| 8. DEPREM ZARARLARININ AZALTILMASINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMANIN
ÖNEMİ
8.1. Genel
Bundan önceki bölümlerde değinilen, deprem zararlarının azaltılmasına
yönelik işlemlerden pek çoğu bilimsel araştırma çalışmalarına dayanmak
zorundadır. Bunlardan bazıları için evrensel nitelikli bilgi birikimi yeterli
ise de pek çoğu için yerel araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de
deprem sorununa ilişkin çeşitli alanlarda öteden beri yürütülmekte olan
araştırmalar 1999’dan sonra artış göstermiştir. Bununla birlikte, bu araştırmalar
bilinçli bir program içinde düzenlenmiş olmadığı gibi, sayıca da yeterli
değildir. Oysa, bu konuda alınacak kararların ve izlenecek politikaların
araştırma bulgularına dayandırılması ve bilimsel tartışmalara konu edilmesi
önem taşımaktadır.
Türkiye’de bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarına
ayrılabilen parasal kaynakların ve insan gücünün, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında,
her alanda olduğu gibi bu alanda da, hem toplam değer hem de oransal olarak
çok yetersiz olduğu bilinmektedir. Yaşamsal önem taşıyan bu alanda AR-GE
çalışmalarının özendirildiğini ve bu çalışmalara yeterli parasal kaynaklar
ayrıldığını söylemek olanaksızdır. Örneğin, 1999 yılı Aralık ayında, Bilim
ve Teknoloji Yüksek Kurulu, deprem araştırmalarında kullanılmak üzere 5
milyon ABD doları tutarında kaynak ayrılmasına karar vermiştir. Türkiye’deki
deprem sorununun boyutlarıyla karşılaştırıldığında hiç de büyük sayılamayacak
olan bu kaynak, konuya öncelik verilmemesi nedeniyle, bugüne kadar sağlanabilmiş
değildir.
8.2. Yer Bilimleri Araştırmaları
Türkiye’nin jeolojisi ve depremselliği genel çizgileriyle bilinmektedir.
Bunda kuşkusuz Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yıllardan beri
sürdürmekte olduğu çalışmaların katkısı büyüktür. Bununla birlikte, bu
çalışmaların ayrıntılandırılması ve özellikle deprem sorunları bakımından
gerekli olan jeolojik, jeofizik ve sismotektonik çalışmalara ağırlık verilmesi
gereklidir. Bu çerçevede, aktif fayların haritalanması, paleosismoloji,
kabuk deformasyonlarının incelenmesi, deprem katologları ve ülke sismotektonik
haritasının hazırlanmasına öncelik verilmelidir.
Karada bulunan bölümü oldukça iyi çalışılmış olan Kuzey Anadolu Fay
Zonu’nun Marmara Denizi içinde de sürdüğü bilinmekle birlikte, bu bölümü
1999 depremlerine kadar incelenebilmiş değildi. Bu depremler üzerine, son
birkaç yılda TUB1TAK Deniz Araştırmaları Koordinatörlüğü eşgüdümünde ve
neredeyse tümü uluslararası kaynaklardan karşılanan birçok özel araştırma
gemisi, Marmara Denizi’nde ölçüm ve incelemeler gerçekleştirdi. Bu çalışmalardan
alınan veriler değerlendirildikçe, bu bölgenin deprem yaratma potansiyeli
daha gerçekçi biçimde anlaşılmaktadır. Marmara Denizi’nde yapılan bu türdeki
çalışmaların, aktif fayların yoğun olarak bulunduğu Ege Denizi ve Akdeniz’de
de gerçekleştirilmesi gereklidir.
8.3. Zemin Araştırmaları
Bu raporun ikinci bölümünde değinilen ve çeşitli alanlardaki bilgi birikimini
içermesi öngörülen deprem tehlikesi ve mikro bölgeleme haritalarının hazırlanabilmesi
için yerbilim verilerinin ötesinde, jeoteknik verilere geniş kapsamda gereksinim
bulunmaktadır. Mikro bölgeleme çalışmaları, büyük ölçüde zeminin mühendislik
özelliklerinin belirlenmesini gerektirmektedir. Bir bakıma uygulama sayılabilecek
olan mikro bölgeleme çalışmaları, bilimsel araştırma boyutu da içermekte,
hiç değilse bilimsel danışmanlığa büyük ölçüde gereksinim duymaktadır.
