| 5. TOPLUM GENELİNDE EĞİTİM VE ÖRGÜTLENME
5.1. Gerekçe ve Kapsam
Tehlikeli doğa olaylarından biri olan depremlerin, toplum genelinde
gözardı edilmesi, yaşanan acı deney imlerin çok kısa sürelerde unutulup
bellekten silinmesi eğilimleri Türkiye’de egemen bir özelliktir. Depremler
sonrasında, toplumda afet zararlarını azaltma ve hazırlıklı olma konularına
büyük ilgi oluşmakta, ancak bu ilgi zaman içerisinde hızla kaybedilmektedir.
Deprem zararlarını azaltabilmek için bu tutumun değiştirilmesi, hazırlıklı
olmaya ağırlık veren farklı bir kültürün yaygınlaştırılması, eğitim ve
örgütlenme çalışmalarının sürdürülebilir nitelikte olması, Türkiye‘de birincil
önemde bir toplumsal proje olarak tanımlanmak zorundadır. Bu proje, uzun
dönemli ve çok yönlü çabalar gerektirmektedir.
Toplum genelinde ısrarlı kampanyalar sürdürmek yanı sıra, tüm ilk ve
orta dereceli eğitim programlarında etkili bilgilendirme ve araştırıcı-uygulayıcı
bilgi taşıyıcı]arı oluşturacak biçimde öğretim kapsamının ayrıntılandırılarak
yürütülmesi, bunun için gerekli görevlerin tanımlanması, başlı başına bir
hedeftir. Üçüncü olarak, sivil toplum kuruluşları (STK) ve yerel toplum
kuruluşlarının (YTK) oluşturulması ve deprem zararlarını azaltma amaçlı
etkinlikler etrafında toplanmalarının özendirilmesi ve gereken desteklerin
verilmesi yerinde görülmelidir. Yerel ve merkezi yönetimlerde karar veren
ve yetkiler üstlenen birim ve kişilerin, yalnızca acil durum yönetimi konularında
değil, deprem risklerinin belirlenmesi ve yönetimi konularında da yeterli
bilgi sahibi olmalarının sağlanması, dördüncü bir etkinlik alanı oluşturmaktadır.
Yerleşme birimlerinin planlanmasında ve yapılaşmanın proje ve uygulama
aşamalarında rol ve sorumluluklar üstlenen meslek adamlarının, bugün bu
açıdan çok yetersiz olduğu görülen meslek eğitimleri sırasında ve meslek
uygulamalarında, deprem konusunda bilgi ve yetkinlik düzeylerinin geliştirilmesi,
Türkiye için bir başka yaşamsal hazırlılık projesi olarak durmaktadır.
Tüm bu kesimlerin zarar azaltıcı önlemlerin önemini anlaması, bu konularda
eğitilmesi ve konuyu sahiplenmesi gerekmektedir. Sürdürülebilirliği sağlamak
için yerel düzeyde mevcut olan kurumların güçlendirilmesi, yerel farklılıkların
göz önünde bulundurulması, yapılan çalışmaların etkin biçimlerde halka
duyurulması, tüm bu eğitim ve çok sektörlü yerel örgütlenmeler için yasal
düzenlemelerin yapılması gerekir.
5.2. Depreme Hazırlık Bilincinin Geliştirilmesi ve Halk Eğitimi
Gerek acil durum ortamında yapılması gerekenler, gerekse zarar azaltıcı
önlemleri alarak depremlere hazırlıklı olma ve risk yönetiminde deneyim
kazanma konuları, her konumdaki yurttaşların bilgisi ve dikkati içine çekilebilmelidir.
Bu nedenle topluluk ve bireylere, toplumun her kesitinden ulaşılabilmesi
gerekir. Bu amaçla genel medya, çalışma ortamı ve iş çevreleri, bireysel
ilgi alanları (hobiler) ve spor, her türlü iletişim ortamları, halk eğitim
merkezleri, ibadet merkezleri gibi insanların biraraya geldiği yerler,
hatta kahvehaneler vb. yerler aracılığıyla, her kanaldan yurttaşa erişilmesi
önemsenmesi gereken bir temel ilkedir.
