|
MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU
GENEL GEREKÇE
Öteden beri uyuşmazlıkların çözülmesinde uygulanan tahkim, küreselleşen
dünyada ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerinde yatırım yapmalarının
olağan hale gelmesi nedeniyle, yatırımların güvence altına alınması için
iki ya da çok taraflı uluslararası sözleşmelerde uyuşmazlıkların çözüm
yolu olarak öngörülmekte ve seçimlik bir yargı yolu olarak etkinliğini
giderek artırmaktadır. Uluslararası alanda sözleşmeler yapan tarafların,
birbirlerinin millî mahkemelerine gitmeyi kendileri bakımından riskli bulması,
diğer tarafın kendi millî mahkemesinde avantaj elde edebileceği endişesini
taşıması ve yine millî mahkemelerin bürokratik işlemleri ve uzmanlıktan
uzak yapılanmalarının davanın uzamasına neden olacağını düşünmesi, tahkimin
seçimlik bir yargı yolu olarak tercih edilmesinin sebeplerini oluşturmaktadır.
Yargı yolu olarak tahkimin tercih edilmesinin diğer bir nedeni ise, mahkeme
kararlarının uluslararası alandaki etkinliğinin sınırlı bulunmasıdır. Çünkü
millî mahkemeler, yabancı devletin yargı egemenliğinin sonucu olan yabancı
mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda genellikle çekingendirler.
Buna karşılık günümüzde uluslararası ticaret camiasının özel mahkemeleri
konumundaki hakem veya hakem kurulu kararları, Yabancı Hakem Kararlarının
Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Anlaşmasına göre 150 dolayında
ülkede icra edilebilmektedir. Tüm bu gerekçeler, uluslararası ticarî ve
ekonomik sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yolu olarak tahkimi
cazip ve vazgeçilmez kılmaktadır.
Millî tahkim, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda, yabancı hakem kararlarının
tenfizi ise Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunda düzenlenmiştir.
Taraf olduğumuz ve milletlerarası tahkime ilişkin bir çok milletlerarası
antlaşmanın Anayasanın 90 ıncı maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası
olmasına karşın, ülkemizde milletlerarası tahkimin esas ve usullerine ilişkin
bir düzenleme bulunmamaktadır.
13.8.1999 tarihli ve 4446 sayılı Kanunla, Anayasanın 125 inci maddesinin
birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, “Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz
şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya
milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime
ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.” hükümleri
getirilmiştir. Anayasa değişikliğine paralel olarak, yabancılık unsuru
taşıyan kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden
doğan uyuşmazlıkların, ayrıca gerçek veya tüzel kişiler arasındaki uyuşmazlıkların
milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin usul ve esaslarının belirlenmesini
sağlamak için Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu
(UNCITRAL) tarafından hazırlanan kanun örneği ve karşılaştırmalı uluslararası
tahkim hukukundaki çağdaş anlayış, gelişme ve ilkeler esas alınarak hazırlanan
Kanun Tasarısıyla; milletlerarası tahkimin amacı, kapsamı, tahkim yargılamasının
başlamasından bitimine kadar olan tüm aşamalarda yetkili ve görevli mahkeme,
mahkemelerin tahkim yargılamasına müdahalesinin sınırı, tahkim şartı veya
sözleşmesinin şekli ve maddî geçerlilik koşulları, tahkim anlaşmasına rağmen
davanın mahkemede açılması halinde ileri sürülecek tahkim itirazı ve süresi,
hakem veya hakem kurulunun ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verme
yetkisi, hakemlerin sayısı ve seçimi, hakemlerin reddi sebepleri ve usulü,
hakemlerin görevlerinin sona ermesi ve yeniden hakem seçimi, hakemlerin
yetkiye ilişkin itirazları karara bağlamaları, tahkim yargılamasına ilişkin
usul kuralları, tahkim yeri ve süresi, tahkim yargılamasında esas alınacak
dil, davanın açıldığı tarih, dava ve cevap dilekçeleri, görev belgesi,
hangi hallerde duruşma yapılacağı, yargılamanın şekli, bilirkişi atanması
ve delillerinin toplanması, hakem veya hakem kurulunca davanın esasına
uygulanacak hukukun tayini, hakem kararının şekli, içeriği, düzeltilmesi,
yorumlanması ve tamamlanması usulü, hakem kararına karşı başvurulacak kanun
yolu, bildirimler, kararın icrası ve yargılama giderleri ile hakem ücretlerinin
düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1. – Kanunun amacının, milletlerarası tahkime ilişkin usul
ve esasları düzenlemek olduğu ve Kanunun, yabancılık unsuru taşıyan ve
tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar
ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıkları kapsadığı belirtilmektedir.
Doğal olarak taraflar tahkim yargılamasının tâbi olduğu kuralları belirlemek
konusunda anlaşmakta serbesttirler. O nedenle aralarındaki uyuşmazlıkların
tahkim yoluyla çözümünü bu Kanuna tâbi kılabilecekleri gibi hakem veya
hakem kurulu da uyuşmazlığın çözümünde bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını
seçebileceklerdir.
Tahkim yeri Türkiye dışında olsa da, mahkemede tahkim itirazı ve anlaşması
ile ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz hallerinde de bu Kanun hükümleri
uygulanacaktır. Ancak, Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî
haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tâbi olmayan
uyuşmazlıklarda bu Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.
Anayasanın 125 inci maddesi gereğince, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz
şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milletlerarası
tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebilmesi yabancılık unsurunun bulunması
halinde mümkündür. Bu düzenlemeye paralel olarak, Kamu Hizmetleri ile İlgili
İmtiyaz Şartları ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna
Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun uyarınca yabancılık
unsuru bulunan kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden
doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin bu Kanun
kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümlerinin
saklı olduğu belirtilmiştir.
Madde 2. – Tahkime milletlerarası nitelik kazandıran yabancılık
unsurları açıklanmıştır.
Madde 3. – Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde
görevli ve yetkili mahkemeler gösterilmiş ve tahkim yargılamasının niteliği
ve yargılama kurallarının tahkim anlaşmasının taraflarınca kararlaştırılabildiği
göz önünde bulundurularak, mahkemelerin tahkim yargılamasına yardımı ve
müdahalesi bu Kanunda sayılan haller ile sınırlı tutulmuştur.
Madde 4. – Tahkim anlaşmasının tanımı yapılmış; bu anlaşmanın
tahkim yargılamasına dayanak olması nedeniyle yazılı şekilde yapılması,
anlaşmanın geçerlik şartı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, hangi hallerde
yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılacağı da belirtilmiştir.
Tahkim anlaşmasının, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere
seçtikleri hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun
ise geçerli olduğu açıklanmıştır.
Maddenin son fıkrasında da, tahkim anlaşmasına karşı asıl sözleşmenin
geçersiz olduğu ve tahkim anlaşmasının henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin
olduğu itirazında bulunulamayacağına yer verilmiştir.
Madde 5. – Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta,
dava mahkemede açılmışsa, tahkim itirazında bulunulabileceği; tahkim itirazının
ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların
çözülmesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin
hükümlerinin uygulanacağı mahkemenin, tahkim itirazını kabulü durumunda
davayı usulden reddedeceği düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında tarafların, tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları
durumunda mahkemenin, davadan el çekerek dosyayı ilgili hakem veya hakem
kuruluna göndermesi öngörülmüştür.
Madde 6. – Tahkim yargılamasından önce ya da tahkim yargılaması
sırasında, tarafların, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı
istemesi ve mahkemece böyle bir tedbire veya hacze karar verilmesinin,
tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmayacağı; tahkim yargılamasının kurallarını
tahkim anlaşmasında belirleme yetkisine sahip olan taraflar, aksini kararlaştırmadıkları
ve birinin istemi üzerine hakem veya hakem kurulunca ihtiyati tedbir ya
da ihtiyati haciz kararı verilebileceği;böyle bir karar verilmesinin uygun
bir güvenceye bağlanabileceği düzenlenmiştir. Ancak, tahkim yargılamasının
niteliği dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulunun, cebrî icra organlarınca
icrası ya da diğer resmî makamlarca yerine getirilmesi gereken veya tahkim
anlaşmasının tarafları dışında üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir
ya da ihtiyati haciz kararı veremeyeceği açıktır.
Tahkim yargılamasının, tarafların serbest iradeleriyle yaptıkları bir
tahkim anlaşmasına dayandığı dikkate alındığında, hakem veya hakem kurulunca
verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararının yerine getirilmemesi
durumunda yaptırım öngörülmemekle birlikte;ihtiyati tedbir veya ihtiyati
haciz kararının yerine getirilmemesi halinde diğer tarafın tedbir kararı
verilmesi istemiyle mahkemeden yardım isteyebileceği gibi, tarafların Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra İflas Kanununa göre istemde bulunma
haklarının da saklı olduğu belirtilmiştir.
Tahkim yargılaması öncesinde veya tahkim yargılaması sırasında mahkemece
verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı, hakem veya hakem kurulunun
kararıyla ortadan kaldırılamayacaktır. O nedenle tahkim davasının hakem
veya hakem kurulunca reddedilmesi ya da hakem kararının icra edilebilir
hale gelmesiyle ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının kendiliğinden
ortadan kalkacağı kuralına yer verilmiştir.
Madde 7. – A) Hakemlerin sayılarının belirlenmesi yöntemi gösterilmiştir.
B) Hakemlerin seçilmesi yöntemi açıklanmış, tarafların hakemlerin seçimi
usulünü belirlemelerine karşın, hakem seçiminin yapılamaması durumunda
taraflardan birinin istemi üzerine hakem veya hakem kurulunun seçiminin
asliye hukuk mahkemesi tarafından yapılabileceği belirtilmiş ve bu seçimde
esas alınacak hususlara yer verilmiştir.
C) Hakemin reddi sebepleri belirtilmiş;tahkim yargılamasının özelliği
gözetilerek, hakemlik önerilen kimsenin, tarafsızlık ve bağımsızlığından
şüphe edilmesini haklı gösterecek durum ve şartları açıklaması yükümlülüğüne
yer verilmiştir.
D) Tahkim anlaşmasında tarafların, hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştırabilecekleri
belirtilmiş; ret istemi kabul edilmeyen tarafın asliye hukuk mahkemesinden
bu kararın kaldırılmasını isteyebileceği;ayrıca tahkim yargılaması için
bir hakem tayin edilmiş ise onun reddi veya hakem kurulunun tümünün ya
da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi için ancak
asliye hukuk mahkemesine başvurulabileceği;asliye hukuk mahkemesinin bu
konuda vereceği kararların kesin olduğu; tahkim anlaşmasında hakem veya
hakemlerin isimlerinin belirlenmemiş olması halinde yeniden hakem seçimi
yoluna gidilerek tahkim yargılamasının devam edeceği belirtilmiştir.
E) Görevi kabul eden hakemin haklı bir neden olmaksızın görevini yerine
getirmekten kaçındığı hallerde tarafların uğradığı zararı ödemekle yükümlü
olduğu belirtilmiştir.
F) Bir hakem hukukî veya fiilî sebeplerle görevini hiç ya da zamanında
yerine getiremediği takdirde, o hakemin yetkisinin, bizzat kendisinin çekilmesi
veya tarafların bu yönde anlaşmaları ile sona ereceği, tarafların bu konuda
anlaşamamaları halinde asliye hukuk mahkemesine başvurabilecekleri belirtilmiş;hakemin
yetkisinin diğer tarafın muvafakati ile sona ermesi halinin, hakemin reddi
sebeplerinin varlığının kabulü anlamına gelmediği açıklanmıştır.
G) Tahkim yargılaması sırasında hakemlerden birinin herhangi bir nedenle
görevinin sona ermesi halinde, seçiminde uygulanan usulle yerine yenisinin
seçileceği, hakemlerin değişmesi nedeniyle tahkim süresinin durmayacağı;tahkim
anlaşmasında hakem veya hakemlerin isimlerinin açıkça belirlenmiş olması
halinde hakemin, hakem kurulunun veya kurulun karar çoğunluğunu ortadan
kaldıracak sayıda hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda,
tahkimin de sona ereceği belirtilmiştir.
H) Hakem veya hakem kurulunun kendi yetkisi hakkında karar verebileceği,
bu kararı verirken sözleşmede yer alan tahkim şartının sözleşmenin diğer
hükümlerinden bağımsız olarak değerlendirileceği, hakem ya da hakem kurulunca
asıl sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmasının, kendiliğinden
tahkim anlaşmasının hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı belirtilmiş; taraflarca
hakem veya hakem kurulunun yetkisizliğine ilişkin itirazların ileri sürülme
ve sonuçlandırılma usulü gösterilmiştir.
Madde 8. – A) Tarafların, hakem veya hakem kurulunca tahkim yargılamasında
uygulanacakları yargılama kurallarını serbestçe belirleyebilecekleri; bu
belirlemede, bir kanuna, milletlerarası veya kurumsal tahkim kurallarına
yollama yapabilecekleri ve bu konuda bir anlaşma yapmamaları halinde tahkim
yargılamasının bu Kanuna göre yürütüleceği öngörülmüştür.
B) Tarafların, tahkim yargılamasında eşit hak ve yetkiye sahip oldukları
ve yabancı gerçek veya tüzel kişiler tarafından da temsil olunabilecekleri
gösterilmiştir.
Madde 9. – Tahkim yerinin taraflarca serbestçe kararlaştırılacağı
veya onların seçtiği bir tahkim kurumunca belirleneceği, bu hallerin anlaşmada
gösterilmemiş olması durumunda tahkim yerinin hakem ya da hakem kurulunca
olayın özellikleri göz önünde bulundurularak belirleneceği, hakem veya
hakem kurulunun tahkim yargılamasının gerektirdiği durumlarda taraflara
önceden bildirmek kaydıyla başka bir yerde de toplanabileceği belirtilmiştir.
Madde 10. – A) Tahkim davasının açıldığı tarihi tarafların kararlaştırabileceği,
kararlaştırmamışlarsa ve hakem seçimi başka bir kişi, kurum veya kuruluş
tarafından yapılacak ise bunlara başvurulduğu, hakem seçimi taraflarca
yapılacak ise davacının hakemini seçip kendi hakemini seçmesini diğer tarafa
bildirdiği; hakem veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadlarının
anlaşmada belirtildiği durumlarda, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi
talebinin karşı tarafça alındığı tarihte davanın açılmış sayılacağı belirtilmiş;mahkemeden
ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış olan tarafın otuz gün
içinde davasını açmak zorunda olduğu, aksi halde ihtiyati tedbir ya da
ihtiyati haczin kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiştir.
B) Aksi kararlaştırılmadıkça hakem kararının, hakemin seçiminden veya
hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren
bir yıl içinde verileceği, tahkim süresinin, tarafların anlaşmasıyla ya
da bu konuda anlaşmaya varılamaması halinde asliye hukuk mahkemesince uzatılabileceği,
mahkemenin kararının kesin olduğu, talebin mahkemece reddedilmesi sonrası,
tahkim süresi sonunda tahkim yargılamasının sona ereceği gösterilmiştir.
C) Tahkim yargılamasının Türkçe veya Türkiye Cumhuriyeti tarafından
tanınan devletlerden birinin resmî dilinde yapılabileceği, taraflarca bu
dillerin serbestçe kararlaştırılacağı, kararlaştırılmamışsa hakem veya
hakem kurulu tarafından belirleneceği, belirlenen bu dil veya dillerin
tarafların bütün yazılı beyanlarında, duruşmalarda, hakem veya hakem kurulunun
ara kararlarında, nihaî kararında ve tüm yazılı bildirimlerde kullanılacağı,
hakem veya hakem kurulunca tarafların dayandığı belgelerin tahkim yargılamasında
kullanılan dillerdeki çevirisi ile birlikte sunulmasına karar verilebileceği
açıklanmıştır.
D) Taraflarca kararlaştırılan ya da hakem veya hakem kurulunca belirlenen
süre içinde verilecek olan dava ve cevap dilekçelerindeki bulunması gerekli
hususlar açıklanmış ve taraflarca, bu ilkenin aksi kararlaştırabilmekle
birlikte tahkim yargılaması sırasında tarafların iddia veya savunmalarını
değiştirip genişletebilecekleri kural olarak benimsenmiştir. Ancak, hakem
veya hakem kurulu bu işlemin gecikerek yapılmış olduğunu ya da diğer taraf
için haksız bir şekilde büyük zorluk yarattığını ve diğer hal ve şartları
dikkate alarak iddia veya savunmanın değiştirilmesi ya da genişletilmesine
izin vermeyebileceği bu kuralın istisnası olarak gösterilmiştir.
E) Hakem veya hakem kurulunun dava ve cevap dilekçesi verildikten sonra
görev belgesi hazırlayabileceği ve bu belgede hangi hususların bulunacağı,
ayrıca bu görev belgesinin hakemler ve taraflarca imza edileceği belirtilmiştir.
Madde 11. – A) Tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun
delillerin sunulması, sözlü beyanlarda bulunulması ve bilirkişiden açıklama
istenmesi gibi sebeplerle duruşma yapılmasına ya da yargılamanın dosya
üzerinden yürütülmesine karar verebileceği, ayrıca taraflardan birinin
istemi üzerine yargılamanın uygun aşamasında da aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça
duruşma yapılabileceği belirtilmiştir. Hakem veya hakem kurulunun, davayla
ilgili yapacağı her türlü keşif tarihini ya da bilirkişi incelemesini veya
diğer delillerin incelenmesi için yapacağı toplantı ve duruşmaları ve tarafların
gelmemeleri halinde bunun sonuçlarını taraflara yeterli bir süre önceden
bildirimde bulunacağı ve ayrıca yine hakem ya da hakem kuruluna sunulan
dilekçeler, bilgiler ve diğer belgeleri taraflara bildireceği hususları
düzenlenmiştir.
B) Tahkim yargılamasını taraflarından birisinin taraf niteliğini kaybetmesi
halinde uygulanacak usul gösterilmiştir.
C) Taraflardan birinin yargılamaya katılmama hallerinin sonuçları bentler
halinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Madde 12. – A) Hakem veya hakem kurulunca belirlenen konular
hakkında bir ya da birden çok bilirkişi atanmasına, tarafların bilirkişiye
gerekli açıklamaları yapmalarına, ilgili belge ve bilgileri vermelerine,
dava ile ilgili keşif yapılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Tahkim yargılamasında taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan
birinin istemi veya hakem ya da hakem kurulunun gerekli gördüğü durumlarda
bilirkişilerin yazılı ve sözlü raporlarını vermelerinden sonra çağrılacakları,
duruşmaya katılabilecekleri ve bu duruşmada tarafların bilirkişilere soru
sorabilecekleri ve uyuşmazlık konusunda kendi seçtikleri özel bilirkişilerini
de dinletebilecekleri belirtilmiştir.
B) Tahkim yargılamasında delillerin hakem veya hakem kurulunca belirlenen
süre içinde verileceği ve bu delillerin toplanmasında asliye hukuk mahkemesinden
yardım istenebileceği, bu durumda da mahkemenin kendi hukukunu uygulayacağı
öngörülmüştür.
C) Tahkim yargılamasında, hakem ve hakem kurulunca uyuşmazlığın esasına
uygulanacak hukukun tespitinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine
ve onların uyuşmazlığın esasına uygulanmak üzere seçtikleri hukuk kurallarına
göre karar verileceği; sözleşme hükümlerinin yorumunda ve tamamlanmasında
ticarî örf ve adetler ile ticarî teammüllerin de göz önüne alınacağı;ayrıca
aksi belirtilmedikçe belirli bir devletin hukukunun seçilmiş olmasının,
o devletin kanunlar ihtilafı kurallarının veya usul kurallarının değil,
doğrudan doğruya maddî hukukunun seçilmiş olduğu anlamına geleceği gösterilmiştir.
Tarafların uyuşmazlığın esasına uygulanacak hukuk kurallarını kararlaştırmamış
olmaları halinde, hakem veya hakem kurulunca uyuşmazlıkla en yakın bağlantı
içinde olduğu sonucuna varılan devletin maddî hukuk kurallarının esas alınacağı
ve ayrıca yine hakem veya hakem kurulunca ancak tarafların açıkça yetkili
kılmış olmaları halinde hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre veya dostane
aracı olarak karar verilebileceği düzenlenmiştir.
D) Tahkim yargılaması sırasında, tarafların uyuşmazlık konusunda sulh
olmaları halinde yargılamaya son verileceği; ayrıca tarafların isteminin
hakem veya hakem kurulunca uygun bulunması halinde sulhün hakem kararı
olarak tespit edileceği öngörülmüştür.
Madde 13. – A) Tarafların aksini kararlaştırmadıkları hallerde
hakem kurulunun oy çokluğu ile karar verebileceği, ayrıca taraflar veya
hakem kurulunun diğer üyelerinin yetki vermeleri durumunda hakem kurulu
başkanının yargılama usulü ile ilgili belirli konularda tek başına karar
verebileceği belirtilmiştir.
B) Tahkim yargılamasını sona erdiren haller ayrıntılı olarak düzenlenmiş
ve bu Kanunun 14 üncü maddesinin (B)fıkrası hükümlerinin saklı tutulduğu
ifade edilmiştir.
Madde 14. – A) Hakem kararlarında nelerin bulunması gerektiği,
aksi kararlaştırılmadıkça kısmî karar verilebileceği, kararın hakem veya
hakem kurulu başkanı tarafından taraflara bildirileceği, tarafların giderini
ödemek koşuluyla hakem kararının asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini
isteyebileceği, bu şekilde gelen dosya ve kararın asliye hukuk mahkemesi
kaleminde saklanacağı belirtilmiştir.
B) Hakem kararlarının otuz gün içinde, kendiliğinden veya tarafların
istemi ile hesap, yazı ve benzeri maddî hatalar bakımından düzeltilebileceği,
aynı sürede tarafların, hakem kararının yorumlanmasını da isteyebileceği;ayrıca
bu süre içinde yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara
bağlanmamış konularda tarafların tamamlayıcı hakem kararı verilmesini isteyebilecekleri,
hakem ya da hakem kurulunun istemi haklı bulması halinde, tamamlayıcı hakem
kararını altmış gün içinde verebileceği; bu şekilde verilen kararların
hakem kararının bir parçasını oluşturacağı ifade edilmiştir.
C) Bu Kanunda geçen yazılı bildirimlerin alınması ayrıntılı olarak açıklanmış
ve bu kuralların mahkemelerce yapılan tebligatta uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Madde 15. – A) Hakem kararına karşı yetkili asliye hukuk mahkemesinde
yalnızca iptal davası açılabileceği, bu davanın öncelikle ve ivedilikle
görüşüleceği, iptal davasında bu Kanunda belirtilen nedenlerden en az birine
dayanılabileceği, bu nedenler dışına çıkılamayacağı, iptal davasının, hakem
kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği
tarihten itibaren otuz gün içinde açılabileceği ve iptal davasının açılmasının
kendiliğinden hakem kararının icrasını durduracağı, tarafların iptal davası
açmaktan kısmen ya da tamamen feragat edebilecekleri;iptal davasının, kural
olarak dosya üzerinden karara bağlanacağı, dava sonundaki karara karşı
sadece temyiz yolunun mümkün olduğu ve temyiz incelemesinin bu maddede
sayılan nedenlerle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanacağı
belirtilmiştir.
B) Hakem kararına karşı açılan iptal davasının reddine ilişkin hükmün
kesinleşmesi halinde talepte bulunan tarafa asliye hukuk mahkemesince hakem
kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verileceği, iptal davası
için öngörülen sürenin geçmesi veya tarafların iptal davası açmaktan feragat
etmesi hallerinde de asliye hukuk mahkemesinin (A)fıkrasının 2 nci bendinin
(a) ve (b) alt bent hükümlerine resen göz önüne alarak hakem kararının
icra edilebilir olduğuna ilişkin belgeyi vereceği belirtilmiştir.
Madde 16. – A) Hakem ücretinin nasıl belirleneceği, hakem kararının
düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması hallerinde ek ücret ödenmeyeceği
belirtilmiştir.
B) Hakem veya hakem kurulu kararında tahkim yargılamasının giderlerinin
gösterileceği, bu giderlerin neleri kapsayacağı ifade edilmiştir.
C) Hakem veya hakem kurulunun, davacı taraftan yargılama giderleri için
avans yatırılmasını isteyebileceği, avansın süresinde ödenmemesinin sonuçları
ve nihaî karardan sonra avansla ilgili yapılacak olan işlemler açıklanmıştır.
D) Aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça, yargılama giderinin haksız
çıkan tarafa yükleneceği, kısmen haklılık durumunda ise, yargılama giderinin
haklılık ölçüsüne göre taraflar arasında paylaştırılacağı, hakem veya hakem
kurulunun yargılamayı sona erdiren ya da taraflar arasındaki sulhün tespitine
ilişkin kararda da yargılama giderlerinin gösterileceği ifade edilmiştir.
Madde 17. – Bu Kanunla düzenlenen konularda, açıkça yollama yapılması
hallerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu Kanunla hakem veya hakem kurulu kararlarına karşı iptal davası yolu
öngörüldüğünden, uygulamada çelişkiye neden olunmaması için 4501 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.
Geçici Madde 1. – Taraflarla, hakem veya hakem kurulu arasında,
hakem ücreti konusunda anlaşma sağlanamazsa, Türkiye Hakem ve Bilirkişi
Odaları Birliği kurulup, bir ücret tarifesi yapılıncaya kadar, hakem ücretinin
yetkili asliye hukuk mahkemesince belirleneceği ifade edilmiştir.
Madde 18. – Yürürlükle ilgilidir.
Madde 19. – Yürütmeyle ilgilidir. |