Türkiye'de Kasım ayında yaşanan
ekonomik krizden sonra, 8 Şubat 2001 tarihinde Başbakan Bülent Ecevit başkanlığında
gerçekleştirilen, reel sektör ile finans kesiminden temsilcilerin katıldığı
ekonomi zirvesinde sorunlar ve çözümleri tartışıldı.
Başta TOBB ve TİSK olmak üzere zirveye
katılan kuruluşlar hükümete sorunların çözümüne yönelik raporlar verdiler.
ECEVİT'İN AÇIKLAMALARI
Ecevit, toplantıdan sonra
yaptığı açıklamada, ekonomik istikrarın aynı zamanda siyasal istikrara
bağlı olduğunu, siyasal istikrar ne kadar sağlamlaşırsa ekonomik istikrarın
da o kadar sağlam olacağını vurguladı. Ecevit, bu konuda işadamları ile
görüşbirliği içinde olduklarını kaydetti.
Bülent Ecevit, Türk ekonomisinin
içinde bulunduğu tüm sorunların ayrıntılarıyla incelendiğini de belirterek,
şöyle konuştu: “Değerli girişimcilerimizin sorunlara nasıl çözümler öngördükleri
hakkında bilgi edinmiş olduk, biz de aydınlanmış olduk. Yarın da uzmanlarla
birlikte toplanacağız. Ve bugünkü toplantıdan edindiğimiz izlenimleri birlikte,
uzmanlarımızla birlikte değerlendireceğiz. Bütün işadamları, bütün sektör
temsilcileri ekonomik programın hiç aksamadan sürdürülmesi konusunda görüş
birliği içinde olduklarını belirttiler. Bu tabi bizim hükümet olarak ekonomik
konulardaki çalışmalarımıza hız katan, şevk veren bir davranış oldu.”
Ecevit, henüz ekonomi
konusunda ayrıntılı bir karar alınmadığını da belirterek, “Bu toplantıda
girişimcilerin görüşlerini öğrendik. Bunları arkadaşlarımla ve uzmanlarla
birlikte değerlendireceğiz. Ondan sonra somut açıklamalarda bulunabileceğiz.
Bu arada bizim de bildiğiniz gibi bu vergilerin taksitlendirilmesi gibi
son günlerde aldığımız bazı tedbirler var” dedi.
Başbakan Ecevit, bankaların
hükümetten herhangi bir talebi olup olmadığı konusundaki bir soruya da,
“Bankaların hükümetten herhangi bir talep olmadı, hükümete önerilerde bulunuldu.
Bu arada mali sektörle, bankacılık sektörüyle reel sektör arasında birtakım
sorunlar var. Bu sorunlar hala devam ediyor. Bu sorunların nasıl giderilebileceği
konusunda her iki sektörün önde gelen temsilcilerinin bir araya gelmelerini
ve çözümler üretmelerini sağladık, önerdik” yanıtını verdi.
Ecevit, bir gazetecinin
bankacılık ile reel sektör arasındaki sorunların neler olduğuna yönelik
sorusunu da şöyle yanıtladı: “Bu yıllardan beri üzerinde durulan bir konudur.
Şimdi ayrıntılarıyla girmek çok zaman alır. Fakat reel sektörün yatırımlarını
bankacılık sektöründen yeterli katkı gelmediği yolunda yaygın bir izlenim
var. Onların bu izleminin giderilmesi için üzerimize düşen görevleri yapacağız.
Bankacılık sektörünün temsilcileri ile iş hayatının temsilcilerinin bir
araya gelip bir değerlendirme yapmalarının yararlı olacağını belirttik.”
MİRAS: PARA İSTEMİYORUZ
Toplantı
çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Miras, zirvede reel sektörün
kesinlikle hükümetten para istemediğini, “Elimizde Uluslararası Para Fonu
desteğiyle uygulanan program var” dedi. Miras, bankacılık sektörünün mali
destekle güçlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Bankacılık sektörüne
verilecek destek sonrasında, oradan gelecek para reel sektöre desteği arttıracaktır.
Bankacılık sektörüyle reel sektör birbirine gayet olumlu ve sağlıklı yaklaştı.