Bakanlıklar ya da Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü gibi merkezi yönetim
birimlerince eşgüdümü sağlanacak görsel-işitsel kampanyalarda (üniversiteler,
meslek kuruluşları, medya kuruluşları, özel kuruluşlar gibi) pek çok ilgilinin
rol alması olanaklıdır. Bu tür kampanyaların düzenli aralıklarla sürdürülmesi,
toplumun farklı kesimlerini ayrı ayrı hedeflemesi düşünülmelidir. Bu tür
kampanyalarda üzerinde durulması gerekenler, yaşam çevresinde karşılaşılan
riskleri tanıtma, risklerden kaçınma ya da bunları azaltacak yöntemleri
öğretme, sigorta sistemlerine katılımı özendirme; daha güvenli yaşam-iş
çevrelerinin nasıl yaratılabileceğine ilişkin örnekler gösterme; yurttaşlara
hakları ve sorumluluklarına ilişkin konularda bilgilendirme girişimleri
olmalıdır.
Ülkemizde bugün halk eğitimi görevlerinin önemli bir kısmı, Sivil Savunma
Müdürlükleri tarafından belirlenen ‘Sivil Savunma Yükümlüleri ‘ne verilmektedir.
Ancak, mevcut uygulamada yükümlüler gönüllü kişiler arasından seçilmemekte
ve eğitim yalnızca acil dönemde önem kazanan konuları kapsamaktadır. Sivil
Savunma Müdürlüklerinin yürüttükleri bu uygulamanın yükümlülükten çıkarılıp,
istekli sivil toplum örgütleri üyelerine ve halktan gönüllülere verilecek
şekilde değiştirilmesi ve eğitim kapsamının genişletilerek risk belirleme
ve zarar azaltma eylemleri konularını da kapsaması, verilen eğitimin etkinliğini
artıracaktır.
Yerel düzeyde etkin eğitim kampanyaları için ise, Halk Eğitim Merkezleri’nde
açılacak kurslarla halkın farklı kesimlerine ulaşabilecek ve eğitebilecek
eğiticilere gereksinme vardır. Böyle bir uygulama, hem yerel kaynakları
güçlendirecek, hem de yerel şartları ve kültürü bilen kişilerce verilecek
olan eğitimin daha etkili olmasını sağlayacaktır.
Yerel düzeyde ilk ve orta öğretim ve Halk Eğitim Merkezleri öğretmenleri,
valilik birimleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri, özel sektör görevlileri,
medya çalışanları eğitici olarak görev alabilirler. Bu kişilerin, özel
olarak hazırlanacak eğitici el kitapları kullanılarak eğitici olarak yetiştirilmeleri
ve daha sonra onların toplumun farklı kesimlerine ulaşmalarını sağlamak
üzere kurgulanan bir eğitim modeli uygulanabilir. Eğitici eğitimi tamamlandıktan
sonra yerel eğiticilerin, bu eğitimi halkın farklı kesimlerine götürebilmeleri
için düzenlemeler yapılması gerekir. Bu düzenlemede Valilik, eşgüdüm işlevini
üstlenmelidir. İlk ve orta öğretim öğrencileri ve halk eğitim merkezi öğrencileri
için yürütülecek çalışmalar İl Milli Eğitim, Sivil Savunma ve Bayındırlık
Müdürlükleri’nin ortaklaşa çalışmaları ile gerçekleştirilebilir. Bu çalışmalarda
belediyeler, sivil toplum örgütleri ve ilgili meslek odaları ile işbirliği
yapılması da önemlidir. Eğitim ve bilinçlenme çalışmaları kapsamında görev
yapacak eğiticilere ve eğitim programına katılanlara sertifikalar verilmesi
eğitimin sürdürülmesi için motivasyon yaratabilir.
Yetişkin halk kesimleri için hazırlanacak programların içeriği, deprem
zararlarının azaltılabileceği ve zarar azaltmanın yanı sıra, hazırlıklı
olma gereği konularını işlemeli ve yapılması gereken eylemleri tanımlamalıdır.
Geliştirilecek eğitim materyali, bu eğitimi verecek olan eğiticiler için
hazırlanacak bir ‘Eğitici El Kitabı’ ile desteklenmeli, bu el kitabında
eğitimin hangi yöntemler kullanılarak verileceği açık adımlarla verilmelidir.
Yetişkin eğitiminde katılımcı yöntemlerin nasıl kullanılacağı, eğitim süresince
yaptırılacak uygulamalı grup alıştırmaları, simülasyonlar ve eğitime destek
olacak görsel malzemelerde bu kitap ile birlikte kullanılmak üzere hazırlanmalıdır.
Ülkemizdeki geçmiş depremler ile ilgili görsel malzemeler ve bilgiler de
kapsanmalıdır.
