Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
EKONOMİK PROGRAM GENEL STRATEJİSİ
DERVİŞ'İN BASIN TOPLANTISI (14.3.2001)
MERKEZ BANKASI BAŞKANI'NIN AÇIKLAMALARI
21 ŞUBAT KRİZİ
ZİRVEDE KRİZ

YENİ EKONOMİK PROGRAM...
Derviş: IMF ile anlaştık...
19 Mart  2001
Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Kemal Derviş, yeni ekonomik program ile ilgili olarak  Hazine, Merkez Bankası ve DPT yetkilileriyle beraber düzenlediği basın toplantısında, acil ekonomik önlemlere ek olarak açıklamalarda bulundu. Derviş, "IMF ile çerçeve anlaşması konusunda anlaştık. Ekonomik programın bütün ayrıntılarını Nisan ayının ilk yarısında açıklayacağımızı umuyorum" dedi. Derviş, programa ilişkin "Niyet Mektubu"nun da aynı ayın ikinci yarısında IMF İcra Kurulu'nda görüşülebileceğini bildirdi.
 
Geçen hafta ekonomik program çerçevesinde alınması gereken acil yasal önlemleri açıkladıklarını hatırlatan Derviş, bu önlemlerin programın başarısı için bir ön koşul oluduğunu, Başbakan Bület Ecevit ve Başbakan Yardımcıları'nın desteği ile hazırlanan acil önlemler paketinin hemen uygulamaya konulacağını kaydetti. İkinci aşamada, maliye ve para politikasını içeren programın genel çerçevesi hakkında IMF ile mutabakata vardıklarını açıklayan Derviş, Nisan ayının ilk yarısında toplumun çeşitli kesimlerinin görüşünü aldıktan sonra, ekonomik programın bütün ayrıntıları ile açıklanmış olacağını bildirdi. Bu süre içeresinde toplumsal kesimlerin önerilerin dinlemek ve programa katkılarını sağlamak yönündeki çaşılmaların süreceğini ifade eden Kemal Derviş, ayrıca uluslararası çevreler ile yoğun temas içinde olacaklarını söyledi. 
 
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in konuşması şöyle:
(19 Mart 2001)

Günaydın değerli basın mensupları. 

İlk başta şunu belirtmek istiyorum, çok büyük saygı duyduğum Sayın Başbakan Bülent Ecevit’in çağrısı üzerine geldiğime ve yanımdaki arkadaşlarımla çalışabildiğime ve Türkiye için birlikte güzel bir şeyler ortaya çıkartmaya çalışabildiğim için çok mutluyum gerçekten. Ve Sayın Başbakanım’a çok teşekkür ediyorum çağrısı için. Tabii işin daha çok başındayız.

Gerçekten ciddi bir kazaya uğradı Türkiye, ciddi bir parasal kazaya... Fakat bugün gerçekten çok önemli bir aşamaya geldik. Ve çok iyi bir hafta yaşayacağımız konusunda umutluyum. Onun ötesinde bunun böyle olacağına da gerçekten inanıyorum. Şimdi bu aşama konusunda size biraz dikkatli ve ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Metniniz dağıtılacaktır nasıl olsa, o konuda merak etmeyin, olduğu gibi size iletilecektir. Ekonomik programımızın hazırlanmasında hızla ilerlemekteyiz. Bu ekonomik program, bugün Bakanlar Kurulu’nda görüşeceğimiz Ulusal Program ile uyum içinde hazırlanmaktadır. Ulusal Program'ın ekonomik boyutunu teşkil etmektedir. 

Geçen hafta bu çalışmalarda ilk adımı atarak ekonomik program çerçevesinde alınması gereken acil yasal önlemleri sizlere aktarmıştım. Bu önlemler programın başarısı için bir ön koşuldur. Sayın Başbakan Bülent Ecevit ve Sayın Başbakan Yardımcıları ile birlikte ve destekleriyle hazırlanan acil önlemler paketi hemen yürürlüğe konacaktır. Bugün ikinci aşamaya gelmiş bulunmaktayız. Maliye ve para politikasını içeren programın genel çerçevesi üzerinde Uluslararası Para Fonu ile mutabakata varmış bulunmaktayız. Bu ikinci aşamadır. 

