Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca hazırlanan ilk yasa taslağı şöyle: (Eylül 2000)
İŞ KANUNU İLE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE
LOKAVT KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
Madde 1- 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü
maddesinin (C) bendine ikinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki
paragraf eklenmiştir.
“Bildirim sırasında işveren feshin sebeplerini açıkça belirtmek zorundadır.”
Madde 2- 1475 sayılı Kanununun 17 nci maddesine aşağıdaki son
fıkra eklenmiştir.
“Feshin haklı bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.”
Madde 3- 5/5/1983 tarihli 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev
ve Lokavt Kanununun 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 13/A
maddesi eklenmiştir.
“İlk defa toplu iş sözleşmesi yapılan işyerlerinde iş güvencesi:
Madde 13/A- İlk defa toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek olan işyeri
işvereninin, kendisine bildirilen üyelik fişlerine dayanarak işyerinde
çalışan sendika üyesi işçilerin iş akitlerini, sendikaya üye olmaları nedeniyle
feshetmesi halinde; işçi veya talebi üzerine üyesi olduğu sendika, fesih
bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde fesih işleminin
sendikaya üye olma nedeniyle yapıldığının tespiti için Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulunabilir.
Yapılan başvuru üzerine konu, Bakanlık iş müfettişlerince başvuru tarihinden
itibaren bir ay içinde incelenir. İnceleme sonucu, işçiye veya üyesi bulunduğu
sendikaya bildirilir.
Bildirimi alan sendika üyesi işçi veya üyesi bulunduğu sendika, işe
iade talebiyle altı işgünü içinde iş mahkemesine başvuruda bulunabilir.
Dava seri muhakeme usulüne göre üç ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece,
feshin sendikaya üye olma nedeniyle yapıldığının tespiti halinde, fesih
işleminin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilir. Kararın
temyiz edilmesi halinde, temyiz incelemesi Yargıtay’ca bir ay içinde sonuçlandırılır.
İşe iade kararı verilen sendika üyesi işçi, kararın kendisine tebliğinden
itibaren altı işgünü içinde işe başlamak zorundadır, işçi bu süre içinde
işe başlamazsa, işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
İşveren bir ay içinde sendika üyesi işçiyi işe başlatmaz ise, işçinin
bir yıllık ücreti tutarında bir tazminat ödemekle yükümlüdür
Sendika üyesi işçinin çalıştırılmadığı süre içinde doğmuş bulunan ücret
ve diğer hakları saklıdır. Bildirim süresine ait ücret işçiye peşin ödenmiş
ise bu tutar yapılacak ödemeden mahsup edilir.
Mahkemece işçinin işe iade edilmesine karar verildiğinde, 2821 sayılı
Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanmaz.”
Madde 4- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 5- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
25/08/1971 tarihli ve 1415 sayılı İş Kanununda gerek gunumuz koşullarından
ve gerekse uygulama ve yargı kararlarından kaynaklanan gereksinimleri karşılamak
amacıyla bugüne değin çeşitli tarihlerde on kez değişiklik yapılmış, ancak,
iş güvencesi ile ilgili olarak Kanunda bir değişiklik öngörülmemiştir.
1475 sayılı İş Kanununun “Akdin feshinde bildirim” baş1ığını taşıyan
13 uncu maddesi, işverene sözleşmenin feshinden önce durumun karşı tarafa
bildirilmesi dışında, haklı görülebilecek bir nedene dayanmak ve sebep
göstermek yükümlülüğünü öngörmemektedir. Üstelik, işverenin fesih hakkını
kötüye kullanması ya da derhal fesih için belirttiği sebebin var olmaması
durumunda da işçinin işe iadesi söz konusu olmamaktadır. Bu yoldaki bir
davranış yalnızca tazminata yol açmaktadır.
Böyle bir düzenlemenin modern gelişmelere ve çağdaş hukuka uygun düşmediği
açıktır. Gerek gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinin mevzuatı ve gerekse konu
ile ilgili uluslararası belgeler dikkate alındığında, işverenlerin hizmet
akdini sona erdirmelerinde belirli önlemlere yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, böylesine geniş ve sınırsız bir fesih hakkının Anayasamızın
çalışmayı herkesin hakkı olarak belirleyen 49 uncu maddesi ve Cumhuriyetin
nitelikleri arasında sayılan “Sosyal Devlet” ilkesi ile de bağdaştığı söylenemez.
İşçinin fesihlere karşı gerektiği şekilde korunmadığı bir hukuk düzeninde
sendika özgürlüğünden, toplu iş sözleşmesi özerkliğinden ve dolayısıyla
grev hakkından da söz edilemez. İş güvencesinin sağlanmadığı bir sistemde
sendika içi demokrasi de yeterince işleyemez.
İşverenin işçinin işine sebep göstermeksizin son verebilmesi imkanlarına
sahip bulunması, işçinin hukuk düzeninin açıkça kendisine tanıdığı menfaati
koruyamaması sonucunu doğurmaktadır.
Sendikaya üye olmak suretiyle örgütlenme hakkını kullanan işçinin sırf
bu nedenle işten çıkarılması da düşündürücüdür ve bu durumun mutlaka önlenmesi
gerekir. Aksi bir düşünce hem onayladığımız sözleşmelere hem de küreselleşme
mantığına aykırı düşecektir.
Tasarı ile, kısmi de olsa örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi hakkının
yaygınlaştırılması, ilk defa sözleşme kapsamına girecek işyerlerinde çalışan
sendika üyesi işçilerin işten çıkarılmalarının önlenmesi, ayrıca her türlü
fesihlerde işverene neden bildirme yükümlülüğü getirilerek uluslararası
çalışma örgütü sözleşmelerine uygunluk sağlanması amaçlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Dünya ülkelerinin çok büyük bir bölümünde, işverenin
bir işçiyi işten çıkarabilmesi için geçerli bir neden göstermesi gerekmektedir.
Geçerli nedenin ne olduğu konusunda da ülkeden ülkeye farklı uygulamalar
bulunmaktadır.
Beyaz Rusya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, İsviçre, İspanya,
Almanya, Macaristan gibi ülkelerin mevzuatında bu yönde hükümler yer almaktadır.
Bu ülkelerden önemli bir bölümü, 158 sayılı ILO Sözleşmesini onaylamadığı
halde mevzuatında benzer bir güvenceyi sağlayacak değişiklikleri yapmıştır.
Ülkemiz tarafından onaylanan 158 sayılı ILO Sözleşmesinde, işçinin işten
çıkarılabilmesi veya hizmet akdinin işveren tarafından sona erdirilebilmesi
için, işçinin yetenekleri veya davranışlarıyla ya da işletmenin faaliyetine
ilişkin gereksinmelerle bağlantılı geçerli bir nedenin bulunması gerektiği
belirtilmiştir.
İşçilerin işverenlerle ilişkilerini düzenleyen 1475 sayılı İş Kanununun
13. maddesi ise işverene hiç bir gerekçe göstermeksizin işçiyi işten çıkarma
hakkını tanımaktadır. İşçinin işveren tarafından işten çıkarılmasında öngörülen
tek koşul, işçiye belirli bir süre önceden haber verilmesi ve işçinin hak
etmiş olması durumunda kıdem tazminatının ödenmesidir. Bu durum 158 sayılı
Sözleşmeye aykırıdır.
Bu nedenle, 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesinin (C) bendine
bir paragraf eklenmek suretiyle süresi belirli olmayan hizmet akitlerinin
feshinden önce işverene neden bildirme yükümlülüğü getirilerek 158 sayılı
Sözleşmeye uygunluk sağlanmıştır.
Madde 2- 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi, işverenin bildirimsiz
fesih hakkını düzenleyen önemli hükümlerinden birisidir. Maddede işverene
geniş anlamda ihbarsız ve tazminatsız fesih yetkisi tanınmıştır.
Bu maddeye göre yapılan fesihlerin tazminatsız olması nedeniyle uyuşmazlıklar
zorunlu olarak yargıya intikal etmektedir. İşveren tarafından yapılan fesihlerin
çoğunda da sadece “17 nci maddeye göre feshedilmiştir.” ifadesinin kullanılması,
yargı safhasında “ispat yükü”nün kime ait olacağını da gündeme getirmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesince verilen bir çok kararda da haklı nedene dayandığı
iddiasıyla işçinin iş ilişkisini sona erdiren ve herhangi bir tazminat
ödemek durumunda olmayan işverenin bu durumu kanıtlaması gerekir...” şeklindeki
görüşleriyle işverenlerin bu maddeye dayanarak yapmış oldukları fesihlerde
ispat yükü işverene yüklemektedir.
Bu bakımdan, 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesine getirilen fesih
bildirimlerinde neden bildirme zorunluluğu aynı gerekçelerle 17 nci maddeye
de uyarlanmış ve böylece yargı safhasında ispat yükümlülüğü işverene bırakılarak
yargı kararlarına ve 13 üncü maddede öngörülen değişikliğe paralel bir
düzenleme getirilmiştir.
Madde 3- İlk defa toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek işyerleri
için yetki tespiti başvurusu sırasında sendika tarafından işverene bildirilecek
sendika üyesi işçilerin işten çıkarılmaları halinde işe iade yükümlülüğü
getirilmiş, sendika üyesi işçiye veya üye olduğu sendikaya iş mahkemesinde
dava açma hakkı tanınmış ve bu davanın da kısa sürede sonuçlandırılması
öngörülmüştür.
Bu düzenleme ile mahkemece feshin haksız bulunması durumunda, hizmet
akdinin yeniden kurulması ve sendika üyesi işçinin işe iadesine karar verilmesi
amaçlanmıştır.
İşverenin, sendika üyesi işçiyi mahkeme kararına rağmen işe başlatmaması
halinde bir yıllık ücreti tutarında tazminat ödemekle sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca, sendika üyesi işçinin çalıştırılmadığı süre içinde doğmuş bulunan
ücret ve diğer hakları da saklı tutulmuş, bu durumdaki işçilerin ayrıca
1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesinin (C) bendi ile 2821 sayılı Sendikalar
Kanununun 31 inci maddesinin altıncı fıkrası hükümlerinden yararlanamayacakları
düzenlenmiştir.
Madde 4- Yürürlük maddesidir.
Madde 5- Yürütme maddesidir.
|