| Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
MADDE 15- 1. Bankalardaki tasarruf mevduatı kamu tüzel kişiliğini
haiz "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" tarafından sigorta edilir.
2. Fonun kaynakları;
a) Sigorta primlerinden,
b) 10 uncu maddeye göre zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet
ve alacaklardan,
c) Kuruluş izni verilen bankaların kurucularının 7 nci maddenin
(2) numaralı fıkrasının (d) bendinde belirtilen asgari sermayenin yüzde
onu tutarında Fona yatıracakları sisteme giriş payından,
d) 8 inci maddenin (2) numaralı fıkrası hükümleri çerçevesinde,
devralan bakımından verilen hisse devir izinlerinde, hisseleri devralan
ortaklar tarafından, devralınan hisselerin nominal bedelinin veya borsa
değeri daha yüksek olduğu takdirde borsa değerinin yüzde biri oranında
Fona yatırılacak tutarlardan,
e) Bu Kanun hükümlerine aykırılık dolayısıyla hükmolunacak adli
para cezaları ile idari para cezalarının yüzde ellisinden,
f) Fon mevcudunun gelirleri ile sair gelirlerden,
Oluşur. Fon olağanüstü hallerde, Hazine Müsteşarlığından izin almak
kaydıyla borçlanabilir.
3. Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Fon kaynakları
ile her türlü alacaklarının tahsilinde 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon,
1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu
ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu ile bunların ek ve değişikliklerine tabi
değildir.
4. Fon, Kurulca hazırlanacak Fon yönetmeliği dahilinde Kurum
tarafından idare ve temsil olunur. Fon mevcudunun kullanılış şekil ve esasları
da Fon yönetmeliğinde gösterilir.
5. a) Fon mevcudunun ihtiyacı karşılayamaması durumunda
bankalardan ileride doğacak prim yükümlülüklerine mahsuben bir önceki yılda
ödedikleri sigorta primi toplamına kadar avans alınabilir.
Bu avans Kurulca belirlenecek oran üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte,
doğacak prim borçlarına mahsup edilir.
b) Olağanüstü şartlar nedeniyle, bankalardan alınan avansın
ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalması halinde, bakiye kısım için Kurulun
talebi üzerine Merkez Bankasınca Fona avans verilir. Alınan avansın
vadesi, tutarı, geri ödeme şekil ve şartları ile uygulanacak faiz oranı
ve diğer hususlar Kurulun görüşü alınarak Merkez Bankasınca belirlenir.
6. a) Sigortaya tabi olacak tasarruf mevduatının kapsamı, tutarı,
sigorta priminin tarifesi ile tahsil zamanı, şekli ve diğer hususlar Kurulun
önerisi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenir. Mevduat kabul
eden bütün bankalar, kabul ettikleri tasarruf mevduatını bu kapsam ve şartlar
dahilinde sigorta ettirmek zorundadır.
b) Bir bankanın sermayesinin yüzde on ve daha fazlasına sahip
ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerine, genel müdür ve yardımcılarına,
kredi açmaya yetkili memurlarına, denetçilerine ve bunların ana, baba,
eş ve çocuklarına ait o bankadaki tasarruf mevduatı sigortaya tabi değildir.
c) Bankalarca Fona ödenen primler kurumlar vergisi matrahının
tespitinde gider kabul edilir.
Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasının
sonuçları
MADDE 16- 1. Bir bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat
kabul etme izninin kaldırılması halinde,yönetim ve denetimi Fona intikal
eder.
2. İznin kaldırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının Resmi
Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren banka hakkındaki ihtiyati tedbir
dahil her türlü icra ve iflas takibatı durur.
3. Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankada mevduat
sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya yönelik tedbirleri
alır. Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan
bankanın 17 nci maddede sayılan ilgililerinin mal, hak ve alacaklarına
Fonun talebi üzerine mahkeme tarafından teminat şartı aranmaksızın ihtiyati
tedbir veya ihtiyati haciz konulabilir. Bu şekilde alınan ihtiyati tedbir
ve ihtiyati haciz kararları, karar tarihinden itibaren altı ay içinde dava
ve icra-iflas takibine konu almaz ise kendiliğinden ortadan kalkar. Bankacılık
işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten itibaren
bankanın alacaklıları, alacaklarını temlik edemez veya bu sonucu doğurabilecek
işlemleri yapamazlar. Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki
sigortalı mevduatı doğrudan veya ilan edeceği başka bir banka aracılığı
ile ödeyerek, mevduat sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını
ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas
isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin
ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
4. İflas kararı alınması halinde Fon, iflas masasına imtiyazlı
alacaklı sıfatıyla iştirak eder ve bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak
üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar
toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı
anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye eder.
5. İflasına hükmolunan bankanın Fona olan borçları, masanın nakit
durumuna göre 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 232 nci maddesinde gösterilen
sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeksizin ödenir.
6. İflas kararı verilmeyen hallerde banka hakkında 18 inci maddenin
(2) numaralı fıkrası hükümleri uygulanır.
7. Türkiye’de şubesi bulunan yurtdışında kurulu bankaların herhangi
bir nedenle bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkilerinin
kaldırılması, faaliyetlerinin durdurulması, iflas veya tasfiyelerine karar
verilmesi veya konkordato ilan etmeleri halinde, bu bankaların Türkiye’deki
şubeleri hakkında da 14 üncü maddenin (5) numaralı fıkrası hükümleri ile
bu madde hükümleri uygulanır. Bu şubelerin mevcut ve alacaklarının yurtdışına
transferine ilişkin esaslar Kurulca belirlenir.
8. Fon, iflas masasının aktifindeki paralarla, iflas idaresi
sıfatıyla tahsil ettiği paraları muhafaza ve nemalandırma hususunda
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu ve sair ilgili maddelerine tabi
değildir. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrası hükmü bu paralar için uygulanmaz.
9. Fon, iflas idaresi sıfatıyla ve masanın menfaatine olduğu
takdirde her türlü alacaklar bakımından tahkim, sulh, kabul ve feragat
yetkilerini haizdir. Müflise ait menkul ve gayrimenkullerin satışında 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri
uygulanmaz.
Şahsi sorumluluk
MADDE 17- 1. Bir bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan
ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı
ilzam eden memurlarının kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın iflasına
neden olduklarının tespiti halinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı
olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Kurul kararına istinaden
ve Fonun talebi üzerine şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir.
Bu karar ve işlemler bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı
olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklara menfaat temini
amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin
ettikleri menfaat üzerinden aynı hüküm uygulanır. 14 üncü maddenin (4)
numaralı fıkrasındaki mal beyannamesine ve muhafaza tedbirlerine ilişkin
hükümler burada da kıyasen uygulanır.
2. Bu madde, 14 üncü maddenin (4) numaralı fıkrası gereğince
ortaklık hakları sınırlandırılan ya da hisseleri devrolunan ortaklar ile
anılan fıkrada belirtilen işlemlerde sorumluluğu bulunan ve bu maddenin
(1) numaralı fıkrasında sayılan banka görevlileri hakkında da bankanın
iflası aranmaksızın uygulanır.
3. Mahkemece iflasına karar verilenler hakkındaki takibi, alacaklı
sıfatıyla Fon yürütür.
4. Bu madde hükmüne göre iflası istenenler hakkında mahkemece
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci ve izleyen maddeleri hükümleri
uygulanır.
5. 16 ncı madde hükümleri, bu maddeye göre şahsi iflası istenenler
hakkında da uygulanır.
Bankaların devir, birleşme ve tasfiyesi
MADDE 18- 1. Türkiye’de faaliyette bulunan bankalardan birinin
diğer bir veya birkaç banka ile birleşmesi veya bütün borç, alacak ve mevduatını
Türkiye’de faaliyette bulunan diğer bir bankaya devretmesi, Kurulun iznine
bağlıdır. İzin tarihinden itibaren üç ay içinde ilgili bankaların yetkili
organlarınca karar alınarak devir veya birleşme işlemlerine geçilmediği
takdirde, verilen izin geçersiz olur. Merkez Bankası, Kurulca alınacak
karar üzerine devir veya birleşme işlemleri süresince bankalara mevduat
munzam karşılıkları hesabından iadeler yapabilir veya bu yükümlülüklerini
erteleyebilir. Bankaların bu madde hükümlerine göre birleşme ve devirlerinde
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmaz. Birleşme ve devirlere
ilişkin esas ve usuller Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılacak bir yönetmelik
ile belirlenir. Birleşme veya devir işleminin kesinleşmesini müteakip,
devredilen bankanın bütün hak ve borçları ile mevduatı devralan bankaya
geçer ve devredilen bankanın tüzel kişiliği sona ererek kaydı Ticaret Sicilinden
silinir.
2. Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar faaliyetlerine son
vermek ve bunları tasfiye etmek istedikleri takdirde, durumu Türkiye çapında
basımı ve dağıtımı yapılan en az iki gazete ile ilan ve mevduat sahipleri
ile alacaklılarına veya bu durumda sayılabilecek kişi ve kurumlara tebliğ
ederek ellerinde bulunan ayni ve nakdi her türlü mevduat ile emanet ve
cari hesap bakiyelerini ve sair borçlarını, vadeli olsalar bile vadelerini
beklemeksizin iki ay içinde iadeye ve bu süre içerisinde sahibi başvurmayan
ayni ve nakdi her türlü mevduat, emanet ve alacakları Kuruma tevdi etmeye
mecburdurlar. Kurum, bu suretle verilen değerleri, takip eden yılbaşından
başlamak üzere on yıl süre ile her yıl başında usulüne göre ilan
etmek suretiyle saklar. Son ilan tarihinden itibaren altı ay içinde aranmayan
bu değerler Fona gelir kaydolunur. Kurum, tasfiye işlemlerini denetlemeye
ve ilgililerden gerek göreceği her türlü belge ve bilgiyi istemeye
yetkilidir.
Türkiye Bankalar Birliği
MADDE 19- 1. Bu Kanuna tabi bankalar faaliyet izni aldıkları
tarihten itibaren bir ay içinde Türkiye Bankalar Birliğine üye olmak zorundadırlar.
Tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan bu
Birliğin amacı;
a) Bankacılık mesleğinin gelişmesini temin etmek,
b) Bankaların birlik ve bankacılık mesleğinin gerektirdiği vakar
ve disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını
sağlamak,
c) Bankalar arasındaki haksız rekabeti önlemek amacıyla, gerekli
her türlü tedbiri almak ve uygulamak,
d) İlan ve reklamlarında bankaların uyacakları esas ve şartları
tür, şekil, nitelik ve miktarları itibariyle Kurumun uygun görüşünü
alarak tespit etmektir.
2. Birlik, bankacılık konusundaki mevzuatı ve aldığı karar ve
önlemlerin uygulanmasını takip eder ve Kurumca alınması istenen tedbirleri
alır.
3. Birliğin organ seçimleri bu Kanunda öngörülen esaslar çerçevesinde
gizli oyla ve yargı gözetimi altında gerçekleştirilir. Seçim yapılacak
genel kurul toplantısından en az onbeş gün önce seçimlere katılacak üye
kuruluşları ve temsilcilerini belirleyen liste, toplantının gündemini,
yerini, gününü, saatini ve çoğunluk olmadığı takdirde yapılacak ikinci
toplantıya ilişkin hususları belirten bir yazı ile birlikte üç nüsha olarak
Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek seçim kurulu başkanı hakime tevdi edilir.
Hakim gerekli incelemeyi yaparak listeyi ve diğer hususları onaylar, bir
sandık kurulu başkanı ve iki sandık kurulu üyesi ile bunlar için birer
yedek üye atar. Oy verme işlemi gizli oy, açık sayım ilkelerine göre yapılır.
Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip seçim sandık
kurulu başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanağın düzenlenmesinden
itibaren iki gün içinde seçimlere yapılacak her türlü itirazlar hakim tarafından
aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
4. Birliğin organları, çalışma esasları ve faaliyetlerinin kapsamı
Kurulun, Birliğin görüşünü alarak yapacağı öneri üzerine Bakanlar Kurulu
kararıyla yürürlüğe konulacak Birlik Statüsünde gösterilir. Bankalar, Birlik
Statüsüne ve Birlik tarafından alınacak karar ve tedbirlere uymak zorundadır.
Birliğin giderleri, Birlik Statüsü gereğince tespit olunan oy sayısına
göre bankalara dağıtılır. Bankalar, kendilerine düşen masraf paylarını
statüde belirtilen süre içinde yatırmak zorundadırlar. Masraf iştirak payları
belirlenen süre içinde ödenmediği takdirde Birlik tarafından icra yoluyla
tahsil olunur. Masraf iştirak paylarının ödenmesine dair kararlar 2004
sayılı İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinde yazılı resmi belge niteliğindedir.
5. Birliğin aldığı genel ya da özel nitelikteki karar ve tedbirlere
zamanında ve tam olarak uymayan üyeler hakkında Birlik Yönetim Kurulunca
bir milyar liraya kadar para cezası uygulanabilir. Birlik, cezaları bir
yandan ilgiliye tebliğ etmekle beraber diğer yandan gelir kaydı için Fona
bildirir. Bu cezalar tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenmediği
takdirde Fon tarafından 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olunur.
Diğer hükümler
MADDE 20- 1. Bakanlar Kurulu;
a) Bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde
uygulayacakları azami faiz oranları ile sağlayacakları diğer menfaatlerin
nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen
veya tamamen serbest bırakmaya,
b) Kredilerin kalkınma planlarının amaçlarına uygun olarak yönlendirilmesi
için fon kurmaya, kaldırmaya, kaynağını kredilere tahakkuk ettirilen faizlerden
veya sair suretlerle sağlamaya,
Yetkilidir. Bakanlar Kurulu, (a) bendinde belirtilen yetkilerini Merkez
Bankasına devredebilir.
2. Mevduat kabul etmeyen bankalar bu Kanunun 10 uncu maddesinin
(2), (3) ve (4) numaralı, 11 inci maddesinin (1), (2), (3), (4), (5), (6),
(7), (8) numaralı fıkraları ile 12, 15(2/c,d ve e bentleri
hariç), 16 ve 17 nci maddeleri hükümlerine tabi değildir. Bu bankaların
kuruluşunda ödenmiş sermaye tutarı 7 nci maddenin (2) numaralı fıkrasının
(d) bendinde belirtilen tutarın üçte ikisinden az olamaz. Bu bankaların
bankalardan ve kendi müstakrizlerinden genel esaslar dahilinde sağladıkları
paralar mevduat sayılmaz.
3. 21, 22 ve 23 üncü madde hükümleri hariç olmak üzere, bu Kanundaki
parasal tutar ve sınırlardan her biri, her yıl, kısmen ya da tamamen, Devlet
İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan toptan eşya fiyatları endeksinin
iki katının gerektirdiği miktar ve sınırları geçmemek üzere Kurul kararıyla
artırılabilir. Bu Kanunun 21, 22 ve 23 üncü maddelerinde yer alan maktu
para cezaları ise, her yıl Ocak ayından geçerli olmak üzere, 213 sayılı
Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit edilecek
yeniden değerleme oranı kadar artırılmak suretiyle bulunacak tutarlar üzerinden
uygulanır.
4. Bankaların, kimliklerini ve vergi kimlik numaralarını belgelemeyen
müşterileri adına mevduat, kredi ve her ne ad altında olursa olsun hesap
açmaları, sözleşme düzenlemeleri, havale ve kambiyo hizmetleri ile diğer
bankacılık ve mali hizmetleri vermeleri yasaktır. Bu fıkranın uygulanmasına
ilişkin esas ve usuller Kurumun görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca düzenlenir.
Bu fıkra hükmüne ve Maliye Bakanlığınca yapılan düzenlemelere uymayanlar
hakkında, 2/4/1998 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünün
uygulanması bu Kanunun 24 üncü maddesinde belirlenen kovuşturma usulüne
tabi değildir.
5. Bankalar dışındaki mali kuruluşların kuruluş ve faaliyetleri
bu Kanun hükümlerine tabi değildir. Bu kurumların kuruluşlarına, faaliyetlerine,
organlarına ve tasfiyelerine ilişkin hususlar ile bunların 6762 sayılı
Türk Ticaret Kanununun ve diğer mevzuatın çeke ilişkin hükümlerine tabi
olup olmayacağı Bakanlar Kurulunca düzenlenir. Düzenleme dışı kalan hususlarda
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanır.
İdari suç ve cezalar
MADDE 21- 1. Kurul kararıyla ve gerekçesi belirtilmek suretiyle
bankalara, bu Kanunun;
a) 8 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki izin alınmaksızın
yapılan pay devirlerinin pay defterine kaydedilmesi halinde iki milyar
lira,
b) 9 uncu maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına aykırı şekilde
atama yapılması veya (5) numaralı fıkrasında belirtilen kişilerin yasaklanan
görevlerde çalıştırılması halinde beş milyar lira ve cezanın tebliğ tarihinden
itibaren on iş günü içinde aykırılığın giderilmemesi halinde bu sürenin
bitiminden itibaren geçen her gün için verilmiş olan cezanın yüzde onu
tutarında,
c) 9 uncu maddesinin (6) numaralı fıkrasına aykırı şekilde
şube ve temsilcilik açılması halinde on milyar lira,
d) 10 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki yükümlülüğün
yerine getirilmemesi halinde bir milyar lira,
e) 11 inci maddesinin (2), (3), (7) ve (8) numaralı fıkralarındaki
kredi sınırlarına uyulmaması halinde iki milyar liradan az olmamak üzere
aykırılık oluşturan tutarın yüzde biri ve (9) numaralı fıkrasındaki kredi
yasaklarına uyulmaması halinde verilen kredinin yüzde beşi tutarında,
f) 11 inci maddesinin (11) numaralı fıkrasına aykırı davranılması
halinde bir milyar lira,
g) 11 inci maddesinin (12) numaralı fıkrasına göre ayrılması
gereken karşılıkların tesis edilmemesi halinde, beşyüz milyon liradan az
olmamak üzere, ayrılması gereken karşılık tutarının binde ikisi; üç aydan
az olmamak üzere Kurumca verilecek süre içinde aykırılığın giderilmemesi
halinde ise tesis edilmeyen karşılık tutarının yüzde üçü tutarında,
h) 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki sınırlama ve yasaklamalara
aykırı davranılması halinde, iki milyar liradan az olmamak üzere, aykırılık
teşkil eden tutarın yüzde beşi ve cezanın tebliğ tarihinden itibaren bir
yıl içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda ise bu sürenin bitiminden
itibaren aykırılığın giderildiği tarihe kadar geçen her gün için verilen
cezanın yüzde biri tutarında,
ı) 12 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki yasaklama ve sınırlamalara
aykırılık halinde, iki milyar liradan az olmamak üzere, yasaklama ve sınırlama
konusu değerin yüzde onu ve cezanın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl
içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda ise, kredi kullandırımından
kaynaklanan aykırılık hariç, bu sürenin bitiminden itibaren aykırılığın
giderildiği tarihe kadar geçen her gün için verilen cezanın yüzde biri
tutarında,
j) 13 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile (2)
ve (4) numaralı fıkralarına aykırı davranılması halinde üç milyar lira,
k) 20 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca alınan kararlara
ve yapılan düzenlemelere aykırı şekilde faiz alınması veya verilmesi ya
da sair menfaat sağlanması halinde, bir milyar liradan az olmamak üzere,
sağlanan menfaat tutarında,
l) İlgili maddelerine göre, Bakanlar Kurulu ve Kurum tarafından
bu Kanuna dayanılarak alınan kararlara, çıkarılan yönetmelik ve tebliğlere
ve yapılan diğer düzenlemelere uyulmaması halinde bir milyar lira,
İdari para cezası uygulanır.