Üçüncü aşamada, nisan ayının ilk yarısında toplumun çeşitli kesimlerinin görüşünü aldıktan sonra ekonomik prorgmı bütün ayrıntılarıyla belirlemiş olacağız. Bu süre içerisinde toplumsal kesimlerin önerilerini dinlemek ve programa desteklerini sağlamak yönündeki çalışmalarımız sürecektir. Ayrıca uluslararası çervrelerle de yoğun temas içinde olacağız.

Hazırlanan program esas alınarak ve destek verecek niyet mektubunu nisan ayının ikinci yarısında IMF İcra Direktörleri Kurulu'nda görüşüleceğini tahmin ediyoruz. Niyet mektubunu nisan ortalarında imzalayacağız tahmin ediyorum. Ve nisan sonunda da Washington’da IMF İcra Kurulu kararını verecektir. Bu süreç devam ederken mali piyasalarda çıkacak olan istikrarsızlığın giderilmesine yönelik acil önlemlerin uygulanmasına devam edeceğjz. 

Genel stratejimiz, mali piyasalarda yaşanan krizin büyüme, enflasyon ve dış denge üzerindeki kısa vadeli olumsuz etkilerini süratle gidermektir. Bu çerçevede başta bankacılık olmak üzere yapısal reformlar hızla tamamlanarak başarının kalıcı olması sağlanacaktır. Bunlar yapılırken krizden en fazla zarar gören toplum kesimlerin durumunu özellikle ele alacağız ve bu kesimler için oluşturulacak sosyal destek programları, uluslararası kuruluşlardan sağlanacak kaynaklarla güçlendirilecektir.

Parasal krizler toplumları belirsizlik ortamına sürüklemek ve sosyal dayanışmayı zayıflatmak riskini taşırlar. Bu ise sürdürülebilir büyüme ortamına dönüşü geciktiren en önemli unsurdur. Bu nedenle sosyal dayanışmayı temin etmek ve programa toplumun inanmasını ve desteklemesini sağlamak başarının ön koşuludur. Bu çerçevede söz konusu dayanışmayı sağlayacak her türlü diyalog platformundan yararlanmaya kararlıyız.

Çağımızda parasal krizlerden çıkışta en acil papısal önlem bankacılık sektörünün yeniden yapılanmasıdır. Yaşadığımız kriz, bankacılık sektöründeki sorunlardan kaynaklanmıştır. Uzun yıllardır devletin kaynağı olmadan kamu bankaları aracılığıyla bazı programları uygulaması sonucuyla ortaya çıkan zararlar, bu bankalarda gizlenmiş ve bu zararların fonlanması sistemi tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. 

Bu sorunun acil olarak çözülmesi, mali ve parasal sistemdeki belirsizliği ortadan kaldıracak en önemli unsurdur. Bu kapsamda zaten kamunun üzerinde olan ama gizli bir yerde gizli olarak kamu üzerinde olan yüksek maliyetlerle finanse edilen yük, hazine tarafından şeffaf bir şekilde üstlenilecektir. Bu sayede oldukça yüksek seviyelere ulaşmış bulunan söz konusu borç stoku etkin bir şekilde yönetilebilecek. Bu ise toplam kamu borç stokunun daha düşük bir maliyetle finanse edilmesine imkan verecek ve borç stoku sürdürülebilir bir nitelik kazanacaktır. 

Kamu bankalarının bilançoları küçültülerek yeniden yapılandırılacaktır. Böylece ekonomik politikaların etkinliği azaltan ve kamuda şeffaflığı engelleyen önemli bir unsur bertaraf edilmiş olacaktır. Sayın Merkez Bankası Başkanı bu operasyon konusunda size daha ayrıntılı bilgi verecektir. Kamu bankaları mali sektörde tekrar bir sorun haline gelmelerini engellemek ve yapılan operasyonun başarıya ulaşmasını sağlamak amacıyla siyasi müdahalelere maruz kalmayacak etkin bir yönetime kavuşturulacaktır. 

3 kamu bankası için ortak yönetim kurulu oluşturulacağını daha önce size aktarmıştım. Bu amaçla Hazine Müsteşarlığı, Emlak ve Halk Bankaları’nın genel kurullarını mart ayı sonunda toplantıya çağırmış bulunmaktadır. Ziraat Bankası Genel Kurulu ise önümüzdeki hafta başında toplanacaktır. Ziraat Bankası Genel Kurulu’nda tespit edilecek yönetim kurulu, çok profesyonel bir nitelik taşıyacak ve üç kamu bankasının ortak yönetim kurulu olarak çalışacaktır. Aynı zamanda bu kurula bu bankaları özelleştirme amacıyla yeniden yapılandırma görevi de verilecektir. 

Parasal bunalım özel bankacılık kesimini de etkilemiştir. Dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar büyük faizle kur şokuna uğrayan bir banka sistemi zedelenir. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir olay değildir. Faizde, kurda bu kadar büyük bir değişiklik en güçlü ekonomilerdeki bankacılık sistemini de zedeler. Bu bütün bankaların sağlıksız bir yapıya sahip olduğunu göstermez. İstikrarın yeniden sağlanmasıyla bankacılık sektörümüz de yeniden güçlenecektir. 

Ancak bu arada ekonomimiz için çok önemli olan üretimi ve dış satımı desteklemek işlevini yapması gereken bu sektör de çağdaş bir denetim altında olacaktır. Bu denetim geçmişte yeterli ölçüde olmamıştır. Yeniden herhangi bir başıboşluğun oluşmasını önlemekte kararlıyız. Herhangi bir sorun doğduğunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun çok hızlı ve çok kararlı davranacağından eminim. 

Aynı zamanda hem BDDK hem de hükümet, büyümeye, dış satıma ve üretime yönelik bankacılık faaliyetlerini destekleyecektir. Bu arada Türk Eximbank’ın da dış satıma en etkin biçimde yardımcı olması için kaynak ayrılacaktır. Bankaların tüm yükümlülükleri önceden de belirttiğim gibi aralık ayında hükümet tarafından duyurulduğu gibi tam garanti altındadır. Bu konuyu bir kere daha vurgulamakta yarar görüyorum. 

Geçtiğimiz yıl içinde sağlanan mali disiplin bu yıl da sürdürülecek. Mali politika bu programın çok önemli bir boyutunu oluşturacaktır. Elverişsiz ekonomik koşullara rağmen bütçenin faiz dışı fazlası GSMH’nin yüzde 4’ünün altına düşmeyecektir. Bu kolay olmayacak. Ancak maliye politikasında en ufak bir taviz vermemiz söz konusu değildir. 

Güçlü bir maliye politikası ekonomik dengelerin ve borçlananın sağlıklı bir yapıda sürdürülebilmesi için gereklidir. Bu çerçevede faiz dışı harcamalardaki artış, milli gelirin nominal artışın altında tutulacaktır. Geçen yıl sonunda alınan bütçe gelirlerine ilişkin tedbirler kararlılıkla uygulanacaktır. 

Bankacılık sektöründe yapacağımız düzenlemler yanında maliye politikalarındaki kararlılığımızı da etkin para politikası piyasalar tarafından kısa süre içinde algılanacak ve piyasalar giderek daha etkin çalışacak.

Şubat ayı sonunda yaşadığımız bunalım ve kur değişikliği nedeniyle enflasyon önümüzdeki birkaç ayda maalesef yüksek çıkacaktır. Ancak yılardır Türk ekonomisini kemiren, gelir dağılımını bozan ve daha hızlı büyümemizi önleyen enflasyonu mutlaka yenmeliyiz. Yeniden bir enflasyon sürecine girmemiz söz konusu olamaz. Enflasyon programın kararlılıkla uygulanması sonucunda tekrar düşme eğilimine girecek, yılın son döneminde aylık bazda yüzde 2’nin altına inecektir. 

Önümüzdeki yıl ise enflasyonu yüzde 20’nin epeyce altına düşürmekte kararlıyız. Büyüme sürecine yeniden geçişte bugün vardığımız kur değeri ve bu kurun Türk ihracatına ve turizm sektörüne sağladığı rekabet gücü çok önemli bir kozdur, Türk ekonomisi için... Brezilya, Meksika ve Kore örneklerine bakmakta yarar var. Parasal bunalıma giren bu ülkelerde bunalımın ilk aşamasında döviz kuru aşırı değerlenmiş ve finans sektöründe ciddi sorunlar yaratmıştır. Ancak acil önlemler sonucunda nisbi bir istikrar sağlandığında kurun yarattığı rekabet gücü sayesinde ödemeler dengesi olumlu bir süreç içine girmiş ve bu ülkelerin ulusal paraları reel olarak hatta nominal olarak yeniden değer kazanmıştı. 

Kur ve para politikası güçlü ve daha da özerkleşecek Merkez Bankası’nın sorumluluk alanıdır. Sayın Merkez Bankası Başkanı size bu konuda bilgi verecektir. Ancak kur konusunda neyin olabileceğini hep birlikte tahmin etmeye çalıştığımız zaman, dünyada benzer durumlarda nelerin olduğunu hatırlamamızda yarar görüyorum. 

Ekonomik kasım ve şubat aylarında yaşadığımız mali krizler nedeniyle malesef şu anda bir daralma sürecine girmiştir. Ancak ikinci yarıda bu eğilimin tersine dönmesini bekliyoruz. Yaz sonunda ekonominin yeniden büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Bu “V” veya “U” dönüşü, Brezilya, Meksika, Kore gibi Türkiye’ye benzer krizler yaşamış ülkelerde gözlenmiştir. Başarılı bir program uygulandığı vakit ekonomik daralma bir yıldan kısa bir dönem içinde sona ermekte ve büyüme yeniden başlayabilmektedir. Ancak yılın ilk yarısındaki daralma yüzünden yılın ortalamasını aldığımız zaman, yıl tamamında milli gelirin reel olarak yüzde 2 civarında düşeceğini tahmin ediyorum. 

İkinci yarıda dış satım ve turizmin de çok önemli katkısıyla büyüme sürecini daha güçlü temeller üzerine yeniden tesis etmiş olacağız. Yaşadığımız mali krizden çıkış sürecinde ekonomik daralmanın ve işsizliğin asgari seviyede tutulabilmesi ve enflasyonla mücadelede başarılı olmak için etkin bir gelirler politikasının uygulanabilmesi gerekiyor. Kamu sektöründeki ücret politikasının daha evvel de açıkladığımız gibi istihdam kaybına yol açmadan ve ilgili işletmelerin mali durumu ile kamu sektöründeki ücret adaleti gözetilerek belirleyeceğiz. Özel sektörün ücret ve fiyat artışlarında izleyeceği tutumun programla uyumlu olması için gerekli diyalog sürdürülecektir. 

Hükümet, işveren ve işçiler arasında özellikle içinde bulunan bu dönemde istihdam kaybına yol açılmaması amacıyla yoğun diyaloğu da teşvik edeceğiz. Bu görüşmelere henüz yeni başladım. Fakat şunu belirtmek istiyorum, özellikle geçen hafta sayın sendika yöneticileriyle yaptığım toplantılar çok yararlı olmuştur. 

Ve kendilerinin bütün ülkenin çıkarını göz önünde tutarak ve her şeyden önce iş güvenliğini sağlamak yönünde düşündüklerini ve çalıştıklarını gözetlemiş durumdayım. Onlarla bu görüşmelere devam etmek istiyorum. Ve ülkenin, tümünün yararını hep birlikte gözönünde tutacağımızdan eminim. Özelleştirme temel önceliklerimizden biridir. Ancak özelleştirmenin zamanlamasında ve ulusumuza en yararlı biçimde gerçekleşmesi için piyasa koşulları etkili olacaktır ve bu koşullara bakmamız gerekecektir. 

Dolayısıyla bu dönemde özelleştirmenin önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedefliyoruz. Hem Türkiye’nin çıkarını en ön planda tutacağız ve özelleştirme şartlarını ona göre uygulayacağız. Ama aynı zamanda önemli bir fırsat elimize geçince, ulusumuzun eline geçince, çok hızlı davranmak gereğini de unutmayacağız.

Başta Türk Telekom, THY, TÜPRAŞ, Erdemir, Tekel ve şeker fabrikalarının kamu hisselerinin satışı ile TEAŞ ve TEDAŞ’ın varlıklarının bir bölümünün satışıyla ilgili hazırlık çalışmaları süratle tamamlanacaktır. Bu kapsamda daha önce açıkladığımız yasal değişikliğin gerçekleşmesi zorunludur. Acil önlemler paketinde yer alan düzenlemelere ilişkin hazırlıklarımız sürmektedir. Bunların bir kısmını gelecek hafta içinde TBMM’ye sunma aşamasına gelmiş olacağız. 

Böylelikle şu ana kadar büyük bir hızla ilerlediğimiz programın sağlam yasal temellere oturması, bizim yolumuza aynı kararlılıkla devam etmemizi sağlayacaktır. Bu yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleşmesi tabiki program açısından zorunludur ve güvenin yeniden tesis edilmesi için kaçınılmaz bir hız gereğiyle karşı karşıya bulunmaktayız. Programın gerektirdiği dış finansmanın sağlanması için, uluslararası ve ikili temaslar sürmektedir. 

Bu temaslarımızın olumlu sonuçlanması, ülkemizin programın uygulanmasında göstereceği kararlılığa bağlıdır. IMF ile çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardığımız bu programın yeterli dış desteği sağlayabileceğini umuyorum. Yeterli dış destek dediğim zaman, geçen günlerde de belirttiğim gibi çareyi Türkiye’yi yeniden müthiş büyük bir dış borç stokunun altına sokmakta bulmuyoruz. 

Çare herşeyden önce içerdedir, kendi kaynaklarımızı iyi bir şekilde etkin bir şekilde kullanmamızdadır. Ancak şu aşamada bir miktar dış borcun da gerçekleşmesi ve hızla bize destek olması gereçekten çok önemlidir. Bu amaçla bu hafta sonuna doğru yurt dışında yoğun temaslarımız olacaktır. Başta belirttiğim gibi, çalışmamızın ikinci aşamasına gelmiş bulunuyoruz. IMF ile çerçeve anlaşması gerçekleşmiştir. Çok önemli bir aşamadır. Ve sanıyorum önümüzdeki haftaların çok daha düzenli geçeceğini sağlayacaktır. Bu çok önemli bir adımdır ve IMF yetkilileri sizi burada saat 12.00’da kendi değerlendirmelerini sunacaktır. Yani bu çerçeve anlaşmasını nasıl algılıyorlar, geleceği nasıl görüyorlar? Bu konuda size IMF’in en büyük üst düzeydeki bir yetkilinin başkanlığında IMF ile ilgili bilgi verecektir. 

Kendilerine bizimle 3 gün geceli gündüzlü çalıştıkları için teşekkür ediyorum. Tabi herşeyden önce ve bununla birlikte hakkaten hep birlikte iki hafta çalıştığımız Türk uzmanları ve yöneticilerine teşekkür ediyorum. Yanımda Sayın Hazine Müsteşarı, Merkez Bankası Başkanı Sayın Süreyya Serdengeçti ve Devlet Planlama Müsteşarı Sayın Akın İzmirlioğlu var. Bu son iki hafta hep birlikte çalıştık. Onların çok büyük katkıları oldu bu aşamada ve ilerde de tabi olmaya devam edecek. Kendilerine çok çok teşekkür ediyorum. Bu arada sizlere, değerli basın mensuplarına da çok teşekkür ediyorum. Sizin de işiniz zor, bizim de işimiz zor, ama anlayış gösteriyorsunuz. Hepinizi sevgiyle selamlarım, teşekkürler. 
 



KAYNAK: NTVMSNBC
(19 MART 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş