| Yasanın gerekçesi
GENEL GEREKÇE
Günümüzde, bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin gündemini sosyal
güvenlik reformu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, reform gerekçeleri
ülkeden ülkeye önemli farklılıklar göstermektedir. Sanayileşmiş ülkelerde
nüfusun yaşlanması ile sosyal güvenlik sistemlerinin aktif-pasif dengelerinin
bozulmaya başlaması reformun en önemli gerekçelerinden birisini oluşturmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde ise reform ile bireylere daha nitelikli ve daha
yüksek sosyal güvenlik hizmetinin verilmesinin amaçlandığı görülmektedir.
Ülkemizde de sosyal güvenlik alanında yaşanan malî, kurumsal ve idarî
yapılanmalardaki sorunlara çözüm amacıyla Ağustos 1999'da sosyal güvenlik
reformuna ilişkin temel düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu reform ve
bunlara ilişkin mevzuat düzenlemeleri ile bir yanda mevcut kamu sosyal
güvenlik sisteminin güçlendirilmesi ve kurumların yeniden yapılandırılarak
daha nitelikli ve yüksek bir sosyal güvenliğin sağlanması amaçlanırken,
diğer taraftan bu sisteme ek olarak tamamlayıcı nitelikteki programların
geliştirilmesi düşünülmektedir.
Dünyada yaşlılık aylığı veya emekliliğe yönelik sosyal güvenlik alanında
sorunların çözümüne yönelik yaklaşımlarda temel olarak aşağıdaki hususlar
gözlemlenmektedir:
a) Tüm hizmetlerin standartlaştırılması yerine çok basamaklı
emeklilik sistemleri tercih edilmektedir.
b) Özellikle nimet-külfet dengesinin tam olarak oluşturulmasını
teminen maaş esaslı veya dağıtım sistemi yerine prim esaslı fonlu sistemler
tercih edilmektedir.
c) Fonlu sistemlerde üyelere genelde daha yüksek getiri sağlaması
ve emeklilikteki geliri artırması nedeniyle portföy yönetiminde uzmanlaşma
tercih edilmektedir.
d) Bir diğer önemli nokta da, bireylerin kendi tasarrufları
üzerinde söz haklarının olması ve yatırım riskini üstlenmeleridir. Yani,
bireyler emeklilik sisteminde daha aktif bir rol almaktadırlar.
Çok basamaklı emeklilik sistemlerinde, birinci basamak; kamu sosyal güvenlik
kurumları tarafından oluşturulan, zorunlu katılıma dayalı, asgarî bir emeklilik
gelirinin sunulduğu, dağıtım esasına göre işleyen ve gelirin yeniden dağıtılması
amacına yönelik bir yapı arz etmektedir. Bu nedenle, birinci basamak emeklilik
sistemleri sosyal bir devlet olmanın gereği olarak her bireye emeklilikte
yaşayabileceği "asgarî" bir geliri sağlama amacına yöneliktir.
Bununla birlikte, ikinci basamak emeklilik sistemleri, zorunlu veya
isteğe bağlı olarak asgari emeklilik gelirine ek, bireylerin aktif çalışma
yaşamlarındaki gelirlerini korumaya yönelik ve çoğunlukla işyeri bazlı
emeklilik sistemleri olup fonlu veya fonsuz olarak düzenlenebilmektedir.
Üçüncü basamak emeklilik sistemleri ise bireylerin emekliliğe yönelik
gönüllü katkılarından oluşan ve tamamıyla bireysel hesaplarda takip edilen
fonlu sistemlerdir.
Ülkemizde SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı aracılığı ile sunulan emeklilik
hizmetleri birinci ve ikinci basamağı karşılamaktadır. Üçüncü basamak emeklilik
hizmetleri ise kısmen hayat sigorta şirketlerince sunulan ürünlerle karşılanmaktadır.
Bu nedenle, kamu sosyal güvenlik sistemine tamamlayıcı nitelikteki
"Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Kanunu Tasarısı Taslağı", bireylerin
emekliliğe yönelik gönüllü tasarruflarını düzenleyen bireysel emeklilik
hesaplarına dayalı fonlu bir sistemin oluşturulmasını öngörmektedir.
Ülkemizde bireylerin sosyal güvenlik kurumlarından sağlanan emeklilik
gelirleri, prime esas masraf ve tavanlara ilişkin sınırlamalar nedeniyle
yeterli olmamaktadır. Emeklilikte ek gelir sağlanması amacıyla birikimli
hayat sigortaları, ikinci evin kira geliri, döviz veya mevduat gibi kısmen
emeklilik döneminde gelir sağlamaya yönelik olarak da kullanılabilen ürünler
bulunmaktadır.
Sanayileşmiş ülkelere bakıldığında bu ülkelerde tasarrufların önemli
bir kısmını emekliliğe yönelik fonların oluşturduğu görülmektedir. Bu fonlar,
aynı zamanda ülkelerin ekonomik gelişmelerinde de gerekli olan uzun vadeli
fon kaynağı da oluşturmaktadır. Aşağıdaki tablo, 1996 yılı sonu itibarıyla
bazı OECD ülkelerinde emekliliğe yönelik fonların (üçüncü basamak emeklilik
fonları ile kısmen ikinci basamak prim esaslı fonlu emeklilik programları)
miktarı ve Gayrî Safî Yurt İçi Hâsıla (GSYİH)'larına oranını göstermektedir:
|
Ülkeler
|
Toplam Fon (Milyar
$)
|
Toplam Fon/GSYİH
(%)
|
| İtalya |
36.3
|
3.0
|
| Almanya |
136.3
|
5.8
|
| Hollanda |
345.7
|
87.3
|
| İngiltere |
861.9
|
74.7
|
| Japonya |
1,919.7
|
41.8
|
| Amerika Birleşik Devletleri |
4,303.0
|
58.2
|
Genel olarak, emeklilik fonlarının uzun vadeli yapısı, fon miktarının
büyüklüğü ve kurumsal yatırımcı kimliği ile sermaye piyasalarındaki etkinliği
bu ülkelerin ekonomik gelişmelerinin ana nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu Kanun Tasarısı Taslağı ile de ülkemizde emekliliğe yönelik tasarrufların
malî sektör içerinde ülke ekonomisinin hizmetine sunulması amaçlanmaktadır.
Ülkemizin gayrî safî millî hâsılası dikkate alındığında halen uzun vadeli
fon yaratma potansiyelinin oldukça yüksek olduğu görülecektir.
Bireysel emeklilik sistemi ile;
a) Uzun vadeli altyapı yatırımları için gerekli
fonları sağlayacak ve dolayısıyla istihdamı artıracak,
b) Kamunun uzun vadeli borçlanma olanağını olumlu
etkileyecek,
c) Piyasalardaki kısa vadeli spekülatif baskıları
azaltacak,
d) Ulusal tasarruf eğilimini artıracak,
e) Emekliliğe yönelik tasarrufların malî sisteme
akması ile kayıtlılığı teşvik edecek,
f) Sermaye piyasalarının derinleşmesine katkıda
bulunacak,
g) Bireylere güvenli, avantajlı, yatırımlarını
kontrol edebilecekleri ve hesaplarına kolaylıkla ulaşabilecekleri ürünler
sunacak,
bir yapı oluşturulmaktadır.
Bireysel emeklilik sistemlerinde en önemli konu güvenli bir ortamın
yaratılmasıdır. Güvenli ortam, nitelikli hizmetin sürekli alınabilmesi,
hizmet sunan şirketlerin yükümlülüklerini karşılayabilir yeterlilikte olmaları,
fon varlıklarının bir anlamda emanetçi olan şirketin hesaplarında ayrı
olması ve katılımcılara ait olması emeklilik hesaplarında biriken fonların
reel değerinin korunması ve düzenleme ve denetlemede yeterli koordinasyonun
sağlanarak faaliyetlerin mevzuat hükümleri dahilinde yürütülmesinin sağlanmasıdır.
Bu Kanun Tasarısı Taslağı ile bireysel emeklilik sistemine ilişkin
düzenlemelerde;
a) Emeklilik konusunda uzmanlaşmış, güçlü malî
bünyeye ve yüksek sermayeye sahip emeklilik şirketlerinin hizmet sunması,
b) Emeklilik şirketlerinin teknik ve idarî altyapılarının
ve verecekleri hizmet kalitesinin diğer malî kuruluşlarla rekabet edebilir
düzeyde olması,
c) Birikimlerin reel değerinin korunması ve yüksek
getiriyi sağlamak amacıyla bireysel emeklilik hesaplarındaki varlıkların
uzman portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilmesi,
d) Fon varlıklarının şirket ve fon yöneticisi varlıklarından
ayrı olarak Takasbank gibi merkezî saklama kuruluşlarında saklanması,
e) Tüm birikimlerin sadece bireysel emeklilik sistemine
üye olanlara yönelik çıkarılacak emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilmesi,
f) Katılımcıların bireysel hesaplarındaki tüm birikimleri
talepleri halinde bir diğer şirkete aktarabilmeleri ve dolayısıyla hizmet
kalitesi yönünde emeklilik şirketleri arasında yaşanacak rekabet ortamının
yaratılması,
g) Üyelerin hesaplarındaki gelişmeleri sürekli
olarak telefon, internet, banka kartları ve benzeri elektronik ortamlarda
takip edebilmeleri ve fonlarla ilgili bilgilerin belirli aralıklarla kamuya
açıklanması,
h) Katılımcıların aynı emeklilik şirketinin değişik
risk-getiri özelliği olan emeklilik yatırım fonları arasında birikimlerini
paylaştırarak kendi tercihlerine göre portföy dağılımı oluşturmasına olanak
tanınması,
i) Kamuda bireysel emeklilik sistemini çeşitli
yönleri ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren Bakanlıklar arasında
mevzuat düzenlemesi, faaliyetlerin denetlenmesi açısından koordinasyonun
sağlanması,
j) Faaliyetlerin güven içerisinde yürütülmesini
ve katılımcıların hak ve menfaatlerinin korunması,
gibi hususlar temel amaçlar olarak gözetilmiştir.
Bireysel emeklilik sistemi, bireylerin ve varsa işverenlerinin gönüllü
katılımını esas almaktadır. Bireysel emeklilik sistemi bireylerin harcanabilir
gelirleri üzerinden yapacakları tasarruflara yönelik bir sistem olması
nedeniyle, gönüllü katılım ulusal tasarruf eğiliminin artmasına neden olacaktır.
Diğer taraftan, işverenlerin çalışanlarına yönelik katkılarının olması
halinde bireysel emeklilik sistemi ile işyeri bazlı grup emeklilik sistemi
olarak işleyebilecek niteliğe kavuşabilecektir. Bu nedenle, bireysel emeklilik
sistemi, işgücü maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle işverene veya çalışanlara
katılım konusunda herhangi bir zorunluluk getirmemektedir. Bireysel emeklilik
istemine katılımın sağlanabilmesi için hem bireysel katılımcıların ve varsa
işverenlerinin vergi düzenlemeleriyle teşvik edilmesi gerekmektedir.
Bireysel emeklilik sistemi ile amaçlanan kamu sosyal güvenlik istemlerine
alternatif bir özel emeklilik sistemi yaratılması değildir. Tam aksine,
kamu sosyal güvenlik sistemine üye olan ve aktif prim ödeyenlere ek avantajlar
sağlayarak ve gerçek gelir beyanı teşvik edilerek vergi gelirlerinin artırılmasını
öngören, kayıt-dışılığın azaltılmasına ve mevcut sosyal güvenlik kurumlarının
malî gelirlerinin artırılmasına yönelik bir sistemdir. Bu nedenle, bireysel
emeklilik sistemi, hiç bir şekilde kamu sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesi
değil, sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı nitelikte gönüllü katılıma
dayalı ek emeklilik sistemidir.
|