İdari para cezalarının uygulanmasından önce ilgili bankanın savunması
alınır. Savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren
bir ay içinde savunma verilmemesi halinde savunma hakkından feragat edildiği
kabul edilir. İdari para cezalarının verilmesini gerektiren fiillerin tekrarı
halinde, süreli ve oransal cezalar hariç olmak üzere, verilen para cezası
iki katı, ikinci ve müteakip tekrarlarda üç katı artırılarak uygulanır.
Bu cezaların verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde idari para cezası
verilmesini gerektiren aynı fiil işlenmediği takdirde, önceki cezalar tekrarda
esas alınmaz. Verilen para cezaları bir taraftan ilgili bankaya tebliğ
edilmekle beraber diğer taraftan tahsil ve gelir kaydı için Fona bildirilir.
2. Bu maddeye göre ceza uygulama hakkı, aykırılığın vuku bulduğu
tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir.
3. Bu Kanunun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki suçları
işleyenler hakkında kanuni kovuşturmaya geçilmekle birlikte, gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Kurul kararına istinaden Kurumun talebi üzerine
valiliklerce bunların işyerleri geçici olarak kapatılacağı gibi, ilan ve
reklamları durdurulur ya da toplatılır. Bu hüküm 9 uncu maddenin
(6) numaralı fıkrası hükümlerine aykırı olarak yurtiçinde açılan şube ve
temsilcilikler hakkında da uygulanır.
Adli suç ve cezalar
MADDE 22- 1. Bu Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın
bankacılık
işlemleri ile uğraşan veya mevduat kabul eden veya ticaret unvanları,
her türlü belgeleri , ilan ve reklamları veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda
banka adını kullanan, mevduat kabul ettikleri, bankacılık yaptıkları izlenimini
yaratacak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişiler ile tüzelkişilerin görevlileri,
fiile katılma derecelerine göre, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve üç milyar
liradan beş milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
Ayrıca,Kurulun talebi üzerine, bu suçları işleyen kişilerin işyerlerinin
sürekli veya bir yılı geçmemek üzere geçici olarak kapatılmasına, ilan
ve reklamlarının durdurulması veya toplatılmasına mahkemece karar verilir.
2. Bu Kanunun 10 uncu maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmü saklı
kalmak kaydıyla, mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri almalarını kasıtlı
olarak engelleyen bankaların görevli veya ilgili mensupları altı aydan
iki yıla kadar hapis ve bir milyar lira ağır para cezası ile cezalandırılır.
Bu Kanunun 14 üncü maddesi hükümlerine uymayan bankaların işlerini fiilen
yöneten mensupları görev ve ilgilerine ve fiile katılma derecelerine göre
iki milyar liradan beş milyar liraya kadar ağır para cezasıyla birlikte
iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Şu kadar
ki; bu fiiller bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak
tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklara veya bunların iştirak
ve kuruluşlarına yarar sağlamak amacıyla yapıldığı takdirde ağır para cezası
beş milyar liradan az olmamak üzere bu yararların beş katı olarak hükmedilir.
3. Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları
görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim
veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları
zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası
ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler.
Bu fıkrada gösterilen suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını
sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse faile
oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç
katı kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca, meydana gelen zararın ödenmemesi
halinde mahkemece re’sen ödettirilmesine hükmolunur. Zararın kovuşturma
yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme
hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir.
4. Bu Kanunda gösterilen yetkili mercilerin ve denetim görevlilerinin
istedikleri bilgi ve belgeleri vermeyen ya da denetim görevlilerinin görevlerini
yapmalarına engel olan gerçek kişilerle tüzelkişilerin görevli ve ilgilileri
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bir milyar liradan üç milyar liraya kadar
ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Bu fıkrada belirtilen cezalar 13
üncü maddenin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğe uymayan bankaların
sorumluluğu bulunan görevli ya da ilgilileri hakkında da uygulanır.
5. Bankaların bu Kanunda gösterilen merciler ile denetim görevlilerine,
mahkemelere ve diğer resmi dairelere hitaben düzenledikleri belgelerle
yayımladıkları belgelerde yapılan gerçeğe aykırı beyanlardan, işlemlerin
kayıt dışı bırakılmasından veya gerçek mahiyetlerine uygun düşmeyen
bir şekilde muhasebeleştirmesinden, kanuni ve yardımcı defterler ile kayıtlar,
şubeler, yurtiçi ve yurtdışındaki muhabirler ile hesap uygunluğu sağlanmadan
bilançolarının kapatılmasından dolayı bunları veya bunların düzenlenmesine
esas olan her türlü belgeleri imza edenler görev ve ilgilerine ve fiile
katılma derecelerine göre bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç milyar liradan
aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
6. Bir bankanın itibarını kırabilecek ya da şöhretine ya da servetine
zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olan ya da bu yolda asılsız haberler
yayanlar için bir yıldan iki yıla kadar hapis ve bir milyar liradan iki
milyar liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Bu fiilin 15/7/1950 tarihli
ve 5680 sayılı Basın Kanununda belirtilen ya da radyo, televizyon, video,
internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri
yayın araçlarından biri ile işlenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar
hapis ve iki milyar liradan dört milyar liraya kadar ağır para cezasına
hükmolunur. İsimleri belirtilmese dahi bankaların güvenilirliği konusunda
kamuoyunda tereddüte yol açarak bankaların mali bünyelerinin olumsuz etkilenmesine
neden olabilecek nitelikte asılsız haberleri yukarıda belirtilen araçlarla
yayınlayanlara iki milyar liradan dört milyar liraya kadar ağır para cezası
verilir.
7. Bu Kanunun uygulanmasında ve uygulanmasının denetiminde
görev alanlar, görevleri sırasında öğrendikleri bankalar ile bunların iştirakleri,
kuruluşları ve müşterilerine ait sırları bu Kanuna ve özel kanunlarına
göre yetkili olanlardan başkasına açıklayamazlar ve kendi yararlarına kullanamazlar.
Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. Bu yükümlülüğe
uymayan kimseler için bir yıldan üç yıla kadar ağır hapis ve iki milyar
liradan az olmamak üzere ağır para cezasına hükmolunur.
8. Bankaların mensupları ve diğer görevlileri, sıfat ve görevleri
dolayısıyla öğrendikleri bankalara veya müşterilerine ait sırları bu konuda
kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu
yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. Bu madde hükmüne
aykırı davrandığı tespit edilen kişiler için bir yıldan üç yıla kadar ağır
hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezasına hükmolunur.
Banka ve müşterilerine ait sırları açıklayan üçüncü kişiler hakkında da
aynı cezalar uygulanır. Kredilerin takip ve kontrolü için, ana faaliyet
konuları para ve sermaye piyasaları ile sigortacılık olan ve bu konularda
özel kanunlarına göre alınan izin ve ruhsat ile faaliyet gösteren mali
kurumlar arasında müşterileri ile ilgili olarak doğrudan doğruya veya en
az on kurum tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla yapılacak bilgi
alışverişi bu hükmün dışındadır.
9. (7) ve (8) numaralı fıkralarda yazılı kişiler sırları kendileri
ya da başkaları için yarar sağlamak amacıyla açıklarlarsa, üç yıldan beş
yıla kadar ağır hapis cezasına ve üç milyar liradan az olmamak üzere ağır
para cezasına mahkum edilmekle birlikte, fiilin önemine göre bu Kanun kapsamına
giren kuruluşlarda görev yapmaları geçici veya sürekli olarak yasaklanır.
10. Bu Kanuna göre suç teşkil eden hareket ve fiiller başka kanunlara
göre de cezayı gerektirdiği takdirde, failleri hakkında en ağır cezayı
gerektiren kanun maddesi uygulanır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun
sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır.
Diğer kanunlara aykırılıklar
MADDE 23- 1. 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin (II) numaralı paragrafının (d)
bendi ile 52 nci madde düzenlemelerine uymayan; 40 ıncı maddesinin (II)
numaralı paragrafının (a) bendi uyarınca umumi disponibilite ve mevduat
karşılıkları için tespit edilen oranları süresi içinde tesis etmeyen veya
noksan tesis eden ya da (c) bendi uyarınca Merkez Bankasınca alınan ayarlama
kararlarına uymayan bankaların, kurum ve kuruluşların sorumluları hakkında
beşyüz milyon liradan bir milyar liraya kadar para cezası uygulanır.
2. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 43
ve 44 üncü maddelerinde gösterilen zorunluluk ve yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi halinde sorumlular hakkında 22 nci maddenin (4) ve (5) numaralı
fıkra hükümleri uygulanır.
3. Bu maddenin (1) ve (2) numaralı fıkra hükümleri dolayısıyla
kovuşturma yapılması; kanuna aykırılığın Merkez Bankasınca tespiti halinde
bu Bankaca Kuruma bildirimde bulunulması, diğer hallerde ise bu Bankanın
görüşü alınarak Kurum tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda
bulunulmasına bağlıdır.
4. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 35
inci maddesine aykırı hareket edenler 22 nci maddenin (7) ve (9) numaralı
fıkraları gereğince cezalandırılırlar.
5. Diğer Kanunlarda 3182 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanunun
ilgili maddelerine yapılmış sayılır.
Kovuşturma usulü ve para cezalarının tahsili
MADDE 24- 1. Bu Kanunda belirtilen cezalara ilişkin suçlardan
dolayı kovuşturma yapılması Kurumun Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda
bulunmasına bağlıdır. Bu başvuru ile Kurum aynı zamanda müdahil sıfatını
kazanır.
2. Cumhuriyet savcıları kovuşturmaya yer olmadığına karar verirlerse,
Kurum, 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa
göre kendisine tebliğ edilecek bu kararlara karşı itiraza yetkilidir.
3. 22 nci maddenin (6), (8) ve (9) numaralı fıkralarında yazılı
suçlardan dolayı ilgili kuruluşların dava açma hakkı saklıdır.
4. Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin
bulunduğu yerdeki mahkemelerde 8/6/1936 tarihli ve 3005 sayılı Meşhud Suçların
Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre görülür.
5. Bu Kanunda gösterilen para cezaları 21/7/1953 tarihli ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince
vergi dairelerince tahsil edilir. Para cezalarında tüzelkişilerin sorumluluğu
29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 65 inci maddesine
göre tayin olunur.
Kaldırılan ve değiştirilen hükümler
MADDE 25- 1. 25/4/1985 tarihli ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu
ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.
2. 9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış
Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun, bu Kanunda
düzenlenen görev ve yetkilere ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
3. 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin 'I/j' bendi, 22 nci maddesinin
(14) numaralı, 43 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten
kaldırılmış, 4 üncü maddesinin III/c bendi ile 44 üncü maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir;
"Banka dışı mali kurumlarla ilgili kuruluş izinleri ve bunlardan, tasfiyeleri
hususunda karar alma yetkisi Hükümete ait olanların tasfiyeleri hakkında
karara varılmadan önce Bankanın mütalaası alınır."
"Madde 44- Banka, Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, özel finans
kurumları, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman
şirketleri ve Bankaca uygun görülecek benzeri mali kurumların müşterilerinin
risk durumlarını nezdinde toplamak maksadıyla Risk Merkezi
kurar.
Yukarıdaki kurumlar, risk durumları hakkında Bankanın kendilerinden
istediği bütün bilgileri, Bankanın talimatına göre belirteceği süre içinde
ve standartlara uygun olarak vermekle yükümlüdürler.
Risk Merkezinin bütün işlem ve kayıtları gizli olup, Banka ancak, yukarıdaki
kurumları, müşterilerinin veya kredi isteklilerinin risk durumları hakkında
aydınlatabilir. Bilgi alma ve verme şekil ve şartları yönetmelikle belirtilir.
Bankaların keşide ettikleri protestolar, Bankada toplanır. Bunların
toplanma ve duyurulma esasları, Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak
Banka tarafından tespit edilir."
GEÇİCİ MADDE 1- a) Kurul Başkan ve üyeleri, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren üç ay içinde atanırlar. İlk defa atanan üyelerden
Başkan dışında, ikinci yılın sonunda kura sonucunda belirlenecek iki üye
ve dördüncü yılın sonunda, kalan üyelerden kura sonucunda belirlenecek
iki üyenin yerine, bu Kanunda belirtilen hükümlere uygun olarak yeni üye
ataması yapılır.
b) Kurum, Başkan ve üyelerin atandığı tarihten itibaren en geç
bir yıl içinde faaliyete geçer. Kurul, Kurumun faaliyete geçeceği tarihe
kadar, Hazine Müsteşarlığı ile müştereken, Kurumun teşkilatına, faaliyetlerine
ve bu Kanunun uygulamasına ilişkin hazırlık ve düzenlemeler yanında ilgili
mercilere görev alanına giren konularda mütalaa ve önerilerde bulunmak
da dahil olmak üzere istişari nitelikte çalışmalar yapar. Bu süre içinde
Kurulun sekreterya hizmetleri Fon tarafından yerine getirilir.
c) Kurumun faaliyete başlayacağı tarihe kadar, bu Kanunla Kuruma
veya Kurula verilen görev ve yetkiler, ilgisine göre, mülga
3182 sayılı Bankalar Kanununda belirtilen Bakanlar Kurulu, Bakan, Hazine
Müsteşarlığı ile bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları, Merkez Bankası
ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılmaya devam olunur.
3182 sayılı Bankalar Kanununda yer almayan ve bu Kanunla getirilen düzenlemelerle
ilgili yetkiler, Kurumun faaliyete başlayacağı tarihe kadar ilgili Bakan
tarafından kullanılır.
d) Kurul Hazine Müsteşarlığı ile müştereken kuruluş bütçesi hazırlar.
Bu bütçenin giderlerini karşılamak üzere bankalar, 1998 yıl sonu bilanço
toplamları üzerinden 6 ncı maddedeki esaslar çerçevesinde giderlere katılma
paylarını tebligattan itibaren onbeş gün içinde öderler. Bakanlar Kurulu
ilk iki yıl için 6 ncı maddenin (3) numaralı fıkrasında belirtilen oranı
iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Bütçenin uygulanması Kurulca yürütülür.
Kuruluş bütçesi yürürlüğe girinceye kadar Kurul üyelerinin ücretleri, mali
hakları ve sair giderler Fon tarafından karşılanır.
e) Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkanı
ile bankalar yeminli murakıpları, murakıp yardımcıları ve Bankalar
Yeminli Murakıpları Kurulunun diğer personeli, Kurumun faaliyete geçtiği
tarihte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kuruma devredilmiş sayılır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankasının
bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili personeli, muvafakatları alınmak kaydıyla,
Kuruma naklen atanır. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Müsteşarlık ve
Merkez Bankasının bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili personelinden; bu Kurumların
yurtdışı teşkilatında görev yapan veya uluslararası kuruluşlarda görevli
bulunan, lisans üstü eğitim nedeniyle yurtdışında bulunan veya askerlik
ya da sair nedenlerle ücretsiz izinli olanların naklen atanma hakları saklıdır.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmayan
haklar geçersiz olur. Muvafakatları olmayan personel gerektiğinde Kurum
tarafından yeterli personel sağlanıncaya kadar ve her halde iki yılı geçmemek
üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 8 ve ek 9 uncu maddeleri
hükümlerine bağlı kalınmaksızın Kurumda geçici olarak görevlendirilebilir.
f) Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankasından naklen atanacak
ilgili personelden, yaş şartı dışındaki şartları taşıyan ve hazırlanacak
yönetmeliğe göre yeterli görülenler arasından en az üç yıllık hizmeti bulunanlar
bankacılık uzmanı, üç yıldan az hizmeti olanlar bankacılık uzman
yardımcısı olarak atanır. Bunların geldikleri Kurumlarda çalıştıkları süreler
bankacılık uzman ve uzman yardımcılığında geçmiş sayılır. Devredilmiş sayılan
ve naklen atanan personelden geldikleri kurumlara karşı mecburi hizmet
yükümlülüğü bulunanların Kurumda geçirdikleri süreler bu yükümlülüklerin
ifasında dikkate alınır.
g) Bu maddenin (e) numaralı hükmüne göre Hazine Müsteşarlığından
Kuruma devredilmiş sayılanların kadroları ile naklen ataması yapılan
personel kadroları hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilerek, 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvelin Hazine Müsteşarlığına ait
bölümünden çıkartılmış sayılır.
GEÇİCİ MADDE 2- a) Bu Kanuna göre çıkarılacak kararname, yönetmelik
ve tebliğler yürürlüğe girinceye kadar, kaldırılan hükümlere dayanılarak
çıkarılmış ve halen yürürlükte bulunan düzenlemelerin, bu Kanuna aykırı
olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
b) Bankalar, anasözleşmelerini bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi
izleyen bir yıl içinde bu Kanuna uygun hale getirmek zorundadırlar.
c) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle faaliyet göstermekte
olan bankaların yönetim ve denetiminin doğrudan ya da dolaylı olarak başka
bir sermaye grubuna geçmesine yol açan hisse devir ve edinimlerine izin
verilmesinde, 8 inci maddenin (2) numaralı fıkrasında belirtilen hükümlere
uygunluk yanında, banka ödenmiş sermayesinin 7 nci maddenin (2) numaralı
fıkrasının (d) bendinde belirtilen tutara yükseltilmesi şarttır. Ödenmiş
sermayenin devre ilişkin izin tarihinden itibaren bir yıl içinde 7 nci
maddenin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde belirtilen tutara yükseltilmemesi
halinde, hisseleri devralan ortaklar temettü hariç ortaklık haklarından
yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları Fon tarafından kullanılır.
d) 9 uncu maddenin (1) numaralı fıkrasının murahhas üyelere ilişkin
hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan kişiler
hakkında bu görevlerine devam ettikleri sürece uygulanmaz.
e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle faaliyet göstermekte
olan bankalar özkaynaklarını 9 uncu maddenin (6) numaralı fıkrasının gerektirdiği
tutara yükseltmedikleri sürece yeni şube açamazlar.
f) Bankalar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açtıkları
kredileri ve bunlara ilişkin karşılık yükümlülüklerini dört yıl içinde
bu Kanun hükümlerine uygun hale getirmek zorundadırlar.
g) 11 inci maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendindeki oran,
bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen yirmidördüncü ayın sonuna kadar
yüzde yetmişbeş, yirmidördüncü ayın sonundan otuzaltıncı ayın sonuna
kadar yüzde yetmiş, otuzaltıncı ayın sonundan kırkikinci ayın sonuna kadar
yüzde altmışbeş, kırkikinci ayın sonundan ellidördüncü ayın sonuna kadar
yüzde altmış, ellidördüncü ayın sonundan altmışıncı ayın sonuna kadar
yüzde ellibeş olarak uygulanır.
h) Bankalar iştirak tutarlarını 31/12/2000 tarihine kadar bu
Kanun hükümlerine uygun hale getirmek zorundadırlar.
ı) Bankalarca, 3182 sayılı Bankalar Kanununun 32 nci maddesinin
(1) numaralı fıkrası hükmü gereğince ayrılmış bulunan "Muhtemel Zararlar
Karşılığı" hesabındaki bakiyeler "İhtiyari Yedek Akçeler Hesabı"na aktarılır.
j) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce iflas etmiş olan Bankaların
tasfiyesi, tekemmül ettirilen işlemler saklı kalmak kaydıyla, iflas idareleri
tarafından bu Kanun hükümlerine göre yürütülür. Bu maddenin uygulanmasında,
iflas idareleri, bu Kanunun 16 ncı maddesinin 4 üncü, 8 inci ve 9 uncu
fıkralarında Fona verilen yetkileri haizdir ve iflas idarelerinin açacağı
dava ve yürütecekleri takiplerde 492 sayılı Harçlar Kanununun 2 nci maddesi
uygulanmayacağı gibi, her türlü ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde
teminat şartı aranmaz. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce 25.4.1985 tarihli
ve 3182 sayılı Kanunun 23.8.1993 tarihli ve 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
ile yürürlükten kaldırılan 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak
yapılan işlemler hakkında eski hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
k) Bu Kanunun 21 inci maddesinde yazılı oransal cezalar, 2000
yılı sonuna kadar maddede belirtilenlerin yarısı nispetinde uygulanır.
l) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yönetimi veya hisseleri
Fona intikal eden bankalar hakkında da 14 üncü madde hükümleri uygulanır.
Kurul bu bankaların mali bünyelerinin iyileştirilmesi ve yeniden
yapılandırılması için anılan maddede belirtilenler de dahil gerekli her
türlü tedbiri almaya yetkilidir.
GEÇİCİ MADDE 3- Tasfiye halindeki müflis Türkiye Turizm Yatırım
ve Dış Ticaret Bankası A.Ş., Marmara Bankası A.Ş. ve Türkiye İthalat ve
İhracat Bankası A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme
izinlerinin kaldırıldığı tarihler itibariyle bu bankalar nezdinde bulunan
bir gerçek kişiye ait Türk Lirası cinsinden tasarruf mevduatı ile
tasarruf mevduatı niteliğini haiz döviz tevdiat hesapları toplamının, Fon
tarafından sigorta kapsamında nakden veya hesaben yapılan ödemeler düşüldükten
sonraki bakiyesinin 1 milyar Türk Lirasına kadar olan kısmı, Bankaların
bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izinlerinin kaldırıldığı
tarihte geçerli Merkez Bankası döviz alış kurları üzerinden ABD Dolarına
çevirilerek, bu Kanunun yayımı tarihinde geçerli Merkez Bankası ABD Doları
döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılıkları, Fon tarafından
hesap sahiplerine ödenir.
Tasarruf mevduatı niteliğini haiz döviz tevdiat hesaplarının yukarıda
belirtilen 1 milyar Türk Lirasına kadar olan karşılığının belirlenmesinde,
bankaların bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izinlerinin kaldırıldığı
tarihte geçerli Merkez Bankası döviz alış kurları esas alınır.
Ödemelere ilişkin sair usul ve esaslar Fon tarafından belirlenir.
Fon, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yapacağı ödemelerle ilgili
olarak iflas masalarına imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder.
Yürürlük
MADDE 26- Bu Kanunun 14 üncü maddesi ve geçici 2 nci maddesinin
(l) bendi hükümleri 11.06.1999 tarihinde, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 27- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Türk malî sektörü, 1980 yılından başlayarak uygulamaya konulan liberal
politikalar sonucunda önemli ölçüde yapısal değişikliğe uğramış, dinamizm
kazanmıştır. Finansal işlemlerin gayrisafi millî hâsıla içindeki payı giderek
genişlemiş, malî yasaların derinliği artmıştır. Malî sektör kurumları ve
kurumların işlevleri bu dönemde önemli bir gelişme kaydetmiş, en büyük
gelişme ise malî sektörün lokomotifi konumunda bulunan bankacılıkta görülmüştür.
Bu gelişimde, selektif kredi politikalarının kaldırılması, mevduat ve kredi
faizlerine serbesti tanınması, liberal kambiyo düzenlemeleri gibi deregülasyona
yönelik uygulamaların benimsenmesinin yanısıra, sektöre ilişkin mevzuat
düzenlemelerinin uluslararası normlar seviyesine yükseltilmesi için yapılan
çalışmalar da rol oynamıştır.
Bankalar genel olarak halktan kaynak temin eden ve temin ettikleri bu
kaynakları kendileri veya kaynak sahipleri adına kullanan kuruluşlardır.
İşlevsel bu özellikleri bakımından bankalara ilişkin düzenlemeler iki temel
amaca dayanmaktadır. Bu amaçlardan biri bankalara tevdi edilen tasarrufların
korunması, diğeri ise toplanan kaynakların etkin bir şekilde ekonominin
ihtiyaçlarına uygun olarak kullanılmasının sağlanmasıdır. Diğer taraftan,
içinde bulunduğumuz enformasyon teknolojisinin çok gelişmiş olduğu bilgi
çağında, malî sektör ile reel sektör arasındaki etkileşim hızı oldukça
artmış, dolayısıyla, malî sektörde yaşanan gelişmelerin reel sektörü etkileme
süreci kısalmıştır.
Bu bakımdan, gerek tasarrufların korunması ve bunların etkin ve verimli
bir şekilde kullanılması, gerekse malî sektörde doğabilecek olumsuzlukların
önlenmesi için, ülkeden ülkeye farklılık arzetmekle birlikte, kanun koyucu
bankalara ilişkin mevzuat ile tasarrufları koruyucu önlemler getirmekte
ve birer güven ve itibar müessesesi olarak kurulan bankaların likidite,
emniyet ve rantabilite ilkeleri çerçevesinde faaliyet göstermelerini ve
etkin bir şekilde denetlenmelerini sağlayacak düzenlemeler yapmaktadır.
Nitekim, son yıllarda Avrupa Birliği, OECD gibi uluslararası kuruluşlar
nezdinde, bankaların faaliyet ve denetimlerine ilişkin uygulamaların bağımsız
kurumlar tarafından yürütülmesi, banka sahipliğinin ve yönetiminin kontrol
altında tutulması ve bankaların denetim ve gözetimlerinin daha etkin, geniş
boyutlu ve işlevsel bir şekilde yapılması esasları benimsenmiş ve bu suretle
bankaların denetim ve gözetimlerinin daha etkin, geniş boyutlu ve işlevsel
bir şekilde yapılması esasları benimsenmiş ve bu suretle bankaların disiplin
altına alınması amaç edinilmiştir.
Bankalar Kanunu Tasarısı da temelde bu amaçlara yönelik düzenlemeler
getirmektedir. Tasarı ile getirilen düzenlemelere geçmeden önce, düzenleme
ihtiyacını doğuran nedenlere kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır.
Ülkemizde malî sektörde en büyük paya sahip olan bankacılık sistemini
düzenleyen 25.4.1985 tarihli ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda, uygulama
dönemi içerisinde günün koşullarına ve uluslararası uygulamada ortaya çıkan
gelişmelere uyum sağlamak amacıyla muhtelif değişiklikler yapılmıştır.
Ancak, Bankalar Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin 16.6.1994 tarihli
ve 538 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde
Kararnamenin dayanağını oluşturan 3991 sayılı Yetki Kanununun iptali ile
birlikte, 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de anayasal olarak tartışılır
hale gelmiştir.
Anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali için süresi içinde Anayasa
Mahkemesine yapılmış herhangi bir başvuru bulunmamakla birlikte, Bankalar
Kanunu hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak gerek adlî gerekse idarî
yargı mercilerinde görülmekte olan davalar sırasında 538 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin Anayasaya aykırılığı doğrultusundaki iddiaların Anayasa Mahkemesine
intikal ettirilmesi nedeniyle sözkonusu Kanun Hükmünde Kararnamenin önemli
bazı maddeleri de Anayasa Mahkemesi tarafından şekil yönünden iptal edilmiş
bulunmaktadır. Sözkonusu iptal kararları, Kanunun etkin bir şekilde uygulanabilmesi
açısından zafiyet yaratacak nitelik taşımaktadır. Örnek vermek gerekirse,
Anayasa Mahkemesinin idarî bir işlemin dava edilmesi aşamasında konunun
kendisine intikal etmesi sonucu verdiği karar, malî bünyesinde zafiyet
görülen bankaların rehabilitasyona tabi tutulması amacıyla Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonuna devredilmesine olanak sağlayan Kanunun 65 inci maddesinin
uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. 3182 sayılı Bankalar Kanununun
bir çok önemli maddesini değiştirmiş olan 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
yürürlükte bulunan maddelerinin de benzeri şekilde iptal edilmesi durumunda
ortaya çıkacak hukuksal boşluğun bankacılık sisteminde ciddî ve çözülmesi
zor sorunlar yaratması ise kaçınılmazdır.
Bu çerçevede, bankacılık sektörünün düzenlenmesi hususunda mevcut hukukî
zafiyetin giderilmesi bir zorunluluk arzetmektedir.
Bankaların etkin bir şekilde gözetim ve denetiminin ana şartlarından
birinin denetim otoritesinin bağımsız karar alma yetkisine sahip bir statüde
bulunması olduğu bilinmektedir. Bundan ötürüdür ki Kara Avrupasında önceleri
bakanlık veya merkez bankalarına ait olan denetim yetkisi zamanla genel
idare dışında oluşturulan özerk kuruluşlara devredilmiştir. Geçtiğimiz
yıl İngiltere’de “Financial Services Authority”nin oluşturulması bu yaklaşımın
en son örneğidir. Ülkemizde de Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve buna
ilişkin yıllık programlarda denetim ve gözetim sisteminin etkinliğinin
artırılması ve bu amaçla bağımsız karar mekanizmalarına kavuşturulması
öngörülmüş bulunmaktadır.
Diğer taraftan, bankacılık sistemimizin uluslararası piyasalarla bütünleştirilmesi
esastır. Bunun sağlanabilmesi için bankalara ilişkin düzenlemelerin Avrupa
Birliği ve uluslararası standartlara intibak ettirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda özet olarak belirtilen ihtiyaçları gidermek amacıyla hazırlanmış
olan bu Kanun ile bankaların kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir,
birleşme ve tasfiyeleri ile denetimleri, gerek uygulamada karşılaşılan
sorunlar gerekse uluslararası alandaki gelişmeler dikkate alınmak suretiyle
yeniden düzenlenmiştir.
Bu çerçevede hazırlanan Tasarı ile getirilmek istenen yenilikler aşağıda
belirtilen şekilde özetlenebilir.
1. Denetim ve gözetim yetkisinin daha etkin bir şekilde kullanılabilmesini
teminen, Kanunun çeşitli maddelerinde öngörülen izinleri verme yetkisine,
Kanunun uygulanmasına ilişkin temel ilkeleri belirleme işlevine ve siyasî
otoriteden bağımsız karar alma yetkisine sahip özerk bir statüde “Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu” kurulmaktadır.
2. Banka sahipliği ve yönetiminin denetim altına alınması ve piyasaya
girişte yeterli ve sağlıklı özkaynak aranması suretiyle malî piyasalarda
güven ve itibarın tesisi amaçlanmaktadır.
3. Denetimin etkinliği caydırıcı ve zamanında uygulanabilen yaptırımların
varlığına bağlıdır. Ayrıca ekonomik suça ekonomik ceza verilmesi esastır.
Bu yaklaşımdan hareketle, idarî para cezası uygulanmasına ilişkin düzenleme
getirilmekte, adlî cezaların ise, izinsiz faaliyette bulunmak ve kanun
denetiminin etkinliğinin azaltılmasına yol açan eylemler baştaolmak üzere,
önemli ve istisnai hallerde uygulanması öngörülmektedir.
|