Aramızda herhangi bir sürtüşme yok. Çünkü Bankacılık sektörü varsa reel
sektör de var” dedi.
Miras, reel sektör olarak taleplerini belirterek, sözlerine şöyle devam
etti:
“Reel sektör gene birtakım sıkıntılarını para istemek suretiyle dile getireceklerdi.
Bu katiyen olmamıştır. Yalnız bu programı uygulayan, elimizde IMF’in bütün
ülkelerde uyguladığı bir sistem var. Bu programın uygulandığı bütün sistemlerde
birtakım kaynaklar bulmuştur ve devlet de bu kaynaklara katkı sağlamıştır.
Dolayısıyla biz reel sektörün rehabilite edilmesi için, para istemiyoruz,
parayı kendileri bulacaklar, bankalarla ilgili münasebetlerimizdeki icra
yoluyla üzerimize gelen olaylardaki çözümü de kendilerine ilettik. Herhalde
bankalar kendi aralarında toplanmak suretiyle bize çözüm önerilerini daha
sağlıklı bir şekilde getirecekler diye düşünüyorum.”
Fuat Miras, bankacılık sektörünün dış kaynakla desteklenmesi gerektiğini
de belirterek, “Her türlü yerden dış kaynak bulabilirler. Tabi yabancı
sermaye gelebilir. Sendikasyon kredileri gelebilir, bunlar yapılabilir.
Bunlar geldiği taktirde mali sektörün daha sağlıklı bir yapıya kauşacağı
banka birleşmeleri suretiyle kendi bünyelerindeki mali yapıyı geliştirebilirler
diye bir izlenim aldık. Zannediyorum ki önümüzdeki günlerde bu birleşmeler
süratle devreye girmesi lazım diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
TOBB Başkanı Miras, dünyada reel sektörle bankacılık sektörü arasındaki
sıkıntıların halledilmesiyle ilgili uygulamalar bulunduğunu, bu tür uygulamaların
daha önce İsveç, Tayland, Japonya, Finlandiya gibi ülkelerde uygulanarak
sıkıntıların aşıldığını kaydetti. Miras, “Devlet bir havuz, fon oluşturmak
suretiyle reel sektörün bankalara olan borçlarını bir tahville fonlara
ödeme yapmış. O fona özel sektör borçlanmış ve fona borçlarını ödemek suretiyle
belli bir süre bir çözüm üretilmiş. Bu fona devlet yüzde 15 özkaynağını
koymuş, yüzde 85’ini de dış kredilerle sağlamış. Söz konusu ülkelerdeki
uygulamanın Türkiye’de de gerçekleştirilebileceğini anlattık” dedi.
TİSK RAPORU
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), ekonomi zirvesine, 40
maddeden oluşan ekonomik, 14 maddeden oluşan sosyal önlemleri içeren bir
rapor sundu.
Raporda, toplu iş sözleşmelerinde konsensüs yaratılması istenirken, iş
güvencesi yasa taslağının da mevcut şekliyle yasalaşmasının reel sektör
için başlıbaşına bir kriz sebebi olacağına dikkat çekildi.
Avrupa genelinde işsizlikle mücadele ve istihdamı arttırmak amacıyla uzlaşmaya
dayalı ulusal eylem planlarının yürürlüğe konulduğu belirtilen raporda,
Türkiye’de de bu uygulamaya hızla geçilmesi istendi. Bu konudaki alınması
gereken tedbirler ise özetle şöyle sıralandı:
“İşçi çalıştırmaktan kaynaklanan yükler, dönemsel olarak azaltılmalı, enerji
girdilerine uygulanan vergiler yüzde 50 oranında indirilmeli, yeni istihdama
yönelik düşük faizli kredi imkanı tanınmalı, bir yıl içerisinde işçi sayısını
belirli oranda arttıran işyerlerinin ilave istihdamdan kaynaklanan yükleri
bir dönem ertelenmeli, Eximbank kredilerinde bu işyerlerine öncelik tanınmalı,
çalışma mevzuatı bir an önce esnekleştirilmeli ve atipik istihdam modellerine
yer verilmelidir.”
ÖZİLHAN: ÇALIŞMA TAKVİMİNE UYULMALI
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan
da, yaptığı açıklamada, özelleştirme ve yapısal reformlarla ilgili hukuki
boşlukların doldurulması ve programın bu yönüyle ilgili olarak hükümetin
kararlılığı ve çalışma takvimine uyma azminin vurgulanması gerektiğini
söyledi. Özilhan Ecevit ile yaptıkları görüşmenin ardından, “AB karınca,
Türkiye Ağustos böceği” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.
Özilhan, Başbakan Ecevit ile yapılan görüşmede, TÜSİAD’ın uygulanmakta
olan makro ekonomik uyum programı ve Ulusal Program konusundaki görüşlerini
aktardığını kaydetti. Uygulanmakta olan makro ekonomik uyum programının
13 aylık uygulaması sonucunda enflasyonun toptan eşya fiyatı bazında Ocak
2001 tarihi itibariyle yüzde 28’e gerilemiş olmasını önemli bir başarı
olarak değerlendirdiklerini aktaran Özilhan, ancak Kasım 2000’de yaşanan
mali krizin arkasında yapısal uyum ve özelleştirmelerde yaşanan geciklemelerin
yattığının da gözden kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.
Makro ekonomik koordinasyondaki eksikliğin faizleri artırdığı ve yatırımların
ertelenmesine, üretimin ve istihdamın daralmasına neden olduğunu vurgulayan
Özilhan, mali piyasaların programa olan inancının devamını sağlamak için
dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:
-Özelleştirme ve yapısal reformlarla ilgili hukuki boşluklar doldurulmalı
ve programın bu yönüyle ilgili olarak hükümetin kararlılığı ve çalışma
takvimine uyma azmi vurgulanmalıdır.
-Fon’daki bankaların durumunun bir an önce çözüme kavuşturulması, bankalar
kanununun uluslararası standartlara uygun olarak düzenlemesi ve kamu bankalarının
rehabilitasyon ve özelleştirme süreçlerinin hızlanması gerekmektedir.
-Kasım ayında yaşanan krizden sonra yatırımların durduğu, sadece yabancı
sermayenin değil Türk sanayicisinin de yatırım yapmaktan kaçındığı görülmektedir.
Bu noktada, AB’ye uyum sürecinin hızlanması büyük önem kazanmaktadır. AB’ye
uyum sürecinin bir an önce tamamlanması Türk sanayi ve hizmet kesiminin
rekabet gücünü artırıcı bir etki yapacak ve belirsizlik ortamını ortadan
kaldırarak yatırımları hızlandıracaktır.”
Makro ekonomik uyum programının en hassas başarı göstergesinin faiz
oranlarının düzeyi olduğuna işaret eden Özilhan, enflasyon oranın gerilemesine
paralel olarak faiz oranlarının da tutarlı bir düşüş göstermesi ve özel
sektör tarafından taşınabilir reel faiz düzeylerine doğru seyretmesi gerektiğini
bildirdi. Özilhan, “Bu nedenle uygulanan programın başarısı ve sürdürülebilirliği
faiz oranlarının düşmesiyle teyid edilebilecek ve böylelikle reel sektörde
büyüme gözlenecektir” dedi.
OĞUZ: PROGRAMDAN TAVİZ YOK
Toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Türkiye ihracatçılar
Meclisi (TİM) Başkanı Okan Oğuz da, zirvenin en olumlu tarafını, tarafların
istikrar programının tümüyle arkasında olduklarını ve desteklediklerini
ifade etmesi olarak açıkladı.
Oğuz, zirveye kur baskısından, hayali ihracat olayları hedeniyle ödenmesi
ertelenen KDV iadeleri gibi sorunlarla toplantıya girdiklerini ancak vergi
iadelerinin ödeneceği ve Eximbank desteğinin artacağı yolunda sözler duyduklarını
belirterek, “Bu da ileriye daha ümitli bakmamıza neden oldu” dedi.
Zirvede, istikrar paketini bozucu bazı önlemlerin sözü geçtiğini ancak
bunların uygulanmasının söz konusu olmadığını söyleyen Oğuz, “Programı
bozucu bir önlem söz konusu değil” diye konuştu.
Oğuz, Başbakan Bülent Ecevit’in,reel sektör ile bankacılık kesimi temsilcilerinden
zirveden sonra biraraya gelmelerini istediğini belirterek, önümüzdeki günlerde
Bankalar Birliği ile TOBB’un organize edeceği bir toplantı yapılacağını
da ifade etti.
Oğuz, şöyle devam etti:
“Herhalde hafta sonu değerlendirilecek. Buna benzer toplantıların en az
üç ayda bir yapılması konusunda bir mutabakat oldu. Ama bazı alt başlıklara
ilişkin toplantıların bugün verilen raporlar ve konuşmalar çerçevesinde,
örneğin KDV ile ilgili kısmı Maliye Bakanlığı ile ayrı bir ekip olarak,
Tarım Bakanlığı ile ilgili kısmı Tarım Bakanlığı ile ayrı bir ekip olarak
sürdürülecek.”
Oğuz, bir gazetecinin “Fonun kurulmasına ilişkin öneriniz oldu mu?” sorusunu
da “Fuat Beyin önerileri içinde vardı. Not edildi. Her halde hafta sonunda
değerlendirilecek” diye yanıtladı.
“Talepler karşısında hükümetin yaklaşımı ne oldu?” şeklindeki bir soru
üzerine de Oğuz, taleplerinin ekonomik programın ruhuna ters düşmeyecek
araştırmalar yapılarak hazırlanmış talepler olduğunu söyledi.
Gerek KDV iadelerinin ödenmesi ilişkin talebin gerekse Eximbank tarafından
bir fon oluşturulmasına yönelik talebin programın ruhuyla ters düşen bir
noktasının bulunmadığını ifade eden Oğuz, “Sadece bu noktada gereken konuya
ilişkin siyasi iradenin tesisi. Zannediyorum o nokta da umuyorum ki olumlu
gelişmeleri haftaya alırız” dedi.
ESNAF YOK OLMA NOKTASINDA
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu (TESK) Başkanı Derviş Günday
ise, Türkiye’nin sorununun üretmemekten kaynaklandığını belirterek, “Türkiye
üretmek yerine ithalat tuzağına düşmüştür. Bu sistem değişmeli, ülke yeniden
üretmeye yönelmelidir” dedi.
Yıllardır en büyük fedakarlığı yapan esnaf ve sanatkarın artık dayanacak
gücü kalmadı” diyen Günday, uygulanmakta olan ekonomik programın başarılı
olabilmesi için esnaf ve sanatkar kesiminin fedakarlığının diğer toplum
kesimlerine göre çok daha ağır olduğunu dile getirdi.
ÇAĞLAYAN: BİR BAŞLANGIÇ YAPTIK
Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan ise kendilerinin morale ihtiyaçları
bulunduğunu ve bunun bir başlangıç olduğunu belirterek, “Sayın Başbakan
ve yardımcıları bizi dikkatle dinlediler. Türkiye ve enflasyonla mücadele
programı açısından son derece faydalı olmuştur” dedi. Bu diyaloğun bir
başlangıç olduğunu ifade eden Çağlayan, reel ve mali sektörün birbirinin
varlık sebebi olduğunu, onların sıkıntılarının da bulunduğunu anlattı.
KİMLER KATILDI
Zirveye, Hükümet kanadından Başbakan Ecevit’in yanı sıra Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli, Hüsamettin Özkan, Mesut Yılmaz
katıldı. Reel sektör adına ise TOBB Başkanı Fuat Miras ve bazı oda başkanları
(İzmir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Sanayi Odası ve Kayseri
Sanayi Odası), Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Tuncay Özilhan,
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) başkanı Okan Oğuz, TESK Başkanı Derviş
Günday, TZOB Başkanı Faruk Yücel ile TİSK Başkanı Refik Baydur, Tekstil
İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin, Deniz Ticaret Odası Başkanı
Cengiz Kaptanoğlu, demir çelik sektörünü temsilen Recep Yazıcı toplantıya
katıldılar.
Bankacılık
sektörünü temsilen de zirvede, Bankalar Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası
Genel Müdürü Osman Tunaboylu, Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin,
Halkbank, Vakıfbank, Emlakbank, Yapı-Kredi ve İş Bankası, Akbank, Garanti
Bankası, Koçbank, Dış Ticaret Bankası, TEB, Eximbank, Pamukbank ve Şekerbank
genel müdürleri yer aldı.
|