Öte yandan zaman zaman, anlamsız veri ve temelsiz bilgilere dayalı,
çeşitli bölgeleme haritaları (özellikle İstanbul için) kamuoyuna sunulmaktadır.
Taşınmaz piyasalarını olumsuz biçimde etkilemesi nedeniyle, bu tür bilimsellikten
uzak girişimler sakıncalıdır.
8.4. Yapı Araştırmaları
Bu raporun 3. Bölümünde varolan yapılar üzerinde gerçekleştirilecek
deprem güvenliği değerlendirmesi ve deprem güvenliği sağlanması çalışmalarından
söz edilirken, ülkemizdeki yerel koşullar, yaygın yapı gereçleri, yerel
mimari düzenlemeler, yaygın olarak kullanılan taşıyıcı yapı sistemleri,
yerel yapım yöntem ve alışkanlıkları ile uyumlu bir değerlendirme yöntemi
ile kullanımı engellemeden ve kullanıcıyı fazla rahatsız etmeden uygulanabilecek
ve deprem güvenliğini yeterince artırabilecek bazı güçlendirme yöntemlerinin
geliştirilmesine uğraşıldığı ve bu çalışmaların bir NATO projesi ve bir
TUBİTAK ünitesi altında sürdürülmekte olduğu belirtilmişti. Bu çalışmalar
belli bir ivme kazanmış olmakla birlikte, ülkemizde çok yaygın olan betonarme
yapıların deprem güvenliğiyle ilgili olarak araştırılması gereken pek çok
konu daha bulunmaktadır. Örneğin, betonarrne yapıların deprem davranışını
çeşitli yönlerden anlamaya ve depreme dayanıklı yapı sistemleri geliştirmeye
yönelik araştırmalar büyük önem taşımaktadır.
Yukarıda sözü edilen çalışmalar yalnızca betonarme yapılarla sınırlıdır.
Bu nedenle, yığma yapılar, kerpiç yapılar, bağdadi yapılar, karma yapılar
gibi, daha çok kırsal yerleşimlerde bulunan çeşitli yapılara uygulanacak
değerlendirme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi için de benzer
çalışmalar gerekmektedir.
Öte yandan, yapı stokunun genel değerlendirilmesinde kullanılacak ekonomik
ölçütlerin belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılması da gereklidir.
8.5. Kentsel Riskler, Senaryolar ve Uygulamalı Planlama Araştırmaları
Karmaşık mekansaİ ve toplumsal sistemler oluşturan kentlerin, yerbilimsel
veriler, fiziki varlıklar ve sosyal özelliklerinin ve bunlar arasındaki
etkileşimli ilişkilerin yarattığı risk türlerinin belirlenmesi ve risk
düzeylerinin belirlenmesi, çok disiplinli araştırmalar yürütülmesini gerektiren
bir alandır. Günümüzde, bu alanda sektörel bağımsız risk belirleme ve ölçme
yöntemleri geliştirmek yanı sıra, alt sistemler arası etkileşim araştırmaları
büyük değer taşımaktadır. Bu alandaki bulguların ve geliştirilecek yöntemlerin,
planlama ve çeşitli meslek dallarının öğretim programlarına eklenerek bugün
var olan önemli bir boşluğu gidermesi olasıdır. Ayrıca bu tür araştırmaların,
çok sayıda kentsel tasarım standardı ve yönetmelik geliştirilmesinde katkılar
sağlaması beklenmelidir.
Kentsel sistemlerde gözlenen ilişki yapıları, risklerin niteliği ve
düzeyine ilişkin bilgiler ve yaklaşık sayısal değerler ile, ‘senaryo yazılımları’
geliştirilebilmekte, bu senaryolar aracılığıyla farklı varsayımlara dayalı
olası sonuçlar, hem afet yönetimi kapsamında yürütülecek hizmetlerin tanımlanması
için kullanılmakta, hem de bu modellerden zarar azaltma amaçlı planlama
çalışmalarında yararlanılabilmektedir. Yerbilimsel veriler ve geçmiş dönemlere
ait deprem hasar dağılımları yanı sıra, risk içeren kentsel sistem ve varlıklara
ilişkin bilgiler kullanan senaryolar, kapsamlı veri toplama ve değerlendirme
işlemleriyle çeşitli yazılım tekniklerinin ve coğrafi bilgi sistemlerinin
biraraya getirilmesi sonucudur. Bu nedenle, deprem tehdidi altındaki kentler
için ‘sakınım planları’nın hazırlanmasında deprem senaryolarına başvurulması
olanaklıdır.
Yüksek risk taşıyan kentsel alanların sistemli iyileştirilmesi için
uygulama yöntemleri geliştirilmesi başlı başına bir araştırma konusudur.
Bu konu çok disiplinli çalışma gruplarınca, fiziki, ekonomik, yasal, sosyal
vb. araçlarla yeni düzenleyici modeller uygulamak, yerel toplumsal katılım
ve örgütlenmelere ön ayak olmak, yerel yönetimlerde kapasite oluşturmak
gibi ödevler üstlenilmelidir. Türkiye’de bu alanda denenecek modeller,
ileride dünya ölçeğinde örnek alınabilecek çalışmalar olabilir.
8.6. Sosyal Bilim Araştırmaları
Çok sayıda sosyal bilim araştırma alanı, deprem zararlarının azaltılmasında
önemli ve doğrudan katkılar sağlayacak içeriktedir. Deprem tehlikelerine
ve yaşam çevrelerine ilişkin değer yargıları, inanç yapıları, davranış
alışkanlıkları, yaşam çevresi düzenleme gelenekleri, komşuluk kültürü,
hazırlıklılık, örgütlenme eğilimleri, dayanışma geleneği, etkilenme kanalları,
öğrenme tutumları, sigorta ve diğer güvenlik önlemlerine öncelik veri-ne
yatkınlıkları vb. konular akla gelebilecek ilk örneklerdir. Sosyal bilim
araştırmalarının ulusal ölçekte örgütlenmesi ve işbölümü ile bazı temel
araştırmaların öncelikle yerine getirilmesi uygun olabilir.
8.7. Araştırma Yürütme Biçimleri
Araştırma etkinlikleri için ulusal çerçeve programları geliştirilmesi,
özendirme ve kimi yönlendirici seminer ve konferanslar örgütlenmesi yerinde
bulunabilir. Bu hazırlık çalışmalarının TUBİTAK tarafından yerine getirilmesi,
kimi üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında işbölümü programlarının
yürürlüğe sokulması ve üniversitelerin kendilerinin de bu alanlara öncelik
vermesi için bazı özendirmelerin Yüksek Öğretim Kurumu tarafından da desteklenmesi
düşünülebilir. Ayrıca, uluslararası kaynaklar ve araştırma olanaklarından
yararlanmak üzere, girişimler programlanması sağlanmalıdır. Deprem konusunda
özellikle çok disiplinli araştırmaların kurumsallaştırılması için yöntemler
geliştirilmeli, ulusal araştırma programı çerçevesinde iki yılda bir ulusal
sempozyum yapılmalı, genç araştırmacılara burslar, başarılı araştırmalar
için ödül programları geliştirilmelidir.
KISALTMALAR
ADY: Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü
BIB: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
BÜ: Boğaziçi Üniversitesi
CBS: Coğrafi Bilgi Sistemi (GIS)
DAD: Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprerrı Araştırma Dairesi
DASK: Doğal Afet Sigortaları Kurumu
DSİ: Devlet Su İşleri
FEMA: Federal Acil Durum Yönetimi Kurumu (Federal Emergency Management
Agency-ABD)
GPS: Uzaydan Yer Belirleme Sistemi (Global Positioning System)
IRIS: Birleşik Sismoloji Araştırma Enstitüleri (Incorporated
Research İnstitutions for Seismology-ABD)
ISO : Uluslararası Standartlar Örgütü (International Standards Organisation)
KHK: Kanun Hükmünde Kararname
KRDAE: Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü
MAY: Mahalle Afet Yönetimi
MEDNET: Akdeniz Sismik Ağı (Mediterranean Seismic Network-Italya)
MEER: Marmara Depremi Acil Durum ve Yeniden Yapılanma Projesi (Marmara
Earthquake Emergency and Reconstruction Project)
MTA: Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü
NEIS: ABD Ulusal Deprem Bilgi Sistemi (National Earthquake Information
System-ABD)
NSF: ABD Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation-ABD)
ORFEUS: Avrupa Sismoloji Gözlemevi ve Araştırma Kurumu (Observatories
& Research Facilities for European Seismology)
RG: Resmi Gazete
RTUK: Radyo Televizyon Üst Kurulu
STK: Sivil Toplum Kurumları
TCK: Karayolları Genel Müdürlüğü
TSE: Türk Standartları Enstitüsü
UDK: Ulusal Deprem Konseyi
YTK: Yerel Toplum Kurulları
|