5.3. Depreme Hazırlık Kültürünün Eğitim Sistemine Aktarılması
Deprem ve toplum hazırlılığı konularının düzenli ders içerikleri olarak
geliştirilmesi ve farklı düzeylerde tekrarlanarak ilk ve orta eğitimde
kapsanması ile tüm yurttaşların genç yaşta bu doğa olayının her yönüyle
bilgilendirilmeleri sağlanacak ve uzun dönem için en değerli yatırım olacaktır.
Bu konuların hem ayrı ve zorunlu bir özel ders olarak, hem de öğretim programlarındaki
farklı derslerin kendi açılarından içerik geliştirmeleri sağlanarak işlenmesi
yerinde görülmelidir.
Tüm eğitim içeriğinde anlaşılabilirlik ve ilgi çekebilme özellikleri
ağırlık taşımalı, özel eğitim araç-gereçleri tasarlanmalı, anlatım görsel
belgelerle desteklenmelidir. Eğitimin içeriği ve öğretim araç-gereçleri
geliştirilirken farklı disiplinlerden bir ekibin birlikte çalışması, içerikte
kültürel uygunluk ve yöntemde doğru tekniklerin belirlenmesini sağlayacaktır.
İlk ve orta öğrenimde olduğu kadar, yetişkinlerin eğitiminde de araç-gereç
ve içeriğin hazırlanmasında depremin doğru algılanması ve çaresizlik düşüncesine
yol açmayacak vurguların yapılması gerekir. Burada temel bilgi ve mesajların
aşağıdakileri kapsamasına özen gösterilmelidir:
• Deprem, sıcak, soğuk, yağmur, kar, rüzgar gibi bir doğa olayıdır.
Bunlardan tek farkı, ne zaman olacağı tam olarak bilinemeyen ve seyrek
aralıklarla gerçekleşen bir doğa olayı olmasıdır.
• Diğer doğa olaylarına karşı nasıl önlemler alınabiliyorsa, depremlerden
korunmak için önlemler alınması da olanaklıdır.
• Bunun için öncelikle, yerleşim yeri kararlarının alınmasında yerbilimsel
verilerin gözönünde tutulması gerekmektedir.
• Oturulan yapının yeterliği sorgulanması gereken önemli bir konudur.
Yapılar depreme karşı güvenli olabilirler ve bunun gerektirdiği maliyet
büyük değildir.
• Yapıların bilimsel yöntemlere uygun biçimde yapılmaları gerekir. Yapıların
kaç katlı yapıldıkları değil, nasıl tasarlandıkları ve yapıldıkları önem
taşır.
• Yakın Yaşam çevresinde de yerel topluluklar ve bireyler tarafından
alınması olanaklı ve gerekli önlemler vardır. Komşular ve aileler kendi
aralarında ve içlerinde, yaşadıkları çevrenin özelliklerine göre, hazırlıklı
olmak için deprem öncesi, sırası ve sonrasında yapabilecekleri etkinlik
türlerini belirlemeli, gerekiyorsa bunları çocuklarından ve okul-aile etkinlikleri
yoluyla öğrenmelidirler.
İlk ve orta öğretim kapsamında yer verilecek konuların yalnızca kuramsal
düzeyde kalmaması için etkinliklerle birlikte yürütülmesine özen gösterilmeli,
ülke koşullarıyla bağdaşmayan bilgilerin aktarılmasından kaçınılmalı, tercüme
edilmiş ve bir başka toplum için geçerli olan metin ve kılavuzlardan ve
ülke koşullarıyla bağdaşmayan görsel malzeme kullanımından kaçınılmalıdır.
5.4. Toplumun ve Yerel Toplulukların Örgütlenmesi
Depremlere hazırlıklı olmada yerel toplulukların ve kendiliğinden oluşan
toplum örgütlenmelerinin katkıları her ülkede önemsenmektedir. Türkiye’de
de 1999 depremleri sonrasında ‘Sivil Toplum Kuruluşları’nın büyük katkılar
sağlayabildikleri kanıtlamıştır. Bu potansiyelin zarar azaltma amaçlarına
yönelik olarak da örgütlenmesi, tüm yardım ve etkinliklerin merkezi yönetimlerden
beklenmesi alışkanlıklarının aşılmasında, küçümsenmemesi gereken bir yöntemdir.
