Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
NE ÖNGÖRÜYOR?
YASA METNİ

BİREYSEL EMEKLİLİK YASASI... 
YASANIN GEREKÇESİ
"Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu Tasarısı", Bakanlar Kurulu'nca 16 Mayıs 2000 tarihinde TBMM'ye sevkedildi. 16 Ocak 2001'de Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda görüşülen tasarı, 28 Mart 2001'de TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. 

7 Nisan 2001 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan yasa, 7 Ekim 2001'de yürürlüğe girdi.
 

Yasanın gerekçesi

GENEL GEREKÇE

Günümüzde, bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin gündemini sosyal güvenlik reformu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, reform gerekçeleri ülkeden ülkeye önemli farklılıklar göstermektedir. Sanayileşmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması ile sosyal güvenlik sistemlerinin aktif-pasif dengelerinin bozulmaya başlaması reformun en önemli gerekçelerinden birisini oluşturmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise reform ile bireylere daha nitelikli ve daha yüksek sosyal güvenlik hizmetinin verilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

Ülkemizde de sosyal güvenlik alanında yaşanan malî, kurumsal ve idarî yapılanmalardaki sorunlara çözüm amacıyla Ağustos 1999'da sosyal güvenlik reformuna ilişkin temel düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu reform ve bunlara ilişkin mevzuat düzenlemeleri ile bir yanda mevcut kamu sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi ve kurumların yeniden yapılandırılarak daha nitelikli ve yüksek bir sosyal güvenliğin sağlanması amaçlanırken, diğer taraftan bu sisteme ek olarak tamamlayıcı nitelikteki programların geliştirilmesi düşünülmektedir.

Dünyada yaşlılık aylığı veya emekliliğe yönelik sosyal güvenlik alanında sorunların çözümüne yönelik yaklaşımlarda temel olarak aşağıdaki hususlar gözlemlenmektedir:

a) Tüm hizmetlerin standartlaştırılması yerine çok basamaklı emeklilik sistemleri tercih edilmektedir.
b) Özellikle nimet-külfet dengesinin tam olarak oluşturulmasını teminen maaş esaslı veya dağıtım sistemi yerine prim esaslı fonlu sistemler tercih edilmektedir.
c) Fonlu sistemlerde üyelere genelde daha yüksek getiri sağlaması ve emeklilikteki geliri artırması nedeniyle portföy yönetiminde uzmanlaşma tercih edilmektedir.
d) Bir diğer önemli nokta da, bireylerin kendi tasarrufları üzerinde söz haklarının olması ve yatırım riskini üstlenmeleridir. Yani, bireyler emeklilik sisteminde daha aktif bir rol almaktadırlar.
Çok basamaklı emeklilik sistemlerinde, birinci basamak; kamu sosyal güvenlik kurumları tarafından oluşturulan, zorunlu katılıma dayalı, asgarî bir emeklilik gelirinin sunulduğu, dağıtım esasına göre işleyen ve gelirin yeniden dağıtılması amacına yönelik bir yapı arz etmektedir. Bu nedenle, birinci basamak emeklilik sistemleri sosyal bir devlet olmanın gereği olarak her bireye emeklilikte yaşayabileceği "asgarî" bir geliri sağlama amacına yöneliktir.

Bununla birlikte, ikinci basamak emeklilik sistemleri, zorunlu veya isteğe bağlı olarak asgari emeklilik gelirine ek, bireylerin aktif çalışma yaşamlarındaki gelirlerini korumaya yönelik ve çoğunlukla işyeri bazlı emeklilik sistemleri olup fonlu veya fonsuz olarak düzenlenebilmektedir.

Üçüncü basamak emeklilik sistemleri ise bireylerin emekliliğe yönelik gönüllü katkılarından oluşan ve tamamıyla bireysel hesaplarda takip edilen fonlu sistemlerdir.

Ülkemizde SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı aracılığı ile sunulan emeklilik hizmetleri birinci ve ikinci basamağı karşılamaktadır. Üçüncü basamak emeklilik hizmetleri ise kısmen hayat sigorta şirketlerince sunulan ürünlerle karşılanmaktadır.

