Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DEPREM ANA SAYFA
ULUSAL DEPREM KONSEYİ

ULUSAL DEPREM KONSEYİ AÇIKLAMASI...
"Büyük kentlerimiz ve diğer yerleşmelerimizin, 1999 yılı öncesinden daha güvenli olduğunu söylemek olanaksızdır."
15 Ağustos 2005
Ulusal Deprem Konseyi'nce, 17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi depreminin 6. yılı nedeniyle yapılan açıklamada, "günümüzde büyük kentlerimiz ve diğer yerleşmelerimizin, 1999 yılı öncesinden daha güvenli olduğunu söylemek olanaksızdır. Aksine nüfus artışı ve gelişme hızına bağlı olarak her geçen gün, gelecekteki afetlerde kayıp ihtimalini daha da artırmaktadır" denildi.
Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, konsey adına yaptığı açıklamada, 17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi Depremi'nin üzerinden geçen 6 yılda kaydedilen en olumlu gelişmenin, arama-kurtarma kapasitesinin 1999 öncesine oranla önemli ölçüde geliştirilmesi olduğunu belirtti.

Açıklamada, "ivedilikle etkin önlemler alamadığımız ve ödünsüz uygulamalar yapamadığımız sürece depremler ve diğer doğal afetler karşısında çok daha büyük kayıplarla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır'' denildi.
 

Ulusal Deprem Konseyi tarafından yapılan açıklama şöyle:
(15 Ağustos 2005)

17 AĞUSTOS 1999 İZMİT KÖRFEZİ DEPREMİ’NİN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
ULUSAL DEPREM KONSEYİ’NİN (UDK)
BASIN AÇIKLAMASI

17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi depremi’nin üzerinden 6 yıl geçmiştir. Büyük can ve mal kaybına yol açan bu depremin ardından, Ülkemizde deprem zararlarının azaltılabilmesi için yapılması gereken çalışmalar ve alınması gereken önlemler konusunda üç ulusal rapor ve birçok başka rapor hazırlanmış, çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Bunlar arasında Ulusal Deprem Konseyi, İktisat Kongresi, Deprem Şurası, TMMOB, DPT, Sayıştay Başkanlığı, Üniversiteler, TMMOB’ye bağlı meslek odalarının raporları sayılabilir. Konseyimiz de 2002 yılında “Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi” raporunu hazırlamış ve kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine sunmuştur. Ayrıca Konsey üyelerimiz, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 2004 yılı içerisinde düzenlenen “ Deprem Şurası” çalışmaları sürecinde aktif görevler üstlenerek, ülkemizin en önemli sorunları arasında yer alan deprem zararlarının azaltılması konusunda, ivedilikle alınması gereken önlemleri gündeme getirmiş ve bunlar “Şura Sonuç Bildirgesi” arasında yer almıştır.

17 Ağustos 1999 depreminin altıncı yılı biterken, Ülkemizde deprem zararlarının azaltılması konusunda alınan ve alınamayan önlemleri yeniden gündeme getirmek ve kamuoyunun dikkatine sunmak görev sayılmaktadır.

Ülkemizde son altı yıl içersinde kaydedilen en olumlu gelişme, Ülkemizin arama-kurtarma kapasitesinin, 1999 öncesine oranla önemli ölçüde geliştirilmesi olmuştur. Şura Sonuç Bildirgesi’nde ve hemen her raporda vurgulanmış olmasına rağmen, henüz olumlu bir gelişme kaydedilemeyen konular aşağıda özetlenmiştir:

Zarar azaltma konusunda kurumlar arasındaki işbirliği ve koordinasyon eksikliğini ortadan kaldıracak, yara sarma yerine risk azaltma politikalarına öncelik veren, bu konuda ülke, bölge ve yerel ölçeklerde yapılması gereken çalışmaları planlayan, yönlendiren ve destekleyen yeni bir “Afet Yönetim Sistemi” kurulamamış ve yeni bir kurumsal yapılanma oluşturulamamıştır.

Ülke, bölge ve yerel ölçeklerde zarar azaltma amaçlı ‘Sakınım Planları’ hazırlanamamıştır.

Yerleşme ve yapılaşmalarla ilgili olarak, imar ve afet mevzuatı, 1999 yılı depremlerinden elde edilen dersler doğrultusunda yeniden düzenlenememiş ve zarar azaltmada önemli araçlar olan mikrobölgeleme, kentsel risk etkenlerini belirleme, sakınım (zarar azaltma) planları gibi yeni imar araçları geliştirilememiştir.

Büyük ümitlerle çıkarılan 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin iptal edilmesi üzerine çıkarılan ve sistemi geriye götüren 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu’na dahi sahip çıkılmamıştır. Merkezi ve yerel yönetimlerin ilgisizliği ve denetimsizlik nedenleriyle sistem etkisiz hale gelmiş ve bu yasa yerine çıkarılması önerilen, mesleki yeterliliği esas alan ve sigorta unsurunu içeren yeni bir yapı denetimi yasası çıkarılarak ülke genelinde uygulanması sağlanamamıştır.

