Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DEPREM ANA SAYFA
ULUSAL DEPREM KONSEYİ

ULUSAL DEPREM KONSEYİ RAPORU...
"Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi"
6 Mayıs 2002
Ulusal Deprem Konseyi tarafından hazırlanan "Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi", 6 Mayıs 2002'de kamuoyuna açıklandı.
 
5. TOPLUM GENELİNDE EĞİTİM VE ÖRGÜTLENME

5.1. Gerekçe ve Kapsam

Tehlikeli doğa olaylarından biri olan depremlerin, toplum genelinde gözardı edilmesi, yaşanan acı deney imlerin çok kısa sürelerde unutulup bellekten silinmesi eğilimleri Türkiye’de egemen bir özelliktir. Depremler sonrasında, toplumda afet zararlarını azaltma ve hazırlıklı olma konularına büyük ilgi oluşmakta, ancak bu ilgi zaman içerisinde hızla kaybedilmektedir. Deprem zararlarını azaltabilmek için bu tutumun değiştirilmesi, hazırlıklı olmaya ağırlık veren farklı bir kültürün yaygınlaştırılması, eğitim ve örgütlenme çalışmalarının sürdürülebilir nitelikte olması, Türkiye‘de birincil önemde bir toplumsal proje olarak tanımlanmak zorundadır. Bu proje, uzun dönemli ve çok yönlü çabalar gerektirmektedir.

Toplum genelinde ısrarlı kampanyalar sürdürmek yanı sıra, tüm ilk ve orta dereceli eğitim programlarında etkili bilgilendirme ve araştırıcı-uygulayıcı bilgi taşıyıcı]arı oluşturacak biçimde öğretim kapsamının ayrıntılandırılarak yürütülmesi, bunun için gerekli görevlerin tanımlanması, başlı başına bir hedeftir. Üçüncü olarak, sivil toplum kuruluşları (STK) ve yerel toplum kuruluşlarının (YTK) oluşturulması ve deprem zararlarını azaltma amaçlı etkinlikler etrafında toplanmalarının özendirilmesi ve gereken desteklerin verilmesi yerinde görülmelidir. Yerel ve merkezi yönetimlerde karar veren ve yetkiler üstlenen birim ve kişilerin, yalnızca acil durum yönetimi konularında değil, deprem risklerinin belirlenmesi ve yönetimi konularında da yeterli bilgi sahibi olmalarının sağlanması, dördüncü bir etkinlik alanı oluşturmaktadır.

Yerleşme birimlerinin planlanmasında ve yapılaşmanın proje ve uygulama aşamalarında rol ve sorumluluklar üstlenen meslek adamlarının, bugün bu açıdan çok yetersiz olduğu görülen meslek eğitimleri sırasında ve meslek uygulamalarında, deprem konusunda bilgi ve yetkinlik düzeylerinin geliştirilmesi, Türkiye için bir başka yaşamsal hazırlılık projesi olarak durmaktadır. Tüm bu kesimlerin zarar azaltıcı önlemlerin önemini anlaması, bu konularda eğitilmesi ve konuyu sahiplenmesi gerekmektedir. Sürdürülebilirliği sağlamak için yerel düzeyde mevcut olan kurumların güçlendirilmesi, yerel farklılıkların göz önünde bulundurulması, yapılan çalışmaların etkin biçimlerde halka duyurulması, tüm bu eğitim ve çok sektörlü yerel örgütlenmeler için yasal düzenlemelerin yapılması gerekir.

5.2. Depreme Hazırlık Bilincinin Geliştirilmesi ve Halk Eğitimi

Gerek acil durum ortamında yapılması gerekenler, gerekse zarar azaltıcı önlemleri alarak depremlere hazırlıklı olma ve risk yönetiminde deneyim kazanma konuları, her konumdaki yurttaşların bilgisi ve dikkati içine çekilebilmelidir. Bu nedenle topluluk ve bireylere, toplumun her kesitinden ulaşılabilmesi gerekir. Bu amaçla genel medya, çalışma ortamı ve iş çevreleri, bireysel ilgi alanları (hobiler) ve spor, her türlü iletişim ortamları, halk eğitim merkezleri, ibadet merkezleri gibi insanların biraraya geldiği yerler, hatta kahvehaneler vb. yerler aracılığıyla, her kanaldan yurttaşa erişilmesi önemsenmesi gereken bir temel ilkedir.

Bakanlıklar ya da Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü gibi merkezi yönetim birimlerince eşgüdümü sağlanacak görsel-işitsel kampanyalarda (üniversiteler, meslek kuruluşları, medya kuruluşları, özel kuruluşlar gibi) pek çok ilgilinin rol alması olanaklıdır. Bu tür kampanyaların düzenli aralıklarla sürdürülmesi, toplumun farklı kesimlerini ayrı ayrı hedeflemesi düşünülmelidir. Bu tür kampanyalarda üzerinde durulması gerekenler, yaşam çevresinde karşılaşılan riskleri tanıtma, risklerden kaçınma ya da bunları azaltacak yöntemleri öğretme, sigorta sistemlerine katılımı özendirme; daha güvenli yaşam-iş çevrelerinin nasıl yaratılabileceğine ilişkin örnekler gösterme; yurttaşlara hakları ve sorumluluklarına ilişkin konularda bilgilendirme girişimleri olmalıdır.

Ülkemizde bugün halk eğitimi görevlerinin önemli bir kısmı, Sivil Savunma Müdürlükleri tarafından belirlenen ‘Sivil Savunma Yükümlüleri ‘ne verilmektedir. Ancak, mevcut uygulamada yükümlüler gönüllü kişiler arasından seçilmemekte ve eğitim yalnızca acil dönemde önem kazanan konuları kapsamaktadır. Sivil Savunma Müdürlüklerinin yürüttükleri bu uygulamanın yükümlülükten çıkarılıp, istekli sivil toplum örgütleri üyelerine ve halktan gönüllülere verilecek şekilde değiştirilmesi ve eğitim kapsamının genişletilerek risk belirleme ve zarar azaltma eylemleri konularını da kapsaması, verilen eğitimin etkinliğini artıracaktır.

Yerel düzeyde etkin eğitim kampanyaları için ise, Halk Eğitim Merkezleri’nde açılacak kurslarla halkın farklı kesimlerine ulaşabilecek ve eğitebilecek eğiticilere gereksinme vardır. Böyle bir uygulama, hem yerel kaynakları güçlendirecek, hem de yerel şartları ve kültürü bilen kişilerce verilecek olan eğitimin daha etkili olmasını sağlayacaktır.

Yerel düzeyde ilk ve orta öğretim ve Halk Eğitim Merkezleri öğretmenleri, valilik birimleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri, özel sektör görevlileri, medya çalışanları eğitici olarak görev alabilirler. Bu kişilerin, özel olarak hazırlanacak eğitici el kitapları kullanılarak eğitici olarak yetiştirilmeleri ve daha sonra onların toplumun farklı kesimlerine ulaşmalarını sağlamak üzere kurgulanan bir eğitim modeli uygulanabilir. Eğitici eğitimi tamamlandıktan sonra yerel eğiticilerin, bu eğitimi halkın farklı kesimlerine götürebilmeleri için düzenlemeler yapılması gerekir. Bu düzenlemede Valilik, eşgüdüm işlevini üstlenmelidir. İlk ve orta öğretim öğrencileri ve halk eğitim merkezi öğrencileri için yürütülecek çalışmalar İl Milli Eğitim, Sivil Savunma ve Bayındırlık Müdürlükleri’nin ortaklaşa çalışmaları ile gerçekleştirilebilir. Bu çalışmalarda belediyeler, sivil toplum örgütleri ve ilgili meslek odaları ile işbirliği yapılması da önemlidir. Eğitim ve bilinçlenme çalışmaları kapsamında görev yapacak eğiticilere ve eğitim programına katılanlara sertifikalar verilmesi eğitimin sürdürülmesi için motivasyon yaratabilir.

Yetişkin halk kesimleri için hazırlanacak programların içeriği, deprem zararlarının azaltılabileceği ve zarar azaltmanın yanı sıra, hazırlıklı olma gereği konularını işlemeli ve yapılması gereken eylemleri tanımlamalıdır. Geliştirilecek eğitim materyali, bu eğitimi verecek olan eğiticiler için hazırlanacak bir ‘Eğitici El Kitabı’ ile desteklenmeli, bu el kitabında eğitimin hangi yöntemler kullanılarak verileceği açık adımlarla verilmelidir. Yetişkin eğitiminde katılımcı yöntemlerin nasıl kullanılacağı, eğitim süresince yaptırılacak uygulamalı grup alıştırmaları, simülasyonlar ve eğitime destek olacak görsel malzemelerde bu kitap ile birlikte kullanılmak üzere hazırlanmalıdır. Ülkemizdeki geçmiş depremler ile ilgili görsel malzemeler ve bilgiler de kapsanmalıdır.

5.3. Depreme Hazırlık Kültürünün Eğitim Sistemine Aktarılması

Deprem ve toplum hazırlılığı konularının düzenli ders içerikleri olarak geliştirilmesi ve farklı düzeylerde tekrarlanarak ilk ve orta eğitimde kapsanması ile tüm yurttaşların genç yaşta bu doğa olayının her yönüyle bilgilendirilmeleri sağlanacak ve uzun dönem için en değerli yatırım olacaktır. Bu konuların hem ayrı ve zorunlu bir özel ders olarak, hem de öğretim programlarındaki farklı derslerin kendi açılarından içerik geliştirmeleri sağlanarak işlenmesi yerinde görülmelidir.

Tüm eğitim içeriğinde anlaşılabilirlik ve ilgi çekebilme özellikleri ağırlık taşımalı, özel eğitim araç-gereçleri tasarlanmalı, anlatım görsel belgelerle desteklenmelidir. Eğitimin içeriği ve öğretim araç-gereçleri geliştirilirken farklı disiplinlerden bir ekibin birlikte çalışması, içerikte kültürel uygunluk ve yöntemde doğru tekniklerin belirlenmesini sağlayacaktır. İlk ve orta öğrenimde olduğu kadar, yetişkinlerin eğitiminde de araç-gereç ve içeriğin hazırlanmasında depremin doğru algılanması ve çaresizlik düşüncesine yol açmayacak vurguların yapılması gerekir. Burada temel bilgi ve mesajların aşağıdakileri kapsamasına özen gösterilmelidir:

• Deprem, sıcak, soğuk, yağmur, kar, rüzgar gibi bir doğa olayıdır. Bunlardan tek farkı, ne zaman olacağı tam olarak bilinemeyen ve seyrek aralıklarla gerçekleşen bir doğa olayı olmasıdır.

• Diğer doğa olaylarına karşı nasıl önlemler alınabiliyorsa, depremlerden korunmak için önlemler alınması da olanaklıdır.

• Bunun için öncelikle, yerleşim yeri kararlarının alınmasında yerbilimsel verilerin gözönünde tutulması gerekmektedir.

• Oturulan yapının yeterliği sorgulanması gereken önemli bir konudur. Yapılar depreme karşı güvenli olabilirler ve bunun gerektirdiği maliyet büyük değildir.

• Yapıların bilimsel yöntemlere uygun biçimde yapılmaları gerekir. Yapıların kaç katlı yapıldıkları değil, nasıl tasarlandıkları ve yapıldıkları önem taşır.

• Yakın Yaşam çevresinde de yerel topluluklar ve bireyler tarafından alınması olanaklı ve gerekli önlemler vardır. Komşular ve aileler kendi aralarında ve içlerinde, yaşadıkları çevrenin özelliklerine göre, hazırlıklı olmak için deprem öncesi, sırası ve sonrasında yapabilecekleri etkinlik türlerini belirlemeli, gerekiyorsa bunları çocuklarından ve okul-aile etkinlikleri yoluyla öğrenmelidirler.

İlk ve orta öğretim kapsamında yer verilecek konuların yalnızca kuramsal düzeyde kalmaması için etkinliklerle birlikte yürütülmesine özen gösterilmeli, ülke koşullarıyla bağdaşmayan bilgilerin aktarılmasından kaçınılmalı, tercüme edilmiş ve bir başka toplum için geçerli olan metin ve kılavuzlardan ve ülke koşullarıyla bağdaşmayan görsel malzeme kullanımından kaçınılmalıdır.

5.4. Toplumun ve Yerel Toplulukların Örgütlenmesi

Depremlere hazırlıklı olmada yerel toplulukların ve kendiliğinden oluşan toplum örgütlenmelerinin katkıları her ülkede önemsenmektedir. Türkiye’de de 1999 depremleri sonrasında ‘Sivil Toplum Kuruluşları’nın büyük katkılar sağlayabildikleri kanıtlamıştır. Bu potansiyelin zarar azaltma amaçlarına yönelik olarak da örgütlenmesi, tüm yardım ve etkinliklerin merkezi yönetimlerden beklenmesi alışkanlıklarının aşılmasında, küçümsenmemesi gereken bir yöntemdir.

