Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DEPREM ANA SAYFA
ULUSAL DEPREM KONSEYİ

ULUSAL DEPREM KONSEYİ RAPORU...
"Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi"
6 Mayıs 2002
Ulusal Deprem Konseyi tarafından hazırlanan "Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi", 6 Mayıs 2002'de kamuoyuna açıklandı.
 
8. DEPREM ZARARLARININ AZALTILMASINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

8.1. Genel

Bundan önceki bölümlerde değinilen, deprem zararlarının azaltılmasına yönelik işlemlerden pek çoğu bilimsel araştırma çalışmalarına dayanmak zorundadır. Bunlardan bazıları için evrensel nitelikli bilgi birikimi yeterli ise de pek çoğu için yerel araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de deprem sorununa ilişkin çeşitli alanlarda öteden beri yürütülmekte olan araştırmalar 1999’dan sonra artış göstermiştir. Bununla birlikte, bu araştırmalar bilinçli bir program içinde düzenlenmiş olmadığı gibi, sayıca da yeterli değildir. Oysa, bu konuda alınacak kararların ve izlenecek politikaların araştırma bulgularına dayandırılması ve bilimsel tartışmalara konu edilmesi önem taşımaktadır.

Türkiye’de bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarına ayrılabilen parasal kaynakların ve insan gücünün, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, her alanda olduğu gibi bu alanda da, hem toplam değer hem de oransal olarak çok yetersiz olduğu bilinmektedir. Yaşamsal önem taşıyan bu alanda AR-GE çalışmalarının özendirildiğini ve bu çalışmalara yeterli parasal kaynaklar ayrıldığını söylemek olanaksızdır. Örneğin, 1999 yılı Aralık ayında, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, deprem araştırmalarında kullanılmak üzere 5 milyon ABD doları tutarında kaynak ayrılmasına karar vermiştir. Türkiye’deki deprem sorununun boyutlarıyla karşılaştırıldığında hiç de büyük sayılamayacak olan bu kaynak, konuya öncelik verilmemesi nedeniyle, bugüne kadar sağlanabilmiş değildir.

8.2. Yer Bilimleri Araştırmaları

Türkiye’nin jeolojisi ve depremselliği genel çizgileriyle bilinmektedir. Bunda kuşkusuz Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yıllardan beri sürdürmekte olduğu çalışmaların katkısı büyüktür. Bununla birlikte, bu çalışmaların ayrıntılandırılması ve özellikle deprem sorunları bakımından gerekli olan jeolojik, jeofizik ve sismotektonik çalışmalara ağırlık verilmesi gereklidir. Bu çerçevede, aktif fayların haritalanması, paleosismoloji, kabuk deformasyonlarının incelenmesi, deprem katologları ve ülke sismotektonik haritasının hazırlanmasına öncelik verilmelidir.

Karada bulunan bölümü oldukça iyi çalışılmış olan Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara Denizi içinde de sürdüğü bilinmekle birlikte, bu bölümü 1999 depremlerine kadar incelenebilmiş değildi. Bu depremler üzerine, son birkaç yılda TUB1TAK Deniz Araştırmaları Koordinatörlüğü eşgüdümünde ve neredeyse tümü uluslararası kaynaklardan karşılanan birçok özel araştırma gemisi, Marmara Denizi’nde ölçüm ve incelemeler gerçekleştirdi. Bu çalışmalardan alınan veriler değerlendirildikçe, bu bölgenin deprem yaratma potansiyeli daha gerçekçi biçimde anlaşılmaktadır. Marmara Denizi’nde yapılan bu türdeki çalışmaların, aktif fayların yoğun olarak bulunduğu Ege Denizi ve Akdeniz’de de gerçekleştirilmesi gereklidir.

8.3. Zemin Araştırmaları

Bu raporun ikinci bölümünde değinilen ve çeşitli alanlardaki bilgi birikimini içermesi öngörülen deprem tehlikesi ve mikro bölgeleme haritalarının hazırlanabilmesi için yerbilim verilerinin ötesinde, jeoteknik verilere geniş kapsamda gereksinim bulunmaktadır. Mikro bölgeleme çalışmaları, büyük ölçüde zeminin mühendislik özelliklerinin belirlenmesini gerektirmektedir. Bir bakıma uygulama sayılabilecek olan mikro bölgeleme çalışmaları, bilimsel araştırma boyutu da içermekte, hiç değilse bilimsel danışmanlığa büyük ölçüde gereksinim duymaktadır.

Öte yandan zaman zaman, anlamsız veri ve temelsiz bilgilere dayalı, çeşitli bölgeleme haritaları (özellikle İstanbul için) kamuoyuna sunulmaktadır. Taşınmaz piyasalarını olumsuz biçimde etkilemesi nedeniyle, bu tür bilimsellikten uzak girişimler sakıncalıdır.

8.4. Yapı Araştırmaları

Bu raporun 3. Bölümünde varolan yapılar üzerinde gerçekleştirilecek deprem güvenliği değerlendirmesi ve deprem güvenliği sağlanması çalışmalarından söz edilirken, ülkemizdeki yerel koşullar, yaygın yapı gereçleri, yerel mimari düzenlemeler, yaygın olarak kullanılan taşıyıcı yapı sistemleri, yerel yapım yöntem ve alışkanlıkları ile uyumlu bir değerlendirme yöntemi ile kullanımı engellemeden ve kullanıcıyı fazla rahatsız etmeden uygulanabilecek ve deprem güvenliğini yeterince artırabilecek bazı güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesine uğraşıldığı ve bu çalışmaların bir NATO projesi ve bir TUBİTAK ünitesi altında sürdürülmekte olduğu belirtilmişti. Bu çalışmalar belli bir ivme kazanmış olmakla birlikte, ülkemizde çok yaygın olan betonarme yapıların deprem güvenliğiyle ilgili olarak araştırılması gereken pek çok konu daha bulunmaktadır. Örneğin, betonarrne yapıların deprem davranışını çeşitli yönlerden anlamaya ve depreme dayanıklı yapı sistemleri geliştirmeye yönelik araştırmalar büyük önem taşımaktadır.

Yukarıda sözü edilen çalışmalar yalnızca betonarme yapılarla sınırlıdır. Bu nedenle, yığma yapılar, kerpiç yapılar, bağdadi yapılar, karma yapılar gibi, daha çok kırsal yerleşimlerde bulunan çeşitli yapılara uygulanacak değerlendirme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi için de benzer çalışmalar gerekmektedir.

Öte yandan, yapı stokunun genel değerlendirilmesinde kullanılacak ekonomik ölçütlerin belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılması da gereklidir.

8.5. Kentsel Riskler, Senaryolar ve Uygulamalı Planlama Araştırmaları

Karmaşık mekansaİ ve toplumsal sistemler oluşturan kentlerin, yerbilimsel veriler, fiziki varlıklar ve sosyal özelliklerinin ve bunlar arasındaki etkileşimli ilişkilerin yarattığı risk türlerinin belirlenmesi ve risk düzeylerinin belirlenmesi, çok disiplinli araştırmalar yürütülmesini gerektiren bir alandır. Günümüzde, bu alanda sektörel bağımsız risk belirleme ve ölçme yöntemleri geliştirmek yanı sıra, alt sistemler arası etkileşim araştırmaları büyük değer taşımaktadır. Bu alandaki bulguların ve geliştirilecek yöntemlerin, planlama ve çeşitli meslek dallarının öğretim programlarına eklenerek bugün var olan önemli bir boşluğu gidermesi olasıdır. Ayrıca bu tür araştırmaların, çok sayıda kentsel tasarım standardı ve yönetmelik geliştirilmesinde katkılar sağlaması beklenmelidir.

Kentsel sistemlerde gözlenen ilişki yapıları, risklerin niteliği ve düzeyine ilişkin bilgiler ve yaklaşık sayısal değerler ile, ‘senaryo yazılımları’ geliştirilebilmekte, bu senaryolar aracılığıyla farklı varsayımlara dayalı olası sonuçlar, hem afet yönetimi kapsamında yürütülecek hizmetlerin tanımlanması için kullanılmakta, hem de bu modellerden zarar azaltma amaçlı planlama çalışmalarında yararlanılabilmektedir. Yerbilimsel veriler ve geçmiş dönemlere ait deprem hasar dağılımları yanı sıra, risk içeren kentsel sistem ve varlıklara ilişkin bilgiler kullanan senaryolar, kapsamlı veri toplama ve değerlendirme işlemleriyle çeşitli yazılım tekniklerinin ve coğrafi bilgi sistemlerinin biraraya getirilmesi sonucudur. Bu nedenle, deprem tehdidi altındaki kentler için ‘sakınım planları’nın hazırlanmasında deprem senaryolarına başvurulması olanaklıdır.

Yüksek risk taşıyan kentsel alanların sistemli iyileştirilmesi için uygulama yöntemleri geliştirilmesi başlı başına bir araştırma konusudur. Bu konu çok disiplinli çalışma gruplarınca, fiziki, ekonomik, yasal, sosyal vb. araçlarla yeni düzenleyici modeller uygulamak, yerel toplumsal katılım ve örgütlenmelere ön ayak olmak, yerel yönetimlerde kapasite oluşturmak gibi ödevler üstlenilmelidir. Türkiye’de bu alanda denenecek modeller, ileride dünya ölçeğinde örnek alınabilecek çalışmalar olabilir.

8.6. Sosyal Bilim Araştırmaları

Çok sayıda sosyal bilim araştırma alanı, deprem zararlarının azaltılmasında önemli ve doğrudan katkılar sağlayacak içeriktedir. Deprem tehlikelerine ve yaşam çevrelerine ilişkin değer yargıları, inanç yapıları, davranış alışkanlıkları, yaşam çevresi düzenleme gelenekleri, komşuluk kültürü, hazırlıklılık, örgütlenme eğilimleri, dayanışma geleneği, etkilenme kanalları, öğrenme tutumları, sigorta ve diğer güvenlik önlemlerine öncelik veri-ne yatkınlıkları vb. konular akla gelebilecek ilk örneklerdir. Sosyal bilim
araştırmalarının ulusal ölçekte örgütlenmesi ve işbölümü ile bazı temel araştırmaların öncelikle yerine getirilmesi uygun olabilir.

8.7. Araştırma Yürütme Biçimleri

Araştırma etkinlikleri için ulusal çerçeve programları geliştirilmesi, özendirme ve kimi yönlendirici seminer ve konferanslar örgütlenmesi yerinde bulunabilir. Bu hazırlık çalışmalarının TUBİTAK tarafından yerine getirilmesi, kimi üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında işbölümü programlarının yürürlüğe sokulması ve üniversitelerin kendilerinin de bu alanlara öncelik vermesi için bazı özendirmelerin Yüksek Öğretim Kurumu tarafından da desteklenmesi düşünülebilir. Ayrıca, uluslararası kaynaklar ve araştırma olanaklarından yararlanmak üzere, girişimler programlanması sağlanmalıdır. Deprem konusunda özellikle çok disiplinli araştırmaların kurumsallaştırılması için yöntemler geliştirilmeli, ulusal araştırma programı çerçevesinde iki yılda bir ulusal sempozyum yapılmalı, genç araştırmacılara burslar, başarılı araştırmalar için ödül programları geliştirilmelidir.
 

KISALTMALAR

ADY: Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü
BIB: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
BÜ: Boğaziçi Üniversitesi
CBS: Coğrafi Bilgi Sistemi (GIS)
DAD: Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprerrı Araştırma Dairesi
DASK: Doğal Afet Sigortaları Kurumu
DSİ: Devlet Su İşleri
FEMA: Federal Acil Durum Yönetimi Kurumu (Federal Emergency Management Agency-ABD)
GPS:  Uzaydan Yer Belirleme Sistemi (Global Positioning System)
IRIS:  Birleşik Sismoloji Araştırma Enstitüleri (Incorporated Research İnstitutions for Seismology-ABD)
ISO : Uluslararası Standartlar Örgütü (International Standards Organisation)
KHK:  Kanun Hükmünde Kararname
KRDAE:  Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü
MAY:  Mahalle Afet Yönetimi
MEDNET:  Akdeniz Sismik Ağı (Mediterranean Seismic Network-Italya)
MEER: Marmara Depremi Acil Durum ve Yeniden Yapılanma Projesi (Marmara Earthquake Emergency and Reconstruction Project)
MTA: Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü
NEIS: ABD Ulusal Deprem Bilgi Sistemi (National Earthquake Information System-ABD)
NSF:  ABD Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation-ABD)
ORFEUS: Avrupa Sismoloji Gözlemevi ve Araştırma Kurumu (Observatories & Research Facilities for European Seismology)
RG: Resmi Gazete
RTUK: Radyo Televizyon Üst Kurulu
STK: Sivil Toplum Kurumları
TCK: Karayolları Genel Müdürlüğü
TSE: Türk Standartları Enstitüsü
UDK: Ulusal Deprem Konseyi
YTK: Yerel Toplum Kurulları
 

Önceki sayfa     İlk sayfa


(6 MAYIS 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.