Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
BDDK
BANKALAR YASASI (23.6.1999)
BDDK MESLEK İLKELERİ

BDDK
Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu'nun faaliyete başlaması...
31 Ağustos 2000
Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu, çalışmalarına 31 Ağustos 2000 tarihinde başladı. BDDK Başkanı Zekeriya Temizel, "Kurum'un faaliyete geçmesiyle birlikte, Türk bankacılık sistemi için yeni bir dönemin başladığını" bildirdi.
 
 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Faaliyete geçmesi dolayısıyla Kurum Başkanı Zekeriya TEMİZEL tarafından yapılan konuşma
(31 Ağustos 2000)

Değerli Basın Mensupları;

- Tasarruf sahiplerinin haklarını korumak,
- Bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek,
- Kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere, gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla görevli ve yükümlü olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Yasa gereği bugün faaliyete başlamaktadır.

Kurumun karar organı olan ve Sn. Biltekin Özdemir, Sn. Prof. Dr. Kemal Çevik, Sn. Prof. Dr. Bilge Hacıhasanoğlu, Sn.Servet Taşdelen, Sn.Ural Şekerci, ve Sn. Halil Yetgin’den oluşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ise 5 aydan beri Kurumu faaliyete geçirebilmek için gerekli düzenlemeleri yapıyordu.

Kurumun faaliyete geçmesi ile Türk Bankacılık Sistemi için yeni bir dönem başlıyor.

Yeni dönem derken Türk Bankacılık Sektörünün geçmişten gelen değerini, haklı olarak sağladığı saygın yapısını kesinlikle tartışmıyorum.

Türk Bankacılık Sektörünün geçmişte de sağlıklı bir yapısı vardı, bugün de var.

Arada bazı olumsuz durumların ortaya çıkması bu sektörün geneldeki güvenilir yapısını zedelemez, zedelememelidir de.

O halde nedir bu yeni dönem?

Bankacılık sektöründeki yeni dönem, dünyadaki gelişmelere uygun olarak, Bankacılık sektöründeki düzenlemelerin ve denetimlerin ülkemizde de bağımsız bir Kurum tarafından yürütülmeye başlamasıdır.

Bunun anlamı, Basle Bankacılık Komitesinin uluslararası kurallar niteliğinde belirlediği ilkelere ülkemizde de uyulacağı, sistemimize ulusal, uluslararası güvenin pekiştirileceğidir.

Bunun anlamı, bankacılık sektörünün her türlü müdahaleden uzak, uluslararası normlara ve objektif güvenilirlik ve etkinlik kriterlerine uygun bir gözetim ve denetim sistemine kavuşmasıdır.

Bunun anlamı, bankacılık alanında yapılacak düzenlemelerin, her türlü yönlendirmeden uzak, sadece sektörün ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli bir biçimde karşılanabilmesidir.

Bunun anlamı, vatandaşların ve uluslararası yatırımcıların bankalarla ilgili tercihlerinin, objektif kriterlere dayanan ve uluslararası standartlarda hazırlanmış doğru ve güvenilir bilgilere dayanarak yapmalarının sağlanmasıdır.

4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ekonomide, bankacılık sisteminde ve uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak bankacılık sisteminin düzenlenmesine ve denetimine gerekli ve çağdaş yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Bankacılık sektörüyle ilgili yetkilerin bir Kurulda toplanmasının sağlayacağı en büyük yarar, kuşkusuz, denetim sonuçlarının etkin ve hızlı bir şekilde kararlara bağlanması olacaktır.

Bunun yanında; hiç bir ayırım yapılmaksızın tüm bankalara çok ciddi özgürlükler ve aynı ölçüde de sınırlamalar getiren, risk yönetimine dayalı denetim anlayışının uygulanacak olmasıdır.

Bankacılığın bir risk alma sanatı olduğu ancak bu riskin yönetilebilir olmasının gerektiği genel bir görüştür.

Bankalar, risklerini ölçebildikleri, bu riskin neden olacağı zararı tahmin edebildikleri ve tahmin edilen zararı karşılayacak yeterli sermayeyi sağlayabildikleri sürece, hukuk ve ahlak kurallarına uygun olmak kaydıyla her türlü faaliyette bulunabilirler.

4389 sayılı Yasa ile başlayan yeni dönem bunu sağlamaktadır.

Ancak aynı yasa, düzenlemelere uyulmaması, hukuk kurallarına aykırı davranılması halinde ise fiile doğrudan bağlanmış yaptırımlar getirmektedir.

Yeni düzenlemelerle Kurumun amacı, bankaların üzerinde ceza terörü estirmek değil, bankaların kurallara uymalarını sağlamak, bir yandanda en kısa sürede sektörün aktörleri ile birlikte uygulanabilir düzenlemeleri yapmak olacaktır. Ancak sektörün düzenlenebilmesi için yasadan kaynaklanan yaptırımların sağlıksız çalışan bankalara uygulanmasından da kaçınılmıyacaktır. Cezamı öderim, bildiğimi de okurum anlayışına olanak tanımak mümkün değildir..

Değerli Basın Mensupları,

Bankalar Yasasının Kurumumuza yüklediği önemli bir sorumlulukta, tasarrufun ve tasarruf sahibinin korunmasıdır. Bugün tasarruf mevduatına küçük sınırlamalar getirilmesine karşın, neredeyse tamamen Devletin güvencesi altındadır.

Yeni sistemde de devlet güvencesi kabul edilebilir düzeyde korunacak, bunun yanında gerçek güvenceyi Bankacılık Sistemi sağlayacak, denetim ve gözetim sistemi mevduatın güvencesi olacaktır.

Bugün artık istikrarlı bir bankacılık sektörünün iyi işleyen bir mali sistemin vazgeçilmez koşulu olduğunu herkes kabul ediyor.

İyi işleyen bir mali sistemin tasarrufları verimli yatırımlara yönlendirecek ekonomik kalkınma ve büyümeyi hızlandırdığı ise diğer bir gerçek.

Bu durumda iyi işleyen bankacılık sisteminin ekonomik ve sosyal gelişmemizin vazgeçilmez unsuru olduğu ortaya çıkar.

Bu nedenledir ki;

Türk Bankacılık Sektörünün mali yapısının daha da güçlendirilmesi ve uluslararası piyasalarda diğer güçlü kuruluşlarla rekabet edebilmesi, hatta değişen ekonomik koşullara uyabilmesi ve daha verimli çalışabilmesi için Bankacılık Yasası dışında da bazı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu düşünüyoruz.

Bu düzenlemelerin bir kısmı Kurumumuzun yetkisi içerisinde bulunmamaktadır. Siyasi otoritenin bu düzenlemelerin yapılmasında Kurumumuzun hassasiyetini paylaşacağından kuşku duymuyoruz.

Kurum olarak bankacılık sektörünün birleşerek büyümesinin önünde engel oluşturan, ya da bazı banka işlemlerinin yurt dışında yapılmasına neden olan yasal engellerin kaldırılması için gereken çalışmaların yapılmasını amaçlıyoruz.

Yine Bankalar Kanunu ile getirilen çağdaş düzenlemelerin başarısı, ekonomik yaşamı düzenleyen diğer Kanunlarda da günün koşullarına uygun düzenlemeler yapabilmektir. Borçlar Kanunu, Çek Kanunu, İcra-İflas Kanunu bunlardan sadece bazılarıdır. En önemlisi de sektörün hukuki ihtilaflarının çözümüne hız kazandıracak ihtisas mahkemelerinin kurulmasıdır.

Mali piyasalarda faaliyet gösteren tek kuruluş Bankalar değildir. Mevduat toplayan kredi kurumlarının farklı düzenlemelere tabi olması riskin iyi denetlenen alandan banka dışı alanlara kaymasına neden olabilir.

Gerçi biraz sonra imzalayacağımız protokol ile bu alanları düzenleyecek Kurumla sıkı işbirliği içerisinde bulunacağımızı taahhüt ediyoruz. Ama doğru olan, tüm kredi kurumlarının her türlü mali hizmete aynı düzenleme ve denetim içerisinde yapmasının sağlanmasıdır.

Piyasa riskinin doğru olarak izlenmesine olanak tanıyacak bu düzenlemelerin de kısa süre içerisinde yapılacağını umuyoruz.

Kurumumuz, bankacılık alanında gerçekleştireceği düzenleyici işlemleri sürpriz oluşturacak şekilde yapmaktan özellikle kaçınacaktır.

Konuların sektörle birlikte değerlendirilmesi, bu amaçla Türkiye Bankalar Birliği ile yoğun işbirliği ve çalışma içinde olunması bir diğer ilkemizdir.

Kurumumuz, Kurum çalışanları ve Kurul üyeleri için etik kuralları belirleyerek faaliyete geçmiştir.

Benzer kuralların sektör içinde de gerçekleştirilmesi ve bunlara uyumun sağlanması da en temel isteğimizdir.

Değerli Basın Mensupları,

Bugün hem sizlerin hem de Türk halkının yanıtını beklediği iki soru var:

Bunlardan birincisi; geçmişte hakim hissedarlıklarını kötüye kullanarak, yasalara aykırı yollarla bankaları boşaltanların ya da kötü yönetimlerden yararlanarak usulsüz kredi alanların yaptıkları yanlarına mı kalacaktır?

Bu sorunun çok açık yanıtı şudur;

Yapılanlar, yapanların yanına kâr kalmayacaktır.