Bu nedenle, kamu sosyal güvenlik sistemine tamamlayıcı nitelikteki "Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Kanunu Tasarısı Taslağı", bireylerin emekliliğe yönelik gönüllü tasarruflarını düzenleyen bireysel emeklilik hesaplarına dayalı fonlu bir sistemin oluşturulmasını öngörmektedir.

Ülkemizde bireylerin sosyal güvenlik kurumlarından sağlanan emeklilik gelirleri, prime esas masraf ve tavanlara ilişkin sınırlamalar nedeniyle yeterli olmamaktadır. Emeklilikte ek gelir sağlanması amacıyla birikimli hayat sigortaları, ikinci evin kira geliri, döviz veya mevduat gibi kısmen emeklilik döneminde gelir sağlamaya yönelik olarak da kullanılabilen ürünler bulunmaktadır.

Sanayileşmiş ülkelere bakıldığında bu ülkelerde tasarrufların önemli bir kısmını emekliliğe yönelik fonların oluşturduğu görülmektedir. Bu fonlar, aynı zamanda ülkelerin ekonomik gelişmelerinde de gerekli olan uzun vadeli fon kaynağı da oluşturmaktadır. Aşağıdaki tablo, 1996 yılı sonu itibarıyla bazı OECD ülkelerinde emekliliğe yönelik fonların (üçüncü basamak emeklilik fonları ile kısmen ikinci basamak prim esaslı fonlu emeklilik programları) miktarı ve Gayrî Safî Yurt İçi Hâsıla (GSYİH)'larına oranını göstermektedir: 
 


Ülkeler
Toplam Fon (Milyar $)
Toplam Fon/GSYİH (%)
 İtalya
36.3
3.0
 Almanya
136.3
5.8
 Hollanda
345.7
87.3
 İngiltere
861.9
74.7
 Japonya
1,919.7
41.8
 Amerika Birleşik Devletleri
4,303.0
58.2

Genel olarak, emeklilik fonlarının uzun vadeli yapısı, fon miktarının büyüklüğü ve kurumsal yatırımcı kimliği ile sermaye piyasalarındaki etkinliği bu ülkelerin ekonomik gelişmelerinin ana nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu Kanun Tasarısı Taslağı ile de ülkemizde emekliliğe yönelik tasarrufların malî sektör içerinde ülke ekonomisinin hizmetine sunulması amaçlanmaktadır. Ülkemizin gayrî safî millî hâsılası dikkate alındığında halen uzun vadeli fon yaratma potansiyelinin oldukça yüksek olduğu görülecektir.

Bireysel emeklilik sistemi ile;

   a) Uzun vadeli altyapı yatırımları için gerekli fonları sağlayacak ve dolayısıyla istihdamı artıracak,
   b) Kamunun uzun vadeli borçlanma olanağını olumlu etkileyecek,
   c) Piyasalardaki kısa vadeli spekülatif baskıları azaltacak,
   d) Ulusal tasarruf eğilimini artıracak,
   e) Emekliliğe yönelik tasarrufların malî sisteme akması ile kayıtlılığı teşvik edecek,
   f) Sermaye piyasalarının derinleşmesine katkıda bulunacak,
   g) Bireylere güvenli, avantajlı, yatırımlarını kontrol edebilecekleri ve hesaplarına kolaylıkla ulaşabilecekleri ürünler sunacak,
   bir yapı oluşturulmaktadır.

Bireysel emeklilik sistemlerinde en önemli konu güvenli bir ortamın yaratılmasıdır. Güvenli ortam, nitelikli hizmetin sürekli alınabilmesi, hizmet sunan şirketlerin yükümlülüklerini karşılayabilir yeterlilikte olmaları, fon varlıklarının bir anlamda emanetçi olan şirketin hesaplarında ayrı olması ve katılımcılara ait olması emeklilik hesaplarında biriken fonların reel değerinin korunması ve düzenleme ve denetlemede yeterli koordinasyonun sağlanarak faaliyetlerin mevzuat hükümleri dahilinde yürütülmesinin sağlanmasıdır.

Bu Kanun Tasarısı Taslağı ile bireysel emeklilik sistemine ilişkin düzenlemelerde;
   a) Emeklilik konusunda uzmanlaşmış, güçlü malî bünyeye ve yüksek sermayeye sahip emeklilik şirketlerinin hizmet sunması,
   b) Emeklilik şirketlerinin teknik ve idarî altyapılarının ve verecekleri hizmet kalitesinin diğer malî kuruluşlarla rekabet edebilir düzeyde olması,
   c) Birikimlerin reel değerinin korunması ve yüksek getiriyi sağlamak amacıyla bireysel emeklilik hesaplarındaki varlıkların uzman portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilmesi,
   d) Fon varlıklarının şirket ve fon yöneticisi varlıklarından ayrı olarak Takasbank gibi merkezî saklama kuruluşlarında saklanması,
   e) Tüm birikimlerin sadece bireysel emeklilik sistemine üye olanlara yönelik çıkarılacak emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilmesi,
   f) Katılımcıların bireysel hesaplarındaki tüm birikimleri talepleri halinde bir diğer şirkete aktarabilmeleri ve dolayısıyla hizmet kalitesi yönünde emeklilik şirketleri arasında yaşanacak rekabet ortamının yaratılması,
   g) Üyelerin hesaplarındaki gelişmeleri sürekli olarak telefon, internet, banka kartları ve benzeri elektronik ortamlarda takip edebilmeleri ve fonlarla ilgili bilgilerin belirli aralıklarla kamuya açıklanması,
   h) Katılımcıların aynı emeklilik şirketinin değişik risk-getiri özelliği olan emeklilik yatırım fonları arasında birikimlerini paylaştırarak kendi tercihlerine göre portföy dağılımı oluşturmasına olanak tanınması,
   i) Kamuda bireysel emeklilik sistemini çeşitli yönleri ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren Bakanlıklar arasında mevzuat düzenlemesi, faaliyetlerin denetlenmesi açısından koordinasyonun sağlanması,
   j) Faaliyetlerin güven içerisinde yürütülmesini ve katılımcıların hak ve menfaatlerinin korunması,
   gibi hususlar temel amaçlar olarak gözetilmiştir.

Bireysel emeklilik sistemi, bireylerin ve varsa işverenlerinin gönüllü katılımını esas almaktadır. Bireysel emeklilik sistemi bireylerin harcanabilir gelirleri üzerinden yapacakları tasarruflara yönelik bir sistem olması nedeniyle, gönüllü katılım ulusal tasarruf eğiliminin artmasına neden olacaktır. Diğer taraftan, işverenlerin çalışanlarına yönelik katkılarının olması halinde bireysel emeklilik sistemi ile işyeri bazlı grup emeklilik sistemi olarak işleyebilecek niteliğe kavuşabilecektir. Bu nedenle, bireysel emeklilik sistemi, işgücü maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle işverene veya çalışanlara katılım konusunda herhangi bir zorunluluk getirmemektedir. Bireysel emeklilik istemine katılımın sağlanabilmesi için hem bireysel katılımcıların ve varsa işverenlerinin vergi düzenlemeleriyle teşvik edilmesi gerekmektedir.

Bireysel emeklilik sistemi ile amaçlanan kamu sosyal güvenlik istemlerine alternatif bir özel emeklilik sistemi yaratılması değildir. Tam aksine, kamu sosyal güvenlik sistemine üye olan ve aktif prim ödeyenlere ek avantajlar sağlayarak ve gerçek gelir beyanı teşvik edilerek vergi gelirlerinin artırılmasını öngören, kayıt-dışılığın azaltılmasına ve mevcut sosyal güvenlik kurumlarının malî gelirlerinin artırılmasına yönelik bir sistemdir. Bu nedenle, bireysel emeklilik sistemi, hiç bir şekilde kamu sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesi değil, sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı nitelikte gönüllü katılıma dayalı ek emeklilik sistemidir.
 



(7 NİSAN 2001 - 9 EKİM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş