Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumunun Faaliyete geçmesi dolayısıyla Kurum Başkanı Zekeriya
TEMİZEL tarafından yapılan konuşma
(31 Ağustos 2000)
Değerli Basın Mensupları;
- Tasarruf sahiplerinin haklarını korumak,
- Bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek
ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları
önlemek,
- Kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere, gerekli
karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla görevli ve yükümlü olan Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurumu Yasa gereği bugün faaliyete başlamaktadır.
Kurumun karar organı olan ve Sn. Biltekin Özdemir, Sn. Prof. Dr. Kemal
Çevik, Sn. Prof. Dr. Bilge Hacıhasanoğlu, Sn.Servet Taşdelen, Sn.Ural Şekerci,
ve Sn. Halil Yetgin’den oluşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu
ise 5 aydan beri Kurumu faaliyete geçirebilmek için gerekli düzenlemeleri
yapıyordu.
Kurumun faaliyete geçmesi ile Türk Bankacılık Sistemi için yeni bir
dönem başlıyor.
Yeni dönem derken Türk Bankacılık Sektörünün geçmişten gelen değerini,
haklı olarak sağladığı saygın yapısını kesinlikle tartışmıyorum.
Türk Bankacılık Sektörünün geçmişte de sağlıklı bir yapısı vardı, bugün
de var.
Arada bazı olumsuz durumların ortaya çıkması
bu sektörün geneldeki güvenilir
yapısını zedelemez, zedelememelidir de.
O halde nedir bu yeni dönem?
Bankacılık sektöründeki yeni dönem, dünyadaki gelişmelere uygun olarak,
Bankacılık sektöründeki düzenlemelerin ve denetimlerin ülkemizde de bağımsız
bir Kurum tarafından yürütülmeye başlamasıdır.
Bunun anlamı, Basle Bankacılık Komitesinin uluslararası kurallar niteliğinde
belirlediği ilkelere ülkemizde de uyulacağı, sistemimize ulusal, uluslararası
güvenin pekiştirileceğidir.
Bunun anlamı, bankacılık sektörünün her türlü müdahaleden uzak, uluslararası
normlara ve objektif güvenilirlik ve etkinlik kriterlerine uygun bir gözetim
ve denetim sistemine kavuşmasıdır.
Bunun anlamı, bankacılık alanında yapılacak düzenlemelerin, her türlü
yönlendirmeden uzak, sadece sektörün ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli
bir biçimde karşılanabilmesidir.
Bunun anlamı, vatandaşların ve uluslararası yatırımcıların bankalarla
ilgili tercihlerinin, objektif kriterlere dayanan ve uluslararası standartlarda
hazırlanmış doğru ve güvenilir bilgilere dayanarak yapmalarının sağlanmasıdır.
4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ekonomide, bankacılık sisteminde ve
uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak bankacılık
sisteminin düzenlenmesine ve denetimine gerekli ve çağdaş yeni düzenlemeler
getirilmiştir.
Bankacılık sektörüyle ilgili yetkilerin bir Kurulda toplanmasının sağlayacağı
en büyük yarar, kuşkusuz, denetim sonuçlarının etkin ve hızlı bir şekilde
kararlara bağlanması olacaktır.
Bunun yanında; hiç bir ayırım yapılmaksızın tüm bankalara çok ciddi
özgürlükler ve aynı ölçüde de sınırlamalar getiren, risk yönetimine dayalı
denetim anlayışının uygulanacak olmasıdır.
Bankacılığın bir risk alma sanatı olduğu ancak bu riskin yönetilebilir
olmasının gerektiği genel bir görüştür.
Bankalar, risklerini ölçebildikleri, bu riskin neden olacağı zararı
tahmin edebildikleri ve tahmin edilen zararı karşılayacak yeterli sermayeyi
sağlayabildikleri sürece, hukuk ve ahlak kurallarına uygun olmak kaydıyla
her türlü faaliyette bulunabilirler.
4389 sayılı Yasa ile başlayan yeni dönem bunu sağlamaktadır.
Ancak aynı yasa, düzenlemelere uyulmaması, hukuk kurallarına aykırı
davranılması halinde ise fiile doğrudan bağlanmış yaptırımlar getirmektedir.
Yeni düzenlemelerle Kurumun amacı, bankaların üzerinde ceza terörü estirmek
değil, bankaların kurallara uymalarını sağlamak, bir yandanda en kısa sürede
sektörün aktörleri ile birlikte uygulanabilir düzenlemeleri yapmak olacaktır.
Ancak sektörün düzenlenebilmesi için yasadan kaynaklanan yaptırımların
sağlıksız çalışan bankalara uygulanmasından da kaçınılmıyacaktır. Cezamı
öderim, bildiğimi de okurum anlayışına olanak tanımak mümkün değildir..
Değerli Basın Mensupları,
Bankalar Yasasının Kurumumuza yüklediği önemli bir sorumlulukta, tasarrufun
ve tasarruf sahibinin korunmasıdır. Bugün tasarruf mevduatına küçük sınırlamalar
getirilmesine karşın, neredeyse tamamen Devletin güvencesi altındadır.
Yeni sistemde de devlet güvencesi kabul edilebilir düzeyde korunacak,
bunun yanında gerçek güvenceyi Bankacılık Sistemi sağlayacak, denetim ve
gözetim sistemi mevduatın güvencesi olacaktır.
Bugün artık istikrarlı bir bankacılık sektörünün iyi işleyen bir mali
sistemin vazgeçilmez koşulu olduğunu herkes kabul ediyor.
İyi işleyen bir mali sistemin tasarrufları verimli yatırımlara yönlendirecek
ekonomik kalkınma ve büyümeyi hızlandırdığı ise diğer bir gerçek.
Bu durumda iyi işleyen bankacılık sisteminin ekonomik ve sosyal gelişmemizin
vazgeçilmez unsuru olduğu ortaya çıkar.
Bu nedenledir ki;
Türk Bankacılık Sektörünün mali yapısının daha da güçlendirilmesi ve
uluslararası piyasalarda diğer güçlü kuruluşlarla rekabet edebilmesi, hatta
değişen ekonomik koşullara uyabilmesi ve daha verimli çalışabilmesi için
Bankacılık Yasası dışında da bazı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu düşünüyoruz.
Bu düzenlemelerin bir kısmı Kurumumuzun yetkisi içerisinde bulunmamaktadır.
Siyasi otoritenin bu düzenlemelerin yapılmasında Kurumumuzun hassasiyetini
paylaşacağından kuşku duymuyoruz.
Kurum olarak bankacılık sektörünün birleşerek büyümesinin önünde engel
oluşturan, ya da bazı banka işlemlerinin yurt dışında yapılmasına neden
olan yasal engellerin kaldırılması için gereken çalışmaların yapılmasını
amaçlıyoruz.
Yine Bankalar Kanunu ile getirilen çağdaş düzenlemelerin başarısı, ekonomik
yaşamı düzenleyen diğer Kanunlarda da günün koşullarına uygun düzenlemeler
yapabilmektir. Borçlar Kanunu, Çek Kanunu, İcra-İflas Kanunu bunlardan
sadece bazılarıdır. En önemlisi de sektörün hukuki ihtilaflarının çözümüne
hız kazandıracak ihtisas mahkemelerinin kurulmasıdır.
Mali piyasalarda faaliyet gösteren tek kuruluş Bankalar değildir. Mevduat
toplayan kredi kurumlarının farklı düzenlemelere tabi olması riskin iyi
denetlenen alandan banka dışı alanlara kaymasına neden olabilir.
Gerçi biraz sonra imzalayacağımız protokol ile bu alanları düzenleyecek
Kurumla sıkı işbirliği içerisinde bulunacağımızı taahhüt ediyoruz. Ama
doğru olan, tüm kredi kurumlarının her türlü mali hizmete aynı düzenleme
ve denetim içerisinde yapmasının sağlanmasıdır.
Piyasa riskinin doğru olarak izlenmesine olanak tanıyacak bu düzenlemelerin
de kısa süre içerisinde yapılacağını umuyoruz.
Kurumumuz, bankacılık alanında gerçekleştireceği düzenleyici işlemleri
sürpriz oluşturacak şekilde yapmaktan özellikle kaçınacaktır.
Konuların sektörle birlikte değerlendirilmesi, bu amaçla Türkiye Bankalar
Birliği ile yoğun işbirliği ve çalışma içinde olunması bir diğer ilkemizdir.
Kurumumuz, Kurum çalışanları ve Kurul üyeleri için etik kuralları belirleyerek
faaliyete geçmiştir.
Benzer kuralların sektör içinde de gerçekleştirilmesi ve bunlara uyumun
sağlanması da en temel isteğimizdir.
Değerli Basın Mensupları,
Bugün hem sizlerin hem de Türk halkının yanıtını beklediği iki soru
var:
Bunlardan birincisi; geçmişte hakim hissedarlıklarını kötüye kullanarak,
yasalara aykırı yollarla bankaları boşaltanların ya da kötü yönetimlerden
yararlanarak usulsüz kredi alanların yaptıkları yanlarına mı kalacaktır?
Bu sorunun çok açık yanıtı şudur;
Yapılanlar, yapanların yanına kâr kalmayacaktır.
İkinci soru ise şudur: Kurumun düzenlemeleri ve denetimleri yürürlüğe
girdikten sonra banka kaynaklarının hakim hissedarlar tarafından yasalara
aykırı bir biçimde kullanılıp kullanılmayacağı, kısaca bankaların içinin
boşaltılmasının olup, olmayacağıdır.
4389 sayılı Bankalar Kanununu banka boşaltılmalarını engellemek, buna
neden olan yasal boşlukları ortadan kaldırmak için etkili yaptırımlar getirmektedir.
Yasa ile de uygulama görevi Kuruma verildiğine göre Kurum da gerekeni
kesinlikle yapacak, bankaların içlerinin boşaltmasına kesinlikle olanak
verilmeyecektir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu göreve başladığı ilk günden
itibaren bu kararlılığını açıkça ortaya koymuştur. Yasaların verdiği yetkiler
sonuna kadar kullanılacak, yasalara aykırı olarak kullanılan kaynakların
tahsili için tüm olanaklar değerlendirilecektir.
Bankalar bünyesinde kötü aktif olarak yer alan bu tür alacaklar Fon
bünyesinde oluşturulan Varlık Yönetim Birimi tarafından devralınacak ve
6183 sayılı Yasa uyarınca süratle tahsil edilmeye çalışılacaktır.
Kamuoyu bu alanda yapılanlardan da düzenli olarak haberdar edilecektir.
Bu temel soruların yanında merak edilen diğer konu da Fon bünyesine
alınan bankaların ne olacağıdır.
Bu bankaların zararlarının her geçen gün artıyor olması, mali sistemde
olumsuz gelişmelere neden oluyor olması bu bankaların bir an önce sisteme
sağlıklı olarak kazandırılmasını gerektirmektedir.
Bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmaları kamuoyu çok yakından izlemektedir.
Yapılan tüm çalışmalar da değerlendirilerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurulu bu konudaki çözümlerini ve zaman planını çok kısa süre içerisinde
kamuoyuna sunacaktır.
Fondaki bankaların sisteme kazandırılması sırasında gereken kaynak,
Hazine’den özel tertip Devlet iç borçlanma senedi olarak alınacak, bu borç
ve faizleri Fon tarafında Hazine’ye bir plan dahilinde geri ödenecektir.
Değerli Basın Mensupları,
Bu anlatılanlardan, daha önce bankaların gözetim ve denetiminde benzer
ilkelerin hiç uygulanmadığı sonucu çıkarılmamalıdır.
Belirli dönemlerde ortaya çıkan yasal boşluklar hariç, yürütme sorumluluğunu
üstlenmiş olanlar yasaların elverdiği ölçüde gereken çabaları göstermişlerdir.
Bugün itibariyle daha önce sektöre dönük görevler üstlenen kurumların
görevleri artık bir kurumda toplanmaktadır.
Bununla birlikte bankaların faaliyetlerinin düzenlenmesi, denetim ve
gözetim işlevi gibi konuları Kuruma devreden Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığının
mali sektördeki diğer çok önemli işlevleri elbette devam etmektedir.
Mali sektörde istikrarı sağlamakla görevli kurumların görevlerinin kamuoyu
tarafından açıklıkla bilinmesi, bu görevleri yerine getirirken işbirliği
içinde olmaları bir gerekliliktir.
Bugün burada mali piyasalarda istikrarın sağlanmasıyla görevli kurumların
aralarındaki işbirliğinin esasları, kurumların çalışmalarındaki saydamlığın
gereği olarak kamuoyunun önünde bir protokolle açıklanmaktadır.
Sistemin güvenini sağlayan kurumlar, bir kurum gibi birlikte çalışacaklarını
ve işbirliği yapacaklarını kamuoyuna açıklamaktadırlar.
Bankacılık çok hassas bir konudur.
Bundan sonraki davranışlarımızda, açıklamalarımızda bu hassasiyetin
gereği olarak her zaman sağlıklı bilgilere dayanılarak yapılacaktır.
Kamuoyundan bilgi gizlemeyi düşünmüyoruz. Sizler de değerlendirmelerinizi
bu bilgilerle yaparsanız, aslı olmayan olaylara itibar etmezseniz, bundan
ülke yarar görür.
Son olarak şunu söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum.
Tek başına Bankacılık sisteminin iyi düzenlenmesi ve denetimi istikrar
açısından yeterli olamaz.
Esas olan makro anlamda ekonomik istikrarın sağlanmasıdır.
Hükümetin uyguladığı istikrar programı bu açıdan, yani Bankacılık sektörü
açısından da çok önemlidir.
Hükümetin bu konudaki kararlılığı geleceğe güvenle bakmamıza neden olmaktadır.
Ayrıca enflasyonu düşürme programı çerçevesinde mali sektörün istikrarının
korunmasının taşıdığı önemin bilincindeyiz. Bu kapsamda uygulamalarımızda
gerekli hassasiyeti göstereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Yeni dönemin ülkemize, hayırlı olmasını diliyorum. |