İkinci soru ise şudur: Kurumun düzenlemeleri ve denetimleri yürürlüğe girdikten sonra banka kaynaklarının hakim hissedarlar tarafından yasalara aykırı bir biçimde kullanılıp kullanılmayacağı, kısaca bankaların içinin boşaltılmasının olup, olmayacağıdır.

4389 sayılı Bankalar Kanununu banka boşaltılmalarını engellemek, buna neden olan yasal boşlukları ortadan kaldırmak için etkili yaptırımlar getirmektedir.

Yasa ile de uygulama görevi Kuruma verildiğine göre Kurum da gerekeni kesinlikle yapacak, bankaların içlerinin boşaltmasına kesinlikle olanak verilmeyecektir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu göreve başladığı ilk günden itibaren bu kararlılığını açıkça ortaya koymuştur. Yasaların verdiği yetkiler sonuna kadar kullanılacak, yasalara aykırı olarak kullanılan kaynakların tahsili için tüm olanaklar değerlendirilecektir.

Bankalar bünyesinde kötü aktif olarak yer alan bu tür alacaklar Fon bünyesinde oluşturulan Varlık Yönetim Birimi tarafından devralınacak ve 6183 sayılı Yasa uyarınca süratle tahsil edilmeye çalışılacaktır.

Kamuoyu bu alanda yapılanlardan da düzenli olarak haberdar edilecektir.

Bu temel soruların yanında merak edilen diğer konu da Fon bünyesine alınan bankaların ne olacağıdır.

Bu bankaların zararlarının her geçen gün artıyor olması, mali sistemde olumsuz gelişmelere neden oluyor olması bu bankaların bir an önce sisteme sağlıklı olarak kazandırılmasını gerektirmektedir.

Bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmaları kamuoyu çok yakından izlemektedir. Yapılan tüm çalışmalar da değerlendirilerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu bu konudaki çözümlerini ve zaman planını çok kısa süre içerisinde kamuoyuna sunacaktır.

Fondaki bankaların sisteme kazandırılması sırasında gereken kaynak, Hazine’den özel tertip Devlet iç borçlanma senedi olarak alınacak, bu borç ve faizleri Fon tarafında Hazine’ye bir plan dahilinde geri ödenecektir.

Değerli Basın Mensupları,

Bu anlatılanlardan, daha önce bankaların gözetim ve denetiminde benzer ilkelerin hiç uygulanmadığı sonucu çıkarılmamalıdır.

Belirli dönemlerde ortaya çıkan yasal boşluklar hariç, yürütme sorumluluğunu üstlenmiş olanlar yasaların elverdiği ölçüde gereken çabaları göstermişlerdir.

Bugün itibariyle daha önce sektöre dönük görevler üstlenen kurumların görevleri artık bir kurumda toplanmaktadır.

Bununla birlikte bankaların faaliyetlerinin düzenlenmesi, denetim ve gözetim işlevi gibi konuları Kuruma devreden Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığının mali sektördeki diğer çok önemli işlevleri elbette devam etmektedir.

Mali sektörde istikrarı sağlamakla görevli kurumların görevlerinin kamuoyu tarafından açıklıkla bilinmesi, bu görevleri yerine getirirken işbirliği içinde olmaları bir gerekliliktir.

Bugün burada mali piyasalarda istikrarın sağlanmasıyla görevli kurumların aralarındaki işbirliğinin esasları, kurumların çalışmalarındaki saydamlığın gereği olarak kamuoyunun önünde bir protokolle açıklanmaktadır.

Sistemin güvenini sağlayan kurumlar, bir kurum gibi birlikte çalışacaklarını ve işbirliği yapacaklarını kamuoyuna açıklamaktadırlar.

Bankacılık çok hassas bir konudur.

Bundan sonraki davranışlarımızda, açıklamalarımızda bu hassasiyetin gereği olarak her zaman sağlıklı bilgilere dayanılarak yapılacaktır.

Kamuoyundan bilgi gizlemeyi düşünmüyoruz. Sizler de değerlendirmelerinizi bu bilgilerle yaparsanız, aslı olmayan olaylara itibar etmezseniz, bundan ülke yarar görür.

Son olarak şunu söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum.

Tek başına Bankacılık sisteminin iyi düzenlenmesi ve denetimi istikrar açısından yeterli olamaz.

Esas olan makro anlamda ekonomik istikrarın sağlanmasıdır.

Hükümetin uyguladığı istikrar programı bu açıdan, yani Bankacılık sektörü açısından da çok önemlidir.

Hükümetin bu konudaki kararlılığı geleceğe güvenle bakmamıza neden olmaktadır.

Ayrıca enflasyonu düşürme programı çerçevesinde mali sektörün istikrarının korunmasının taşıdığı önemin bilincindeyiz. Bu kapsamda uygulamalarımızda gerekli hassasiyeti göstereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Yeni dönemin ülkemize, hayırlı olmasını diliyorum. 



(1 EYLÜL 2000)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş