlesidir.
Bu kırıklar hep birlikte Orta ve Batı Anadolu'nun Avrasyaya göre senede
2 santim batıya kaçmasını sağlayan bir ray gibidir. Bu ray üzerinde bazen
takılır, takıldığı zaman ve yerde de deprem olur. Ama ne zaman? Bilemiyoruz.
Fay dümdüz İstanbul'un güneyinden geçmektedir. Kırılma çok büyük olursa
İstanbul kötü etkilenecektir, kırılma küçük olursa daha hafif atlatılacaktır.
İstanbul
fayı tetiklenmedi
PROF. DR.
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
KÖRFEZ fayı
düşey atılımlı olmadığından İstanbul depremine neden olmayacaktır.
17 Ağustos
Körfez depremindeki kırığın ucu Düzce-Bolu'da sona ermiştir. Öteki ucunun
ise Hersek Deltası olduğu tartışmasızdır. Daha önce bu fayın İstanbul'a
doğru ilerleyip, 8 e yakın bir şiddette kırılacağı söylenmişti. Oysa ben
bu fayın yana doğru bir harekete sahip olduğunu söylemiştim. Yani bu fayın
ancak Yalova Çınarcık fayını tetikleyeceğini söylemiştim.
Sismik 1 Gemisinin
araştırmaları da Yalova Çınarcık fayının İmralı'ya kadar kırıldığını göstermişti.
İstanbul'u etkileyecek bütün depremlerin bu hat üzerinde gerçekleştiğini
biliyoruz. Doğu ucu Düzce-Bolu olan fayın batı ucu ise Silivri Tekirdağ
çukurlarından geçen Gaziköy fayına bağlanan Marmara hattı olacaktır. Yalova
Çınarcık kırığı Marmara Adasında son bulmakta ve atımı düşmektedir. Serfiraz
ERGUN
Mehmetçik
yine hızır gibi
Kara Kuvvetleri
Komutanlığı Karargahı'nda, saat 19.00'da "Tabii Afetler Koordinasyon ve
Değerlendirme Merkezi" kuruldu; 16 general ile 150 subay ve astsubay çalışmaya
başladı
Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK), merkez üssü Düzce olan depremden sonra seferber oldu;
Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı kriz
merkezleri anında devreye girdi.
Kara Kuvvetleri
Komutanlığı Karargahı'nda "Tabii Afetler Koordinasyon ve Değerlendirme
Merkezi" Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Kara Kuvvetleri
Komutanı Orgeneral Atilla Ateş'in emirleriyle saat 19.00'dan itibaren Kara
Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Timur komutasında faaliyete
geçti.
Merkezde
16 general ile 150 subay ve astsubay 24 saat çalışma esası üzerinden faaliyet
yapıyor. Merkez'de deprem bölgelerinden gelen bilgiler anında değerlendirilerek,
süratle alınması gereken tedbirler için emirler veriliyor.
4'üncü Kolordu
Komutanı Erol Tutal saat 23.00'te bölgenin askeri sorumluluğu ve koordinasyonunu
almak üzere Bolu'ya gitti. Afet Bölge Komutanlığı'na atanan Korgeneral
Tutal'ın emir komutasında Bolu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Aydın
İnağ, 1'nci Piyade Tugay Komutanı Baki Üstündağ, 2'nci Zırhlı Tugay Komutanı
Tuğgeneral Ercan Birol bulunuyor.
Bölge
askeri açıdan Bolu-Kaynaşlı-Düzce sektörlerine ayrılarak emir-komuta düzeni
temin edildi.
Van'dan
bin 600 Mehmetçik, arama kurtarma faaliyetleri için Bolu ve Düzce'ye getirildi.
JGK'lığından
1 komando bölüğü Düzce'ye intikal ederek, faaliyete geçti. (Mahmut BULUT)
7 tabur asker
bölgede
1. ORDU Komutanlığı
Genel Sekreteri Kurmay Albay Selçuk Tümöz, 1. Ordu Komutanlığı'nda depremden
hemen sonra Kriz Merkezi oluşturulduğunu belirterek, "Deprem bölgesindeki
arama ve kurtarma çalışmalarına 12 helikopter ve 7 tabur askerimizle katıldık"
dedi. Atatürk Havalimanı'nda oluşturulan Kriz Merkezi'nde açıklama yapan
Kurmay Albay Tümöz, 1. Ordu Komutanlığı'nın "Deprem alarm planları" gereğince
birliklerini harekete geçirdiğini belirterek, "2 Tuğgeneral komutasındaki
7 tabur asker bölgeye sevk edildi ve birliklerimiz saat 02.00 itibariyle
çalışmalara başladı" diye konuştu. AKUT ekiplerinin de gece şartlarında
uçuş yapabilen helikopterlerle bölgeye gönderildiğini kaydeden Tümöz, helikopterlerin
dönüşlerinde de yaralı depremzedeleri İstanbul'a getirdiğini söyledi. Kurmay
Albay Tümöz, ihtiyaç duyulması halinde bölgeye, emir verilmesinden sonra
30 dakika içinde başka birliklerin de gönderilebileceğini belirtti. Atatürk
Havalimanı Mülki İdare Amiri ve Kriz Merkezi Başkanı Saim Eskioğlu da Atatürk
Havalimanı'nda 17 Ağustos depreminden sonra oluşturulan kriz merkezinin
önceki günkü depremden sonra takviye edilerek, çalışmalarını sürdürdüğünü
söyledi. Eskioğlu şöyle devam etti: "Şu saate kadar 7 ülkeden gelen 177
kurtarma ekibi, 29 özel eğitimli köpek bölgeye sevk edildi."
JANDARMA'NIN
ŞEHİDİ
Öte yandan
deprem sırasında Bolu Jandarma İl Alay Komutanlığı'nda görevli Uzman Çavuş
Hakan Yaşar Eroğlu çatıdan kopan parçaların başına düşmesi sonucu şehit
oldu. Olayda 3 Mehmetçik de yaralandı. Sabri SÜMERER (SHA)
Devlet
bu sefer hızlı yetişti
Dünya Türkiye
depremini konuşuyor... AmerikaCNN televizyonu, deprem bölgesinden canlı
yayın yaparak yardım çalışmalarını helikopterden görüntüledi.
"Uluslararası
yardım ve kurtarma ekipleri yola çıktı" diyen CNN, "Türk hükümetinin Ağustos
depremine göre çok daha iyi çalıştığı" yorumunu yaptı. CNN, bölgeye çok
sayıda askeri birlik yollanmasının, çalışmaları oldukça kolaylaştırdığını
bildirdi. ABC, CBS, NBC, FOX televizyonlarının yanısıra New York Times,
Washington Post, Boston Globe gibi önde gelen gazeteler de haberi manşetten
verdiler. Ağustos depreminin yaraları henüz sarılmadan Türkiye'nin tekrar
bir depremle can ve mal kaybına uğramasının büyük talihlizlik olduğunu
belirttiler. Savaş SÜZAL/WASHINGTON
İngiltere
HÜKÜMET, ordu
ve Kızılay'a övgü yağdı. Depremden hemen sonra olay yerine koşan ordu,
bakanlar ve milletvekillerinin davranışı takdirle karşılandı. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel ve Başbakan Ecevit'in depremden hemen sonra televizyon
kanalları aracılığıyla halka yaptığı açıklamaların bir önceki kötü anıları
sildiği belirtildi. BBC, ITV ve SKY televizyonları depremi, bültenlerinin
ilk haberi olarak duyurdu. BBC, Türk televizyonlarının kan bağışı çağrısını
görüntülü olarak verirken "Deprem talihsiz Türkiye'yi yine vurdu" yorumunu
yaptı. Idependent, Guardian, Times gazeteleri birinci sayfa manşet haberlerinde
geçmiş depremdeki hataların bu kez tekrarlanmadığını yazdılar. Jan DEVLETOĞLU/LONDRA
Fransa
Liberation
gazetesi fotoğraflı olarak "Türkiye'de Toprak Yine Sallandı" manşeti ile
verdiği haberde "20 bin kişinin yaşamına mal olan İzmit depreminden 3 ay
sonra Türkiye kalbinden vuruldu" yorumunu yaptı. Tam sayfalık haberde "Türkler
yeniden korku ve dehşete düştüler. Bilanço çok ağır olabilir. Geçtiğimiz
Ağustos ayında felaket bölgesine 2-3 gün sonra geldiği için büyük tenkit
konusu olan yardım ekipleri ve ordu, bu kez deprem bölgesine daha çabuk
ulaştı" ifadesi kullanıldı. Le Figaro gazetesi haberi "Türkiye'de Deprem
Yeniden Öldürdü" başlığıyla birinci sayfadan verirken, Aujourd'hui gazetesi
ise başsayfadan "FELAKET: Türkiye'de yeni bir öldürücü deprem" manşeti
attı. Nurdan BERNARD/PARİS
Bolu
depreminin ardındaki şüphe
Depremden
24 saat önce İsrailliler'in yaptığı "patlama testi" tartışılıyor: Depremin
nedeni bu olabilir... Ölü Deniz tabanına yerleştirilen 5 ton patlayıcı
ateşlendi. 4.0 şiddetinde deprem yaratıldı.
Bilimadamları,
Düzce'de önceki gün meydana gelen depremin ardından, bu büyük sarsıntının
nedenlerini araştırmaya başladılar. Araştırmayı yürüten bilimadamlarından
bazıları, depremin beklenmedik şekilde ani ve büyük şiddetli olduğuna dikkat
çekiyor.
Ortaya atılan
yeni bir iddia ise, inanılması güç ama korkunç bir olasılığı gündeme getirdi.
İddiaya göre Bolu depremine, İsrail Jeofizik Enstitüsü'nün, depremden bir
gün önce yaptığı test neden oldu. Test, enstitünün Sismoloji Bölümü'ne
bağlı bilimadamlarının, İsrail sınırları içinde kalan Ölü Deniz'de gerçekleştirildi.
Depremden bir
gün önce, 11 Kasım'da yapılan testin amacı, olası bir depremin etkilerini
ve ölçümlerini hesaplamaktı. Araştırmaya dünyanın dörtbir yanından toplam
11 bilimadamı katıldı. Deniz seviyesinin bile altında kalan rakımıyla Ölü
Deniz (Lut Gölü), deprem testi için en uygun mekan olarak seçildi.
"DEPREM OLUR"
UYARISI
İşte dünyanın
bu en alçak noktasına sismologlar, 11 Kasım günü 5 tonluk patlayıcılar
yerleştirdi. Patlayıcılar ateşlendiğinde meydana gelecek 4 şiddetindeki
deprem sayesinde, muhtemel bir depremin merkez üssü ve yüzeye vuran şok
dalgalarının ilerleyişi hesaplanabilecekti. Bu "deprem denemesi" sayesinde
sismologlar, muhtemel depremlerde meydana gelecek zararları en aza indirgemeyi
amaçlıyordu.
Deneme gerçekleştirildi,
patlayıcılar ateşlendi ve Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde suni bir
deprem yaratıldı. Sismologlar başarılı bir test yaptıklarını düşünürken,
dünyanın dörtbir yanındaki çevreciler ayağa kalktı. Greenpeace (Yeşil Barış)
yetkilileri bu denemenin yerkabuğu tabakalarında oynamalara yol açabileceğini
ve yeni depremlere neden olacağını savundular.
Denemelerin
doğal hayatı ve yearltı su kaynaklarını mahvedeceğini de söylediler. Bu
tartışmaların hemen ertesi günü Bolu'da 7.2'lik depremin meydana gelmesi,
akıllarda, "Acaba çevreciler itirazlarında haklı mıydı?" sorusunu uyandırdı.
Testleri
gerçekleştiren İsrail Jeofizik Enstitüsü'nün Simoloji Bölümü Müdürü Avi
Shapira, patlamanın merkezinin Doğu Afrika'dan Suriye'ye uzanan kırık fay
hattı üzerinde bulunduğunu belirtti. Shapira, bu nedenle testin çok uzaklardaki
kırık fay hatlarını harekete geçirmesi olasılığının bulunmadığını da sözlerine
ekledi.
BU HABERLER, SABAH GAZETESİ'NİN
İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.
(14 KASIM 1999)
  |