Zarar azaltma girişimlerinde, özellikle ‘Yerel Toplum Kuruluşları’ çok
yönlü katkılarda bulunabilirler. Mahallelerde oluşturulacak gönüllü kurullar,
olası depremlerde mahallelerin ne gibi riskler altında olduğunu inceleyerek,
yapılaşma ve çevre kullanımına ilişkin pek çok uyumsuz davranış örneğinin
ortaya çıkarılmasında, yerel toplumun dikkatine getirilmesinde ve bunların
giderilmesinde, hiçbir resmi müdahaleye gerek kalmaksızın birincil rol
oynayabilirler. Ayrıca, deprem sonrasında ilk yardım ve kurtarma konularında
planlar yapıp bu konuda bilgi ve belirli düzeylerde beceriler kazandırmaya
yönelik eğitim programları düzenleyebilirler; bunlara katılabilirler. Bu
tür oluşumların cesaretlendirilerek, örnekler gösterilerek ve kimi maddi
destekler sağlanarak yaygınlaştırılması, hazırlıklı bir kentsel toplum
kültürü gelişmesinde en önemli adımdır. Bu nedenle ‘Mahalle Afet Yönetimi’
türündeki girişimlerin geliştirdikleri projelere yerel yönetimlerce öncelikler
verilmesi, bu oluşumların mahalle muhtarI ıklarınca tanınarak yerel yönetimlerin
çeşitli etkinliklerinde temsil hakları kullanmaları ve yerel yatırım kararlarına
katılmaları sağlanmalıdır. Bu yaklaşımın, giderek mekansal temsiliyete
dayalı demokratik işleyişler getirmesi beklenmelidir.
Kurtarma, sağlık, insani yardım gibi farklı sektörlerde uzmanlaşan Sivil
Toplum Kuruluşları, 1999 depremleri sonrasında acil yardım ve iyileştirme
konularında önemli yararlıklar göstermişlerdir. Ancak bu kuruluşların da
zarar azaltma etkinliklerinde bulunmaları, kendi ilgi alanlarında yurt
içinde ve uluslararası düzeylerde projeler geliştirme ve uygulamaları olanaklıdır.
Sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi ve çalışmalarında süreklilikler
sağlanması ise, yerel toplum kuruluşlarından farklı olarak, öncelikle merkezi
yönetim tarafından üstlenilmelidir. Bu kuruluşların sektörlerine göre,
ilgili başka kuruluşlarla birlikte, ulusal iletişim ve bilgi ağlarında
yer almaları, bu yolla çeşitli projeler geliştirmeleri, gerektikçe o sektördeki
ilgili tüm tarafları bir araya getirecek toplantılar düzenlenmesi gibi
çalışmalar, süreklilikler sağlamak amacıyla merkezi yönetim tarafından
desteklenmelidir. Bu tür bir koordinasyon görevini Acil Durum Yönetimi
Genel Müdürlüğü üstlenebilmelidir.
5.5. Kuruluşların ve Yöneticilerin Hazırlılığı
Deprem zararlarının azaltılması amacıyla önlemler alınması ve afet anında
yapılabileceklerin örgütlenmesi görevlerinin, kamu yöneticileri yanı sıra,
özel işletme yönetimlerinin de üstlenmeleri gereken bir yükümlülük olduğu
düşünülmelidir.
Kamu yöneticileri için afet yönetimi konusunda, risk belirleme, zarar
azaltma, kriz yönetimi gibi konuları kapsayan bir eğitimi programı gereklidir.
Kamu kuruluşlarının gereken önlemleri alması ve tüm personelin eğitimli
olması, yöneticilerin sağlamak zorunda oldukları açık bir sorumluluktur.
Bu programda afet yönetiminde halk katılımının önemi ve gerekliliğine de
yer verilebilir. Kamu yöneticilerine yönelik afet yönetimi eğitim çalışmaları,
Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü ve her ilde afetlerden sorumlu vali
yardımcısının inisiyatifi ile ilgililere götürülebilir. Bu konuda eğitim
vermek için de eğitici el kitabının hazırlanması ve eğiticilerin eğitilmesi
gereklidir. Ayrıca, Yüksek Öğretim Kurumu’nun düzenlemesi ile ‘afet yönetimi’
ders olarak yönetici yetiştiren üniversite programlarına (Kamu Yönetimi
vb.) zorunlu ders olarak konulmalıdır.