Yine 1999 yılı sonrasında 587 sayılı KHK ile getirilen “Doğal Afet Sigortaları” sistemi geliştirilip yayınlaştırılacağı yerde, yeni çıkarılan yasalarla mevcut sistem delinmiş, zayıflatılmış ve bu konuda yeni bir yasa çıkarılamamıştır.

Halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi faaliyetleri Milli Eğitim Bakanlığı’nca sistematik ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınmamış ve tamamen kişi ve sivil toplum kuruluşlarının anlayışına terk edilmiştir.

Yeni belediyeler ve il özel idareleri yasalarına, depremlere hazırlık ve zarar azaltma konularında yerel yönetimlere yetki ve sorumluluk veren olumlu eklemeler yapılmıştır. Buna karşın, yerel yönetimlerin asıl sorumluluk almalarını gerektiren mikrobölgeleme belgelerinin hazırlanması ve Sakınım Planlaması çalışmalarına ilişkin hiç bir görevlendirme yapılmamış, bu konuda yerel ölçekte yeni bir kurumsal yapılanma oluşturulmamıştır. Yerel yönetimlerin bu faaliyetleri hangi imkan ve kaynaklarla yürütecekleri belli değildir.

Ülke genelinde depremlerin kaydedilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi, arşivlenmesi ve tüm ilgililerin ve araştırmacıların yararlanmasına sunulabilmesi için, ulusal sismik ağlar, afet bilgi bankası ve afet bilgi sistemleri kurulması konularında olumlu bir adım atılamamıştır.

Deprem zararlarının azaltılması ve afet yönetimi konularında mesleki ve hizmet içi eğitim programlarının hazırlanması ve yaygınlaştırılması konusunda olumlu gelişmeler kaydedilememiştir.

Bütün uluslararası kuruluşların ve dünya ülkelerinin son 10 yıldır fikir birliği içinde olduğu ve Türkiye’nin de taahhütlerde bulunduğu afet zararlarının azaltılması faaliyetleri konularında merkezi, bölgesel ve yerel düzeylerde gereken önlemler alınmamış, kalkınma planları arasında rasyonel dengeler kurulamamış ve afet zararlarının azaltılmasında her ölçekteki planlamanın etkin bir araç olarak kullanılabileceği gerçeği kavranamamıştır. Bu durumda sürdürülebilir bir kalkınma modeli uygulamak mümkün olamamaktadır.

Coğrafi bilgi sistemleri ve uydu teknolojileri kullanılarak doğal afetlerle ilgili erken uyarı ve alarm sistemleri kurulması ile deprem hasarı erken haber alma sistemlerinin geliştirilmesi konusunda herhangi bir gelişme kaydedilememiştir.

Deprem tehlikesi ve riskinin belirlenmesi çalışmalarının temelini oluşturan, Türkiye’nin aktif tektoniği, diri fayları ve depremselliği faaliyetlerinde bu güne kadar ciddi bir koordinasyon ve işbirliği sağlanamamıştır. Bu amaca yönelik olarak MTA tarafından belirli bir program içersinde ve kıt kaynaklarla yürütülmeye çalışılan jeoloji, jeofizik ve jeodezi disiplinlerince birlikte yürütülmesi gereken AR-GE çalışmalarına henüz başlanamamıştır.

İstanbul için dört üniversitemiz tarafından hazırlanan “Master Plan”da öngörülen çözüm yollarının çok azı eyleme dönüştürülebilmiştir (Bazı okullar, kamu binaları ve viyadüklerin güçlendirilmesi gibi). Dünya Bankası inisiyatif ve yönlendirmeleriyle yürütülen İSMEP projesinin ise henüz ne olduğu, bir üst düzey Sakınım Planı’na bütünlük sağlamak üzere nasıl bağlandığı bilinmemektedir.

Özetlemek gerekirse:

Gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sosyo-ekonomik sorunlar nedeniyle kentlere göç, plansız şehirleşme ve sanayileşme, kaçak ve denetimsiz yerleşme ve yapılaşmalar yoğun olarak devam etmektedir. Bu durum, ülkemizdeki deprem ve diğer doğal afet risklerini sürekli artırmaktadır.

Günümüzde büyük kentlerimiz ve diğer yerleşmelerimizin, 1999 yılı öncesinden daha güvenli olduğunu söylemek olanaksızdır. Aksine nüfus artışı ve gelişme hızına bağlı olarak her geçen gün, gelecekteki afetlerde kayıp ihtimalini (riski) daha da artırmaktadır.

Yukarıda özetlenen konularda, ivedilikle etkin önlemler alamadığımız ve ödünsüz uygulamalar yapamadığımız sürece depremler ve diğer doğal afetler karşısında çok daha büyük kayıplarla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır.

Ulusal Deprem Konseyi adına
Başkan
Prof. Dr. Haluk Eyidoğan
 

 


(15 AĞUSTOS 2005)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2005 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.