Zarar azaltma girişimlerinde, özellikle ‘Yerel Toplum Kuruluşları’ çok yönlü katkılarda bulunabilirler. Mahallelerde oluşturulacak gönüllü kurullar, olası depremlerde mahallelerin ne gibi riskler altında olduğunu inceleyerek, yapılaşma ve çevre kullanımına ilişkin pek çok uyumsuz davranış örneğinin ortaya çıkarılmasında, yerel toplumun dikkatine getirilmesinde ve bunların giderilmesinde, hiçbir resmi müdahaleye gerek kalmaksızın birincil rol oynayabilirler. Ayrıca, deprem sonrasında ilk yardım ve kurtarma konularında planlar yapıp bu konuda bilgi ve belirli düzeylerde beceriler kazandırmaya yönelik eğitim programları düzenleyebilirler; bunlara katılabilirler. Bu tür oluşumların cesaretlendirilerek, örnekler gösterilerek ve kimi maddi destekler sağlanarak yaygınlaştırılması, hazırlıklı bir kentsel toplum kültürü gelişmesinde en önemli adımdır. Bu nedenle ‘Mahalle Afet Yönetimi’ türündeki girişimlerin geliştirdikleri projelere yerel yönetimlerce öncelikler verilmesi, bu oluşumların mahalle muhtarI ıklarınca tanınarak yerel yönetimlerin çeşitli etkinliklerinde temsil hakları kullanmaları ve yerel yatırım kararlarına katılmaları sağlanmalıdır. Bu yaklaşımın, giderek mekansal temsiliyete dayalı demokratik işleyişler getirmesi beklenmelidir.

Kurtarma, sağlık, insani yardım gibi farklı sektörlerde uzmanlaşan Sivil Toplum Kuruluşları, 1999 depremleri sonrasında acil yardım ve iyileştirme konularında önemli yararlıklar göstermişlerdir. Ancak bu kuruluşların da zarar azaltma etkinliklerinde bulunmaları, kendi ilgi alanlarında yurt içinde ve uluslararası düzeylerde projeler geliştirme ve uygulamaları olanaklıdır. Sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi ve çalışmalarında süreklilikler sağlanması ise, yerel toplum kuruluşlarından farklı olarak, öncelikle merkezi yönetim tarafından üstlenilmelidir. Bu kuruluşların sektörlerine göre, ilgili başka kuruluşlarla birlikte, ulusal iletişim ve bilgi ağlarında yer almaları, bu yolla çeşitli projeler geliştirmeleri, gerektikçe o sektördeki ilgili tüm tarafları bir araya getirecek toplantılar düzenlenmesi gibi çalışmalar, süreklilikler sağlamak amacıyla merkezi yönetim tarafından desteklenmelidir. Bu tür bir koordinasyon görevini Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü üstlenebilmelidir.

5.5. Kuruluşların ve Yöneticilerin Hazırlılığı

Deprem zararlarının azaltılması amacıyla önlemler alınması ve afet anında yapılabileceklerin örgütlenmesi görevlerinin, kamu yöneticileri yanı sıra, özel işletme yönetimlerinin de üstlenmeleri gereken bir yükümlülük olduğu düşünülmelidir.

Kamu yöneticileri için afet yönetimi konusunda, risk belirleme, zarar azaltma, kriz yönetimi gibi konuları kapsayan bir eğitimi programı gereklidir. Kamu kuruluşlarının gereken önlemleri alması ve tüm personelin eğitimli olması, yöneticilerin sağlamak zorunda oldukları açık bir sorumluluktur. Bu programda afet yönetiminde halk katılımının önemi ve gerekliliğine de yer verilebilir. Kamu yöneticilerine yönelik afet yönetimi eğitim çalışmaları, Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü ve her ilde afetlerden sorumlu vali yardımcısının inisiyatifi ile ilgililere götürülebilir. Bu konuda eğitim vermek için de eğitici el kitabının hazırlanması ve eğiticilerin eğitilmesi gereklidir. Ayrıca, Yüksek Öğretim Kurumu’nun düzenlemesi ile ‘afet yönetimi’ ders olarak yönetici yetiştiren üniversite programlarına (Kamu Yönetimi vb.) zorunlu ders olarak konulmalıdır.

Özel kuruluşların yöneticileri ve personelinin ise, büyüklüklerine göre farklı içeriklerde eğitim almış olmaları koşulu aranmalıdır. Bu kuruluşların, belirli aralıklarla eğitim almaları ve yeni tarihli belge sahibi olmaları, kimi (patent başvurusu, Türk Standartları Enstitüsü, Uluslararası Standartlar Örgütü-ISO gibi kuruluşlardan belge alma başvurusu, kredi başvurusu gibi) işlemlerde zorunlu tutulabilmelidir. Gerek özel, gerekse kamu kuruluşlarında üst düzey yetkililer için bilgilendirme ve kılavuzlar hazırlanması, yetkili ve sorumlu teknik görevlilerin meslek içi eğitimi görmeleri ve düzenli tatbikatların yapılması programlanmalıdır.

5.6. Meslek Adamlarının Yetkinliği

Fiziki yatırımlarda rol sahibi olan teknik meslek gruplarının yeterli teknik bilgi ve uygulama kapasitelerine sahip olmaları ve uygulamaların mesleki teknik denetim altında yürütülmesi, deprem zararlarının azaltılmasında yaşamsal önem taşır. Bu gereksinme nedeniyle uygulama yetkisine sahip meslek adamlarının yetkinliklerini belirleyecek düzenlemelerin yapılması ve kimi meslek adamlarının da uygulamanın denetlenmesinde uzmanlaşmaları zorunlu görülmelidir.

Ne var ki, Türkiye’de bu konularda meslek eğitimi veren üniversiteler arasında biçimsel bir eşdeğerlik bulunmakla birlikte, gerçek anlamda bir eşdüzeylilik bulunmamaktadır. Bu farklılıkların giderilmesine büyük önem verilmelidir. Göz önünde tutulması gereken bir ikinci konu da, bu mesleklerde nitelik farklılaşmasının zamanla ve mesleki deneyim süresiyle gelişmesidir. Dolayısıyla, meslek adamlarının öğrenimlerini tamamladıktan sonra belirli dönemlerde meslek pratiği içinde yetkinlik kazanmaları
sürecine yer verecek bir yeni düzenlemenin yapılması gereklidir. Bu yetkinlik koşullarının mesleki özdenetimi yönlendiren meslek odaları eliyle yürütülmesi uygun görülmelidir.

İlk kez (595 sayılı) Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen mesleki yetkinlik konusu, ne yazıktır ki, bu Kararname yerine çıkarılan 4708 sayılı yasada gözardı edilmiş bulunmaktadır. Yetkinlik koşullarının belirlenmesi ve izlenmesi çok yönlü bir toplumsal hazırlılık projesidir. Bu proje özellikle mühendislik, mimarlık, şehir planlama dallarındaki üniversite eğitim programlarının revizyonunu gerektirdiği gibi, uygulamada Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği meslek odaları tarafından düzenlenen eğitim yenileme ve değerlendirme süreçlerinin işletilmesini, yapım işleri yüklenicilerinin de bir eğitim belgesi sahibi olmalarını zorunlu tutacaktır. Meslek adamlarının yetkinlik düzenlemelerini tamamlayıcı bir ayrı güvencenin de ‘mesleki sorumluluk sigortası’ olduğu göz önünde tutulmalıdır.

5.7. Üniversite Öğretim Programlarının Gözden Geçirilmesi

Türkiye Üniversitelerinde inşaat mühendisliği, mimarlık, kent planlaması vb. meslek öğretimi yürüten bölümlerde günümüzde uygulanan öğretim programlarında deprem konularına yeterli önemin verilmediği gözlenen bir gerçektir. Bu alanlardaki lisans programlarına yeni ders eklenmesi yapılmasa da, yürürlükteki dersler kapsamında bu konulara yer verilmesi ve böylece tüm disiplinler için önem taşıyan bu alandaki temel ilkelerin özümlenmesi sağlanmalıdır.

Ayrıca deprem konusunda uzmanlaşan meslek adamlarına da büyük gereksinme olduğu gözetilerek, hem ayrı ayrı mühendislik, mimarlık ve kent planlama alanlarında, hem de disiplinlerarası nitelikte yüksek lisans programlarının geliştirilmesi özendirilmelidir.

5.8. İlgili Kuruluşlar

Başbakanlık, TAY Genel Müdürlüğü, YÖK, Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı, TMMOB, Meslek Odaları, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Yerel Yönetimler, RTÜK, TUBİTAK, STK, YTK
 

Önceki sayfa     Sonraki sayfa


(6 MAYIS 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.