Özel kuruluşların yöneticileri ve personelinin ise, büyüklüklerine göre
farklı içeriklerde eğitim almış olmaları koşulu aranmalıdır. Bu kuruluşların,
belirli aralıklarla eğitim almaları ve yeni tarihli belge sahibi olmaları,
kimi (patent başvurusu, Türk Standartları Enstitüsü, Uluslararası Standartlar
Örgütü-ISO gibi kuruluşlardan belge alma başvurusu, kredi başvurusu gibi)
işlemlerde zorunlu tutulabilmelidir. Gerek özel, gerekse kamu kuruluşlarında
üst düzey yetkililer için bilgilendirme ve kılavuzlar hazırlanması, yetkili
ve sorumlu teknik görevlilerin meslek içi eğitimi görmeleri ve düzenli
tatbikatların yapılması programlanmalıdır.
5.6. Meslek Adamlarının Yetkinliği
Fiziki yatırımlarda rol sahibi olan teknik meslek gruplarının yeterli
teknik bilgi ve uygulama kapasitelerine sahip olmaları ve uygulamaların
mesleki teknik denetim altında yürütülmesi, deprem zararlarının azaltılmasında
yaşamsal önem taşır. Bu gereksinme nedeniyle uygulama yetkisine sahip meslek
adamlarının yetkinliklerini belirleyecek düzenlemelerin yapılması ve kimi
meslek adamlarının da uygulamanın denetlenmesinde uzmanlaşmaları zorunlu
görülmelidir.
Ne var ki, Türkiye’de bu konularda meslek eğitimi veren üniversiteler
arasında biçimsel bir eşdeğerlik bulunmakla birlikte, gerçek anlamda bir
eşdüzeylilik bulunmamaktadır. Bu farklılıkların giderilmesine büyük önem
verilmelidir. Göz önünde tutulması gereken bir ikinci konu da, bu mesleklerde
nitelik farklılaşmasının zamanla ve mesleki deneyim süresiyle gelişmesidir.
Dolayısıyla, meslek adamlarının öğrenimlerini tamamladıktan sonra belirli
dönemlerde meslek pratiği içinde yetkinlik kazanmaları
sürecine yer verecek bir yeni düzenlemenin yapılması gereklidir. Bu
yetkinlik koşullarının mesleki özdenetimi yönlendiren meslek odaları eliyle
yürütülmesi uygun görülmelidir.
İlk kez (595 sayılı) Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen mesleki
yetkinlik konusu, ne yazıktır ki, bu Kararname yerine çıkarılan 4708 sayılı
yasada gözardı edilmiş bulunmaktadır. Yetkinlik koşullarının belirlenmesi
ve izlenmesi çok yönlü bir toplumsal hazırlılık projesidir. Bu proje özellikle
mühendislik, mimarlık, şehir planlama dallarındaki üniversite eğitim programlarının
revizyonunu gerektirdiği gibi, uygulamada Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği meslek odaları tarafından düzenlenen eğitim yenileme ve değerlendirme
süreçlerinin işletilmesini, yapım işleri yüklenicilerinin de bir eğitim
belgesi sahibi olmalarını zorunlu tutacaktır. Meslek adamlarının yetkinlik
düzenlemelerini tamamlayıcı bir ayrı güvencenin de ‘mesleki sorumluluk
sigortası’ olduğu göz önünde tutulmalıdır.
5.7. Üniversite Öğretim Programlarının Gözden Geçirilmesi
Türkiye Üniversitelerinde inşaat mühendisliği, mimarlık, kent planlaması
vb. meslek öğretimi yürüten bölümlerde günümüzde uygulanan öğretim programlarında
deprem konularına yeterli önemin verilmediği gözlenen bir gerçektir. Bu
alanlardaki lisans programlarına yeni ders eklenmesi yapılmasa da, yürürlükteki
dersler kapsamında bu konulara yer verilmesi ve böylece tüm disiplinler
için önem taşıyan bu alandaki temel ilkelerin özümlenmesi sağlanmalıdır.
Ayrıca deprem konusunda uzmanlaşan meslek adamlarına da büyük gereksinme
olduğu gözetilerek, hem ayrı ayrı mühendislik, mimarlık ve kent planlama
alanlarında, hem de disiplinlerarası nitelikte yüksek lisans programlarının
geliştirilmesi özendirilmelidir.
5.8. İlgili Kuruluşlar
Başbakanlık, TAY Genel Müdürlüğü, YÖK, Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı,
TMMOB, Meslek Odaları, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı,
Yerel Yönetimler, RTÜK, TUBİTAK, STK, YTK
|